Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
BAHÇELİ'NİN BASIN TOPLANTISI (15.7.2002)
DSP'DEN İSTİFALAR (Temmuz 2002)

BAHÇELİ'NİN BASIN TOPLANTISI...
22 Temmuz 2002
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, 22 Temmuz'da düzenlediği basın toplantısında, "erken seçimin 3 Kasım 2002 tarihinden sonraya ertelenmesi durumunda Hükümet'ten çekileceklerini" açıkladı.
 

Bahçeli'nin basın toplantısından...

"Seçimlerin 3 Kasım'dan sonraya ertelenmesi veya 3 Kasım'da yapılmasını fiilen imkansız kılacak şartların ortaya çıkması halinde, MHP'nin ortak hükümet etme sorumluluğunu paylaşmayı sürdürme imkanının artık kalmayacağı açıktır."

"Böyle bir karar alma noktasına gelmemiz halinde, bunun doğuracağı siyasi ve hukuki sonuçlar da ortadır. Bunun sorumluluğu MHP'ye ait olmayacaktır."

"Bu durumda yeni bir hükümet oluşumu süreci ile bu yeni hükümet yapılanmasıyla yeni bir seçim süreci başlayacaktır."

"Seçimlerin 3 Kasım'dan sonraya bırakılmasının Türkiye için maliyeti çok ağır olacaktır."

"Koalisyon ortaklarımızın liderler zirvesinde varılan mutabakatlardan cayarak, farklı bir tutum içine girmeleri bizim için yadırganacak bir gelişme olmuştur."

Bahçeli, gazetecilerin sorularını yanıtlarken, ''Açıklamalarınızdan 3 Kasım'da seçim olmazsa Hükümet'ten çekiliriz sonucu çıkıyor, doğru mu?'' sorusuna ''Evet'' karşılığını verdi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Başbakan Bülent Ecevit'in olası bir erken seçimde bazı partilerin yüksek oy oranına ulaşmasının rejim için sorun olacağını'' söylediğinin anımsatılması üzerine, şöyle konuştu:

"Siyasi partilerin kuruluşu ve tabi olacağı esaslar Anayasamızda ve ilgili mevzuatımızda açıkça belirtilmiştir. Siyasi partilerimizin faaliyetleri yargı denetimine tabidir. Kanunlarımıza uygun olarak kurulmuş olan ve seçimlere katılmaya hak kazanan partilerin bu yasal çerçevede içinde kaldıkları sürece, seçimlerde alacakların sonuçların bir rejim bunalımına yol açabileceği endişesinden hareketle bu aşamada böyle bir tartışma başlatılmasını gerekli bulmamaktayım.

Türkiye'nin anayasal kurumlarının ve bu çerçevede yargı organlarının, böyle bir gelişme halinde görevlerinin başında olacaklarından, anayasamızdan ve kanunlarımızdan aldıkları yetkiye dayanarak gerekli önlemleri alacaklarından hiçkimsenin şüphesi olmamalıdır."
 

MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin basın toplantısı metni şöyle:
(22 Temmuz 2002)

Değerli Basın Mensupları;

Erken seçim sürecinde yaşanan son gelişmeler, çok sancılı ve sıkıntılı bir döneme girilmekte olduğuna dair ciddi endişeleri de beraberinde getirmektedir

Seçim tarihi etrafındaki tartışmalar ve siyasi partilerimizin bu konuda sergiledikleri tutumların sürekli değişmesi, Türkiye'yi belirsizliğin hakim olduğu bir ortama sokmaktadır.

Bu durumun sürmesinin, tehlikeli bir kriz ortamına sürüklenilmesinin şartlarını hazırlayacağından endişe edilmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisinin, bu gelişmeler ışığında yeni bir değerlendirme yaparak konumuna ilişkin gerekli siyasi kararlar almak durumunda kalacağı bir noktaya gelinmektedir.

3 Kasım tarihinin, ekonomik şartlar ve seçim sonrası dönemin siyasi gerekleri ve takvimi açılarından da en uygun erken seçim tarihi olduğu bütün açıklığıyla ortadadır.

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı da, son basın toplantısında, seçim hazırlıkları için asgari üç aylık bir süreye ihtiyaç bulunduğunu, bu sürecin ilk aşaması olan seçmen kütüklerinin güncelleştirilmesi çalışmalarına başlanılabilmesi için de, önce seçim kararının alınarak tarihin belirlenmesi gerektiğini açıklamıştır.

15 Temmuz 2002 tarihinde yapılan Liderler Zirvesinde, bütün bu unsurlar değerlendirilerek, seçimlerin 3 Kasım 2002 tarihinde yapılması konusunda anlaşmaya varılmış ve konunun Parti yetkili organlarına götürülerek bu yönde karar alınması üzerinde mutabık kalınmıştır.

Seçim takvimine ilişkin bu gerçekler ışığında, seçimlerin 3 Kasım tarihinde yapılabilmesi için, Türkiye Büyük Millet Meclisinin en kısa zamanda toplanarak ilk önce, seçimlerin 3 Kasım 2002 tarihinde yapılması için seçim kararı alması bir zorunluluktur.

Bu nedenle de koalisyonu oluşturan partilerin liderleri, bu yönde ortak hareket etmek ve Meclisimizin Temmuz sonu veya Ağustos başında toplantıya çağrılarak en geç 3 Ağustos tarihine kadar erken seçim kararının alınmasını sağlamak hususunda geçtiğimiz hafta içinde mutabık kalmışlardır.

Değerli basın mensupları;

Bu mutabakata rağmen, hafta sonunda yaşanan gelişmeler, koalisyon ortaklarımız DSP ve ANAP'ın seçim tarihi ve bunun için Mecliste izlenecek sürece ilişkin tutumlarını değiştirdiklerini göstermiştir.

DSP, seçimlerin en azından önümüzdeki yıla ertelenmesini savunmaktadır.

ANAP ise, Meclis ağustos başında toplandığında, ilk önce Avrupa Birliğinin idam ve anadil konularındaki ön şartlarını karşılamak için bazı yasal düzenlemelerin ele alınmasını ve bunların Meclisten geçmesinden sonra seçim tarihinin kararlaştırılmasını öngören bir yaklaşımı benimsediği anlaşılmaktadır. Buna göre, erken seçim tarihi ile AB yasaları arasında yeni bir denklem kurulmakta ve seçim tarihinin bu yasaların Mecliste görüşülmesinden sonra ele alınması öngörülmektedir. ANAP'ın, bu yeni denklem içinde de, görünürde 3 Kasım hedefine bağlı olduğu anlaşılmaktadır.

Koalisyon ortaklarımızın, liderler zirvesinde varılan mutabakatlardan cayarak farklı bir tutum içine girmeleri bizim için yadırganacak bir gelişme olmuştur.

Bu tutum değişiklikleri için dile getirilen gerekçe ve düşünceleri geçerli ve inandırıcı bulmadığımızı ve bunları paylaşmadığımızı belirtmek istiyorum.

Seçimlerin 3 Kasım'dan sonraya bırakılmasının Türkiye'ye maliyeti çok ağır olacaktır, Böyle bir gelişme bir kriz ortamını davet edecek, aynı zamanda bir hükümet buhranı yaşanmasını da gündeme getirebilecektir.

Bunun sorumluluğunu kimsenin taşıyamayacağına, hangi siyasi düşünceyle olursa olsun Türkiye'yi böyle bir kaos ortamına sürüklemeye kimsenin hakkı olmadığına inanıyorum.

Değerli basın mensupları;

Milliyetçi Hareket Partisi, 57 inci Cumhuriyet Hükümetinin bugüne kadarki icraat döneminde, uyum ve uzlaşma kültürünün yerleşmesi için üzerine düşen görev ve sorumluluğun bütün gereklerini yerine getirmiş, büyük bir özveri ile hareket etmiştir. Bu sorumlu tutumumuz erken seçim sürecine girilen dönemde de sürdürülmüştür.

Milliyetçi Hareket Partisi, bu anlayışla, son dönemde Türkiye'nin bir kriz ortamına sürüklenmemesi için 3 temel konuda çok önemli adımlar atmıştır.

Belirsizliğin giderek ağırlaştığı bugünkü ortamda bunları bir kere daha hatırlatmak istiyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi, ilk olarak, erken seçim döneminde ortaya çıkan yeni şartlarda, 57 inci hükümetin 3 Kasım seçimlerine kadar geçecek sınırlı bir sürede, Türkiye'nin seçimlere götürülmesini sağlamak için bu yeni hüviyeti ile görevde kalmasının uygun olacağını savunmuştur.

3 Kasım seçimlerine hükümetin bugünkü yapısıyla gidilmesini istememizin temel nedeni, bu ağır ortamda bir hükümet krizine yol açılmaması düşüncesi olmuştur.

Milliyetçi Hareket Partisi, aynı şekilde, seçimlerin 3 Kasımda yapılması şartıyla, idam konusunun yanı sıra AB'nin dayattığı anadilde eğitim ve yayın konularında da, bu dayatmanın gereğini yerine getirmeye hazır ve razı olan bizim dışımızdaki partilerin Mecliste ittifak yapmalarının önünü açmış, erken seçim şartıyla bunu bir hükümet sorunu haline getirmeyeceğini samimiyetle açıklamıştır.

Bilindiği gibi Parlamento aritmetiğinde 57 inci hükümetin kurulduğu döneme nazaran çok köklü değişikler olmuştur. Hükümetin kurulduğu dönemde, MHP'den sadece 7 fazla milletvekiliyle birinci parti olan DSP'nin milletvekili sayısı şimdi MHP'nin sandalye sayısına düşmüştür.

Bugün, koalisyon ortağımız DSP ve ANAP'ın Parlamentodaki sandalye sayısının toplamı, MHP'nin milletvekili sayısının çok az üstünde bir düzeydedir.

MHP, şartların temelden değişmesine rağmen, bugüne kadar bunu bir sorun haline dönüştürmemiş ve hükümet içinde Bakanlıkların partiler arasında dağılımı konusunu gündeme bile getirmemiştir.

MHP, 3 Kasımda seçim yapılması şartıyla ve bu anlayışla, temsil oranlarındaki bu değişiklere rağmen hükümetin bugünkü yapısıyla seçimlere
gidilmesini kabul etmiştir.

Değerli basın mensupları;

Bu gerçekler ortadayken, ortağımız DSP'nin seçimlerin 2004 Nisanında yapılmasını, bu mümkün olamazsa Nisan 2003'e ertelenmesini hangi anlayışla istediğini bütün unsurlarıyla kavramanın kolay olmadığı kabul edilmelidir.

Diğer ortağımız ANAP'ın seçim tarihi ile AB yasaları arasında yeni bir denklem kuran yaklaşımının da, seçimlerin 3 Kasımda yapılmaması riskini taşıdığı düşünülmektedir.

ANAP Genel Başkanı Sayın Mesut Yılmaz, 20 Temmuz günü merkez karar organı toplantısı sonucu yaptığı basın toplantısında, AB yasalarının 10 gün içinde sonuçlandırılabileceğini ve erken seçim kararının bundan sonra 10 Ağustos tarihine kadar alınabileceğini, bunun da seçimlerin 3 Kasımda yapılabilmesi için gerekli hazırlıkları etkilemeyeceğini belirtmiştir.

Sayın Mesut Yılmaz, Yüksek Seçim Kurulu Başkanının seçim hazırlıklar için en az 3 ay gerektiği ve bunun için de ilk önce seçim kararının alınarak seçim tarihinin belirlenmesinin şart olduğu konusunda daha önce basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladığı görüşlerden farklı olarak, kendisi ile yaptığı özel bir görüşmede bu hususu dile getirdiğini ifade etmektedir.

