Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
SEZER'İN NOEL VE HANUKA BAYRAMLARI MESAJI
RAZAMAN BAYRAMI MESAJI (2003)
RAZAMAN BAYRAMI MESAJI (2002)

SEZER'İN RAMAZAN BAYRAMI MESAJI
15 Aralık 2001

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajda, ekonomik kriz, demokratikleşme ve Avrupa Birliği ile ilişkiler konularında önemli mesajlar verdi. 
 
BAYRAM MESAJINDAN...

Çağdaşlığın, demokrasinin ve hukuk devletinin temeli olan laiklik, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ve varoluş felsefesinin özü, değiştirilemez niteliğidir. 

Demokrasi, laiklik ve İslam dininin başarıyla birarada yaşatılabileceğini kanıtlayabilen tek ülke olan Türkiye, bu yönüyle demokratik uluslar topluluğu içinde saygın bir konuma yükselmiştir.

Karşı karşıya bulunduğumuz ekonomik sorunların hızla çözüme kavuşturulması ve yurttaşlarımızın gönenç düzeylerinin artırılması geleceğimiz yönünden büyük önem taşımaktadır. 

Türkiye'nin kalkınma sürecine yeni bir hız kazandırarak her alanda gelişmesini sürdürmesi ve böylece belirlediği ereklere ulaşması, güçlü ve işleyen bir ekonomiye bağlıdır. 

Ekonomik sorunların aşılması, üretimin artırılması ve ekonomide büyümenin yeniden sağlanması yanında aldığı kararların başarıyla uygulanabilmesi için Hükumete verilecek destekle doğrudan ilgilidir. 

Türkiye, her şeyden önce karar alma süreçlerinin hızlı işlediği saydam ve etkin bir yönetim yapısı oluşturabilmeli, verimliliği artırıcı, her türlü yolsuzluğu ve savurganlığı önleyici önlemleri yaşama geçirebilmeli, etkin bir Devlet yapısına kavuşturulmalıdır. 

Çağdaş dünyanın ölçütlerine ulaşmayı kendine erek edinen Türkiye'nin aydınlık geleceği için büyük önem taşıyan bu atılımlar, Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde uymamız gereken ölçütlerin karşılanması gereğiyle de örtüşmektedir. 
 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Ramazan Bayramı mesajı şöyle: 
(15 Aralık 2001)

Değerli Yurttaşlarım,

Toplumsal birlikteliği sağlayan değerlerin anımsandığı, güzelliklerin ve iyiliklerin yoğun olarak yaşandığı bir Ramazan Bayramı'nı hep birlikte karşılamanın mutluluğu içindeyiz.

Bu Bayram gününde, tüm yurttaşlarıma saygılarımı ve en iyi dileklerimi sunuyorum.

Dini bayramlar, dargınlıkların ve kırgınlıkların unutulduğu, sevginin, saygının ve hoşgörünün yaşamımızdaki birleştirici yönünün daha fazla öne çıktığı, geleceğe dönük iyimserliklerin canlandığı özel günlerdir.

Bu yıl İslam dünyası ile Hıristiyan ve Musevi toplumunun bayramlarının aynı döneme rastlaması nedeniyle belirtmeliyim ki, dinler arası hoşgörü ve anlayış dünyamızı daha yaşanabilir kılacaktır.

Yardımlaşma ve dayanışmanın önem kazandığı bayramlarda, ulusal birliğimizi her koşulda koruyarak, iyiye ve güzele yönelmeli, çatışma yerine uzlaşmayı, kavga yerine hoşgörüyü benimsemeliyiz. 

İnsanları sevgiye, barışa, kardeşliğe ve hoşgörüye yönlendiren bu günlerde, aydınlık yarınlara ulaşmak için umudumuzu, kararlılığımızı ve güvenimizi hiçbir zaman yitirmemeliyiz.

Bunu başarabildiğimiz ölçüde olanaklarımızı ve gücümüzü harekete geçirebilir, sorunlarımızı aşabilir, gelişen ve kalkınan, mutlu Türkiye ereğini gerçekleştirebiliriz.

Değerli Yurttaşlarım,

Bugün gelişen dünyada, temel hak ve özgürlüklere saygılı, insana duyulan sevgiyi yüce bilen ve insanı her türlü değerin üzerinde tutan çağdaş, insancıl ve barışçı anlayış egemendir. 

