Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
RAZAMAN BAYRAMI MESAJI (2004)
RAZAMAN BAYRAMI MESAJI (2003)
RAZAMAN BAYRAMI MESAJI (2001)

SEZER'İN RAMAZAN BAYRAMI MESAJI
4 Aralık 2002

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajda, "içinde bulunduğumuz dönemde, iç barışın ve huzurun korunması, topluma güven verecek uygulamaların gerçekleştirilmesi, yurttaşlarımızın yıllardır güç koşullar altında yaşamalarına neden olan sorunlara çözüm üretilmesi temel önceliğimiz olmalıdır" dedi.
 
SEZER'İN BAYRAM MESAJINDAN...

"Ülke geleceği için büyük önem taşıyan barış ortamını zedeleyecek tutum ve davranışlardan özenle kaçınmalı, bunların ülkemize zarar vereceğini gözönünde bulundurmalıyız. "

"Yüce Atatürk'ün önderliğinde kurulan laik, demokratik Cumhuriyet, kişi hak ve özgürlüklerini genişleterek yurttaşlarımızı çağdaş dünyanın değerleriyle buluşturmuş, kazanımları ile toplumun tüm kesimlerini kucaklamış, barışı, kardeşliği ve hoşgörüyü ülkenin her köşesinde egemen kılma başarısını göstermiştir. "

"Yurttaşlarımızın mutluluğu ve gönenci, umutlarını korumaları ve geleceğe inançlarını yitirmemeleri için yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik, işsizlik, yolsuzluk gibi sorunların çözümü konusunda köklü adımlar atılması, eşitsizliklerin giderilmesi ve yapısal değişikliklere devam edilmesi zorunludur."

"Ülkemizin güçlü ve üreten bir ekonomiye kavuşması, demokratikleşmesini tamamlaması, hukuk devleti ilkesinin kurum ve kurallarıyla yaşama geçirilmesi, siyasetin toplumun isteklerine yanıt verecek saydam bir yapıya kavuşması, dünyanın gelişmiş ülkeleri arasına girmesi Ulusumuzun en büyük ereğidir."

"Türkiye, dinamik ve genç nüfusu, kaynak ve olanaklarıyla bu büyük amaca erişecek güçtedir. "
 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Ramazan Bayramı mesajı şöyle:
(4 Aralık 2002)

Değerli Yurttaşlarım,

Toplumsal birlikteliği sağlayan değerlerin anımsandığı, güzelliklerin ve iyiliklerin yoğun olarak yaşandığı Ramazan Bayramı'nı hep birlikte karşılamanın mutluluğu içindeyiz.

Bu Bayram gününde, tüm yurttaşlarıma saygılarımı ve en iyi dileklerimi sunuyor, Bayram'ın ülkemize, barış, gönenç ve mutluluk getirmesini diliyorum.

Toplumsal yaşamımızda önemli yeri bulunan bayramlarımız, kaygıların ve sıkıntıların geri plana itildiği, sevginin, saygının ve hoşgörünün pekiştiği, insan ilişkilerinin güçlendiği, umutların canlandığı özel günlerdir.

Bayramlarda, dargınlıkları ve kırgınlıkları unutmalı, birlik ve dayanışmamızı artırmalı, geleceğe inancımızı her koşulda korumalıyız.

Yurttaşlarımızı ortak düşünce ve değerlerde buluşturan bayramlarda, barışın ve hoşgörünün sürekli kılınması, toplumun tüm katmanlarında uzlaşma kültürünün yerleşmesi için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeliyiz.

Bayramların anlamını, güzelliğini ve değerini, sayılı bayram günleriyle sınırlı tutmayarak yaşamın her evresinde ve tüm ilişkilerimizde anımsamalıyız. Hoşgörü, barış ve kardeşlik ortamının toplumun tüm kesimlerinde oluşmasının sorunlarımızın çözümünde etkili olacağını unutmamalıyız.

İçinde bulunduğumuz dönemde, iç barışın ve huzurun korunması, topluma güven verecek uygulamaların gerçekleştirilmesi, yurttaşlarımızın yıllardır güç koşullar altında yaşamalarına neden olan sorunlara çözüm üretilmesi temel önceliğimiz olmalıdır.

Bir yandan bu amaç doğrultusunda adımlar atılırken, diğer yandan da ülke geleceği için büyük önem taşıyan barış ortamını zedeleyecek tutum ve davranışlardan özenle kaçınmalı, bunların ülkemize zarar vereceğini gözönünde bulundurmalıyız.

Yüce Atatürk'ün önderliğinde kurulan laik, demokratik Cumhuriyet, kişi hak ve özgürlüklerini genişleterek yurttaşlarımızı çağdaş dünyanın değerleriyle buluşturmuş, kazanımları ile toplumun tüm kesimlerini kucaklamış, barışı, kardeşliği ve hoşgörüyü ülkenin her köşesinde egemen kılma başarısını göstermiştir.

Bugün yurttaşlarımız, ülkemizdeki özgürlükçü ortamın değerini iyi bilmekte, çağdaş yaşam biçiminden ödün vermeyeceğini her fırsatta göstermektedir. Yurttaşlarımızın sağduyusu ve bağlılığı, Cumhuriyet'in tüm kazanımlarının korunması ve yaşatılmasının en büyük güvencesidir.

