Tutanaklardan yargılamanın ilk günü...:
(15 Ocak 1931)
Sorguya çekilen diğer maznun, Nalıncı Hasan, Makamı Riyasetten, Hasan:
S- Okunan kararnameyi dinledin, sen Mehdi Memet’le ne suretle
münasebet peyda ettin ve nasıl tanıştın, hadiseyi baştan nihayete kadar
anlat bakalım?
C- Maznun Nalıncı Hasan : Efendim, ben bir gün dükânımda
çalışırken Mehdi Memetle Şamdan Memet dükânıma geldiler, esasen ben bunlarla
tanışmazdım. Dükkânda Mehdi ile Şamdan Memed’in delâletile tanıştım. Dükânımda
bana kahve ısmarlattılar ve bu sırada Mehdi Memet bana ben mehdiliğimi
ilân edeceğim. Maksadım dini kurtarmaktır. Beni de mürit olarak ona iltihakımı
istedi. Bununla beraber çok zikreden ve dua eden Allah’a yakın olur bunun
için sen de Müslümansın buna ihtiyacın var ben bir çok müritlerimle
çırak Mustafa’nın kahvesinde zikrediyorum, sen de oraya gel, zikre iştirak
et, dedi ve beni bir çok ayetler okumak suretile kandırdı. Ben de Çırak
Mustafa’nın kahvesine devama ve zikretmeğe başladım. Hükûmet tarafından
bu kahvede zikrolunduğu anlaşılmış, kahve kapatıldı. Müritlerden Tatlıcı
Hüseyin, benim evim var, evimde de bir çocuğum var, benim evde toplanır
zikrederiz, dedi. Ondan sonra da Tatlıcı Hüseyin’in evinde toplanmıya ve
zikretmeğe başladık.
S- Tatlıcı Hüseyin’in evinden başka yerde toplandınız mı?
C - Hayır başka yerde toplanmadık.
S - Tatlıcı Hüseyin’in evindeki toplantılarda neler görüşüldü?
C - Tatlıcı Hüseyin’in evinde toplandık orada bir müddet zikirler
yaptıktan sonra Mehdi biz zikrimizi lâyıkile yaymak için bizim bir mağaraya
gitmemiz lazım ve orada zikir yaptıktan sonra Paşa Köyüne gider ben orada
Mehdiliğimi ilân ederim bütün halkı dine davet ederim dedi ve bir
çok ayetler okuyarak tarikatın eyiliğinden bahsetmek suretile bizi kandırdı
ve bu tarikata intisap ettikten sonra hepimiz sakal bırakmağa başladık
esrar içmeğe başladık Mehdi’nin telkini üzerine günde 1 000 ve daha ziyade
lâilâhe illâllah diye ismi celâli çekmeğe başladık. Mehdi bizi âdeta kendine
cezbetmişti. İşte bu tarikata girdikten sonra Tatlıcı Hüseyin’in evinde
Mehdi tarafından bu seyahat hakkında vaki teklifi kabul ettim. Mehdi Memet,
Sütçü Memet, Şamdan Memet, Paşa Köyüne hareket etmek üzere yola çıktılar
ve gittiler. Biz de ben de dahil olduğum halde Nalıncı Hasan, Küçük Hasan,
Ramazan, Memet Emin’le dördümüz bir sonra Paşa Köyüne gittik. Mehdi’nin
bacanağı Ahmed’in evine misafir olduk ve onları da orada bulduk. 3-4 gün
orada mütemadiyen zikrettik ve esrar içtik, Mehdi orada köylüye hitaben
ahir zamanda gelecek olan Mehdi benim dedi ve yanındaki köpeği göstererek
bu da mehdinin alâmeti Kıtmir’dir dedi ve bu suretle Mehdiliğini ilan etti.
