Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Ramazan Bayramı
mesajı şöyle:
(4 Aralık 2002)
Değerli Yurttaşlarım,
Toplumsal birlikteliği sağlayan değerlerin anımsandığı, güzelliklerin
ve iyiliklerin yoğun olarak yaşandığı Ramazan Bayramı'nı hep birlikte karşılamanın
mutluluğu içindeyiz.
Bu Bayram gününde, tüm yurttaşlarıma saygılarımı ve en iyi dileklerimi
sunuyor, Bayram'ın ülkemize, barış, gönenç ve mutluluk getirmesini diliyorum.
Toplumsal yaşamımızda önemli yeri bulunan bayramlarımız, kaygıların
ve sıkıntıların geri plana itildiği, sevginin, saygının ve hoşgörünün pekiştiği,
insan ilişkilerinin güçlendiği, umutların canlandığı özel günlerdir.
Bayramlarda, dargınlıkları ve kırgınlıkları unutmalı, birlik ve dayanışmamızı
artırmalı, geleceğe inancımızı her koşulda korumalıyız.
Yurttaşlarımızı ortak düşünce ve değerlerde buluşturan bayramlarda,
barışın ve hoşgörünün sürekli kılınması, toplumun tüm katmanlarında uzlaşma
kültürünün yerleşmesi için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeliyiz.
Bayramların anlamını, güzelliğini ve değerini, sayılı bayram günleriyle
sınırlı tutmayarak yaşamın her evresinde ve tüm ilişkilerimizde anımsamalıyız.
Hoşgörü, barış ve kardeşlik ortamının toplumun tüm kesimlerinde oluşmasının
sorunlarımızın çözümünde etkili olacağını unutmamalıyız.
İçinde bulunduğumuz dönemde, iç barışın ve huzurun korunması, topluma
güven verecek uygulamaların gerçekleştirilmesi, yurttaşlarımızın yıllardır
güç koşullar altında yaşamalarına neden olan sorunlara çözüm üretilmesi
temel önceliğimiz olmalıdır.
Bir yandan bu amaç doğrultusunda adımlar atılırken, diğer yandan da
ülke geleceği için büyük önem taşıyan barış ortamını zedeleyecek tutum
ve davranışlardan özenle kaçınmalı, bunların ülkemize zarar vereceğini
gözönünde bulundurmalıyız.
Yüce Atatürk'ün önderliğinde kurulan laik, demokratik Cumhuriyet, kişi
hak ve özgürlüklerini genişleterek yurttaşlarımızı çağdaş dünyanın değerleriyle
buluşturmuş, kazanımları ile toplumun tüm kesimlerini kucaklamış, barışı,
kardeşliği ve hoşgörüyü ülkenin her köşesinde egemen kılma başarısını göstermiştir.
Bugün yurttaşlarımız, ülkemizdeki özgürlükçü ortamın değerini iyi bilmekte,
çağdaş yaşam biçiminden ödün vermeyeceğini her fırsatta göstermektedir.
Yurttaşlarımızın sağduyusu ve bağlılığı, Cumhuriyet'in tüm kazanımlarının
korunması ve yaşatılmasının en büyük güvencesidir.
Yurttaşlarımızın mutluluğu ve gönenci, umutlarını korumaları ve geleceğe
inançlarını yitirmemeleri için, yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik,
işsizlik, yolsuzluk gibi sorunların çözümü konusunda köklü adımlar atılması,
eşitsizliklerin giderilmesi ve yapısal değişikliklere devam edilmesi zorunludur.
Toplumun tüm kesimleri, ekonomik sorunların aşılması için, bugüne kadar
büyük özveride bulunmuş, birlik ve dayanışmasını her koşulda sürdürmüş
ve her zaman sorumluluk duygusuyla hareket etme duyarlılığını göstermiştir.
Ekonominin istikrarlı yapıya kavuşturulması, enflasyonun düşürülmesi,
ekonomik büyümenin sürdürülebilir kılınması ve tüm uygulamalarda saydamlığın
sağlanması, bu sorunların aşılması sürecinde öncelikli amaçlar olarak ortaya
çıkmaktadır.
