Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
HANUKA VE NOEL MESAJLARI
YENİ YIL MESAJI (2002)
YENİ YIL MESAJI (2000)

SEZER'İN YENİ YIL MESAJI
31 Aralık 2001

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yayınladığı yeni yıl mesajında, "Geleceğe olan inancımızı ve umudumuzu yitirmemeli, daha iyiye ulaşmak için daha çok çalışmalıyız" dedi.
 
SEZER'İN YENİ YIL MESAJINDAN...

"Demokratikleşme ve insan hakları alanında evrensel ölçütlere ulaşmak için ortaya koyacağımız kararlılığın ve gerçekleştireceğimiz reform nitelikli atılımların, Türkiye'nin demokratik ülkeler topluluğu içinde saygın bir konuma yükselmesini sağlayacağını hiçbir zaman gözardı etmemeliyiz."

"Ekonominin tüm sektörleriyle yeniden canlandırılarak, uzun yılların birikimi olan yapısal sorunların aşılması için, 2002 yılında daha çok çalışmamız gerektiğine inanıyorum." 

"Kendi dinamikleriyle işleyen, siyasetten, spekülasyon ve yönlendirmelerden etkilenmeyen, üretime ve büyümeye hız kazandıran, toplumun gönenç düzeyini yükselten güçlü bir ekonomik yapıya ulaşılması, ülkemizi dünya ülkeleriyle rekabette güçlü kılacak, Ulusumuzun yaşam standartlarını yükseltecektir." 

"Piyasalarda egemen olan olumlu gelişmelerin iyi değerlendirilerek, Türk ekonomisini güçlendirmeye, yeni istihdam alanları yaratmaya, yurttaşlarımızın gelir düzeyini artırmaya yönelik atılımların 2002 yılında kararlılıkla sürdürülmesi gerekmektedir."

"Sorunların boyutu ne olursa olsun, Türkiye, dinamizmini ve olanaklarını harekete geçirerek, yaşadığı sıkıntılı günleri başarıyla aşacak güçtedir." 

"Ülkemizin gelişme sürecini kesintiye uğratan ekonomik krizlerin ve sosyal adaletsizliğin en büyük nedeni yolsuzluktur."

"Ülke kaynaklarının savurganca tüketilmesine neden olan ve kişisel çıkarlara hizmet eden yolsuzluklara karşı duyarsız kalınması toplumsal barışı zedeleyeceği gibi, Devlete duyulan güveni de etkileyecektir. Yolsuzlukların, ekonomik ve siyasal yaşamı etkilemediği, yönetimin her kesiminde saydamlık ve sorumluluğun yaşama yön verdiği bir ülkede yaşamak, toplumun tüm kesimlerinin temel amacı olmalıdır."

"Türkiye, 2001 yılı içinde Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde önemli ilerlemeler sağlamıştır. Tam üyelik yönünde attığımız adımlar, kamuoyumuzun geniş desteğine sahip olan bu sürecin artık geri döndürülemez biçimde ilerlemekte olduğunu göstermiştir." 

"Önümüzdeki dönemde, Avrupa Birliği'nin siyasal ölçütlerinin hukuk sistemimize aktarılmasını sağlayacak uyum yasalarıyla ilgili çalışmaların vakit geçirilmeden tamamlanmasını bekliyoruz. Avrupa Birliği'nin genişleme sürecinde bir dönüm noktası olan 2002 yılında tam üyelik görüşmelerinin başlatılmasına yönelik tüm olanakları en iyi biçimde değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum." 

"2001 yılında Kıbrıs konusunda da önemli gelişmeler yaşanmıştır. Sayın Denktaş'ın başlattığı bu yeni sürecin sorunun çözümünde son aşamayı oluşturmasını ve yeni yılda, Ada'nın gerçekleri temelinde, hakça ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasını diliyoruz." 

"ABD'de gerçekleştirilen terör saldırıları, terörizmin temelinde dinler arası çatışmanın değil, hoşgörüsüzlük, bağnazlık ve anlayışsızlık gibi sorunların yattığını göstermiştir." 

"Türkiye, Afganistan'da barış, uzlaşma ve kalkınma ortamının oluşturulması, ulusal birliğin kurulması ve ülkenin yeniden yapılanması yönünde geçici Afgan yönetimine elinden gelen yardımı yapmayı sürdürecektir."
 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in yeni yıl mesajı şöyle: 
(31 Aralık 2001)

Değerli Yurttaşlarım,

Üzüntü ve sevinçleriyle bir yılı daha geride bırakıyor, umut ve beklentilerle yeni bir yıla giriyoruz.

