Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
DİĞER KONUŞMALAR
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ SÜRECİ
ANAYASA KOMİSYONU METNİ
MADDE GEREKÇELERİ
UZLAŞMA KOMİSYONU METNİ

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ... 
TBMM Genel Kurulu görüşmeleri... (4)
24 Eylül 2001
37 maddelik Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerindeki görüşmelerde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kilis Milletvekili Mehmet Nacar'ın konuşması...
 
MHP Sözcüsü Nacar, anayasaların hazırlandığı dönemlerin izlerini taşıdığını, 1982 Anayasası'nın da bu şekilde değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi. 

Nacar, anayasaların bireysel hak ve özgürlüklerle ortak değerler arasında en uygun dengeyi korumak, bunu da demokratik ilkeler çerçevesinde sağlamak zorunda olduğunu dile getirerek, anayasaların bu anlamda "toplumsal sözleşme" niteliği taşıdığını söyledi.

Anayasa değişikliklerinde ülkenin milli birliğinin dikkate alınması gerektiğini anlatan Nacar, "Devletin varlığını korumak, temel hak ve özgürlüklerin korunmasıyla aynı sonucu doğurur" şeklinde konuştu. Nacar, "37 maddelik değişiklik, uzlaşma kültürünün önemli adımlarından biridir" dedi.
 

TBMM Genel Kurulu tutanaklarından, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) adına Kilis Milletvekili Mehmet Nacar'ın konuşması:

BAŞKAN (Başkanvekili Mustafa Murat SÖKMENOĞLU) - Efendim, şimdi söz sırası Milliyetçi Hareket Partisinde. Kilis Milletvekili Sayın Mehmet Nacar; buyurun efendim. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET NACAR (Kilis) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Muhterem Meclisin ve kamuoyunun bilgisi dahilinde olan ve uzun bir çalışmanın neticesinde ortaya konan Anayasanın Bazı Maddelerinin DeğiştirilmesiS Hakkında Kanun Teklifini görüşmek üzere toplanmış bulunuyoruz. Teklif üzerinde, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, görüşlerimizi ifade edeceğiz. Bu vesileyle, şahsım ve partim adına, Muhterem Heyetinizi tekrar selamlarım.

Milletlerin tarihinde her zaman için, yönetenler ve yönetilenler arasında, adına Anayasa dediğimiz, bir davranış kuralları manzumesi olmuştur. Anayasalar amaçları, nitelikleri, taşıdıkları değer ve öncelikleri itibariyle değişik şekillerde ifade edilmişlerdir. Anayasaların değişik şekilde ifade edilmelerinde en büyük etken, muhakkak ki o dönemin anlayışını önemli ölçüde yansıtmalarıdır.

Anayasa tarihimiz içerisinde, cumhuriyet öncesi ve sonrası anayasalarımız, dönemlerinin derin izlerini yansıtmıştır. 1982 Anayasası da diğerleri gibi önemli ölçüde yapıldığı dönemin şartlarını ve anlayışını yansıtan bir özelliğe sahip olmuştur.

Tarihin her döneminde mükemmel ve insanlık onuruna yakışan ve nihayetinde insanın mutlu yaşayabileceği bir düzeni temin edecek anayasa anlayışı aranagelmiştir.

Günümüz anlayışı içerisinde, anayasalar, evrensel normları ve değerleri, tabandaki yapıya uygun olarak düzenlemek durumundadır. Bu anlayış, demokratik anayasaların daima toplumu karakterize eden, toplumun beklentilerini, âdetlerini, yaşama arzularını, geçmişe saygılarını ve geleceğe yönelik olarak, ortak bir hayat isteklerini yansıtmak durumundadır. Diğer bir ifadeyle, her anayasa bireysel hak ve özgürlükler ile müşterek değer ve çıkarlar arasında en uygun dengeyi kurmak ve bunu da demokratik sistem zemininde başarmayı öngörmek durumundadır. Anayasa, bu anlamıyla, bir toplumsal sözleşme mahiyeti kazanır. Bütün özel ve tüzel şahsiyetleri bağlayıcı bir nitelik arz eder.

Sayın milletvekilleri, anayasalar, devletin rejimini, temel hak ve özgürlükleri, anayasal kurum ve kuruluşları belirleyen temel kanunlardır. Toplumsal mutabakatı ifade eden anayasaların -özelliği sebebiyle- değiştirilmesi, nitelikli çoğunluğa ve belirli şekil şartlarına bağlanmıştır.

