Kubilay Olayı'nın Esas Hakkındaki İddianamesi şöyle:
(24 Ocak 1931)
Esas Hakkındaki İddianame
Reis Paşa Hazretleri:
Türk Cumhuriyetine ve onun tarihine lekeli bir sahife ilave eden irticai
hadisenin en muhim muhakeme devresi bugün hitam safhasına dahil olmuştur.
Mutaleamı serdederken evvelâ münhasıran Menemen hadisesini ika eden maznunların
Manisa’dan hareket ettikleri günde Tatlıcı Hüseyin’in evindeki içtimalarından
başlıyacağım; sırasile Paşaköy, Bozalan’dakl vaziyetlerini ve bu vaziyetlerinin
köylerdeki şekli tezahürünü gösterdikten sonra buralarda kendilerine zahir
olan maznunların hadisedeki rollerini teşrih edeceğim, ondan sonra fecaat
arzeden Menemen hadisesnin şekli cereyanını göstereceğim ve pisikolojik
noktadan basitten mürekkebe doğru yürüyerek Menemen vak’asının menşei hakikisine
intikal ve bundan Tatlıcı Hüseyin’in evindeki lçtimaa takaddüm eden zamanlarda
muhtelif mahallerde yapılan içtimalara ve bunda Erenköy kâşaneslnin oynadığı
rollere geçerek hadisenin mahalli olmayıp şümullü ve vâsi saha üzerinde
cereyan ettiğini göstererek maznunlar şebekesini çıkaracağım ve bunların
Devlet hayatiyeti üzerindeki maksatlarının tecelliyatını ve delâili ile
ve anasırı cürmiyesile tetkik ve tahlil ederek vasfi cürmilerlni ortaya
koyacağım, ondan sonra cezai mes’uliyetlerinin temas ettiği mevaddı kanuniyeyi
göstereceğim. Şöylece; tahkikat safahatı hakkında takip edeceğim mütaleamın
seyredeceğl ana hatları üzerlnden yürüyerek iddianememin bir krokisini
çizmiş oldum. Şimdi evvela maznunların Manisa’dan Menemen’e kadar olan
safhasını dört noktada tetkik ve mütalea edeceğim.
1. Maznunların Manisa’da ve Manisa’dan hareket ve Paşaköyü’nde ikametleri:
Maznunların Manisa’da dört gündenberi içtima ettikleri Tatlıcı Hüseyin’in
evinde son olarak 6 Kânunuevvel 1930 cumartesi akşamı (kendisi de dahil
olduğu halde, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet; Emrullahoğlu Mehmet, Alioğlu
Hasan, Nalıncı Hasan ve Çakıroğlu Ramazan, Çırak Mustafa, Topçu Hüseyin;
Keçili Süleyman Çavuş, Papuççu Hüsyinoğlu Ali) huzurile bir içtima yapılmıştır.
Bu içtimada vak’a hakkında müzakere cereyan etmiş ve bu müzakerede hadisenin
sureti cereyanı ve silahların sureti tedariki kararlaştırıldıktan sonra
Giritli Memet evvelâ sabahleyin kendisi Şamdan Memet, Sütçü Memetle Paşa
Köyüne hareket edeceğini ve bir gün sonra da Paşa Köyünde Emrullahoğlu
Memet, Alioğlu Hasan, Nalıncı Hasan, Çakıroğlu Ramazan’m kendilerine iltihak
edeceğini söyledikten ve talimat verdikten sonra orada hazır bulunan Topçu
Hüseyin, Çırak Mustafa, Tatlıcı Hüseyin, Keçili Süleyman Çavuş, Papuççu
Hüseyinoğlu Ali de bilahara arkalarından silahlanarak geleceklerini vadetmişlerdir.
Sabahleyin kararın tatbikatına geçen Giritli Mehmet yanına Sütçü Memetle,
Şamdan Memed’i ve Manisa’da Giritli İsmail ve Piçakçı Mustafanın çuval
içinde verdikleri iki silâhı alarak ve kendi bacanağı posta sürücüsü Kâhya
İsmailin arabasiyle Paşaköyüne hareket eylemiştir ve muvasalette analığı
Rukiye’nin evine misafir olmuştur. Rukiye keyfiyeti köyden Giritli Memed’in
bacanağı Sımavlı Osman ve bakkal Memetoğlu Abdürrahrnan’a anlatmıştır.
Talimat veçhile bir gün sonra hareket edecek olan Emrullahoğlu Memet
Emin, valdesi Hasibe, karısı Emine, kız kardeşi Halide’nin malûmatı altında
ve hatta bu meyanda maznunlardan Hafızoğlu Simsar Mustafa’ya da alacağı
olan paranın karısına ve anasına verilmesini tenbih ettikten sonra Alioğlu
Hasan, Nalıncı Hasan, Çakıroğlu, Ramazanla birlikte araba ile Paşaköyüne
gitmiş arabacı bunları Giritli Memedin bacanağı Ahmed’in evine götürmüştür.
Burada Ahmet bunlara yiyecek çıkarıp yedirdikten ve çantalarına yemek koyduktan
ve tam muvaseletlerinden yarım saat sonra Rukiye’nin evinden aldıkları
silahlarla ve yanlarına aldıkları Kıtmir dedikleri köpeklerile beraber
hep birlikte gece yarısı Paşa Köyünden çıkıyorlar, Bozalan’a hareket ediyorlar.
2. Bozalan yolunda Maznunlar onbir saat yürüdükten sonra Sünbüller
Köyü yolunda bir çamlıkta su kenarında geceyi geçiriyorlar, burada Çakıroğlu
Ramazan, vaziyetin vahametini anlayarak kendilerinden ayrılıp habersiz
kaçıyor ve Manisa’ya avdet ediyor.
Bozalana girerken: Su kenarında uykudan kalkan maznunlar, arkadaşlarının
birisini kaybettikten sonra yürüyerek Bozalan Köyünün kenarına geliyorlar.
