Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklama
şöyle:
(6 Temmuz 2001)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda 20/06/2001 gününde kabul
edilen 4685 sayılı "Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel
Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması İle Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine,
İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet
SEZER tarafından incelenerek, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 89. ve
104. maddeleri gereğince bir kez daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığı'na geri gönderilmiştir.
Söz konusu Yasa'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na gönderilme
gerekçeleri aşağıda sunulmaktadır:
T.C.
CUMHURBAŞKANLIĞI
B.01.0.KKB.01
KAN.KAR. : 39-18/A-2-2001-492 06/07/2001
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
İLGİ : 21.06.2001 günlü, A.01.0.GNS.0.10.00.02-10377/25411 sayılı yazınız.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce 20.06.2001 gününde kabul edilen, 4685
sayılı "Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün
Yeniden Yapılandırılması İle Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç
ve Dış Alım ve Satımına, 4046 sayılı Kanunda ve 233 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" incelenmiştir:
1- 4685 sayılı Yasa'da, tütün ve tütün mamullerinin üretimi,
iç ve dış alımı ve satımı konularında, sektörü düzenleyen ve denetleyen
bağımsız bir Kurum'a yer verilmekte; 1177 sayılı Tütün ve Tütün Tekeli
Yasası yürürlükten kaldırılarak tütün üretiminde coğrafi sınırlama sona
erdirilmekte; tütünün fiyatlandırılması, alımı, satımı ve dış satımı ile
tütün ürünlerinin üretimi, fiyatlandırılması, satışı gibi konularda sektör
tümüyle serbest rekabete açılmaktadır.
Yasa'da, tütün ve tütün ürünlerinin dışalımının serbestleştirilmesi
sonrasında yerli üreticilerin ve geçimini tütün tarımıyla sağlayan çiftçilerin
sorunlarını çözümleyecek herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Yasa'nın 6. maddesinde, üretici tütünlerinin, sözleşme esasının yanısıra
açık artırma merkezlerinde, açık artırma yöntemi uygulanarak alınıp satılacağı
öngörülmüş; ancak, sözleşmeye bağlanamadığı için üreticinin açık artırma
yöntemiyle satışa çıkardığı tütünlerini, alıcı bulunamaması durumunda nasıl
değerlendireceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Böyle bir
durumda, tütün üretiminden çekilmek zorunda kalacak olan üreticilerin tütün
tarımından vazgeçmeleri olasılığının yüksek olmasına karşın, Yasa'da, üretimin
sürdürülmesi ve üreticilerin gelir kayıplarını giderme yöntem ve ilkeleri
gösterilmemiştir.
Tütün yerine başka bir ürüne yönelinmesi, gerek arazinin toprak yapısının
elverişsiz olması gerekse iklim özellikleri gibi nedenlerle kolayca ve
kısa sürede gerçekleştirilebilecek bir çözüm olmadığına göre, Yasa'nın
belirtilen konulardaki düzenleme eksiğinin büyük sosyal sorunlara yol açması
kaçınılmazdır.
Açık artırma yöntemiyle tütün satışının güçlüğü ve tütünün yurt içinden
alınma zorunluğunun bulunmaması, üreticinin, özellikle fiyat yönünden piyasada
etkinlik gösteren sınırlı sayıdaki kişi ve kuruluşların tek yanlı saptadığı
koşullara mahkum edilmesi sonucunu doğuracaktır. Sosyal huzursuzlukların
ve kimi üreticilerin üretimden çekilmelerinin bir başka nedenini oluşturacağı
açık bulunan bu durumları önlemek için Yasa'da herhangi bir düzenlemeye
yer verilmemiştir.
Anayasa'nın 176. maddesinde, Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkelere
yer verilen başlangıç bölümünün, Anayasa metnine dahil olduğu belirtilmiş;
maddenin gerekçesinde de, başlangıçtaki temel görüş ve ilkelerin, Anayasa'nın
diğer kurallarıyla eşdeğer olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca, Anayasa'nın 2.
maddesindeki, Türkiye Cumhuriyeti'nin başlangıçta yer verilen temel ilkelere
dayanan bir Devlet olduğu belirlemesi, başlangıç kısmındaki temel ilkeleri
Cumhuriyet'in nitelikleriyle özdeşleştirmiştir.
