Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
DİĞER KONUŞMALAR
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ SÜRECİ
ANAYASA KOMİSYONU METNİ
MADDE GEREKÇELERİ
UZLAŞMA KOMİSYONU METNİ

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ... 
TBMM Genel Kurulu görüşmeleri... (5)
24 Eylül 2001
37 maddelik Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerindeki görüşmelerde Doğru Yol Partisi (DYP) Gurubu adına Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın konuşması...
 
İyimaya, Osmanlı'ya tanzimatı dayatan gücün bugün Türkiye'ye Anayasa değişikliğini dayattığını savunarak, "Ev ödevi şeklinde bir Anayasa değişikliği değil, millete yaraşır bir Anayasa değişikliğinin gerçekleştirilmesi gerekir" dedi.

Mevcut Anayasa'yı "devlet krizi doğuran" Anayasa olarak nitelendiren İyimaya, Anayasa'nın olası bir devlet krizi için çözüm getiremediğini savundu.

İyimaya, 37 maddelik Anayasa değişikliğini içeren taslağın tüm partilerin uzlaşmasıyla oluştuğunu hatırlatarak, öngörülen değişikliklerin DYP'nin 2. demokrasi projesinde öngördüğü anlayışın bir uygulaması olduğunu söyledi. İyimaya, TBMM Başkanı'ndan 2. paketin geciktirilmeden gündeme getirilmesi için inisiyatif almasını istedi.

Anayasa değişikliğinden sonra siyaset reformunun da gerçekleştirilmesi gereğine işaret eden İyimaya, siyasal partiler ve seçim hukukunun yeniden düzenlenmesini istedi. İyimaya, tercih sisteminin Anayasa'ya taşınmasını önerdi.

İyimaya, bütün partilerin seçimden önce yepyeni bir Anayasa teklifiyle milletin huzuruna gitmeleri gereğine işaret ederek, ''Milli vekalet, kurucu iktidar sıfatıyla buraya gelerek önümüzdeki dönemde yeni bir anayasa yapılmalıdır. Ülkemiz protez anayasalara, takma bacak anayasalara layık değildir'' dedi.

Ahmet İyimaya, Türk anayasalarının millet değil devlet tarafından yapıldığını, dolayısıyla bu anayasalarda halkın katılımı bulunmadığını belirterek, "Türk anayasaları halksız anayasalardır" şeklinde konuştu.
 

TBMM Genel Kurulu tutanaklarından, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) adına Kilis Milletvekili Mehmet Nacar'ın konuşması:

BAŞKAN (Başkanvekili Mustafa Murat SÖKMENOĞLU) - Söz sırası, Doğru Yol Partisi Grubu adına Amasya Milletvekili Sayın Ahmet İyimaya’da.

Buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

DYP GRUBU ADINA AHMET İYİMAYA (Amasya)- Değerli Başkan, Yüce Parlamentonun değerli üyeleri; sözlerimin başında, Partim ve şahsım adına hepinizi selamlıyorum.

Bin yıllık bir devlet geleneğine sahip olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin şu anda tartışacağı konu, Anayasa olmamalıydı. Elli yılın, Altmış yıl öncesinin bir sorununu şimdi ancak çözmeye çalışabiliyoruz. Gün, insanlığın yakın gelecekte boğuşacağı küresel krizin ve savaş rüzgarlarının Türkiye’yi etkisine aldığı son olayların gizli toplantıda tartışılması gerektiği ve stratejik konumumuzun Meclisçe gözden geçirilmesi gerektiği gündür. Gün, siyasetin kendisini tüketen tıkanmışlığını, dramatik hezimeti tartışacağımız gündür. Gün, hükümet boşluğunun yarattığı krizi, sefaleti, yoksulluğu ve açlığı söze getirmemiz gereken, çözüm aramamız gereken gündür.

Aziz arkadaşlar, şu anda tarih tekerrür ediyor. Birinci Meşrutiyette, Tanzimatta, Lozan Barışı gereği cumhuriyette Medenî Kanun değişikliğinde, hangi güç Türkiye’ye dayatıyor idiyse, bugün, o güç, anayasa değişikliğini, belki de ve hatta çok çok haklı olarak dayatıyor. Ben bir milletvekili olarak ve partim, bir ev ödevi anlayışı içerisinde anayasa değişikliği değil, millete layık olan anayasa değişikliği arayışının dile getirilmesi zaruretini ifade etmek istiyoruz.

