AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın 22. Dönem ilk Grup toplantısında yaptığı konuşma şöyle:
(19 Kasım 2002)
Değerli Milletvekilleri,
Basınımızın Değerli Temsilcileri,
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlarken, Allah’a binlerce hamdediyor, Aziz milletime teşekkür ediyorum.
Allah’a hamdediyorum, çünkü geçmişi uzun yıllara dayanan siyasal mücadelemizin sonunda bizlere bugünü yaşamayı nasip etti.
Bugün tarihi bir gün; bu günün Türkiye için, AK PARTİ için çok önemli bir gün olmasının yanında her birimiz için de, her birimizin bireysel hikayesi açısından da anlamlı bir gün. Aziz milletimizin bütün fertlerine teşekkür ediyorum.
Demokratik bir seçimle halkın iradesi tecelli etti. Bu tecelliye de toplumun bütün kesimleri saygı duydu.
Bizler de toplumun bu güvenine ve saygısına layık olmaya çalışacağız.
Zira halkımız, uzun ve sancılı yıllardan sonra bize tek başımıza iktidar olma ve tek başımıza bu güzel ülkeyi yönetme imkanını ve mutluluğunu bahşetti. Onlara ne kadar teşekkür etsek azdır.
Değerli Arkadaşlar,
Değerli Dostlar,
Böyle bir zaman diliminde bulunduğumuz, böylesine önemli bir tarihe tanıklık ettiğimiz, hatta yeni bir yüzyılın başlangıcında, bir ülkeyi yeniden imar etmenin ve yeniden yapılandırmanın aktörleri olmak gerçekten de gurur ve heyecan verici.
Şimdi bize düşen, bu heyecanı, söndürmeden ülkemize hizmete dönüştürmektir. Bizim bu günü ve bu anı yaşarken unutmamamız gereken bir şey var. Buraya hiç birimiz, babalarımızdan bize miras kalan bir hakkı kullanmak suretiyle, ya da sadece bireysel çabalarımız, maharet, yetenek ve unvanlarımız nedeniyle gelmedik.
Biliyor musunuz. Bizler buraya 363 kişilik AK PARTİ Grubu olarak halkımızın ortaklaşa kaderinin çilesine ortak olma misyonunun sonucu olarak geldik. Bu yüce Meclis çatısı altında bizlerin burada olmasının tek başına pek bir anlamı yoktur.
Çünkü bizler burada sadece, ama sadece milletimizin iradesinin tecellisi neniyle bir araya gelmiş, toplanmış bulunmaktayız.
Bunu sakın unutmayın!
Ve bunu hiçbir şekilde aklınızdan çıkarmayın.
Sizler milletvekilisiniz! Sizler milletin vekilisiniz. Hatta milletin ta kendisisiniz. Onun için sizler buradasınız.
Onun için sizden öncekiler burada değil.
Sizler, Milletin kutsal emanetlerini taşımaya memur edilmiş ve seçilmiş kişilersiniz. Bu vekaletin ve bu emanetin kadrini biliniz.
Vekilliğiniz milletimize hayırlı olsun! Ferasetiniz açık olsun!
Merhametiniz bol olsun. Cesaretiniz, azminiz, çalışma, gücünüz daim ve sürekli olsun.
Değerli Milletvekilleri,
363 milletvekilimizle 10 Kasım günü yaptığımız ilk toplantımızda sizlerden bir şey istemiştim. Hangi makamlarda hangi mevkilerde olursanız olun, "Sakın halkı unutmayın" demiştim.
Şimdi, bu hatırlatmadan sonra diyorum ki; Sakın Hakkı da unutmayın, sakın halkımızdan kopmayın; insanlarımızın taleplerinden yüksünmeyin.
Ve hemen çalışmaya başlamak üzere işe koyulun.
Biliyorum! Yoğun ve yorucu bir seçim kampanyasından çıktık. Dinlenmek hepimizin hakkı diye düşünebiliriz. Ama seçimlerin yapılmasından bu yana 17 gün geçti. Ve bu 17 gün, genel anlamda değerlendirdiğimizde âtıl geçti.
Bizim bırakın 15 günü, 10 günü, 1 günü bile üretmeden, çalışmadan geçirmek gibi bir lüksümüz yok. Çünkü biz gerçekten çok çalışmaya mecburuz. Çünkü biz halkımız adına, ülkemiz adına başarmaya mahkumuz.
Bu mahkumiyeti bize bu millet biçti.
