Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
21 ŞUBAT KRİZİ
MGK BİLDİRİSİ
TOBB'UN İLANI
ULUSAL PROGRAM

ECEVİT'İN GRUP KONUŞMASI...
"Başaracağız, çünkü başarmaya mecburuz"
4 Nisan 2001
DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ekonominin uğradığı kazanın onarılmaz bir kaza olmadığını bildirerek, ''Sorunları aşabileceğimize inanıyorum. Başaracağız, çünkü başarmaya mecburuz'' dedi. 
 
Ecevit, son haftalarda önemli gelişmeler meydana geldiğini bunlardan birinin de MGK toplantısı sonunda, ''Devletin doruğunda yayınlanan bildiri'' olduğunu söyledi. Bu bildiriyle ''Ara rejim-kara rejim tellallarının ağızlarının payının verildiğini'' kaydeden Ecevit, ekonomik sorunu çözme yolunda atılan kararlı adımları engellemek isteyenlerin de bildiriyle derslerini aldığını ifade etti.
 
Ecevit'in DSP Grup toplantısında yaptığı konuşma şöyle:
(4 Nisan 2001)

Son hafta içinde önemli ve olumlu bazı gelişmeler yer aldı. Bu gelişmelerden biri, Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonunda, yani devletin doruğunda yayınlanan bildiridir.

Bu bildiriyle, "ara-rejim-kara rejim" tellallarına ağızlarının payı verilmiş oldu. Ekonomik sorunu çözme yolunda atılan kararlı adımları engellemek isteyenler de bildiriyle derslerini aldılar. Bildiride Türk Milleti’nin "Demokratik sistem içerisinde hertürlü zorluğu yenebilecek güçte" olduğu vurgulandı. 

Hafta sonunda yapılan Yüksek Planlama Kurulu ve Ekonomik ve Sosyal Konsey toplantıları da gerek zamanlamaları bakımından, gerek konuşmaların içerikleri bakımından çok olumlu ve önemli idi. 

Bu iki toplantının sonunda yaptığım değerlendirmeleri sizlere özet olarak sunuyorum. 

2000 Kasım ayı sonlarına kadar alınan sonuçlar dikkate alındığında, Türk ekonomisinin potansiyel gücünün ne kadar yüksek olduğunu görüyoruz; ama o tarihten sonra ortaya çıkan sorunlar Türk ekonomisinin büyük zaafları da bulunduğunu gösteriyor. 

Şimdi bizlere düşen görev, elbirliğiyle zaafları olabildiğince gidermek, ekonomimizin potansiyel gücünü de harekete geçirmektir. Sorunlar belli. Bu sorunları aşabilmek için en kısa sürede neler nasıl yapılabilir? Ekonomimiz nasıl yeniden canlandırılabilir? Bankalar sektöründeki ağır sorunlar nasıl çözülebilir? Bankalar sektörü ile reel sektör arasındaki uyumsuzluk kısa sürede nasıl giderilebilir? Dalgalı kur sürecinden dövizin ve faizlerin aşırı yükselişi nasıl önlenebilir? 

Yeni benimsenen dalgalı kur sisteminin büyük olanak sağladığı iki sektör var: Dışsatım ve turizm sektörleri… Bunlar, aynı zamanda, başka birçok sektörün de anahtarı durumunda. Bu iki sektör için gerekli desteği nasıl sağlayabiliriz? 

En ivedi sorunumuz kaynak sorunu… 

Dışarıdan gerekli kaynağı sağlamak için elden gelen çaba gösteriliyor. Fakat dış destekten umduğumuzu hemen bulamasak bile, Türkiye’nin kendi öz kaynaklarını harekete geçirmek bizim elimizde. Bunu nasıl sağlayabiliriz? Bu kaynakları hakça yöntemlerle değerlendirerek gelirler arasındaki ve ücretliler arasındaki adaletsizlikleri nasıl giderebiliriz? 

Önümüzdeki haftalarda ve aylarda bu ivedi soruların yanıtlarını vermek, karşımızdaki ağır sorunları çözmek zorundayız. Bunu başarabilmek için, bir yandan koalisyon ortakları arasındaki uyumu sürdürmeliyiz, bir yandan da Büyük Millet Meclisi’nde hızlı bir çalışma yapmalıyız. 

Bu konuda çok umutluyum. Geçen yasama yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi çok başarılı bir sınav vermişti. O kadar ki çalışma tempomuz dış ülkelerde bile hayranlık uyandırmıştı. 

Geçen yasama yılındaki tempoyu yeniden harekete geçirmemize herhangi bir engel veya zorluk tasavvur edemiyorum. 

Bir demokratik ülkede böyle kriz denebilecek ortamlarda toplumsal anlaşma son derece önemlidir. Başka türlü işin içinden çıkılamaz. Bu konuda benim bir deneyimim var. 1978 Haziranı’nda Hükümet olarak Türk-İş ile bir toplumsal anlaşma imzaladık. O sırada yalnız Türkiye’de değil, tüm dünyada petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle büyük bir ekonomik bunalım vardı. Fakat o kritik dönemde çalışma hayatını Türk-İş ile yaptığımız toplumsal anlaşma sayesinde esenliğe ulaştırabildik. Aynı olanağı işçi kesiminin şimdi de sağlayacağını umarım. 

