Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal ile Kemal Derviş'in, törende yaptıkları
konuşmalar şöyle:
(23 Ağustos 2002)
DENİZ BAYKAL
Değerli arkadaşlarım, açıkça görünüyor ki bugün, sıradan bir katılım
töreni gerçekleştirmiyoruz. Sayın Kemal Derviş’in uzun bir sürecin sonunda
bugün CHP’ye resmen üye olarak katılma kararını almış olması sonucunda
bir aradayız. Kayıt törenini gerçekleştiriyoruz ama bu katılımın bir parti
içi olay olmanın ötesinde bir anlam taşıdığı açıkça gözüküyor.
Sayın Derviş CHP’ye katılıyor, CHP’nin de eski bir üyesidir. Bütün yaşamı
boyunca CHP’nin ilkelerine, değerlerine, anlayışına sahip çıkmaya devam
etmiştir. Şimdi tekrar yaşamının yeni bir döneminde CHP’nin bir üyesi olarak
siyasal hayatımıza aktif bir biçimde katılma kararını almıştır. Bu karar
tabii Sayın Derviş’in bir dostu, arkadaşı olarak beni çok mutlu etmiştir.
CHP’ye büyük güç katacak bir karardır.
Ama bütün bunların ötesinde bu katılımın değerlendirilmesi gereken çok
önemli bir yönü vardır. Ona dikkatinizi çekmeye çalışıyorum. Bu sadece
bir parti içi olay değildir. CHP’ye yeni bir arkadaşımızın katılmasından
ibaret bir olay değildir. Bu, Türkiye’yi değiştirme, yenileme kararının
bir büyük açılımı, bir çıkış noktası olarak özel bir önem taşımaktadır.
Sayın Derviş’in CHP’ye katılmasıyla birlikte Türkiye’de bir büyük yeni
oluşumun ortaya çıkmaya başladığını herkese gösterme şansına sahip oluyoruz.
Türkiye artık yeni bir döneme giriyor. Türkiye’nin değişmesi gerekiyor,
Türkiye’nin yenilenmesi gerekiyor. Bir kriz dönemini hızla kapatmamız
ve Türkiye’yi güçlü, saygın, etkin, onurlu bir ülke olarak dünya içinde
hakettiği yere taşımamız gerekiyor. Bu kritik dönemin içindeyiz. Şimdi
bu dönemi yönlendirmek için herkese özel sorumluluklar, özel görevler düşüyor.
Sayın Derviş’in bu kararı bilmelisiniz, bir siyasi yaşama bir açılım, siyasi
yaşama yönelik kişisel bir tatmin arayışıyla ilgili değildir. Türkiye’yi
belli bir noktaya taşıma arayışının, iddiasının gerçekleştirilmesinin zorunlu
gereği olarak ortaya çıkmış bir karardır. Yani CHP, artık Türkiye’yi değiştirmek
isteyen, Türkiye’yi yenilemek isteyen, Türkiye’yi bunalımdan, krizden çıkarmak
isteyen, Türkiye’yi saygın bir noktaya taşımak isteyen herkesin katkısını
vermesi, sahip çıkması gereken bir siyasi parti konumundadır. Sayın Derviş’in
kararı bunun bir yansımasıdır. Bunun bir ifadesidir.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye artık böyle devam edemez. Türkiye’nin
böyle devam etmesini hiçbirimiz içimize sindiremeyiz. Biz yeni bir Türkiye
istiyoruz, biz farklı bir Türkiye istiyoruz. Biz hem kalkınmış, hem sosyal
adaletin egemen olduğu, insanların özgürce yaşadığı, kamu yönetiminin dürüstlük
anlayışı içinde işlediği, çalıştığı, dünyada hakkı olan yeri almış bir
Türkiye istiyoruz. Türkiye’yi buraya taşımak siyasetin işidir. Yeni bir
siyasetin, güçlü bir siyasetin işidir. Geçmiş siyasi yapılanmalarla, geçmiş