(Bu köy Sütçü Memed’in köyüdür) Sütçü Memet, köye girip akrabasına haber
veriyor, Sütçü Memed’ln damadı Koca Mustafa bunları köy kenarında istikbal
ederek evvelden hazırladığı bir boş odaya alıyor;
3. Maznunlar Bozalan’da: Bu eve her gün Hoca Mustafa da dahil
olduğu halde Sütçü Mehmedin kardeşi Hacı İsmail ve oğlu Hüseyin ve diğer
oğlu Hasan, her üçü beraberce girip çıkıyorlar, yemek getiriyorlar. Burada
Giritli Memet mehdiliğini ilân ediyor. Köyde işitmedik kimse kalmıyor,
bu meyanda köy hey’eti ihtiyariyesi (Muhtar Molla Ahmet oğlu Mustafa, âza
Hacı Mustafa oğullarından Mustafa oğlu Mustafa, âza Memetoğlu İsmail, âza
Memet oğlu Ibrahim. âza Haliloğlu Hasan, bekçi Ahmet oğlu Hüseyin) bile
haberdar oluyor ve köyden Osmanoğlu Hasan ve Memetoğlu Ahmet maznunlara
hitaben Emiralem karakoluna uğrayıp orada bulunan iki jandarmayı öldürüp
silâhlarını almalarını ve kendileri de arkalarından Menemen’e gelip yardım
edeceklerini söylüyorlar.
Bir heyet: Bir hafta kadar Bozalan’da kalıp orada mehdiliğini
ilân eden Giritli Memet, vaziyetten hükümetin haberdar olup olmadığım anlamak
üzere Hacı İsmailin hemşiresinin kızı Fatma ve Hacı Alioğlu Mustafa’yı
güya cihaz tedariki behanesile Manisa’ya gönderiyor bunlar Manisa’dan Sütçü
Memed’in karısı Keziban’dan vaziyeti anlayıp avdet ediyorlar.
Bir kulübe: Hükûmetin haberdar olduğu havadisi getirilince Giritli
Memed’in emri ile köy civarında çamlıkta Hacı İsmail ile Hoca Mustafa tarafından
bir kulübe inşa ediliyor burada bir hafta esrar içmek suretile zikre devam
eden maznunlar 23 Kânunuevvel 1930 salı günü Menemen’ girmeği kararlaşdırıyorlar,
nihayet;
Menemen yolunda: Salı gecesi Kıtmirlerile beraber yola çıkıyorlar,
evvelden haberdar edildiği için Göreçe karyesinin berisinde kömür ocağında
Hacı İsmailoğlu Hüseyin tarafından yakılan ateşte ısındıktan ve oraya yine
evvelden haberdar olan Göreceli Abdülkerim’in getirdiği yemek yendikten
sonra bunların rehberliği ile yollarına revan oluyorlar.
Geçit: Hasanlar geçidine geldikten sonra orada kayıkçı Memed’in
kayığı ile beri tarafa geçiyorlar ve Menemen’e yollanıyorlar.
4. Menemen’e girerken ve Menemen’de fecaat : Maznunlar Menemen
kenarına geldiklerinde zeytinliklerde bir az tavakkuf ettikten ve burada
Giritli Memet maznunların hepsine çifte çifte esrarlı cıgara verdikten
sonra hepsi sarhoş kafalarla Menemen’e dahil oluyorlar. Saat altıyı yirmi
geçe Müftü camiine geliyorlar, bu camiden maznunlardan Nalıncı Hasan (İnna
fetahnaleke) suresi yazılı bayrağı alıyor, hep birlikte cami içinde bekliyorlar
ve camiye girenleri Mehdi dine davet ediyor ve mehdi olduğuna dair nişanesi
olan Kıtmiri kendilerine gösteriyor. Namazdan sonra cemaatı bayrak altına
davet ve buna icabet eden isimleri meçhul bazı eşhas bunlarla belediye
meydanlığına geliyorlar, oradan ayrılıyorlar. İçlerinden Abdullahoğlu müezzin
hafız Ahmet maznunların camiye geldiğini görmüş, Hükûmete haber vermeği
hatırına getirmiyerek maznunlar gittikten sonra minareye çıkmış ve kendi
ifadesine göre etraftan gelecek yetmiş bin kişiye bakmıştır.
Belediye meydanlığında ve mahallâtta : Belediye meydanlığında
maznunlar bir az kaldıktan sonra bayraklarını omuzlayarak hep birlikte
tekbir getirerek şehri dolaşmağa başlıyorlar ve rast geldiklerine Müslüman
mısınız? Mehdi’ye itikadınız varmı? Diye soruyorlar ve kendilerine bayrak
altına girmelerini. aksi takdirde hepsi kılıçtan geçeceğini ortada hükümet
olmadığını, herkesin dükkanlarını kapayarak kendilerine iltihak etmelerini
ve arkalarından yetmiş bin kişinin gelmekte olduğunu, top, tüfek, bütün
kuvvetin mehdi huzurunda duracağını bağırarak bütün mahallâtı dolaşıyorlar.
Hoca Saffet Efendinin evi önünde : Hoca Saffet Efendinin evi
önüne geldiklerinde tavakkuf ediyorlar maznunlar arkalarından gelen Mehdi
Memedin burada anide tegayyüp ettiğini ve biraz sonra Hoca Saffet Efendi
ile temaslarını, birbirine bakıştıklarını görüyorlar ve hocanın tam evine
gireceği anda Mehdi Memed’in bir işaretile maznunlar Saffet Hocaya resmi
selâm ifa ediyorlar ve önlerinde Menemen’den iltihak eden maznun Abbas
tabanca atmak suretile icrayi şadümani ederek ve diğer Menemen halkından
Ramiz, Harputlu Memet, Şımbıllı Memet te bunlara iltihak ve tekbir alarak
belediye önüne avdet ediyorlar.
Belediye önünde : Bayrak burada Menemenlilerden Arabacı Hüseyin tarafından
meydanlığa açılan bir çukura rekzediliyor. Yine burada maznunlar tekbirler
ve yukarıda arzettiğim şekilde nidalara başlıyorlar ve ellerinde silah
olduğu halde sancak etrafını dolaşıyorlar. Bir kısım da yerden aldığı toprağı
etrafa serpiyor.
Jandarma Yazıcısı Ali Ef. : Bu sırada Jandarma Yazıcısı Ali Efendi
haberdar edildiğinden arkadaşları dört nefer jandarmaya silahlarını almalarını
tenbih edip kendilerini beklemeden doğruca Mehdi’nin yanına giderek ne
istediklerini sormuş, Mehdi Giritli Mehmet, buna hitaben, git kumandanına
haber ver. O gelsin, bana top kurşun işlemez, demiştir. Bunun üzerine geri
dönen Ali Efendi keyfiyetten bölük kumandanı Fahri Beyi haberdar etmiştir.
Fahri B. : Evinde haber alan Fahri B. doğruca asilerin yanına
geliyor tam bir asker tavrıyla ve Hükûmetin şerefine yakışacak surette
Mehdi’ye hitaben : Ne istiyorsunuz, buradan dağılınız diyor. O da; ben
Mehdi’yim, şeriati ilan ediyorum, bana kimse mukavemet edemez, çekil diyor.
