Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
REFERANDUM TARTIŞMASI (EKİM-2001)
SEZER'İN REFERANDUM KARARI
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ SÜRECİ
TÜRKİYE'DE HALKOYLAMALARI

REFERANDUM TARTIŞMASI...
TBMM Başkanı İzgi'nin açıklamaları...
19 Ekim 2001
TBMM Başkanı Ömer İzgi, 19 Ekim'de, "referandumu seçimle birlikte yapalım" önerisinde bulundu.
İzgi, "Referandum Kanunu'na geçici bir madde eklemesi ile referandumun milletvekili genel seçimi ile birlikte yapılması sağlanır. Bu süre içinde Anayasa değişikliği Cumhurbaşkanı'nın istediği şekilde gerçekleşir" dedi. 
 
TBMM Başkanı Ömer İzgi'nin açıklamaları ve sorulara yanıtları şöyle:
(19.10.2001)

Anayasa değişikliğine tabi olan 34 maddeden bir tanesi, bildiğiniz gibi referanduma gidilmesi yönünde, Cumhurbaşkanının takdirleri ile gündemde duruyor. Ancak dün itibariyle (18 Ekim 2001) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 33 madde içerisinde Anayasanın 89. Maddesi de değişiklik şekliyle artık yürürlüktedir. Bu değişiklik şekline göre, dünden itibaren Sayın Cumhurbaşkanı tarafından kanunlar kısmen ve de tamamen kendi takdirlerinde içerisinde olmak üzere, Meclis'e iade edebilecek konumdadırlar. Dünden itibaren Sayın Cumhurbaşkanının, Anayasanın referanduma tabi tutulan 27. değişiklik maddesini, Meclise iade etmeleri mümkün olduğunu düşünüyoruz. 

Aslında bu değişiklik olmasıydı bile, Anayasamızın 175 . Maddesinde esasen Sayın Cumhurbaşkanı halkoyuna gidebilecek maddeleri ayırabiliyorsa, halka sunabileceği, referanduma tabii tutabileceği bir maddeyi, halkın vekillerine sunabilmesi yorumla ulaşılabilecek bir yorum idi. Yine de Anayasanın 89. Maddesinde 'kanunlar, madde madde değil de tümüyle Meclise iade edilir" hükmüne karşın, o özel yorumla ulaşılacak hususa iltifat edilmediğini görüyoruz. O da yorumcularımızın ya da bu konuda yetkili olan Sayın Cumhurbaşkanımızın yetkileri dahilindeydi. Ama söz konusu tarihten itibaren artık bu madde Meclise iade edilebilir. Meclise iade edilen madde üzerinde, artık Meclis, gereğini yapar; değişiklik düşüncelerini ortaya koyarak onu yasa haline getirir. Tekrar Sayın Cumhurbaşkanına onamak üzere gönderebilir. Oraya gönderildikten sonra yine bugünkü referandum konusu, Sayın Cumhurbaşkanının uygulayacağı yetkiler dahilindedir. Değişen hiçbir şey olmaz. 

Böyle olduğu zaman ne olur? Şimdiye kadar 10 trilyon, 20 trilyon dedik ama bir araştırma yapmamıştık. Yaptığım araştırmalarda, en az 40 trilyon lirayı aşan, bunu da aşan bir miktar olarak söylediler ama ben, tam bir rakam vererek kamuoyunu yanıltmayayım. Ama 40 trilyon lira civarı, yalnız Yüksek Seçim Kurulu'nun bu referandum gideri olacak. Buna 450-550 milletvekilinin tamamının sahaya ineceğini düşünürseniz, benzin, mazot yakacaklarını düşünürseniz, Allah korusun herhangi bir kaza durumunda olabilecek ekonomik kayıpları düşünürseniz, 100 trilyonu bulur. Böyle bir ortamda ülkemizin 100 trilyonluk bir yükün altına girmesini doğru bulmuyorum. 

