TBMM
Başkanı Ömer İzgi'nin açıklamaları ve sorulara yanıtları şöyle:
(16.10.2001)
Değerli basın mensupları;
Meclisimiz Anayasa yapma konusunda çalışmalarını kararlı bir biçimde
sürdürmektedir. Sizin de tanık olduğunuz gibi ve hepinizin bileceği üzere,
34 maddelik bir Anayasa değişikliği gerçekleşmiş ve inşallah bu akşam da
yürürlüğe girmiş olacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanı tarafından 33 maddesi uygun görülmüş; 'halkoyuna
sunulması ya da Meclis'e iadesi yönünde herhangi bir girişimde bulunmaya
gerek yok' denmiş ve Meclis'e gönderilmiştir. Biz de bugün şu saatte Başbakanlığa,
kabul edilen 33 Maddesinin yürürlüğe girmesi için Resmi Gazete de yayınlanmak
üzere gönderdik. O da bugün inşallah yürürlüğe girmiş olacaktır.
Tabii ileriden beri Meclisimiz kararlı bir biçimde Anayasa değişikliğini
gerçekleştirmek isteğinde olduğu için, hemen daha 37 Madde olarak gelmiş
olan Anayasa Paketi gündemde görüşülürken, yeni çalışmalara hız verileceği,
ben ve yetkili görevlilerimiz tarafından da açıklanmıştı. İşte o açıklamalarımızın
bir gereği olarak, yine en ivedi bir biçimde bu Uzlaşma Komisyonunun kim
tarafından yönetileceği, yönlendirileceği konusunu gündeme aldık ve Sayın
Yüksel Yalova'yı benim adıma bu Komisyon Başkanlığını yürütmesinde görevlendirdik.
Sayın Yalova da yeni Anayasa değişiklikleri için bu çalışmalara başladı.
Kendilerine bu erken ve güvenli davranışlarından dolayı huzurunuzda teşekkür
ediyorum.
Bugün ilk toplantımızı yapmak üzere burada bir araya geldik. Bu toplantı
Anayasanın, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından dünkü uygulamasından daha önce
kararlaştırılmış bir toplantı idi. Yani toplantımızı sivil Anayasa yapmak
bakımından ivedi davranışımız nedeniyle önceden almıştık. İşte bu toplantıyı
da gerçekleştiriyoruz. Kendi aramızda yapacağımız konuşmalarla belki ilkeler,
yöntemler üzerinde bir karara varılacak. Ondan sonrada Anayasa değişikliği
yönündeki çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
SORU : Sayın Başkan, dün Cumhurbaşkanı 34 maddenin 33'ünü imzaladı
dediniz. Bir tanesinden dolayı referanduma gitme kararı alındı. Bunu nasıl
değerlendiriyorsunuz? Ayrıca bazı muhalefet partisi milletvekilleri derler
ki; "Madem ki referanduma gidilecekse -ki çok masraflı bir iştir - o zaman
erken seçime gidelim. Halk oylamasını da yapmış oluruz." Şimdi ne olacak?
İZGİ :Şimdi evvela, ben bir hayal kırıklığı içerisinde olduğumu,
açıkça belirtmek isterim. Çünkü Anayasamızın bir maddesinin referanduma
gideceğine ihtimal vermiyordum. Neden ihtimal vermiyordum. Evvela bu madde,
yani 86'ncı Madde yönündeki Meclis'teki değişiklik, Meclisimiz tarafından
da halkın tepkileri göz önüne alınarak bir operasyona tabi tutulmuş ve
bugün milletvekilleri maaşlarında herhangi bir artıma imkan vermeyecek
bir düzenleme yapılmıştır.
Bunun ötesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak ben ve Hükümet
Başkanı olarak Başbakan Sayın Ecevit tarafından açıklamalarda bulunulmuş,
Anayasanın 86'ncı Maddesinin değiştirileceğini ve daha önceki düzenleme
yönünde adımlar atılacağını açıklamıştık. Bununla da kalınmadı. Yüce Meclisimiz
gerek benim, gerek Sayın Başbakanın açıklamalarını çok ciddi buldu. Kamuoyundan
gelen tepkileri uygun gördü ve kendisi de bir girişimde bulunarak kendi
maaşlarının bugün artmasını önleyecek yeni bir düzenleme yaptı.
