Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Ramazan Bayramı
mesajı şöyle:
(15 Aralık 2001)
Değerli Yurttaşlarım,
Toplumsal birlikteliği sağlayan değerlerin anımsandığı, güzelliklerin
ve iyiliklerin yoğun olarak yaşandığı bir Ramazan Bayramı'nı hep birlikte
karşılamanın mutluluğu içindeyiz.
Bu Bayram gününde, tüm yurttaşlarıma saygılarımı ve en iyi dileklerimi
sunuyorum.
Dini bayramlar, dargınlıkların ve kırgınlıkların unutulduğu, sevginin,
saygının ve hoşgörünün yaşamımızdaki birleştirici yönünün daha fazla öne
çıktığı, geleceğe dönük iyimserliklerin canlandığı özel günlerdir.
Bu yıl İslam dünyası ile Hıristiyan ve Musevi toplumunun bayramlarının
aynı döneme rastlaması nedeniyle belirtmeliyim ki, dinler arası hoşgörü
ve anlayış dünyamızı daha yaşanabilir kılacaktır.
Yardımlaşma ve dayanışmanın önem kazandığı bayramlarda, ulusal birliğimizi
her koşulda koruyarak, iyiye ve güzele yönelmeli, çatışma yerine uzlaşmayı,
kavga yerine hoşgörüyü benimsemeliyiz.
İnsanları sevgiye, barışa, kardeşliğe ve hoşgörüye yönlendiren bu günlerde,
aydınlık yarınlara ulaşmak için umudumuzu, kararlılığımızı ve güvenimizi
hiçbir zaman yitirmemeliyiz.
Bunu başarabildiğimiz ölçüde olanaklarımızı ve gücümüzü harekete geçirebilir,
sorunlarımızı aşabilir, gelişen ve kalkınan, mutlu Türkiye ereğini gerçekleştirebiliriz.
Değerli Yurttaşlarım,
Bugün gelişen dünyada, temel hak ve özgürlüklere saygılı, insana duyulan
sevgiyi yüce bilen ve insanı her türlü değerin üzerinde tutan çağdaş, insancıl
ve barışçı anlayış egemendir.
Ulusumuzun aydınlanma ve çağdaşlaşma istencini simgeleyen Cumhuriyet
rejimi, kurulduğundan bu yana, çağdaş demokrasilerin temeli olan bu anlayışı
yerleştirmeye çalışmıştır.
Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında Devlet ve toplum yaşamında köklü
dönüşümler sağlayan Cumhuriyet, çağdaş uygarlığın öngördüğü, insanı temel
alan değerlerin gerçekleştirilebileceği özgür ortamı da birlikte getirmiştir.
Bu süreçte, laik devlet yapısının benimsenmesi, çağdaş insan ve toplum
anlayışının yaşama geçirilmesindeki kararlı ve ileri adımlardan birini
oluşturmuştur.
Çağdaşlığın, demokrasinin ve hukuk devletinin temeli olan laiklik, Türkiye
Cumhuriyeti'nin kuruluş ve varoluş felsefesinin özü, değiştirilemez niteliğidir.
Dünya yaşamını din kurallarının etkisinden kurtarıp bilim ve aklın egemenliğine
bırakan laik düzende herkes vicdan, dini inanç ve düşünce özgürlüğüne sahiptir.
Kimse, dini inancından ve düşüncesinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
Demokrasi, laiklik ve İslam dininin başarıyla birarada yaşatılabileceğini
kanıtlayabilen tek ülke olan Türkiye, bu yönüyle demokratik uluslar topluluğu
içinde saygın bir konuma yükselmiştir.
Önemle vurgulamak isterim ki, laiklik, ulusal birliğimizin temel taşıdır.
Toplumsal barışın ve huzurun sürekli kılınması, laiklik ilkesinin korunması
ve yaşatılması ile olanaklıdır.
Atatürkçü düşünce, yalnızca devletimizin temellerini oluşturmakla kalmayıp,
Ulusumuzun yaşama bakışını ve gelecekten beklentilerini de biçimlendirmiştir.
Bugün bu sayede, hoşgörü ve barışı içine sindiremeyen, dini, çıkarları
doğrultusunda kullanmak ve ayrımcılık yaratmak isteyenlere fırsat verilmemektedir.
Bu arayışlara çağdaşlığı yaşam biçimi olarak benimsemiş yurttaşlarımızın
en büyük tepkiyi göstermesi sevindiricidir.
Değerli Yurttaşlarım,
Geride bıraktığımız kutsal Ramazan ayı, taşıdığı anlam ve önemin ötesinde,
ekonomik sorunların çeşitli toplum katmanlarındaki etkilerinin daha fazla
duyumsandığı bir ay olmuştur.
Son günlerde ekonomide yaşanan olumlu gelişmelere karşın, geçim sıkıntısı
ve enflasyonun ülke gündemindeki öncelikli yerini koruduğu yadsınamaz bir
gerçektir.
Bu nedenle, karşı karşıya bulunduğumuz ekonomik sorunların hızla çözüme
kavuşturulması ve yurttaşlarımızın gönenç düzeylerinin artırılması geleceğimiz
yönünden büyük önem taşımaktadır.
Türkiye'nin kalkınma sürecine yeni bir hız kazandırarak her alanda gelişmesini
sürdürmesi ve böylece belirlediği ereklere ulaşması, güçlü ve işleyen bir
ekonomiye bağlıdır.