İçerdiği temel görüş ve ilkeler yönünden Anayasa'nın diğer kurallarıyla
eşdeğer olan Anayasa'nın başlangıç bölümünün beşinci paragrafında, hiçbir
düşünce ve görüşün Türk ulusal çıkarları karşısında korunma göremeyeceği
belirtilerek, ulusal çıkarların herşeyin üzerinde tutulması gerektiği vurgulanmıştır.
Ayrıca, Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri
belirlenirken, toplumun huzuru, ulusal dayanışma ve adalet anlayışı içinde
insan haklarına saygılı olunacağına yer verilerek toplumun çıkarlarına
öncelik tanınmış; 5. maddesinde de, bireylerle toplumun gönenç, huzur ve
mutluluğunu sağlamak Devlet'in temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.
Öte yandan, Anayasa'nın yine 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin
sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Sosyal hukuk devleti, Anayasa
Mahkemesi'nin bir çok kararında da vurgulandığı gibi, insan hak ve özgürlüklerine
saygı gösteren, bireyin gönenç ve huzurunu gerçekleştirip güvenceye alan,
birey ve toplum arasında denge kuran, emek ve sermaye ilişkilerini dengeli
olarak düzenleyen, özel girişimcinin güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını
sağlayan, çalışanların insanca yaşamasını ve çalışma yaşamının kararlılık
içinde gelişmesi için sosyal, ekonomik ve mali önlemleri alarak çalışanları
koruyan, işsizliği önleyici ve ulusal gelirin adaletli biçimde dağılmasını
sağlayıcı önlemleri alan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekle
kendini yükümlü sayan bir devlettir.
Sosyal devlet ilkesi, sosyal sorunlar ve huzursuzlukların yaşanmaması
için yerli tütün üreticilerinin, geçimini tütün tarımıyla sağlayan ailelerin
gelir kayıplarının hangi yöntemle giderileceğinin ve tütün üretiminin nasıl
sürdürüleceğinin yasada düzenlenmesini zorunlu kılmaktadır.
2- 4685 sayılı Yasa'nın tüm kurallarının birlikte değerlendirilmesinden,
tütün sektörünün tümüyle serbest rekabete açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 45. maddesinde, Devlet'in tarım arazileri ile çayır ve mer'aların
amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması
ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak amacıyla,
tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer
girdilerinin sağlanmasını kolaylaştıracağı; bitkisel ve hayvansal ürünlerin
değerlendirilmesi ve gerçek değerinin üreticinin eline geçmesi için gereken
önlemleri alacağı belirtilmiştir.
Ayrıca, Anayasa'nın 166. maddesinde, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı,
özellikle sanayiin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde
hızla gelişmesini planlamak Devlet'in görevleri arasında sayılmıştır.
Sosyal devlet ilkesi ve yukarıda yer verilen anayasal kurallar karşısında,
tütün üretiminin düzenlenmesi, tütün kalitesinin iyileştirilmesi, Türk
tütününün niteliğinin ve türünün korunması, tütün ekimi yapılma yöntemleri,
tütün satış sözleşmelerinden doğacak uyuşmazlıkların çözüm yolları, tütün
satış merkezlerinin kurulacağı yerleri, satılamayan tütünün korunma yöntemleri,
yaprak tütün ticareti yapacaklarda aranacak koşullar, yaprak tütünlerin
işlenmesi yöntemleri gibi konuların Yasa'da düzenlenmemesi önemli bir eksiklik
olarak değerlendirilmiştir.
