TBMM
Başkanı Ömer İzgi'nin açıklamaları ve sorulara yanıtları şöyle:
(19.10.2001)
Anayasa değişikliğine tabi olan 34 maddeden bir tanesi, bildiğiniz gibi
referanduma gidilmesi yönünde, Cumhurbaşkanının takdirleri ile gündemde
duruyor. Ancak dün itibariyle (18 Ekim 2001) Resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe giren 33 madde içerisinde Anayasanın 89. Maddesi de değişiklik
şekliyle artık yürürlüktedir. Bu değişiklik şekline göre, dünden itibaren
Sayın Cumhurbaşkanı tarafından kanunlar kısmen ve de tamamen kendi takdirlerinde
içerisinde olmak üzere, Meclis'e iade edebilecek konumdadırlar. Dünden
itibaren Sayın Cumhurbaşkanının, Anayasanın referanduma tabi tutulan 27.
değişiklik maddesini, Meclise iade etmeleri mümkün olduğunu düşünüyoruz.
Aslında bu değişiklik olmasıydı bile, Anayasamızın 175 . Maddesinde
esasen Sayın Cumhurbaşkanı halkoyuna gidebilecek maddeleri ayırabiliyorsa,
halka sunabileceği, referanduma tabii tutabileceği bir maddeyi, halkın
vekillerine sunabilmesi yorumla ulaşılabilecek bir yorum idi. Yine de Anayasanın
89. Maddesinde 'kanunlar, madde madde değil de tümüyle Meclise iade edilir"
hükmüne karşın, o özel yorumla ulaşılacak hususa iltifat edilmediğini görüyoruz.
O da yorumcularımızın ya da bu konuda yetkili olan Sayın Cumhurbaşkanımızın
yetkileri dahilindeydi. Ama söz konusu tarihten itibaren artık bu madde
Meclise iade edilebilir. Meclise iade edilen madde üzerinde, artık Meclis,
gereğini yapar; değişiklik düşüncelerini ortaya koyarak onu yasa haline
getirir. Tekrar Sayın Cumhurbaşkanına onamak üzere gönderebilir. Oraya
gönderildikten sonra yine bugünkü referandum konusu, Sayın Cumhurbaşkanının
uygulayacağı yetkiler dahilindedir. Değişen hiçbir şey olmaz.
Böyle olduğu zaman ne olur? Şimdiye kadar 10 trilyon, 20 trilyon dedik
ama bir araştırma yapmamıştık. Yaptığım araştırmalarda, en az 40 trilyon
lirayı aşan, bunu da aşan bir miktar olarak söylediler ama ben, tam bir
rakam vererek kamuoyunu yanıltmayayım. Ama 40 trilyon lira civarı, yalnız
Yüksek Seçim Kurulu'nun bu referandum gideri olacak. Buna 450-550 milletvekilinin
tamamının sahaya ineceğini düşünürseniz, benzin, mazot yakacaklarını düşünürseniz,
Allah korusun herhangi bir kaza durumunda olabilecek ekonomik kayıpları
düşünürseniz, 100 trilyonu bulur. Böyle bir ortamda ülkemizin 100 trilyonluk
bir yükün altına girmesini doğru bulmuyorum.
Bu itibarla çözüm yolları arayışı içerisine girdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın
yarın akşama kadar, o tek maddeyi tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne
geri gönderme hakkı bulunmaktadır. Yarın akşama kadar bu maddenin Meclise
gönderilmesini umutla bekliyorum. Bu olmadığı takdirde referandumdan kurtulmanın
yolları aranmalıdır. Ülkemizi bu ekonomik kriz içerisinde, 100 trilyonluk
bir yük altına sokmak doğru değildir. Bu itibarla 3376 Sayılı Halkoylaması
Yasası herhangi bir süreyi içermeyen, o yasada yapılacak değişikliklere
tabi tutulabilecek bir yasadır. Şu anda ki yasa 120 gün içerisinde halk
oylaması yapılmasını içeriyor. İşte bu yükler düşünülerek Meclisimiz belki
de o Halkoylaması Yasasının Geçici 6. Maddesinde bir değişiklik yaparak
mevcut olan halkoylamasını zamanında yapılacak bir seçimle birlikte yapılmasını
öngörebilir diye düşünüyorum.
