Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
EKONOMİ ZİRVESİ (8.2.2001)
TOBB EKONOMİK SORUNLAR RAPORU
TOBB SEKTÖREL SORUNLAR RAPORU
TİSK REEL SEKTÖR SORUNLARI RAPORU
TİSK EKONOMİK VE SOSYAL ÖNLEMLER
TİSK SEKTÖREL BAZDA ÖNERİLER

EKONOMİ ZİRVESİ... 
BAŞBAKAN ECEVİT'İN GRUP KONUŞMASI
14 Şubat 2001
DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit, partisinin TBMM Grup Toplantısında, 8 Şubat'ta gerçekleştirilen, Hükümet, reel sektör ve finans kesiminden temsilcilerin katıldığı ekonomi zirvesine de değindi.  
 
Ecevit'in DSP Grubu'nda yaptığı konuşma şöyle:
(14 Şubat 2001)

Geçen Perşembe ve Cuma günleri, Başbakanlıkta, iş yaşamının önde gelen temsilcileriyle ve uzman bürokratlarla birlikte Türk ekonomisini teşrih masasına (muayene masasına) yatırdık ve en ince ayrıntılarına kadar inceledik.

Toplantıya katılan girişimciler ekonomik istikrar programının tüm güçlüklere, engellere karşın, kararlılıkla sürdürülmesi gereğinde birleştiler.

Yıllardır ekonomiyi ve toplumu müzmin bir hastalık gibi saran ve sarsan enflasyonda hızlı düşüş süreci başladı.

Bu sevindirici bir gelişme... Şimdi bunu faizde de düşüşün izlemesi gerekiyor. Böylece yatırımlar önündeki engellerden biri kalkmış olacaktır.

Tabii petrol fiyatlarındaki aşırı yükseliş, Avrupa para birimindeki düşüş, yaygın kuraklık ve 1999 depreminin süregelen etkisi de engeller arasında yer alıyor.

Fakat tüm olumsuzluklara karşın enflasyonun yüzde 30’lardan aşağıya inmiş ve büyüme hızının yüzde 6’ları bulmuş olması büyük aşamadır. Bütçe uygulamalarında da umut verici gelişmeler sürüyor.

Bu arada, bankacılık sektöründeki hastalıkların tedavisine başlandı.

Fakat henüz reel sektörle, bankacılık sektörü arasında işlevsel uyum sağlanamadı. Bankacılık sistemi henüz girişimcilerin, yatırımcıların beklentilerini karşılayamıyor.

Ekonomik ve sosyal alandaki olumsuzlukları esenliğe dönüştürebilmek için hızlı bir yasama çalışması gerekli. TBMM’deki İçtüzük değişikliği bu olanağı sağlıyor. Bu olanağın sağlanmasına, iktidar partileriyle birlikte muhalefetin de katkısı bulunacağını umarım.

Yerli ve yabancı sermaye yatırımlarının önünü açacak olan Endüstri Bölgeleri Yasa Tasarısı ile yatırımlar önündeki bürokratik engelleri aşmak üzere hazırladığımız yasa tasarısı öncelik taşıyor.

Endüstri Bölgeleri Yasası, çevre sağlığına da büyük katkıda bulunacaktır.

Gerek yatırımları hızlandırmak gerek ücret dengesizlik ve yetersizliklerini gidermek için gerekli kaynakları sağlamak üzere kapsamlı bir çalışma başlattık.

Bu çalışmanın kısa sürede sonuçlanacağını umuyorum.

Ayni zamanda, tarımın girdi gereksinmesini karşılamak ve kuraklığın ağır etkilerinden köylümüzü olabildiğince korumak için yoğun bir çalışma başlatıyoruz.

Bu önlem ve çözümleri uygularken istikrar programını özenle koruyacağız. 

Uygulayacağımız istikrar, durgun değil dinamik istikrar olacaktır.

Başka türlü davranamayız, çünkü Türk toplumu artık kabına sığamayan bir toplumdur.

Son zamanlarda sıkıntı çeken kesimlerin başında esnaf geliyor.

Televizyonlarda boş çarşıların görüntüleri yer alıyor. Ancak bunun nedeni, yoksulluktan çok, dükkanların yerini süper ve hiper marketlerin almasıdır. Dükkanlar boşatırken büyük marketler müşteriyle dolup taşmaktadır. Bundan da en çok esnaf zarar görmektedir.

Toplumumuzun her bakımdan çok önemli bir kesimi olan esnafı zor durumda bırakamayız. Bu soruna pazar ekonomisiyle çelişmeyen bir çare bulmak zorundayız.

İmalat sanayiinde on geniş yeri olan kesim tekstil kesimidir. Türkiye bu alanda çok başarılı olmuştur. Ancak son yıllarda Uzak Doğuda tekstil ürünleri fiyatlarının aşırı ölçüde düşürülmesi ve bu ürünlerin sınırlarımızdan çok düşük fiyatlarla girip pazarlarımızı damping fiyatlarıyla işgal etmesi, tekstil sanayiimizi çok güç durumda bırakmaktadır. İşsiz sayısını da arttırmaktadır.

Soruna etkili çözümler bulunamazsa, tekstil sanayiinin ekonomimizdeki oransal ağırlığı giderek azalacaktır.

Ama buna karşılık ekonomimizde ileri teknolojili sanayi ürünlerinin ağırlığı artabilir.

Türk girişimcileri ve işçileri tekstil sanayiinde yıllardır gösterdikleri olağanüstü başarıyı gelişmiş başka sanayi dallarında da göstermektedirler.

Otomotiv sanayiinde, beyaz eşya ürünlerinde, “akıllı sanayi ürünleri” alanında Türkiye büyük başarı sağlamıştır ve sanayileri en gelişmiş ülkelerle rekabet edebilmekte, sorunları krizleri başarıyla aşabilmektedir.

Uçak yapımında, denizaltı yapımında ve birçok savunma sanayii alanlarında da Türkiye hızlı bir atılım sürecindedir.

Bunlar  gösteriyor ki Türk ekonomisi bir yapısal değişiklik döneminden geçmektedir.

Çağımız her alanda, özellikle de sanayi alanında, hızlı ve sürekli değişim çağıdır.

Onun için, ürün türlerimizi de, pazarlarımızı ve pazarlama yöntemlerimizi de, teknolojilerimizi de, sürekli yenilemek zorundayız.

Çağımız bilim çağıdır, değişim çağıdır ve kıyasıya rekabet çağıdır.

Türk toplumunda da çağın bu gereklerine uyma yeteneği vardır.

O nedenle, bugünün sıkıntılarına bakıp da gelecekten kaygılanmamıza gerek yoktur.

Türkiye’nin geleceğine yabancılar ne kadar güveniyorlarsa biz de en az o kadar güvenmeliyiz.

Hükümetimiz bu güven duygusundan aldığı güçle zorlukların üstüne yürümektedir.
 



KAYNAK: TBMM DSP GRUBU
(14 ŞUBAT  2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş