Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
CHP SEÇİM BİLDİRGESİ (2002)
58. HÜKÜMET
SEÇİMLER ANA SAYFA
SEÇİM SONUÇLARI ANA SAYFA
3 KASIM 2002 SEÇİMLERİ

CHP GENEL BAŞKANI BAYKAL'IN GRUP KONUŞMASI...
Baykal'ın 22. Dönem ilk grup toplantısında yaptığı konuşma...
18 Kasım 2002
3 Kasım Milletvekili Genel Seçimleri'nden "Ana Muhalefet" partisi olarak çıkan Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 22. Dönem Parlamento'daki ilk grup toplantısı, 18 Kasım 2002'de gerçekleştirildi.
 
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP'nin Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna temel olan ana felsefenin, siyasi temellerinin inançla, bilinçle sahibi olmaya devam edeceğini bildirdi. Baykal, "Türkiye'nin tarihin içinden olağanüstü bir başarıyla laik, demokratik bir sosyal hukuk devletini nasıl çıkardığını hiçkimsenin unutmasına izin veremeyiz" dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, inanç özgürlüğünün her türlü tartışmanın ötesinde olduğunu, ancak Türkiye'nin dini inançların yönlendirdiği, şekillendiridiği bir devlet yapısına hiçbir zaman girmeyeceğini bildirdi. Baykal, "Bu konuların tartışılmasının, bu konuda açıktan veya dolaylı davranışlara yönelinmesinin, siyasi gerginlikler üretilmesinin hiçkimseye hiçbir yararı olmayacağını bilinmesi gerekir. Türkiye bu konuları aşmıştır" şeklinde konuştu.

Baykal, muhalefetin geçmişteki "Engelleyici, tıkayıcı, güçleştirici, kriz çıkarıcı, çözüm değil sorun yaratan tutumunu" takınmayacaklarını bildirdi. Deniz Baykal, "İkdidara karşı takınacağımız tutum, hakşinas, adaletli ve iyi niyetli olacak" dedi.

1999 seçimlerinde parlamento dışı kalan CHP'nin yaklaşık 3.5 yıl sonra yaptığı ilk grup toplantısı, milletvekillerinin yanı sıra büyük bir izleyici gurubunun katılımıyla gerçekleşti.

CHP'nin parlamento dışında kaldığı dönem boyunca yaptığı çalışmaların "Haklı sonucu" olarak yeniden TBMM'de yerini aldığını bildiren Baykal, CHP'nin 3.5 yıl içinde Türkiye için önemini ve vazgeçilmezliğini kanıtladığını söyledi. Baykal, gelinen noktanın CHP'nin kendine olan güveni ve parti ilkelerine duyduğu inancın sonucu olduğunu bildirdi.

"Türkiye'nin yeni bir döneme girdiğini, yeni dönemde CHP'nin çok büyük sorumluluklar üstlenmesinin zorunlu olduğunu" ifade eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu sorumluluğumuz sadece bize oy veren vatandaşlarımıza karşı değil, bütün milletimize yöneliktir. Görevlerimizi, sorumluluğumuzun bütün millete yönelik olduğunu unutmadan yapacağız. İnanıyoruz ki, Türkiye için iyi olan herşey CHP için de iyidir. O nedenle Türkiye'nin önünü açabilecek bütün gayretleri CHP olarak göstermeliyiz."
 

CHP Genel Başkanı Baykal'ın 22. Dönem ilk Grup toplantısında yaptığı konuşma şöyle:
(18 Kasım 2002)

Değerli arkadaşlarım, 22. dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarının ilk Cumhuriyet Halk Partisi Genel Kurul toplantısını açıyorum.

Bu toplantının partimize, ülkemize, halkımıza mutluluk verici çalışmaların başlangıcı için önemli bir çıkış noktası olmasını diliyorum.

