Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
ERMENİ TERÖRÜ
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI AÇIKLAMASI (8.11.2000)
FRANSA 'SOYKIRIM'I TANIDI (18.1.2001)
FRANSA'YA TEPKİLER

TBMM'DEN SÖZDE SOYKIRIM KONUSUNDA FRANSA MECLİSİ'NE DEKLARASYON 
9 Ocak 2001
TBMM Genel Kurulu, Fransa Meclisi'nde ele alınacak sözde Ermeni soykırımı tasarısının, "tarihin tahrif edilmesi ve önyargılara dayandığını" belirten bir deklarasyon yayımladı. Deklarasyonda, "Parlamentolar, ancak dostluğun pekiştirilmesi, hoşgörünün va karşılıklı anlayışın yaygınlaştırılması ile uluslararasıbarışa katkıda bulunabilirler" denildi. Fransız Meclisi'ndeki girişimin, uzun ve onurlu bir geçmişe sahip olan Türk-Fransız dostluk ilişkilerine ve iki ülke arasındaki örnek işbirliğine gölge düşürdüğü belirtilen deklarasyonda, "Tarih, uluslar arasında nefret yaratmak için kullanılmamalıdır" görüşü vurgulandı. 
 
Türkiye'nin tepki gösterdiği ve kabul edilmesi halinde iki ülke arasındaki ilişkilerin yara alacağı uyarısında bulunduğu sözde Ermeni soykırımı tasarısı, Fransa Meclisi Dışilişkiler Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarı, 18 Ocak'ta Meclis genel kurul oturumunda oylamaya sunulacak. 

Dışilişkiler Komisyonu'nda yapılan toplantıda, siyasi grupların temsilcilerinin büyük bir çoğunluğu, tasarının kabul edilmesinden yana tavır aldı.  Dışilişkiler Komisyonu'nda kabul edilen tasarı, 18 Ocak'ta genel kurul oturumunda tartışıldıktan sonra oylanacak. Fransa'daki diplomatik kaynaklar, 1998 yılından bu yana askıda bulunan tasarının yasallaşmasına, artık kesin gözüyle bakıyorlar. Fransa Senatosu'nda, geçen ay kabul edilen yasa tasarısında, "Fransa, Ermenilerin maruz kaldığı soykırımı resmen tanır" ifadesi yer alıyor. 

Tasarının Meclis'te de kabul edilmesi halinde, eğer karşı görüşteki milletvekilleri 60 imza toplayabilirlerse, Anayasa Mahkemesi'ne 15 gün içinde başvurma haklarına sahipler. Ancak, Fransa'da yerel seçimlere çok az bir süre kala, Meclis içinde Ermeni seçmenlerin oylarını kaybetme korkusuyla, tasarıya karşı çıkacak 60 milletvekili bulunmasının zor olduğu bildiriliyor. 

Söz konusu tasarı, ilk kez 1998 yılında Fransa Meclisi'nde kabul edilmiş ve yasallaşması için Senato'ya gönderilmişti. Senato'da 2 yıl bekletilen tasarıyı, hükümet ve başkanlık divanı gündeme almayı reddetmiş ancak "bireysel başvurular" girişimiyle söz konusu tasarı genel kurulda kabul edilmişti. Fransa Anayasası'na göre, Senato'da hükümet ve başkanlık divanı tasarıyı gündeme almadığı için, içeriği aynı bile olsa, "bireysel girişimler" mekanizması ile gündeme getirilip kabul edildiği için, tasarı yasallaşmamış, bir kez daha meclise geri dönmüştü. 
 
 

TBMM tarafından yayınlanan deklarasyon şöyle: (9 Ocak 2001)

Sözde Ermeni soykırımıyla ilgili bir yasa tasarısının, Fransa Ulusal Meclisinin 18 Ocak 2001 tarihli gündemine alındığı öğrenilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, temsilcisi olmaktan onur duyduğu Türk Ulusunu derinden yaralayan bu yasa tasarısıyla ilgili olarak aşağıdaki hususları dünya, özellikle de, Fransız kamuoyuna duyurur:

Fransa Ulusal Meclisinin gündeminde bulunan yasa tasarısının, ağırlıklı olarak oy kaygısıyla gündeme getirildiği anlaşılmaktadır Yasa tasarısı, tarihin tahrif edilmesine ve önyargılara dayanmaktadır.

Bu tasarının yasalaşması halinde tahrif edilen tarihin yeniden düzeltilmesi ve önyargılardan arındırılmış nesiller yetiştirilmesi, Fransa’da, âdeta, bir suç haline gelecektir.