3- 4685 sayılı Yasa'nın 6. maddesinin yedinci fıkrasında, Türkiye'de,
marka bazında sigara için yıllık en az iki milyar adet, diğer tütün ürünleri
için yıllık en az onbeş ton üretenlerin, aynı marka tütün ürününden serbestçe
dışalım yapabilecekleri, fiyatlandırabilecekleri ve satabilecekleri; bu
fıkrada belirtilen üretim tutarlarına ilişkin koşulları yerine getirmeyenlerce
yapılacak sigara ve diğer tütün ürünlerinin dışalımına, fiyatının belirlenmesine
ve yurt içinde pazarlanmasına ilişkin yöntem ve ilkelerin, Kurum'un önerisi
üzerine Bakanlar Kurulu'nca belirleneceği kurala bağlanmıştır.
Görüldüğü gibi fıkrada, her türlü tütün ürünlerinin dışalım hakkı, Türkiye'de
üretim kuruluşu olan ve belli tutarda sigara ve diğer tütün ürünlerini
üretenlerin yanında üretim kuruluşu olmayan ve dolayısıyla sigara ve diğer
tütün ürünlerini yurt içinde üretmeyenlere de tanınmaktadır.
Sigara ve diğer tütün ürünlerinin dışalımına ilişkin bu geniş serbestinin,
üreticiler yönünden herhangi bir önlem alınmadan ve geçiş süreci tanınmadan
kabul edilmesi, yerli sigara ve tütün üreticilerinin üretim etkinliklerini
tümüyle durdurmalarına yolaçabilecek niteliktedir.
Ayrıca, sigara üretiminin temel girdisi olan tütünün dışalımında, yerli
üreticilerin fon ve vergiler nedeniyle karşılaştıkları yüksek maliyet dikkate
alınmadan sigarada serbest dışalıma geçilmesi, belirtilen olumsuz etmenler
nedeniyle yabancı markalı sigaraların Türkiye'de üretilmesinin gerekçesini
ortadan kaldırmakta ve içpazar böylece tümüyle yabancı sigara tekeline
açılmış olmaktadır.
Anayasa'nın 45. maddesinde, Devlet'e verilen, tarımsal üretim planlamasına
uygun olarak bitkisel üretimi artırmak amacıyla tarımla uğraşanların işletme
araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırma görevi
ile sigara ve tütün üreticilerinin üretim etkinliklerinin tümüyle durdurulmasına
neden olacak yasal düzenlemeleri bağdaştırmak olanaksızdır.
Öte yandan, Anayasa'nın 167. maddesinde, Devlet'in, para, kredi, sermaye,
mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı
ve geliştirici önlemleri alacağı, piyasalarda eylemli ya da anlaşma sonucu
doğacak tekelleşmeyi ve kartelleşmeyi önleyeceği kurala bağlanmıştır. Yasa'nın,
içpazarı yabancı sigara tekeline açacak nitelikteki düzenlemesi, Anayasa'nın
bu maddesiyle de bağdaşmamaktadır.
4- 4685 sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesinin (B) fıkrasında,
Bakanlar Kurulu'nca 2000 ve 2001 yılı ürünü tütünlerin Devlet nam ve hesabına
alımında bulunmak üzere bir kamu kuruluşunun görevlendirileceği, bu kapsamdaki
alımların giderleri ile finansmanının bütçeden ayrılacak ödenekle sağlanacağı;
2002 ve izleyen yıllar tütün ürünü için destekleme alımı yapılmayacağı
belirtilmiştir.
Bu fıkra kuralı ve Yasa'nın genel düzenlemesinden, 2002 yılından başlayarak
tütünde destekleme alımının kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
Oysa, kimi Avrupa Birliği ülkeleri ile Amerika Birleşik Devletleri'nin,
işin özellikle sosyo-ekonomik boyutunu gözönünde tutarak ekonomik yönden
geri kalmış üreticilere ve özellikle toprak yapısı gereken verimlilikte
olmayan bölgelerdeki tütün ekicilerine bütçeden ödeme yaparak destek verdikleri
bilinmektedir.
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ile ilgili olarak kurulan "Tütün
ve Tütün Mamulleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu" raporunda da, "Avrupa
Birliği ülkelerinde 1998-99 yılları itibariyle, 110 bin kadar üretici,
135 bin hektar kadar arazide, yılda 345 bin ton kadar tütün üretmektedir.
Bu tütünler içinde 75-100 bin ton kadarı oriental tip olup Yunanistan'da
yetiştirilmektedir. Oriental tütünler piyasada ortalama 1.09 ile 2.9 Eur/Kg
birim fiyatla üreticiler tarafından işleyici firmalara satılmaktadır. Aynı
tütünlere Avrupa Birliği ayrıca 2.5 ile 4.1 Eur/Kg destekleme primi ödemektedir.
Sonuç olarak Yunanistan'daki tütün üreticisinin eline, tütün çeşitlerine
göre ortalama 3.6 ile 6.9 Eur/Kg arası bir fiyat geçmektedir" denilerek,
Avrupa Birliği'ndeki destekleme alımı uygulamasına değinilmektedir.
Bu durumda, yasakoyucunun tütün üreticilerine ilişkin söz konusu ekonomik
yaklaşımının, üretimin sürdürülmesi ve üreticinin rekabet gücü yönünden
sosyal bir sorun yaratacağı açıktır.
Her ne kadar, Yasa'nın 7. maddesinde, "Tarımsal destekleme politikaları
çerçevesinde doğrudan bütçeden veya uluslararası kuruluşlardan sağlanan
kaynaklardan, doğrudan ve/veya dolaylı olarak yapılacak her türlü ödemelere
ilişkin usul ve esasları belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir" kuralına
yer verilmekte ise de, kamu maliyesinin durumu ve Anayasa'nın yukarıda
yer verilen ilke ve kuralları gözönünde bulundurulduğunda, tütün üreticilerinin
gelir kayıplarını giderme yönünden daha somut düzenlemelere gereksinim
olduğu ortaya çıkmaktadır.
Sonuç olarak, yukarıda yer verilen Anayasa kuralları ve ilkeleri çerçevesinde,
Türk tarımının geliştirilmesinin, Türk üreticisinin yabancı kaynaklı tarım
ürünleri karşısında korunmasının ve desteklenmesinin, yalnızca ekonomik
gerekçeler ve mali politikalar kapsamında ele alınmaması; yapılacak düzenlemelerin,
Devlet'in, tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini
planlamak, tarımsal üretim planlaması ilkesine uygun olarak bitkisel üretimi
artırmak amacıyla tarımla uğraşanların işletme araç ve gereçleri ile diğer
girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırmak görevleri ve sosyal devlet ilkesi
ile de uyuşması gerektiği değerlendirilmektedir.
Bu bağlamda, tütün üretiminin ve bu üretim sonunda elde edilen ürünün
değerlendirilmesine ilişkin yasal düzenlemelerin, üreticiyi koruyan, üretimin
sürdürülmesini ve tarımın geliştirilmesini sağlayan kuralları içermesi
Anayasa'dan kaynaklanan bir zorunluluktur.
Getirilen düzenlemelerin tütün üretimini yok edici ve sigara pazarını
tümüyle dışalıma dayandırıcı sonuçlar doğurması nedeniyle TEKEL'in elindeki
fabrika ve işletmelerin gerçek değerlerinin çok altında satılma olasılığı
ise ayrı bir sorun olarak görülmektedir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, kamu yararına, hukuka ve Anayasal ilkelere
uygun düşmeyen 4685 sayılı "Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri
Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması İle Tütün ve Tütün Mamullerinin
Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 sayılı Kanunda ve 233 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun", Anayasa'nın
89. ve 104. maddeleri uyarınca, yayımlanması uygun görülmeyerek, Türkiye
Büyük Millet Meclisi'nce bir daha görüşülmek üzere ekte geri gönderilmiştir.
Ahmet Necdet SEZER
CUMHURBAŞKANI
|