Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
DERVİŞ'İN BASIN TOPLANTISI (15.8.2002)

KEMAL DERVİŞ'İN CHP'YE KATILIMI...
23 Ağustos 2002
Kemal Derviş, 23 Ağustos 2002'de Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) katıldı.

Derviş'in katılımı dolayısıyla CHP Genel Merkezi'nde tören düzenlendi. Derviş'in üyelik formunu imzalamasının ardından, Genel Başkan Deniz Baykal, Derviş'in yakasına parti rozetini taktı.
 

Kemal Derviş'in, Yeni Türkiye Partisi'ne (YTP) katılmayacağını açıkladığı 15 Ağustos'daki basın toplantısından sonra, Derviş ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 19 ve 21 Ağustos tarihlerinde iki kez biraraya geldiler.

21 Ağustos'daki görüşmeden sonra Derviş'in CHP'ye katılma kararı aldığı açıklandı. Derviş, 23 Ağustos'da düzenlenen törenle CHP'ye katıldı.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, törende yaptığı konuşmada, Derviş’in CHP’ye katılımının sadece parti içi bir olay olmadığını belirterek, "Sayın Derviş’in CHP’ye katılmasıyla birlikte Türkiye’de büyük bir yeni oluşumun ortaya çıkmaya başladığını herkese gösterme şansına sahip oluyoruz" dedi.

Türkiye’nin sorunlarını aşabilmek için herkesin desteğine ihtiyaçları bulunduğunu belirten Kemal Derviş de, solda birlik konusunda çağrılarını sürdürecekleri mesajını verdi.
 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal ile Kemal Derviş'in, törende yaptıkları konuşmalar şöyle:
(23 Ağustos 2002)

DENİZ BAYKAL

Değerli arkadaşlarım, açıkça görünüyor ki bugün, sıradan bir katılım töreni gerçekleştirmiyoruz. Sayın Kemal Derviş’in uzun bir sürecin sonunda bugün CHP’ye resmen üye olarak katılma kararını almış olması sonucunda bir aradayız. Kayıt törenini gerçekleştiriyoruz ama bu katılımın bir parti içi olay olmanın ötesinde bir anlam taşıdığı açıkça gözüküyor.

Sayın Derviş CHP’ye katılıyor, CHP’nin de eski bir üyesidir. Bütün yaşamı boyunca CHP’nin ilkelerine, değerlerine, anlayışına sahip çıkmaya devam etmiştir. Şimdi tekrar yaşamının yeni bir döneminde CHP’nin bir üyesi olarak siyasal hayatımıza aktif bir biçimde katılma kararını almıştır. Bu karar tabii Sayın Derviş’in bir dostu, arkadaşı olarak beni çok mutlu etmiştir. CHP’ye büyük güç katacak bir karardır.

Ama bütün bunların ötesinde bu katılımın değerlendirilmesi gereken çok önemli bir yönü vardır. Ona dikkatinizi çekmeye çalışıyorum. Bu sadece bir parti içi olay değildir. CHP’ye yeni bir arkadaşımızın katılmasından ibaret bir olay değildir. Bu, Türkiye’yi değiştirme, yenileme kararının bir büyük açılımı, bir çıkış noktası olarak özel bir önem taşımaktadır. Sayın Derviş’in CHP’ye katılmasıyla birlikte Türkiye’de bir büyük yeni oluşumun ortaya çıkmaya başladığını herkese gösterme şansına sahip oluyoruz.