1982 Anayasası, kabul edildiği tarihten itibaren birçok yönüyle eleştirilmiştir. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde, anayasalar, ne yerin dibine batırılırcasına yerilmekte ne de değişmez kutsal metinler olarak korunmaya çalışılmaktadır. Muhakkak ki, anayasalar eleştirilebilmeli ve dönemin anlayışına ve ihtiyaçlarına uygun olarak değiştirilebilmelidir.

1982 Anayasasının, kabul edildiği tarihten itibaren geçen süre, kamuoyu tarafından ortaya konulan eleştiriler, demokratik toplum anlayışının gelmiş olduğu yer, ülkemizin taraf olduğu anlaşmalar ve ülke ihtiyaçları göz önüne alındığında, üzerinde değişiklik yapılması gereği ortaya çıkmaktadır.

Anayasa değişikliğine ilişkin ihtiyaçların ve hedeflerin belirlenmesinde, ülkemizin birlik ve dirliğini temin edecek, millî varlığımızı ve demokratik yapıyı koruyan anlayış temel felsefe olmalıdır. Bu yaklaşımın, demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri engelleyen veya ortadan kaldıran ilkeler olmadığı açıktır. Zira, evrensel hukuk normları, temel hak ve özgürlüklerin, millî güvenlik, toprak bütünlüğü, başkalarının hak ve özgürlükleri ile demokratik toplum düzeninin korunması amacıyla "sınırlandırılabilir" olduğunu vazetmektedir. Esas itibariyle de, temel hak ve özgürlüklerin teminatı ve varlığı, demokratik toplum düzeninin var olduğu bir devletin varlığına bağlıdır. Bu sebeple, devletin varlığını korumak, temel hak ve özgürlüklerin korunmasıyla aynı sonucu doğurur.

Sayın milletvekilleri, demokrasinin temel ve vazgeçilmez şartı, iktidarın, seçilmiş organlar eliyle yönetilmesidir. Parlamenter sistem içerisinde seçimle işbaşına gelenlerin, kuvvetler ayrımı esasına göre, iktidarı öteki erklerle paylaşması esastır; ancak, demokratik bir ülkenin en belirgin göstergesi, iktidarı kullanan seçilmiş karar organlarının aslî ve kurucu iktidar görevini kullanabilmesidir. Türk demokratik hayatında en büyük eksikliklerin başında ise, seçilmiş organ olan Parlamentonun, Anayasadan aldığı ve tarihinden gelen konumu itibariyle bu yetkisini kullanamamasından gelmektedir.

Cumhuriyet tarihimiz içerisinde, cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllardaki 1921 ve 1923 Anayasalarını ayrı tuttuğumuzda sivil bir anayasanın Parlamento tarafından yapılmamış olması, hepimizin malumudur. 1961 Anayasası, 1961 Anayasasının 1973 değişikliği ve 1982 Anayasalarının Parlamento tarafından yapılmamış olması, bu Anayasalara en fazla eleştirilerin kaynağını oluşturmuştur.

Nitekim, 1982 Anayasası kabul edildiği tarihten itibaren geniş eleştirilere muhatap olmuş ve toplumun ihtiyaçlarını karşılamadığı genel kabul görmüştür. Aradan geçen 19 yıl içerisinde 5 defa üzerinde değişiklik yapılmış olmasına rağmen, esaslı değişiklikler yapılamamıştır. Yapılan değişiklikleri inkar noktasında olmak muhakkakki mümkün değildir; fakat, yapılan değişikliklerin önemli kısmının sadece siyasî haklar ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin olması, bu haklı eleştirileri kuvvetlendirmektedir.

Ülkemizde temel kural ve değerlerde güçlü bir konsensüsün oluşmaması, kısır çekişmeler, kişisel veya siyasî menfaatların önplana çıkarılması, geçmişte daha kapsamlı yapılabilecek değişiklikleri, maalesef, engellemiştir.

Yaşadığımız süreç içerisinde 21 inci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi, uzlaşma kültürü içinde, ülkenin meselelerine çözüm üretmede kolektif aklı ve gücü kullanabilecek örnekleri göstermiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi iki yılı aşkın bir süredir, Anayasanın tümü üzerinde çalışarak, sivil bir anayasa yapmak amacıyla, hareket etmiştir. Değiştirilme gereği duyulan maddeler üzerinde kısmî veya esaslı değişiklik önerilerini metin haline getirmiş ve Yüce Meclise sunmuştur.