Anayasanın 86'ncı Maddesinin değiştirilmesine yönelik, şu anda Meclis'ten
çıkmış olan iradenin değiştirileceği bakımından gerek Meclisimiz milletvekilleriyle,
gerek Meclisin Başkanıyla, gerekse Başbakanıyla hem fikir durumdaydı.
Sayın Cumhurbaşkanımızın elbette ki takdirleridir bu. Ancak bu takdirlerini
ben, böyle olmasa, başka yollara gidilerek kullanılsa daha iyi olacak diye
düşünüyordum. Meclisimiz bugüne kadar vermiş olduğu hiçbir sözü yerine
getirmeyen Meclis değildir. Sivil bir Anayasa yapacağım demiş, bunu geçekleştirmiş.
'Yenilerini bunlara ekleyeceğim' demiş. Onlar da bu gündem toplantılarını
yapmaktadır. Bu itibarla, bunda bir tereddüt yoktur. Kaldı ki, hukuki anlayışımda
buna imkan vermiyor. Çünkü Anayasamızın 175'nci Maddesinin 5'nci Fıkrası,
her ne kadar Cumhurbaşkanına Anayasa değişikliklerinde, değişikliklerin
tümünü birden ya da değişiklik maddelerini ayrı ayrı halkoyuna götürülebilir
hükmünü taşıyor ve bu yetkiyi Cumhurbaşkanlığı makamına tanıyorsa da, yedi
fıkrasında getirdiği yeni bir hüküm vardır ve parlamenter sistemde bu hüküm
geçerlidir. Orada diyor ki; Anayasa değişikliklerinde Meclis değişiklik
paketinin hangilerinin tek tek ya da tümünün birden halkoyuna sunulabilmesine
karar verir. Meclisin kararı parlamenter sistemde en üstün olan karardır.
Bu itibarla Meclis kararı eğer tek tek halkoylamasına gidecek şekilde tecelli
ederse, Sayın Cumhurbaşkanı 175. Maddenin 5 Fıkrasında belirtilmiş olan,
tek tek gitme yönünü izleyecekti; ya da Meclis kararı tümünün oylanması
yönünde, halkoyuna sunulması yönünde bir karar veriyorsa, o takdirde de
Sayın Cumhurbaşkanı onu uygular olacaktı. Parlamenter sistemlerde, dünyanın
hiçbir yerinde parlamentonun üzerinde hiçbir güç yoktur. Ancak bizde olduğu
gibi güçlendirilmiş icrada istisnai olarak uygulamalar görülebilir. İstisnai
olarak parlamento kararlarına yönelik uygulamalar ön görülmüşse, yorumla
bunları geliştirmek ve parlamento kararının da üzerine çıkarmak, parlamenter
rejime uymaz. Dünyanın hiçbir yerinde de böyle bir uygulama yoktur.
İsterdik ki, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 86. Madde yönünde Meclis
Başkanı, Başbakanın ve Meclis'in yaptığı operasyonla tatbik olunmayacak
olursa, bugünden itibaren Anayasamızın 89. Maddesi yürürlüğe girmiş olacaktır.
Bugünden derken, bugün Resmi Gazete'de yayınlanırsa. Nedir o? 89. Maddedeki
yeni değişiklik; Sayın Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa değişikliğine ait
kanunların Meclis'e iadesinde, tek madde olarak da iade edip, bir defa
görüşülmesini isteyebileceği gibi tümünün de iade edilmesi, mümkün hale
gelmiş olacaktı. Bugünden itibaren ya da yarından itibaren, bu madde yürürlükte
olacağına göre Sayın Cumhurbaşkanı 86. Maddeyi Meclise bir daha görüşülmek
üzere iade etmesi, uygun olurdu diye düşünüyorum.
