7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in, 1982 Anayasası'nın halkoylaması sonucu
kabul edilmesinden sonra radyo ve televizyondan yaptığı konuşma şöyle:
(12 Kasım 1982)
Sevgili Vatandaşlarım,
Uzun zamandan beri, üzerinde çeşitli eleştiriler yapılan, müspet ve
menfi görüşler ileri sürülen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yeni Anayasası
7 Kasım 1982 günü Türk milletinin onayına sunulmuş ve yapılan bu halkoylamasının
sonuçlan da Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilan edilmiş bulunmaktadır.
Bu oylama sonunda görülmüştür ki, oy kullanma hakkına sahip bulunan
vatandaşlarımızın yüzde 91’i kucağında çocuğuyla, üzerindeki gelinliği
çıkarmadan, hasta yatağından kalkarak, seyahatini yarıda keserek gayrimüsait
hava şartlarına rağmen sandık başına gitmiş ve bu yeni Anayasayı oylamak
gibi, siyasi haklarının en önde gelen bir hakkını, yargının mutlak denetim
ve yönetimi altında büyük bir serbesti içerisinde kullanmıştır.
Bu katılma oranı, gerek memleketimizde, gerek hür demokratik rejimle
idare edilen diğer herhangi bir ülkede ender görülebilen çok yüksek bir
orandır. Aziz ve sevgili vatandaşlarımı, evvela, gösterdikleri bu yüksek
siyasi sorumluluk fikrinden ve duygusundan dolayı gönülden kutlarım. Bu
“yüksek katılma oranı”, hürriyetçi Türk demokrasisinin gelecekteki hayatiyetinde,
güç ve kuvvetinde, fevkalade değerli bir dayanak olacaktır. Hürriyetçi
demokrasi hayatına ve uygulamasına, bu rejimin dünyadaki tarihi itibariyle
“yeni geçmiş” sayılabilecek ülkemizde, vatandaşlarımızın gösterdikleri
bu yüksek seviyedeki siyasi bilincin, Türk milletinin, hürriyet ve demokrasiye
sahip olma azminin kesinliği yönünden, bütün dünyada derin bir saygı ve
hayranlık uyandıracağından şüphe etmemekteyim.
Böyle bir katılma nispetini gerçekleştirmekle, milletçe ne kadar iftihar
etsek azdır.
Kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun surette kullanılmış olan
geçerli oyların yaklaşık yüzde 91,5’ini teşkil eden oy ile, Türk milleti
tarafından kabul ve tasvip edilmekle yeni Türkiye Cumhuriyeti Anayasası,
Anayasa’nın başlangıç kısmında da ifade olunduğu gibi doğrudan doğruya
Türk milletinin eliyle vaz olunmuş bir Anayasa maliyet ve hüviyetini kuvvet
ve geçerliliğini kazanmış bulunmaktadır.
1982 Anayasası devletimize, memleketimize hayırlı, uğurlu ve aziz Türk
milletine kutlu olsun...
Milletimiz, gerek Anayasa için yapılan halkoylamasına yüzde 91 gibi
yüksek bir oranda katılmak, gerek kendisine sunulan bu Anayasa’yı yüzde
91,5 gibi bir oranla canı gönülden tasvip etmek suretiyle, dünya önünde
demokrasi imtihanını emsalsiz bir başarıyla vermiş, böylece kendi genç
ve taze demokrasi tarihine de her bakımdan övünülecek yeni bir sayfa daha
ilave etmiş bulunmaktadır.
Kabul ve tasvip oylarının, memleketimizin dört bir tarafında, şehirlerimizde,
kasaba ve köylerimizde alman neticeler itibariyle, önemli sayılabilecek
hiçbir farklılık göstermemesi ve yurdun her yanında, yeni Anayasamızın,
vatandaşlarımızca, “aynı nispet içinde” diyebileceğimiz oylarla, adeta
bir tek ses halindeki milli iradeyle kabul edilip benimsenmiş olması, içeride
ve dışarıda dosta, düşmana Türkiye’ye nasıl bakılması gerektiği hususunda
örnek bir ders teşkil etmiştir.
Görülmektedir ki, Türk milleti, tarihi boyunca olduğu gibi bugün de
milli birlik, milli bütünlük, milli dayanışma ve milli beraberlik içindedir
ve bunu, gerektiğinde şaheser örnekleriyle bütün cihana ispat etmeye her
zaman muktedirdir.