Bu konuda bazı endişelerimizin bulunduğunu belirtmek istiyorum.

Meclisin erken seçim tarihini AB yasalarından sonra Ağustos ortalarına doğru alması, seçimlerin 3 Kasımda yapılmasını fiilen imkansız kılacak bir sürecin başlamasına yol açabilecektir.

Ayrıca, Parlamento aritmetiğindeki son değişiklikler karşısında, TBMM açıldığında temsil oranındaki değişiklikler nedeniyle, ilk önce Komisyonlara yeni üyelerin seçiminin yapılması gerekecektir.

Bilindiği gibi Yeni Türkiye'nin kuruluş aşaması tamamlanarak bugün Parlamentomuzda yeni bir parti grubu oluşmuştur. Bu partinin de milletvekili sayısı oranında komisyonlarda temsil edilme hakkı doğmuştur.

Komisyonların bu şekilde oluşturulmasından sonra, AB yasalarının komisyonlarda ele alınması, genel kurulda görüşülmesi ve TBMM'nin iradesinin ortaya çıkması normal şartlarda uzun bir süreci gerektirecektir.

Bu durum karşısında, AB yasalarının erken seçim kararının önüne çekilmesi, seçim kararını belirsiz bir ileri tarihe atacak, seçimlerin 3 Kasımda yapılmasını tehlikeye sokacaktır.

3 Kasımda seçim yapılması kararının alınması için süre giderek daralmaktadır. Bu konunun ilk planda ele alınması bir zorunluluktur. Hangi düşünceyle olursa olsun bu konuda yaşanacak gecikme, seçimlerin 3 Kasımda yapılmasını fiilen imkansız kılacak sonuçlar doğurabilecektir.

Değerli basın mensupları;

Milliyetçi Hareket Partisi'nin bu konulardaki tutumu ve anlayışı ile bunların dayandığı düşünce ve gerekçeler bunlardır.

Seçimlerin 3 Kasımdan sonraya ertelenmesi veya 3 Kasımda yapılmasını fiilen imkansız kılacak şartların ortaya çıkması halinde, Milliyetçi Hareket Partisi'nin ortak hükümet etme sorumluluğunu paylaşmayı sürdürme imkanının artık kalmayacağı açıktır.

Böyle bir karar alma noktasına gelmemiz halinde, bunun doğuracağı siyasi ve hukuki sonuçlar da ortadadır. Bunun sorumluluğu Milliyetçi Hareket Partisi'ne ait olmayacaktır.

Bu durumda yeni bir hükümet oluşumu süreci ile bu yeni hükümet yapılanmasıyla yeni bir seçim süreci başlayacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye'nin böyle bir belirsizlik dönemine girmesinin siyasi ve ekonomik şartları daha da ağırlaştırmasını bertaraf etmek ve Türkiye'nin önünü açmak için 3 Kasım'da seçim kararının alınması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 29 Temmuz 2002 tarihinde olağanüstü toplantıya çağrılması için bugün Meclis Başkanlığımıza yeterli imza ile başvuruda bulunmuştur.

Meclisimiz 29 Temmuz günü toplandığında, ilkönce seçimlerin 3 Kasım'da yapılması için gerekli karar alınabilecek ve bundan sonra da çalışmaların devamı kararlaştırılarak, Milliyetçi Hareket Partisi'nin dışındaki partilerimizin getirecekleri Avrupa Birliği yasaları görüşülebilecektir.

Bu samimi düşüncelerle, başta koalisyon ortaklarımız olmak üzere tüm siyasi partilerimizi, gerekli seçim hazırlıklarının zamanında başlatılarak seçimlerin 3 Kasım 2002 tarihinde yapılmasının şartlarının hazırlanmasında ortak çaba sarf etmeye davet etmek istiyorum.

Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
 


(22 Temmuz 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.