Değerli Arkadaşlar!
Hatırlayınız, seçim kampanyamızın ana sloganlarından bir tanesi "tek başına iş başına" idi.
Belki ilk bakışta bu slogan tek anlamlı kısa bir cümle olarak algılanmış olabilir. Ama bu kısa cümle özünde iki gerçeği barındırıyor.
Birinci gerçekte "tek başına" Ak Parti’nin iktidarını hedeflemiştik. Bunu gerçekleştirmek halkımızın yetkisindeydi.
Halkımız üzerine düşeni yaptı ve Ak Parti’yi tek başına iktidara getirdi.
Sloganın ikinci gerçeği ise "iş başına" söylemi bizi ilgilendirmektedir. Şimdi sıra ve yetki bizdedir. Halkımızın düğümlenmiş bahtını açmak, ülkemizin geleceğini aydınlatmak üzere iş başı yapmak zamanıdır.
Biraz sonra sizler milletvekilleri olarak Meclis başkanını seçecek fiilen çalışmaya başlayacaksınız. Yani işbaşı yapacaksınız.
Öte yandan 58. Cumhuriyet hükümeti kurulmuş ve Ak Parti’li iktidar günleri başlamış bulunmaktadır.
58. Cumhuriyet hükümeti ülkemize hayırlı olsun.
Bakanlarımızı çok zor, zor olduğu kadar da onurlu günler bekliyor.
Şimdiden Bakanlar Kurulumuz ile ilgili sizlerden bir ricam olacak.
Sizler Bakan arkadaşlarımızın çalışmalarını zorlaştırmayın. Aksine her biriniz milletimiz adına verimli çalışmalar yapabilmeleri için hükümete yardımcı olmak durumundasınız. Çünkü milletimizin menfaatleri için yürütme görevini onlar yapacaklardır.
Değerli Milletvekilleri,
Kuşkusuz hepiniz bölgenizin ve şehrinizin sorunlarıyla ilgileneceksiniz, talepleri hükümete ileteceksiniz.
Ama milletvekilleriyle, bakanların ilişkisi sadece kişisel istekleri takip edip sonuçlandırmak biçiminde olmamalıdır.
Hükümeti takip etme sınırsız tek tek istekleri yerine getirmeye dayalı olursa, size ulaşamayan istekleri yerine getirmemekten kaynaklanan haksızlıklara sebep olabilirsiniz.
İlgilerinizi daha çok genel ve ülkenin temel sorunlarının çözümüne ve takibine odaklayınız.
Milletvekillerimizin bakanlarımızla ilişkilerinin çerçevesini çizen bize özgü yeni bir model geliştirmeyi düşünüyoruz.
Bu modele göre milletvekillerimiz bakanlardan her türlü istek ve taleplerini yazılı bir formda belirtip, bu formun bir sureti ilgili bakanlığa, bir sureti de grup yönetiminde olacak.
Böylece Meclis Grubumuz milletvekillerimize hem talep aşamasında, hem de talebin bir an önce ve sistemli bir şekilde sonuçlanmasına katkıda bulunacaktır.
Değerli Milletvekilleri,
Yeri gelmişken bir şeyin daha altını çizmek istiyorum. Meclis olarak önümüzde yoğun bir gündem var biliyorsunuz.
Bu nedenle Milletvekilleri olarak sizlerden Meclis ve Komisyon çalışmalarına devamlılık hususunda azami özen ve dikkat göstermenizi istiyorum.
Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz,özellikle son yıllarda ülkemiz çok zaman kaybetti.
Değerlerini, birikimlerini kaybetti ve geriye gitti.
Ülke olarak, topyekün bu kayıplarımızı giderip, çok kısa bir zamanda büyümeye geçmeliyiz.
Sakın içinizden hiçbiriniz; "ama bunun sorumlusu biz değiliz ki" diye düşünmesin.
Belki, dün bunu söylemeye hakkımız vardı. Ama artık yok.
Çünkü bugün bizler Yasama ve yürütme olarak sorumluluk mevkiindeyiz. Hizmet noktasındayız.
Üretme makamındayız. Milletimize taahhütlerimizin hiçbiri yerde kalmamalıdır.
Artık bizim, ne olumsuzlukları, ne geri kalmışlığı, ne açlığı ve işsizliği başkalarına yüklemeye;
ne de "enkaz devraldık" diyerek kendimizi avutmaya hakkımız yok.
Nasıl bir Türkiye devraldığımızı halkımız biliyor.
