Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
YASA METNİ
EMLAK VERGİSİ İLE İLGİLİ YASAYA KISMİ VETO (18.3.2002)
BANKACILIK YASASI DEĞİŞİKLİNE VETO (25.1.2002)
DGM YASASI DEĞİŞİKLİNE VETO (28.11.2001)
TÜTÜN YASASINA VETO (6.7.2001)
MEMURLARIN YARGILANMASI YASASINA VETO (5.7.2001)
RTÜK YASASINA VETO (18.6.2001)
AF YASASINA VETO (15.12.2000)
DEMİREL VE ÖZAL DÖNEMİNDEKİ VETOLAR

ŞARTLA SALIVERİLME YASASI'NDA DEĞİŞİKLİĞE VETO...
27 Nisan 2002
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 4616 sayılı, 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlardan dolayı şartla salıverilmeye, dava ve cezaların ertelenmesine ilişkin yasada değişiklik öngören yasayı, 27 Nisan 2002'de bir kez daha görüşülmek üzere TBMM'ye iade etti.

Sözkonusu yasa, Anayasa Mahkemesince iptal edilen, 4616 sayılı yasanın ( l nci maddesinin 2, 4 ve 9 uncu bentlerinin) yeniden düzenlenmesine yönelik olarak hazırlanmış ve 25 Nisan 2002'de TBMM'de kabul edilmişti.

Cumhurbaşkanı Sezer, göreve gelişinden bu yana sekizinci kez veto yetkisini kullanmış oldu.
 

Cumhurbaşkanı Sezer, veto gerekçesinde, Yasa'nın "özel af niteliğinde" olduğunu belirtti. Sezer, "Anayasa Mahkemesi'nin 4616 sayılı Yasa'nın anılan düzenlemesi için yaptığı 'özel af' nitelemesinin Yasa'nın 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 4616sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 2. bendi için de geçerli olduğunda kuşkuya yer yoktur" dedi.

Sezer ayrıca, "3.10.2001 günlü, 4709 sayılı Yasa'nın 28. maddesiyle Anayasa'nın 87. maddesinde yapılan değişiklikle, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin genel ve özel af ilanına karar verebilmesi 'üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı'na bağlı kılındığını" hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Belirtilen hukuksal duruma karşın, inceleme konusu 4754 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin toplu özel af niteliğinde düzenleme içeren 2. bendinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce Anayasa'nın 87. maddesinde öngörülen 'üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile' kabul edilmediği anlaşılmaktadır." 
 

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklama ve Cumhurbaşkanı Sezer'ın geri göndermeye ilişkin yazısı şöyle:
(27 Nisan 2002)

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER tarafından yayımlanması uygun bulunmayan 4754 sayılı "23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun", Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce bir kez daha görüşülmesi için, Anayasa'nın 4709 sayılı Yasa ile değişik 89. maddesinin ikinci fıkrası ile 104. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na geri gönderilmiştir. 

Söz konusu Yasa'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na gönderilme gerekçeleri aşağıda sunulmaktadır: 


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

İLGİ : 26/04/2002 günlü, A.01.0.GNS.0.10.00.02-14963/35127 sayılı yazınız. 
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce 25.04.2002 gününde kabul edilen 4754 sayılı, "23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun" incelenmiştir: 

Yasa'nın 1. maddesiyle 21.12.2000 günlü, 4616 sayılı "23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun"un, Anayasa Mahkemesi'nin 27.10.2001 günlü, 24566 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 18.7.2001 günlü, E: 2001/4, K: 2001/332 sayılı kararıyla bir bölümü iptal edilen 1. maddesinin (2), (4) ve (9) numaralı bentleri yeniden düzenlenmiştir. 

4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 2. bendinin birinci paragrafında yer alan "..şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirilir." kuralı, Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu iptal kararı gözönünde tutularak, Yasa'nın 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 2. bendi ile "müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların veya şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenlerin ya da aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıl indirilir"; buna koşut olarak bendin ikinci paragrafı da "Birinci paragraf hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi dolmuş olanlar, iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve istemleri olmaksızın derhal; toplam cezaları on yıldan fazla olanlar kalan cezalarını çektikten sonra şartla salıverilirler." biçiminde değiştirilmiştir. 

Hukuksal metinlerin niteliklerinin belirlenmesinde, taşıdıkları ada değil içeriklerine bakılması ve değerlendirmenin buna göre yapılması gereklidir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin sözü edilen iptal kararında 4616 sayılı Yasa'nın adı değil içeriği üzerinde durulmuş ve "2. bent ile Yasa kapsamına giren cezalarda indirim yapılmakta 10 yıldan az cezaya mahkum kimi hükümlülerin diğer koşullarında varlığı halinde hiç cezaeevine girmeksizin cezalarının infazına olanak tanınmakta ise de, bu olanak genel affın tanımında belirtildiği gibi ceza mahkumiyetini bütün neticeleri ile kaldırmamaktadır. Düzenlemenin hükümlülere getirdiği yarar cezaevinde kalma süresini belirli koşullarla kısaltması veya hiç cezaevine girmeden cezanın infazını sağlamasıdır. 