Halktan bazıları inandı, bazıları inanmadı. Mehdi orada kendisile Şamdan
Memede birer silâh temin etti. Bozalan’a gelmeğe kararlaştırdık ve yola
çıktık, 11 saat yürüdükten sonra Sünbüller mevkiinde çamlar altında bir
su başında oturduk, gece idi, bu sırada Ramazan bir bahane ile kaçtı. Sütçü
Memet onu aradı, bulamadı geldi, orada esrarlı sigaralar içtik. Mehdi orada
ayetlerden bahsetti, rüyalarımızı sordu ve halletti, ordan kalktık Bozalan’a
geldik. Sütçü Mehmed’in kardeşi Hacı İsmail’in hazırladığı bir eve gittik.
Mehdi orada avlanmak niyetile geldiğini söyledi, orada bir hafta zikrettik,
ondan sonra Mehdi burada rahat zikredemiyoruz. Bize dağda bir kulübe yapılsın,
oraya gidelim, orada zikredelim dedi. Kulübe yapıldı bize kulübeyi Hoca
Mustafa ile Hasan gösterdiler. 15 gün orada kaldık gece gündüz zikrettik
ve esrar içtik. Mehdinin tavsiyesi üzerine geceleri 200 000 defa kelimei
tevhit zikrederdik. Ramazan kaçtığı zaman Mehdi bizi sıkı tazyik altına
aldı, kaçarsanız sizi vururum diye korkuttu ve okuduğu ayetlerle de bizi
kandırdı ve daha doğrusu bu tarikata intisap ettikten sonra kendimi kaybetmiştim.
S- Bu müddet zarfında size bu Mehdi Mehmet Menemen’e ne maksatla
gelineceğini söyledi mi?
C- Menemen’e ne için gidileceğini söylememişti. Yalnız Şeyh Saffet’in
evine gideceğimizi ve hükûmet aleyhinde tertibat alacağımızı söylemişti.
S- Kulübedeki toplantıdan sonra ne oldu?
C- Kulübede 15 gün kaldıktan sonra Menemen’e gelmek üzere
yola çıktık, biz kulübede iken Bozalan köylüleri bize yemek getirilerdi.
Menemen’e hareket etmek üzere Bozalan’dan çıktığımız zaman Abdülkerim ve
daha bir iki kişi bize olanca kuvvetlerile yardım edeceklerini söylediler.
Gediz kenarına geldik, kayıkçıyı kaldırdık, Mehdi, kayıkçıya ben Mehdiyim,
halkı dine ve şeraita davete gidiyoruz, bizim paramız yok, bizi o bir tarafa
geçir, biz de seni ileride memnun ederiz dedi. Çay verdi, içtik ve Menemen
tarafına bizi kayıkla geçirdi. Menemen kenarında bir zeytinlik içerisine
girdik, orada zikrettik, içtik, sabaha karşı idi, Mehdi bize ayetülkürsü
okuttu. Menemen’e nasıl gireceğimize dair talimat verdi. İllâllah İllâllah
diyerek Menemen’in içine girdik. Çarşı içindeki bir camiye geldik. Camiden
bayrak, Mehdi, camide halka karşı mehdiliğini ilân ediyor ve bizim kimse
ile alâkamız, yoktur. Biz burada zikredeceğiz, maksadımız dini kurtarmaktır
diyor. Merkumun bu sözlerini işiden halktan bazısı peki dediler ve bizim
arkamıza takıldılar. Tahminen sancağın altında yüz kişi zikrediyorduk.