Değil mi ki, halkımız maruz kaldığı açlıktan, işsizlikten, horlanmaktan kurtulmak için;
ülkenin içine düştüğü kaostan çıkması için, yaşadığı ağır ekonomik, sosyal ve yönetim krizinden kurtulmak için oy kullandı.
Ve bütün olumsuzlukları giderebilme yeteneğini ve kararlılığını bizde, partimizde gördü.
Ve bizi tek başımıza iktidar yaptı; öyleyse bizlere düşen, hiçbir tereddüde düşmeden, hiç vakit kaybetmeden halkımızın beklenti ve taleplerine cevap vermektir.
Bu cevap verme süreci de başlamış bulunmaktadır.
Değerli Arkadaşlar,
Değerli Milletvekillerim,
Türkiye’nin yıllardır beklediği en güçlü hükümeti kurduk.
1950’den sonra en kalabalık milletvekili sayısıyla güven katsayısı en yüksek kabineyi oluşturduk.
Bu güç milletimizin gücü olacaktır.
Bakınız, şu anda bir zamanlar Türkiye Cumhuriyeti’nin Senato Salonu olarak kullanılan mekanında bulunmaktayız.
Meclis’teki diğer grup salonlarına sığamadığımız için buradayız. Yani gerçekten büyük bir gücüz.
Ama bu güç hiç birimizin başını döndürmesin. Aksine, sorumluluğumuzun büyüklüğünü hatırlatsın bu güç bize.
Ve bir de şunu unutmayın. Tek tek hepimiz değerliyiz kuşkusuz. Ama asıl gücümüzün, asıl değerimizin birlikteliğimiz olduğunu unutmayın.
Bu nedenle daha ilk toplantımızda Grubun ne kadar önemli olduğunu bilin ve grubumuzun gücünü zayıflatacak bir davranış içine girmeyin.
Grubun, Meclis’in saygınlığını her şeyin üstünde tutun.
Bakınız!
Ben geçen yıl, AK PARTİ'nin ilk Grup toplantısında, o günkü değerli milletvekillerine "Milletvekilleri el kaldırma makineleri değildir" demiştim.
10 Kasım tarihli toplantımızda da aynı anlama gelen "Milletvekillerinin otomatik olarak 'evet' ve 'hayır' dediği bir Meclis olamayacak AK PARTİ iktidarında" demiştim.
Yine aynı şeyleri söylüyorum.
Bireyselliği gelişmemiş, kendine saygı duymayan, duyamayan insanlardan oluşan grupların hiçbir kıymeti harbiyesi olmadığına inanıyorum.
Ancak, kişinin şahsiyetini koruması, kesinlikle grup dayanışmasına, grup ruhuna, birlikte fikir üretme sürecine, ortak akıl ve düşünce oluşturmasına mani olmamalıdır.
Bu nedenle daha ilk toplantımızda sizlerden rica ediyorum. Eğer grubumuzu ne kadar saygın ve güçlü kılarsanız,
her biriniz, tek tek, kendi kişisel değerlerinizin yanında; güçlü, tutarlı, disiplinli, saygın bir grubun üyesi olmanız nedeniyle daha fazla saygı ve daha fazla destek göreceksiniz.
Bu noktanın üzerinde hassasiyetle duruyorum. Çünkü sizin tek tek ve Grup olarak kazanacağınız her başarı,
ortaya koyacağınız her olumlu iş, Genel Başkanı olduğum AK PARTİ’nin başarısı olacaktır.
Bu başarı milletimizi mutlu edeceği gibi şahsen beni de ziyadesiyle mutlu edecektir.
Değerli Arkadaşlar,
Biliyorsunuz 3 gün önce AK PARTİ iktidarının 1 ay, 3 ay, 6 ay ve 1 yıllık "Acil Eylem Planı"nı açıkladım.
Bunu yapmak mecburiyetindeydik. Çünkü başta ben olmak üzere, hepimiz seçim kampanyası boyunca halkımıza bir takım vaatlerde bulunduk.
Onun için eylem planını açıkladık ki; seçim meydanlarında söylediklerimizi sadece propaganda için söylemediğimizi halkımız görsün istedik.
Acil eylem planımız, medyamızdan ve kamuoyundan çok çeşitli tepkiler aldı.
Niyetlerimizi, plan ve projelerimizi kamuoyuna olduğu gibi yansıtan herkese teşekkür ediyorum.