Eğer, Türkiye, bugün, Anayasasında ileriye dönük ciddî bir adım atmanın eşiğine gelmiş ise, bunda Milliyetçi Hareket Partisinin katkısı çok büyüktür. Bu vesileyle, bu çalışmalara katkı temin eden, başta, diğer siyasî parti gruplarına, Uyum ve Anayasa Komisyonları üyelerine, katkı sağlayan diğer ilgililere ve emeği geçen uzmanlara teşekkür etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, yapılan bu değişiklikler, muhakkak ki, mükemmel ve tüm talepleri karşılayan bir noktada değildir. Zaten, mükemmel bir anayasa hiçbir zaman mümkün olmamıştır ve olmayacaktır. Zira, insanlık nihaî hedef olarak hep mükemmeli arama gayretiyle, var olandan daha iyisini ve güzelini hedeflemektedir. Bu amaç ve gayret var olduğu sürece, daha sonra yapılacak anayasalar, bir öncekinden daha ileri olacaktır.

Yapılan bu çalışmaların, ülke ihtiyaçlarını, evrensel hukuk normlarını ve demokratik toplum düzeninin gereklerini yansıttığı bir gerçektir. 6 siyasî partinin ve toplumsal değerlerin uzlaşma kültürü ve demokratik tartışma ortamı içinde gelebildiği en iyi noktayı ifade etmektedir. Kısa vadede geçici çözüm arayışlarından uzak, kişisel ve siyasî menfaat anlayışı gütmeyen bu değişiklik, uzlaşma kültürünün en önemli adımlarından biridir. İlk etapta 37 maddeden müteşekkil değişiklik paketi, kalıcı ve ülke ihtiyaçlarına cevap vermeyi amaçlayan köklü değişiklikleri içermektedir. Tartışmaya açıldığı günden bu yana toplumun geniş kesimleri tarafından genel kabul görmesi de bu yaklaşımı haklı kılmaktadır. Toplum tarafından genel kabul görmesinin doğal ve haklı bir sonucu da toplumsal mutabakatı tesis etmesi bakımından önemlidir.

Sayın milletvekilleri, Anayasa değişikliğine ilişkin paket 37 maddeden meydana gelmektedir. Anayasamız, 177 madde ve 15 geçici maddeden oluşmaktadır. İlk paket olarak 100 madde üzerinde değişiklik yapıldığı düşünüldüğünde, mevcut Anayasanın yüzde 37’si değiştirilmektedir.

Sayısal değişikliklerden öte, yapılması düşünülen değişiklik, esaslı ve detaylı değişiklikler öngörmektedir. Şöyle ki: Anayasalarda kişinin dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve hürriyetleri ve bunların tabi oldukları sınırlamalarla ilgili hükümler düzenlenirken, anayasa düzenleme tekniği açısından üç sistem geçerlidir. Bunlar: Genel sınırlama sebepleri sistemi, özel sınırlama sebepleri sistemi ve karma sınırlama sebepleri sistemidir.

1982 Anayasası, temel hak ve özgürlükleri sınırlama sistemi içerisinde karma sistemi benimsemiş ve uygulamıştır.

Bu sisteme göre, temel hak ve özgürlükler genel sınırlama sebepleri detaylı olarak 13 üncü maddede düzenlenmekte, daha sonra, özel sınırlama sebepleri, her temel hak ve özgürlüğü düzenleyen maddede ayrıca hükme bağlanmaktadır.

Yapılan değişiklikle, karma sınırlama sisteminden uzaklaşılmış, özel sınırlama sebepleri sistemine geçilmiştir. Bu sisteme göre, temel hak ve özgürlüklerin önce varlığını öngören özel madde, daha sonra aynı maddede bunun özel sınırlama sebepleri esas, ölçü ve ilkeleri hükme bağlanmak suretiyle düzenlenmektedir. Bu sistemin ışığında, temel hak ve hürriyetler, Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlandırılabilecektir.

Yine, bu sınırlamalarda, hakkın özüne, Anayasanın sözüne ve ruhuna ve ölçülülük ilkesine aykırı olunmayacaktır.

Bu düzenlemeyle birlikte, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, Anayasa Mahkemesinin daha önce benimsediği ilkeler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin hakları düzenleyen anlayışına uygunluk sağlanmıştır.

