Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
DİĞER KONUŞMALAR
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ SÜRECİ
ANAYASA KOMİSYONU METNİ
MADDE GEREKÇELERİ
UZLAŞMA KOMİSYONU METNİ
UZLAŞMA KOMİSYONU METNİ

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ... 
TBMM Genel Kurulu görüşmeleri... (7)
24 Eylül 2001
37 maddelik Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerindeki görüşmelerde TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Turhan Tayan'ın konuşması...
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Tayan, 37 maddelik Anayasa Değişikliği Teklifi'nin ''Mütevazı, ancak demokratik bir açılım ve partilerarası uzlaşma kültürünün eseri'' olduğunu bildirdi.

Tayan, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, milletvekillerinin
değişiklik teklifine ilişkin görüşlerini yanıtladı.

TBMM'nin tarihinde ilk defa bu kadar kapsamlı bir Anayasa Değişikliği Teklifi üzerinde uzlaştığını kaydeden Tayan, ''Bu, küçümsenmeyecek bir harekettir'' dedi.

Değişiklik çalışmalarında, Uzlaşma Komisyonu'nda kurulan alt komisyonun başkanlığı görevini de üstlendiğini anımsatan Tayan, ''Bireyi öne çıkaran özgürlük anlayışı, Cumhuriyet'in temel nitelikleri, üniter devlet yapısı, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü'' ilkelerini inanç olarak kabul ettiklerini bildirdi.

Anayasa değişikliği çalışmalarının sürdürülmesi, bu değişiklikle yetinilmemesi gerektiğini ifade eden Tayan, paketin kabulünün bundan sonraki çalışmaların da güvencesi olacağını bildirdi.

Tayan, değişikliklerin ''Ev ödevi'' niteliğinde olduğu değerlendirmelerini yanıtlarken de, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin son birkaç yılda güncelleştiğini, oysa değişiklik arayışlarının 10 yıldan bu yana sürdüğünü de kaydetti.
 

TBMM Genel Kurulu tutanaklarından, Anayasa Komisyonu Başkanı Turhan Tayan'ın konuşması:

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi, tarihinde ilk defa, kapsamlı bir Anayasa değişiklik paketini görüşmektedir. Pek tabiî, hepimizin arzusu, hür seçimle, hür iradeyle teşekkül etmiş bir Kurucu Meclis tarafından bir anayasanın baştan sona ele alınarak yapılması ideal olandır; ancak, görülmüştür ki, Türkiye’de, hür iradeyle bugüne kadar bir Kurucu Meclis oluşamamıştır. Bugüne kadar, anayasalarımızın ele alındığı, yapıldığı Meclisler olağanüstü dönemlerin kurulları veya Meclisleri olmuştur.

İdeal olanla mümkün olanı hiçbir zaman birbirine karıştırmamak lazımdır. Pek tabiî, ideal olanı, hepimizin arzu ettiği, hür iradeyle oluşmuş bir Kurucu Meclis tarafından bir anayasanın ele alınması, bir anayasanın yapılmasıdır.

Şimdi, biz, 19 yaşındaki bir Anayasayı tartışıyoruz. 12 Eylül şartları içerisinde yapılmış, hazırlanmış, belli şartlar içerisinde müzakere edilmiş, oylanmış bir Anayasa üzerinde değişiklikleri görüşüyoruz. 1987’den bu yana 5 defa, beş değişik zamanda Anayasamızı değiştirmişiz. Mükerrer bir madde dışında 23 maddeyi değiştirmişiz. Görüşmekte olduğumuz 37 maddelik değişiklik teklifiyle, başarılı olabilirsek -ki, konuşmalardan başarılı olacağımız anlaşılmaktadır- Anayasamızın 60 maddesini köklü bir şekilde değiştirmiş olacağız. Fevkalade önemli bir hadisedir, küçümsenmeyecek bir hadisedir.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, özellikle, 1991 yılından sonra partiler arasında oluşan uzlaşma komisyonları marifetiyle, Anayasa değişiklikleri üzerinde yoğun çabalar sarf edilmiştir. Bu çabaların en kapsamlı sonuç verenlerinden bir tanesi, hepinizin bildiği gibi, 1995 yılında, yine, o günkü Uzlaşma Komisyonunun büyük gayretleri ve emeğiyle ortaya çıkmış olan 15 maddelik değişiklik olmuştur.

Şimdi, Partilerarası Uzlaşma Komisyonu 37 maddeyle önümüze gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, bendeniz hem bu Uzlaşma Komisyonunun bir üyesi olarak hem Uzlaşma Komisyonunun Alt Komisyon Başkanı olarak hem de Anayasa Komisyonu Başkanı olarak buradan, başta, tüm siyasî partilerimizin sayın genel başkanlarına ve partilerimizin değerli yöneticilerine, grup yöneticilerine, Uzlaşma Komisyonunda görev alan değerli arkadaşlarıma, Uzlaşma Komisyonumuzun Başkanlığını yapan Değerli Ankara Milletvekilimiz, Devlet Bakanımız Sayın Nejat Arseven’e, Anayasa Komisyonu üyelerimize teşekkür ediyorum. Gerçekten, baştan sona tam bir uzlaşı anlayışı içerisinde, büyük ve titiz emek vermişlerdir. Gelinen nokta fevkâlade önemli bir noktadır. Bu çalışmalarımızda Komisyonumuz, bireyi öne çıkaran özürlüklere inanç, cumhuriyetin temel nitelikleri, üniter devlet, insan hakları, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü anlayışını vazgeçilmez görüş ve inanç olarak kabul etmiştir. Tüm müzakereler, tüm uzlaşı arayışları bu çerçevede oluşmuş ve gelişmiştir.