Bu söz üzerine asiler orada toplanan seyirci Menemen halkının bazıları
tarafından el çırpmak suretile alkışlanıyor. Vaziyetin vehametini anlıyan
kumandan, tedabir almak üzere oradan çekiliyor. Ve Hükûmete gelip bu gibi
ahvalde kanunun icabatına tevessülle alaydan asker ve kuvvet istiyor ve
telefon başında buna intizar eden Fahri B. askerle gelen Kublay Beyden
bîhaber.
Kublay B. : İhtiyat Zabit Vekili Kublay B. süngülü askerini belediye
meydanlığındaki kahve önüne bıraktıktan sonra kendisi öne atılarak asilere
dağılmasını söylüyor ve Mehdi Giritli Mehmed’i kolundan tutup çekiyor ve
askere süngü tak emrini veriyor. Buna Mehdi silah atmak suretile mukabele
ediyor ve ağır bir surette yaralıyor. Yaralanan Kublay Bey tam bir metin
asker tavrıyla oradan ayrılıyor, arkasından ikinci defa atılan kurşun isabet
etmeden Hükûmetin arkasındaki avluya kendini atıyor, fakat aldığı birinci
kurşun yarasından kaçamıyarak oraya düşüyor.
Maznunların hunharane hareketi ve Kublay Beyle iki bekçinin şehadeti
: Kublay Beyin, orayı gören, her nasılsa haber alan Mehdi Giritli Mehmet,
askerin kaçmasından ve halkın el çırpmak suretile kendisine müzaheretinden
ve sigara ikramından cür’et alarak ortalığa bir dehşet salmak için bu anda
cinaî bir rol yapmak istiyor, derhal maznunlardan Ali oğlu Hasan’ın torbası
içindeki bıçağı aldıktan sonra Şamdan Memet’le beraber Kublayın yanına
gidiyor, bıçağile boynundan keserek kellesini alıyor, bu suretle ordunun
bir zabiti ve asil Türk evladı Kublay, tanı bir canavarca hlsle şehit ediliyor.
Bununla kanmıyan Mehdi, kafayı saçlarından tutarak orada bulunan
üstüvane şeklindeki taşa vuruyor ve etrafını biraz gezdikten sonra getirip
bayrağın üzerine takıyor. Bu fecaat karşısında seyir ve Menemen halkından
bazıları tarafından ikinci bir alkış tufanı başlıyor, bayrak eyi dikilmemiş
olacaktır ki düşüyor. Bittabi kafa da düşüyor Mehdi Memet, bayrağı elektrik
direğine bağlamak için ip istiyor; bir ip halk arasından Yusufoğlu Kâmil
tarafından koşarak getiriliyor ve sancak direğe bağlanıyor. Bu sıralarda
alaydan yetişen diğer müfrezeler ve aynı zamanda namuslu iki bekçi ile
asiler arasında cereyan eden müsademede Mehdi Memet ve Şamdan Memet ve
Sütçü Memet maktul ve Emrullahoğlu Memet Emin mecruh, bu meyanda iki bekçi
de şehit düşüyor, âsilerden Nalıncı Hasan ile Ali oğlu Hasan da halk arasından
kaçıyor ve Manisada yakayı ele veriyor.
Bu hadisede vasfî cürüm ne olacaktır. Vak’anın sureti cereyanına ve
maznunların halka hitaben vaki hezeyanlarına ve halkı bayrak altına davet
etmelerine ve maksatlarının husulü için vaki müdahaleye silahla mukabele
ederek Hükûmet kuvvetlerine karşı gelmelerine, en nihayet canlı bir kuvvet
olarak hükümet yoktur demelerine ve aşağıda arzedeceğim veçhile tarikatı
teşkildeki gayenin Hükûmetin tebdili ve saltanatın iadesi gibi hususattan
ibaret olduğunun her türlü içtimalarında mevzubahis ve müridana bu suretle
telkin eylemelerine nazaran muhtevası itibariyle bu suç tam anasırı tekâmül
etmiş ve Türk Ceza Kanununun 146 ncı maddesindeki suçtan ibarettir.
Manisa’da başlayarak Menemen’de hitam bulan ve bir irticai hareketi
tam manasile ifade eden şu safhada arzettiğim şu hadise sureti cereyanını
ve uğradıkları yerlerdeki maznunların rollerini saraheten bize anlatan
maznun Emrullahoğlu Memet Emin, Nalıncı Hasan, Alioğlu Hasan kendi ikrarları
ve bütün maznunları teşhisen birer birer göstermiş olmaları ve diğer bütün
maznunların kendi hareketleri hakkında kısmen sarih ve kısmen müevvel ikrarları
ve bu meyanda asi Memet Eminin eniştesi maznun Keçeci Süleymanın Manisada
silahların sureti tedarikine ve hareketlerinden akrabasının ve bu meyanda
maznunlardan Hafızoğlu Simsar Katibi Mustafanın haberdar olduğuna dair
çok açık ikrarı ve aynı halden maznun bulunan Bozalan heyeti ihtiyariyesinden
inkârları hilâfında köyde bulunduklarına ve maznunların geçtiklerinden
haberdar olduklarına dair içlerinden Haliloğlu Hasanın ikrarı ve bütün
köylünün işitmiş olmalarından dolayı kendilerinin haberdar olmadıkları
iddiasının gayri varit görülmesi ve keza Bozalandan Manisaya gönderilen
iki kişilik hey’etin ifadeleri ve Kayıkçı Memedin şehadeti ve maznun Müezzin
Abdullahoğlu Hafız Ahmedin yetmiş bin kişiye bakmak için minareye çıktım
yolundaki kısmen müevvel ikrarı, zlkretmek, silah atmak, ip vermek, çukur
kazmak, sigara vermek, halkı bayrak altına davet etmek gibi harekâta içtisar
edenler hakkındaki kuvvetli şehadet en nihayet Menemen hadisesini ifade
eden asil maznunların ikrarları ve buna munzam kuvvetli şehadet, doktor
raporu, maznunların ikrarları arasındaki vasfı müşterek noktasından bulunan
esaslı mutabakatlar ve bunların sari olduğu diğer maznunların ikrarlariyla
mavakaa mutabakati tasdik edilmiş olması gibi yekdiğerini demirleyen, zencirleyen
delillerle anlaşılmaktadır. Bu safhadaki maznunlar sırasında Hoca Saffet
Ef. üzerindeki delillerde bir az tevekkuf edeceğim:
Her ne kadar Saffet Ef. Menemen vak’ası faillerile alakası olmadığını
ve Cumhuriyetçi bir fert ruhile yaşadığını bize ifade etmekte ise de aleyhindeki
delillerimiz
1 - Manisada çamlıkta bir saat kadar Giritli Mehdi Memetle temasını
söyleyen Nalıncı Hasanın ifadesi;
2 - yine Menemende istasyon tarafında zeytinliklerde Saffet hocaya
tesadüf ettiğinde Giritli Mehdi Memede verilmek üzere Farisice yazılmış
bir mektup verdiğini ve bu mektubu muhatap Giritli Memede Manisada verdiğini
söyleyen keza Nalıncı Hasanın ifadesi;
3 - Bozalan yolunda gelirken Giritli Memedin bütün maznunlara
Menemene girdiğimizde bize Hoca Saffet efendi müzaheret edecektir yolundaki
hltabının maznunlar tarafından müttefikan beyan edilmesi.
