| Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması şöyle:
Fransız Senatosu 7 Kasım 2000 tarihli oturumunda sözde Ermeni soykırımı
konusunda tarihi gerçeklere tamamen ters düşen bir kanun teklifini kabul
etmiştir. Son derece talihsiz ve yanlış bir adım oluşturan bu kararı kınıyor
ve reddediyoruz. Kanun teklifi daha sonra Fransız Meclisi'nde ele alınacaktır.
Bu karar, tarihi gerçeklerin insafsızca çarpıtılması ve bütün bir ulusun
dayanaksız iddialarla karalanması anlamına gelmektedir. Türk Ulusu, tarihinin
hiçbir döneminde soykırım gibi bir insanlık suçu işlememiştir. Bu bakımdan,
vicdanımız son derece rahattır. Türkler, Anadolu'da Ermenilerle tarih boyunca
birlikte yaşamıştır, yaşamaktadır. Ancak, Birinci Dünya Savaşı sırasında
Osmanlı İmparatorluğu'nun doğu bölgelerindeki bazı Ermeni unsurlar, dış
güçlerin oyununa gelmiş ve kendi ülkelerine karşı düşmanla işbirliğine
girişmek suretiyle ihanet etmişlerdir. Bununla da yetinmeyip, çok sayıda
insanı katletmişlerdir. Bunun üzerine doğudaki Ermenilerin savaş bölgesinden
başka yerlere nakledilmeleri zorunluluğu doğmuştur. Bu sırada ağır savaş
şartları yanında iklim koşulları, salgın hastalık, kötü beslenme gibi etkenler
tüm yöre halkına zarar vermiştir. Ancak, Ermenilerin büyük kısmı yeni yerleşim
bölgelerine salimen ulaşmıştır. Diğer bir ifadeyle, Ermenilere yönelik
ne bir soykırım, ne de soykırım emri vardır. Bunun aksine yönelik iddialar
maksatlıdır ve temelden yoksundur.
Ancak, ne var ki, Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan, Ermeni diasporalarını
kışkırtarak, çeşitli ülkelerdeki yasama organlarında Türkiye aleyhinde
kararlar çıkartılmasını sağlamaya yönelmiştir. Koçaryan yönetiminin geniş
maddi imkanlara sahip diaspora Ermenileri ile işbirliği halinde ülkemiz
aleyhine yürüttüğü bu politika, Kafkasya'da özlenen barış ve istikrarın
sağlanmasına hizmet etmediği gibi, Ermenistan'ın bölgedeki yalnızlığını
güçlendirmekte, esasen büyük sıkıntılar içinde bulunan Ermenistan halkına
zarar vermektedir.
Öte yandan, kökleri 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman ile Birinci
François arasında imzalanan andlaşmaya kadar uzanan Türk-Fransız dostluğu
da böylece dar ve bencil siyasi hesaplara alet edilmiş olmaktadır. Devlet
adamlığı ve parlamenterlik sorumluluk, sağduyu ve gerçekçilik gerektirir.
Başka ülkelerin tarih ve kültürleri konusunda karar almak, başka ulusları
yargılamaya kalkmak milletvekillerinin ve senatörlerin görevi de değildir.
Ancak ne yazık ki, bazı dost ülkelerin Parlamentolarının buna aykırı davranabildiği
görülmektedir. Nitekim son olarak, Türkiye'nin en yakın dostluk ilişkileri
içinde olduğu Fransa'nın Senatosu'ndan böyle bir kararın çıkmış olması
Türk Ulusu'nu haklı olarak derinden yaralamıştır, incitmiştir.
Ayrıca, Ermeni terörüne Fransa'da ve diğer ülkelerde şehit verdiğimiz
diplomatlarımızın ve vatandaşlarımızın aziz anısı Türk kamuoyunun hafızasında
tüm canlılığını korurken, bazı Fransız politikacıları kendi küçük oy ve
siyasi çıkar hesapları uğruna aldıkları bu kararla büyük bir vebal ve sorumluluk
altına girmişlerdir.
Fransız Senatosu'nun bu tutumunun Türk-Fransız ilişkilerine şimdiden
zarar verdiği kuşkusuzdur. Bu aşamada Fransa'dan beklentimiz, Avrupa Parlamentosu
ve ABD Temsilciler Meclisi örneklerinde olduğu gibi, Fransız Senatosu'nun
bu hatasının, Millet Meclisi tarafından yinelenmeyerek, ilişkilerimize
verilmiş olan zararın derinleşmesine yol açmamasıdır.
|