| TBMM Genel Kurulu tutanaklarından, Milliyetçi Hareket
Partisi (MHP) adına Kilis Milletvekili Mehmet Nacar'ın konuşması:
BAŞKAN (Başkanvekili Mustafa Murat SÖKMENOĞLU) - Efendim, şimdi
söz sırası Milliyetçi Hareket Partisinde. Kilis Milletvekili Sayın Mehmet
Nacar; buyurun efendim. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA MEHMET NACAR (Kilis) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin
değerli üyeleri; Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlarım.
Muhterem Meclisin ve kamuoyunun bilgisi dahilinde olan ve uzun bir çalışmanın
neticesinde ortaya konan Anayasanın Bazı Maddelerinin DeğiştirilmesiS Hakkında
Kanun Teklifini görüşmek üzere toplanmış bulunuyoruz. Teklif üzerinde,
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, görüşlerimizi ifade edeceğiz. Bu
vesileyle, şahsım ve partim adına, Muhterem Heyetinizi tekrar selamlarım.
Milletlerin tarihinde her zaman için, yönetenler ve yönetilenler arasında,
adına Anayasa dediğimiz, bir davranış kuralları manzumesi olmuştur. Anayasalar
amaçları, nitelikleri, taşıdıkları değer ve öncelikleri itibariyle değişik
şekillerde ifade edilmişlerdir. Anayasaların değişik şekilde ifade edilmelerinde
en büyük etken, muhakkak ki o dönemin anlayışını önemli ölçüde yansıtmalarıdır.
Anayasa tarihimiz içerisinde, cumhuriyet öncesi ve sonrası anayasalarımız,
dönemlerinin derin izlerini yansıtmıştır. 1982 Anayasası da diğerleri gibi
önemli ölçüde yapıldığı dönemin şartlarını ve anlayışını yansıtan bir özelliğe
sahip olmuştur.
Tarihin her döneminde mükemmel ve insanlık onuruna yakışan ve nihayetinde
insanın mutlu yaşayabileceği bir düzeni temin edecek anayasa anlayışı aranagelmiştir.
Günümüz anlayışı içerisinde, anayasalar, evrensel normları ve değerleri,
tabandaki yapıya uygun olarak düzenlemek durumundadır. Bu anlayış, demokratik
anayasaların daima toplumu karakterize eden, toplumun beklentilerini, âdetlerini,
yaşama arzularını, geçmişe saygılarını ve geleceğe yönelik olarak, ortak
bir hayat isteklerini yansıtmak durumundadır. Diğer bir ifadeyle, her anayasa
bireysel hak ve özgürlükler ile müşterek değer ve çıkarlar arasında en
uygun dengeyi kurmak ve bunu da demokratik sistem zemininde başarmayı öngörmek
durumundadır. Anayasa, bu anlamıyla, bir toplumsal sözleşme mahiyeti kazanır.
Bütün özel ve tüzel şahsiyetleri bağlayıcı bir nitelik arz eder.
Sayın milletvekilleri, anayasalar, devletin rejimini, temel hak ve özgürlükleri,
anayasal kurum ve kuruluşları belirleyen temel kanunlardır. Toplumsal mutabakatı
ifade eden anayasaların -özelliği sebebiyle- değiştirilmesi, nitelikli
çoğunluğa ve belirli şekil şartlarına bağlanmıştır.
1982 Anayasası, kabul edildiği tarihten itibaren birçok yönüyle eleştirilmiştir.
Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde, anayasalar, ne yerin dibine batırılırcasına
yerilmekte ne de değişmez kutsal metinler olarak korunmaya çalışılmaktadır.
Muhakkak ki, anayasalar eleştirilebilmeli ve dönemin anlayışına ve ihtiyaçlarına
uygun olarak değiştirilebilmelidir.
1982 Anayasasının, kabul edildiği tarihten itibaren geçen süre, kamuoyu
tarafından ortaya konulan eleştiriler, demokratik toplum anlayışının gelmiş
olduğu yer, ülkemizin taraf olduğu anlaşmalar ve ülke ihtiyaçları göz önüne
alındığında, üzerinde değişiklik yapılması gereği ortaya çıkmaktadır.