4 - Menemen’de başka yol takip edilmeden maznunların doğruca
Hoca Saffet Efendinin evi tarafına tevcih etmeleri ve evi önüne muvasalatlarında
maznunların arkasından Giritli Memedin anide gaybubet ve biraz sonra meydana
çıkan Giritli Memet ile Hoca Saffet Ef. nin bir birine baka baka araları
mesafeli geldiğini söyliyen küçük Hasanın ifadesi.
5 - Hoca Saffetin eve gireceği anda Mehdinin emrile Hoca Saffete
karşı asi avenenin resmi selâm ifa eylemesi.
6 - Nihayet Hoca Saffet Ef. nin Mehdi ile temasını ifade eden
şehadet bize aksini ifade etmekte ve kendisinin şeriki cürm olduğunu meydana
çıkarmaktadır. Bilhassa Nalıncı Hasanla muvacehelerinde verdiği ifade Manisada
çamlık tarafı yokuş olduğundan kalp hastalığı dolayısile bu yolu takip
etmediğini ve Giritli Memedi kativen tanımadığını söylemiş bu meyanda şayanı
kayıt olan bir nokta varsa o da evi önünde maznunların bayrakla durdukları
ve geçtikleri ve dükkan önünde kendisine Mehdinin mülâki olduğu şehadetle
teeyyüt etmişken istintakta bunları da kabul etmiyerek görmediğini ve tanımadığını
söylemek suretile inkâr vadisine sapması ve muhakemede mehdiye rast geldiğini
ve konuşmaksızın geçtiğini söylemek suretile müevvel ikrarı ve muvacehedeki
bütün deliller pisikolojik tesirler bize bu hocanın hadisede methaldar
bulunduğunu ve Menemende bu faaliyeti idare edecek yegane elemanlardan
olduğunu sarahatan meydana koymuştur.
Maznunların suçtaki vaziyetlerine temas ettiği maddei kanuniyeye
gelince: Hadisede teşrih ettiğim rolleri itibarile Şamdan Memet ve
Giritli Mehdi Memet ve Sütçü Memet ve Emrullahoğlu Memet Emin ve Alioğlu
Hasan ve Nalıncı Hasan filin esas unsurunda iştirak ettiklerinden ve fiili
doğrudan doğruya işlemiş olduklarından hadisede hemfiildirler. İçtimade
hazır bulunan Tatlıcı Hüseyin, Çırak Mustafa, Topcu Hüseyin, Keçili Süleyman
Çavuş, Pabuççu Hüseyinoğlu Ali bir taraftan azim olmak itibarile hemfiil
diğer taraftan 65 inci maddenin birinci ve ikinci bentlerinde mevzubahis
cürmün işleneceğine dair talimat vermelerine ve arkalarından silâhlanıp
geleceklerini vadetmelerine nazaran fer’an zimethal bulunmaktadırlar. Maznunları
araba ile getiren Giritli Memedin bacanağı posta sürücüsü Kâhya İsmail
ve Paşaköyünde evinde misafir eden Giritli Mehmedin bacanağı Ahmet ve Giritli
Mehmedin analığı Rukiye ve yemek veren ve kulübe tesis eden Bozalanda Sütçü
Mehmedin damadı Koca Mustafa ve kardaşı Hacı İsmail ve Hacı İsmailoğulları
Hüseyin ve Hasan ve maznunlar Bozalanda bulundukları sıradakl hareketleriyle
müzaheret vadinde bulunan yine ayni köyden Osmanoğlu Hasan, Mehmetoğlu
Ahmet, Bozalandan Manisaya giden iki kişilik heyetten rolleri itibarile
maznunlarla iştirakleri olan Hacı İsmailin hemşiresinin kızı Fatma, Hacı
Alioğlu Mustafa ve Görece Köyünden Abdülkerim ve Menemenden müezzin Abdulahoğlu
Hafız Ahmet ve Menemenden asiler içine katıldığı ve mahallâtı dolaştığı
anlaşılan Ramiz ve keza asilere karışıp zikrederek sancak altına giren
Harputlu Mehmet ve Şımbıllı Mehmet ve tabanca atmak suretile icrayı şadumani
eden Abbas, halkı bayrak altına davet eden Rasim, bayrak için çukur kazan
arabacı Hüseyin, şehit zabtin kellesini bayrak üzerinde durdurmak için
sancak direğini elektrik direğine bağlamak için ip getirmek suretile maddeten
iştirak ettiği anlaşılan Yusufoğlu Kamil, asilerin bütün efalini tasvipkâr
bir surette el çırparak alkışlamak suretile suçlarına iştirak ettikleri
anlaşılan Menemen halkından İbrahimoğlu İsmail, Çıtaklı Süleyman ve Çingene
Ali ve bakkal Ali Mazlumaki ve Musevi Jozef ve gözlüklü Ali ve tütüncü
Haydar ve Hacı Kerimoğlu İbrahim fiilde fena zimethaldirler. Diğer maznun
hadisenin elemanlarından olan Hoca Saffet Ef. oynadığı rolle fiilde
azim olmak dolayısile faiili aslidir. Bu saydığım otuz altı maznundan hemfiil
olanların hareketi Türk Ceza Kanununun 146 ncı maddesinin birinci fıkrasına,
feran zimethal olanlar da yine mezkûr maddenin ikinci fikrasına ve şehit
Kublay Beyle iki bekçinin öldürülmesinden dolayı da içtimaı ceraim ahkâmı
nazara alınarak 449 uncu maddenin ikinci bendine ve diğer maznunlardan
olup asıl maznunlarla fiilde iştirakleri tespit edilemiyen ve yalnız silah
verdikleri anlaşılan Manisada Giritli Mazlumaki, İbrahim, İsmail, ve Bıçakçı
Mustafanın 150 inci ve evvelce maznunlara iştirak ederek giden maznun Çakıroğlu
Ramazan yoldan kaçarak kasteylediği fiilin ef’ali icraiyesinden ihtiyarile
yaz geçtiğinden 61 inci maddenin son fıkrası delâletile kendisine tamam
olan kısım için ceza verileceğinden bunun hareketi sui niyetle fesat heyetini
haber vermemekten ibaret kalmaktadır. (Çünki 146 inci maddedeki teşebbüs
tabiri gerek nakıs olsun ve gerek tam olsun müsavidir.
