|
İrtemçelik'in istifası...
(6 MAYIS 2000)
57. Hükümette (DSP-MHP-ANAP Koalisyon
Hükümeti) İnsan Haklarından sorumlu Devlet Bakanı olarak görev alan Mehmet
Ali İrtemçelik, 6 Mayıs 2000 tarihinde bu görevinden istifa etti.
İrtemçelik'in hükümetteki ilk anlaşmazlığı
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylığının açıklandığı Helsinki sürecinde
Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile ters düşmesiyle başladı. Ardından AB'ye
üyelik için Türkiye'deki iç örgütlenmeye ilişkin model konusunda hem Dışişleri
Bakanı hem de Başbakan ile görüş ayrılığına düşen İrtemçelik, 3 Ocak'ta
Başbakan Bülent Ecevit ile yaptığı görüşmede , AB koordinasyon görevinden
affını istedi.
5+5 TEPKİSİ
İrtemçelik, 9. Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel'in görev süresinin 5+5 olarak yeniden düzenlemesi tartışmaları
sırasında Başbakan ile ikinci kez ters düştü. Liderlerin 5+5 konusunda
anlaşmasına tepki gösteren İnsan Hakları'ndan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet
Ali İrtemçelik, daha önce de gündeme getirdiği istifa kararını 6 Mayıs
2000'de uygulamaya koydu.
"Başbakan Bülent Ecevit'in cumhurbaşkanlığı
seçimi sürecinde sergilediği tutumu" gerekçe göstererek hükümetteki görevinden
istifa ettiğini açıklayan İrtemçelik şunları söyledi:
"Hiç arzu etmeyeceğim halde en temel
bir konuda karşı karşıya geldiğim Ecevit'in başkanlık ettiği hükümette
görevimi sürdürmem, benim ölçülerime göre, siyasi ahlak yönünden örtülemez
bir çelişki ve Başbakan'a karşı nezaketsizlik olur."
İRTEMÇELİK'İN AÇIKLAMASI
İrtemçelik'in istifası ile ilgili
yazılı açıklaması şöyle:
"Başbakan'ın geçen aylarda
gündemimizi işgal eden 'Anayasa'yı cumhurbaşkanlığı seçimi bağlamında değiştirme'
çabaları sürecinde öncülük ettiği düşündürücü arayışlar ve sergilediği
tutum halkımızın hafızasında henüz tazedir.
Ecevit'in Anayasa'nın açık hükümlerine
ve ulusumuzun seçilmiş temsilcilerinin iradelerine saygı açısından giderek
kabul edilemez noktalara tırmanan yönelimi karşısında almak zorunluluğunu
hissettiğim ilkesel tavır da keza hatırlanacaktır.
Öz saygım üzerinde de taşımaya alışamayacağım
bir yük oluştururdu. Bu düşüncelerle, 6 Nisan'da Başbakan'a muhatab istifa
yazımı gereği için Genel Başkanım Yılmaz'a sundum. Cumhurbaşkanlığı seçiminin
sonuçlanmış olmasıyla birlikte 57. hükümetin görev döneminde yeni bir evreye
girilirken istifamın geçerlilik kazanmasının geciktirilmesi için artık
herhangi bir neden kalmadığına inanıyorum.
Halkımızın göreve başladığı sırada
birikmiş beklentiler ve büyük umutlarla baktığı Hükümetimizin her alanda
bundan sonra daha başarılı olabilmesi içten dileğimdir."
KARARI 6 NİSAN'DA ALDI
İrtemçelik, ANAP Genel Başkanı Mesut
Yılmaz'a istifasını 6 Nisan 2000'de sundu ve "Bizden iyi vitrin oluşturmak
düşüncesiyle görev almamızı istediniz. Biz de yaptık iyi de oldu. Artık
bir şeylerin yürümediği görülmektedir. Bu nedenle görevimden feragat ediyorum"
dedi.
Yılmaz, cumhurbaşkanlığı seçimi
nedeniyle son derece hassas bir süreçten geçildiğini hatırlatarak İrtemçelik'e,
"İyi düşündün mü? Biraz daha bekle" tavsiyesinde bulundu. Ancak İrtemçelik,
kararından vazgeçmesinin söz konusu olmayacağını kaydederken, "Siz böyle
değerlendiriyorsanız, istifamı siz uygun gördüğünüz zamanda Başbakan'a
iletiniz" diye konuştu.
İrtemçelik, bu konuşmadan sonra
6 Mayıs günü, Yılmaz'a istifasını anımsatarak, kamuoyuna bir açıklama yapacağını
söyledi. Yılmaz ise, iyi düşünüp düşünmediğini yeniden sorduğu İrtemçelik'ten
"kararlıyım" yanıtını alınca istifaya onay verdi.
Yılmaz, İrtemçelik'in istifası ile
ilgili de şu açıklamayı yaptı:
"İrtemçelik istifasını 15 gün önce
bana vermişti. Fakat cumhurbaşkanı seçimi sonuçlanmadan bunun işleme konulmasının
sakıncalı olacağını kendisine söyledim. Seçim sonuçlandığı için işleme
konulmasını istedi. Bu bir nöbet değişimidir. Yadırganacak bir şey yok."
"KABİLE DEMOKRASİSİ"
Cumhurbaşkanlığı görev süresine
ilişkin Anayasa değişikliği tartışmaları sırasında Ecevit'in açıklamalarına
karşı sert çıkış yapan İrtemçelik, şunları söyledi:
"- Kurumlar ve kuralar devleti olmak
iddiasındaki Türkiyemiz'de cumhurbaşkanlığı seçimi bağlamında izlemek zorunda
bırakıldığım tablolar, bir tiyatro eseri olarak ve sanal düzlemde sahneleniyor
olsaydı, ucuz ve uçucu bir keyif alınabilir, yazarın hayal gücü sanatçıların
performansı alkışlanabilirdi.
- Siyasetimizin bazı baş aktörlerinin
önümüze koydukları tablo ise fevkalade hazindir. Demokrasi, ülkemizin istikrarını
kişilerle kaim olarak düşüneceğiniz veya kişisel hesaplarınızla öyle takdim
edebileceğiniz; işinize gelmeyen oylama sonuçlarını yok farzedebileceğiniz;
siyasete mülkünüz milletvekillerine de kapıkulu gözüyle bakabileceğiniz;
sizin gibi düşünmeye yatkın olmayanları lugatınız elverdiğince karalayabileceğiniz
rejimin adı değildir.
- Öyledir diye ısrar ederseniz bu
demokrasi olsa olsa kabile demokrasisi olur. Türkiye bu töhmetin altında
kalmayacak maruz bırakıldığı dayatmaları kendisini bu kadar küçümseyenleri
de ardından bırakarak aşacaktır."
(8
MAYIS 2000)
  |