Türkiye artık yeni bir döneme giriyor. Türkiye’nin değişmesi gerekiyor, Türkiye’nin  yenilenmesi gerekiyor. Bir kriz dönemini hızla kapatmamız ve Türkiye’yi güçlü, saygın, etkin, onurlu bir ülke olarak dünya içinde hakettiği yere taşımamız gerekiyor. Bu kritik dönemin içindeyiz. Şimdi bu dönemi yönlendirmek için herkese özel sorumluluklar, özel görevler düşüyor. Sayın Derviş’in bu kararı bilmelisiniz, bir siyasi yaşama bir açılım, siyasi yaşama yönelik kişisel bir tatmin arayışıyla ilgili değildir. Türkiye’yi belli bir noktaya taşıma arayışının, iddiasının gerçekleştirilmesinin zorunlu gereği olarak ortaya çıkmış bir karardır. Yani CHP, artık Türkiye’yi değiştirmek isteyen, Türkiye’yi yenilemek isteyen, Türkiye’yi bunalımdan, krizden çıkarmak isteyen, Türkiye’yi saygın bir noktaya taşımak isteyen herkesin katkısını vermesi, sahip çıkması gereken bir siyasi parti konumundadır. Sayın Derviş’in kararı bunun bir yansımasıdır. Bunun bir ifadesidir.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye artık böyle devam edemez. Türkiye’nin böyle devam etmesini hiçbirimiz içimize sindiremeyiz. Biz yeni bir Türkiye istiyoruz, biz farklı bir Türkiye istiyoruz. Biz hem kalkınmış, hem sosyal adaletin egemen olduğu, insanların özgürce yaşadığı, kamu yönetiminin dürüstlük anlayışı içinde işlediği, çalıştığı, dünyada hakkı olan yeri almış bir Türkiye istiyoruz. Türkiye’yi buraya taşımak siyasetin işidir. Yeni bir siyasetin, güçlü bir siyasetin işidir. Geçmiş siyasi yapılanmalarla, geçmiş siyasi dağınıklıklarla, geçmiş siyasi anlayışlarla bu büyük iddialı işi başarmak olanağı yoktur. Bunu başarmak için yepyeni bir siyasi tabloya Türkiye’nin ihtiyacı vardır. Sayın Derviş’in CHP’ye katılma kararı inanıyorum ki, böyle bir oluşumu ortaya koyma arayışının bütün topluma bir çağrı niteliğinde bir değerlendirmenin sonucu olmuştur. Toplumumuzun böyle bir anlayışı ele almasına ihtiyaç vardır.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye bir krizde. Bu krizden çıkacağız. Çıkmak için ne yapılması gerektiği ortada. Türkiye kararlılıkla bunu uygulayacak, çağdaş bir ekonomi olacak. Rekabetçi bir ekonomi olacak. Bir Pazar ekonomisi olacak. Üreten bir ekonomi olacak. İhraç eden bir ekonomi olacak. Ama sadece üreten bir ekonomi, sadece yarışan bir ekonomi değil, o ekonomi içinde yaşayan insanların kendi kaderlerine terkedilmediği, sosyal dayanışma duygusu içinde güvenle geleceğe bakabildiği, parası olmayan insanların da hakkı olan eğitimi, sağlığı, sosyal güvenliği alabildiği, ekonominin katı kurallarının yanı sıra sosyal anlayışın, sıcak insani yüzünün de ortaya çıkabildiği bir düzeni, Türkiye’de ortaya koymak zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, bu mümkündür. Bu mümkün olmanın ötesinde, bu zorunludur. Eğer bu sentezi kuramazsak, eğer bu uyumu gerçekleştiremezsek, ne ekonomimizi sağlıklı bir şekilde işletebiliriz. Ne bu toplumda yaşayan insanları mutlu bir konuma, mutlu bir noktaya getirebiliriz. O nedenle ekonominin katı kuralları da işleyecek, sosyal demokrat anlayışının şefkat, dayanışma, sevgi, beraberlik duyguları da işleyecek. İkisi de bir arada işleyecek.  Sadece şefkat, dayanışma ve iyilik severlikle sonuç almak mümkün değil. Bunu destekleyecek bir ekonomik altyapı olacak. Üretim olacak, kazanç olacak, büyüme olacak, çalışma olacak, üretim olacak. Bu olmadan sevgi ve şefkatle uzun dönemli mutluluğu güvence altına almak imkanı yok. Ama sevgi, şefkat, dayanışma, insani duygular olmadan da gücü yeten gücü yetene, ben sadece üretime, kalkınmaya bakarım, altta kalanın canı çıksın anlayışıyla da bir yere varmak imkanı yoktur. Şimdi Türkiye’nin bu sentezi gerçekleştirmeye ihtiyacı var. Bu sentezi gerçekleştiriyoruz. Bunu gerçekleştireceğimize güveniyoruz. Çıkış yolunun bu olduğunu da biliyoruz. Bunu başarmak için gerekli donanıma da sahibiz. Ekonominin gerçeklerini kabul etme, anlama konusunda gerekli anlayışı CHP olarak, Kemal Derviş olarak, uzmanlarımız olarak hepimiz kendi içimizde yaşatıyoruz, biliyoruz. Dünyayı biliyoruz. Türkiye’yi biliyoruz. Ekonominin katı gerçeklerini biliyoruz hepimiz. Ama sadece o kadar değil, yüreğimizin bir kenarında da insan sevgisini, toplumsal dayanışma duygusunu, insanların kaderine olan sorumluluk anlayışımızı kimseyi kendi kaderine terketmeme, yalnız bırakmama konusundaki ahlaki görevimizi de biliyoruz. Sayın Derviş de biliyor, biz de biliyoruz, hepimiz de biliyoruz.