Temel hak ve özgürlüklerin genel sınırlama sebeplerinden uzaklaştırılmış olmakla, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen maddeleri, demokratik toplum düzeni, ülkemizdeki demokratikleşme anlayışı ve taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalara bağlı olarak yeniden düzenlenmiştir. Bu çerçevede "kişinin hakları ve ödevleri başlığı" altında, kişi hürriyeti ve güvenliği, özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti, yerleşme ve seyahat hürriyeti, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, basın hürriyeti, kitle haberleşme araçlarından yararlanma hakkı, dernek kurma hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme hakkı, suç ve cezalara ilişkin esaslar, temel hak ve hürriyetlerin korunması yeniden gözden geçirilmiş ve düzenlenmiştir.

"Sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler" başlığı altında ise ailenin korunması, kamulaştırma, çalışma hakkı ve ödevi, sendika kurma hakkı, ücrette adalet sağlanmasına ilişkin maddeler yeniden düzenlenmiştir.

Demokratik toplumun en önemli ve vazgeçilmez ilkesi, muhakkak ki, siyasî haklardır ve bu hak, demokratik sistemin temel dayanağı olan halkın yönetime katılma esasını öngörür. Bu noktadan hareketle, seçme, seçilme ve siyasî örgütlenme hakkı demokrasinin kaynağını teşkil eder. Demokrasiler gücünü seçimden alırlar. Bu sebeple seçimlerin, serbest, eşit, genel, gizli oy, açık sayım ve yargı denetimi altında yapılması bu hakkın güvencesini teşkil eder.

Ülkemizde seçim kanunları sık sık değiştirilmektedir. Her seçim öncesi siyasî fayda ve konjonktürel olarak adaletsizliği doğurabilecek değişiklikler yapılmıştır. Kalıcı ve demokrasinin esaslarının tesisini amaçlayan bir seçim yasasının önünü açabilmek için Anayasanın 67 nci maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir. Bu düzenlemeyle, iktidarların, kendi lehlerine, seçime yakın bir tarihte düzenleme yapmasını önlemek suretiyle kalıcı ve çözüm üretici seçim yasası yapılması öngörülmektedir.

Yine, siyasî hakların kullanılmasında esas olan, siyasî partilerin kapatılmasına ilişkin düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeyle odak olmanın tarifi yapılmış, bir siyasî partinin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması yerine ara tedbirler geliştirilmiş ve Anayasa Mahkemesinin kapatma kararı verebilmesi için beşte 3 oy çoğunluğu öngörülmüştür.

Yapılan değişiklik paketinde, yasama yetkisine ilişkin olarak da yasama organının af yetkisi genişletilmiştir. Mevcut düzenlemede, yasama organının af yetkisine sınırlama getirmekteyken, bu yetki genişletilmiştir; ancak, yasama organının affa ilişkin bu yetkileri genişletilirken, af kararı verilebilmesi için nitelikli oy prensibi öngörülmüştür. Böylece, beşte 3 oy aranmak suretiyle Meclisin hassas bir konuda konsensüs sağlaması ve genel kabul görmesi halinde bu yetkinin kullanılması temin edilmeye çalışılmıştır.

Kamuoyunda en fazla tartışılan konuların başında milletvekilliği dokunulmazlığı gelmektedir. Parlamento tarihi içinde yerini bulan halkın iradesinin serbest ve hür olarak ifadesini temin etmeye yönelik bu hakkın varlığı demokrasinin teminatıdır. Suiistimal edilmesini önlemek kaydıyla, yasama dokunulmazlığı, dünya parlamentolarında olduğu gibi, Parlamentomuzda da olmalıdır. Suiistimalleri ve haksız ithamları önlemek, Meclisi zan altından kurtarmak ve yargılamayı güvence altına almak suretiyle yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. Bu düzenlemeye göre, dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin işlemler en geç üç ay içerisinde sonuçlandırılacak, dokunulmazlığa ilişkin oylama gizli yapılacak ve yargılama Yargıtay tarafından yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, Parlamento tarihi içinde yasamanın yetkileri sadece yasama yetkisiyle sınırlı değildir, yasama tarihi gelişimi içinde yürütme organının denetlenmesi ve soruşturulmasına ilişkin olarak yargı yetkisi bulunmaktadır. Yasamanın bu yetkisini, mevcut düzenlemeyle tam yargı yetkisi olarak ifade edebilmek mümkün değildir. Ceza hukuku terminolojisi içerisinde ön soruşturma olarak değerlendirilebilecek bu yetki, bir anlamıyla da yasamanın yürütmeyi denetleme yetkisinin bir uzantısıdır.