siyasi dağınıklıklarla, geçmiş siyasi anlayışlarla bu büyük iddialı işi
başarmak olanağı yoktur. Bunu başarmak için yepyeni bir siyasi tabloya
Türkiye’nin ihtiyacı vardır. Sayın Derviş’in CHP’ye katılma kararı inanıyorum
ki, böyle bir oluşumu ortaya koyma arayışının bütün topluma bir çağrı niteliğinde
bir değerlendirmenin sonucu olmuştur. Toplumumuzun böyle bir anlayışı ele
almasına ihtiyaç vardır.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye bir krizde. Bu krizden çıkacağız. Çıkmak
için ne yapılması gerektiği ortada. Türkiye kararlılıkla bunu uygulayacak,
çağdaş bir ekonomi olacak. Rekabetçi bir ekonomi olacak. Bir Pazar ekonomisi
olacak. Üreten bir ekonomi olacak. İhraç eden bir ekonomi olacak. Ama sadece
üreten bir ekonomi, sadece yarışan bir ekonomi değil, o ekonomi içinde
yaşayan insanların kendi kaderlerine terkedilmediği, sosyal dayanışma duygusu
içinde güvenle geleceğe bakabildiği, parası olmayan insanların da hakkı
olan eğitimi, sağlığı, sosyal güvenliği alabildiği, ekonominin katı kurallarının
yanı sıra sosyal anlayışın, sıcak insani yüzünün de ortaya çıkabildiği
bir düzeni, Türkiye’de ortaya koymak zorundayız.
Değerli arkadaşlarım, bu mümkündür. Bu mümkün olmanın ötesinde, bu zorunludur.
Eğer bu sentezi kuramazsak, eğer bu uyumu gerçekleştiremezsek, ne ekonomimizi
sağlıklı bir şekilde işletebiliriz. Ne bu toplumda yaşayan insanları mutlu
bir konuma, mutlu bir noktaya getirebiliriz. O nedenle ekonominin katı
kuralları da işleyecek, sosyal demokrat anlayışının şefkat, dayanışma,
sevgi, beraberlik duyguları da işleyecek. İkisi de bir arada işleyecek.
Sadece şefkat, dayanışma ve iyilik severlikle sonuç almak mümkün değil.
Bunu destekleyecek bir ekonomik altyapı olacak. Üretim olacak, kazanç olacak,
büyüme olacak, çalışma olacak, üretim olacak. Bu olmadan sevgi ve şefkatle
uzun dönemli mutluluğu güvence altına almak imkanı yok. Ama sevgi, şefkat,
dayanışma, insani duygular olmadan da gücü yeten gücü yetene, ben sadece
üretime, kalkınmaya bakarım, altta kalanın canı çıksın anlayışıyla da bir
yere varmak imkanı yoktur. Şimdi Türkiye’nin bu sentezi gerçekleştirmeye
ihtiyacı var. Bu sentezi gerçekleştiriyoruz. Bunu gerçekleştireceğimize
güveniyoruz. Çıkış yolunun bu olduğunu da biliyoruz. Bunu başarmak için
gerekli donanıma da sahibiz. Ekonominin gerçeklerini kabul etme, anlama
konusunda gerekli anlayışı CHP olarak, Kemal Derviş olarak, uzmanlarımız
olarak hepimiz kendi içimizde yaşatıyoruz, biliyoruz. Dünyayı biliyoruz.
Türkiye’yi biliyoruz. Ekonominin katı gerçeklerini biliyoruz hepimiz. Ama
sadece o kadar değil, yüreğimizin bir kenarında da insan sevgisini, toplumsal
dayanışma duygusunu, insanların kaderine olan sorumluluk anlayışımızı kimseyi
kendi kaderine terketmeme, yalnız bırakmama konusundaki ahlaki görevimizi
de biliyoruz. Sayın Derviş de biliyor, biz de biliyoruz, hepimiz de biliyoruz.