Anayasa değişikliğine ilişkin ihtiyaçların ve hedeflerin belirlenmesinde,
ülkemizin birlik ve dirliğini temin edecek, millî varlığımızı ve demokratik
yapıyı koruyan anlayış temel felsefe olmalıdır. Bu yaklaşımın, demokrasiyi,
temel hak ve özgürlükleri engelleyen veya ortadan kaldıran ilkeler olmadığı
açıktır. Zira, evrensel hukuk normları, temel hak ve özgürlüklerin, millî
güvenlik, toprak bütünlüğü, başkalarının hak ve özgürlükleri ile demokratik
toplum düzeninin korunması amacıyla "sınırlandırılabilir" olduğunu vazetmektedir.
Esas itibariyle de, temel hak ve özgürlüklerin teminatı ve varlığı, demokratik
toplum düzeninin var olduğu bir devletin varlığına bağlıdır. Bu sebeple,
devletin varlığını korumak, temel hak ve özgürlüklerin korunmasıyla aynı
sonucu doğurur.
Sayın milletvekilleri, demokrasinin temel ve vazgeçilmez şartı, iktidarın,
seçilmiş organlar eliyle yönetilmesidir. Parlamenter sistem içerisinde
seçimle işbaşına gelenlerin, kuvvetler ayrımı esasına göre, iktidarı öteki
erklerle paylaşması esastır; ancak, demokratik bir ülkenin en belirgin
göstergesi, iktidarı kullanan seçilmiş karar organlarının aslî ve kurucu
iktidar görevini kullanabilmesidir. Türk demokratik hayatında en büyük
eksikliklerin başında ise, seçilmiş organ olan Parlamentonun, Anayasadan
aldığı ve tarihinden gelen konumu itibariyle bu yetkisini kullanamamasından
gelmektedir.
Cumhuriyet tarihimiz içerisinde, cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllardaki
1921 ve 1923 Anayasalarını ayrı tuttuğumuzda sivil bir anayasanın Parlamento
tarafından yapılmamış olması, hepimizin malumudur. 1961 Anayasası, 1961
Anayasasının 1973 değişikliği ve 1982 Anayasalarının Parlamento tarafından
yapılmamış olması, bu Anayasalara en fazla eleştirilerin kaynağını oluşturmuştur.
Nitekim, 1982 Anayasası kabul edildiği tarihten itibaren geniş eleştirilere
muhatap olmuş ve toplumun ihtiyaçlarını karşılamadığı genel kabul görmüştür.
Aradan geçen 19 yıl içerisinde 5 defa üzerinde değişiklik yapılmış olmasına
rağmen, esaslı değişiklikler yapılamamıştır. Yapılan değişiklikleri inkar
noktasında olmak muhakkakki mümkün değildir; fakat, yapılan değişikliklerin
önemli kısmının sadece siyasî haklar ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin
olması, bu haklı eleştirileri kuvvetlendirmektedir.
Ülkemizde temel kural ve değerlerde güçlü bir konsensüsün oluşmaması,
kısır çekişmeler, kişisel veya siyasî menfaatların önplana çıkarılması,
geçmişte daha kapsamlı yapılabilecek değişiklikleri, maalesef, engellemiştir.
Yaşadığımız süreç içerisinde 21 inci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi,
uzlaşma kültürü içinde, ülkenin meselelerine çözüm üretmede kolektif aklı
ve gücü kullanabilecek örnekleri göstermiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi iki yılı aşkın bir süredir, Anayasanın
tümü üzerinde çalışarak, sivil bir anayasa yapmak amacıyla, hareket etmiştir.
Değiştirilme gereği duyulan maddeler üzerinde kısmî veya esaslı değişiklik
önerilerini metin haline getirmiş ve Yüce Meclise sunmuştur.
Eğer, Türkiye, bugün, Anayasasında ileriye dönük ciddî bir adım atmanın
eşiğine gelmiş ise, bunda Milliyetçi Hareket Partisinin katkısı çok büyüktür.
Bu vesileyle, bu çalışmalara katkı temin eden, başta, diğer siyasî parti
gruplarına, Uyum ve Anayasa Komisyonları üyelerine, katkı sağlayan diğer
ilgililere ve emeği geçen uzmanlara teşekkür etmek istiyorum.