Odalar Birliği, içinde bulunduğumuz ekonomik mücadeleyi bir "Kurtuluş Savaşı",  ilan ederek toplumsal dayanışmaya öncülük etmiştir. Kendilerine buradan bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Bu dayanışmaya işçi kesiminin de gereken katkıyı yapacağına inanıyorum. 

Zor bir dönemden geçiyoruz. Fakat bu süreçte özgüvenimizi yitirmemek için, 55’inci, 56’ıncı ve 57’inci Hükümet dönemlerinde neler oldu, neler başarıldı, bunları hatırlamamızda yarar vardır. 

En çok şikayet konularından biri yolsuzluktur. Yolsuzlukların izlenmesi hiç bu hükümetler dönemindeki kadar yoğun olmamıştır. Düşünün ki artık insanlar sokaklarda mumlarla gerçekleri aramıyorlar. Gerçekler birbiri ardından ortaya dökülüyor. 

15-20 yıldır süren terörizme karşı, terörizmin her türlüsüne karşı, irticai anlamındakine karşı olsun, bölücülük anlamındakine karşı olsun, çok başarılı bir mücadele verilmiştir. 

Uzun yıllardan beri Türkiye yüksek enflasyondan yakınırdı; enflasyonun üstüne son hükûmetler dönemindeki kadar etkin biçimde yürünmemiştir ve bu kadar olumlu sonuçlar alınmamıştır. 14-15 yıldan beri ilk kez enflasyonda yüzde 30’un altına inilmiştir. 

Yine çok ağır bir deprem felaketinin üstesinden bu hükûmet döneminde büyük bir başarıyla, bütün dünyada eşi az görülmüş bir başarıyla gelinmiştir ve bunun parasal maliyetini de, halkımızla birlikte devletimiz karşılamıştır. 

Yine bu dönemde büyüme hız kazanmıştır. Tabii burada inişler-çıkışlar olmuştur, ama genellikle Türkiye’nin hızlı büyümeyi başarabileceği kanıtlanmıştır. 

Laiklik karşıtı akımların üstüne hiç bu dönemdeki kadar etkili bir şekilde yürünmemiştir. 

Milli Eğitimde bu dönemde çok ileri reformlar yapılmıştır. 

Petrol fiyatlarındaki olağanüstü artışa rağmen, Türkiye  gelişmesini sürdürme olanağını bulmuştur. 

Yine bu dönemde bir ezeli dava olan geçici işçilik sorunu çok büyük ölçüde çözülmüştür. 

Yine bu dönemde, bazı köklü reformlar; uzun yıllardır sözü edilen, beklenen, fakat gerçekleştirilmeyen reformlardan birçoğu bu dönemde gerçekleştirilmiştir veya birbiri ardından gündeme getirilmiştir. 

Yine bu dönemde, Türkiye uyumlu siyaset örneği vermiştir. Yakın zamana kadar, bu hükümetler gelinceye kadar, "Türkiye’de ne kötülük varsa koalisyonlardan geldi" denilirdi. Fakat, başarılı, uyumlu koalisyon örnekleri yine bu dönemde verilmiştir. 

Yine bu dönemde Türkiye’nin Avrupa Birliği'nde üyeliği yolunda önemli bir adım atılmıştır. 

Ayrıca bu dönemde Türkiye’nin dış ilişkilerinde çok büyük gelişmeler olmuştur. 

Bunlar hafta sonundaki görüşmeler ışığında aklıma gelen başarılar. Ona rağmen neden bu Kasım ve Şubat kazalarına uğradı ülkemiz? 

Aslında Türkiye’de öteden beri bilinen birtakım ciddî yapısal sorunlar vardı. Fakat uzun yıllar bu sorunların üstüne gereğince eğilinmemişti. 

Geçen yıl sonundan başlayarak, uzun yılların birikimi olan bu sorunlar, bu hastalıklar patlama noktasına vardı. 

Bunların başında finans sektörü ve bankacılık sektörü ile ilgili sorunlar gelmektedir.

Sorunları aşabileceğimize inanıyorum. Bunu başarma uğraşımızda da, halkımıza güveniyorum, Hükûmetimiz’e güveniyorum, Partimiz’e güveniyorum. 

Başaracağız, çünkü başarmaya mecburuz. 

Evet ekonomi bir kazaya uğradı, fakat bu onarılmaz bir kaza değildir. Temelde sağlam yapısı olan Türk toplumu her sorunun üstesinden gelecek güçtedir. Sorunların çözümünde toplumun her kesimine düşen görevler vardır. Fakat öncelikli görev iş başında bulunan Hükûmetimizdedir. 

57’inci Hükümet’in bu görevi başaracağına güveniyorum. Sizlerin katkılarınıza güveniyorum. 



(4 NİSAN 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş