Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
DSP'DEN İSTİFALAR (Temmuz 2002)

İSMAİL CEM'İN BASIN TOPLANTISI...
"Derviş ve Özkan ile yeni parti kuruyoruz..."
12 Temmuz 2002
Dışişleri Bakanlığı görevinden ve DSP'den 11 Temmuz 2002'de istifa eden İsmail Cem, 12 Temmuz'da düzenlediği basın toplantısında, istifa gerekçelerini anlattı, Kemal Derviş ve Hüsamettin Özkan ile yeni parti kurma kararı aldıklarını açıkladı
 

Cem, Ankara Gazeteciler Cemiyeti'nde düzenlediği basın toplantısında, istifasının gerekçeleri ve geleceğe dönük planları hakkında bilgi verdi.

Cem, hükümetin, iç çekişmeler nedeniyle iktidar olmak vasfından uzaklaştığını öne sürerek, DSP ağırlığındaki siyasal dengenin bozulduğunu ve Türkiye'nin, ihtiyaç duyduğu adımları atamayan, uzlaşma ve çözüm üretemeyen bir yapıya dönüştüğünü kaydetti.

DSP'nin geçmişte olumlu uygulamalara öncülük ettiğini ifade eden Cem, "Özellikle yanlış yönetim anlayışının giderek ağırlık kazanmasıyla, DSP demokratik sol ilkelerini hayata geçirecek gücü kaybetmiştir. Bunu yeniden kazanabileceği umudu da toplumda kaybolmuştur. Türkiye'yi sosyal demokrat anlayışıyla yönetmek işlevi sahipsiz kalmıştır, boşlukta kalmıştır" dedi.

"Özgürlük ve demokrasi, ciddiyet ve temiz bir yönetim istiyor" diyen Cem, Türkiye'nin etkin bir yönetime ihtiyacı olduğunu konuşmasında birkaç kez vurguladı ve Özkan ve Derviş'le birlikte yeni bir parti kurma kararı aldılarını açıkladı.

Cem, kuracakları partinin, sosyal demokrasinin katkısını getirecek ve toplumsal beraberliğe öncülük yapacak bir hareket olacağını belirtti.

Cem, yeni partinin niteliklerine ilişkin mesaj verirken de, yenileşmenin altını çizdi. Cem, "Bütün çağdaş birikimlerin birlikteliğiyle, uzlaşmasıyla gerçekleşecek bu yenileşme sürecine sosyal demokrasinin katkısını getirmek üzere, bütün Türkiye'yi kucaklamak üzere biz yeni siyasal partimizi oluşturmaktayız" diye konuştu.

İsmail Cem, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik hedefinin bir toplumsal değişim projesi olduğunu bildirdi, AB'a üyelik süreciyle ilgili siyasal ve ekonomik dönüşüm yasalarını tamamlamanın öncelikli hedefleri olduğunu kaydetti.
 

İsmail Cem'in basın toplantısında okuduğu 9 sayfalık metin şöyle:
(12 Temmuz 2002)

HEDEF: ÇAĞDAŞ ÇOĞUNLUĞUN SOSYAL DEMOKRASİ EKSENİNDEKİ İTTİFAKINI VE İKTİDARINI GERÇEKLEŞTİRMEK...

Sevgili vatandaşlarım, değerli basın mensupları,

Türkiyemizin sıkıntılı bir dönemden geçtiği, zor günler yaşamakta olduğumuz açıktır.

Önce kesin bir inancımı vurgulamak istiyorum.

Kimse, Türkiye'nin içinden ya da dışından kimse, hesabını yanlış yapmasın: Türkiye'nin günümüzdeki sorunlarına günümüzdeki görüntüsüne bakıp da Türkiye'nin geleceğine pay biçmesin. Türkiye'nin geleceği için hüküm vermesin.

Türkiye'nin elbette büyük sorunları var. Ama Türkiye'nin gücü, Türkiye'nin birikimi, gücü, Türkiye'nin kudreti, sorunlarından çok daha büyüktür.