Yüz kişi de seyirci vaziyetinde idi. Mehdi aynı zamanda halka karşı eshabı
kehiften olan Kıtmirleri sayıp tarif etti ve yanındaki köpeğin de Kıtmir
olduğunu ve kendisinin mehdiliğine delâlet ettiğini söyledi. Zikrederek
biz poyraz tarafına Mehdi de gün doğdu istikametine gittik. Mahalleleri
gezerken Mehdi’yi kaybettik, bir sokakta Mehdi ile Saffet Hoca’yı karşı
karşıda gördük. Mehdi elle Saffet Hocaya bir işaret yaptı ve beraber konuştular,
Saffet Hoca evine gitti biz yine belediye önüne geldik zikre başladık,
bir jandarma neferi geldi, dağılım, bu toplantıyı lağvediyorum dedi. Mehdi
dinlemiyerek zikre devam etti. Jandarmalar hükûmet içine girdiler ve biraz
sonra bir piyade yüzbaşı geldi. Mehdinin ne istediğini sordu. O yüzbaşı
da gitti. Jandarma kumandanı geldi, Mehdi jandarma kumandanına ben Mehdiyim,
halkı şeriata davet ediyorum dedi. Jandarma kumandanı da biz de Müslümanız,
haydi dağılın dedi ise de, jandarma kumandanı da ayrılınca etrafa toplanan
halk bizi alkışlamaya başladı. Bu sırada bir zabit emrinde bir asker müfrezesi
geldi. Zabit mehdinin yanına yaklaşarak yakasından tuttu, teslim olmasını
söyledi. Mehdi kızdı, zabiti kaktırdı ve bir silâh atarak zabiti yaraladı.
Zabit yaralı olarak camiin kapusunun içine düştü. Mehdi ve Şamdan Mehmet,
zabitin arkasından gittiler, zabitin kafasını kestiler ve başını alıp getirdiler.
Halktan tanımadığım birisi bir ip getirdi, Mehdi, kelleyi sancağın ucuna
dikti, birisi de çukur kazdı, amma bilmiyorum bu sırada etraftan silâhlar
atılmağa başladı. Mehdi Mehmet, Sütçü Memet, Şamdan Memet, vuruldular ve
düştüler.
S - Halkı dine davet etmek için nereye kadar gideceksiniz?
C - Çin’e kadar gidip bütün Yahudileri Müslüman ettikten sonra
Mehdi kendisi de Müslümanların başına halife olacaktı.
S- Her memleket halkını Müslüman ettikten sonra Çin’e kadar gitmeyi
kararlaştırdığınıza göre Müslüman ettiğiniz memleketlerde kimi bırakacaktınız?
C- Buralarını dine davet ettikten sonra Menemen’de Şeyh
Saffet’l bırakıp Mehdi’nin kararı gibi Arabistana kadar gidecektik.
Müddei Umumi Hidayet Bey - Mehdi’nin Menemen’den evvelki Şeyh Saffetle
olan vaziyet ve münasebetlerini söyleyin.
S- Menemen’e gelmezden evvel Mehdi başkaca ne vakit Şeyh
Saffet ile görüşmüştür?
C- Bir cuma günü Şeyh Saffet’le Mehdi’yi yolda bir çamlık arasında
Rumca konuşmaktalar iken tesadüf ettim, bana sigara verdiler, içtim. Ve
yanlarından ayrıldım ve çekildim, biraz yanlarından ayrıldım. kenardan
Şeyh Saffet ile Mehdi’nin konuşmalarını ve vaziyetlerini takip ettim. Bir
saat kadar konuştular, ayrıldım gittim, yine bir gün Saffet Hoca bana tesadüf
etti. Beni bir zeytinlik içine çekti. Orada cebinden çıkardığı bir defter
yaprağına bir şeyler yazarak al şu mektubu Derviş Mehmed’e ver dedi, ben
aldım götürdüm.
Müddei Umumi Hidayet B. - Maznun Nalıncı Hasan’dan sorulsun, kendisi
hiç mektup alıp Şeyh Esad’a ziyarete gitmiş midir?
S - Böyle bir seyyahat yaptın mı?