Her yeni yıl, umudun ve iyimserliğin egemen olduğu bir ortamı da birlikte getirmektedir. 2002 yılında barışı ve huzuru isteyen tüm insanlığın düşlerinin gerçekleşmesini diliyor, hepinize saygılarımı, en iyi dileklerimi sunuyorum.

Yeni yılda, dünyadaki şiddetin bitmesini, açlık ve yoksulluk sınırında yaşamak zorunda kalan insanlara yardım eli uzatılmasını, insanlığın ortak sorunlarının uluslararası işbirliğiyle çözülmesini, demokrasinin tüm dünyada egemen olmasını, insanlığa yaraşır bir çevre bilincinin gelişmesini diliyorum. 

Değerli Yurttaşlarım,

Uygarlığın temel göstergelerinden olan insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü kavramlarının uygulamadaki başarıları, ülkelerin çağdaşlık yarışında bulundukları yeri göstermektedir.

Temel hak ve özgürlüklerin gerçekleştirilip, korunduğu bir kurallar ve kurumlar rejimi olan demokrasi, insanlığın uzun deneyimler sonucu ulaştığı en iyi yönetim biçimidir.

Demokrasinin korunması ve yaşatılması çağdaş kural ve kurumların yanında, demokrasi kültürünün özümsenmesi ve toplumun tüm katmanlarına yayılması ile olanaklıdır. 

Sorumlulukların paylaşıldığı, herkesin birbirinin özgürlük alanlarına saygı gösterdiği, farklılıkların ayrıcalık değil, zenginlik biçiminde algılandığı demokrasi, toplumun ortak yaşam alanını zenginleştiren çok seslilik, çok renkliliktir. 

Demokrasinin yaşam biçimi olarak özümsenmesi, insan haklarının etkili biçimde korunabildiği toplumlarda olanaklıdır. 

İnsan haklarına saygı ve bu hakların Anayasa ve yasalarla güvence altına alınması çağdaş demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur.

Bu nedenle, demokratikleşme ve insan hakları alanında evrensel ölçütlere ulaşmak için ortaya koyacağımız kararlılığın ve gerçekleştireceğimiz reform nitelikli atılımların, Türkiye'nin demokratik ülkeler topluluğu içinde saygın bir konuma yükselmesini sağlayacağını hiçbir zaman gözardı etmemeliyiz.

Gelecek kuşaklara güzel ve temiz bir dünya bırakmak hepimizin sorumluluğudur. Kaynakların bilinçsizce kullanılmasını önleyecek ve kalkınma ile çevre değerleri arasındaki dengeyi kuracak "sürdürülebilir kalkınma" ilkesinin gözetilmesi, daha da önemlisi bireylerin çabaları, çevre sorunlarının çözümünde bizleri başarıya ulaştıracaktır.

Ülkelerin bu yaşamsal konuda işbirliği yapması ve çevresel değerleri dikkate alan politikalar uygulaması, daha güzel, daha temiz ve daha yaşanabilir bir dünya yaratılmasına öncülük edecektir.

Değerli Yurttaşlarım,

Yeni bir yıla girdiğimiz bugünlerde, ekonomide yaşanan olumlu gelişmeler, mutlu ve aydınlık Türkiye ereğine ulaşmak yolunda daha umutlu olmamızı sağlamaktadır.

Ekonominin tüm sektörleriyle yeniden canlandırılarak, uzun yılların birikimi olan yapısal sorunların aşılması için, 2002 yılında daha çok çalışmamız gerektiğine inanıyorum. 

Toplumun tüm kesimlerini derinden etkileyen ekonomik sorunların hızla çözümlenmesi, reform çabalarının sürdürülmesi, devletin etkin ve saydam bir yapıya kavuşturulması önümüzdeki dönemde temel önceliğimiz olmalıdır.

Kendi dinamikleriyle işleyen, siyasetten, spekülasyon ve yönlendirmelerden etkilenmeyen, üretime ve büyümeye hız kazandıran, toplumun gönenç düzeyini yükselten güçlü bir ekonomik yapıya ulaşılması, ülkemizi dünya ülkeleriyle rekabette güçlü kılacak, Ulusumuzun yaşam standartlarını yükseltecektir. 

Bu nedenle, piyasalarda egemen olan olumlu gelişmelerin iyi değerlendirilerek, Türk ekonomisini güçlendirmeye, yeni istihdam alanları yaratmaya, yurttaşlarımızın gelir düzeyini artırmaya yönelik atılımların 2002 yılında kararlılıkla sürdürülmesi gerekmektedir.

Ekonomik gelişmenin sürekli kılınarak sosyal gönenci artırıcı, işsizliği önleyici, adil gelir paylaşımını sağlayıcı önlemleri almanın yanı sıra, yaşanan sıkıntıların yükünün herkese gücü oranında yansıtılmasına özen gösterilmesi de bir zorunluluktur.