Şu anda zamanında yapılacak seçime iki yıl kalmıştır. Referanduma tabi
tutulan maddenin hiçbir önemi yoktur. Çünkü o madde milletvekili aylıklarının
yöntemini belirleyen bir maddedir. Milletvekillerinin aylıklarında artımı
öngören bir madde de değildir. Yani şu anda fiilen artım getirecek bir
madde de değildir.
O halde temel hak ve hürriyetlerde tanınmış olan yetkiler kötüye kullanılarak,
Anayasamızda tanınan bu yetkilere dayanılarak, ülkenin bütünlüğüne zarar
verecek bir durumla karşılaşmış değiliz. Böyle bir durumla veya buna benzer
tehlikeli bir durumla karşılaşılmış olunsa, ona sebep olan Anayasamız da,
tanınmış olan temel hak ve hürriyetlerdeki serbesti olsa, onu kısıtlayan
bir madde olsa, belki bir ivedilik düşünülebilir. Halkoylamasına hemen
gidilmesi söz konusu olabilir. Ama dediğim gibi hiç önemi olmayan, fiilen
uygulama bakımından hiçbir değişiklik de yapmayacak olan, bu Anayasa değişikliğinin
erkenden oylanmasında hiçbir yarar yoktur.
Halkoylamasına gidilmesi yönündeki 3376 Sayılı Yasa da geçici bir madde
ilavesi yapılarak değişiklik yapılmalı ve bu halk oylamasına tabi tutulan
maddenin halkoylamasına sunulması, zamanında yapılacak bir seçimle yapılabilir
şeklinde değiştirilmelidir. Düşüncemiz budur.
SORU : Sayın Başkanım, neden yarın akşama kadar?
İZGİ : Şundan bekliyorum; kanunların yayımlanması 15 günlük süre
içerisinde olur diye Anayasanın 89. Maddesinde hüküm var. Sayın Cumhurbaşkanımıza
biz Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bu kanunu 5 Ekim'de gönderdik.
Yarın akşama kadar süreleri var. Bunu yarın akşama kadar Türkiye Büyük
Millet Meclisi'ne göndermeleri mümkün. Meclis'e gönderirlerse zaten o yasa
kadim olur. Yenisini çıkar. O zaman hiçbir külfette olmadan bunu çözeriz.
Ama gönderilmemesi konusu, bizim için işte böyle arayışlara gitmemize neden
oluyor.
SORU : ATO Başkanı "biz bu referandum külfetini karşılarız diyor."
Bu açıklamayı, bu yaklaşımı nasıl buluyorsunuz?
İZGİ : Ben onlara açıklamalarını şöyle buldum, böyle buldum demem.
Ama Devlete vergisini vermeyenlere versinler o parayı da. O şekilde devlet
vergi gelirinden mahrum olarak milleti bu eziyetle karşı karşıya bırakmasınlar.
SORU : Referandumla ilgili yasayı değiştirdiğinizde bu başka
bir hukuki prosedür ortaya çıkarmayacak mı? Bunları kısa sürede çözmenin
tek yolu Anayasa Değişikliğini yeniden yapmak değil mi? Sizin elinizin
altında bir teklif var, bunu niye yürürlüğe sokmuyorsunuz?
İZGİ : Öyle bir şey sokmuyoruz değil. Ben dediğimi size tekrar
anlatayım. Böyle bir şey sokmuyoruz demedik ki. Şu anda eğer Halk Oylaması
Yasasında değişiklik yapacak olursak, Sayın Cumhurbaşkanının önüne gittiğinde
onlar onaylarsa yürürlüğe girecek. Onaylamaz Meclis'e iade ederlerse, Meclis'te
aynen onu kabul ederse, o zaman Anayasa Mahkemesine gidebilecek. Anayasa
Mahkemesinde bunun reddedilebileceğine dair herhangi bir kuşkum bulunmuyor.
