| TBMM Genel Kurulu tutanaklarından, Anayasa Komisyonu
Başkanı Turhan Tayan'ın konuşması:
ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi, tarihinde ilk defa,
kapsamlı bir Anayasa değişiklik paketini görüşmektedir. Pek tabiî, hepimizin
arzusu, hür seçimle, hür iradeyle teşekkül etmiş bir Kurucu Meclis tarafından
bir anayasanın baştan sona ele alınarak yapılması ideal olandır; ancak,
görülmüştür ki, Türkiye’de, hür iradeyle bugüne kadar bir Kurucu Meclis
oluşamamıştır. Bugüne kadar, anayasalarımızın ele alındığı, yapıldığı Meclisler
olağanüstü dönemlerin kurulları veya Meclisleri olmuştur.
İdeal olanla mümkün olanı hiçbir zaman birbirine karıştırmamak lazımdır.
Pek tabiî, ideal olanı, hepimizin arzu ettiği, hür iradeyle oluşmuş bir
Kurucu Meclis tarafından bir anayasanın ele alınması, bir anayasanın yapılmasıdır.
Şimdi, biz, 19 yaşındaki bir Anayasayı tartışıyoruz. 12 Eylül şartları
içerisinde yapılmış, hazırlanmış, belli şartlar içerisinde müzakere edilmiş,
oylanmış bir Anayasa üzerinde değişiklikleri görüşüyoruz. 1987’den bu yana
5 defa, beş değişik zamanda Anayasamızı değiştirmişiz. Mükerrer bir madde
dışında 23 maddeyi değiştirmişiz. Görüşmekte olduğumuz 37 maddelik değişiklik
teklifiyle, başarılı olabilirsek -ki, konuşmalardan başarılı olacağımız
anlaşılmaktadır- Anayasamızın 60 maddesini köklü bir şekilde değiştirmiş
olacağız. Fevkalade önemli bir hadisedir, küçümsenmeyecek bir hadisedir.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, özellikle, 1991
yılından sonra partiler arasında oluşan uzlaşma komisyonları marifetiyle,
Anayasa değişiklikleri üzerinde yoğun çabalar sarf edilmiştir. Bu çabaların
en kapsamlı sonuç verenlerinden bir tanesi, hepinizin bildiği gibi, 1995
yılında, yine, o günkü Uzlaşma Komisyonunun büyük gayretleri ve emeğiyle
ortaya çıkmış olan 15 maddelik değişiklik olmuştur.
Şimdi, Partilerarası Uzlaşma Komisyonu 37 maddeyle önümüze gelmiştir.
Değerli milletvekilleri, bendeniz hem bu Uzlaşma Komisyonunun bir üyesi
olarak hem Uzlaşma Komisyonunun Alt Komisyon Başkanı olarak hem de Anayasa
Komisyonu Başkanı olarak buradan, başta, tüm siyasî partilerimizin sayın
genel başkanlarına ve partilerimizin değerli yöneticilerine, grup yöneticilerine,
Uzlaşma Komisyonunda görev alan değerli arkadaşlarıma, Uzlaşma Komisyonumuzun
Başkanlığını yapan Değerli Ankara Milletvekilimiz, Devlet Bakanımız Sayın
Nejat Arseven’e, Anayasa Komisyonu üyelerimize teşekkür ediyorum. Gerçekten,
baştan sona tam bir uzlaşı anlayışı içerisinde, büyük ve titiz emek vermişlerdir.
Gelinen nokta fevkâlade önemli bir noktadır. Bu çalışmalarımızda Komisyonumuz,
bireyi öne çıkaran özürlüklere inanç, cumhuriyetin temel nitelikleri, üniter
devlet, insan hakları, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü anlayışını vazgeçilmez
görüş ve inanç olarak kabul etmiştir. Tüm müzakereler, tüm uzlaşı arayışları
bu çerçevede oluşmuş ve gelişmiştir.
Uzlaşma Komisyonunda, 5 siyasî partiden gelen temsilci arkadaşlarımızla
yaptığımız mesai, yaz tatili süresi içerisinde, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki
siyasî partilerin sayısının 6’ya çıkmasıyla, Anayasa Komisyonumuza 6 ncı
partinin de katılımıyla, baştan buyana aynı anlayış, aynı heyecan içinde
çalışıyor gibi Anayasa Komisyonumuzda teklif görüşülmüş ve kabul edilmiştir.