Bu gücü hayata geçirecek olan Türkiye'nin çağdaş birikimleridir. Birikimleri büyük bir ittifaka, sosyal demokrasi eksenindeki çağdaş çoğunluğa, çağdaş çoğunluğun iktidarına dönüştürmek önümüzde duran vazifedir. Bizim iddiamız, bizim amacımız budur, bunu gerçekleştirmek için yola çıkmaktayız.

Sorun yaratan değil, çözüm üreten siyasete ihtiyaç var. Bağnazlığın değil, aklın temsilcisi olan, ataletin değil, değişimin ifadesi olan bir siyaset...

Demokratik değişimin öncüsü ve sözcüsü olan bu yeni siyasetin işlevi, Türkiye'yi yenileştirmektir.

Bu bilinçle, Türkiye'ye büyük bir güvenle bu basın açıklamasını yapmaktayım. Bu açıklamalarımla ilgili soru almayacağım, ilerde suallere ve cevaplara çok fırsatımız olacak.

Sevgili vatandaşlarım,

Bu toplantıya önce teşekkürle başlamak istiyorum.

Dışişleri Bakanlığındaki çalışmamda, bana en büyük desteği veren, en doğru yönlendirmeleri yapan Başbakanımız Sayın Ecevit'e şükranımı sunuyorum. Sayın Ecevit'in bazen çetin ve çileli, ama her zaman dürüst ve onurlu siyasal yaşamında ülkemize ve halkımıza yaptığı hizmetler de daima şükranla anılacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanımız Sezer'e, Sayın Dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Demirel'e en üst düzeydeki yönlendirmeleri ve çok değerli destekleri için şükranımı sunuyorum.

Aynı şekilde Sayın Genelkurmay Başkanına ve güvenlik boyutu taşıyan dış konularda çok yoğun ortak çalışmalar yaptığımız sayın komutanlara, beş yılın hükümetlerinde birlikte çalıştığımız bakanlara, bu hükümetlerde Başbakan ve Başbakan Yardımcılığı sorumluluğunu taşımış Sayın Yılmaz'a, Sayın Sezgin'e, son hükümette kendisinden her zaman değerli destek gördüğüm Sayın Bahçeli'ye ve Sayın Özkan'a teşekkürümü sunuyorum.

En özellikli şükranım, elbette Dışişleri Bakanlığı'nın mensuplarına, çalışma arkadaşlarıma yöneliktir. Kendileri, Türkiye'nin en kıymetli birikiminde yer almaktadır. Çalışkanlıklarıyla, disiplinli yaklaşımlarıyla memleket sevgileriyle hepimize örnektir. Kendilerine çok büyük bir teşekkür borçluyum.

Ve elbette basınımıza, siz meslektaşlarıma, özellikle diplomasi muhabirlerine, öneriniz, eleştiriniz için, dostluğunuz için, ayrıca bu mekanı bana sağlayan Ankara Gazeteciler Cemiyeti'ne teşekkürlerimi sunmaktayım.

Bütün bunların ötesinde ve üstünde, benim büyük teşekkürüm ve gönül borcum halkımadır. Bakanlığımın ilk gününde yaptığım konuşmada, dış siyaseti halkımızın ekmeği ve esenliği, çocuklarımızın geleceği ve güvenliği olarak tanımlamıştım. Beş yıl süresince halkımın bana verdiği bazen sesli, bazen sessiz destek, benim en büyük siyasal övüncüm ve mutluluğum olmuştur.

Hükümetten ve DSP'den istifam, özü itibarıyla benzeşen tespit ve nedenlere dayanıyor: Her ikisinin de, geçmişte başarıyla taşıdıkları işlevi, artık yapamayacak duruma düşmüş olmaları...

Hükümet, iç çekişmeleri nedeniyle iktidar olmak vasfından uzaklaşmıştır. Ayrıca DSP ağırlığındaki bir siyasal denge bozulmuştur. Hükümet, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu adımları artık atamayan, uzlaşma ve çözüm üretemeyen bir yapıya dönüşmüştür. Güç kaybına uğramıştır. Bu nedenlerle sağlıklı bir dış siyaseti Bakan olarak uygulamamın imkanı ortadan kalkmıştır.