Meclis soruşturması, geçmiş tecrübelerin ışığı altında değerlendirildiğinde, Meclisin itibarını zedeleyici, siyaset ve siyasetçiye güveni sarsacak bir sonuç doğurmuştur. Haklı ve haksız ithamlarla bu yüce müessese itham edilmiş; yine, soruşturmanın adil ve objektif olarak sonuçlandırılamaması, soruşturma müessesesiyle elde edilmek istenen faydayı mümkün kılamamıştır. Bir siyasî kurum tarafından bir siyasînin soruşturulması, tartışma ve polemiklere açık bir konudur. Bu konuda yeterli hassasiyetin gösterilememesiyle, Meclis soruşturması, daha bir tartışmalı hale gelmiştir. Tartışmaların önemli bir yönünü de soruşturma dosyalarının uzun bir süre sonuçlandırılamaması oluşturmaktır. Çeşitli sebeplerle komisyonun oluşturulamaması veya soruşturmanın, Genel Kurulda, görüşülmeden bekletilmesi, amaca ulaşılmasını engellemektedir.

Yukarıda sayılan sorunların temelinde ise, siyasî anlayıştaki çarpıklıklar yatmaktadır. İlkeli ve seviyeli siyasetle, ortaya çıkabilecek tüm aksaklıkları önlemek mümkündür. Etkin olarak, Meclis soruşturmasında aksaklıklara sebep olan unsurların ortadan kaldırılması suretiyle, çözüm aranmıştır. Soruşturma dosyasının sürüncemede bırakılmak suretiyle engellenmesini önlemek için, soruşturmanın seri sonuçlandırılması zorunlu hale getirilmiştir. Soruşturmanın oylanmasına gizli oy esası getirilmiştir. Siyasî baskı ve parti grup disiplininin etkileri ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır; bu suretle, milletvekillerinin, hür idarelerini ve vicdanî olarak kanaatlerini ortaya koyabilecekleri ortam temin edilmeye çalışılmıştır.

Sayın milletvekilleri, genel olarak ifade etmeye çalıştığım bu hususlar, kanun teklifinin maddelerinin görüşülmesi sırasında detaylı olarak görüşülecektir. Maddelerin görüşmeleri sırasında da, konuya ilişkin olarak, fikir ve düşüncelerimizi ifade etmeye çalışacağız; fakat, genel olarak, değişikliğin, hukuk düzenimize ve toplumsal hayatımıza getirmiş olduğu değişiklikler, toplumun değişik kesimleri tarafından, maalesef, amacından saptırılmak suretiyle yorumlanmıştır; birçok yanlış anlaşılmalarla, varılmak istenen amaca aykırı olarak, maksatlı yorumlarla, bu paketin sekteye uğratılması amaçlanmıştır.

Geniş kapsamlı ve demokrasimizde bir dönüm noktasını teşkil edecek Anayasa değişikliğinin sadece belirli konulara hasredilerek gölgelenmesi ve saptırılması, Türk Milletine ve Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı büyük bir haksızlıktır. Millî birlik ve beraberliğimizi yıkmaya çalışanlara katkı sağlamaktan başka bir netice doğurmayacak bu tür yaklaşımlar, ifade edenlere de bir fayda sağlamayacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi yapmış olduğu Anayasa değişikliği teklifiyle, daha demokratik ve yaşanabilir bir ülke hazırlamaya çalışmaktadır. Bu çalışmalar, muhakkak ki, kötü niyetli çevreler tarafından istismar edilmek ve engellenmek istenecektir. Uzlaşma kültürünün en güzel örneğini teşkil eden bu teklif, Türkiye Büyük Millet Meclisinin iki yılı aşkın bir süredir sergilediği sorumluluk duygusu içerisinde hak ettiği desteği görecektir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi hazırlamış olduğu 37 maddelik Anayasa değişikliği paketiyle, toplumdan geniş bir takdir almıştır; bu paketin hayata geçirilmesiyle birlikte, kurucu iktidar olarak, yetki ve sorumluluğunun bilincinde olduğunu ispat etmiş olacaktır. Bunun haklı gururu, muhakkak ki, Yüce Heyetin olacaktır.

Saygılarımla arz ediyorum efendim. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Nacar, teşekkür ediyorum efendim.
 



DİĞER KONUŞMALAR

AKP GRUBU
DSP GRUBU
SP GRUBU
DYP GRUBU
ANAP GRUBU
ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI


(24 EYLÜL 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.