|
ORGENERAL
EVREN'İN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI MESAJI
(30
Ağustos 1980)
Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Kenan Evren, 30 Ağustos 1980 tarihinde Zafer Bayramı
dolayısıyla yayınladığı mesajda, "Silahlı kuvvetler, güzel vatanımızı kan
ve kin gölü haline getirerek parçalamayı amaçlayan anarşik eylemlerinin
karşısına büyük bir heyecan ve hassas bir görev bilinci ile dikilmiş
bulunmaktadır" dedi. Evren, "Meclislerin aylardır çalışamaz ve Cumhurbaşkanı
seçimi gibi çok önemli bir görevini yapamaz duruma getirilmiş olmasından
derin ıstırap duyulduğunu", "devlet otoritesinin zafiyet içinde bulunduğunu"
bildirdi.
Genelkurmay
Başkanı Evren, mesajında şunları kaydetti:
"Yurtta
doğmasını düşledikleri kargaşa ile demokratik düzenin ve ülke bütünlüğünün
yok edilmesini amaçlayan anarşinin idrakten yoksun vatan haini yaratıcıları,
elbette layık oldukları cezayı bulacak, tarihimizde bir zamanlar türemeye
yeltenen benzerleri gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kahredici yumruğu
altında ezilerek, akıttıkları kardeş kanlarının günahları içinde boğulup
gidecekler ve yüce Türk ulusu, bağrından kopan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin
yarattığı güven ortamı içinde, sonsuza kadar daha birçok bayramları refah
ve mutluluklarla kutlayacaktır."
Siyasi
tarihçilere göre, Evren'in bu bayram mesajı, 12 Eylül'den önceki son uyarı
niteliğindeydi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral
Kenan Evren’in Silahlı Kuvvetler Haftası ve 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla
yayınladığı mesaj şöyle:
Aziz yurttaşlarım, kahraman
silah arkadaşlarım,
Yüce ulusumuzun yeniden doğuşunu
müjdeleyen ve Türkiye Cumhuriyetine hayat veren büyük zaferimizin 58 inci
yıldönümüne, ulu önderimiz Atatürk'ün aydınlattığı yolda ve ilkelerinden
asla taviz vermemeye kararlı olarak ulaşmış bulunuyoruz.
Ulusumuza ve Türk Silahlı
Kuvvetleri mensuplarına kutlu olsun. Ebedi başkomutanımız Atatürk'ün 30
Ağustos 1922 büyük zafer destanının bir anısı olarak Türk ordusuna armağan
ettiği bu mutlu bayram bu yıldan itibaren ayrı zamanda silahlı kuvvetlerimizin
kuruluş günü olarak da kutlanacaktır.
Kara kuvvetleriyle 2189,
deniz kuvvetleriyle 890, hava kuvvetleriyle 59 ve jandarma genel komutanlığı
ile de 141 nci yılını idrak eden Türk Silahlı Kuvvetleri için,
bu muhteşem zaferin yıldönümünden daha anlamlı ve daha güzel bir kuruluş
günü düşünebilmek esasen mümkün değildir.
Ulusunun engin güven ve gurur
kaynağı kahraman Türk Ordusu, kendisine bahşedilen bu kutsal güne layık
olduğunu, gerektiğinde, daima en mükemmel şekilde gösterecek ve birçok
yüzyılları aşarak büyük zaferin meşalesini, Ulu Atatürk'ün izinde, sonsuza
kadar şan ve şerefle nesilden nesile taşıyacaktır.
Çünkü o, erişilmez gücünü,
tarih sayfalarını menkibeleriyle süsleyen kahraman soyundan, üstün moral
ve disiplin ruhundan almakta, çağdaş bilim ve tekniğe dayanan eğitimini,
modern harp silah ve malzemesi ile de her geçen gün bir kat daha geliştirmektedir.
Son yıllarda ülke ekonomisinin
uğradığı talihsiz bunalımların olumsuz etkilerine rağmen, onun Atatürk
inancı ve sınırsız yurt sevgisiyle dolu çelik göğsü, en kötü emellerin
tufanıyla dahi yıkılmaz bir kale ve aşılmaz bir dağ olarak kalacaktır.
Ancak, Türk Silahlı Kuvvetlerini,
dışa bağımlı ülkelerin daima zarar gördüğü bazı olumsuz etkilerden koruyabilmek
veya bu zararı en düşük düzeye indirebilmek için, milli harp sanayiine
öncelik vermek ve süratle gerçekleştirmek gerektiğini de ayrıca önemle
vurgulamak isterim.