Sayın milletvekilleri, yapılan bu değişiklikler, muhakkak ki, mükemmel
ve tüm talepleri karşılayan bir noktada değildir. Zaten, mükemmel bir anayasa
hiçbir zaman mümkün olmamıştır ve olmayacaktır. Zira, insanlık nihaî hedef
olarak hep mükemmeli arama gayretiyle, var olandan daha iyisini ve güzelini
hedeflemektedir. Bu amaç ve gayret var olduğu sürece, daha sonra yapılacak
anayasalar, bir öncekinden daha ileri olacaktır.
Yapılan bu çalışmaların, ülke ihtiyaçlarını, evrensel hukuk normlarını
ve demokratik toplum düzeninin gereklerini yansıttığı bir gerçektir. 6
siyasî partinin ve toplumsal değerlerin uzlaşma kültürü ve demokratik tartışma
ortamı içinde gelebildiği en iyi noktayı ifade etmektedir. Kısa vadede
geçici çözüm arayışlarından uzak, kişisel ve siyasî menfaat anlayışı gütmeyen
bu değişiklik, uzlaşma kültürünün en önemli adımlarından biridir. İlk etapta
37 maddeden müteşekkil değişiklik paketi, kalıcı ve ülke ihtiyaçlarına
cevap vermeyi amaçlayan köklü değişiklikleri içermektedir. Tartışmaya açıldığı
günden bu yana toplumun geniş kesimleri tarafından genel kabul görmesi
de bu yaklaşımı haklı kılmaktadır. Toplum tarafından genel kabul görmesinin
doğal ve haklı bir sonucu da toplumsal mutabakatı tesis etmesi bakımından
önemlidir.
Sayın milletvekilleri, Anayasa değişikliğine ilişkin paket 37 maddeden
meydana gelmektedir. Anayasamız, 177 madde ve 15 geçici maddeden oluşmaktadır.
İlk paket olarak 100 madde üzerinde değişiklik yapıldığı düşünüldüğünde,
mevcut Anayasanın yüzde 37’si değiştirilmektedir.
Sayısal değişikliklerden öte, yapılması düşünülen değişiklik, esaslı
ve detaylı değişiklikler öngörmektedir. Şöyle ki: Anayasalarda kişinin
dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve hürriyetleri ve bunların
tabi oldukları sınırlamalarla ilgili hükümler düzenlenirken, anayasa düzenleme
tekniği açısından üç sistem geçerlidir. Bunlar: Genel sınırlama sebepleri
sistemi, özel sınırlama sebepleri sistemi ve karma sınırlama sebepleri
sistemidir.
1982 Anayasası, temel hak ve özgürlükleri sınırlama sistemi içerisinde
karma sistemi benimsemiş ve uygulamıştır.
Bu sisteme göre, temel hak ve özgürlükler genel sınırlama sebepleri
detaylı olarak 13 üncü maddede düzenlenmekte, daha sonra, özel sınırlama
sebepleri, her temel hak ve özgürlüğü düzenleyen maddede ayrıca hükme bağlanmaktadır.
Yapılan değişiklikle, karma sınırlama sisteminden uzaklaşılmış, özel
sınırlama sebepleri sistemine geçilmiştir. Bu sisteme göre, temel hak ve
özgürlüklerin önce varlığını öngören özel madde, daha sonra aynı maddede
bunun özel sınırlama sebepleri esas, ölçü ve ilkeleri hükme bağlanmak suretiyle
düzenlenmektedir. Bu sistemin ışığında, temel hak ve hürriyetler, Anayasanın
ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlandırılabilecektir.
Yine, bu sınırlamalarda, hakkın özüne, Anayasanın sözüne ve ruhuna ve
ölçülülük ilkesine aykırı olunmayacaktır.
Bu düzenlemeyle birlikte, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması,
Anayasa Mahkemesinin daha önce benimsediği ilkeler ve Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin hakları düzenleyen anlayışına uygunluk sağlanmıştır.
Temel hak ve özgürlüklerin genel sınırlama sebeplerinden uzaklaştırılmış
olmakla, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen maddeleri, demokratik toplum
düzeni, ülkemizdeki demokratikleşme anlayışı ve taraf olduğumuz uluslararası
anlaşmalara bağlı olarak yeniden düzenlenmiştir. Bu çerçevede "kişinin
hakları ve ödevleri başlığı" altında, kişi hürriyeti ve güvenliği, özel
hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti, yerleşme
ve seyahat hürriyeti, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, basın hürriyeti,
kitle haberleşme araçlarından yararlanma hakkı, dernek kurma hürriyeti,
toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme hakkı, suç ve cezalara ilişkin
esaslar, temel hak ve hürriyetlerin korunması yeniden gözden geçirilmiş
ve düzenlenmiştir.
"Sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler" başlığı altında ise ailenin korunması,
kamulaştırma, çalışma hakkı ve ödevi, sendika kurma hakkı, ücrette adalet
sağlanmasına ilişkin maddeler yeniden düzenlenmiştir.
Demokratik toplumun en önemli ve vazgeçilmez ilkesi, muhakkak ki, siyasî
haklardır ve bu hak, demokratik sistemin temel dayanağı olan halkın yönetime
katılma esasını öngörür. Bu noktadan hareketle, seçme, seçilme ve siyasî
örgütlenme hakkı demokrasinin kaynağını teşkil eder. Demokrasiler gücünü
seçimden alırlar. Bu sebeple seçimlerin, serbest, eşit, genel, gizli oy,
açık sayım ve yargı denetimi altında yapılması bu hakkın güvencesini teşkil
eder.
Ülkemizde seçim kanunları sık sık değiştirilmektedir. Her seçim öncesi
siyasî fayda ve konjonktürel olarak adaletsizliği doğurabilecek değişiklikler
yapılmıştır. Kalıcı ve demokrasinin esaslarının tesisini amaçlayan bir
seçim yasasının önünü açabilmek için Anayasanın 67 nci maddesine yeni bir
fıkra eklenmiştir. Bu düzenlemeyle, iktidarların, kendi lehlerine, seçime
yakın bir tarihte düzenleme yapmasını önlemek suretiyle kalıcı ve çözüm
üretici seçim yasası yapılması öngörülmektedir.
Yine, siyasî hakların kullanılmasında esas olan, siyasî partilerin kapatılmasına
ilişkin düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeyle odak olmanın tarifi yapılmış,
bir siyasî partinin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması yerine ara
tedbirler geliştirilmiş ve Anayasa Mahkemesinin kapatma kararı verebilmesi
için beşte 3 oy çoğunluğu öngörülmüştür.
Yapılan değişiklik paketinde, yasama yetkisine ilişkin olarak da yasama
organının af yetkisi genişletilmiştir. Mevcut düzenlemede, yasama organının
af yetkisine sınırlama getirmekteyken, bu yetki genişletilmiştir; ancak,
yasama organının affa ilişkin bu yetkileri genişletilirken, af kararı verilebilmesi
için nitelikli oy prensibi öngörülmüştür. Böylece, beşte 3 oy aranmak suretiyle
Meclisin hassas bir konuda konsensüs sağlaması ve genel kabul görmesi halinde
bu yetkinin kullanılması temin edilmeye çalışılmıştır.
Kamuoyunda en fazla tartışılan konuların başında milletvekilliği dokunulmazlığı
gelmektedir. Parlamento tarihi içinde yerini bulan halkın iradesinin serbest
ve hür olarak ifadesini temin etmeye yönelik bu hakkın varlığı demokrasinin
teminatıdır. Suiistimal edilmesini önlemek kaydıyla, yasama dokunulmazlığı,
dünya parlamentolarında olduğu gibi, Parlamentomuzda da olmalıdır. Suiistimalleri
ve haksız ithamları önlemek, Meclisi zan altından kurtarmak ve yargılamayı
güvence altına almak suretiyle yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. Bu düzenlemeye
göre, dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin işlemler en geç üç ay içerisinde
sonuçlandırılacak, dokunulmazlığa ilişkin oylama gizli yapılacak ve yargılama
Yargıtay tarafından yapılacaktır.
Sayın milletvekilleri, Parlamento tarihi içinde yasamanın yetkileri
sadece yasama yetkisiyle sınırlı değildir, yasama tarihi gelişimi içinde
yürütme organının denetlenmesi ve soruşturulmasına ilişkin olarak yargı
yetkisi bulunmaktadır. Yasamanın bu yetkisini, mevcut düzenlemeyle tam
yargı yetkisi olarak ifade edebilmek mümkün değildir. Ceza hukuku terminolojisi
içerisinde ön soruşturma olarak değerlendirilebilecek bu yetki, bir anlamıyla
da yasamanın yürütmeyi denetleme yetkisinin bir uzantısıdır.