Şimdi değerli arkadaşlarım, Türkiye’nin bu anlayış etrafında yeni bir iddia ile yola çıkmasına ihtiyaç var.  Türkiye’de bugüne kadar bu kadar uyumlu, bu kadar kararlı, bu kadar bilinçli ve bu kadar deneyimli bir bilinçli iddia ile yola çıkılmamıştır. Şimdi biz bu iddia ile yola çıkıyoruz. Ve ülkemizin en sıkıntılı döneminde yola çıkıyoruz. En bunalımlı döneminde yola çıkıyoruz. Böyle bir yolculuğa Türkiye’nin ihtiyacı var. Bu yolculuk Türkiye’yi çok iyi bir noktaya götürecektir. Buna güveniyoruz, bu anlayışla yola çıktığımızı bu vesileyle bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Yeni bir Türkiye yaratacağız. Bu Türkiye’de devlet, halkın hizmetinde olacak. Devlet, halka kumanda eden, halka hükmeden, kendi anlayışını, değerlerini halka dayatan bir devlet olmayacak. Bu yeni dönemde devlet, halka hizmet etmekten onur duyan insanların bir hizmet organizasyonu olacak.  Artık herkes çok iyi bilecek ki, devlet halk içindir. Halk devlet için değildir. Halk devletin malzemesi değildir. Devlet halkın hizmetindedir. Bu temel bir anlayıştır.

Bu anlayışla devlete yeniden bakacağız.

Türkiye’yi hantal bir bürokrasi hakimiyetinde işleyen bir ülke olmaktan çıkaracağız. Devleti yalın, etkin, bir hizmet organizasyonu haline dönüştüreceğiz.

Siyaseti demokratikleştireceğiz.

Ekonomiyi yarışmacı bir ekonomi haline dönüştüreceğiz. Toplumu da dayanışma duygusu güçlü bir toplum haline dönüştürmeye gayret edeceğiz.

Devlet-toplum ilişkisi yeniden ele alınacaktır.

Ekonomi -sosyal değerler ilişkisi yeni bir anlayışla ele alınacaktır.

Ve yepyeni bir sentezle yola çıkılacaktır. Tüm insanlarımıza değer veriyoruz. Tüm insanımıza saygı duyuyoruz. Herkesin inancını, etnik kökünü, kökenini saygıyla, sevgiyle kucaklıyoruz. Türkiye’yi bir büyük buluşma içinde önündeki görevlere hazırlamak istiyoruz.