3 Kasım seçimlerinde sergilediğiniz başarı ve gerçekleştirdiğiniz bu güzel sonuç için hepinizi içten, yürekten kutluyorum, başarılar diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, şu anda tarihi bir anı yaşamakta olduğumuzu hiç kuşku duymuyorum hepiniz derinden hissediyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi 1999 seçimleri sonucunda parlamento dışında kalmış bir siyasi parti olarak geride bıraktığımız 3,5 yıllık dönemde yaptığı çalışmaların haklı sonucu olarak bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi içindeki şerefli yerini almıştır. Bu gerçekten bütün ülke için ve özellikle bu başarıyı gerçekleştiren siz milletvekili arkadaşlarım için daima onurla, kıvançla hatırlayacağınız bir büyük olaydır.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten de Cumhuriyet Halk Partisi 1999 seçimlerinde parlamento dışında kalmış olmasına rağmen gerçekleştirdiği çalışmalarla Türk siyasal yaşamı için taşıdığı önemi, vazgeçilmezliği bütün yurttaşlarımıza kabul ettirerek bu sonucun gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Bu sonuç hiç kuşku yok ki sizin, Cumhuriyet Halk Partisinin kendisine olan güven duygusu içinde partisinin ilkelerine olan inancı ile yaptığı çalışmaların bir sonucudur. Hiçbir zaman böyle bir buluşmayı gerçekleştiremeyeceğimiz gibi bir duygunun içine girmedik. Daima Cumhuriyet Halk Partisinin TBMM içindeki yerini alacağından kuşku duymadan inançla çalışmalarımızı sürdürdük. Kendimize güvenle çalıştık, ilkelerimize, partimize, partimizin ilkelerine olan inancımızla çalıştık. Ve bugün mutlulukla görüyorum ki, bu inançlı çalışma ve halkımızın Cumhuriyet Halk Partisine verdiği değerin Cumhuriyet Halk Partisinin önemini çok derinden biliyor olmasının sonucunda bu güzel manzara gerçekleşmiştir. Bu sonucu partililerimize ve halkımıza borçluyuz. Böyle bir sonucu gerçekleştirmeyi başardığınız için sizi kutlarken, böyle bir oluşumun başında Cumhuriyet Halk Partisine hizmet etme fırsatını bulduğum için duyduğum mutluluğu milletimize ve size ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye yeni bir döneme girdi. Önümüzde yeni görevler, yeni sorumluluklar var. Bu görevleri, bu sorumlulukları yerine getirmeye çalışacağız. Başladığımız nokta bunalımlı bir noktadır. Türkiye'nin geride bıraktığımız dönemde yaşadığı büyük acılar, sıkıntılar ülkemizi gerçekten ağır sorunlarla karşı karşıya bırakmıştır. Bunu hepimiz derinden biliyoruz. Ama böyle bir başlangıcı yaparken umut verici çıkış noktalarına sahip olduğumuzu da anımsamalıyız. Geleceğe bu duygularla güvenle, inançla bakmalıyız. Bu yeni dönemde Cumhuriyet Halk Partisi olarak çok büyük sorumluluk üstlendik. Bu sorumluluğumuz sadece bize oy veren vatandaşlarımıza yönelik değildir. Bu sorumluluğumuz bütün milletimize yöneliktir. TBMM içinde verdiği oylarla temsilcilerini görev yapma şansına kavuşturmuş olan, olamayan bütün vatandaşlarımıza karşı bizim TBMM içindeki muhalefet partisi olarak büyük sorumluluğumuz vardır. Bu görevimizi büyük bir dikkatle yapmaya çalışacağız. Hiçbir zaman sorumluluğumuzun milletimize yönelik olduğunu unutmadan yapmaya çalışacağız ve Türkiye'de iktidar, muhalefet ilişkilerini yeni bir anlayışın içine oturtturmaya gayret edeceğiz. Türkiye'nin içine sürüklendiği ağır kriz ortamından çıkması iktidarın çabalarına olduğu kadar muhalefetinde tutumuna bağlıdır. Bunun bilinci içindeyiz. Türkiye'nin bunalımdan çıkması için en iyi niyetli, düşünülebilecek en sorumlu davranışları sergilemekten kesinlikle uzak durmayacağız. Çünkü biz inanıyoruz ki, Türkiye için iyi olan herşey Cumhuriyet Halk Partisi içinde iyidir. Türkiye'nin iyiliği Cumhuriyet Halk Partisinin de iyiliği demektir. O nedenle Türkiye'mizin önünü açmaya yönelik bütün gayretleri Cumhuriyet Halk Partisi olarak sahipleneceğiz, destekleyeceğiz. Sorumluluğumuzu Türkiye'ye karşı düşünüyoruz. Sorumluluğumuzu bütün milletimize karşı düşünüyoruz. Bu anlayışlar içinde görev yapacağız. Muhalefeti eski, alışılmış, engelleyici, tıkayıcı, güçleştirici, kriz çıkarıcı bir yaklaşım içinde kesinlikle sürdürmeyeceğiz. Sorun üreten değil, çözüm üreten bir siyaset anlayışını benimseyeceğiz. Bunun örneklerini TBMM'de sergileyeceğiz.