Bu itibarla çözüm yolları arayışı içerisine girdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın yarın akşama kadar, o tek maddeyi tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne geri gönderme hakkı bulunmaktadır. Yarın akşama kadar bu maddenin Meclise gönderilmesini umutla bekliyorum. Bu olmadığı takdirde referandumdan kurtulmanın yolları aranmalıdır. Ülkemizi bu ekonomik kriz içerisinde, 100 trilyonluk bir yük altına sokmak doğru değildir. Bu itibarla 3376 Sayılı Halkoylaması Yasası herhangi bir süreyi içermeyen, o yasada yapılacak değişikliklere tabi tutulabilecek bir yasadır. Şu anda ki yasa 120 gün içerisinde halk oylaması yapılmasını içeriyor. İşte bu yükler düşünülerek Meclisimiz belki de o Halkoylaması Yasasının Geçici 6. Maddesinde bir değişiklik yaparak mevcut olan halkoylamasını zamanında yapılacak bir seçimle birlikte yapılmasını öngörebilir diye düşünüyorum. 

Şu anda zamanında yapılacak seçime iki yıl kalmıştır. Referanduma tabi tutulan maddenin hiçbir önemi yoktur. Çünkü o madde milletvekili aylıklarının yöntemini belirleyen bir maddedir. Milletvekillerinin aylıklarında artımı öngören bir madde de değildir. Yani şu anda fiilen artım getirecek bir madde de değildir. 

O halde temel hak ve hürriyetlerde tanınmış olan yetkiler kötüye kullanılarak, Anayasamızda tanınan bu yetkilere dayanılarak, ülkenin bütünlüğüne zarar verecek bir durumla karşılaşmış değiliz. Böyle bir durumla veya buna benzer tehlikeli bir durumla karşılaşılmış olunsa, ona sebep olan Anayasamız da, tanınmış olan temel hak ve hürriyetlerdeki serbesti olsa, onu kısıtlayan bir madde olsa, belki bir ivedilik düşünülebilir. Halkoylamasına hemen gidilmesi söz konusu olabilir. Ama dediğim gibi hiç önemi olmayan, fiilen uygulama bakımından hiçbir değişiklik de yapmayacak olan, bu Anayasa değişikliğinin erkenden oylanmasında hiçbir yarar yoktur. 

Halkoylamasına gidilmesi yönündeki 3376 Sayılı Yasa da geçici bir madde ilavesi yapılarak değişiklik yapılmalı ve bu halk oylamasına tabi tutulan maddenin halkoylamasına sunulması, zamanında yapılacak bir seçimle yapılabilir şeklinde değiştirilmelidir. Düşüncemiz budur. 

SORU : Sayın Başkanım, neden yarın akşama kadar? 

İZGİ : Şundan bekliyorum; kanunların yayımlanması 15 günlük süre içerisinde olur diye Anayasanın 89. Maddesinde hüküm var. Sayın Cumhurbaşkanımıza biz Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bu kanunu 5 Ekim'de gönderdik. Yarın akşama kadar süreleri var. Bunu yarın akşama kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne göndermeleri mümkün. Meclis'e gönderirlerse zaten o yasa kadim olur. Yenisini çıkar. O zaman hiçbir külfette olmadan bunu çözeriz. Ama gönderilmemesi konusu, bizim için işte böyle arayışlara gitmemize neden oluyor. 

SORU : ATO Başkanı "biz bu referandum külfetini karşılarız diyor." Bu açıklamayı, bu yaklaşımı nasıl buluyorsunuz? 

İZGİ : Ben onlara açıklamalarını şöyle buldum, böyle buldum demem. Ama Devlete vergisini vermeyenlere versinler o parayı da. O şekilde devlet vergi gelirinden mahrum olarak milleti bu eziyetle karşı karşıya bırakmasınlar. 

SORU : Referandumla ilgili yasayı değiştirdiğinizde bu başka bir hukuki prosedür ortaya çıkarmayacak mı? Bunları kısa sürede çözmenin tek yolu Anayasa Değişikliğini yeniden yapmak değil mi? Sizin elinizin altında bir teklif var, bunu niye yürürlüğe sokmuyorsunuz? 