Türk milleti, Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi, ülkesine, devletine,
yüksek milli haslet ve değerlerine, kısaca, bütünüyle milli varlığına karşı,
tarihinin hangi anında ve safhasında, ne kadar vahim bir suikast, ne derecede
korkunç bir tehdit, ne ölçüde büyük bir tuzak hazırlanırsa hazırlansın,
milli birlik ve beraberliğiyle bütün tehlikeleri aşmasını bilmiştir.
Türk milleti, kökleri, tarihin binlerce yıl derinliklerine inmesine
rağmen, hala genç, hala zinde, hala azim, irade, hayat ve enerji dolu taptaze
ve büyük bir millettir.
Türk milleti, kendisini tarihin ve bugünün en büyük milletlerinden biri
yapan çok yüksek ve emsalsiz bütün milli meziyet ve değerlerini her zamanki
tazeliğiyle korumayı ve bunları yenileriyle taçlandırmayı milli ve tarihi
bir görev olarak üstlenmiştir.
Ezeli ve ebedi olan, büyük Türk milletinin, bugünkü nesilleri, şanlı
ecdadının bugünkü hayırlı ve şerefli evlatları olarak bizlerin de gelecekteki
Türk nesillerine, hayırla yad edilecek şerefler ve iftiharlar bırakmakla
mükellef bulunduğumuz hatırdan çıkartılmamalıdır.
Böyle büyük bir millete mensup olmanın, onun bir ferdi bulunmanın övünç,
gurur ve iftiharı en büyük mutluluğumuzdur.
Aziz Vatandaşlarım,
Sizler, kabul ve tasvip ederek oylarınızla, Türk milletinin “milli irade
tecellisi ve eseri” haline getirdiğiniz bu Anayasa ile, Türkiye Cumhuriyeti
tarihinde sadece yeni bir dönem açmış olmakla kalmıyorsunuz; bu Anayasa
ile, devletimize “düzeltilmiş yeni bir yapı”, yeni görevler, yeni bir işleyiş
tarzı, yeni bir zihniyet, yeni bir enerji ve hayatiyet, milletimize de,
yepyeni bir milli birlik ve beraberlik ruhu getirmiş bulunuyorsunuz.
Ayrıca, hak ve hürriyet azminizi, Türk milletinin hür ve demokratik
rejimi ne kadar kuvvet ve içtenlikle benimsemiş olduğunun yeni bir örneğini
ve bu husustaki millet iradesini göstermiş oluyorsunuz.
12 Eylül Harekatı’nı zaruri ve kaçınılmaz kılmış bulunan sebeplerin
tahlil ve tespitinde, kardeşleriniz, evlatlarınız ve sizlerin ayrılmaz
bir parçanız olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu hareketindeki isabeti
ve vatanseverliği, milli bir ittifakla karara bağlamış oluyorsunuz.
12 Eylül öncesindeki anarşiyi, terörü, bölücülüğü ne derin bir nefretle
telin ettiğinizi, memleketin o acı günlere sürüklenmesini bilerek veya
bilmeyerek sebep olanlarla, felakete doğru gidişine lakayt ve sorumsuzca
seyirci kalmış bulunanları kınayarak benim beyan ve taahhütlerime karşı
türlü sevgi ve inanç tezahürleriyle daima göstermiş bulunduğunuz milli
itimadı belgelendirmiş bulunuyorsunuz.
Türk Devleti’nin yalnız içteki güvenilirliğini değil, bütün dünya devletleri
karşısındaki saygınlık ve itibarım da tazelemiş ve yüceltmiş bulunuyorsunuz.
Bundan böyle, ne içeride, ne dışarıda, hiç kimse, Türk milletinin hürriyet
ve demokrasi azminden zerrece kuşku duymaya vesile olabilecek bir sebep
göremeyecek, gösteremeyecektir.
Bütün dünyanın, özellikle, 12 Eylül 1980’den bu yana yönetimimizi her
fırsatta karalamaya ve içişlerimize karışmaya yeltenen Avrupalı bazı ülkelerin
yüce milletimizin bu büyük karar ve iradesi karşısında bu olumsuz tutum
ve davranışlarını terk ederek hürmetle eğileceklerini ümit ediyorum.