Vazii kanun bu teşebbüsü icrai ve fiili teşebbüs manasında almıştır.
Binaenaleyh; kendi ihtiyarile vaz geçtiğinden nakıs teşebbüs halinin de
husule gelmemiş olmasına göre ortada mezkûr maddede mevzuubahis teşebbüs
hali yoktur olsa olsa müstakil bir suç mevcuttur ki o da vaki hareketine
göre kanunun 151 inci maddesinde mevzuubahis olan suçtan ibaret kalmaktadır)
ve bunun da 151 inci maddeye maznunların köylerine geldiğini ve uzun müddet
kaldıklarını ve kulübe tesis ettiklerini bildikleri ve maksatlarını tabiatile
öğrendikleri halde hükümete haber vermemeleri fiildeki sui niyetlerine
bir delil teşkil eden Bozalan heyeti Ihtiyariyesinden Muhtar Ahmetoğlu
Mustafa, âzadan Mustafaoğlu Mustafa, Memetoğlu İsmail, Memetoğlu İbrahim,
Haliloğlu Hasanla bekçi Ahmetoğlu Hüseyin kanunun 279 uncu maddesi delâletile
memur olduklarından 251 inci madde nazara alınarak yine 151 inci maddenin
birinci fıkrasına ve maznunları sui niyetle haber vermiyen Bozalandan Hüseyinoğlu
İbrahim, Ahmetoğlu Memet, Manisadan Keçeci Süleyman, Hafızoğlu Simsar Kâtibi
Mustafa ve Paşa Köyünden Simavlı Osman, bakkal Memetoğlu Abdurrahman ve
arabacı Bekir, Ahmetoğlu Eyyup ve Koca Hasanoğlu Hüseyin ve Menemenden
vak’adan iki gun evvel haberdar olduğu şehadetle anlaşılan Raşitoğlu İbrahim
Çavuşun da keza 151 inci maddenin birinci fıkrasına uygundur. Bu maddelere
göre ve yaşları nazarı itibara alınmak şartile cezalarının tayinini stiyorum
ve fiilde ittifak ettikleri ve hükûmeti sui niyetle haberdar etmedikleri
anlaşılamıyan maznun Memet Eminin validesi Hasibe ve karısı Emine ve kız
kardeşi Halide Fatmanın da beraetlerini istiyorum.
Paşa Hazretleri;
Bu safhaya hitam verdikten sonra asıl bu safhanın menşeine, evveliyatına
doğru çıkacağım. Bu safhayı hazırlıyan yani Menemen faillerini yetiştiren
ve tarikat perdesi arkasında faaliyete geçerek halkı iğfal eden ve nakşibendi
tarikatı namile ortaya sürdükleri bir tarikata halkı bağlıyan ve nihayet
bu suretle zahiren, ismen, dinî bir tarikat, aslan ve ruhan onun gizli
olmak vasfında mündemiç gizli ve muzır bir teşekkül ile çalışmağa başlıyan
hadisenin elâmanları maznunları şebekesine ve bunların tarzı faaliyetine
intikal ediyorum:
Aşağıda delâilini birer birer serdedeceğim bu şebekenin başında sabık
Manisa Askerî Hastanesi imamlığından mütekait imam İbrahim Efendi vardır.
Bu adam Erenköyünde Şevki Paşa köşkünde oturan Şeyh Esada merbuttur. Birde
bunun oğlu Memet Ali Ef. vardır. Bunlardan Şeyh Esat Ef. köşkünde oturur,
tarikat mensubini arasında (kutbülaktap) veya (kutbuazam) namiyle yadedilir.
Ve bütün mensubininin perestişkârı olan bir şeyhtir. Oğlu Memet Ali Ef.
de şeyhzadedir. Ve babasının müşaviridir. Laz İbrahim de halifeler halifesi
olarak tanınmaktadır. Bu Laz İbrahim kutbülaktap tarafından ortaya sürülen
mahiyeti malum nakşibendi tarikatının tamim ve teksirine memurdur, tarikatın
vasfı mümeyyizi gizli kalmak ve şekli haricisi itibariyle salikini sakallı
olmaktan ve Şeyh Esada iman etmekten ibarettir. Bu tarikat mensubininden
İstanbul haricinde bulunanlar Şeyh Esat tarafından nakşibendi mührile basılmış
fermanlarla nasbedilen ve silsilei tarikata ve tertibl zikri nakşlbendi
tarikatı namındaki talimatla mücehhez Şeyh ve halifelere mensupturlar.