İZGİ : Öyle bir şey sokmuyoruz değil. Ben dediğimi size tekrar anlatayım. Böyle bir şey sokmuyoruz demedik ki. Şu anda eğer Halk Oylaması Yasasında değişiklik yapacak olursak, Sayın Cumhurbaşkanının önüne gittiğinde onlar onaylarsa yürürlüğe girecek. Onaylamaz Meclis'e iade ederlerse, Meclis'te aynen onu kabul ederse, o zaman Anayasa Mahkemesine gidebilecek. Anayasa Mahkemesinde bunun reddedilebileceğine dair herhangi bir kuşkum bulunmuyor. Reddedilmez. Çünkü bu yönde o yasada yapılmış eski uygulamalar var. 40 güne indirilmiş. 40 günlük süreler de 10 güne indirilmiş ve Anayasa Mahkemesinde bu konuda herhangi aksi bir fikir doğmaz. 

SORU : Sayın Başkanım, Sayın Cumhurbaşkanına acaba geri gönderin diye bir istekte bulundunuz mu? 

İZGİ : Şimdi tekrar bulunmamıza gerek yok. Çünkü bu konuyu kendileriyle çok daha evvel görüşmüştük. Şahsen yaptığım görüşmelerde bunlar gündeme gelmiştir. 

SORU : 89. Maddenin son fıkrası Anayasa Değişikliklerini tek tek vetonun dışında bırakıyor. Cumhurbaşkanı hangi maddeye dayanarak geri gönderecek. 

İZGİ : Hayır o bırakmıyor. 89. Madde uygulamaya girdiği zaman 175. Madde de uygulamaya giriyordu. Demek ki, 89. Maddeye aykırı olan maddeler saklıdır. 175. Maddedeki 89. Madde uygulamaya girdiğinde 89. Maddeye aykırı olanlar saklıdır. Nedir onlar; iki husustur. Birisi; Sayın Cumhurbaşkanı Anayasa Değişiklilerine ait Kanunu tek madde olarak Meclis'e sunamıyordu. Aynen yasalarda olduğu gibi tümü itibariyle sunuyordu. Tabii yorumla bunun da aşılabileceğini biraz önce söylemiştim. Ama o açmadan böyle sunuluyordu. Meclis onu aynen kabul ederse, Sayın Cumhurbaşkanı kanunları yayımlamak zorundadır. Ama Anayasa Değişikliğine ait bir kanun olur ise yayımlamak zorunda değil, halk oylamasına da gidebiliyor. İşte o saklı hüküm budur. Ayrıca, eğer bir yasa bir maddesi için ya da tümü için Meclis'e iade edilirse, Meclis onu aynen kabul ettiğinde Cumhurbaşkanının önüne tekrar gelen o yasayı, Sayın Cumhurbaşkanı yayımlamak zorunda ve onu Anayasa Mahkemesine aykırılık nedeniyle götürebilirken 175. Maddede, işte saklı olan hususlardan biri budur, uygun gördüğü Maddeleri yayımlar, yürürlüğe sokar. Uygun görmediği maddeleri de halk oyuna sunabilir. İşte orada saklı olan hususlar bu iki husustur. Başka bir şey yoktur. 

SORU : Cumhurbaşkanına Meclis Başkanlığı olarak bu yorumunuzu yazı ya da sözle bildirdiniz mi? 

İZGİ : Hayır. Sayın Cumhurbaşkanımıza bunu yazıyla bildirmemize gerek yok. Sayın Cumhurbaşkanımızın da Meclis'in çıkaracağı bir yasa hakkında, dikte anlamına gelecek önerilerde bulunması da mümkün değil. Ancak, şahsen karşı karşıya gelip de görüşmelerimizde, pek çok husus dile getirilebilir. Karşılıklı düşüncelerimizi ortaya koyarız ve her iki tarafta Sayın Cumhurbaşkanı da icranın başı, ben de yasama organının başı olarak, bu düşüncelerimizi ortaya koyduktan sonra kanaatlerimizi anlamış oluruz. 