Uzlaşma Komisyonunda, 5 siyasî partiden gelen temsilci arkadaşlarımızla yaptığımız mesai, yaz tatili süresi içerisinde, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasî partilerin sayısının 6’ya çıkmasıyla, Anayasa Komisyonumuza 6 ncı partinin de katılımıyla, baştan buyana aynı anlayış, aynı heyecan içinde çalışıyor gibi Anayasa Komisyonumuzda teklif görüşülmüş ve kabul edilmiştir. 37 maddenin 34 maddesinin oybirliğiyle, 3 maddesinin oyçokluğuyla geçmiş olmasını burada kayda değer buluyorum. 6 partimizin grup sözcüleri, hepimizin faydalanacağı, istifade edeceği çok güzel şeyler söylediler. Kişisel konuşma yapan değerli arkadaşım da faydalı görüşler ifade ettiler.

Değerli arkadaşlarım, bu konuşmaların hiçbir tanesinde, esasa müteallik, bu 37 maddelik değişiklik paketini ağır bir şekilde eleştiren bir görüş ortaya konmadı; tüm sözcüler fevkalade olumlu bir katkıda bulundular. Teşekkür ediyorum. Bu değişiklik paketinin yeterli olmadığını ifade ettiler; zaten, bugüne kadar hiçbir sözcü de bu değişiklik paketinin baştan sona yeterli olduğunu ifade etmedi; biz de, Komisyon olarak, böyle bir iddia içerisinde değiliz. Bu bir mütevazı demokratik açılım paketidir, bu bir mütevazı partiler arasındaki uzlaşma kültürünün eseridir; buna sahip çıkmak, Türkiye Büyük Millet Meclisini daha da yükseltecektir.

Son yıllarda siyaset kurumuna, partilerimize, partiler demokrasisine, particiye ve politikacıya amansız saldırıların, insafsız eleştirilerin, irdelemelerin ve hırpalamaların hüküm sürdüğü bir dönemde, Türkiye Büyük Millet Meclisi böyle bir anayasa değişikliğini başarıyla yapmakla, mutlaka, toplumda, kamuoyunda itibar kazanacaktır, itibarı artacaktır, en azından, hak ettiği yerde durduğunu ve görevine devam ettiğini kanıtlamış olacaktır. Ben, bu çalışmanın başarıyla sonuçlanacağına olan ümidimi ve cesaretimi burada yapılan konuşmalardan sonra daha da pekiştirmişimdir.

Bazı arkadaşlarımız, konuşmalarında, kamuoyundan veya belli mihraklardan gelen eleştirilerin belli hassas noktalara yönelik olmasından şikâyet ettiler; ben de, aynı kanıda, aynı görüşteyim. Başta, medyamızın ve tüm sivil toplum örgütlerinin, bu değişikliklerle ilgili ortaya koydukları görüşleri hassas ayrışma noktalarına tahsis etmemeleri gerekir. Bizim, hassas ayrışma noktalarımız çok azdır; önemlidir ama çok azdır. Bu hassasiyete rağmen, Yüce Mecliste tenkit edilen tüm siyasî partilerin bir hatta buluşuyor olmasını önemli bir merhale, önemli bir aşama olarak kabul ediyorum.

Yine, bir arkadaşımız, 1982 Anayasasıyla ilgili, hepimizin katıldığı, spesifik, somut birtakım eleştirileri ortaya koydular ve "bu Anayasanın, bir kriz anayasası olduğunu; bu Anayasaya bakıldığında, ülkeyi kimin idare ettiğinin belli olmadığını" söylediler.

Değerli arkadaşlarım, biz, bu Anayasa üzerindeki değişiklik çabalarımızı, çalışmalarımızı, hepinizin bildiği gibi, tamamlamış değiliz. 1991’den bu yana, partilerarası uyum, daha sonra, uzlaşma komisyonu olarak, on yıla yakın bir zamandır devam eden değişiklik çalışmaları, bu 37 maddeden oluşan paketin Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmesinden sonra da devam edecektir. Bilindiği gibi, haziran ayı sonunda 37 maddeden oluşan paketi siyasî partilerimizin değerli genel başkanlarına arz ettikten sonra, uzlaşma komisyonumuz 15 gün süren çalışmalarına devam etmiştir. Bu paketten hemen sonra, biz, ikinci paket üzerinde, yani, Anayasamızın yürütme ve yargı maddeleriyle ilgili, hükümleriyle ilgili çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Bu çalışmalar burada bitmeyecektir; ama, bu paketle ilgili alınan başarı, elde edilen başarı, bundan sonraki başarımızın da güvencesi ve moral kaynağı olacaktır.