Bu halifelerin Şeyh Esatla rabitasııu tesis eden ha]lfeler hallfesi uxıvaımu
taşıyan imam Ibrahimdir. Laz İbrahim evvela Manisada hastane imamı iken
bu teşkilâta başlamış, orada muhitini hazırlamış ve muhitin temin ettiği
mümaşatkâr vaziyetlerden istlfade ederek merkezi faaliyetini Manisaya hasretmiş
ve hemen hemen bütün faaliyetini oraya teksif etmiş. Burada kendisine haylice
taraftar kazanmış ve muhiti faaIiyetini tevsie çalışarak Horos Köyüne kadar
gitmiş, bu köyün hemen yüzde seksenini de tarikata koymuştur. Orada bu
uğurda bir cami bile yaptırmıştır. Fikri fesadını bu camide akıtan Laz
İbrahim bir aralık haleti ruhiyesinin bir ifadesi olmak üzere inkılâp aleyhinde
bulunmuştur ve bütün vaızlarını da bu vadide yürütmüş ve inkılâbın hakiki
düşmanı olduğunu göstermiş ve burada halkı mürteci fikirle yetiştirmeğe
çalışmıştır. Horos Köyünde ve avdette Manisada muayyen eşhasla içtimalar
yaparak bu tarikatin Türkiye dahilinde neşrü tamimine uğraşmıştır. Laz
İbrahim Ef. Manisada tabur İmamlığından tekaüde sevkedildikten sonra serbest
hayata atılmasından istlfade ederek Anadolunun hemen her tarafını dolaşarak
ezcümle; Karadeniz sahili, Kayseri, Bursa, Balıkesir, Bergama ve Manisa
havalisini dolaşarak bu tarikatın kök salmasına ve teşkilâtını demirlemeğe
çalışmıştır. Türkiyenin her tarafından gelen nakşibendi şeyhleri ve bunların
evlerinde çıkan vesaik ve Laz İbrahimin bütün icraatını ifade eden ve Bursa
seyahatındaki faaliyetini gösteren şeyhe yazdığı mektup ve Şeyh Esadın
halen hakkında tahkikat yapılmakta olan Karahisar sabık müftüsü Hacı Ali
Efendiye yazdığı (Hadimülfakir Esseyyidi Mehmet Esat) imzalı mektup keza
buna yegane bir delildir. Şeyh Esadın evinde çıkan ve dosya meyanında bulunan
evrakı arasındakl bütün mektuplar, vesaik meselâ bunlardan, Evradı Esadiye,
Mektubat nam eseri, nakşibendiye ait mühür ve Laz İbrahimin evinde çıkan
şeyhliğe ait defter ve yine Laz İbrahimin bu sahada faaliyetini gösteren
uzun ve mufassal Bursa seyahatından bahis yazdığı mektup, nakşibendi tarikatına
ait sualler ve bu vadide tevabiinden olan şeyhlerin evlerinde çıkan mektuplar,
en nihayet bu defa oğluna hitaben yazdığı vasiyetnamesinde hizmeti şeriat
ve tarikati size ve sizi de Allaha tevdi ediyorum, yolundaki ifadesi bütün
bunları inkar eden ve şeyh olmadığım iddia eden Şeyh Esadın bu tarikat
yolunda takip ettiği siyasetin mahiyetini bize pek güzel ifade etmektedir.
Laz İbrahim propagandasını yaparken Erenköy kâşaneslnln kutsiyetinden ve
kuş tüyleri içinde oturan şahsın ilminden, fazlından bahsederek ona ilahi
bir kudret hissini veriyor ve buna kanan bir sürü insanlar da tarikatına
girdikleri şeyhlerini görmek üzere aldıkları müsaadei mahsusa ile İstanbula
kadar gidip kâşanede züvvar için sureti mahsusada yaptırılmış müsafirhanede
günlerce kalarak kuş tüyleri içinde şeyhlerinin elini öpmek suretile arzı
ubudiyet etmektedirler. Nitekim, yine Karahisar sabık müftüsü Hacı Ali
Efendinin 1930 tarihli Şeyh Esada yazdığı mektup bunu ifade eder.
Şöylece: Tarzı faaliyetini ve muhiti faaliyetini ve mahiyetini
muhtasaran gösterdiğim bu tarikatin siyasi bir teşekkül olduğunu umumi
surette arzettikten sonra son hadisenin bu teşekkülden çıktığını maddeten
göstermek isterim. Tarikatın Halifesi Laz İbrahim son Manisaya gelişinde
bundan iki üç ay evvel İzmirden bugün maznunlar arasında bulunan Laz Mehmet
Ali hocayı da yanına alarak Manisaya gitmiş, orada Askerî Tabur İmamı İlyas,
Hatip Cemal, Manifaturacı Osman, Ragıp Efendilerin evlerinde toplantılar
yapmıştır. Bu toplantılarda bugün Menemen failleri arasında bulunan Nalıncı
Hasan da hazır bulunmuştur. Yine geçen sene Kutbuazamı görmek üzere bu
Nalıncı Hasan, Manifaturacı Osmanla beraber İstanbula gitmiş Laz Ibrahim
de beraber olduğu halde köşkte kalmıştır.
A - İmam İlyasın, Hatip Cemal, Manifaturacı Osman, Ragıp Efendilerin
evlerinde içtimalarda ev sahibi Mutaf Süleyman, İmam ilyas, Çırak Mustafa,
Hatip Cemal, Papuççu Hüseyinoğlu Ali, Laz İbrahim, Keçili Süleyman Çavuş,
Laz Hoca Memet Ali, Manifaturacı Osman, bacanağı Murat Mustafa, Topçu Hüseyin,
Ragıp B., Nalıncı Hasan, Hoca Hakkı, Hafız Ahmet Efendiler bulunmuşlardır.
Bu içtimaların vuku bulduğu Mutaf Süleymanın çok sarih ikrarı ve bu ikrarında
bilhassa İmam İlyasın evindeki içtimada Nalıncı Hasanın bulunduğu ve evvelce
de Nalıncının buraya gelip gitmekte olduğunu söylemesi ve bunu müeyyit
Nalıncı Hasanın (bir defa değil defaatla, hatta Horoz köylülerin Laz İbrahimi
İmam İlyasın evinde ziyarete geldikleri günlerde hazır bulunduğunu söylemek
suretile) vaki ikrarı ve İzmirde ikamet eden Laz Hoca Memet Ali Efendinin,
Laz İbrahimle beraber Manisaya gittiklerini, İmam İlyasa misafir olduklarını
ve orada mezkûr eşhasla beraber görüştüklerini ve Manifaturacı Osman, Ragıp,
Hatip Cemal Efendilerin evlerinde toplantılar yapıldığını, fakat bu toplantılarda
tarikatın dinî mahiyetinden bahsedildiğini ve başka birşey konuşulmadığını,
yalnız Laz İbrahimin cemaate hitaben zikirleri gizli yapmalarını Şeyh Esadın
irade buyurduklarını sarahaten söylemesi ve Manifaturacı Osman’ın bacanağı
Muradın aynı mahiyetteki ikrarı ve İmam İlyasın bu içtimaların olduğuna,
tarikata mensup bulunduğuna, ve Şeyh Esadı İstanbulda ziyaret ettiğine
dair ikrarı ve Papuççu Hüseyinoğlu Alinin, Hoca Hakkı Efendinin Ragıp ve
Çırak Mustafa Efendilerin vaki ifadeleri ve Manifaturacı Osmanın istlntaktaki
çok sarih ikrarı en nihayet Laz İbrahimin şeriat yolunda şayanı dikkat
açık ikrarı ve diğerlerinin müevvel ifadelerile anlaşılmıştır.
B - Manisada yine içtima mahallerinden birisi olan Tevfikiye
mahallesinden katmerci Hasan Hüseyinoğlu Memedin evinde yapılan bir içtimada
da aynı eşhas bulunmakla beraber Lütfi dedenln Halil ile yine Nalıncı Hasan
da burada hazır bulunmuştur. Bu içtima kendi ifadeleri ve şehadetle anlaşılmıştır.