Meclis soruşturması, geçmiş tecrübelerin ışığı altında değerlendirildiğinde,
Meclisin itibarını zedeleyici, siyaset ve siyasetçiye güveni sarsacak bir
sonuç doğurmuştur. Haklı ve haksız ithamlarla bu yüce müessese itham edilmiş;
yine, soruşturmanın adil ve objektif olarak sonuçlandırılamaması, soruşturma
müessesesiyle elde edilmek istenen faydayı mümkün kılamamıştır. Bir siyasî
kurum tarafından bir siyasînin soruşturulması, tartışma ve polemiklere
açık bir konudur. Bu konuda yeterli hassasiyetin gösterilememesiyle, Meclis
soruşturması, daha bir tartışmalı hale gelmiştir. Tartışmaların önemli
bir yönünü de soruşturma dosyalarının uzun bir süre sonuçlandırılamaması
oluşturmaktır. Çeşitli sebeplerle komisyonun oluşturulamaması veya soruşturmanın,
Genel Kurulda, görüşülmeden bekletilmesi, amaca ulaşılmasını engellemektedir.
Yukarıda sayılan sorunların temelinde ise, siyasî anlayıştaki çarpıklıklar
yatmaktadır. İlkeli ve seviyeli siyasetle, ortaya çıkabilecek tüm aksaklıkları
önlemek mümkündür. Etkin olarak, Meclis soruşturmasında aksaklıklara sebep
olan unsurların ortadan kaldırılması suretiyle, çözüm aranmıştır. Soruşturma
dosyasının sürüncemede bırakılmak suretiyle engellenmesini önlemek için,
soruşturmanın seri sonuçlandırılması zorunlu hale getirilmiştir. Soruşturmanın
oylanmasına gizli oy esası getirilmiştir. Siyasî baskı ve parti grup disiplininin
etkileri ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır; bu suretle, milletvekillerinin,
hür idarelerini ve vicdanî olarak kanaatlerini ortaya koyabilecekleri ortam
temin edilmeye çalışılmıştır.
Sayın milletvekilleri, genel olarak ifade etmeye çalıştığım bu hususlar,
kanun teklifinin maddelerinin görüşülmesi sırasında detaylı olarak görüşülecektir.
Maddelerin görüşmeleri sırasında da, konuya ilişkin olarak, fikir ve düşüncelerimizi
ifade etmeye çalışacağız; fakat, genel olarak, değişikliğin, hukuk düzenimize
ve toplumsal hayatımıza getirmiş olduğu değişiklikler, toplumun değişik
kesimleri tarafından, maalesef, amacından saptırılmak suretiyle yorumlanmıştır;
birçok yanlış anlaşılmalarla, varılmak istenen amaca aykırı olarak, maksatlı
yorumlarla, bu paketin sekteye uğratılması amaçlanmıştır.
Geniş kapsamlı ve demokrasimizde bir dönüm noktasını teşkil edecek Anayasa
değişikliğinin sadece belirli konulara hasredilerek gölgelenmesi ve saptırılması,
Türk Milletine ve Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı büyük bir haksızlıktır.
Millî birlik ve beraberliğimizi yıkmaya çalışanlara katkı sağlamaktan başka
bir netice doğurmayacak bu tür yaklaşımlar, ifade edenlere de bir fayda
sağlamayacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi yapmış olduğu Anayasa değişikliği teklifiyle,
daha demokratik ve yaşanabilir bir ülke hazırlamaya çalışmaktadır. Bu çalışmalar,
muhakkak ki, kötü niyetli çevreler tarafından istismar edilmek ve engellenmek
istenecektir. Uzlaşma kültürünün en güzel örneğini teşkil eden bu teklif,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin iki yılı aşkın bir süredir sergilediği
sorumluluk duygusu içerisinde hak ettiği desteği görecektir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi hazırlamış olduğu 37 maddelik Anayasa değişikliği
paketiyle, toplumdan geniş bir takdir almıştır; bu paketin hayata geçirilmesiyle
birlikte, kurucu iktidar olarak, yetki ve sorumluluğunun bilincinde olduğunu
ispat etmiş olacaktır. Bunun haklı gururu, muhakkak ki, Yüce Heyetin olacaktır.
Saygılarımla arz ediyorum efendim. (Alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Nacar, teşekkür ediyorum efendim.
|