Ekonomik sorunların aşılması, üretimin artırılması ve ekonomide büyümenin
yeniden sağlanması yanında aldığı kararların başarıyla uygulanabilmesi
için Hükumete verilecek destekle doğrudan ilgilidir.
Türkiye, her şeyden önce karar alma süreçlerinin hızlı işlediği saydam
ve etkin bir yönetim yapısı oluşturabilmeli, verimliliği artırıcı, her
türlü yolsuzluğu ve savurganlığı önleyici önlemleri yaşama geçirebilmeli,
etkin bir Devlet yapısına kavuşturulmalıdır.
Bununla birlikte alınacak önlemlerin getireceği yükün, sosyal devlet
ilkesinin gereği gözetilerek toplumun tüm kesimlerine adil dağıtılmasına
da özen gösterilmelidir.
Türkiye'nin sosyal devlet niteliği, bireyin ve toplumun gönenç, huzur
ve mutluluğunu sağlamak, bireyin insan onuruna uygun bir düzeyde yaşamasını
gerçekleştirmek konusunda Devlete önemli sorumluluklar yüklemektedir.
Bugüne kadar karşılaşılan tüm sorunların aşılmasında özveriyle davranan
yurttaşlarımızın hakettikleri yaşam düzeyine kavuşturulması, Devletimizin
öncelikli görevidir.
Bununla birlikte, ülkemizin önemli bir dönemeçten geçtiği günümüzde,
içinde bulunduğumuz güç koşullar, birlik ve dayanışmamızı artırarak korumamızı
zorunlu kılmaktadır.
Gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşma yönünde gerekli ulusal kararlılığa
ve güce sahip olan ülkemiz, içinde bulunduğu sorunları kısa sürede çözüme
kavuşturabilecek yetkinliktedir.
Türkiye, kendi gücünü ve olanaklarını harekete geçirerek, yurttaşlarının
sağduyusu ve kararlılığı ile yaşanan ekonomik sıkıntıları aşma ve daha
mutlu bir gelecek kurma başarısını mutlaka gösterecektir.
Değerli Yurttaşlarım,
İzlenecek politikalarla ekonomiden siyasete, eğitimden kamu yönetimine
ve sağlığa kadar tüm alanlarda yeniden yapılanma çalışmalarının sürdürülmesi,
ülkemizin gelişme sürecine hız kazandıracak, çağdaşlaşma atılımlarının
başarıya ulaşmasında belirleyici rol oynayacaktır.
Çağdaş dünyanın ölçütlerine ulaşmayı kendine erek edinen Türkiye'nin
aydınlık geleceği için büyük önem taşıyan bu atılımlar, Avrupa Birliği'ne
tam üyelik sürecinde uymamız gereken ölçütlerin karşılanması gereğiyle
de örtüşmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin özverili ve verimli çalışmalarıyla
bugüne kadar gerçekleştirdiklerinin yanında, demokratikleşme ve insan hakları
alanında yaşama geçireceğimiz, temel hak ve özgürlükleri genişletmeye,
kamu yönetimini saydamlaştırmaya dönük düzenlemelerin, ülkemizin çağdaşlaşma
ve aydınlanma sürecine yeni bir boyut kazandıracağını gözardı etmemeliyiz.
Değerli Yurttaşlarım,
İçinde bulunduğumuz dönemde sorunlarımıza çözüm ararken, birliğimizi
ve dayanışmamızı artırarak sürdürmemizin önemini vurgulamak istiyorum.
Ulus ve Devlet olarak yapmamız gerekenlerin, sahip olduğumuz ulusal değerlerimiz,
birlik ve dirliğimiz sayesinde, daha kolay ve daha sağlıklı biçimde gerçekleşeceği
kuşkusuzdur.
Türkiye'nin her alanda evrensel ölçütlere ulaşma ve bunları yaşama geçirme
çabalarında, Cumhuriyetimizin değiştirilemez temel nitelikleri bizlere
yol gösterecek, devletin tekil yapısı ile Atatürk ilke ve devrimleri her
zaman korunup kollanacaktır.
Her ülkede olduğu gibi, Türkiye'nin de zaman zaman karşısına kimi güçlükler
çıkmaktadır. Ancak Türkiye, demokratik ve laik rejimi, Ulusumuzun istenç
ve sağduyusu ile her türlü sorununu kolaylıkla aşabilecek güçtedir.
2000'li yıllarda Türkiye çağdaş uygarlık yolunda hızla ilerlemeyi, kalkınarak
güçlenmeyi ve gelişmeyi sürdürecek; Cumhuriyet'in kuruluşuyla belirlenen
ve tüm Ulusumuz tarafından da benimsenen temel ereklere mutlaka ulaşacaktır.
Mutlu bir geleceğin oluşturulmasında Devlete olduğu kadar, bireylere
ve sivil toplum örgütlerine de önemli sorumluluklar düştüğünü hiçbir zaman
unutmamalıyız. Ortak sorunlara sahip çıkılması ve içinde bulunulan süreçte
herkesin, ulusal çıkarlarımız doğrultusunda sorumluluk üstlenmesi bir yurttaşlık
görevidir.
Yurt içindeki ve dışındaki tüm yurttaşlarımızın, Kıbrıs'taki soydaşlarımızın,
Türk ve İslam dünyasının Ramazan Bayramı'nı kutluyor; Bayram'ın Ulusumuza,
ülkemize, dünyamıza ve tüm insanlığa barış, kardeşlik ve huzur getirmesini
diliyorum. |