Böyle iddialarla yola çıkıyoruz. Türkiye’nin kritik aşamasında böyle bir anlayışa şiddetle ihtiyaç olduğu kanısındayım. Bu katılım bir yeni Türkiye kurma, yeni bir Türkiye oluşturma iddiasının somutlaşmasıdır. Elbette bu katılım burada durmayacaktır, durmamalıdır.  Toplumun bütün kesimlerini bu büyük buluşmaya çağırıyoruz. Toplumun bütün kesimlerini bu arayışa destek vermeye çağırıyoruz. Bu büyük yürüyüşe katılmaya çağırıyoruz. Bunu başarabilirsek Türkiye’nin önünü açarız. Türkiye’nin büyük bir siyasete ihtiyacı var. Yani ufku büyük siyasete ihtiyacı var. Bütün Türkiye için iddia söyleyen bir siyasete ihtiyacı var. Türkiye’nin uzun geleceğine yönelik iddia söyleyen bir siyasete ihtiyacı var. Biz bu siyaset için yola çıkıyoruz. CHP böyle iddialar için yola çıkmaya alışık bir partidir. Sayın Derviş sıradan bir siyasetçi değildir. Dünyayı, ülkeyi anlayan, yorumlayan ve daha iyi bir geleceği aramayı kendisine temel kaygı edinmiş bir aydın insandır. Şimdi hep beraber bunu gerçekleştireceğiz. Toplumumuzun bütün kesimlerinin bu çağrıya kulak vermelerini istiyorum. El ele vermeliyiz, özellikle gençlerimizi, Türkiye’nin umudu, ülkemizin geleceği gençlerimizi bu çağrıya sahip çıkmalarını istiyorum. Ve bunun ilk adımı olarak da önümüzdeki kısa süre içinde Türkiye’deki bütün gençleri derhal mahalle muhtarlarına giderek, seçmen listelerinde yerlerini incelemeye, yazılı olup olmadıklarını görmeye çağırıyorum. Herkes oy kullanma hakkını güvence altına almalıdır. Herkese Türkiye’nin ihtiyacı  var. Özellikle gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var. Bizim büyük bir iddia ile yola çıktığımız şu sırada özellikle gençlerimize ihtiyacımız var.

Sayın Derviş’in buraya gelmesi kolay olmadı. Uzun, sancılı bir dönem yaşandı. Çeşitli engeller aşıldı. Dağlar, denizler aşıldı. Ve sonunda olması gereken buluşma gerçekleşti. Gerçekten çok güzel bir buluşma. Bu buluşmanın bu aşamaya gelmesine, gerçekleşmesine Sayın Derviş’in her aşamada doğru tercihler kullanarak, sabırla her türlü engeli, yönlendirme çabalarını, baskıları taşımasını bilerek, anı geldiğinde aşmasını bilerek bu noktaya getirmiş olduğunu çok iyi biliyorum ve Sayın Derviş’i bu büyük mücadelesi ve doğru kararı bütün engelleri aşarak alma başarısı için bir kez daha huzurunuzda kutluyorum.

KEMAL DERVİŞ

Çok sevgili arkadaşlarım, gerçekten hem büyük heyecan, hem büyük mutluluk duyuyorum.

CHP bütün yaşamımın bir parçası olmuştur, çocukluğumdan beri. Türkiye’nin çok köklü bir kurumudur. Atatürk’ün kurduğu partidir. Ve bu son 70 yılın tarihine baktığımız zaman 30’lı, 40’lı, 60’lı yıllar bugüne kadar geldik. Her aşamada zorlu görevleri başaran bir partidir. Bütün zorluklara rağmen ve bazen aşılmaz gibi gözüken sorunlara rağmen. Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal’ın çağrısına aynen katılıyorum. Kesin bir gönül ve fikir birlikteliği var. Bu çağrı çok önemli ve tarihi bir çağrıdır. 21. yy a girdik. Ama Türkiye’yi gerçekten bu yy’a taşımamız lazım. Toplumda  bu güç, bu potansiyel var.