İşsizsizliğin temel sorun olmaktan çıkarılması, tüm sektörlerde üretimin yeniden canlandırılması ve yeni iş olanaklarının yaratılmasına bağlıdır. Bu, aynı zamanda, üretime dayalı güçlü bir ekonomik yapının oluşturulması ve sosyal gönencin yükseltilmesinin de ön koşuludur.

İçinde bulunduğumuz dönemde, toplumun tüm kesimlerinin, ülke çıkarlarını kişisel çıkarlarının üzerinde tutarak, sorunlara sahip çıkma duyarlılığını göstermesinin, amaçlarımıza daha kısa sürede ulaşılmasında belirleyici rol oynayacağını bir kez daha anımsatmak istiyorum.

Sorunların boyutu ne olursa olsun, Türkiye, dinamizmini ve olanaklarını harekete geçirerek, yaşadığı sıkıntılı günleri başarıyla aşacak güçtedir. 

Ülkemizin gelişme sürecini kesintiye uğratan ekonomik krizlerin ve sosyal adaletsizliğin en büyük nedeni yolsuzluktur.

Ülke kaynaklarının savurganca tüketilmesine neden olan ve kişisel çıkarlara hizmet eden yolsuzluklara karşı duyarsız kalınması toplumsal barışı zedeleyeceği gibi, Devlete duyulan güveni de etkileyecektir. 

Yolsuzlukların, ekonomik ve siyasal yaşamı etkilemediği, yönetimin her kesiminde saydamlık ve sorumluluğun yaşama yön verdiği bir ülkede yaşamak, toplumun tüm kesimlerinin temel amacı olmalıdır.

Değerli Yurttaşlarım, 

Ekonomik ve sosyal alanlarda yeniden yapılanma sürecindeki ülkemizi geleceğe taşıyacak bilimsel birikimimiz ve yetişkin insan gücümüz vardır. Yapmamız gereken, toplum olarak yenilikçi düşüncelere yönelmek, bilimi ve bilimsel düşünceyi her alanda yaşama geçirerek üretime dönüştürmektir.

Devletimizin de desteğiyle gerçekleştirilecek köklü bir bilim reformu, bilimsel kaynaklarımızı harekete geçirerek, proje ve yaratıcı düşüncelerin değerlendirilmesine olanak verecek, uluslararası ortamda ülkemize bilimsel saygınlık kazandıracaktır.

Gelişmiş ülkelerin güçlü ekonomik altyapılarına kavuşmak ve küresel rekabette var olmak, eğitim-öğretim sistemini yeni çağın gereklerine göre biçimlendirmek ve bilim ve teknolojiye gereken önemi vermekle olanaklıdır.

Değerli Yurttaşlarım, 

Türkiye, 2001 yılı içinde Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde önemli ilerlemeler sağlamıştır. Tam üyelik yönünde attığımız adımlar, kamuoyumuzun geniş desteğine sahip olan bu sürecin artık geri döndürülemez biçimde ilerlemekte olduğunu göstermiştir. 

Ulusal Programımızın yaşama geçirilmesi amacıyla alınan kararlar ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kabul ettiği kapsamlı anayasa değişiklikleri bu konudaki kararlılığımızı ortaya koymuştur. Türkiye'nin bu kararlılığı, Laeken Zirvesinde Avrupa Birliği tarafından da olumlu karşılanmıştır. 

Önümüzdeki dönemde, Avrupa Birliği'nin siyasal ölçütlerinin hukuk sistemimize aktarılmasını sağlayacak uyum yasalarıyla ilgili çalışmaların vakit geçirilmeden tamamlanmasını bekliyoruz. Avrupa Birliği'nin genişleme sürecinde bir dönüm noktası olan 2002 yılında tam üyelik görüşmelerinin başlatılmasına yönelik tüm olanakları en iyi biçimde değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. 

2001 yılında Kıbrıs konusunda da önemli gelişmeler yaşanmıştır. Geçen Kasım ayında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş'ın girişimiyle Kıbrıs'ta doğrudan görüşmelerin önünün açılması, sorunun çözümü yönündeki umutları yeniden canlandırmıştır. Sayın Denktaş'ın başlattığı bu yeni sürecin sorunun çözümünde son aşamayı oluşturmasını ve yeni yılda, Ada'nın gerçekleri temelinde, hakça ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasını diliyoruz. 