SORU : Sayın Başkanım, dün Sayın Başbakan da benzeri bir öneriyi dün Çankaya'ya götürdü. Bu Cumhurbaşkanı tarafından reddedildi. Kararını geri almıyor. 

İZGİ : Tabii takdirleridir. Şimdi Sayın Cumhurbaşkanının bir maddeyi veto etmesi ya da o maddeyi referanduma götürmesi konusundaki takdirleri Anayasadan gelen bir husus. O bakımdan onu niye böyle yapmadın, şu niye böyle yapıyorsun diye hiç kimsenin Sayın Cumhurbaşkanını suçlamaya hakkı yok. Biz diyoruz ki, böyle bir suçlamada bulunmadan, bugünkü bu referandum konusu ülkeye mali bakımdan büyük bir yük getirecek. Hatta ülkemizin içinde bulunduğu başka hususlar da var. İşte Meclis'ten asker gönderme yetkisi diye bir yetki alındı. Afganistan'da bir savaş var. O savaşın hemen burnumuzun dibinde sınır komşumuz başka bir ülkeye yayılma ihtimali var. Öyle bir yayılma ihtimali olduğu zaman Bosna-Hersek'teki gibi Kerkük ve Musul'daki Türkmenlerin de kıyımına girişilir ise neler yapılacak diye bugünden bunları düşünmemiz gerekiyor. Böyle sıkıntılı günlerde çok da önemli olmayan, hatta bence erken bir referanduma gidilmesini mahsurlu görüyorum. Ama Sayın Cumhurbaşkanımız öyle takdir etmişler. Mutlaka gidilecektir. Bakınız ülkemizde hiç bir seçim Şubat ayında yapılmış değil. Bu da bir seçimdir. Hiçbir seçim bugüne kadar Şubat ayında yapılmaz iken bu referandumun 120 gün süreyi uyguladığımız takdirde, Şubat ayının o kışın yol vermeyen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki zorluklar içerisinde yapmamız gündeme gelmiş olacak. Hiçbir zaman yapmadığımız Genel Seçimleri tespit bakımından uygun zamanı düşünüyorsak, bunda da düşünebilmeliyiz. 

SORU : Sayın Cumhurbaşkanı bu referanduma kilitlenmeye gerek olmadığını söylemiş. Pazartesi günü bir Anayasa değişikliği teklifi görüşülüp, kabul edilip, aynı hafta içinde Meclis'ten çıkabilir. Bu referandumu ortadan kaldırıyor. Neden referandum yapmaya gerek kalsın. Bu daha kolay bir yöntem değil mi? 

İZGİ : Onu yapmayacağız diye bir şey söyledim mi? Daha evvel sordunuz. Yüksek Seçim Kurulunun masraf getirecek işlemlerini durdurmak için böyle bir değişiklik yapılırsa, iyi olur dedim. Hiçbir kimse ile de görüşmüş değilim. Kendim bunu söylüyorum. Ama öyle bir değişiklik yapıldıktan sonra Meclis bunun gereğini yapacak dedim. Değişiklik konusundaki düşüncesi ne ise onu da uygulamaya geçecek dedim. Baştan beri böyle diyorum. 

SORU : Neden Meclis'te de böyle bir teklif var iken daha uzun bir yol seçiliyor. 

İZGİ : Uzun bir yol değil. 

SORU : Yani referandum yasasını değiştirmek, onun veto olma olasılığı var. Dava açılma olasılığı var. Reddedilme olasılığı da var. 

İZGİ : Siz bana şunu dedirtmek istiyorsunuz ama onu demeyeceğim. Yani diyelim ki ben burada size yeni bir teklif gelir ise Meclis'ten çıkmaz. Öyle şey olmaz. Çıkar. Ama yeni bir teklif gelir ise yine Cumhurbaşkanına gidecek. Sayın Cumhurbaşkanı tarafından da referandum olur ise bu kaygıları düşünmüyorum şimdi. Biz Meclis olarak şunu düşünmeliyiz. Yüksek Seçim Kurulunun yapacağı masraflara girilmesin diyoruz. Siz dolambaçlı yol diyorsunuz. Ama Pazartesi günü öyle bir yasa değişikliğine giderken yine 86. Maddenin değiştirilmesi gündemimizdedir. O Anayasa değişikliği, öbürü yasadır. Anayasa değişikliği daha uzun zamanı içerir. Yasa değişikliği çok daha kısa sürede gerçekleşecek bir durumdur. Bir kere bunu şimdi anladık mı? 

