|
SİYASİ PARTİLERİN
FESHİNE DAİR KANUN
(16
Ekim 1981)
16
Ekim 1981 tarihinde siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin yasanın yayınlanmasından
sonra Milli Güvenlik Konseyi (MGK) Başkanı ve Devlet Başkanı Kenan Evren,
TRT'den yaptığı radyo televizyon konuşmasıyla bu kararlarının gerekçesini
açıkladı.
Evren'in
radyo televizyon konuşması şöyle:
(16
Ekim 1981)
Aziz Türk Milleti,
Ülkemizde, mevcut tüm siyasi
partiler bugünden geçerli olarak feshedilmişlerdir. Milli Güvenlik Konseyi’ni
bu kararı almaya zorlayan durum ve sebepleri şöylece açıklamak mümkündür:
12 Eylül 1980 öncesinde ülkemizin
içinde bulunduğu çok tehlikeli durum ha1a hepimizin gözleri önünde durmakta
ve bütün tazeliği ile hafızalarımızda yaşamaktadır. Seneler ve senelerce
bu fevkalade acı günlerin içinde, yaşama güvencesini kaybetmiş, yarınından
ümidini yitirmiş olan Türk vatandaşları 12 Eylül 1980 günü Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin yönetime bütünü ile el koymasını, büyük bir çoğunlukla tasvip
etmiş ve desteğini esirgememiştir.
O günün şartlarına göre Parlamento
ve hükümet feshedilmiş ve fakat demokrasiye olan inancımızın bir gereği
olarak, siyasi partilerin sadece faaliyetlerinin durdurulması ile yetinilmişti.
Ancak, Türkiye’nin bu duruma gelmesinde büyük sorumluluk taşıyan siyasi
parti mensup ve yöneticilerinin, milletin büyük çoğunluğuna uyarak bu gereği
idrak etmeleri yeni Anayasa, yeni Seçim ve Partiler Kanunu hazırlanıp normal
seçimler yapılıncaya kadar, bu yönetime yardımcı olmaları, hiç olmazsa
köstek olmamaları veya gölge etmemeleri beklenirken, maalesef yazı veya
demeçlerle siyasi amaçlı faaliyet gösterdikleri veya siyasi nitelik taşıyan
tutum ve davranışlarda bulundukları, hatta kendi içlerinde iktidar kavgasını
başlattıkları, kısaca 12 Eylül’den önceki davranışlarını memlekette hiç
bir şey olmamış gibi devam ettirme çabası içinde bulundukları görülmüş,
bunun üzerine Türk toplumunun muhtaç olduğu huzur ve güven açısından bu
gibi faaliyet ve davranışların önlenmesi maksadıyla 52 sayılı Milli Güvenlik
Konseyi kararı alınarak yürürlüğe konulmuştur.
Şu hususu bütün Türk milleti
önünde bir kere daha belirtirim ki, Milli Güvenlik Konseyi hiç bir zaman,
ülke yönetiminin tek bir partiye veya tek bir şahsa verilmesini düşünmemiştir.
Biz, tek parti veya şahıs diktatörlüğünün ülkeyi arzu edilmeyen istikametlere
sürükleyebileceği inancı içerisinde olduğumuzdan dolayıdır ki, bütün konuşmalarımda,
hür, demokratik parlamenter sistemin yeniden sağlam temeller üzerine kurulacağını,
her şeyi ile bozulmuş bir idarenin kısa sürede düzeltilemeyeceğini ve bunun
için de makul bir süreye ihtiyacımız olduğunu dile getirmiştim. Parlamenter
demokrasinin siyasi partilerle gerçekleşen bir sistem olduğunun bilinci
içerisindeyiz. Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.
Bundan dolayıdır ki, siyasi partiler rejimini benimsemiş her demokratik
ülkede olduğu gibi milletimizin kaderi, siyasi partilerin gücüne, görüş
ve düşünce doğrultusuna ve özellikle yöneticilerinin ehliyet ve dürüstlük
derecelerine kesin olarak bağlıdır.
Siyasi partiler, devletin
gücünü azaltan ve parçalayan, vatandaşları birbirine düşman cepheler haline
getiren kuruluşlar olamaz. Siyasi partiler Anayasa ve Kanunlar çerçevesinde
devlet işlerinin ve bütün kamu faaliyetlerinin daha iyi yürütülmesi, bütün
vatandaşların huzur, güven ve refaha kavuşması için programları istikametinde
ancak meşru bir rekabet içinde bulunabilirler. Başka bir deyimle, siyasi
partilerin vatandaşlar arasında uzlaşmaz ayrılıklara, kırgınlıklara ve
bölünmelere asla yer vermeden medeni ve seviyeli bir hizmet yarışı yapmaları
gerekir.
Şimdi elimizi vicdanımıza
koyarak düşünelim; acaba milletin kaderinde başlıca rol oynamış partiler
ve yöneticilerinden hangisi 12 Eylül’e gelinceye kadar bu görevin idraki
içinde oldu? Hangisi devlet çatısının çatırdayarak yıkılmaya başladığını
görüp de milletin refah ve huzuru, devletin bekası için kişisel ve parti
çıkarlarından feragatta bulunabildi?