Ne yazık ki, Yüce Atatürk’ün
uzağı gören üstün dehasıyla başlattığı yerli harp sanayii atılımının, ayni
heyecanla devam ettirilememesi bir aralık tamamen terkedilmesine sebep
olan hata ya ihmallerin bedelini Türk Silahlı Kuvvetleri bugün oldukça
ağır bir bunalımla ödemektedir.
Dünyanın en güçlü ve kahraman
ordusunun korkusuz savaşçıları, ihtiyaç duydukları ve çok iyi değerlendirecekleri
muhakkak olan yeterli silah ve malzemeyi dış ülkelerden binbir güçlükle
ve çok pahalı bir şekilde sağlayabilmek yerine, ulusunun eşsiz zekasından
ve becerisinden beklemektedir. Çünkü onlar, güçlerinin de ötesinde,
tüm çabalarını, ülkemize en iyiyi, en doğruyu ve en güzeli verebilme tutkusuna
adamış, tarih boyunca fedakarlık ve kahramanlığın simgesi, uygarlık ve
bilimin öncüsü, ahlakın ve halkın koruyucusu olarak, Türk ulusunun hayatına
büyük değerler katmıştır. Toprağının ekilmesinde, yurdunun imarında, yurttaşının
eğitilmesinde daima yardımcı olmuş, Türk'ün bağımsızlık ve onurunu kötü
emellerden korumuş ve kurtarmıştır.
Nitekim bugün de aldatılarak
iç ve dış ihanet odaklarının kuklaları haline getirilmiş bazı zavallı kişilerin,
güzel vatanımızı kan ve kin gölü haline getirerek parçalamayı amaçlayan
anarşik eylemlerinin karşısına büyük bir heyecan ve hassas bir görev
bilinci ile dikilmiş bulunmaktadır.
Ulusumuzun mutluluk
ve huzuru uğruna seve seve üstlendiği sıkıyönetim hizmetini, çeşitli yerlerde
çalışarak esas görevinden ayrı kalma pahasına da olsa, gece ve gündüz ara
vermeden sadakatle ve gayretle yürütmektedir. Bununla beraber, eğitimin
ve savaş görevlerinin aksatılmaması için gösterilen bütün çabalara rağmen,
birlikler üzerinde az da olsa yarattığı olumsuz etkileri ortadan kaldırabilmek
için, iki yıla yaklaşan sıkıyönetim uygulamasına bir an önce son verilmesi
gerektiğine inanmaktayız.
Uygun yasal tedbirler alınmak
suretiyle, normal düzene dönülmesini birçok defalar talep etmiş olmamıza
karşılık, halen yürürlükteki yasalarımızın buna imkan vermediğini ve bu
konuda yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu görüşünü taşımaktayız.
Ancak sıkıyönetim komutanlarının
hiç olmazsa bazı sorunlarına çözüm getirebilmek üzere, yetkilerinin arttırılması
ile ilgili olarak sunulan yasa değişikliğinin meclislerimizden geçirilebilmesi
için sarfedilen çabalarımız maalesef netice vermemiştir.
Son 20 yılda, yurdumuzda,
ortalama her iki yıla karşılık bir yıl sıkıyönetim uygulaması zorunluluğu
ortaya çıktığına göre, nedenlerinin çok iyi bir tahlilden geçirilerek bir
çözüm yolu bulunması gerekli görülmekte ve bu görevin de meclislerimize
düştüğüne inanılmaktadır.
Meclislerimizin aylardır
çalışamaz ve Cumhurbaşkanı seçimi gibi çok önemli bir görevini yapamaz
duruma getirilmiş olmasından derin ıstırap duyarken, ülkede huzur ve sükunun
sadece sıkıyönetim komutanlarından beklenmesinin ve kısa sürede gerçekleşmemesi
üzerine de, onların suçlanmasının insafla ve sağduyu ile bağdaştırılması
elbette mümkün değildir.
Nitekim, yurdumuzda olduğu
gibi, anarşinin hüküm sürdüğü tüm ülkelerde, mücadele, ulusça verilerek
yapılmakta ve ancak bu suretle üstesinden gelinebilmektedir.