Arkadaşlar, anayasa sorununda, Türk siyasetinin, Parlamentonun ve partilerin cevaplandırması gereken zorunlu sualler vardır. Neden, 150 yıla yakın süredir bitmeyen kavga, bitmeyen tartışma, bu dönem, sırf, üçüncü defa gerçekleşiyor, beş defa tartışılan anayasa? Bu soruya doğru cevap vermemiz lazım; 6 anayasa, 18 yılda beş değişiklik, 60 madde. Buna doğru cevap vermezsek, bu tiyatroyu sürekli oynarız arkadaşlar.

Bir, Türk anayasalarının tüm karakteristiği, millet tarafından değil, devlet tarafından yapılmış olmasıdır. Merkezin taşraya lütfudur o anayasalar. Toplumsal sözleşme desek de, akdin bir tarafında, millet yoktur. Toplumsal ihtiyaçlar, talepler, ilkeler değil, anayasa mühendislerinin iyi niyetlerinden kuşku duymadığım öngörüleri anayasa olarak dayatılmıştır; katılım yoktur, halkın sözü yoktur. Onun için, Türk Anayasaları halksız anayasalardır.

En büyük sebeplerden birisi de değerli arkadaşlar, Türk siyasetinin tartışmaktan kaçındığı çift anayasa sorunudur. Her zaman, bu milletin, bu devletin iki anayasası olmuştur. Biri yazılı anayasa; fakat, istendiği zaman askıya alınan; öbürü fiilî anayasa, istendiği zaman Anayasaya rağmen uygulanan anayasa. Çift anayasalı bir toplum, anayasayı elbette ki çözemez. Amerikan Anayasası 200 yaşındaysa, bunun nedeni, Anayasanın, tüm değerlerin üstünde yer alan bir metin olmasıdır. Bizler, devlet olarak, kurumlar olarak, Anayasanın bağlayıcılığına inanamadık. Bir başbakan çıktı “Anayasa bir defa delinse ne olur” dedi. Bir başbakan çıktı, açıkça, Anayasanın gizli emrine rağmen, Parlamentonun ortasında, milletin huzurunda açık oy vererek Anayasayı ihlal etti. Anayasaları araç görürseniz, elbette ki Anayasa amacını, istikrarı, sürekliliği sağlayamazsınız.

Değerli arkadaşlar, sürekli anayasa çözümüne Türk uygarlığının ulaşamamasının temel sebeplerinden birisi de, anayasayı yorumlamak, uygulamak ve sorunlara göre yeniden içeride barındırdığı anlamı keşfetmekle görevli yargı organlarının, bu konudaki görevlerini yerine getirememeleridir. Amerikan Yüksek Mahkemesi, çevre sorunlarını, insan hakları sorunlarını, ırk ayırımcılığını ve düşünce özgürlüğünü, Anayasaya rağmen, yorumla çözmüş ve liberal rekabete dayanan bu anayasal uygarlığı sağlayabilmiş, gerçekleştirebilmiştir. Bugün, bizim Anayasa Mahkememiz, daha çok, Anayasayı, demokratik akılla değil, devletin gözlüğüyle, gözüyle okuduğu için, bir sorunlar karmaşası, ancak, anayasa değişikliğiyle çözüm formülünü önümüze dayatıyor. Yasama organının da, bu konuda, sınavı başarıyla geçtiği söylenemez arkadaşlar. Komisyonlarda meşakkatsiz, Anayasaya uygunluk aykırılık tahlili yapmadan, Genel Kurulda anayasal mesaj parmaklara yüklenmeden, Anayasaya aykırı kanunları çıkara çıkara, Anayasaya aykırı davranışı bir ikinci anayasanın kaynağı haline getirdik. Üzülüyorum, üzgünüm, muzaffer, dahi ve aziz komutan Mustafa Kemal Paşa’nın cumhuriyetinin, mağlup Venizelos’un Yunanistan’ından bireysel millî gelir olarak, ekonomik olarak geride kalmasına üzgünüm.

Cevap vermemiz lazım, niçin bu Anayasa değil, niçin bu Anayasaya "hayır" demeliyiz; doğru cevap vermeliyiz, öze inmeliyiz, milleti tatmin etmeliyiz. Arkadaşlar, 1982 Anayasası -demin geneli üzerinde ifade ettiğimin dışında- özel kusurları olan bir anayasadır. Şu ana kadar, bir bütün olarak bu Anayasanın değiştirilememesi, siyasetimizin ve hepimizin ortak sorumluluğu ve ortak kusurudur.