O bakımdan, bu eleştirileri kabul etmekle beraber, bunları bir tespit olarak alıyorum, bunları bir eleştiri olarak almıyorum; zira, 1982 Anayasasıyla ilgili eleştirilerin muhatapları bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde yoktur, ne siyasî parti olarak ne siyasetçi olarak. 1982 Anayasasını, gelmişiyle, geçmişiyle, hazırlanışıyla, o günkü yetkili kurullarda kabul edilişiyle ele aldığımız zaman, Türk siyaset tarihindeki muhatapları bugünkü bu Mecliste değildirler; eleştirilerimiz, olsa olsa, bu Meclisin dışında, demokrasiyle ilgili mülahazalarının tartışılması gereken kişi ve kurumlardır. Bunları, pek tabiî ki bileceğiz, değerlendireceğiz; ama, hiçbir zaman, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, bir alınganlık içerisinde olmayacağız ve olmamalıyız.

Bir de, bu değişikliklerin bir ev ödevi mi veya bir dayatma mı gibi algılanması üzerinde hassasiyet gösterildi.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Hatiboğlu, bazı değişiklik önerileri getireceklerini ifade ettiler; gayet tabiî ki, doğal haklarıdır. Komisyonda da bu değişiklik önerileri gelmiştir, tartışılmıştır; kabul edilenler vardır, kabul edilmeyenler vardır; ama, Saadet Partisi olarak getirecekleri önerilerin kabul edilmemesi, bu metni, bu paketi bir dayatma olarak ortaya koymaz; onu, maksadını aşan bir ifade olarak veya ben, yanlış olarak algılamış olayım.

İkincisi, bir ev ödevi midir bu; hayır. Eğer, meseleye, Avrupa Birliğiyle ilgili ilişkilerimiz açısından yaklaşıyorsak değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliğiyle ilgili ilişkilerimizin güncelleştiği ve önem kazandığı yıllar son birkaç yıldır; oysa, Türkiye Büyük Millet Meclisi, daha özgür, daha çağdaş, daha demokrat bir anayasa arayışını 10 yıldır sürdürüyor; bu uzlaşma ve uyum komisyonları bu konuda 10 yıldır çaba sarf ediyor, ter döküyor. O bakımdan, bizim çalışmalarımızı Avrupa Birliğine endekslemek fevkalade hatalı olur.

Kaldı ki, biz, Avrupa Birliğine kendi hür irademizle girmek istiyoruz, kimse bizi Avrupa Birliğine zorla üye yapmak istemiyor. Yeter ki kabul etsinler, biz Avrupa Birliğine girmek istiyoruz, Avrupa ailesine dahil olmak istiyoruz; biz, Kopenhag kriterlerini, Maastricht kriterlerini kendi yaşantımızın içine almak istiyoruz. Dolayısıyla, kendi irademizle angaje olduğumuz böyle bir sevdayı, böyle bir medeniyet hedefini, böylesine çağdaş bir projeyi anayasayla endeksleyerek bir kompleks meselesi yapmayı fevkalade sakıncalı bulurum. Bunlar kesinlikle bizim moralimizi bozmamalıdır.

Bir husus da, özellikle terörle ilgili yaklaşımlarda, Amerika Birleşik Devletlerinde meydana gelen müessif terör olayından dolayı, bizim çalışmalarımızı bu olayla irtibatlandırmak ve ilgilendirmek, bize, Komisyonumuza, uzlaşma komisyonuna haksızlık olur. Biz, özellikle 38 inci maddede öngördüğümüz değişiklikleri aylar evvel, bu yılın başında konuştuğumuz zaman, uzlaşma komisyonunda konuştuğumuz zaman, Anayasa Komisyonundan evvel uzlaşma komisyonunda konuştuğumuz zaman Amerika’da böyle bir olay yoktu. Olsa olsa bu konuyu, Batılı siyasetçilerin, Batılı dostlarımızın ve müttefiklerimizin, yıllardan beri, Türkiye’nin öndüşüncelerine duyduğu hassasiyeti, Batılı dostlarımızın ve müttefiklerimizin bize yaklaşımı olarak, pozitif olarak almakta yarar görüyorum.

Bu düşüncelerle, konuşan tüm siyasî parti temsilcilerine, sözcülerine teşekkür ediyorum.

Tekrar, huzurlarınızda, siyasî partilerimizin sayın genel başkanlarına, grup yöneticilerine, Uzlaşma Komisyonu üyelerine, Anayasa Komisyonu üyelerine ve siz değerli Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine, verdiğiniz destekten, verdiğiniz cesaretten ve yürekten dolayı teşekkürlerimi sunuyorum, saygılarımı sunuyorum aziz arkadaşlarım. (Alkışlar)
 



DİĞER KONUŞMALAR

AKP GRUBU
DSP GRUBU
SP GRUBU
MHP GRUBU
DYP GRUBU
ANAP GRUBU


(24 EYLÜL 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.