Ama kimi çevrelerde, açıkladığımız acil eylem planını gerçekçi bulmayanlar da olmuş.
Uzun yıllar atılım heyecanı körelmiş, üretimden uzaklaşmış olan kimi çevrelerde tereddütler oluşmasının bize göre anlaşılır nedenleri vardır.
Geleneksel alışkanlıklarla siyasi iradeyi frenlemeye çalışan, tereddütler oluşturmaya alışkın bürokrasideki hiçbir kurum, hiçbir birim hükümetimizin ufkunu daraltma çabasına girmemelidir.
Herkes, ama herkes ülkemizin kalkınma heyecanına ortak olmalı ve herkes daha büyük düşünmeye kendini hazırlamalıdır.
Bizim 3 ayda, 6 ayda gerçekleştirmeyi vaat ettiğimiz kimi icraatların 5-10 yılda bile gerçekleşmesinin zor olduğunu iddia edenler varmış.
Bunu iddia edenlere öncelikle şunu hatırlatmalıyım.
Ak Parti iktidarının ilk bir yılında yapacaklarımız ne sadece kamuoyuna açıkladıklarımdan ibarettir, ne de kitapçık olarak o gün kamuoyuna sunduğumuz dokümandan ibarettir.
Bunlar yapacaklarımızın sadece bir kısmıdır. Bu bir.
Bunlar henüz iktidarı devralmadan tespit edebildiğimiz önceliklerimizdir. Bu iki.
Bizler öteden beri bazılarının hayallerinin bile bizim yaptıklarımıza ve yapacaklarımıza yetişemeyeceğini biliyoruz. Bu da üç.
Ama asıl söylemek istediğim şu; kesinlikle inanıyorum ki, iktidarımızda Türkiye, büyük bir atılım yapacak, başkalarının on yıllar içinde yapabileceklerini 1-2 yıl içinde gerçekleştirecektir.
Sizlerin de aynı düşünceleri paylaştığınıza, aynı coşkuyu duyduğunuza inanıyorum, öyle değil mi?
Bir de burada, milletin huzurunda bürokrasiye seslenmek istiyorum.
Bizi iyi takip edin. Ya hızımıza yetişirsiniz ve bizimle birlikte hizmet kervanına katılırsınız; ya da eğer bizim hızımıza yetişmeye gücünüzün yetmeyeceğini düşünüyorsanız şimdiden bizimle yollarınızı ayırın.
Sakın bize ayak bağı olmaya, önümüze engel çıkarmaya kalkışmayın.
Değerli Arkadaşlar,
Bu hususta son bir şeyi daha hatırlatmak istiyorum.
Eylem Planımızı açıkladığımızda, halkımıza ve medya mensuplarına çağrıda bulunarak;
açıklama metnimizi edinmelerini, dosyalamalarını ve bizi izlemelerini, yaptıklarımızın çetelesini tutmalarını istedim.
Sizler de, hepiniz söz konusu metinden edinin.
Ve gün gün, ay ay yürütmenin, yani Bakanlar Kurulumuzun icraatlarını denetleyin.
Çünkü sizin iki temel görevinizden birisi de, yasama görevinizin yanında denetleme görevidir.
"Meclis’te hükümeti denetleme görevini muhalefet partilerine mensup milletvekilleri yapar" anlayışı bugünden itibaren tarihe karışmalıdır.
"Hükümete mensup milletvekilleri, hükümet kendilerinden nasıl davranmalarını istiyorsa öyle davranırlardı.
Hükümet elini kaldır dediğinde kaldırır, indir dediğinde indirirlerdi" demeyin sakın. Bu anlayış Ak Parti iktidarının ilk gününde tarihe gömülmüştür bunu bilin.
Burada sayın bakanlarımıza da seslenmek istiyorum. Tebrik ve teşrifat faslını şölene dönüştürmeden bir an önce bitirmelisiniz.
Bizim için esas şölen, halkımıza verdiğiniz sözleri ve en önemlisi Acil Eylem Planımızın aksamadan hayata geçirilmesidir.
Değerli Arkadaşlar,
Yeri geldiği için bir kez daha hatırlatıyorum.
Sizler milletin vekillerisiniz. Millet adına, milletin önünü tıkayan, yolunu açan yasalar çıkaracaksınız.
Ve millet adına, milletin hak ve hukukunu korumak için, hükümeti de bürokrasiyi de denetleyecek, uyaracaksınız.