Bir, bu Anayasa, Türkiye’yi kim yönetiyor sualine doğru cevap veremeyen bir anayasadır. Güce açık bir anayasadır. Bu Anayasa bizatihî devlet krizini doğuran, devlet krizinin bataklık sebebi olan bir Anayasadır. Cumhuriyet hükümetleri ile cumhurbaşkanı, Parlamento ile Anayasa Mahkemesi, demokrasi ile derin bürokrasi, seçilmişler ile seçilmemişler arasında, bu Anayasadan kaynaklanan ciddî krizler vardır ve Millî Güvenlik Kurulu toplantısındaki fırlayan anayasa, bir anayasanın fırlatılması değil, krizli anayasanın itirafı hadisesidir.

Değerli arkadaşlar, bu Anayasa, olası büyük devlet krizleri için bir çözüm getirememiş anayasadır. Bakınız, uzlaşı mekanizması tükendikten sonra, buna rağmen kriz çözülememişse, çözebilmek için iki tane seçenek vardır; birisi, Anayasaya aykırı seçenek, öbürü anayasal seçenek; ya darbe gelecektir veya seçim gelecektir. Bu Anayasada, bu iki seçeneğin dışında, büyük devlet krizlerini çözecek bir mekanizma yoktur. İtalyan Anayasasında, reformize edilmiş, mükemmel, anayasa reformunu tamamlayarak kurduğu bir Anayasa Mahkemesi vardır, Sovyet Anayasasında da vardır ve bu gibi hallerde, krizi, bir karar mekanizmasıyla anayasa mahkemesi çözebilmektedir, bu Anayasa Mahkemesi değil, üyelerine saygım var, kurumlara saygım var; ama, yapısal olarak, işlevsel olarak ve üye nitelikleri bakımından, bu Anayasa Mahkemesine böyle bir görev verilemez.

Değerli arkadaşlar, bu Anayasa, siyasal alanı ve özgürlükleri devletleştiren bir anayasadır. Bu Anayasanın temel kaygısı hepimizin ortak kaygısı olan devlettir; ama, devletin de el atamayacağı sahalar, sınırlar vardır. Bugün siyasal partileri, bugün özgürlüğü, devlet güdümünde bir serbest alan olarak görmek yanlış sayılmamalıdır. Aslında, siyaset alanına, siyaset kurumlarının ve partilerin dayanışmacı ve ortak refleksle sahip çıkamamaları bir anayasa sorunu değil, partiler demokrasisi sorunudur. Cesaretin, kalitenin ve dürüstlüğün siyasete ikame edilememesi bir anayasa sorunu değil, bir partiler yapısı sorunudur.

Değerli arkadaş, bu Anayasa, hukuktan ürken, hukuktan çekinen bir anayasadır. Bakınız, Anayasada özel yargılar serpiştirilmiş. Devlet güvenlik mahkemesi, şu mahkeme, bu mahkeme... Yargı birliğinden ürküyor; niye, yargı birliğinin ortak aklı ortak hüküm kuracaktır ve ortak bir uygarlık yaratacaktır. Özel yargı alanlarıyla bir imtiyaz alanı, yargılanamazlık alanı getirilmiştir. Dokunulmazlıklar, aslında, yargıdan kaçışın bir başka adıdır. Bugün, bürokratik dokunulmazlık -129 uncu madde- demokrasinin dönüşümü için önemli bir maddedir.

Dikkat ediniz, bizzat Anayasa, şu alanda dava açamazsın, şunun için dava açamazsın, bunun için dava açamazsın demektedir. Bu, hukuktan firar etmenin, hukuktan kaçmanın başka bir adıdır.

Değerli arkadaşlar, belki, Parlamentoda ilk kez ifade ediliyor. Bu Anayasa, milletiyle devleti yabancılaştıran bir anayasadır. Ayrılıkçı hastalar bir tarafa, "benim vatanım", "benim ülkem", "benim milletim" demeyen bir vatandaş gördünüz mü; mümkün değil. Soruyorum Yüce Parlamentoya: "Benim Anayasam" diyebilen bir insan gördünüz mü; hayır. Bu Anayasayı milletin anayasası haline, bu Anayasayı milletin özdeğerlerinin anayasası haline getirmediğimiz zaman, bu yabancılaşmayı, bu kopuşu hiçbir mucizevî anayasal formülle önleyemeyiz değerli arkadaşlar.

