|
|
 |
 |
12
Eylül'ün 20. yılı... |
| 12 ve 13 Eylül 2000 tarihlerinde
yayınlanan gazetelerde yer alan haber ve yorumlar... |
CUMHURİYET GAZETESİ
- 12 EYLÜL 2000
İŞÇİNİN
EVRENİNDEN - ŞÜKRAN SONER
Devam
Ediyor Hâlâ...
12
Eylül, amaçlanan bütün sonuçları ile devam ediyor hâlâ...
Keşke
12 Eylül kaynaklı sorunlarımız, temel amaç ve ilkeleri ile yerli yerinde
duran yasaklı 12 Eylül Anayasası ve yasaları ile sınırlı olsaydı. Yeniden
baştacı (!) ettiğimiz siyasi yasaklıların yasaklarını referandum kampanyası
ile kaldırırken arkasının geleceğini, adım adım demokratikleşmenin gerçekleşeceğini
ummuştuk.
''Kendim
için istiyorsam namerdim'' diye diye kendileri için istedikleri kadarı
ile demokratikleşmeyi elde edip siyasetin başına, iktidara geldiklerinde;
Demirel' i, Ecevit' i, Erbakan' ı, Türkeş' i, vatandaş için demokrasiyi,
kendi keyfi iktidarları için çok görerek ayak sürüdüler. Aradan yıllar
geçti. Kendi hesaplarına uygun düştüğünde pek çok kez anayasanın orasını
burasını değiştirdikleri halde, 12 Eylül'ün yasaklı düzeninin bütünlüğünü
düzeltmeye yönelik anlamlı bir adım atmadılar.
İstediklerinde
gece yarısı yasaları çıkarmakta mahir hükümetlerimiz, bırakınız anayasayı,
yasaklı siyasi partiler, sendikalar, dernekler, toplumsal yaşam, örgütlenmeye
ilişkin.. yasalarını bu anayasanın üzerindeki, yine 12 Eylül'ün marifeti
yasaklarından ayıklamak üzere kıllarını kıpırdatmadılar.
İktidarı
ele geçirenlerin, en sıradan bir örgütlenmeden devlet gücünü kullanmaya
uzanan bir halkada, nerede olurlarsa olsunlar, 12 Eylül öncesinde düşlerinde
göremeyecekleri iktidar gücünü keyfi kullanabilecekleri bir ortam doğmuştu.
Seçim
kaybettirmeye, akıl almaz siyasi gaflara, en kötüsü her tür kirlenmeye
adı bulaşmış parti liderlerinin partilerinin başında dimdik ayakta durabilmeleri,
yeniden yeniden ülkeyi yöneten koltuklara gelebilmeleri nasıl böyle genel
bir hal aldı ki? İşçinin çıkar örgütü sendikalar, 12 Eylül artı sermayenin
küresel saldırısı karşısında eriyip giderken sendikacılıkta havlu atmış,
sendikacılık sayesinde hem de kirli çıkar ilişkileri içinde köşe dönmüş
sendikacıların hâlâ sandıktan çıkabilmeleri nasıl açıklanabilir ki?
Kirli
servetlerinin hesabını veremeyecekler, yakın çevreleri ile birlikte, her
tür hukuk, yasa, hak dışılıkla köşe dönenler, toplumun her kesiminde nasıl
saygın insan muamelesi görebiliyorlar? Başını çektikleri siyasetin, örgütlenmenin
mezhebine göre, kimilerinin ayakları yıkanıyor, kimilerinin her ayak bastıkları
yerde kurban kesiliyor, el öpme kuyrukları oluşuyor. Emek örgütlerinin
başında olanlarda bile işçiyi, emek haklarını hor gören, küfrü, hakareti
esirgemeyen, işçinin hakkını satanlar revaçta.
Siz,
siz olup onların yerinde olsanız, demokrasinin işletilmesine yarayacak
demokratikleşmeyi, 12 Eylül'ün hukuk düzenini değiştirmeyi ister misiniz?
Sandık demokrasisine dönüşmüş, ayarlanmış delegelerle yeniden yeniden seçilme
olanağını tanıyan, örgüt demokrasisini rafa kaldıran yasaklı düzenin aynen
yürürlükte kalması için elinizdeki iktidar gücünü kullanmaz mısınız?
Siyasi
partilerin, sendikaların, hatta sivil toplum örgütlerinin, yönetim kadrolarının
belirleyiciliğinde 12 Eylül'ün yasaklı düzenine ayıp olmasın diyerek adı
konmadan sahip çıkılması, bunca yıl sonra değişmemesi için ayak sürümesi
anlaşılır bir şey. Ya yasaklar yüzünden doğru dürüst örgütlenemeyen, binbir
güçlük ve özveri ile örgütlenebilse de örgütlenmenin nimetlerinden, gücünden
yararlanamayan kitlelere ne oluyor? Çoğunluk, yükselen değerlerin, medyanın
yarattığı kafa karmaşasında, kendine, çıkarlarına bile yabancılaşmış; neye,
niçin karşı olacağını bile bilemeden, yönünü çizemeden homurdanmakta. Aslında
yakındığı kirli düzenden kırıntısı da olsa pay kapma çabasında.
Bugün
12 Eylül'ün 20. yıldönümü. 12 Eylül'ün yasaklı düzeni bütün sonuçları ile
yürürlükte. Buna karşı anlamlı, örgütlü bir ses, karşı çıkış var mı? Hani
utanılmasa, 12 Eylül'ün kutlaması, bayramı bile olacak.
12 Eylül Belgeleri
(25
EYLÜL 2000)
  |