SORU : Yani referandum kararı yayımlandıktan sonra Yüksek Seçim Kurulu masraf yapmaya mı başlayacak. 

İZGİ : Gayet tabii efendim. Derhal, hemen yapmaya başlayacak. 120 gün içerisinde eğer biz kısaltmazsak, bu işlemleri tamamlayacak. Bakınız ben size geçmişteki referandum kararlarında Yüksek Seçim Kurulunun yapmış olduğu masrafları sormanızı öneriyorum. Gider sorarsanız o zaman basılmış olan tüm kağıtların çürümüş olduğunu görürsünüz ve yapılan masraflarında boşa gittiğini görürsünüz. 

SORU : Yüksek Seçim Kurulu Başkanı son 45 gün yeter dedi. O zaman bekleyelim. Son 45 günde belki masraf başlar. 

İZGİ : Bakınız 45 gün yeter ise bir yasa çıkarın diyorsunuz. Biz de yasa çıkaralım diyoruz. 

SORU : Bu koşullarda Anayasa değişikliğini son seçenek olarak mı görüyorsunuz? 

İZGİ : Evet. Anayasanın 86. Maddesinde Meclis'imizde bir değişiklik yapılacak. Bunu baştan beri söylüyorum. Yine söylüyoruz. Ama bu arada eğer Meclis'imizce uygun görülürse, Halkoylaması Yasasının, nihayet şurada iki sene kalmıştır, Genel Seçimlerle birlikte yapılması, memleketi en az 100 trilyon liralık bir yükten kurtulmasını sağlayacak. Bunu ilk defa burada öneriyorum. 

SORU : Efendim sadece bu olaya geçici madde mi? Yoksa bütün referandumlar için 

İZGİ : Sözümün başında Geçici 6. Madde ilavesiyle dedim. 

SORU : Sayın Başkanım, güven sorunumu var. Cumhurbaşkanı acaba bu 86. Maddede yapılacak değişikliği hemen şimdi mi yapmanızı istiyor? 

İZGİ : Öyle bir şey bana iletilmiş değil. 86. Maddedeki değişiklik Cumhurbaşkanımızın önerisiyle yapılmış bir değişiklik değil ki, bunu şimdi yapın desinler. Onu Meclis getirmiştir. Onlarda referanduma gitmeyi uygun buldular. Onlardan gelen bir öneri olsa, belki bunu hemen geçirin diyebilirlerdi. 

SORU : Sayın Başkan, şimdi bunu Cumhurbaşkanı veto ederken Anayasanın yetkisini kullanarak bunu referanduma getiriyor, siz bunu referandum yasasında yasa ile değiştiriyorsunuz. Çok büyük bir Anayasal tartışma doğuyor. 

İZGİ : Hiç Anayasa ile ilgisi yok. Böyle bir tartışma da olmaz. Çünkü her türlü referandum için 3376 sayılı Yasa Hükümleri uygulanıyor. O yasa hükümleri zaman zaman kısaltılmış. Uzatılabilirdi. 

SORU : Efendim sadece 40 trilyon liralık mali masraftan mı çekiniliyor, yoksa toplumsal, politik açıdan bir eleştiriye maruz kalmaktan mı? 