Böyle bir muhalefet anlayışıyla yola çıkıyoruz. Türkiye'nin çok büyük sorunları var. Ama çok önemli avantajları da var. Bunu unutmamak gerekiyor. Bir defa Türkiye geride bıraktığımız dönemde ülkenin sorunlarına yönelik doğru yaklaşımları geliştirmek için ciddi arayışlara yönelmiştir. Bugün yeni bir meclis olarak göreve başlarken bu meclisin en önemli unsurlarından birisi muhalefet partisi olarak Cumhuriyet Halk Partisi kimliğimizle göreve başlarken geçmiş dönemde elinden gelen gayreti sergilemiş olan 21. dönem TBMM üyelerini ve hükümetlerini de saygıyla ve şükranla selamlamak istiyorum.

Güç bir dönemde görev yapmışlardır. Güçlükleri taşımışlardır ve sonucuna katlanmışlardır. Siyasal yaşamımızda örnek bir demokratik anlayışı sergilemişlerdir. Bu yaklaşımları dolayısıyla ve 21. dönemde gerçekleştirilen bazı önemli açılımlar, atılımlar dolayısıyla siyasal tarihimiz içinde saygın bir yeri almışlardır. Bunu ifade etmeyi alicenaplık ve kadirbilirlik görevi olarak gördüğümü belirtmeliyim. Özellikle yaz aylarında TBMM'nin gerçekleştirdiği büyük demokratik atılımlar, reformlar Türkiye'nin dünyadaki yerini, konumunu sağlamlaştırmaya önemli katkı yapmıştır, Türkiye'nin ufkunu açmıştır. Gerçekten çok büyük bir hizmet olmuştur. Bugün Türkiye'nin dünyaya açılma doğrultusundaki arayışlarına en sağlam dayanaklardan birisini TBMM'nin bütün dünyayı şaşırtan Ağustos ayındaki büyük demokratik açılımları gerçekleştirmiştir. Bunu hiçbirimizin unutmaması gerekir diye düşünüyorum.

Ayrıca ayrıntılarına girmek istemiyorum ama yaşanmış olan krizin kontrol altına alınması için ciddi açılımlar yapılmıştır. Bu açılımlar sonucunda izlenen politikanın olumlu işaretleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Elbette atılması gereken yeni, önemli adımlar vardır. Düzeltilmesi gereken çok ciddi noktalar vardır. Sosyal sorunlarımız olağanüstü ağırlaşmıştır. Ama Türkiye'de ekonomik krizin denetim altına alınmaya başlandığı, ekonomik büyümenin ilk işaretlerinin ortaya çıkmaya başladığı, ihracattaki artışların kendisini göstermeye başladığı gözden kaçırılmaması gereken önemli noktalardır. Bu büyük dönüşümünde hakkının tarih içinde verileceğini şimdiden bildiğimizi ifade etmek istiyorum.