Aksi takdirde milletin size tevdi ettiği emanete ihanet etmiş olursunuz.
Bu emanete, milletin verdiği bu vekalete hiçbir Ak Partilinin sırtını dönmeyeceğini biliyorum.
Biliyorum, milletimizin vefa duygusunu karşılıksız bırakmayacaksınız.
Türkiye’de hukukun üstünlüğünü ve tam demokrasiye geçişi engelleyen mevzuat kirliliğini gidermek hükümetimizin ve bu parlamentonun asli görevlerinden biri olacaktır bunu da biliyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Son bir hususu daha açıklamak istiyorum. Bugün Türkiye pek alışık olmadığı bir siyasi modelle ve fiili bir durumla karşı karşıya.
O da, büyük bir farkla tek başına iktidar olmuş bir partinin Genel Başkanı’nın farklı, Başbakan’ın farklı olmasıdır.
Gördüğüm kadarıyla bu çelişki kimi çevrelerce olumsuz bir tabloymuş gibi gösterilmek istenmektedir.
Hemen söylemeliyim ki, evet bu bir çelişkidir.
Ama bunun sorumlusu Ak Parti değildir, biz değiliz.
Türkiye’yi bugüne kadar yönetmiş olan yasakçı zihniyetin çelişkisidir bu.
Bu nedenle sizin bir göreviniz de Türkiye’yi bir an önce bu yasakçı zihniyetten ve bu tür çelişkilerden kurtarmaktır.
Buna bağlı olarak başka bir husus da bu çelişkinin hükümet etmede problemler oluşturacağı, bir iki başlılık yaşanacağına dair imalarda bulunanlar var.
Bu düşüncede olanları anlıyorum. Biliyorum onlar henüz bizleri tanıyamadılar. Onlar hala eski siyasi ve eskimiş siyasi argümanlara göre düşünüyorlar.
Oysa bizler yeni bir siyaset anlayışını hakim kılmak için varız.
Bizler kişisel çıkarlardan, makamlardan önce Türkiye için başarıya kilitlenmiş, kendisini başarmaya mahkum kılmış kişileriz.
Ayrıca başta Sayın Başbakanımız olmak üzere bizler kader birliği yapmış bir kadroyuz.
Bu birlik ve beraberliğimizi inşallah hiçbir şey bozamayacaktır.
Kaldı ki, ben halkımın gönlündeki yerimi ve halkımın gönlünde benim için oluşan muhabbeti biliyorum.
Ayrıca halkımızın bu konuda ortaya koyduğu iradeye en çok hükümetimizin saygı göstereceğine ve gereğini yerine getireceğine inanıyorum.
Dedim ya bizim, kişisel kaprisler, gelip geçiçi mevki ve makamlar için milletimize hizmet sevdasından geri kalmak gibi bir lüksümüz yoktur.
Biz küçük duygusallıklarla yola çıkmadık.
Hepinizin bildiği gibi milletvekili olmadığım halde, Başbakan olmayacağımı bilmeme rağmen, 3 Kasımdan hemen sonra seçimden önce halkımıza verdiğimiz söz gereği Türkiye’nin ufkunu açmak, Türk halkının yaşam kalitesini yükseltmek için hayati önem verdiğimiz Avrupa Birliğine üyelik süreci için üye ülkeleri ziyarete başladım.
İlk ziyaretimizi 13 Kasım’da İtalya’ya yaptık. Sayın Başbakan Berlusconi ile sıcak, samimi ve olumlu bir diyalog başlattık.
Ardından 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ziyaret ettik.
Bildiğiniz gibi dün komşumuz Yunanistan’ı ve Avrupa Birliği’nin önemli bir üye ülkesi olan İspanya'yı ziyaret ettik.
Bütün bu ziyaretlerimizde;
dirayetli bir iktidarın içeride doğurdu umut ve heyecanı ziyaret ettiğimiz ülkelere de yansıdığını görmenin onurunu yaşadık.
Şimdi sizlerle birlikteyim.
Bundan sonra da sırasıyla Almanya, İngiltere, İrlanda Başbakanları ile görüştükten sonra Strasbourg’a geçerek Avrupa Parlamentos'unda ülkemizin Avrupa Birliği konusundaki kararlılığını anlatmaya devam edeceğiz.
Evet, azimle, kararlılıkla ülkemizin itibarı, halkımızın mutluluğu için yolumuza devam ediyoruz.
Haydi hep beraber iş başına.
Allah utandırmasın.
|