12 Eylül yönetimini bir türlü içlerine sindirememiş olan içimizdeki
bazı mihrak ve kişilerin de geçmişi geride bırakarak, milletin ittifakı
olan milli iradeye hürmetkar olarak ve milletin emrine uyarak Anayasa’ya
sadakat ve bağlılık mecburiyetlerini gönüllerinde duymalarını temenni ediyorum.
Ancak böylece doğru yolu bulmuş olacaklardır.
Aziz Vatandaşlarım,
Kabul ve tasvip ettiğiniz Anayasa ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde
açmış bulunduğunuz bu yeni dönemin eşiğinde, geçmiş acılarımızı unutmadan,
fakat artık mecbur kalmadıkça o acı günlerin sözünü etmeyerek, tarihe ve
cihana karşı bir kere daha ispatladığımız milli birlik ve beraberliğimizle,
Türkiye’mizin mutlu ve nurlu geleceğine bakalım ve artık o geleceği hazırlayıp
gerçekleştirelim.
Anayasamızda yer aldığı şekilde Türkiye Cumhuriyeti’ni, milli dayanışma
ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine
bağlı demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinin sahip olması gereken
bütün vasıtalarıyla teçhiz ederek milletimizi huzur, refah ve güven dolu
bir toplum haline getirelim.
Birbirimizin hak ve hürriyetine, haysiyet, şeref ve şahsiyetine, aynı
yuvada yaşayan ve yekdiğeri için her türlü fedakarlığa hazır bulunan, aynı
ailenin evlatları ve fertleri gibi saygılı, birbirimize karşı samimi sevgi
içindeki bir hayata hazırlanalım.
Anayasa’mıza, hürriyetçi demokrasimize, devletimize ve onun türlü müesseselerine
sahip çıkalım ve onları koruyalım.
“Yurtta sulh, cihanda sulh” istek ve iradesiyle, milli haslet ve meziyetlerimizi
kullanarak, iki gün evvel ölümünün 44.yıldönümünde tekrar içimizde yaşattığımız
Cumhuriyet’imizin kurucusu ebedi önderimiz Atatürk’ün ilke ve inkılaplarının
izinde, milli benliğimizi koruyarak, yurdumuzu “müspet ilimle” imar edelim,
ecdadımızın bize can ve kan pahasına miras bıraktığı, bir günde dört mevsimi
birden görebildiğimiz bu cennet vatanda, huzur, hürriyet ve güven için:e.
müreffeh bir toplum olabilmek için bütün gayretimizi birleştirelim, el
ele verelim, yalnız kendimiz için değil biraz da evlatlarımız ve gelecek
nesillerimiz için çalışalım.
Sevgili Vatandaşlarım,
Bu dilek, özlem ve inançlar içinde, milletçe benimsediğimiz parlamenter
demokrasiyi gerçekleştirme programımızın son aşaması olan Türkiye Büyük
Millet Meclisi’nin, Anayasamıız hükümleri çerçevesinde oluşması hedefine
yaklaşmış ulunuyoruz. Bu maksatla milletvekili genel seçimlerinin mühim
ve makul bir sebep olmazsa ekim 1983 ayı içinde yapılmasına imkan vermek
üzere gerekli kanunların hazırlanmasına başlanılmıştır.
Gelecek yıl bugünlerde, demokrasi düzeni içinde milletin yegane mümessili
olacak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin millet adına yasama yetkisini kullanmasını,
yürütme yetki ve görevleri içinde bakanlar kurulunun oluşmasına zemin teşkil
etmesini görmekten milletçe büyük bir bahtiyarlık duyacağız ve gerçek sevinç
ve iftiharlarımızı devletimizin banisi yüce Atatürk’ün manevi huzurlarında
yaşayacağız.
Anayasa’nın oylanması tarihinden evvel ve sonrasında yurtiçindeki ve
yurtdışındaki binlerce vatandaşımdan Anayasa’yı tasvip eden ve kutlayan
çeşitli telgraf ve mektuplar almaktayım. Bu büyük ilgi ve destek bizlerin
gözlerini yaşartmaktadır. Bunların hepsini okuyor ve değerlendiriyorum.
Kısa zamanda bu vatandaşlarımın hepsine ayrı ayrı cevap verme imkanının
güçlüğünü bütün vatandaşlarım takdir edeceklerdir. Gerek bu vatandaşlarıma
ve gerekse oylamaya iştirak eden tüm vatandaşlarıma şimdilik buradan teşekkür
ediyor ve hepinize sevgiler ve saygılar sunuyorum.
|