Ayrıca Anayasanın 175. Maddesinde başka hususlar da var. Bakınız orada
üçte ikiden az, beşte üç dahil, Anayasa değişiklikleri yapıldığı zamanlarda,
Sayın Cumhurbaşkanı zorunlu olarak bunu halkoyuna sunuyor. Ondan sonra
bir madde daha var. Diyor ki; 'üçte iki çoğunlukla alınan kararlar, Cumhurbaşkanı
tarafından halkoyuna sunulabilir.'Ben bundan şunu anlıyorum. Daha doğrusu
parlamenter rejime olan inancım, beni şuna inandırıyor; 15 sayısının üçte
ikisi nedir 10'dur. 550 sayısının üçte ikisi de 368'dır. Öyle ise Anayasamızda
368 ve üzerindeki kabullerde, halkoyuna gidilir diye bir ibare olmadığına
göre, ancak halkoyuna gidilebilmesi 368 rakamıyla bağlı olmalıdır. Bunu
şunun için söylüyorum. Parlamenter rejimlerdeki, bize en uygun olan Avrupa'da
İtalya rejimidir. Fransa yarı başkanlık sistemine tabidir. Orada bile hükümet
tarafından getirilmiş olan Anayasa değişikliklerinin kabulünden sonra Fransa
Cumhurbaşkanı, iki Meclisi topluyor ve orada çoğunluk eğer halkoylamasına
gidilmesini isterse, halkoylamasına gidiyor, istemez ise gitmeyebiliyor.
Bize en yakın rejim İtalya demiştik. İtalya'daki uygulamada şöyle; İtalya'da
beşte üç çoğunlukla kabul edilen Anayasa değişikliğinde, halkoyuna gidilmesi
söz konusu değildir. Cumhurbaşkanı bunu halkoyuna sunamaz. Ama yine aynı
İtalya'da salt çoğunlukla, yani beşte üç, üçte iki gibi değil, üçte ikinin
üzerindeki gibi değil, 276 bizim sayımıza göre, kabulle bir Anayasa değişikliği
gerçekleştirildiğinde Parlamento kararı olduğu için Cumhurbaşkanı yine
halkoyuna sunamıyor. Üç ay askıya alıyor. Üç aylık süre içerisinde 500
bin seçmen müracaat ederek, halk oylaması isterim demez ise, Milletvekillerinin
beşte biri yazılı başvuruda bulunarak, Halk oyuna gidilmesini isterim demez
ise, beş eyalet meclisi böyle bir karar verip de halk oyu isteğinde bulunmazsa,
Cumhurbaşkanı halkoyuna sunamıyor. 276 ile kabul edilmiş olan Anayasa değişikliği,
yürürlüğe giriyor.
Bu parlamenter rejimin bir gereği olduğu için böyle kabul edilmiş. Bizdeki
durum yanlış uygulanıyor. Benim inanışıma göre sakat bir uygulama ile karşı
karşıya bulunuyoruz. Üçte iki denmiş, ama 449 milletvekili de bir karar
vermiş olsa, yine de halkoyuna gidilebilir yorumu yapılıyor. Bu şu benzetme
ile yapılıyor; varsayalım ki, Meclis'te şu anda salt çoğunlukla seçilecek
bir seçim var. Cumhurbaşkanlığı seçimi. Nihayet üçüncü turdan itibaren
salt çoğunlukla seçilebilir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde, adaylardan birisi
276 oy alırsa, Cumhurbaşkanı seçilmiş oluyor. Ama 300 ya da 450 oy alsa
da seçilmiş oluyor. Gayet tabi, çünkü 276 oyla parlamento bir şey için
karar vermiş ise onun üzerindeki sayı ile haydi haydi alınır denilir. Parlamento
kararının güçlülüğünün işaretidir bu. Parlamento Kararına saygının ifadesidir
bu.
Anayasanın 175. Maddesinde üçte iki ve üzeri denmemiş. Üçte iki denmiş.