C- Maznun; Evet İstanbul’a bir mektup ile Şeyh Esad’a ziyarete
gittim. Laz İbrahim benim orada Şeyh Esat namında bir şeyhim vardır dedi,
oturduğu yeri tarif etti, mektubu alarak İstanbul’a gitmek üzere İzmire
gittim. Vapurda Manifaturacı Osman’a tesadüf ettim. İstanbul’a çıkınca
dayım Mavunacı Dadaylı Hasan’ı aradım bulamadım. Bunun üzerine Laz İbrahim’in
dediği adresle Erenköyünde Esat Hocanın köşküne gittim. Vapurda rast geldiğim
Osman, benden evvel Şeyh Esad’a gitmiş onu orada gördüm, bir kaç gün sonra
da Laz İbrahim Hoca da İstanbul’a geldi. Şeyh Esad’ın köşkünde ben 11 gün
kaldım, bir gün Laz İbrahim, Manifaturacı Osman, Şeyh Esat ve daha bir
kaç kişi ve ben orada oturup konuşuyorduk bana dışarı çıkmamı ihtar ettiler.
Ben oradan dışarı çıktım. Fakat içeriden konuşulan şeyleri dinledim. Laz
İbrahim, yakında şapkalar atılacak, fesler geyilecek, halifeler gelecek,
tekkeler, yeniden açılacak diyor ve Hükûmet aleyhinde söyleniyordu. Yine
bir gün İstanbul’a Laz İbrahim Hoca ile beraber gezerken denizde iki tane
zırhlı vardı. Laz İbrahim, bu zırhlıları görünce, işte bunları görüyor
musun bunların içinde Sultan Hamidin oğulları vardır. Nerede ise halifelik
avdet edecek demişti.
S- Sen başka daha ne vakit İstanbul’a glttln?
C - Ondan bir sene evvel yine bir defa gitmiştim.
S- İmam İbrahim Efendi ne vakit İstanbul’dan dönmüş?
C- Menemen hadisesinden bir ay evvel Manisa’ya döndü ve
Manisa’da tekkelerin yine açılacağını filân söyler dururdu.
S- İstanbul’dan sen mi daha evvel geldin, yoksa İbrahim
Efendi mi?
C- Ben daha evvel geldim. İmam İbrahim Efendi benden üç,
dört gün sonra geldi ve yine camilerde halifelerin geleceğini, tekkelerin
açılacağı hakkında vaizlerde bulunurdu.
S - Yalnız Manisa’da mı vaaz veriyor, köylere gitmiyor mu idi?
C- Köylere de gidip tarikat lehinde halka nasihatlerde
bulunup ahaliyi nakşibendi tarikatine intisap etmeleri için teşvik ederdi.
S- Köylerde seyyahatı esnasında gizli cemiyetler teşkil ediyor
mu idi?
C- Gizli cemiyet teşkil ettiğini bilmem yalnız camilerde her
vakit namazdan sonra resmen cemaatı zikrettirirdi ve hiç korkmayın hükûmet
bizim zikrimize mani olamaz derdi.
S- Sen ne vakit nakşibendi tarikatine intisap ettin?
C- İki sene evvel.
S- Sen bu zikirlere nasıl iştirak ediyordun?
C- Bir defa Laz İbrahim’in camaate hitaben istiyen gitsin biz
zikredeceğız dedi. Oturup zikrettik. Biz ondan sonra Laz İbrahim’in evine
gittik. Bizi evinde zikrettirdi.
Bana Şeyh Esat için şeyhimizi hiç bir vakit unutma derdi. İşte bunların
bu yoldaki tarikata mütedair teşvikat yaptıkları itikatla içime ateş gibi
bir şey düştü en nihayet ben de tarikate sülûk ettim. Mesele bundan ibarettir.
Ben tarikat şebekesinin bütün icraat ve faaliyetini baştan nihayete kadar
anlattım. Hiç bir şey saklamıyorum. Evvel ve ahir hadiseyi bütün mahiyet
ve şümulile söyledim. Hatta müstantıklara da verdiğim ifade bu yoldadır.
(devamı sonraki sayfada...)
|