37 maddenin 34 maddesinin oybirliğiyle, 3 maddesinin oyçokluğuyla geçmiş
olmasını burada kayda değer buluyorum. 6 partimizin grup sözcüleri, hepimizin
faydalanacağı, istifade edeceği çok güzel şeyler söylediler. Kişisel konuşma
yapan değerli arkadaşım da faydalı görüşler ifade ettiler.
Değerli arkadaşlarım, bu konuşmaların hiçbir tanesinde, esasa müteallik,
bu 37 maddelik değişiklik paketini ağır bir şekilde eleştiren bir görüş
ortaya konmadı; tüm sözcüler fevkalade olumlu bir katkıda bulundular. Teşekkür
ediyorum. Bu değişiklik paketinin yeterli olmadığını ifade ettiler; zaten,
bugüne kadar hiçbir sözcü de bu değişiklik paketinin baştan sona yeterli
olduğunu ifade etmedi; biz de, Komisyon olarak, böyle bir iddia içerisinde
değiliz. Bu bir mütevazı demokratik açılım paketidir, bu bir mütevazı partiler
arasındaki uzlaşma kültürünün eseridir; buna sahip çıkmak, Türkiye Büyük
Millet Meclisini daha da yükseltecektir.
Son yıllarda siyaset kurumuna, partilerimize, partiler demokrasisine,
particiye ve politikacıya amansız saldırıların, insafsız eleştirilerin,
irdelemelerin ve hırpalamaların hüküm sürdüğü bir dönemde, Türkiye Büyük
Millet Meclisi böyle bir anayasa değişikliğini başarıyla yapmakla, mutlaka,
toplumda, kamuoyunda itibar kazanacaktır, itibarı artacaktır, en azından,
hak ettiği yerde durduğunu ve görevine devam ettiğini kanıtlamış olacaktır.
Ben, bu çalışmanın başarıyla sonuçlanacağına olan ümidimi ve cesaretimi
burada yapılan konuşmalardan sonra daha da pekiştirmişimdir.
Bazı arkadaşlarımız, konuşmalarında, kamuoyundan veya belli mihraklardan
gelen eleştirilerin belli hassas noktalara yönelik olmasından şikâyet ettiler;
ben de, aynı kanıda, aynı görüşteyim. Başta, medyamızın ve tüm sivil toplum
örgütlerinin, bu değişikliklerle ilgili ortaya koydukları görüşleri hassas
ayrışma noktalarına tahsis etmemeleri gerekir. Bizim, hassas ayrışma noktalarımız
çok azdır; önemlidir ama çok azdır. Bu hassasiyete rağmen, Yüce Mecliste
tenkit edilen tüm siyasî partilerin bir hatta buluşuyor olmasını önemli
bir merhale, önemli bir aşama olarak kabul ediyorum.
Yine, bir arkadaşımız, 1982 Anayasasıyla ilgili, hepimizin katıldığı,
spesifik, somut birtakım eleştirileri ortaya koydular ve "bu Anayasanın,
bir kriz anayasası olduğunu; bu Anayasaya bakıldığında, ülkeyi kimin idare
ettiğinin belli olmadığını" söylediler.
Değerli arkadaşlarım, biz, bu Anayasa üzerindeki değişiklik çabalarımızı,
çalışmalarımızı, hepinizin bildiği gibi, tamamlamış değiliz. 1991’den bu
yana, partilerarası uyum, daha sonra, uzlaşma komisyonu olarak, on yıla
yakın bir zamandır devam eden değişiklik çalışmaları, bu 37 maddeden oluşan
paketin Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmesinden sonra da devam edecektir.
Bilindiği gibi, haziran ayı sonunda 37 maddeden oluşan paketi siyasî partilerimizin
değerli genel başkanlarına arz ettikten sonra, uzlaşma komisyonumuz 15
gün süren çalışmalarına devam etmiştir. Bu paketten hemen sonra, biz, ikinci
paket üzerinde, yani, Anayasamızın yürütme ve yargı maddeleriyle ilgili,
hükümleriyle ilgili çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Bu çalışmalar burada
bitmeyecektir; ama, bu paketle ilgili alınan başarı, elde edilen başarı,
bundan sonraki başarımızın da güvencesi ve moral kaynağı olacaktır.