Şimdi, taslağın üzerinde görüşlerimi ifade etmeye çalışıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu taslak Partilerarası Uzlaşma Komisyonunun, siyaset kurumunun ve bütün siyasal partilerin ortak bir ürünüdür, uzlaşma semeresidir, hiç kimseye mal edilemez.

Partilerarası Uzlaşma Komisyonu, derinlikli, uzun ve kapsamlı bir paket üretebilmiştir. İşin bu safhasında muvaffakıyet tamdır; ancak, anayasa yapımı tüm sosyal olgularda olduğu gibi bir süreçtir. Anayasa süreci, hazırlık aşamasından sonraki aşamada, anayasa verimini ve kalitesini yükseltecek yönde kullanılamamıştır. Büyük Meclis, burada büyük zaaf göstermiştir. Meclis yönetiminin ve Değerli Başkanının, Büyük Millet Meclisi Başkanının isteyen kurumlara anayasa paketini göndererek bu yüce görevden kurtulduğu söylenemez. Büyük Meclis, bu konuda, Başkanı aracılığıyla bilimsel paneller düzenletmeli, kamuoyu yoklamaları yaptırmalı ve sosyal taleplerin içeriği belirlenmeliydi. Anayasanın 175 inci maddesinden kaynaklanan görev algılanamamış, yerine getirilememiştir.

Aydınlar da bu konuda gereğini yapamamışlardır. Ara dönemlerde raporlar yazanlar, methiyeler düzenler bugünlerde görülememiştir.

Gerçekten değerli katkıları olan kurumlar yok değil. Barolar Birliği, TÜSİAD, köşe yazarları, özellikle özel monografiyle Kemal Gözler, teşekkür etmek lazım; ama, tartışma aşaması mükemmel geçmemiştir.

Değerli arkadaşlar, bana sorarsanız, bu paketin beş temel karakteri nedir şeklinde bir sual tevcih ederseniz, Vereceğim beş özlü cevap şunlar olacaktır:

1. Bu Anayasa, kendi merkezine insanı taşıyan anayasadır. Üniter devlet, bölünmez millet, parçalanmaz vatan hassasiyeti içerisinde güvenlik reflekslerine düşülmüştür; ama "özgür insan, güçlü devlet" sloganıyla yazılan bir anayasadır, demokrasinin ve hukukun standardını yükseltmektedir.

2.Anayasal düzenin kötüye kullanılmasında, devlet kadar bireyin sorumlu olduğu, birey kadar devletin sorumlu olduğu bir yazılımdır bu, ilk yazılımdır; şu âna kadar devletin anayasal düzeni kötüye kullanması kurumu yoktu bizde, ilk defa geliyor.

3.Uluslararası anlaşmaların, yatay ve doğrudan etki doğurması, çatışma halinde uluslararası anlaşmalara üstünlük tanınması, küresel yolculuktaki en büyük adımdır. Mahsus maddesinde bunu genişçe tartışacağız.

4. Oyunun kurallarını değiştiriyor değerli arkadaşlar. Artık, Parlamentonun, seçime on gün kala, onbeş gün kala seçim kurallarını değiştirerek, çoğunluğun kendisine uygun oyun kurallarıyla seçime gitme dönemi ve yolu kapanıyor.

5. Bu paketle, Türkiye, 1974’teki, 2000’deki "af krizi"ni, sosyal depremi artık yaşamayacak; af, bir insanın keyfî veya hatır talebiyle Parlamentoya dayatılamayacak ve devletin cezalandırma refleksi, cezanın caydırıcılığı, suçun teşvik edilemezliği bu Anayasada kurumsallaşıyor.

Bana sorarsanız, Anayasaya, mutlaka, devlet reformunu mümkün kılacak, gerçekleri öğrenme ve mümkün kılma hakkını imkân haline getirecek değişikliği sağlardım. Bana sorarsanız, Anayasa Mahkemesi reformunu gerçekleştirirdim. Bana sorarsanız, medya bağdaşmazlığını, medya ile devlet ve siyaset kurumları arasındaki ihale bağdaşmazlığını düzenleyen bir ilke koyardım. Bana sorarsanız, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yolunu tıkayacak anayasal şikâyeti, Anayasa Mahkemesi reformu yaparak anayasal şikâyeti öngörebilirdi.