Tarihimizin, birlik ve beraberliğimize
ait birçok güzel örneklerle dolu olmasına karşılık bugün böyle bir bütünleşmeyi
sadece sözle istemekte, fakat ne yazık ki, asla gerçekleştirememekteyiz.
Bütün bunlara ilave olarak,
devlet otoritesinin düştüğü zafiyet de, anarşi ve terörün üreyip
gelişmesine elverişli ayrı bir ortam yaratmakta, önceleri, öğrenci öğretmeninden,
suçlu emniyet görevlisinden, evlat babadan çekinmekte iken, bugün bu düzen
tamamen tersine dönmüş bulunmaktadır.
Unutmamak gerekir ki, vatandaş
devlet otoritesinin etkinliğini ve suçluların süratle cezalandırıldıklarını
görmek ister. Ancak o zaman devletine güvenir, yardımcı olur ve beklenen
bütünleşme de bu suretle sağlanabilir.
Değerli arkadaşlarım, yurt
ekonomisinin içinde bulunduğu bunalımın ortadan kaldırılabilmesi için elbirliği
ile sarfedilecek çabalar yerine, sapık ideolojilerin bilinçsiz köleleri
tarafından sürdürülen bu azgın anarşi ve terör, hiçbir soruna çözüm getirmemekte
ve sadece bütünlüğümüze göz diken kötü emellere hizmet etmektedir.
Yurtta doğmasını düşledikleri
kargaşa ile demokratik düzenin ve ülke bütünlüğünün yok edilmesini amaçlayan
anarşinin idrakten yoksun vatan haini yaratıcıları, elbette layık oldukları
cezayı bulacak, tarihimizde bir zamanlar türemeye yeltenen benzerleri gibi,
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kahredici yumruğu altında ezilerek, akıttıkları
kardeş kanlarının günahları içinde boğulup gidecekler ve yüce Türk ulusu,
bağrından kopan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yarattığı güven ortamı içinde,
sonsuza kadar daha birçok bayramları refah ve mutluluklarla kutlayacaktır.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin
kahraman evladı, sen bağımsızlığımızın tek ve en büyük güvencesi, Atatürk
ilkelerinin sadık ve fedakar bekçisi, geleceğimizin gerçek sahibisin.
Atatürk ideali en güçlü rehberin,
Cumhuriyetimiz en kutsal emanetindir.
Onlarla yaşa, onlarla sonsuza
ulaş.
Cennet yurdun için mucizeler
yarat; her köşesi iyilik, doğruluk ve güzellik çiçekleriyle dolsun.
Kahraman ulusunu mutlu ve
hür yaşat ki, şehitlerinin ruhları şad olsun.
Atatürk ilkelerinden asla
taviz verme, onları amacına götür.
Bu senin, Türk ulusuna ve
yurduna karşı en kutsal görevin ve en yüce sorumluluğundur.
Ulusun sana güvenmekte, seninle
gurur duymaktadır. Sen bu güvene layık olduğunu yüzyıllardan beri her zaman,
en mükemmel şekilde gösterdin, gelecekte de, kudretle ve büyük bir görev
anlayışı ile göstereceğine kesin inanç besliyorum.
Sayın yurttaşlarım, değerli
arkadaşlarım,
Türk Silahlı Kuvvetleri,
sorumluluklarının engin bilinci içerisinde, kendisine düşecek görevleri,
yasaların verdiği yetkilerden güç alarak, şevk ve heyecanla yerine getirmeye
hazır bulunmakta, aziz ve kahraman ulusunun daima emrinde ve hizmetinde
olmanın sınırsız gururunu yaşamaktadır.
Sizleri, bu engin gurur ve
heyecanla selamlıyor, Türk Silahlı Kuvvetler kuruluş gününü ve Zafer Bayramınızı
en içten sağlık, mutluluk ve başarı dileklerimle kutluyorum.
Bizlere bu eşsiz zaferi armağan
eden büyük kurtarıcımız Atatürk'ü ve aziz şehitlerimizi tazimle anıyor,
malül ve muharip gazilerimizle, şehitlerimizin dul ve yetimlerine, silahlı
kuvvetlerimize uzun yıllar değerli hizmetler vermiş ve bugün saflarından
şeklen ayrılmış tüm emeklilerine derin şükranlarımla, hepinize sevgiler
sunuyorum.
12 Eylül Belgeleri
(28
EYLÜL 2000)
  |