Bir diğer önceliğimiz ise, gelir dağılımındaki adaletsizlikler ile bölgelerimiz
arasındaki dengesizliklerin ortadan kaldırılmasıdır.
Türkiye'nin başta Avrupa Birliği üyeliği olmak üzere, saptadığı erekleri
gerçekleştirme yolunda kararlılıkla ilerlerken, ekonomisini de daha sağlıklı
temeller üzerinde işlerliğe kavuşturacağına inanıyoruz.
Değerli Yurttaşlarım,
Ülkemizin güçlü ve üreten bir ekonomiye kavuşması, demokratikleşmesini
tamamlaması, hukuk devleti ilkesinin kurum ve kurallarıyla yaşama geçirilmesi,
siyasetin toplumun isteklerine yanıt verecek saydam bir yapıya kavuşması,
dünyanın gelişmiş ülkeleri arasına girmesi Ulusumuzun en büyük ereğidir.
Türkiye, dinamik ve genç nüfusu, kaynak ve olanaklarıyla bu büyük amaca
erişecek güçtedir.
Temel sorunlarını çözmüş, bireylerin hak ve özgürlüklerini en geniş
biçimde güvence altına almış, çağdaş uluslar topluluğunun saygın üyesi
olmanın başlıca koşulu, devlet ile yurttaş arasındaki işbirliğinin ve karşılıklı
güvenin sağlam temeller üzerinde gelişmesidir.
Unutulmamalıdır ki, demokrasi, insan hakları, hukuk devleti gibi kavramları
tam olarak yaşama geçiren toplumlar, bireylere sağladıkları özgürlük ortamının
yarattığı olumlu etkileşimle güçlü devletler olarak dünyanın gelişimine
yön vermektedirler.
Demokrasinin var olması, tek başına yeterli bir olgu değildir. Önemli
olan, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleşmesi, işletilmesi ve
böylelikle yurttaşların mutluluğunu ve gönencini temel alan, özgürlükçü
ve katılımcı bir yönetim anlayışına ulaşılmasıdır.
Bu nedenle Türkiye, Büyük Atatürk'ün ileri görüşlülüğü ile başlattığı
çağdaşlaşma ve demokratikleşme sürecini, dünyadaki değişimleri ve gelişmeleri
de dikkate alarak sürdürmek, kendini yenilemek durumundadır.
Demokratikleşme, hukuk devleti ve insan hakları alanındaki eksikliklerini
tamamlamış, temel sorunlarını çözmüş, yurttaşlarının gelir düzeyini yükseltmiş,
yolsuzlukların yaşanmadığı, mutlu ve güçlü bir Türkiye ereğine ulaşılması
sürecinde toplumun tüm kesimlerine önemli görevler ve sorumluluklar düşmektedir.
Bu kavramların çağdaş içerikleriyle yaşama geçirilebilmesi ve üstün
tutulmaları için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeli, demokrasi
kültürünün toplumun tüm katmanlarına yayılması için çaba göstermeliyiz.
Sorunlardan yakınmak yerine, sorumluluklarımızı tam olarak yerine getirdiğimizde
ve ülkemize katkıda bulunabileceğimiz yeni alanlar yaratabildiğimizde,
daha güzel günlere ulaşmamız kolaylaşacaktır.
Bunu başarabildiğimiz ölçüde olanaklarımızı ve gücümüzü harekete geçirebilir,
sorunlarımızı aşabilir, gelişen ve kalkınan, mutlu Türkiye ereğini gerçekleştirebiliriz.
Herkesin çabalarıyla güçlü, başarılı, huzurlu, mutlu Türkiye'ye ulaşacağımıza
inanıyorum.
Yurt içindeki ve dışındaki tüm yurttaşlarımızın, Kıbrıs'taki soydaşlarımızın,
Türk ve İslam dünyasının Ramazan Bayramı'nı kutluyor; Bayram'ın Ulusumuza,
ülkemize, dünyamıza ve tüm insanlığa barış, kardeşlik ve huzur getirmesini
diliyorum.
|