Değerli arkadaşlar, sözlerimin sonunda, hüküm cümlelerimi ve Partimin görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu paket, Doğru Yol Partisinin ikinci demokrasi projesinde dile getirdiği, gerekçelendirdiği anlayışın, zihniyetin bir uygulamasıdır. Değerli Başkanımdan, ikinci paketin geciktirilmeden gündeme getirilmesi için inisiyatif almasını ve sözde kalmamasını diliyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu paketten sonra Parlamentonun ilk gündemi, bir siyaset reformu olmalıdır; siyasal partiler ve seçim hukukunun yeniden düzenlenmesi gündemi olmalıdır. Bugün, ülke milletvekilliği, Türkiye milletvekilliği amacıyla konulan 100 kişilik milletvekilliğinin fazla olduğu hususu itiraf olunmalı, milletin bu iradesi Anayasaya taşınmalıdır. (DYP sıralarından alkışlar)

AYDIN TÜMEN (Ankara) - 100 kişiyi kim önerdi?!

AHMET İYİMAYA (Devamla) - Milletin tercihli sistemi yasalara taşınmalıdır.

Değerli arkadaşlar, polemik olmamak üzere, bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum.

AYDIN TÜMEN (Ankara) - Türkiye milletvekilliğini kim icat etti?!

AHMET İYİMAYA (Devamla) - Doğru Yol Partisinin bir koalisyon ortaklığı döneminde, odak kavramını tarif ediyoruz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET İYİMAYA (Devamla) - Sayın Başkanım, 2 dakika...

14.00’te toplantı başladı, gece 04.00’te bitti. 14 saat müzakere, 169 sahife ve o gün, hiç unutmuyorum, şu andaki bir değerli Başbakan Yardımcımız "ülke satılıyor, Anayasa Mahkemesine darbe yapılıyor" diyordu; aynı öneriyi, geliştirilmiş olarak, kendi imzalarıyla burada görüyoruz. Arkadaşlar, siyaset rejiminin, rejim hassasiyetlerinin üzerinden yürüyerek, onu istismar ederek iktidar arayışlarının maskesi bu teklifle düşmüştür. Ayıptır! Yapılmamalıydı.

Değerli arkadaşlar, bütün partilerimiz, seçimden önce yepyeni bir anayasa teklifiyle milletin huzuruna gitmeliler ve seçim vaadi olarak bunu dile getirmeliler, uzlaşmayı öngörmeliler; millî vekâlet, kurucu iktidar sıfatıyla buraya gelmeli, önümüzdeki dönemde yeni bir anayasa yapılmalıdır. Bu güzelim vatan, bu büyük millet protez anayasalara, takma bacak anayasalara layık değildir arkadaşlar. Bu güzelim ülke, protez akıllarla yönetilen ülke olmaktan çıkarılmalıdır. Bu görev aziz milletindir, aziz milletvekillerinindir, Yüce Meclisindir. Kader, gereğini zamanında yapamayanlara daima acı gerçekleri armağan etmiş ve tattırmıştır.

Konuşmamın sonunda, ilk anayasa mağduru olan 1890 Yemen sürgünü Kemalpaşazade Sait Beyi, 1960 Anayasa Komisyonunda kavgasından dolayı cezaevini boylayan değerli bilim adamı Prof. Ali Fuat Başgil’i ve fiilî anayasayı yürürlükten kaldırma çabasını veren büyük demokrasi şehidi Adnan Menderes’i ve isimlerini bildiğimiz, bilmediğimiz diğer anayasa kazası mağdurlarını millete ait olan bu kürsüden anmayı, onlara manevî şükran borcunu sunmayı bir vecibe addediyor, anıları önünde hürmetle eğiliyor, gerçekleşecek teklifin, Anayasamızın millete, sisteme, Parlamentoya, bütün insanlığa hayırlar getirmesini Allah’tan niyaz ediyorum, saygılar sunuyorum. (DYP, SP ve AKP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim efendim.
 



DİĞER KONUŞMALAR

AKP GRUBU
DSP GRUBU
SP GRUBU
MHP GRUBU
ANAP GRUBU
ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI


(24 EYLÜL 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.