Bu duygularla muhalefet yapacağız. Geçmişe yönelik yaklaşımımız böyle olacak. Şuandaki iktidara karşı davranışımızda hakşinas, adaletli ve iyi niyetli olacak. Türkiye'nin kazanmasını sağlamaya yönelik bir üslupla siyaset yapmaya çalışacağız. Elbette bu anlayışımızın bazı temel çıkış noktalarında herkes tarafından kabul edilmesi gereken özel duyarlılıklar taşıdığını da burada ifade etmek istiyorum. Önce herkesin şunu çok iyi bilmesi gerekir ki, biz Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna temel olan ana felsefenin, yani Milli Kurtuluş Savaşının, Kuvvayi Milliye'nin, Müdafai Hukuk Hareketinin ve ondan sonra gerçekleştirilen Türkiye Cumhuriyetinin siyasi temellerinin inançla, bilinçle sahibi olmaya devam edeceğiz.

Türkiye'nin tarihin içinden bu bölgede olağanüstü bir başarıyla laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devletini çıkarmayı nasıl başardığını hiç kimsenin unutmasına izin vermeyeceğiz. Bunun Türkiye'mizin en büyük kazancı olduğunu, geleceğe yönelik sorunlarımızı göğüslerken bize en büyük gücü veren temel çıkış noktasının laik, demokratik cumhuriyet olduğunu, Atatürk Cumhuriyeti olduğunu hiçbir zaman unutmayacağız, kimseye de unutturmayacağız.

