Ecevit'in açıklaması ve sorulara cevapları şöyle:
(19 Şubat 2001)
Bakanlar Kurulumuz’da, tarihimizde bir eşi görülmemiş olan bugünkü olayı
değerlendirdik.
Cumhurbaşkanı Sayın Necdet Sezer, bu yüksek mevkiye geldiğinden beri,
57’inci Hükûmet’in çalışmaları önüne art arda engeller çıkarmıştır. Hükûmetimiz
buna karşın Cumhurbaşkanı’na gereken saygıyı göstermiştir. Bugün Cumhurbaşkanı
Sayın Sezer, bana gösterdiği saygısızlıkla aslında Hükûmeti hedef almaktadır.
Cumhurbaşkanı’nın Hükûmet’ten veya Başbakan olarak benden bazı yakınmaları
olabilir. Fakat bunları dile getirmenin yalnız üslûbunu değil, zamanını
ve zeminini de dikkatle ve özenle seçmesi beklenirdi.
Oysa Cumhurbaşkanı Sayın Sezer’in bugünkü konuşması için belirlediği
en uygun zeminin herhalde Millî Güvenlik Kurulu olmaması gerekirdi ve bu
konuşmanın herhalde kamu görevlileri önünde yapılmaması uygun olurdu.
Cumhurbaşkanı Sayın Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığı ile Hükûmet arasında
gerilime yol açacağı belli olan davranışının zamanı da herhalde devlet
ve ülke açısından isabetli olmamıştır. İki gün sonra Cumhuriyet tarihimizin
en büyük borç ödemesi, 8 buçuk milyar dolarlık bir ödeme yapılacaktır.
Yarın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ekonomiyle ilgili gensoru görüşmesi
yapılacaktır. Bu akşam da, Ankara’da Uluslararası Para Fonu ile çok önemli
bir görüşme başlayacaktır. Bu amaçla IMF’nin üst düzey yöneticileri Türkiye’ye
gelmişlerdir. İki gün önce de yanı başımızdaki Irak’a yönelik ağır bir
askerî harekât olmuştur. Bu gelişmelerle aynı günlerde bir Hükûmet-Cumhurbaşkanlığı sorununun ortaya çıkmasının ekonomide önemli
bir sarsıntıya yol açacağı belli idi. Nitekim Cumhurbaşkanı’nın neden olduğu olayın hemen
ardından Merkez Bankası’ndan büyük miktarda döviz çekilmiştir.
Böyle bir ortamda Cumhurbaşkanı’nın Millî Güvenlik Kurulu’nu bir arenaya
dönüştürmüş olması, eşi görülmemiş bir sorumsuzluk örneğidir. Ona rağmen biz Hükûmet
olarak bir yeni ekonomik bunalıma yol açılmaması için elimizden gelen çabayı göstereceğiz.
Yılbaşındaki ekonomik depremi kısa sürede aşmada gösterdiğimiz başarıyı
bu kez de göstereceğiz. Hükûmetimiz döneminde yolsuzluklara karşı başlattığımız
yoğun ve yaygın mücadeleyi de aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Cumhuriyet
tarihinde eşi görülmemiş bu sorumsuzluk örneğinin bir daha yaşanmamasını
dileriz.
Üç koalisyon ortağının oluşturduğu Hükûmetimiz, her konuda olduğu gibi
bu konuda da tam bir uyum içinde çalışmaktadır. Aynı uyumun Cumhurbaşkanlığı
ile Hükûmet arasında da sağlanması beklenirdi. Bu da, Anayasamıza göre
en başta Cumhurbaşkanlığı’na düşen bir görevdi.
Ama Sayın Sezer bu görevi yerine getirememiştir.
SORULAR – YANITLAR
SORU: Efendim, dışarıya taşan haberlere göre Cumhurbaşkanı’nın
size; “İstikrar uğruna
yolsuzluklara göz yummam” dediği söyleniyor. Acaba böyle bir diyalog
yaşandı mı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Konuşmaları, tartışmaları ayrıntılarıyla
hatırlayamıyorum.
Çok tatsız şeyler söylendi. Fakat bu ayrıntıların artık önemi kalmadı.
SORU: Efendim, toplantıyı terk etmenize de neden olacak bu tartışmanın
ana konusu neydi?
Sayın Sezer, acaba Hükûmet’in yolsuzluklarla mücadele konusundaki kararlılığını
mı yeterli bulmadı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Yeterli bulmadığı izlenimini vermeye
çalışıyordu. Yoksa
kendisi de çok iyi bilir ki bu Hükûmet her türlü yolsuzluğa karşı başından
beri en yoğun mücadeleyi veren hükûmettir. Onun için Sayın Cumhurbaşkanı’nın
o imaları özellikle kabul edilemeyecek imalardır.
SORU: Efendim, Cumhurbaşkanı ile Hükûmet arasında çıkan bu kriz
önümüzdeki günlerde
nasıl aşılacak?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Biz de onun çaresini araştırıyoruz.
SORU: Efendim, bu olayın Millî Güvenlik Kurulu’nda yaşanmasını
nasıl
değerlendiriyorsunuz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Onu çok yadırgadığımı, garipsediğimi
özellikle belirttim.
SORU: Efendim, hukuk sorunu olduğu ortada. Sabah 10.15’te olay
meydana geliyor, ilk
açıklamanızda üslûp üzerinde durmuştunuz. Üç saat içinde Merkez Bankası’ndan
3.2 milyar dolar çıktı. İlk açıklamanızda hükûmetin görevi başında
bulunduğunu da belirtseydiniz bu kaynak krizi yaşanır mıydı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Tartışma yalnızca üsluptan değil, zemin
ve zamandan da
kaynaklandı. Zaten onu çok kısa zamanda belirttik. Kaynak sorununun
ortaya çıkmaması için
elimizden gelen gayreti ilk açıklamamda da, bugünkünde de belirtmiş
bulunuyoruz. Üzücü olan böyle bir olayın olmasına bile bile, göz göre göre
vesile verilmiş olmasıdır.
SORU: Sayın Başbakan, Sayın Sezer’i aday gösterdiğinize pişman
mısınız?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Artık bu ayrıntılara girmeyelim.
SORU: Sayın Başbakan, krizi aşmak için ilk adımı siz atacak mısınız?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Krizi aşmak için elimizden gelen çabayı
ivedilikle yerine
getireceğiz. Bugün zaten Bakanlar Kurulu toplantısında yaptığımız görüşmelerin
başta gelen konusu da bu idi.
SORU: Sayın Başbakan, bu gelişmelerden sonra Cumhurbaşkanı’nın
yetkilerini sınırlandırmayı düşünüyor musunuz?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: O konuda bu olaydan ayrı olarak zaten
bir yasama çalışması yapılıyordu.
SORU: Efendim, bugünkü toplantıda Sayın Cumhurbaşkanı istifanızı
istedi mi?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Hayır, herhalde öyle bir hakkı olmadığını
takdir eder.
SORU: Efendim, Sayın Cumhurbaşkanı ile sizin aranızda dönem dönem
gerek kanun hükmünde kararnamelerin imzası gerekse üslup açısından böyle
krizler yaşanıyor. Bunun temel
nedeni nedir?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Onu bilsem ben de rahat edeceğim.
SORU: Efendim, Sayın Cumhurbaşkanı’na bu kopukluğun neden kaynaklandığını
sormadınız
mı?
BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT: Eğer uygun bir zemin ve zamanda kendisiyle
bu konuları
görüşme fırsatını bulsaydık, elbette bunu da sorardık.
Teşekkür ederim.
|