C- Hadiseden dört beş ay evvel maznunlardan Hafız Ahmet Efendinin
Giritli maktul Mehmet Mehdi olup olmadığını anlamak için imtihan yapmak
üzere kendi dervişleri maznunlardan Fırıncı Mustafa oğlu Ahmet, Tarakcı
Hüseyinoğlu Etem, Çulha Memet Çavuş ve Kurabiyeci Ahmetoğlu Hacı Hasan
ile Kısık Camiine davet ederek dervişleri huzurunda Giritli Memedi imtihan
etmiştir. Bunu maznun Memet Emin ve Alioğlu Hasan ifadelerinde söylemektedirler.
Şayanı dikkat olan bu toplantıların ve Memet Emin, Küçük Hasan, Nalıncı
Hasanın tarzı ikrarlarının ve imtihanın ve bütün toplantıları ifade eden
diğer maznunların bize verdiği neticeye göre:
1. Bu toplantılarda bulunan maznunlar arasında Menemen vak’asını
hazırlayan faillerin son içtimagâhı olan Tatlıcı Hüseyinin evinde hazır
bulunan Çırak Mustafa, Topçu Hüseyin, Keçili Süleyman Çavuş ve bilhassa
Nalıncı Hasanın bulunması.
2. Ve bunlardan Hafız Cemal Efendinin Manisada Laz İbrahimin
vekili olduğunu Nalıncı Hasanın söylemesi.
3. İçtimalarda bulunan Şeyh Hakkı Efendinin hadisede teşviki
olduğunun maznunlardan Memet Emin tarafından ifade edilmesi.
4. Nalıncı Hasanın, Basmacı Osmanla on gün kadar köşkte kaldıklarının
anlaşılması, ve bu suretle bunu inkar eden Basmacı Osmanın, Nalıncı Hasanı
köşke götürdüğünün tahakkuk etmesi ve bunu ifade eden Düzceli Saatçi Memedin
dinlenen ifadesi.
5. Bütün Menemen vak’ası faillerinin bilistisna bu hadisede maznun
hocaların alâkadar bulunduklarını müttefikan beyan etmeleri.
6. İçtimalardan sonra Laz İbrahimin, Laz Hoca Memede, İmam İlyas
ve Ragıp Efendilerle Horos Köyüne ve Muradiyeye kadar gitmeleri.
7. Her toplanışda da muayyen eşhasın hazır bulunması.
8. Hepsinin ayni tarikata mensubiyetleri ve zikri beraber ve
gizli yapmaları.
9. Maznun Hoca Hafız Ahmet Ef. tarafından Giritli Memedin Mehdilik
lmtihanının yapılması ve bu suretle hadisenin hocalarla alakası olduğunun
anlaşılması.
10. Maznunlardan bilhassa Basmacı Osmanın sık sık İstanbula giderek
Şeyh Esatla temas etmesi.
11. Tarikatın gayesi hükümeti yıkmak. eskisi gibi tekkeleri açık
alenî zikir yapmaktan ve sultanları getirmekten ibaret olduğunun maznunlar
tarafından müttefikan beyan edilmesi.
12. Nalıncı Hasan köşkte iken bir gün Şeyh Esadın oğlu Memet
Ali ve Laz İbrahimin yanlarına bir Meb’us gelerek bir aralık kendisini
dışarı çıkardıklarını ve kapı aralığından dinlediğinde sultanların avdetini
konuştuklarını işitmiş olduğunun merkum tarafından ifade edilmesi.
13. Yine Laz İbrahim, Horoz Köyünde inşa ettiği camide tarikat
mensubinine yaptığı bir vazında teceddüdün, asriliğin aleyhinde bulunması.
14. Ve yine Laz İbrahimin, Horoz Köyünde tarikate intisap ettirmek
istediği şahit Recep Halil oğlu Bekir Çavuşa gel, bu tarikate gir, kendini
kurtarırsın, aksi taktirde eyi olmaz suretindeki şayanı dikkat ve tehditkâr
ifadesi.
15. Horoz Köyünde bu tarikata intisap edenler arasında daimi
surette Araplarla sultanlar gelecek, fes giyeceğiz suretinde çıkan sözlerin
şehadetle sıhhat kesbetımesi ve hassatan bu sözlerin tarikat mensubini
arasında konuşulması.
16. Şeyh Esat Efendinin, İmam İbrahimin, Anadolu dahilindeki
hararetli faaliyetinden kuşkulanarak sen ilanı istiklal ettin, yolundaki
Şeyh Esadın oğlu Memet Ali Efendinin bir hitabına cevaben yazdığı İmam
İbrahimin Bursa faaliyetinden bahis mektubunda ben ilânı istiklâl etmedim.
Bütün faaliyetimde sizin nam ve hesabınıza hareket ediyorum iradeniz veçhile
vazifemi yapıyorum bütün faaliyetimde bir dakika olsun Efendimizden ayrılmış
değilim, halkın aşk ve muhabbetini size tevcihe çalışıyorum. Tarikata alacağım
eşhasa evvela beni görüp görüştükten sonra efendimizi görmeğe mezun bulunduklarını
söylüyorum yalnız vazifemin sahhar ve cazip tesirleri altında bazen kendimi
unutuyorum. Efendimizin kapısın kölesiyim, ilânı lstiklâl etmek aklımdan
bile geçmez, mealindeki mektup. Burada maznun İbrahim Ef. zikrettiğimden
dolayı Şeyh Esat Ef. bana kızmıştır. Onun için af yolunda ben bu mektubu
yazdım iddiasında bulunuyor. Halbuki bu iddiasında hiçte samimi değildir,
mektup münderecatı bu iddiasını sarahaten reddeder. Çünkü iddia ettiği
gibi Şeyh Esat Ef. kendisine zikrettiğinden dolayı kızmış olsaydı hiç şüphesiz
mektubunda tarikat faaliyetinden bahsetmez ve edemezdi. Halbuki mektubunda
bütün hararetile tarikattan bahsetmiştir.
17. İmam İbrahim Efendi tarafından gönderilen diğer bir
mektupta Hafız Ali Osman ve emsali harekâtımızı tasvip ediyorlar, size
bu cesaret nereden geldi, yolundaki Şeyh Hafız Ahmet Efendiye yazdığı mektup
münderecatı.
18. Siirtte Fırka 2 nci Alay 1 inci Tabur 2 nci Kumandan Vekili
Kıdemli Yüzbaşı Nihat imzalı Hafız Ahmet Efendiye gönderilen mektupta şark
isyanından bahsediliyor, bunun sebebi bir kaç eşkiyanın derebeylik sevdasına
düşmelerinden ibarettir, denildikten sonra bu isyan şeriat yolunda falan
değildir, yolunda şayanı dikkat yazılış.