Yurttaşlarımızın mutluluğu ve gönenci, umutlarını korumaları ve geleceğe inançlarını yitirmemeleri için, yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik, işsizlik, yolsuzluk gibi sorunların çözümü konusunda köklü adımlar atılması, eşitsizliklerin giderilmesi ve yapısal değişikliklere devam edilmesi zorunludur.

Toplumun tüm kesimleri, ekonomik sorunların aşılması için, bugüne kadar büyük özveride bulunmuş, birlik ve dayanışmasını her koşulda sürdürmüş ve her zaman sorumluluk duygusuyla hareket etme duyarlılığını göstermiştir.

Ekonominin istikrarlı yapıya kavuşturulması, enflasyonun düşürülmesi, ekonomik büyümenin sürdürülebilir kılınması ve tüm uygulamalarda saydamlığın sağlanması, bu sorunların aşılması sürecinde öncelikli amaçlar olarak ortaya çıkmaktadır.

Bir diğer önceliğimiz ise, gelir dağılımındaki adaletsizlikler ile bölgelerimiz arasındaki dengesizliklerin ortadan kaldırılmasıdır.

Türkiye'nin başta Avrupa Birliği üyeliği olmak üzere, saptadığı erekleri gerçekleştirme yolunda kararlılıkla ilerlerken, ekonomisini de daha sağlıklı temeller üzerinde işlerliğe kavuşturacağına inanıyoruz.

Değerli Yurttaşlarım,

Ülkemizin güçlü ve üreten bir ekonomiye kavuşması, demokratikleşmesini tamamlaması, hukuk devleti ilkesinin kurum ve kurallarıyla yaşama geçirilmesi, siyasetin toplumun isteklerine yanıt verecek saydam bir yapıya kavuşması, dünyanın gelişmiş ülkeleri arasına girmesi Ulusumuzun en büyük ereğidir.

Türkiye, dinamik ve genç nüfusu, kaynak ve olanaklarıyla bu büyük amaca erişecek güçtedir.

Temel sorunlarını çözmüş, bireylerin hak ve özgürlüklerini en geniş biçimde güvence altına almış, çağdaş uluslar topluluğunun saygın üyesi olmanın başlıca koşulu, devlet ile yurttaş arasındaki işbirliğinin ve karşılıklı güvenin sağlam temeller üzerinde gelişmesidir.

Unutulmamalıdır ki, demokrasi, insan hakları, hukuk devleti gibi kavramları tam olarak yaşama geçiren toplumlar, bireylere sağladıkları özgürlük ortamının yarattığı olumlu etkileşimle güçlü devletler olarak dünyanın gelişimine yön vermektedirler.

Demokrasinin var olması, tek başına yeterli bir olgu değildir. Önemli olan, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleşmesi, işletilmesi ve böylelikle yurttaşların mutluluğunu ve gönencini temel alan, özgürlükçü ve katılımcı bir yönetim anlayışına ulaşılmasıdır.

Bu nedenle Türkiye, Büyük Atatürk'ün ileri görüşlülüğü ile başlattığı çağdaşlaşma ve demokratikleşme sürecini, dünyadaki değişimleri ve gelişmeleri de dikkate alarak sürdürmek, kendini yenilemek durumundadır.

Demokratikleşme, hukuk devleti ve insan hakları alanındaki eksikliklerini tamamlamış, temel sorunlarını çözmüş, yurttaşlarının gelir düzeyini yükseltmiş, yolsuzlukların yaşanmadığı, mutlu ve güçlü bir Türkiye ereğine ulaşılması sürecinde toplumun tüm kesimlerine önemli görevler ve sorumluluklar düşmektedir.

Bu kavramların çağdaş içerikleriyle yaşama geçirilebilmesi ve üstün tutulmaları için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeli, demokrasi kültürünün toplumun tüm katmanlarına yayılması için çaba göstermeliyiz.

Sorunlardan yakınmak yerine, sorumluluklarımızı tam olarak yerine getirdiğimizde ve ülkemize katkıda bulunabileceğimiz yeni alanlar yaratabildiğimizde, daha güzel günlere ulaşmamız kolaylaşacaktır.

Bunu başarabildiğimiz ölçüde olanaklarımızı ve gücümüzü harekete geçirebilir, sorunlarımızı aşabilir, gelişen ve kalkınan, mutlu Türkiye ereğini gerçekleştirebiliriz.

Herkesin çabalarıyla güçlü, başarılı, huzurlu, mutlu Türkiye'ye ulaşacağımıza inanıyorum.

Yurt içindeki ve dışındaki tüm yurttaşlarımızın, Kıbrıs'taki soydaşlarımızın, Türk ve İslam dünyasının Ramazan Bayramı'nı kutluyor; Bayram'ın Ulusumuza, ülkemize, dünyamıza ve tüm insanlığa barış, kardeşlik ve huzur getirmesini diliyorum.
 



(4 ARALIK 2002)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2002 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.