Üçte ikinin üzerindeki bir kabulün halkoylamasına sunulabilmesi Parlamento
Kararına müdahale ise biraz önceki 276 sayısındaki anlayışa terstir. Burada
dikkat edilmesi bir husus var. Bunu bugüne kadar Anayasa hukukçularımız
tarafından benim şu anda söylediğimin tersine yorumlanmıştır maalesef.
Ancak devlet adamlarına yakışan düşündüğünü yutkunmaması, bir düşüncesinde
yalnız bile kalsa onu ortaya atabilmesini gerektirir. Bu itibarla bu düşüncemi
de sizlerle paylaşmış oldum.
Tabii bugün ne olacak diye bir soru sordunuz? Onu da yanıtlayayım. Bugün
yapılacak şey şudur: Türkiye Büyük Millet Meclisimiz bugüne kadar olduğu
gibi yine aklıselim içerisinde davranacak ve şu ekonomik kriz içerisinde,
10 trilyon filan deniliyor, öyle değil, 50 trilyona yakın bir masraf gerektirir
bu. 10 trilyon sırf Yüksek Seçim Kurulu'nca gereken bir giderdir. Bu halkoylaması
yapıldığında, milletvekillerimiz, partilerimiz daha başka konu ile ilgili
olanlarımız da kamuoyu önüne çıkacak ve pek çok masrafla karşı karşıya
kalmış olacağız. Biz bugünden itibaren aklıselim içerisinde davranacağız.
Dün, Meclis Başkanı olarak, Başbakan olarak ve bir de çok önemli bir Ana
Muhalefet lideri olarak, Ana Muhalefet Partisi lideri benimle görüşmüş,
kendilerinin bu maddenin değiştirilmesi yönündeki düzenlemelerini imzaya
açmışlardır ve Ana Muhalefet Partisinin birçok milletvekili de buna imza
atmıştır. Onun üzerini biz de tamamlamayı düşünüyorduk. Böyle bir ortamda
zaten biz, yapacağımız düzenlemeyi biran önce yapacağız belki bu bir madde
olur, iki, üç ya da beş madde olur. İşte şimdi arkadaşlarımızla gündemimizde
yoktu ama olağanüstü bir durum olduğu için gündemimize girmiş olacak. Bunlar
görüşülebilir. Bu yapılacaktır. Devlet adamlığında inat olmaz, küsme olmaz
ve devlet adamlığında aklıselim hareket etmek düşer; bizler de bu şekilde
hareket edeceğiz. Biran önce bu Anayasa değişikliğini gündeme getirerek
gerçekleştireceğiz. Mevcut uygulamanın konusuz kalmasını sağlayacağız.
Bu konu da çözülmüş olacak. Herhangi bir sorun çıkmaz. Burada ülkemiz için
herhangi bir sıkıntı çıkmayacaktır.
SORU : Sayın İzgi, her ne kadar daha önceki paket, bütün partilerin
onayını almış gibiyse de şimdi ortada yeni durum var. Her gün seçim isteyen
muhalefet partileri referandum fırsatını yakalamışken, böyle bir değişikliğe
neden destek versinler? İkincisi de, Cumhurbaşkanının tutumunun kendi şahsınıza
karşı bir güvensizlik olarak kabul ediyor musunuz?
İZGİ : Sorunuzun son cümlesi benim, Sayın Cumhurbaşkanımızla,
daha sonra Sayın Başbakanımızla yapmış olduğum görüşmelere yöneliktir.
Bırakınız o bende kalsın. Onun içinde açıklama zamanı değildir. Şu anda
bir operasyon var. Onun düzeltilmesi zamanıdır. Biz onu düzeltelim.
Muhalefet partileri yönünden sorduğunuz soruya gelince. Ana Muhalefet
Partisi Lideri zaten bu konuda değişiklik yapılması için yeni bir düzenleme
getirmişler ve Meclis Başkanlığı'na bu düzenlemeyi sunarak kendi milletvekillerinden
pek çoğunun imzasını taşıyan bu önergenin altına başka milletvekillerinin
imzasının teminini istemişlerdir. Bu yönde herhangi bir muhalefet partisinin
şimdi seçime gidelim, bu da onun sebebidir diye ortaya çıkacaklarını sanmıyorum.