Şimdi değerli arkadaşlarım, Türkiye’nin bu anlayış etrafında yeni bir
iddia ile yola çıkmasına ihtiyaç var. Türkiye’de bugüne kadar bu
kadar uyumlu, bu kadar kararlı, bu kadar bilinçli ve bu kadar deneyimli
bir bilinçli iddia ile yola çıkılmamıştır. Şimdi biz bu iddia ile yola
çıkıyoruz. Ve ülkemizin en sıkıntılı döneminde yola çıkıyoruz. En bunalımlı
döneminde yola çıkıyoruz. Böyle bir yolculuğa Türkiye’nin ihtiyacı var.
Bu yolculuk Türkiye’yi çok iyi bir noktaya götürecektir. Buna güveniyoruz,
bu anlayışla yola çıktığımızı bu vesileyle bir kez daha ifade etmek istiyorum.
Yeni bir Türkiye yaratacağız. Bu Türkiye’de devlet, halkın hizmetinde
olacak. Devlet, halka kumanda eden, halka hükmeden, kendi anlayışını, değerlerini
halka dayatan bir devlet olmayacak. Bu yeni dönemde devlet, halka hizmet
etmekten onur duyan insanların bir hizmet organizasyonu olacak. Artık
herkes çok iyi bilecek ki, devlet halk içindir. Halk devlet için değildir.
Halk devletin malzemesi değildir. Devlet halkın hizmetindedir. Bu temel
bir anlayıştır.
Bu anlayışla devlete yeniden bakacağız.
Türkiye’yi hantal bir bürokrasi hakimiyetinde işleyen bir ülke olmaktan
çıkaracağız. Devleti yalın, etkin, bir hizmet organizasyonu haline dönüştüreceğiz.
Siyaseti demokratikleştireceğiz.
Ekonomiyi yarışmacı bir ekonomi haline dönüştüreceğiz. Toplumu da dayanışma
duygusu güçlü bir toplum haline dönüştürmeye gayret edeceğiz.
Devlet-toplum ilişkisi yeniden ele alınacaktır.
Ekonomi -sosyal değerler ilişkisi yeni bir anlayışla ele alınacaktır.
Ve yepyeni bir sentezle yola çıkılacaktır. Tüm insanlarımıza değer veriyoruz.
Tüm insanımıza saygı duyuyoruz. Herkesin inancını, etnik kökünü, kökenini
saygıyla, sevgiyle kucaklıyoruz. Türkiye’yi bir büyük buluşma içinde önündeki
görevlere hazırlamak istiyoruz.
Böyle iddialarla yola çıkıyoruz. Türkiye’nin kritik aşamasında böyle
bir anlayışa şiddetle ihtiyaç olduğu kanısındayım. Bu katılım bir yeni
Türkiye kurma, yeni bir Türkiye oluşturma iddiasının somutlaşmasıdır. Elbette
bu katılım burada durmayacaktır, durmamalıdır. Toplumun bütün kesimlerini
bu büyük buluşmaya çağırıyoruz. Toplumun bütün kesimlerini bu arayışa destek
vermeye çağırıyoruz. Bu büyük yürüyüşe katılmaya çağırıyoruz. Bunu başarabilirsek
Türkiye’nin önünü açarız. Türkiye’nin büyük bir siyasete ihtiyacı var.