Demokratik Sol Parti, aynen hükümet gibi, geçmişte olumlu uygulamalara öncülük yapmıştır. Ne var ki, özellikle yanlış yönetim anlayışının giderek ağırlık kazanmasıyla DSP, demokratik sol ilkelerini hayata geçirecek gücü kaybetmiştir. Bunu yeniden kazanabileceği umudu da, toplumda kaybolmuştur. Türkiye'yi sosyal demokrat anlayışla yönetmek işlevi, siyasette sahipsiz kalmıştır, boşlukta kalmıştır.

Şimdi, bütün bunlar artık geçmişe ait. Geçmişte kalarak geleceği yaratmak mümkün değildir. Geriye baka baka ileriye gidilmez. Mevlana, yüzyıllar öncesinde söylemiş; “Dünle birlikte gitti, cancağızım, ne kadar laf varsa düne ait;şimdi yeni şeyler söylemek lazım...”

Sevgili vatandaşlarım,

Milletvekili arkadaşlarımızla ve tabii, öncelikle de Sayın Hüsamettin Özkan ve Sayın Derviş ile birlikte yeni bir hareketi başlatmak kararını aldık. Sayın Özkan'la yedi yıldır aynı partide ve hükümetlerde birlikte çalışmaktayız. Buradaki dayanışmamız ve birlikteliğimiz yeni dönemde aynen devam etmektedir ve edecektir.

Türkiye'ye dönüşünden beri yakın bir dayanışma içinde olduğumuz Sayın Derviş ‘le hem ortak dünya görüşümüz, hem de gençlik yıllarından başlayan dostluğumuz var. Dayanışmamız ve birlikteliğimiz devam etmektedir ve edecektir. Ancak Sayın Derviş'in bugünkü konumunun gerçeklerine saygılıyız.

Konuşmamın başında yeni siyasete, Türkiye'nin yenileşmesini vurguladım. Bugün Türkiyemizi daha ileriye götürecek yöntem şudur: Toplumun, kendi tarihsel kültürel birikiminin ve Cumhuriyet ihtilalinin doğrultusunda kendini yenilemesi ve Türkiye'yi çağdaş değerler ışığında geliştirmesi...

Günümüzün dünyasında ve Türkiye gerçeğinde bu hedefin önündeki başlıca engel üretimsizliktir, işsizliktir, eşitliksizdir. Önümüzdeki tehlike, evsiz insanların, doktorsuz hastaların, okulsuz çocukların, eğitimsiz çocukların acılarına yabancılaşmaktır... Tehlike, insani değerlerden uzaklaşmak, ahlaki düşüş içinde olmak, ahlak ölçülerini unutmak, sığlaşmaktır.

Yenileşmenin başlıca Engeli, kendimize güvensizliktir, insanımıza güvensizliktir. Bizzat kendi korkularımızdır.

Oysa Türkiyemizin kendi korkularından başka korkacak hiçbir şeyi yoktur.

Önümüzde ortak bir iddia, elbirliğiyle gerçekleşecek ortak bir hedef var. Türkiye'yi zirveye ulaştırmak. 21'inci yüzyıla bir dünya devleti kimliğiyle adım atan Türkiyemizin özgün katkısını, insanlığın büyük yürüyüşüne her alanda ve her düzeyde getirebilmek...

Değişim, kendi kimliğimizi, kendi özümüzü terk etmek değildir. Bu kimliği ve bu özü yüceltecek en akılcı, en doğru yöntemleri hayata geçirmektir.

Türkiye, insanlarının iç dünyasıyla gönül bağlarını yeniden kuracaktır. Toplumun kültür birikiminden daha fazla kaynaklanacaktır. Yenileşme tarihle bütünleşecektir.

Türkiye'yi yenileştirmenin anlamı, iddiası ve misyonu budur.