Gerçektende değerli arkadaşlarım, Türkiye bu coğrafyada başka hiçbir ülkenin sergileyemediği olağanüstü bir başarıyı gerçekleştirmiş bir ülkedir. Biz toplumunun ezici çoğunluğu Müslüman bir ülkeyiz. Bununla da iftihar ediyoruz. Biz aynı şekilde devlet düzeni laik demokratik cumhuriyet olan bir ülkeyiz. Bununla da iftar ediyoruz. Bu sentezin, bu ikilemin bir arada, barış içinde, uyum içinde yaşayabileceğinin dünyadaki tek örneğini veren ülke Türkiye Cumhuriyetidir. Bu olağanüstü önemli bir olaydır. Bütün dünya bu olayı Türkiye modeli olarak ilgiyle, dikkatle izlemektedir ve herkesin ah diğer ülkelerde bunu gerçekleştirebilse diye bir ölçüde bir büyük özlemle, bir ölçüde bunun gerçekleşemeyeceğini bilerek, hayıflanarak değerlendirdikleri bir modeldir. Bu Türkiye modelinin değerini çok iyi bilmemiz gerekiyor. Bizim sistemimizde çağdaş hukuk düzeni vardır. Bizim sistemimizde kadın, erkek eşitliği vardır. Bizim sistemimizde laik, demokratik Cumhuriyet vardır. Hiç kimsenin inancına devletin karışmaya hakkı yoktur. Herkesin inancına herkesin derin bir saygı duyması kaçınılmazdır. Devletin herkesin inancına derin bir saygı duyması kaçınılmazdır. İnanç özgürlüğü, ibadet özgürlüğü her türlü tartışmanın ötesindedir. Ama Türkiye dini inançların yönlendirdiği, şekillendirdiği bir devlet yapısı içine hiçbir zaman girmeyecektir, girmemelidir. Bu dine saygınında gereğidir. Bu devlete saygınında gereğidir. Bizim sistemimiz bunu uygulamaya aktarmış, başarmış dünyadaki tek büyük örnektir. Bunu kıskançlıkla korumak durumunda olduğumuzu biliyoruz. Bunu önümüzdeki dönemde de bir temel anlayış olarak koruyacağız, sürdüreceğiz. Bu konuda işin başında çok açık ve net olmak gerektiğine inandığım için bunu söylüyorum. Bu konuların tartışılmasının, bu konularda açıktan ya da dolaylı arayışlara yönelinmesinin, siyasi gerginlikler üretilmesinin hiç kimseye hiçbir yararı olmayacağının çok açık bilinmesine ihtiyaç vardır. Türkiye bu konuları aşmıştır. Türkiye bu konularda bir arayış içinde değildir. Türkiye'nin önünde ekonomik, sosyal sorunları vardır. Dünyadaki yerini almaya yönelik sorunları vardır. Bu sorunları el.birliği ile çözmemiz gerekiyor. Biz bu anlayışla ortaya çıkacak olan bütün açılımlara, atılımlara içtenlikli desteğimizi sonuna kadar vereceğiz.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye ekonomik krizden çıkış çabalarını sergilerken artık ülkemizin sosyal sorunlarının kesinlikle ihmal edilemez bir noktaya geldiğini de bilmek durumundadır. Ekonomik sorunların çözülmesi öncelikli hedefimizdir. Ama Türkiye'de artık sosyal sorunların büyük önem kazandığını da kimsenin unutmaması gerekiyor. Gerçekten Türkiye 2 milyonun üzerinde insanın işini kaybettiği, ekonomik bunalımın kazanç kapılarını herkes için kapattığı, özellikle tarımın çok büyük bir bunalım içine girdiği bir dönemden yola çıkıyor. Yola çıkarken bu sorunları CHP olarak çok büyük bir öncelikle sahiplenerek görevimizi yapmak durumundayız. Önümüzdeki dönem parlamentosunda CHP sosyal sorunların sahibi bir siyasi parti kimliği ile ortaya çıkacaktır, çıkmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, CHP grubu olarak bu döneme büyük umutlarla ve heyecanla başlıyoruz. Yeni bir grubumuz var. Sanıyorum daha önce parlamentoda görev alma durumunda olmuş, sadece 32 arkadaşımız var. 178 kişilik parlamentomuzun içinden sadece 32 arkadaşımız geçmiş parlamentolarda görev yapmıştır. Bu CHP'nin yepyeni bir gruba sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu grubun içinde yer alan arkadaşlarım buraya gelmek için partilerinde ve toplumlarında kendilerini, başarılarını kanıtlayan çok değerli çalışmalar yapmışlardır. Buraya gelen arkadaşlarımız bir rastlantıyla buraya gelmiş değillerdir. Buraya gelen arkadaşlarımızın her birisinin arkasında çok değerli, seçkin kamu hizmeti vardır. Bu kamu hizmeti partide olabilir, özel sektörde olabilir, sendikada olabilir, iş yerinde olabilir, meslek yaşamında olabilir, avukatlıkta olabilir, doktorlukta olabilir. Ama nerede olursa olsun bu çalışmaları yapan arkadaşlarımın daima davranışlarına yön veren bir derin toplumsal sorumluluk duygusu, toplumsal yararlı olma bilinci onlara yön vermiştir. Hiçbir zaman kendileri için değil, daima toplum için, daima ülke için çalışmayı kendilerine ilke edinmişlerdir. Bunu her birinizin şahsında özel olarak biliyorum. Her birinizin bu niteliklerinizle buraya geldiğinizi ben biliyorum, bütün Türkiye'nin de bilmesini istiyorum. Geçmişte bu anlayışla çalışarak buralara geldiniz. Artık bundan sonra bu anlayışı çok daha ileri götürme sorumluluğu ile karşı karşıyasınız. Bundan sonra bu anlayışla çalışmalarımızı daha da ileri götüreceğiz. Her şeyi toplumumuz için, ülkemiz için yapmaya çalışacağız. Kendi kimliklerimizi benliklerimi, kişisel anlayışlarımızı aşarak Türkiye'ye sahip çıkmaya, Türkiye'ye yararlı olmaya çalışacağız.

Uygun bir noktada yola çıkıyoruz. Arkamızda CHP'nin hepimize onur veren şerefli ve büyük tarihi var. Ondan güç alıyoruz. CHP'nin sağlam ilkeleri var. Hepinizin arkasında toplumsal sorumluluk duygusundan kaynaklanan kişisel erdem ve ahlak anlayışı var. Hepimizin Türkiye için birikimimizi, yeteneğimizi, gücümüzü seferber etmenin zamanıdır. El ele vereceğiz, CHP olarak Türkiye'yi muhalefettin ayağa kaldırmak için üzerimize düşen görevi yapacağız. Hepinizi tekrar kutluyorum, başarılar diliyorum.
 


(28 KASIM 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.