Ulusumuzun aydınlanma ve çağdaşlaşma istencini simgeleyen Cumhuriyet rejimi, kurulduğundan bu yana, çağdaş demokrasilerin temeli olan bu anlayışı yerleştirmeye çalışmıştır. 

Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında Devlet ve toplum yaşamında köklü dönüşümler sağlayan Cumhuriyet, çağdaş uygarlığın öngördüğü, insanı temel alan değerlerin gerçekleştirilebileceği özgür ortamı da birlikte getirmiştir.

Bu süreçte, laik devlet yapısının benimsenmesi, çağdaş insan ve toplum anlayışının yaşama geçirilmesindeki kararlı ve ileri adımlardan birini oluşturmuştur.

Çağdaşlığın, demokrasinin ve hukuk devletinin temeli olan laiklik, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ve varoluş felsefesinin özü, değiştirilemez niteliğidir.

Dünya yaşamını din kurallarının etkisinden kurtarıp bilim ve aklın egemenliğine bırakan laik düzende herkes vicdan, dini inanç ve düşünce özgürlüğüne sahiptir. Kimse, dini inancından ve düşüncesinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

Demokrasi, laiklik ve İslam dininin başarıyla birarada yaşatılabileceğini kanıtlayabilen tek ülke olan Türkiye, bu yönüyle demokratik uluslar topluluğu içinde saygın bir konuma yükselmiştir.

Önemle vurgulamak isterim ki, laiklik, ulusal birliğimizin temel taşıdır. Toplumsal barışın ve huzurun sürekli kılınması, laiklik ilkesinin korunması ve yaşatılması ile olanaklıdır.

Atatürkçü düşünce, yalnızca devletimizin temellerini oluşturmakla kalmayıp, Ulusumuzun yaşama bakışını ve gelecekten beklentilerini de biçimlendirmiştir.

Bugün bu sayede, hoşgörü ve barışı içine sindiremeyen, dini, çıkarları doğrultusunda kullanmak ve ayrımcılık yaratmak isteyenlere fırsat verilmemektedir. Bu arayışlara çağdaşlığı yaşam biçimi olarak benimsemiş yurttaşlarımızın en büyük tepkiyi göstermesi sevindiricidir.

Değerli Yurttaşlarım,

Geride bıraktığımız kutsal Ramazan ayı, taşıdığı anlam ve önemin ötesinde, ekonomik sorunların çeşitli toplum katmanlarındaki etkilerinin daha fazla duyumsandığı bir ay olmuştur. 

Son günlerde ekonomide yaşanan olumlu gelişmelere karşın, geçim sıkıntısı ve enflasyonun ülke gündemindeki öncelikli yerini koruduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Bu nedenle, karşı karşıya bulunduğumuz ekonomik sorunların hızla çözüme kavuşturulması ve yurttaşlarımızın gönenç düzeylerinin artırılması geleceğimiz yönünden büyük önem taşımaktadır. 

Türkiye'nin kalkınma sürecine yeni bir hız kazandırarak her alanda gelişmesini sürdürmesi ve böylece belirlediği ereklere ulaşması, güçlü ve işleyen bir ekonomiye bağlıdır.

Ekonomik sorunların aşılması, üretimin artırılması ve ekonomide büyümenin yeniden sağlanması yanında aldığı kararların başarıyla uygulanabilmesi için Hükumete verilecek destekle doğrudan ilgilidir.

Türkiye, her şeyden önce karar alma süreçlerinin hızlı işlediği saydam ve etkin bir yönetim yapısı oluşturabilmeli, verimliliği artırıcı, her türlü yolsuzluğu ve savurganlığı önleyici önlemleri yaşama geçirebilmeli, etkin bir Devlet yapısına kavuşturulmalıdır.

Bununla birlikte alınacak önlemlerin getireceği yükün, sosyal devlet ilkesinin gereği gözetilerek toplumun tüm kesimlerine adil dağıtılmasına da özen gösterilmelidir.

Türkiye'nin sosyal devlet niteliği, bireyin ve toplumun gönenç, huzur ve mutluluğunu sağlamak, bireyin insan onuruna uygun bir düzeyde yaşamasını gerçekleştirmek konusunda Devlete önemli sorumluluklar yüklemektedir.