11 Eylül'de dostumuz ve müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen acımasız terör eylemlerini tepkiyle karşıladık ve en güçlü biçimde kınadık. İnsanlığın en temel değerlerini hedef alan bu saldırılar, terörizmin ulaştığı boyutların korkunçluğunu ortaya koyduğu gibi, yıllardan bu yana terörizme karşı uluslararası düzeyde işbirliği ve dayanışma içinde hareket edilmesine yönelik çağrılarımızın ne denli yerinde olduğunu göstermiştir. Türkiye, terörizme karşı başlatılan uluslararası girişimlere etkin destek vermekte ve bu girişimlerin başarılı olabilmesi için uluslararası toplumun ortak bir terör tanımı üzerinde anlaşması gerektiğine inanmaktadır. 

Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen terör saldırıları, terörizmin temelinde dinler arası çatışmanın değil, hoşgörüsüzlük, bağnazlık ve anlayışsızlık gibi sorunların yattığını göstermiştir. Türkiye, geçen Eylül ayından bu yana bu önemli noktayı her fırsatta vurgulamış ve uluslararası anlayış ortamının güçlendirilmesine katkıda bulunmak amacıyla, Avrupa Birliği ile İslam Konferansı Örgütü arasında bir diyalog sürecinin başlatılmasına öncülük etmiştir. 

11 Eylül saldırılarının uluslararası düzeyde geniş çaplı yansımaları olmuştur. Bu çerçevede, Afganistan'daki çağdışı Taliban yönetiminin devrilmesi ve yıllardır büyük sıkıntılar içinde yaşayan dost ve kardeş Afgan halkının özlediği uygarca yaşam koşullarına kavuşturulması amacıyla başlatılan askeri harekat başarıya ulaşmış ve bu ülkede Afgan toplumunun beklentileri doğrultusunda geçici bir yönetim kurulmuştur. 

Afganistan'da oluşturulan geçici yönetimin göreve başlaması Türkiye'de sevinçle karşılanmıştır. Öteden beri Afganistan'a çeşitli alanlarda yardımlarda bulunmakta olan ülkemiz, Kabil Büyükelçiliğini ve Mezar-ı Şerif Başkonsolosluğunu yeniden hizmete açmıştır. Türkiye, Afganistan'da barış, uzlaşma ve kalkınma ortamının oluşturulması, ulusal birliğin kurulması ve ülkenin yeniden yapılanması yönünde geçici Afgan yönetimine elinden gelen yardımı yapmayı sürdürecektir.

Geride bıraktığımız yılın son aylarında Ortadoğu'da şiddet olaylarının artması, gerginliğin tırmanması ve taraflar arasındaki temasların kesilme noktasına gelmesi Türkiye'de büyük üzüntü ve kaygı yaratmıştır. Tüm Ortadoğu'da istikrarsızlık yaratma tehlikesi taşıyan şiddet sarmalının bir an önce durdurularak taraflar arasındaki görüşme sürecinin yeniden başlamasını istemekte ve ilgili taraflara bu yöndeki telkinlerimizi sürdürmekteyiz. 

Bölgemizde barış ve istikrarın egemen olması, ekonomik kalkınma ve işbirliği olanaklarının bölge halklarının yararına en geniş biçimde değerlendirilmesi temel dış politika önceliklerimiz arasındadır. Türkiye, bu anlayışla, tüm komşularıyla karşılıklı yarar ve içişlerine saygı temelinde ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır. 

Değerli Yurttaşlarım, 

Umutlarımız, beklentilerimiz ve ulaşmak için çaba göstereceğimiz ereklerimiz, gelecekle aramızdaki en güçlü bağdır. Geleceğe olan inancımızı ve umudumuzu yitirmemeli, daha iyiye ulaşmak için daha çok çalışmalıyız. Güçlü bir Türkiye için birey olarak hepimize düşen sorumluluklar ve görevler vardır.

Yurttaşlarımızın sağduyusu, özverisi ve sorunların aşılması yolunda gösterdiği birlik ve dayanışma, güçlü Türkiye'nin en önemli güvencesidir. 

Gönüllü katılımlar ile başlatılan kampanyaların ekonomik yaşamımıza getirdiği hareketlilik, yurttaş olma bilinç ve sorumluluğuyla başlatılan girişimler, kendi olanaklarımız ve öz kaynaklarımızla başarıya ulaşabileceğimizin habercisidir.

Ülke sorunlarından yakınmak yerine, üzerimize düşen sorumlulukları tam olarak yerine getirdiğimizde ve ülkemize katkıda bulunabileceğimiz yeni alanlar yaratabildiğimizde, daha güzel günlere ulaşmamız kolaylaşacaktır. 

Bu duygu ve düşüncelerle yurt içindeki ve dışındaki yurttaşlarımızın, Kıbrıs'taki soydaşlarımızın ve tüm insanlığın yeni yılını kutluyorum. Yeni yılın herkese, sağlık, mutluluk ve esenlik dolu günler getirmesini diliyorum.

 


(31 ARALIK 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2001 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.