O bakımdan, bu eleştirileri kabul etmekle beraber, bunları bir tespit
olarak alıyorum, bunları bir eleştiri olarak almıyorum; zira, 1982 Anayasasıyla
ilgili eleştirilerin muhatapları bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde
yoktur, ne siyasî parti olarak ne siyasetçi olarak. 1982 Anayasasını, gelmişiyle,
geçmişiyle, hazırlanışıyla, o günkü yetkili kurullarda kabul edilişiyle
ele aldığımız zaman, Türk siyaset tarihindeki muhatapları bugünkü bu Mecliste
değildirler; eleştirilerimiz, olsa olsa, bu Meclisin dışında, demokrasiyle
ilgili mülahazalarının tartışılması gereken kişi ve kurumlardır. Bunları,
pek tabiî ki bileceğiz, değerlendireceğiz; ama, hiçbir zaman, Türkiye Büyük
Millet Meclisi olarak, bir alınganlık içerisinde olmayacağız ve olmamalıyız.
Bir de, bu değişikliklerin bir ev ödevi mi veya bir dayatma mı gibi
algılanması üzerinde hassasiyet gösterildi.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Hatiboğlu, bazı değişiklik önerileri getireceklerini
ifade ettiler; gayet tabiî ki, doğal haklarıdır. Komisyonda da bu değişiklik
önerileri gelmiştir, tartışılmıştır; kabul edilenler vardır, kabul edilmeyenler
vardır; ama, Saadet Partisi olarak getirecekleri önerilerin kabul edilmemesi,
bu metni, bu paketi bir dayatma olarak ortaya koymaz; onu, maksadını aşan
bir ifade olarak veya ben, yanlış olarak algılamış olayım.
İkincisi, bir ev ödevi midir bu; hayır. Eğer, meseleye, Avrupa Birliğiyle
ilgili ilişkilerimiz açısından yaklaşıyorsak değerli arkadaşlarım, Avrupa
Birliğiyle ilgili ilişkilerimizin güncelleştiği ve önem kazandığı yıllar
son birkaç yıldır; oysa, Türkiye Büyük Millet Meclisi, daha özgür, daha
çağdaş, daha demokrat bir anayasa arayışını 10 yıldır sürdürüyor; bu uzlaşma
ve uyum komisyonları bu konuda 10 yıldır çaba sarf ediyor, ter döküyor.
O bakımdan, bizim çalışmalarımızı Avrupa Birliğine endekslemek fevkalade
hatalı olur.
Kaldı ki, biz, Avrupa Birliğine kendi hür irademizle girmek istiyoruz,
kimse bizi Avrupa Birliğine zorla üye yapmak istemiyor. Yeter ki kabul
etsinler, biz Avrupa Birliğine girmek istiyoruz, Avrupa ailesine dahil
olmak istiyoruz; biz, Kopenhag kriterlerini, Maastricht kriterlerini kendi
yaşantımızın içine almak istiyoruz. Dolayısıyla, kendi irademizle angaje
olduğumuz böyle bir sevdayı, böyle bir medeniyet hedefini, böylesine çağdaş
bir projeyi anayasayla endeksleyerek bir kompleks meselesi yapmayı fevkalade
sakıncalı bulurum. Bunlar kesinlikle bizim moralimizi bozmamalıdır.
Bir husus da, özellikle terörle ilgili yaklaşımlarda, Amerika Birleşik
Devletlerinde meydana gelen müessif terör olayından dolayı, bizim çalışmalarımızı
bu olayla irtibatlandırmak ve ilgilendirmek, bize, Komisyonumuza, uzlaşma
komisyonuna haksızlık olur. Biz, özellikle 38 inci maddede öngördüğümüz
değişiklikleri aylar evvel, bu yılın başında konuştuğumuz zaman, uzlaşma
komisyonunda konuştuğumuz zaman, Anayasa Komisyonundan evvel uzlaşma komisyonunda
konuştuğumuz zaman Amerika’da böyle bir olay yoktu. Olsa olsa bu konuyu,
Batılı siyasetçilerin, Batılı dostlarımızın ve müttefiklerimizin, yıllardan
beri, Türkiye’nin öndüşüncelerine duyduğu hassasiyeti, Batılı dostlarımızın
ve müttefiklerimizin bize yaklaşımı olarak, pozitif olarak almakta yarar
görüyorum.
Bu düşüncelerle, konuşan tüm siyasî parti temsilcilerine, sözcülerine
teşekkür ediyorum.
Tekrar, huzurlarınızda, siyasî partilerimizin sayın genel başkanlarına,
grup yöneticilerine, Uzlaşma Komisyonu üyelerine, Anayasa Komisyonu üyelerine
ve siz değerli Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine, verdiğiniz destekten,
verdiğiniz cesaretten ve yürekten dolayı teşekkürlerimi sunuyorum, saygılarımı
sunuyorum aziz arkadaşlarım. (Alkışlar)
|