19. Akhisar Şeyhi Celil Ef. zade Hüseyin Fehmi imzalı maznunlardan
Hacı Hilmi Efendiye yazılan mektupta, tarikatın tamim ve tevsii tavsiye
edilmekte ve hassaten zarar iras etmemek kaydının bulunması.
20. Anadolunun bir tarafında bulunan bir şeyhin diğer bir tarafta
şayanı itimat bulduğu bir şahsa tarikat yolunda faaliyette bulunması için
mektuplar göndermesi.
21. En nihayet Şeyh Esadın oğlu Mehmet Ali Efendinin mahkeme
huzurundaki ifadesinde İmam İbrahime karşı bu adam serkeştir, ne yaptığını
bilmez, ben bunun tuttuğu yolun vehametini takdir ettim. Babama bu adamla
temas etme bile demiştim, yolundaki çok sarih ikrarı gibi deliller bize
Menemen faciasını doğuran esas faillerin başında Kutbülazam olduğu halde
oğlu Mehmet Ali ve Laz İbrahim ve Laz Ibrahimin muhiti faaliyetine aldığı
aynı tarikata mensup yukarda isimlerini arzettiğim maznunlardan mürekkep
bir şebeke tarafından yetiştirildiğini maddeten ortaya koymaktadır. Binaenaleyh
bu şebeke bu delâille asileri bünyesinden çıkarmış ve ortaya atmıştır ve
tarikatte takip ettikleri siyasi maksatlarını bu ortaya attıkları zümrenin
mürteciane hareketlerile bize pek güzel ifade etmiştir.
Bu şebekenin başında halife olmak sevdasına düşen ve bu yolda akıttığı
zehirli tohumundan yetiştirdiği ağacına dal budak veren Şeyh Esat, bu ağacının
zehirli meyvesini huzuru adaletinizde nasıl yemelidir ve etrafına topladığı
şu maznunlara olan borcunu nasıl ödemelidir. Bugün bile birisine maaş tahsis
etmek, vaizlik, imamlık, hatiplik, tevcih etmek ve her birisine ilmî bir
paye vermek suretile bünyesinde yaşatan ve mazinin mülevvesatını atarak
millete eyi bir istikbal hazırlayan genç Cumhuriyet Hükûmetine karşı şu
hocaların hareketini nankörlükten başka bir kelime ile ifade edemiyeceğim.
Fiilde azim olmaktan ibaret olan maznunlardan Şeyh Esat ve oğlu Memet Ali
ve Laz İbrahim ve imam İlyas ve Rıfatoğlu Mutaf Süleyman ve Hatip Cemal
ve Hoca Laz Memet Ali ve Manifaturacı Osman ve Bacanağı Murat Mustafa ve
Ragıp B. ve Hoca Hakkı ve Hafız Ahmet ve Katmerci Hasan Hüseyinoğlu Memet
Lütfi dedenin Halil ve Fırıncı Mustafa oğlu Ahmet, Tarakçı Hüseyinoğlu
İbrahim Etem ve Çulha Memet Çavuş ve Kurabiyeci Ahmetoğlu Hacı Hasan, Hoca
Esat ve Laz İbrahimle sıkı teması olduğu ve Manisa ile köşk arasında muhabereyi
temin ettiği ve Nalıncı Hasanın üzerinde çıkan ve Talât imzasını
taşıyan mektuptan Nalıncı Hasanla teması olduğu anlaşılan Terzi Talât ve
Saatçi Hüseyin ve Nalıncı Hasan tarafından Giritli Memedin şeyhi olduğu
söylenen ve maktul GiritIi Memedin üzerinde Ahmet Muhtar imzalı muskası
çıkan ve Alaşehirden Manisa’ya geldiğinde uzun müddet Mehdinin evinde müsafir
kaldığı anlaşılan Alaşehir Şeyhi Ahmet Muhtar ve yine Şeyh Esat ve Laz
İbrahimle teması olduğu ve bunların siyasi maksatlarının husulüne çalışdığı
Laz İbrahimin Menemen’e gelirken kendisine yazdığı şayanı dikkat mektupla
ve şehadetle anlaşılan Manisa’nın Rahmanlı Köyünden Hacı Hafız Ali Osman
ve Akhisar Şeyhi Hacı Halit Ef. oğlu Hacı Hüseyin Fehminin kendisine yazdığı
mektuptan teşkilâta dahil olduğu anlaşılan Şeyh Hacı Hilminin hareketleri
Türk Ceza Kanununun 146 ncı maddesine ve diğer maznunlar olup yalnız tarikatlara
mensubiyetleri anlaşılan Manisadan Hasanoğlu Ayan Mehmet, Kara Ahmetoğlu
Ali, Memetoğıu Ali, Ak Memetoğlu Memet, Ahmetoğlu Halil, Kırlı oğullarından
Mustafa oğlu Memet, Bektaşi Bekir Mahallesinden Hatuniye Camii Müezzini
Hasanoğlu Hasan, Muradiye Köyünden Aslanoğlu Şaban, Çerkes Köyünden Ömeroğlu
Ahmet ve Horos Köyünden Sadettinoğlu Nurettin, Muslihoğlu Halit, Horoz
Köyünden ibrahimoğlu Mustafa ve Horos Köyünden Mustafaoğlu Sadi ve ayni
köyden Abidinoğlu Tahsin ve aynı köyden Yasinoğlu Küçük Osman ve aynı köyden
Zenoğlu Hasan ve ayni köyden Ahmetoğlu İbrahim ve ayni köyden Necipoğlu
Mevlut ve Ragıpoğlu Osman ve Muhtaroğlu Haşim ve Muhittinoğlu Ali Koç ve
Midillili Hasanoğlu Ahmet ve Yakupoğlu Ali ve Salâhattlnoğlu Naşidin tekâya
ve zevayanın seddine dair olan kanuna muhalefetle tarikata intisap ederek
şeyhlik, müritlik, halifelik yaptıkları şehadet, evlerinde zuhur eden vesaik
ve ikrarlan ve zabıt varakaları münderecatile anlaşılmış olduğundan bunların
hareketi de mezkûr kanunun birinci maddesinin ikinci fıkrasına uygundur.
Hepsinin yaşları nazara alınarak mezkûr maddelere tevfikan cezalarının
tayinini talep ederim efendim.
24.1.1931
Divanı Harbı Örfî
Müddeiumumi M.
A. Fuat
|