Reddedilmez. Çünkü bu yönde o yasada yapılmış eski uygulamalar var. 40
güne indirilmiş. 40 günlük süreler de 10 güne indirilmiş ve Anayasa Mahkemesinde
bu konuda herhangi aksi bir fikir doğmaz.
SORU : Sayın Başkanım, Sayın Cumhurbaşkanına acaba geri gönderin
diye bir istekte bulundunuz mu?
İZGİ : Şimdi tekrar bulunmamıza gerek yok. Çünkü bu konuyu kendileriyle
çok daha evvel görüşmüştük. Şahsen yaptığım görüşmelerde bunlar gündeme
gelmiştir.
SORU : 89. Maddenin son fıkrası Anayasa Değişikliklerini tek
tek vetonun dışında bırakıyor. Cumhurbaşkanı hangi maddeye dayanarak geri
gönderecek.
İZGİ : Hayır o bırakmıyor. 89. Madde uygulamaya girdiği zaman
175. Madde de uygulamaya giriyordu. Demek ki, 89. Maddeye aykırı olan maddeler
saklıdır. 175. Maddedeki 89. Madde uygulamaya girdiğinde 89. Maddeye aykırı
olanlar saklıdır. Nedir onlar; iki husustur. Birisi; Sayın Cumhurbaşkanı
Anayasa Değişiklilerine ait Kanunu tek madde olarak Meclis'e sunamıyordu.
Aynen yasalarda olduğu gibi tümü itibariyle sunuyordu. Tabii yorumla bunun
da aşılabileceğini biraz önce söylemiştim. Ama o açmadan böyle sunuluyordu.
Meclis onu aynen kabul ederse, Sayın Cumhurbaşkanı kanunları yayımlamak
zorundadır. Ama Anayasa Değişikliğine ait bir kanun olur ise yayımlamak
zorunda değil, halk oylamasına da gidebiliyor. İşte o saklı hüküm budur.
Ayrıca, eğer bir yasa bir maddesi için ya da tümü için Meclis'e iade edilirse,
Meclis onu aynen kabul ettiğinde Cumhurbaşkanının önüne tekrar gelen o
yasayı, Sayın Cumhurbaşkanı yayımlamak zorunda ve onu Anayasa Mahkemesine
aykırılık nedeniyle götürebilirken 175. Maddede, işte saklı olan hususlardan
biri budur, uygun gördüğü Maddeleri yayımlar, yürürlüğe sokar. Uygun görmediği
maddeleri de halk oyuna sunabilir. İşte orada saklı olan hususlar bu iki
husustur. Başka bir şey yoktur.
SORU : Cumhurbaşkanına Meclis Başkanlığı olarak bu yorumunuzu
yazı ya da sözle bildirdiniz mi?
İZGİ : Hayır. Sayın Cumhurbaşkanımıza bunu yazıyla bildirmemize
gerek yok. Sayın Cumhurbaşkanımızın da Meclis'in çıkaracağı bir yasa hakkında,
dikte anlamına gelecek önerilerde bulunması da mümkün değil. Ancak, şahsen
karşı karşıya gelip de görüşmelerimizde, pek çok husus dile getirilebilir.
Karşılıklı düşüncelerimizi ortaya koyarız ve her iki tarafta Sayın Cumhurbaşkanı
da icranın başı, ben de yasama organının başı olarak, bu düşüncelerimizi
ortaya koyduktan sonra kanaatlerimizi anlamış oluruz.
SORU : Sayın Başkanım, dün Sayın Başbakan da benzeri bir öneriyi
dün Çankaya'ya götürdü. Bu Cumhurbaşkanı tarafından reddedildi. Kararını
geri almıyor.