18 ay önce Esenboğa Havaalanı’na indiğimde bu mesajı vermeye çalıştım. Çünkü dünyayı çok gezdim, çok ülkeyi gördüm. Türkiye’de kesin bu güç var. Kesin Avrupa’nın önemli, güçlü, refah içinde yaşayan bir ülkesi olabiliriz. Akdeniz’in, Avrupa’nın, Güneydoğu Avrupa’nın, Karadeniz Bölgesi’nin en güçlü ülkesi olabiliriz. Fakat bu gücü harekete geçirebilmemiz için ekonomi, insan ve etkin devlet üçlüsünü bir araya getirerek bu çağdaş sentezi Sayın Baykal’ın biraz önce daha ayrıntılı ve çok doğru olarak anlattığı bu çağdaş sentezi gerçekleştirmemiz gerekir. Ve  Türkiye’yi yeniden geriye doğru kayan bir ülke değil, ileriye yürüyen, başka ülkeleri geçen, daha hızlı adımlarla ileriye giden bir ülke haline getirebiliriz. Bunun için sizlerden, ama sadece CHP’lilerden değil, bütün Türk vatandaşlarından bu ilerleyişi özleyen hepimizden desteğe ihtiyacımız var. Eğer 3 Kasım seçimlerinden sonra güçlü bir çoğunlukla bu sorunları çözüme yönelik bir takımı kuramazsak ve bu takım gerçek bir uyum içinde ve bir dostluk içinde çalışamazsa o zaman bu sorunlar maalesef aşılamayacaktır. Onun için mutlaka toparlanmamız, eski kırgınlıkları, eski olayları bir ölçüde unutmamız, hatta eski sağ, sol tipi, katı bir ayrılığı da unutup, çağdaş, merkezi de kucaklayan sosyal demokrasi de buluşmamız gerekiyor. Esnaf, çiftçi, işçi, gençler, kadınlar, çağdaş iş adamları hepimizin aslında ortak çıkarı budur. Ortak geleceği budur. Bu  sentez çağrısı çok çok önemlidir. Ve birlikte bunu anlatabilirsek, bir araya gelebilirsek, kucaklarımızı açabilirsek o zaman gerçekten bu ağır krizden sonra çok daha aydınlık günlere birlikte yürüyebiliriz. Kesinlikle buna inanıyorum.

18 ay önce inanıyordum, fakat 18 ay önce doğrusunu söyleyeyim, bu işin siyasal boyutunu yeterli ölçüde algılayamıyordum. Ekonomik, teknik açıdan bakıyordum. Türkiye’deki siyasal bölünmüşlüğün, parçalanmışlığın boyutunu tam olarak kavrayamamıştım. Bu kadar bölünmüş, bu kadar parçalanmış bir yapı içinde, ciddi, etkin, hızlı karar veren bir yönetimi oluşturmak mümkün değil. Bunu oluşturacak gücü CHP’ye, bütün arkadaşlarımıza vermeniz lazım diye düşünüyorum. Tabii karşı görüşlere de saygımız var. Yarışacağız. Ama bu yarışmanın sonucunda istikrarlı, kararlı bir tablonun ortaya çıkması gerekiyor. Bölünmemiz lazım.

Zor bir süreç oldu, Sayın Deniz Baykal öyle dedi. Zordu ama CHP’yi dışlayan bir  çözümü hiçbir zaman düşünmedim. Keşke bütün merkez ve solda olan arkadaşlar bir araya gelebilseydi. Ama CHP en köklü parti olarak, Atatürk’ün partisi olarak mutlaka bu oluşumun içinde olması gerekirdi. Önümüzdeki günlerde, haftalarda gene kucağımızı açacağız, herkese açacağız. Bu sentez çağrısını her gün yapacağız. Ve bu sentezle birlikte inşallah çok doğru ve çok kesin bir sonuca doğru gidebiliriz diye düşünüyorum. Türkiye için, ekonomimiz için, ekonomik sorunların aşılması için, güçlü bir ekonomisi olmayan bir ülke güçlü olamaz bugünkü çağda. Güçlü bir ekonomi olmazsa insanlarımıza refahı sağlayamayız, iş alanını sağlayamayız. Güveni sağlayamayız. Dolayısıyla tekrarlıyoruz. Güçlü bir Pazar ekonomisi, sosyal adalet ve sosyal duyarlılık, kardeşlik, insanlık ve etkin bir devlet. Bu üç unsurun bir araya gelmesi lazım. Çağdaş demokrat sentez veya sosyal liberal sentez budur. Ve bütün topluma açık bir sentezdir.

Çok heyecanlıyım. Çok fazla konuşmak istemiyorum. Fakat hepinize Sayın dostum, 30 yıllık dostum Sayın Deniz Baykal’a, arkadaşlarına, bütün CHP’lilere, bütün Türkiye’ye, Türk vatandaşlarına beni kucakladıkları için, uzun bir ayrılıktan sonra, gerçekten uzun bir yurtdışı çalışmalardan sonra beni yeniden Türkiye’ye getirdiğiniz için ve bu yolda beraber yürüdüğümüz için çok çok teşekkür ediyorum. Sağolun.
 


(25 AĞUSTOS 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.