Böyle bir tasarının kabulü halinde, düşünce ve ifade özgürlüğü, bilimsel araştırma ve bulguları yayınlama özgürlüğü Fransa için ortadan kalkmış olacaktır. Fransa Meclisi, Birinci Dünya Savaşıyla ilgili olarak yapılacak araştırmalardan hangi sonuçların çıkmasının gerekeceğini bir yasayla önceden belirlemiş olacaktır. Bu yasanın tespitlerinden farklı sonuçlara varmak, yasanın ihlali olacak ve dolayısıyla bir suç oluşturacaktır.

Tarihçilerin gerçekleri ifade etme özgürlüğü ve çabası, bir Fransız kanunuyla engellenmiş olacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin hayata geçirilmesi için hiçbir çabayı esirgememektedir. Bu bağlamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye’nin Fransa’yla ilişkilerinin gelişmesini de arzulamakta ve bu yolda atılan adımları desteklemektedir. Ancak, bu adımlardan olumlu sonuç alınması, iyi niyetin karşılıklı olmasına, Fransa Parlamentosunun benzer bir tutum içine girmesi bağlıdır.

Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin beş daimî üyesinden biridir. Bu çerçevede, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından birinci derecede sorumludur. Fransa, aynı zamanda Minsk sürecinin eş başkanlığını da yürütmektedir. Fransa Ulusal Meclisinin böyle bir yasa tasarısını benimsemesi halinde, Fransa Hükümetinin, uluslararası alanda yükümlendiği görevlerini yerine getirirken, Parlamentosunun kabul ettiği yasalardan etkileneceği ve tarafsızlık ilkesine bağlı kalmayacağı açıktır. Tarafsız olmayan ve güvenilirliğini yitirmiş bir Fransa’nın, gerek Türkiye açısından hayatî önem taşıyan Kafkasya bölgesinde, gerek Türkiye’yi doğrudan ve dolaylı olarak ilgilendiren diğer uluslararası sorunlarda barışın tesisi, istikrarın sağlanması görüntüsü altında atacağı her adımın, alacağı her inisiyatifin kuşkuyla karşılanması kaçınılmaz olacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, ulusal parlamentoların, akademik tarih tartışmalarına taraf olarak katılmalarının, savcı ve yargıç görevi üstlenerek bir ulusun tarihini karalamalarının görevleriyle bağdaşmadığı görüşündedir. Bir ulusun tüm kesimlerinin temsilcisi olan parlamentolar, daha iyi bir dünya yaratılmasına, uluslararasında dostluk duygularının pekiştirilmesine yarayacak adımların atılmasına, nefretin ve ırkçılığın körüklenmesiyle katkıda bulunamazlar. Parlamentolar ancak dostluğun pekiştirilmesi, hoşgörünün ve karşılıklı anlayışın yaygınlaştırılmasıyla uluslararası barışa katkıda bulunabilirler. Fransa Parlamentosundan da beklenen budur. Nitekim, Fransa Parlamentosu, Cezayir’de vuku bulan acı olayları değerlendirmeyi reddederek, bu olayların incelenmesini tarihçilere bırakmayı uygun bulmuştu. Türk Milleti, Fransız parlamenterlerden şimdi aynı davranışı beklemektedir.

Tarih, ulusların aralarında nefret yaratmak için kullanılmamalıdır. Bunun taşıdığı tehlikenin sorumluluğu, tarihi bu amaçla kullananlara aittir. Bu bağlamda, Fransa Parlamentosunun, nefret duygularıyla beslenmiş kişilerin, gerek Türk diplomatlarına gerek Fransız vatandaşlarına karşı giriştikleri, anıları halen tazeliğini koruyan cinayet kampanyasını bir kez daha hatırlamasında sonsuz yarar görmekteyiz.

Fransa Ulusal Meclisindeki bu girişim, uzun ve onurlu bir geçmişe sahip olan Türk-Fransız dostluk ilişkilerine ve iki ülke arasındaki örnek işbirliğine gölge düşürmüştür.

Bu gibi girişimlerin arkasında, Ermenistan’ın bugünkü yönetiminin önemli teşvikinin bulunduğu açıktır. Çarpıtılmış bir tarihe saplanıp kalarak, nefret ve şiddet tohumlarını ekmek yerine, Türkiye’ye karşı barışçı ve iyi komşuluk ilişkilerini esas alan politikalara yönelmek, her şeyden önce Ermenistan’ın halkına karşı olan görevlerindendir. Ermenistan’ın ve Ermeni halkının çıkarları, Türkiye’yle çatışmaktan değil, iyi ilişkiler kurmaktan geçmektedir. 



KAYNAK:
BİLGİ NOTU: TRT.NET, DEKLARASYON METNİ: TBMM TUTANAKLARI (9.1.2001-41. BİRLEŞİM)
(9 OCAK 2001)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş