|
MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin
basın toplantısı metni şöyle:
(22 Temmuz 2002)
Değerli Basın Mensupları;
Erken seçim sürecinde yaşanan son gelişmeler, çok sancılı ve sıkıntılı
bir döneme girilmekte olduğuna dair ciddi endişeleri de beraberinde getirmektedir
Seçim tarihi etrafındaki tartışmalar ve siyasi partilerimizin bu konuda
sergiledikleri tutumların sürekli değişmesi, Türkiye'yi belirsizliğin hakim
olduğu bir ortama sokmaktadır.
Bu durumun sürmesinin, tehlikeli bir kriz ortamına sürüklenilmesinin
şartlarını hazırlayacağından endişe edilmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisinin, bu gelişmeler ışığında yeni bir değerlendirme
yaparak konumuna ilişkin gerekli siyasi kararlar almak durumunda kalacağı
bir noktaya gelinmektedir.
3 Kasım tarihinin, ekonomik şartlar ve seçim sonrası dönemin siyasi
gerekleri ve takvimi açılarından da en uygun erken seçim tarihi olduğu
bütün açıklığıyla ortadadır.
Yüksek Seçim Kurulu Başkanı da, son basın toplantısında, seçim hazırlıkları
için asgari üç aylık bir süreye ihtiyaç bulunduğunu, bu sürecin ilk aşaması
olan seçmen kütüklerinin güncelleştirilmesi çalışmalarına başlanılabilmesi
için de, önce seçim kararının alınarak tarihin belirlenmesi gerektiğini
açıklamıştır.
15 Temmuz 2002 tarihinde yapılan Liderler Zirvesinde, bütün bu unsurlar
değerlendirilerek, seçimlerin 3 Kasım 2002 tarihinde yapılması konusunda
anlaşmaya varılmış ve konunun Parti yetkili organlarına götürülerek bu
yönde karar alınması üzerinde mutabık kalınmıştır.
Seçim takvimine ilişkin bu gerçekler ışığında, seçimlerin 3 Kasım tarihinde
yapılabilmesi için, Türkiye Büyük Millet Meclisinin en kısa zamanda toplanarak
ilk önce, seçimlerin 3 Kasım 2002 tarihinde yapılması için seçim kararı
alması bir zorunluluktur.
Bu nedenle de koalisyonu oluşturan partilerin liderleri, bu yönde ortak
hareket etmek ve Meclisimizin Temmuz sonu veya Ağustos başında toplantıya
çağrılarak en geç 3 Ağustos tarihine kadar erken seçim kararının alınmasını
sağlamak hususunda geçtiğimiz hafta içinde mutabık kalmışlardır.
Değerli basın mensupları;
Bu mutabakata rağmen, hafta sonunda yaşanan gelişmeler, koalisyon ortaklarımız
DSP ve ANAP'ın seçim tarihi ve bunun için Mecliste izlenecek sürece ilişkin
tutumlarını değiştirdiklerini göstermiştir.
DSP, seçimlerin en azından önümüzdeki yıla ertelenmesini savunmaktadır.
ANAP ise, Meclis ağustos başında toplandığında, ilk önce Avrupa Birliğinin
idam ve anadil konularındaki ön şartlarını karşılamak için bazı yasal düzenlemelerin
ele alınmasını ve bunların Meclisten geçmesinden sonra seçim tarihinin
kararlaştırılmasını öngören bir yaklaşımı benimsediği anlaşılmaktadır.
Buna göre, erken seçim tarihi ile AB yasaları arasında yeni bir denklem
kurulmakta ve seçim tarihinin bu yasaların Mecliste görüşülmesinden sonra
ele alınması öngörülmektedir. ANAP'ın, bu yeni denklem içinde de, görünürde
3 Kasım hedefine bağlı olduğu anlaşılmaktadır.
Koalisyon ortaklarımızın, liderler zirvesinde varılan mutabakatlardan
cayarak farklı bir tutum içine girmeleri bizim için yadırganacak bir gelişme
olmuştur.
Bu tutum değişiklikleri için dile getirilen gerekçe ve düşünceleri geçerli
ve inandırıcı bulmadığımızı ve bunları paylaşmadığımızı belirtmek istiyorum.
Seçimlerin 3 Kasım'dan sonraya bırakılmasının Türkiye'ye maliyeti çok
ağır olacaktır, Böyle bir gelişme bir kriz ortamını davet edecek, aynı
zamanda bir hükümet buhranı yaşanmasını da gündeme getirebilecektir.
Bunun sorumluluğunu kimsenin taşıyamayacağına, hangi siyasi düşünceyle
olursa olsun Türkiye'yi böyle bir kaos ortamına sürüklemeye kimsenin hakkı
olmadığına inanıyorum.
Değerli basın mensupları;
Milliyetçi Hareket Partisi, 57 inci Cumhuriyet Hükümetinin bugüne kadarki
icraat döneminde, uyum ve uzlaşma kültürünün yerleşmesi için üzerine düşen
görev ve sorumluluğun bütün gereklerini yerine getirmiş, büyük bir özveri
ile hareket etmiştir. Bu sorumlu tutumumuz erken seçim sürecine girilen
dönemde de sürdürülmüştür.
Milliyetçi Hareket Partisi, bu anlayışla, son dönemde Türkiye'nin bir
kriz ortamına sürüklenmemesi için 3 temel konuda çok önemli adımlar atmıştır.
Belirsizliğin giderek ağırlaştığı bugünkü ortamda bunları bir kere daha
hatırlatmak istiyorum.
Milliyetçi Hareket Partisi, ilk olarak, erken seçim döneminde ortaya
çıkan yeni şartlarda, 57 inci hükümetin 3 Kasım seçimlerine kadar geçecek
sınırlı bir sürede, Türkiye'nin seçimlere götürülmesini sağlamak için bu
yeni hüviyeti ile görevde kalmasının uygun olacağını savunmuştur.
3 Kasım seçimlerine hükümetin bugünkü yapısıyla gidilmesini istememizin
temel nedeni, bu ağır ortamda bir hükümet krizine yol açılmaması düşüncesi
olmuştur.
Milliyetçi Hareket Partisi, aynı şekilde, seçimlerin 3 Kasımda yapılması
şartıyla, idam konusunun yanı sıra AB'nin dayattığı anadilde eğitim ve
yayın konularında da, bu dayatmanın gereğini yerine getirmeye hazır ve
razı olan bizim dışımızdaki partilerin Mecliste ittifak yapmalarının önünü
açmış, erken seçim şartıyla bunu bir hükümet sorunu haline getirmeyeceğini
samimiyetle açıklamıştır.
Bilindiği gibi Parlamento aritmetiğinde 57 inci hükümetin kurulduğu
döneme nazaran çok köklü değişikler olmuştur. Hükümetin kurulduğu dönemde,
MHP'den sadece 7 fazla milletvekiliyle birinci parti olan DSP'nin milletvekili
sayısı şimdi MHP'nin sandalye sayısına düşmüştür.
Bugün, koalisyon ortağımız DSP ve ANAP'ın Parlamentodaki sandalye sayısının
toplamı, MHP'nin milletvekili sayısının çok az üstünde bir düzeydedir.
MHP, şartların temelden değişmesine rağmen, bugüne kadar bunu bir sorun
haline dönüştürmemiş ve hükümet içinde Bakanlıkların partiler arasında
dağılımı konusunu gündeme bile getirmemiştir.
MHP, 3 Kasımda seçim yapılması şartıyla ve bu anlayışla, temsil oranlarındaki
bu değişiklere rağmen hükümetin bugünkü yapısıyla seçimlere
gidilmesini kabul etmiştir.
Değerli basın mensupları;
Bu gerçekler ortadayken, ortağımız DSP'nin seçimlerin 2004 Nisanında
yapılmasını, bu mümkün olamazsa Nisan 2003'e ertelenmesini hangi anlayışla
istediğini bütün unsurlarıyla kavramanın kolay olmadığı kabul edilmelidir.
Diğer ortağımız ANAP'ın seçim tarihi ile AB yasaları arasında yeni bir
denklem kuran yaklaşımının da, seçimlerin 3 Kasımda yapılmaması riskini
taşıdığı düşünülmektedir.
ANAP Genel Başkanı Sayın Mesut Yılmaz, 20 Temmuz günü merkez karar organı
toplantısı sonucu yaptığı basın toplantısında, AB yasalarının 10 gün içinde
sonuçlandırılabileceğini ve erken seçim kararının bundan sonra 10 Ağustos
tarihine kadar alınabileceğini, bunun da seçimlerin 3 Kasımda yapılabilmesi
için gerekli hazırlıkları etkilemeyeceğini belirtmiştir.
Sayın Mesut Yılmaz, Yüksek Seçim Kurulu Başkanının seçim hazırlıklar
için en az 3 ay gerektiği ve bunun için de ilk önce seçim kararının alınarak
seçim tarihinin belirlenmesinin şart olduğu konusunda daha önce basın toplantısıyla
kamuoyuna açıkladığı görüşlerden farklı olarak, kendisi ile yaptığı özel
bir görüşmede bu hususu dile getirdiğini ifade etmektedir.
Bu konuda bazı endişelerimizin bulunduğunu belirtmek istiyorum.
Meclisin erken seçim tarihini AB yasalarından sonra Ağustos ortalarına
doğru alması, seçimlerin 3 Kasımda yapılmasını fiilen imkansız kılacak
bir sürecin başlamasına yol açabilecektir.
Ayrıca, Parlamento aritmetiğindeki son değişiklikler karşısında, TBMM
açıldığında temsil oranındaki değişiklikler nedeniyle, ilk önce Komisyonlara
yeni üyelerin seçiminin yapılması gerekecektir.
Bilindiği gibi Yeni Türkiye'nin kuruluş aşaması tamamlanarak bugün Parlamentomuzda
yeni bir parti grubu oluşmuştur. Bu partinin de milletvekili sayısı oranında
komisyonlarda temsil edilme hakkı doğmuştur.
Komisyonların bu şekilde oluşturulmasından sonra, AB yasalarının komisyonlarda
ele alınması, genel kurulda görüşülmesi ve TBMM'nin iradesinin ortaya çıkması
normal şartlarda uzun bir süreci gerektirecektir.
Bu durum karşısında, AB yasalarının erken seçim kararının önüne çekilmesi,
seçim kararını belirsiz bir ileri tarihe atacak, seçimlerin 3 Kasımda yapılmasını
tehlikeye sokacaktır.
3 Kasımda seçim yapılması kararının alınması için süre giderek daralmaktadır.
Bu konunun ilk planda ele alınması bir zorunluluktur. Hangi düşünceyle
olursa olsun bu konuda yaşanacak gecikme, seçimlerin 3 Kasımda yapılmasını
fiilen imkansız kılacak sonuçlar doğurabilecektir.
Değerli basın mensupları;
Milliyetçi Hareket Partisi'nin bu konulardaki tutumu ve anlayışı ile
bunların dayandığı düşünce ve gerekçeler bunlardır.
Seçimlerin 3 Kasımdan sonraya ertelenmesi veya 3 Kasımda yapılmasını
fiilen imkansız kılacak şartların ortaya çıkması halinde, Milliyetçi Hareket
Partisi'nin ortak hükümet etme sorumluluğunu paylaşmayı sürdürme imkanının
artık kalmayacağı açıktır.
Böyle bir karar alma noktasına gelmemiz halinde, bunun doğuracağı siyasi
ve hukuki sonuçlar da ortadadır. Bunun sorumluluğu Milliyetçi Hareket Partisi'ne
ait olmayacaktır.
Bu durumda yeni bir hükümet oluşumu süreci ile bu yeni hükümet yapılanmasıyla
yeni bir seçim süreci başlayacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye'nin böyle bir belirsizlik dönemine
girmesinin siyasi ve ekonomik şartları daha da ağırlaştırmasını bertaraf
etmek ve Türkiye'nin önünü açmak için 3 Kasım'da seçim kararının alınması
amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 29 Temmuz 2002 tarihinde olağanüstü
toplantıya çağrılması için bugün Meclis Başkanlığımıza yeterli imza ile
başvuruda bulunmuştur.
Meclisimiz 29 Temmuz günü toplandığında, ilkönce seçimlerin 3 Kasım'da
yapılması için gerekli karar alınabilecek ve bundan sonra da çalışmaların
devamı kararlaştırılarak, Milliyetçi Hareket Partisi'nin dışındaki partilerimizin
getirecekleri Avrupa Birliği yasaları görüşülebilecektir.
Bu samimi düşüncelerle, başta koalisyon ortaklarımız olmak üzere tüm
siyasi partilerimizi, gerekli seçim hazırlıklarının zamanında başlatılarak
seçimlerin 3 Kasım 2002 tarihinde yapılmasının şartlarının hazırlanmasında
ortak çaba sarf etmeye davet etmek istiyorum.
Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
|