Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet Sezer'in Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'a gönderdiği mesaj şöyle:
(6 Eylül 2001)
Hukuk devleti ilkesi, çağdaş demokrasilerin belirleyici niteliğidir.
Çağdaş uygarlık düzeyine yükselebilmek, hukuk devleti ilkesinin evrensel
ölçütlere uygun olarak gerçekleştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması
ile olanaklıdır. Hukuk devleti, demokratiklik ilkesinin yanı sıra evrensel
kuralların üstünlüğünün de güvencesidir.
Demokrasi ve hukuk devleti, biri diğeri olmadan düşünülemeyecek iki
temel kavramdır. Hukuk devleti, hukukun bilinen ve tüm uygar ülkelerin
benimseyip uyguladığı ilkelere, evrensel hukukun üstün kurallarına bağlı
olan devlettir.
Hukuk devleti ilkesi, yargısal denetim yoluyla yürütme ve yasamanın
sınırsız gücünü dengeleyen işlevi ile hukukun üstünlüğü temeline dayanır.
Hukukun üstünlüğü, devletin hukuka bağlılığını, yasama ve yürütme erkleri
ile yönetimin işlem ve eylemlerinin bağımsız yargı tarafından denetimini
sağlar; temel hak ve özgürlüklerin güvencesini oluşturur. Böylece kişilerin
hukuk güvenliği de sağlanmış olur.
Devlet organlarının kurallarla sınırlanması erkler ayrılığı ilkesi ile
gerçekleşir ve üstün kurallara bağlılığı sağlandığı ölçüde de hukuk devleti
gelişir.
Cumhuriyetimizin temel kurumlarından bağımsız yargıya yapılan her türlü
karışma ve baskı hukuk devleti ilkesini zedeler. Kendilerini hukukun üzerinde
gören kişi ve kurumlar demokrasi için büyük tehlike oluştururlar. Ulusumuzun
demokratik değerlere ve hukuka bağlılığı, Atatürk ilke ve devrimlerini
uygulamadaki kararlılığı bu anlayıştaki kişi ve kurumların başarılı olmalarına
olanak tanımayacaktır.
Bugün yargı organlarımız, hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çağdaş
bir anlayışla görevlerini yerine getirmektedirler. Bu bağlamda, yargı bağımsızlığı
ve yargıç güvencesi hukuk devleti ilkesinin en önemli gereklerindendir.
Yasama ve yürütme organlarının işlemlerini denetlemekle görevli bağımsız
yargının işlevini eksiksiz yerine getirmesi Cumhuriyetimizin ve demokrasinin
güvencesidir. Bu, aynı zamanda halkın adalete duyduğu güveni pekiştirecektir.
Türkiye Cumhuriyeti, hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri,
evrensel çağdaş değerleri benimsemiş ve bu değerlerin gelişmesine katkıda
bulunmuştur.
Ülkemiz, Ulusumuzun gönenci için, Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde,
her alanda Avrupa Birliği ölçütlerini yakalamak ve kendini yenilemek zorundadır.
Bunun yanında, Türkiye'nin, üyelik sürecinden bağımsız olarak kimi yeni
düzenlemeleri de yapması gereklidir. Gerçekleştirmemiz gereken hukuksal
reformun başında Anayasa'da yapılması gereken değişiklikler gelmektedir.
Anayasa'da Türk Ulusu'nun gereksinmelerine yanıt oluşturacak iyileştirmelerin
yapılmasının ve evrensel ölçütlerin hukuk sistemimize kazandırılmasının
zamanı gelmiştir. Gerçekleştirilecek anayasal değişiklikler, Türkiye'nin
Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde uyması gereken ölçütlerin karşılanması
gereğiyle de örtüşmektedir.
Türkiye, öncelikle insan hakları alanında evrensel normlara uyum sağlamak
ve uluslararası sözleşmeler karşısında Anayasa ve yasa kurallarını gözden
geçirerek, sözleşmelerde öngörülen evrensel ölçütleri hukukuna kazandırmakla
yükümlüdür.
"Hukuk devleti" ilkesini sözde bırakmayıp yaşama geçiren ve üstün kılan
bir Anayasa değişikliği, AtatürkÕün başlattığı çağdaşlaşma ve demokratikleşme
sürecini başarıyla sonuçlandıracak, Türkiye'nin çağdaş demokratik uluslar
topluluğu içindeki saygınlığını artıracaktır.
Herkesin, birey ve yurttaş olmanın sorumluluğu ile, hukuk devleti ilkesine
işlerlik kazandırma çabalarına katkıda bulunacağına inanıyor; Adli Yılın
Açılış Günü'nde başta Yüksek Mahkemelerin Başkan ve üyeleri ile yargıç
ve savcılar olmak üzere tüm yargı çalışanlarına esenlikler diliyorum.
|