İZGİ : Tabii takdirleridir. Şimdi Sayın Cumhurbaşkanının bir
maddeyi veto etmesi ya da o maddeyi referanduma götürmesi konusundaki takdirleri
Anayasadan gelen bir husus. O bakımdan onu niye böyle yapmadın, şu niye
böyle yapıyorsun diye hiç kimsenin Sayın Cumhurbaşkanını suçlamaya hakkı
yok. Biz diyoruz ki, böyle bir suçlamada bulunmadan, bugünkü bu referandum
konusu ülkeye mali bakımdan büyük bir yük getirecek. Hatta ülkemizin içinde
bulunduğu başka hususlar da var. İşte Meclis'ten asker gönderme yetkisi
diye bir yetki alındı. Afganistan'da bir savaş var. O savaşın hemen burnumuzun
dibinde sınır komşumuz başka bir ülkeye yayılma ihtimali var. Öyle bir
yayılma ihtimali olduğu zaman Bosna-Hersek'teki gibi Kerkük ve Musul'daki
Türkmenlerin de kıyımına girişilir ise neler yapılacak diye bugünden bunları
düşünmemiz gerekiyor. Böyle sıkıntılı günlerde çok da önemli olmayan, hatta
bence erken bir referanduma gidilmesini mahsurlu görüyorum. Ama Sayın Cumhurbaşkanımız
öyle takdir etmişler. Mutlaka gidilecektir. Bakınız ülkemizde hiç bir seçim
Şubat ayında yapılmış değil. Bu da bir seçimdir. Hiçbir seçim bugüne kadar
Şubat ayında yapılmaz iken bu referandumun 120 gün süreyi uyguladığımız
takdirde, Şubat ayının o kışın yol vermeyen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki
zorluklar içerisinde yapmamız gündeme gelmiş olacak. Hiçbir zaman yapmadığımız
Genel Seçimleri tespit bakımından uygun zamanı düşünüyorsak, bunda da düşünebilmeliyiz.
SORU : Sayın Cumhurbaşkanı bu referanduma kilitlenmeye gerek
olmadığını söylemiş. Pazartesi günü bir Anayasa değişikliği teklifi görüşülüp,
kabul edilip, aynı hafta içinde Meclis'ten çıkabilir. Bu referandumu ortadan
kaldırıyor. Neden referandum yapmaya gerek kalsın. Bu daha kolay bir yöntem
değil mi?
İZGİ : Onu yapmayacağız diye bir şey söyledim mi? Daha evvel
sordunuz. Yüksek Seçim Kurulunun masraf getirecek işlemlerini durdurmak
için böyle bir değişiklik yapılırsa, iyi olur dedim. Hiçbir kimse ile de
görüşmüş değilim. Kendim bunu söylüyorum. Ama öyle bir değişiklik yapıldıktan
sonra Meclis bunun gereğini yapacak dedim. Değişiklik konusundaki düşüncesi
ne ise onu da uygulamaya geçecek dedim. Baştan beri böyle diyorum.
SORU : Neden Meclis'te de böyle bir teklif var iken daha uzun
bir yol seçiliyor.
İZGİ : Uzun bir yol değil.
SORU : Yani referandum yasasını değiştirmek, onun veto olma olasılığı
var. Dava açılma olasılığı var. Reddedilme olasılığı da var.
İZGİ : Siz bana şunu dedirtmek istiyorsunuz ama onu demeyeceğim.
Yani diyelim ki ben burada size yeni bir teklif gelir ise Meclis'ten çıkmaz.
Öyle şey olmaz. Çıkar. Ama yeni bir teklif gelir ise yine Cumhurbaşkanına
gidecek. Sayın Cumhurbaşkanı tarafından da referandum olur ise bu kaygıları
düşünmüyorum şimdi. Biz Meclis olarak şunu düşünmeliyiz. Yüksek Seçim Kurulunun
yapacağı masraflara girilmesin diyoruz. Siz dolambaçlı yol diyorsunuz.