İZGİ : Hayır, hayır. Benim "çekiniliyor" sözünüze de katılmıyorum. Bakınız bu benim kişisel düşüncem. Hiç bir yetkili ile görüşmüş değilim. Hiç bir milletvekili arkadaşımla da görüşmüş değilim. Açıklıyorum. Bir tane milletvekili arkadaşım gelip de "şunu sizinle kararlaştırdık" diyemez. Yetkili de diyemez. Bu benim önerim. 40 trilyonu sadece dediniz. Benim kullandığım kelime o değil. En az 40 trilyon lira yalnız Yüksek Seçim Kurulunun yapacağı harcama dedim. Ama 550 milletvekili sahaya girecek. En az 120 gün sahada kalacak. Benzin yakacak. Mazot yakacak. Arabaları kaza yapacak. Bu arada da Meclis tıkanacak. 120 gün ben burada şu sıkışık durumda özellikle uyum yasalarını çıkaracağım. Böyle bir zamanda referandum için milletvekillerini sahaya sürmek doğru mudur? 

SORU : Milletvekilleri maaş konusunda sahaya iner mi? 

İZGİ : Hayır. Seçim denildiğinde milletvekillerimiz milleti ile karşı karşıya gelmek zorundadır. Bu bir seçimdir. 

SORU : Referandum diyorsunuz efendim. Referandumu niye seçim olarak getiriyorsunuz. Yani referandum eşittir seçim diyorsunuz. 

İZGİ : Siz gittiğiniz zaman seçiminizi kullanmayacak mısınız? Evet veya hayır diye. Seçim değil mi onun adı. 

SORU : Ama Milletvekili Seçimi yapılmıyor herhalde burada. 

İZGİ : İlgisi yok efendim. Mutlaka seçim denilince Milletvekili Seçimi akla gelmez ki. Sandığa gidiyorsunuz. Sandığa giderken bir takım işlemler yapmak gerekiyor. Onu da yapıyorsunuz. Milletvekilinde bu nedenle seçimle ilgilenecektir. Kendisini anlatacaktır. "Siz hayır" deyin diyecektir. Milletvekili sahaya inince mutlaka "hayır bizim değişikliğimize evet deyin" diyecek diye bir şey söylemedik. Hayır deyin. Halkı aydınlatacaktır. Halka düşüncesini söyleyecektir. Ama siz diyorsanız ki, "Milletvekili hiç halka inmesin" diye zaten o mümkün değil. 

SORU : Milletvekilleri bu konuda Genel Kurul'da bile çıkıp konuşmuyor. Siz milletvekillerinin sahaya gidip, maaş konusunda halkla karşı konuşmasını istiyorsunuz. 

İZGİ : Maaş konusunda değil. Maaş konusunda da olsa, başka konuda da olsa referandum. Yani milletin tercihinin ortaya konulması söz konusu. Öyle olur mu? Mutlaka çarpıtarak bir tarafa sürüklersek iyi niyetlerimiz. 

SORU : Şubat ayında Referandum kış şartlarında zor. Peki bunun zamanlamasının kaydırılarak, Genel Seçimle birlikte yapılması olasılığı uygun olur mu? 

İZGİ : Ben uygun olur diye o düşüncemi ortaya koydum. 

SORU : 2002 baharında mı? 

İZGİ : 2002 veya 2003 onu artık Meclis karar verecek. Benim düşüncem, Genel Seçim hazırlıkları yapılır iken yeni bir mali yük doğmadan, Yüksek Seçim Kurulu, bu hazırlıkları da yapsın. Düşüncem budur. 

SORU : Muhalefet de "Erken seçimi geriye alalım." diyor. 

İZGİ : Onlar ayrı bir konu. Erken seçim veya zamanında yapılacak bir seçim diye bir şey söz konusu değil. Benim burada, şuanda ortaya atmış olduğum düşüncem, yapılacak olan Milletvekili Seçimi ile birlikte bu olursa, milletin üzerine binecek olan 100 trilyon liralık bir yükten kurtulmuş oluruz. Böyle bir ekonomik kriz içerisinde de böyle bir yöntem uygun olur diye düşünüyorum. Karar Meclis'indir. 

SORU : Sizce seçim ne zaman yapılmalı? 

İZGİ : Onu Türkiye Büyük Millet Meclisi kararlaştırır. Ben erken seçim konusundaki tartışmalara girmem. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanıyım. Meclis'in vereceği karar uyulacak karardır. Ona saygı duyarız. 



(23 EKİM 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.