Yani ufku büyük siyasete ihtiyacı var. Bütün Türkiye için iddia söyleyen
bir siyasete ihtiyacı var. Türkiye’nin uzun geleceğine yönelik iddia söyleyen
bir siyasete ihtiyacı var. Biz bu siyaset için yola çıkıyoruz. CHP böyle
iddialar için yola çıkmaya alışık bir partidir. Sayın Derviş sıradan bir
siyasetçi değildir. Dünyayı, ülkeyi anlayan, yorumlayan ve daha iyi bir
geleceği aramayı kendisine temel kaygı edinmiş bir aydın insandır. Şimdi
hep beraber bunu gerçekleştireceğiz. Toplumumuzun bütün kesimlerinin bu
çağrıya kulak vermelerini istiyorum. El ele vermeliyiz, özellikle gençlerimizi,
Türkiye’nin umudu, ülkemizin geleceği gençlerimizi bu çağrıya sahip çıkmalarını
istiyorum. Ve bunun ilk adımı olarak da önümüzdeki kısa süre içinde Türkiye’deki
bütün gençleri derhal mahalle muhtarlarına giderek, seçmen listelerinde
yerlerini incelemeye, yazılı olup olmadıklarını görmeye çağırıyorum. Herkes
oy kullanma hakkını güvence altına almalıdır. Herkese Türkiye’nin ihtiyacı
var. Özellikle gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var. Bizim büyük bir iddia
ile yola çıktığımız şu sırada özellikle gençlerimize ihtiyacımız var.
Sayın Derviş’in buraya gelmesi kolay olmadı. Uzun, sancılı bir dönem
yaşandı. Çeşitli engeller aşıldı. Dağlar, denizler aşıldı. Ve sonunda olması
gereken buluşma gerçekleşti. Gerçekten çok güzel bir buluşma. Bu buluşmanın
bu aşamaya gelmesine, gerçekleşmesine Sayın Derviş’in her aşamada doğru
tercihler kullanarak, sabırla her türlü engeli, yönlendirme çabalarını,
baskıları taşımasını bilerek, anı geldiğinde aşmasını bilerek bu noktaya
getirmiş olduğunu çok iyi biliyorum ve Sayın Derviş’i bu büyük mücadelesi
ve doğru kararı bütün engelleri aşarak alma başarısı için bir kez daha
huzurunuzda kutluyorum.
KEMAL DERVİŞ
Çok sevgili arkadaşlarım, gerçekten hem büyük heyecan, hem büyük mutluluk
duyuyorum.
CHP bütün yaşamımın bir parçası olmuştur, çocukluğumdan beri. Türkiye’nin
çok köklü bir kurumudur. Atatürk’ün kurduğu partidir. Ve bu son 70 yılın
tarihine baktığımız zaman 30’lı, 40’lı, 60’lı yıllar bugüne kadar geldik.
Her aşamada zorlu görevleri başaran bir partidir. Bütün zorluklara rağmen
ve bazen aşılmaz gibi gözüken sorunlara rağmen. Sayın Genel Başkanımız
Deniz Baykal’ın çağrısına aynen katılıyorum. Kesin bir gönül ve fikir birlikteliği
var. Bu çağrı çok önemli ve tarihi bir çağrıdır. 21. yy a girdik. Ama Türkiye’yi
gerçekten bu yy’a taşımamız lazım. Toplumda bu güç, bu potansiyel
var.
18 ay önce Esenboğa Havaalanı’na indiğimde bu mesajı vermeye çalıştım.
Çünkü dünyayı çok gezdim, çok ülkeyi gördüm. Türkiye’de kesin bu güç var.
Kesin Avrupa’nın önemli, güçlü, refah içinde yaşayan bir ülkesi olabiliriz.
Akdeniz’in, Avrupa’nın, Güneydoğu Avrupa’nın, Karadeniz Bölgesi’nin en
güçlü ülkesi olabiliriz. Fakat bu gücü harekete geçirebilmemiz için ekonomi,
insan ve etkin devlet üçlüsünü bir araya getirerek bu çağdaş sentezi Sayın
Baykal’ın biraz önce daha ayrıntılı ve çok doğru olarak anlattığı bu çağdaş
sentezi gerçekleştirmemiz gerekir. Ve Türkiye’yi yeniden geriye doğru
kayan bir ülke değil, ileriye yürüyen, başka ülkeleri geçen, daha hızlı
adımlarla ileriye giden bir ülke haline getirebiliriz. Bunun için sizlerden,
ama sadece CHP’lilerden değil, bütün Türk vatandaşlarından bu ilerleyişi
özleyen hepimizden desteğe ihtiyacımız var. Eğer 3 Kasım seçimlerinden
sonra güçlü bir çoğunlukla bu sorunları çözüme yönelik bir takımı kuramazsak
ve bu takım gerçek bir uyum içinde ve bir dostluk içinde çalışamazsa o
zaman bu sorunlar maalesef aşılamayacaktır. Onun için mutlaka toparlanmamız,
eski kırgınlıkları, eski olayları bir ölçüde unutmamız, hatta eski sağ,
sol tipi, katı bir ayrılığı da unutup, çağdaş, merkezi de kucaklayan sosyal
demokrasi de buluşmamız gerekiyor. Esnaf, çiftçi, işçi, gençler, kadınlar,
çağdaş iş adamları hepimizin aslında ortak çıkarı budur. Ortak geleceği
budur. Bu sentez çağrısı çok çok önemlidir. Ve birlikte bunu anlatabilirsek,
bir araya gelebilirsek, kucaklarımızı açabilirsek o zaman gerçekten bu
ağır krizden sonra çok daha aydınlık günlere birlikte yürüyebiliriz. Kesinlikle
buna inanıyorum.
18 ay önce inanıyordum, fakat 18 ay önce doğrusunu söyleyeyim, bu işin
siyasal boyutunu yeterli ölçüde algılayamıyordum. Ekonomik, teknik açıdan
bakıyordum. Türkiye’deki siyasal bölünmüşlüğün, parçalanmışlığın boyutunu
tam olarak kavrayamamıştım. Bu kadar bölünmüş, bu kadar parçalanmış bir
yapı içinde, ciddi, etkin, hızlı karar veren bir yönetimi oluşturmak mümkün
değil. Bunu oluşturacak gücü CHP’ye, bütün arkadaşlarımıza vermeniz lazım
diye düşünüyorum. Tabii karşı görüşlere de saygımız var. Yarışacağız. Ama
bu yarışmanın sonucunda istikrarlı, kararlı bir tablonun ortaya çıkması
gerekiyor. Bölünmemiz lazım.
Zor bir süreç oldu, Sayın Deniz Baykal öyle dedi. Zordu ama CHP’yi dışlayan
bir çözümü hiçbir zaman düşünmedim. Keşke bütün merkez ve solda olan
arkadaşlar bir araya gelebilseydi. Ama CHP en köklü parti olarak, Atatürk’ün
partisi olarak mutlaka bu oluşumun içinde olması gerekirdi. Önümüzdeki
günlerde, haftalarda gene kucağımızı açacağız, herkese açacağız. Bu sentez
çağrısını her gün yapacağız. Ve bu sentezle birlikte inşallah çok doğru
ve çok kesin bir sonuca doğru gidebiliriz diye düşünüyorum. Türkiye için,
ekonomimiz için, ekonomik sorunların aşılması için, güçlü bir ekonomisi
olmayan bir ülke güçlü olamaz bugünkü çağda. Güçlü bir ekonomi olmazsa
insanlarımıza refahı sağlayamayız, iş alanını sağlayamayız. Güveni sağlayamayız.
Dolayısıyla tekrarlıyoruz. Güçlü bir Pazar ekonomisi, sosyal adalet ve
sosyal duyarlılık, kardeşlik, insanlık ve etkin bir devlet. Bu üç unsurun
bir araya gelmesi lazım. Çağdaş demokrat sentez veya sosyal liberal sentez
budur. Ve bütün topluma açık bir sentezdir.
Çok heyecanlıyım. Çok fazla konuşmak istemiyorum. Fakat hepinize Sayın
dostum, 30 yıllık dostum Sayın Deniz Baykal’a, arkadaşlarına, bütün CHP’lilere,
bütün Türkiye’ye, Türk vatandaşlarına beni kucakladıkları için, uzun bir
ayrılıktan sonra, gerçekten uzun bir yurtdışı çalışmalardan sonra beni
yeniden Türkiye’ye getirdiğiniz için ve bu yolda beraber yürüdüğümüz için
çok çok teşekkür ediyorum. Sağolun.
|