Türkiye'nin tarihsel gelişme sürecinde Atatürk Cumhuriyeti'nin çağı paylaşma hedefinde çok önemli aşama Avrupa Birliği'dir. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefi bir toplumsal değişim projesidir. Avrupa Birliği kıta düzeyindeki bütünleşme sürecinde birlikte çalışma ve birlikte yaşama anlayışıdır. Gönüllü beraberlik tercihidir. Türkiyemizin çağı paylaşmak mesajıdır. Türkiye'yi Avrupa ve dünya dinamiğinde bir çekim, refah ve yatırım merkezi yapmaktır. Avrupa Birliği ile ilişkilerinde Türkiye'yi beş yılda getirdiğimiz aşama, üyelik müzakerelerinin açılmasıdır. Türkiye bu fırsatı kaçırmamalıdır. Gereken adımları atmakta biz kararlıyız. Parti ve iktidar programımızın çok önemli bir unsuru, Türkiye'nin AB üyeliğini gerçekleştirmek olacaktır, bunun gereği olan siyasal ve ekonomik dönüşüm yasalarını tamamlayacaktır.

Sevgili vatandaşlarım,

Bizim insanımız, Türkiye'nin insanı, çocukları için daha güzel bir gelecek istiyor. Herkes için fırsat eşitliği istiyor.

Çalışabilir olanlar, iş imkanı bekliyor. Çalışmak istiyor.

Dar gelirliler, orta gelirliler, işçiler ve köylüler, esnaf, ekonomik gelişmeden pay almak istiyor.

Gençler, kendi dinamizmini topluma katmak, kahvehanelerde değil iş yerinde hayata atılmak istiyor.

İnsanımız güvenlik ve istikrar istiyor. Girişimci önünü görebilmek, Avrupa'yla, Amerikalıyla eşit koşullarda rekabet etmek istiyor. Üretimin, istihdamın Ceza değil, destek görmesini istiyor.

İhtiyacı olan, sosyal güvenlik talep ediyor.

Özgürlük ve demokrasi ciddi ve temiz bir yönetim istiyor.

Çağı paylaşmak, gelişmiş bir Türkiye'de yaşamak istiyor .

Ve mutlaka ciddiyet istiyor, kendini yönetenlerden ve herkesten ciddi olmasını, işini ciddiyetle yapmasını talep ediyor.

Burada, ülkemizin belki en büyük bir ihtiyacını vurgulamak İstiyorum: Türkiye'ye etkin bir yönetim gerekiyor. Bilgiyi, birikimi, deneyimi ve özellikle de gençliğin dinamizmini ortak hedeflere yöneltecek etkin bir yönetim... Emeğe, verime kıymet veren, girişimciye güven ve destek veren, uluslararası boyutta büyük projeleri hayata geçiren etkin bir yönetim...

Sevgili vatandaşlarım,

Bütün çağdaş birikimlerin birlikteliğiyle, uzlaşmasıyla gerçekleşecek bir yenileşme sürecine sosyal demokrasinin katkısını getirmek üzere, bütün Türkiye'yi kucaklamak üzere biz yeni siyasal partimizi oluşturmaktayız. Partimiz kendi siyasal doğrultusunda, bu toplumsal beraberliğe öncülük yapacaktır.

İşte bu hedeflere ulaşmak için Türkiye'yi yenileştirmek için bizim düşüncemiz, önerimiz, iddiamız şudur;

Partimiz, insanlığın evrensel ilkelerinden, ortak değer yargılarından, Türkiye'nin tarihsel yenileşme özlemlerinden; Cumhuriyetimizin temeli olan laiklik ilkesinden, Mustafa Kemal Atatürk'ten, milli mücadele geçmişimizden, cumhuriyet ve demokrasi dönüşümlerinden, insanımızın özgürlükçü ve eşitlikçi taleplerinden, inanç dünyamızdaki adalet ve dayanışma anlayışlarından kaynaklanmaktayız...

Her şeyin en güzel olanını, en yeni ve çağdaş olanını insanımıza sunmak için yola çıkmaktayız...

Türkiye'nin yenileşmesi, son tahlilde, imtiyazların imtiyaz olmaktan çıkmasıdır. Fırsatların, kültür ve eğitimin, zenginliklerin, mutluluğun... mümkün olan en geniş kitleye yayılmasıdır. Yenileşme, sürekli ve sonsuz bir adalet arayışıdır... Sürekli bir gelişmedir...

Sevgili vatandaşlarım, büyük bir iyi niyetle, halkımıza ve kendimize güvenle, inançla yola çıkmaktayız, Allah utandırmasın.
 


(12 Temmuz 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.