Ve yine vicdanımıza danışarak
şu soruya cevap arayalım: Hangi siyasi parti ve yöneticisi 12 Eylül’den
sonra siyasi ihtirasını bir müddet olsun durdurup da, yıkılan devlet düzeninin
tamiri için beklemeyi tercih etti? Aksine basın ve diğer yollarla eskiden
olduğu gibi birbirlerine sataşmaya, sen-ben kavgası yapmaya ve gizli kapılar
arkasında toplantılar düzenleyerek, yalan haberler yayarak temiz vatandaşları
mevcut yönetim aleyhine zehirleme içerisine girdiler. Hatta ilk yapılacak
seçimde iktidara geleceklermiş gibi yandaşlarına şimdiden makam, mevki
ve menfaat dağıtma vaadlerinde bulundular. Bu suretle 12 Eylül’e kadar
ülkeyi nasıl yönet-mişler ise, aynı alışkanlıklar içerisinde olduklarını
ortaya koydular.
Bu siyasi partilerin yöneticileri
hala birbirlerine karşı o kadar km ve nefretle dolular ki; bugün siyasi
faaliyetlere müsaade edilmiş olsa, tekrar 11 Eylül 1980 günü kaldıkları
noktadan yine bildikleri yolda yürümeye devam edeceklerinden kimsenin şüphesi
olmasın.
Sevgili vatandaşlarım,
Türkiye’de siyasi partilere
dayalı demokratik parlamenter sistem mutlaka kurulacaktır. Ama mevcut,
bu partilerle değil, yıkılan bir binanın enkazını kullanarak yapılan bir
bina nasıl çökerse, yurdu 12 Eylül öncesine getiren partilerle kurulacak
bir demokrasi de yeniden yıkılmaya mahkum olacaktır. Sağlam olması için
yeni malzeme ile yapılan binada olduğu gibi, biz de hür, demokratik parlamenter
sistemimizin ancak yeni Anayasa ve Partiler Kanununa uygun olarak kurulacak
yeni siyasi partilerle inşa etmenin mümkün olacağına inandık ve milletin
de istediği doğrultusunda mevcut partileri feshetme kararını aldık.
Ayrıca Danışma Meclisi’nin
her türlü etkiden masun olarak rahat ve huzurlu çalışabilmesi için de bu
yola başvurulmasına zaruret duyduk.
Kurucu Meclis’in meydana
getireceği Anayasanın milletçe kabulün-den sonra hazırlanacak Siyasi Partiler
Kanununa uygun olarak ihtiyaç duyulacak yeni siyasi partiler kurulacak
ve bu partilerle normal seçimlere gidilecektir.
Sevgili vatandaşlarım,
12 Eylül’den beri Millete
vaadettiklerimizi adım adım tahakkuk ettirdik. Çok şükür bütün vaadlerimizi
zamanında yerine getirdik. Eğer mevcut partiler ve yöneticileri milletin
gösterdiği anlayışı gösterebilseler, kendilerini geçmişin km ve nefretinden
temizleyebilseler, kendi içimizde halledeceğimiz problemleri dış ülkelere
jurnal ederek bir takım kuruluşlar vasıtasıyla bize baskı yaptırma denemelerine
girmeselerdi, belki bu kararı almak gereğini duymayacaktık. Bunların hiçbirisini
yerine getirmeyenler gitmeli ve geçmişten ders alarak kurulacak yeni partiler
sahneye çıkmalıdırlar.
Şimdiye kadar söylediklerimi
özetleyecek olursam:
Partilerin kısır, fakat klikleşmiş,
bugüne kadarki başarısızlıkları sabit olmuş kişilerin kurduğu kadro çemberini
kaldırarak geçmişteki hatalardan, şiddet ve yolsuzluklardan doğrudan veya
dolaylı olarak sorumlu olmayan kişilerle çalışmasını temin etmek,
Bütün devlet teşkilatına
sızmış olan kişisel menfaata dayalı partizan hareketlerin önünü almak,
Danışma Meclisi’nin geleceğe
dönük olarak rahat ve huzur içinde her türlü etkilerden uzak çalışmasını
sağlamak,
En hayati milli çıkarlarda
dahi uzlaşamayan partileri geçmişte bırakarak Türkiye’de kurulacak özgürlükçü
demokrasiye, acı hatalardan sorumlu olmayan, ideolojik dogmatik sapıklıklardan
uzak, Atatürk ilkelerinde birleşebilen geleceğe dönük partilerle yeniden
başlamak maksadıyla, partileri feshetme kararı alınmıştır.
Ümit ediyoruz ki bundan sonra
kurulacak partiler, Atatürk ilkelerini esas alıp 1950’den beri yapılan
hatalardan ders almış olarak faaliyette bulunurlar ve Türkiye’yi tekrar
1960’a, 1971’e ve l980’e getirmezler. Bu husus tamamen sizlerin elinde
ve sorumluluğunuzdadır.
Sevgili vatandaşlarım,
Eğer sizler yeni partilerin
kurulmasında ve ileride yapılacak seçimlerde dikkatli davranır da ülkeyi,
geçirdiğimiz karanlık durumlara getirmeyecekleri seçerseniz, Türkiye daima
iyiye, güzele ve ileriye hızla gidecektir.
Hepinize sevgiler ve saygılar
sunarım.
12 Eylül Belgeleri
KAYNAK:
12 EYLÜL ÖNCESİ VE SONRASI, MGK GENEL SEKRETERLİĞİ, TTK BASIMEVİ, Ekim
1981-ANKARA
(14 ŞUBAT 2001)
  |