Ama Pazartesi günü öyle bir yasa değişikliğine giderken yine 86. Maddenin
değiştirilmesi gündemimizdedir. O Anayasa değişikliği, öbürü yasadır. Anayasa
değişikliği daha uzun zamanı içerir. Yasa değişikliği çok daha kısa sürede
gerçekleşecek bir durumdur. Bir kere bunu şimdi anladık mı?
SORU : Yani referandum kararı yayımlandıktan sonra Yüksek Seçim
Kurulu masraf yapmaya mı başlayacak.
İZGİ : Gayet tabii efendim. Derhal, hemen yapmaya başlayacak.
120 gün içerisinde eğer biz kısaltmazsak, bu işlemleri tamamlayacak. Bakınız
ben size geçmişteki referandum kararlarında Yüksek Seçim Kurulunun yapmış
olduğu masrafları sormanızı öneriyorum. Gider sorarsanız o zaman basılmış
olan tüm kağıtların çürümüş olduğunu görürsünüz ve yapılan masraflarında
boşa gittiğini görürsünüz.
SORU : Yüksek Seçim Kurulu Başkanı son 45 gün yeter dedi. O zaman
bekleyelim. Son 45 günde belki masraf başlar.
İZGİ : Bakınız 45 gün yeter ise bir yasa çıkarın diyorsunuz.
Biz de yasa çıkaralım diyoruz.
SORU : Bu koşullarda Anayasa değişikliğini son seçenek olarak
mı görüyorsunuz?
İZGİ : Evet. Anayasanın 86. Maddesinde Meclis'imizde bir değişiklik
yapılacak. Bunu baştan beri söylüyorum. Yine söylüyoruz. Ama bu arada eğer
Meclis'imizce uygun görülürse, Halkoylaması Yasasının, nihayet şurada iki
sene kalmıştır, Genel Seçimlerle birlikte yapılması, memleketi en az 100
trilyon liralık bir yükten kurtulmasını sağlayacak. Bunu ilk defa burada
öneriyorum.
SORU : Efendim sadece bu olaya geçici madde mi? Yoksa bütün referandumlar
için
İZGİ : Sözümün başında Geçici 6. Madde ilavesiyle dedim.
SORU : Sayın Başkanım, güven sorunumu var. Cumhurbaşkanı acaba
bu 86. Maddede yapılacak değişikliği hemen şimdi mi yapmanızı istiyor?
İZGİ : Öyle bir şey bana iletilmiş değil. 86. Maddedeki değişiklik
Cumhurbaşkanımızın önerisiyle yapılmış bir değişiklik değil ki, bunu şimdi
yapın desinler. Onu Meclis getirmiştir. Onlarda referanduma gitmeyi uygun
buldular. Onlardan gelen bir öneri olsa, belki bunu hemen geçirin diyebilirlerdi.
SORU : Sayın Başkan, şimdi bunu Cumhurbaşkanı veto ederken Anayasanın
yetkisini kullanarak bunu referanduma getiriyor, siz bunu referandum yasasında
yasa ile değiştiriyorsunuz. Çok büyük bir Anayasal tartışma doğuyor.
İZGİ : Hiç Anayasa ile ilgisi yok. Böyle bir tartışma da olmaz.
Çünkü her türlü referandum için 3376 sayılı Yasa Hükümleri uygulanıyor.
O yasa hükümleri zaman zaman kısaltılmış. Uzatılabilirdi.
SORU : Efendim sadece 40 trilyon liralık mali masraftan mı çekiniliyor,
yoksa toplumsal, politik açıdan bir eleştiriye maruz kalmaktan mı?
İZGİ : Hayır, hayır. Benim "çekiniliyor" sözünüze de katılmıyorum.
Bakınız bu benim kişisel düşüncem. Hiç bir yetkili ile görüşmüş değilim.
Hiç bir milletvekili arkadaşımla da görüşmüş değilim. Açıklıyorum. Bir
tane milletvekili arkadaşım gelip de "şunu sizinle kararlaştırdık" diyemez.