Bugüne kadar karşılaşılan tüm sorunların aşılmasında özveriyle davranan yurttaşlarımızın hakettikleri yaşam düzeyine kavuşturulması, Devletimizin öncelikli görevidir. 

Bununla birlikte, ülkemizin önemli bir dönemeçten geçtiği günümüzde, içinde bulunduğumuz güç koşullar, birlik ve dayanışmamızı artırarak korumamızı zorunlu kılmaktadır.

Gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşma yönünde gerekli ulusal kararlılığa ve güce sahip olan ülkemiz, içinde bulunduğu sorunları kısa sürede çözüme kavuşturabilecek yetkinliktedir. 

Türkiye, kendi gücünü ve olanaklarını harekete geçirerek, yurttaşlarının sağduyusu ve kararlılığı ile yaşanan ekonomik sıkıntıları aşma ve daha mutlu bir gelecek kurma başarısını mutlaka gösterecektir.

Değerli Yurttaşlarım,

İzlenecek politikalarla ekonomiden siyasete, eğitimden kamu yönetimine ve sağlığa kadar tüm alanlarda yeniden yapılanma çalışmalarının sürdürülmesi, ülkemizin gelişme sürecine hız kazandıracak, çağdaşlaşma atılımlarının başarıya ulaşmasında belirleyici rol oynayacaktır.

Çağdaş dünyanın ölçütlerine ulaşmayı kendine erek edinen Türkiye'nin aydınlık geleceği için büyük önem taşıyan bu atılımlar, Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde uymamız gereken ölçütlerin karşılanması gereğiyle de örtüşmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin özverili ve verimli çalışmalarıyla bugüne kadar gerçekleştirdiklerinin yanında, demokratikleşme ve insan hakları alanında yaşama geçireceğimiz, temel hak ve özgürlükleri genişletmeye, kamu yönetimini saydamlaştırmaya dönük düzenlemelerin, ülkemizin çağdaşlaşma ve aydınlanma sürecine yeni bir boyut kazandıracağını gözardı etmemeliyiz.

Değerli Yurttaşlarım, 

İçinde bulunduğumuz dönemde sorunlarımıza çözüm ararken, birliğimizi ve dayanışmamızı artırarak sürdürmemizin önemini vurgulamak istiyorum. Ulus ve Devlet olarak yapmamız gerekenlerin, sahip olduğumuz ulusal değerlerimiz, birlik ve dirliğimiz sayesinde, daha kolay ve daha sağlıklı biçimde gerçekleşeceği kuşkusuzdur.

Türkiye'nin her alanda evrensel ölçütlere ulaşma ve bunları yaşama geçirme çabalarında, Cumhuriyetimizin değiştirilemez temel nitelikleri bizlere yol gösterecek, devletin tekil yapısı ile Atatürk ilke ve devrimleri her zaman korunup kollanacaktır.

Her ülkede olduğu gibi, Türkiye'nin de zaman zaman karşısına kimi güçlükler çıkmaktadır. Ancak Türkiye, demokratik ve laik rejimi, Ulusumuzun istenç ve sağduyusu ile her türlü sorununu kolaylıkla aşabilecek güçtedir.

2000'li yıllarda Türkiye çağdaş uygarlık yolunda hızla ilerlemeyi, kalkınarak güçlenmeyi ve gelişmeyi sürdürecek; Cumhuriyet'in kuruluşuyla belirlenen ve tüm Ulusumuz tarafından da benimsenen temel ereklere mutlaka ulaşacaktır. 

Mutlu bir geleceğin oluşturulmasında Devlete olduğu kadar, bireylere ve sivil toplum örgütlerine de önemli sorumluluklar düştüğünü hiçbir zaman unutmamalıyız. Ortak sorunlara sahip çıkılması ve içinde bulunulan süreçte herkesin, ulusal çıkarlarımız doğrultusunda sorumluluk üstlenmesi bir yurttaşlık görevidir.

Yurt içindeki ve dışındaki tüm yurttaşlarımızın, Kıbrıs'taki soydaşlarımızın, Türk ve İslam dünyasının Ramazan Bayramı'nı kutluyor; Bayram'ın Ulusumuza, ülkemize, dünyamıza ve tüm insanlığa barış, kardeşlik ve huzur getirmesini diliyorum. 



(28 ARALIK 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.