Sonuç da alınması mümkün değil bu yolla.
SORU : Efendim, devlet adamları arasında küsme olmaz dediniz.
Bu anlamda yeniden diyalog kurma adına Cumhurbaşkanından bir randevu talebiniz
olur mu?
İZGİ : Hayır. Biz Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak şöyle yapılmış,
böyle yapılmış aman biz de böyle yapalım diyemeyiz. Bunu referanduma götürelim
diye bir düşünce içinde olmayız. Onun için aklı selimle hareket eder, gereği
neyse onu yaparız. Bu yapacağımız gerek de, madde düzenlemesini zaten yapacaktık,
biraz daha erkene almadır.
SORU : Efendim, Genel Kurulda yapılacak değişiklikler referandum
kararını kaldırmaya yetecek mi ?
İZGİ : Gayet tabii. Şu önümdeki masa, dört ayağının üzerinde
duruyor. Bir ayağını kaldırırsak yere düşer, masa olmaz. Orada da referandum
konusu ortadan kalkacağı için yapılacak işlem kalmaz. Bunu da zaten biz
değil, Yüksek Seçim Kurulu karar altına alacaktır.
SORU : Efendim, Cumhurbaşkanının yetkilerinin kısıtlanması konusu
bu ikinci değişiklik paketinde gündeme gelebilir mi acaba ?
İZGİ : O çok ayrı bir durum. Türkiye Büyük Millet Meclisi için,
Cumhurbaşkanının yetkilerinin kısıtlanması, gerek Cumhurbaşkanımızca, gerek
yargı makamlarınca, hem adli yıl, hem kuruluş yıldönümlerinde yaptıkları
açıklamalarla ayrıca kamuoyundan da bu yönde yapılan isteklerle ortaya
konmuş bir konudur. Şu anda bununla hiçbir ilgisi yoktur. O gündeme ne
zaman gelecekse, o zaman gelir. Çok da önemli değildir.
SORU : Tek madde mi gelecek şu anda?
İZGİ : O konuda milletvekillerimizin, şu ana kadar yapmış olduğu
başvuru, sadece Ana Muhalefet Partisi liderinin getirdiği teklifle önümüzdedir.
Ona atılacak imzalar eğer 184'ü bulursa tek madde olarak gelir. Ama şimdi
Uyum Komisyonu'nda da görüşebiliriz bunu. Bir-iki madde daha eklenecek
olursa, o şekilde gelebilir. Örneğin benim gönlümde, Anayasanın 25. Maddesine
bir hüküm konulması geliyor. Onu Sayın Basın Konseyi Başkanı ve üyeleri
bize iletmişlerdi. Ama eski pakete sokma imkanı bulamamıştık. Aslında 33
madde olarak kesinleşen Anayasa Değişikliğine çok uygun düşen bir değişiklik
isteğiydi. Çünkü, haber alma özgürlüğünü benimseyen, Anayasa metni haline
getirmek isteyen bir düşünce idi. Bu pakette onu yerine getirmeliydik.
Olmadı. Sonradan bizim elimize geçti. Şimdi o da gelebilir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi'nde bir tane milletvekilinin karşı geleceğini sanmıyorum.
Zaten şimdiye kadar kime açtıysak çok doğru demişlerdir. O da eklenebilir.
SORU : Sayın Başkan, şu anda Cumhurbaşkanının imzasından 120
gün sonra yani 17 Şubat'ta bir referandum bir zorunluluk mu yoksa bir değişiklik
yapılarak bu zorunluluk ortadan kalkar gibi çok muğlak ifadeler var.
İZGİ : Hayır. Ben çok net konuştum. Şu masa dört ayak üzerinde
duruyor, ayaklarının birini de kırsak, dördünü de kırsak bu masa yere düşer
dedim. Referandum konusu da Anayasanın 86. Maddesindeki değişiklik. Onaylandığı
takdirde yeni bir değişiklik yapılacak olursa eski değişiklikte ortadan
kalkacak, Anayasanın eski hükmü de ortadan kalkacak. O halde konusuz kalıyor,
ben açık konuşayım.