Şartla salıverilmenin en önemli unsurları, cezanın belirli bir süresinin cezaevinde çekilmiş olması ve hükümlünün bu süre içerisinde iyi hal göstermesidir. Oysa, 2. bent ile 10 yıla kadar hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olan hükümlülerin iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın salıverilmelerinin sağlanması bu düzenlemenin şartlı salıverilme olmayıp kendine özgü bir müessese olduğunu göstermektedir. 

Türk Ceza Yasası'nın 98. maddesine göre, cezayı ortadan kaldıran veya azaltan ya da değiştiren bir düzenleme olarak adlandırılan özel affın, toplu ve şartlı olarak getirilmesinin de olanaklı bulunduğu dikkate alındığında, 2. bentte yer alan kuralın, müebbet ve 10 yıldan fazla süreli hükümlülükler bakımından cezadan indirim öngören, tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından veya toplam hükümlülük sürelerinden on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi veya hükümlülük süresi dolmuş olanlar bakımından ise, belirli bir süreyle suç işlememe bozucu (infisahi) koşuluna bağlanmış, toplu özel af niteliğindedir. 

Her ne kadar, 4616 sayılı Yasa'nın 8. bendi ile Yasa'nın yayımı tarihinden sonra cezaevinin disiplinini bozucu hareketlerinden dolayı disiplin cezası almış olanların tüzük hükümlerine göre disiplin cezaları kaldırılmadığı sürece 1. madde hükümlerinden yararlanamayacaklarının öngörüldüğü ve bu hükümlülerin cezalarının bir kısmını cezaevinde geçirmiş oldukları ileri sürülebilirse de, uygulanma koşulu olarak kabul edilmesi gereken bu durum, 2. bentle getirilen düzenlemenin özel af niteliğinde olduğu yolundaki düşünceyi değiştirmemektedir" denilerek, getirilen düzenlemenin özel af niteliğinde olduğu duraksamaya yer bırakmayacak bir biçimde vurgulanmıştır. 

Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasında, "Anayasa Mahkemesi kararları ... yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar" kuralına yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 4616 sayılı Yasa'nın anılan düzenlemesi için yaptığı "özel af" nitelemesinin Yasa'nın 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 2. bendi için de geçerli olduğunda kuşkuya yer yoktur. Bu nedenle Yasa'nın Anayasa'nın 87. maddesi yönünden değerlendirilmesi zorunlu bulunmuştur. 

3.10.2001 günlü, 4709 sayılı Yasa'nın 28. maddesiyle Anayasa'nın 87. maddesinde yapılan değişiklikle, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin genel ve özel af ilanına karar verebilmesi "üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı"na bağlı kılınmış; Anayasa'nın 96. maddesiyle de toplantı ve karar yeter sayısı için Anayasa'da öngörülen ayrık durumlar saklı tutulmuştur. 87. maddenin nitelikli çoğunluk arayan bu "özel" düzenlemesi karşısında, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin genel ve özel af ilanıyla ilgili kararlarında 96. maddenin uygulanamayacağı ve bu maddede öngörülen karar yeter sayısının (toplantıya katılanların salt çoğunluğunun) yeterli olamayacağı açıktır. 

Belirtilen hukuksal duruma karşın, inceleme konusu 4754 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin toplu özel af niteliğinde düzenleme içeren 2. bendinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce Anayasa'nın 87. maddesinde öngörülen "üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile" kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Nitekim tutanaklarda da, maddenin üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile kabul edildiğine ilişkin herhangi bir kayıt yer almamaktadır. Oysa, Anayasa'da, genel kuraldan ayrılarak toplantı ve karar yeter sayısı için özel düzenlemeler öngörülen durumlarda, herhangi bir itiraz olmasa bile, sonradan ortaya çıkabilecek duraksama veya tartışmalara yer bırakmamak için toplantı ve karar yeter sayılarının tutanaklara geçirilmesi gerekir. 

Belirtilen duruma göre, Yasa'nın 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 2. bendi Anayasa'nın 87. maddesinde öngörülen karar yeter sayısı olmaksızın kabul edilmiş olduğundan Yasa'da bu yönden Anayasa'ya uyarlık bulunmamıştır. 

Bu nedenle, Yasa'nın 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 4616 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin, Anayasa'da öngörülen yeterli oy sayısı ile kabul edilmeyen 2. bendinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce bir kez daha görüşülmesi için 4754 sayılı Yasa yayımlanmayarak, Anayasa'nın 89/2. ve 104/a. maddeleri gereğince ekte geri gönderilmiştir. 

Bilgilerinize sunarım.
 



(27 NİSAN 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.