Yetkili de diyemez. Bu benim önerim. 40 trilyonu sadece dediniz. Benim
kullandığım kelime o değil. En az 40 trilyon lira yalnız Yüksek Seçim Kurulunun
yapacağı harcama dedim. Ama 550 milletvekili sahaya girecek. En az 120
gün sahada kalacak. Benzin yakacak. Mazot yakacak. Arabaları kaza yapacak.
Bu arada da Meclis tıkanacak. 120 gün ben burada şu sıkışık durumda özellikle
uyum yasalarını çıkaracağım. Böyle bir zamanda referandum için milletvekillerini
sahaya sürmek doğru mudur?
SORU : Milletvekilleri maaş konusunda sahaya iner mi?
İZGİ : Hayır. Seçim denildiğinde milletvekillerimiz milleti ile
karşı karşıya gelmek zorundadır. Bu bir seçimdir.
SORU : Referandum diyorsunuz efendim. Referandumu niye seçim
olarak getiriyorsunuz. Yani referandum eşittir seçim diyorsunuz.
İZGİ : Siz gittiğiniz zaman seçiminizi kullanmayacak mısınız?
Evet veya hayır diye. Seçim değil mi onun adı.
SORU : Ama Milletvekili Seçimi yapılmıyor herhalde burada.
İZGİ : İlgisi yok efendim. Mutlaka seçim denilince Milletvekili
Seçimi akla gelmez ki. Sandığa gidiyorsunuz. Sandığa giderken bir takım
işlemler yapmak gerekiyor. Onu da yapıyorsunuz. Milletvekilinde bu nedenle
seçimle ilgilenecektir. Kendisini anlatacaktır. "Siz hayır" deyin diyecektir.
Milletvekili sahaya inince mutlaka "hayır bizim değişikliğimize evet deyin"
diyecek diye bir şey söylemedik. Hayır deyin. Halkı aydınlatacaktır. Halka
düşüncesini söyleyecektir. Ama siz diyorsanız ki, "Milletvekili hiç halka
inmesin" diye zaten o mümkün değil.
SORU : Milletvekilleri bu konuda Genel Kurul'da bile çıkıp konuşmuyor.
Siz milletvekillerinin sahaya gidip, maaş konusunda halkla karşı konuşmasını
istiyorsunuz.
İZGİ : Maaş konusunda değil. Maaş konusunda da olsa, başka konuda
da olsa referandum. Yani milletin tercihinin ortaya konulması söz konusu.
Öyle olur mu? Mutlaka çarpıtarak bir tarafa sürüklersek iyi niyetlerimiz.
SORU : Şubat ayında Referandum kış şartlarında zor. Peki bunun
zamanlamasının kaydırılarak, Genel Seçimle birlikte yapılması olasılığı
uygun olur mu?
İZGİ : Ben uygun olur diye o düşüncemi ortaya koydum.
SORU : 2002 baharında mı?
İZGİ : 2002 veya 2003 onu artık Meclis karar verecek. Benim düşüncem,
Genel Seçim hazırlıkları yapılır iken yeni bir mali yük doğmadan, Yüksek
Seçim Kurulu, bu hazırlıkları da yapsın. Düşüncem budur.
SORU : Muhalefet de "Erken seçimi geriye alalım." diyor.
İZGİ : Onlar ayrı bir konu. Erken seçim veya zamanında yapılacak
bir seçim diye bir şey söz konusu değil. Benim burada, şuanda ortaya atmış
olduğum düşüncem, yapılacak olan Milletvekili Seçimi ile birlikte bu olursa,
milletin üzerine binecek olan 100 trilyon liralık bir yükten kurtulmuş
oluruz. Böyle bir ekonomik kriz içerisinde de böyle bir yöntem uygun olur
diye düşünüyorum. Karar Meclis'indir.
SORU : Sizce seçim ne zaman yapılmalı?
İZGİ : Onu Türkiye Büyük Millet Meclisi kararlaştırır. Ben erken
seçim konusundaki tartışmalara girmem. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin
Başkanıyım. Meclis'in vereceği karar uyulacak karardır. Ona saygı duyarız. |