SORU : Sayın Başkan, Cumhurbaşkanı da mı böyle düşünüyor?
İZGİ : Bunun böyle düşünülmeyecek bir tarafı olmadığı için, Sayın
Cumhurbaşkanı da böyle düşünüyor, tahmin ediyorum.
SORU : 86. Madde değiştirilmek istenildiği zaman eğer gizli oylama
olursa milletvekilleri tarafından reddedilme durumunu bize değerlendirir
misiniz?
İZGİ : Efendim milletvekillerinin reddedeceği yönünde herhangi
bir kaygı yok. Çünkü milletvekilleri, maaş yönünde herhangi bir kaygılarının
olmadığını, Emekli Sandığı ile ilişki kurulamadığı için, oradan emekli
olamadıklarını düşünerek böyle bir değişikliğe gittiklerini söylemişlerdir
ve milletvekilleri şimdiden, Anayasa Maddesi değişikliği ile alınabilecek
olan, maaş farkını almama yönünde kendi iradeleriyle bir değişiklik yapmışlardır.
4710 sayılı yasada yapılan değişiklik budur. Kaldı ki defalarca bunu ben
de açıkladım. Bu Anayasa değişikliği, bu yasa değişikliğini milletvekilleri
Meclis'te yapmamış olsalardı bile, bugünkü Anayasa değişikliği kabul edilse
bile milletvekillerinin cebine fazla hiçbir kuruş girmeyecekti. Çünkü aynı
madde milletvekilleri özlük hakları özel yasa ile belirlenir diyor. Daha
özel yasa çıkmamış, milletvekillerinin maaşlarını düzenleyen yasa çıkmadan
milletvekilleri şu kadar para alıyor diye ortaya çıkmak yanlıştır. Onun
için bu yönde herhangi bir tereddüde gerek yok.
SORU : Sayın İzgi, Anayasa değişikliğinden sonra kamuoyundan
ilk tepkiler geldiği zaman siz, Sayın Başbakan, Ana Muhalefet Partisi Lideri
Anayasa değişikliği yapacağınızı söylediniz. Ancak son anda Plan Bütçe
Komisyonunda bir madde eklendi ve bu Kanun çıkarıldı. Yani bu konuda bir
çelişki var mı?
İZGİ : Hiçbir çelişki yok. Milletvekillerimiz Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nde samimi duygularını ortaya koydular. Zaten özel yasa çıkmadan
maaşlarında herhangi bir artış olmayacaktı. Buna rağmen böyle bir özel
yasa çıkacak olsa bile, Emekli Sandığı ile ilişki kurulacak en yüksek devlet
memuru, Başbakanlık Müsteşarıdır diye bir belirlemede bulundular. O itibarla
milletvekillerinin böyle bir Anayasa değişikliğini gizli oyla bile olsa
hayır diyerek geri çevirmeleri yönünde herhangi bir davranış içinde olacaklarına
asla ihtimal vermiyorum.
SORU : 86. madde Cumhurbaşkanı onaylamadığı için yürürlüğe girmedi.
Yürürlüğe girmeyen bir maddeyi değiştirmek mümkün mü? Çünkü ancak Halk
Oylamasından sonra yürürlüğe girip girmeyeceği belli olacak.
İZGİ : Tabii sorunuzu anladım. Esasen yürürlüğe girmeyen maddeyi
değiştirmiyoruz. Yürürlükte bulunan Anayasanın 86. Maddesini değiştiriyoruz.
Onun için yürürlüğe girmeyenin önüne geçiyor. Sonra çıkardığımız için onun
önüne geçiyor.
SORU : 86. Madde konusunda Uzlaşma Komisyonunun gündeminde bulunan
ilk metin mi gelecek? Yoksa bu konuda yeni düzenleme getirilebilir mi?
İZGİ : Onu arkadaşlarımız kendi aralarında düşünüp, görüşecekler. |