| CHP İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu ve 58 arkadaşı
tarafından TBMM Başkanlığı'na sunulan yasa teklifinin "Genel Gerekçe"si ve "Madde Gerekçeleri" şöyle:
GENEL GEREKÇE
Ülkemizin çok yönlü sorunlarla kuşatıldığı, enflasyonun, işsizliğin
ve eşitsizliklerin insanlarımızı bunalttığı, yolsuzlukların yaygınlaştığı,
sosyal hukuk devletinin her geçen gün yeni yaralar aldığı, kuralsızlığın
kurala, hukuksuzluğun geleneğe dönüşmekte olduğu bir ortamda, temiz siyaset-dürüst
yönetim-açık toplum olgusu toplumun ortak özlemi haline gelmiştir.
Bu ortam, TBMM’nin ve onu oluşturan milletvekillerinin etkinliği, güvenirliliği
ve toplum önünde saygınlığını olumsuz etkilemektedir. Bu durumun aşılabilmesinin
ancak parlamenter sistem, çoğulcu demokrasi ve temiz siyaset temelinde
olabileceği hususunda toplumumuzun inanç ve desteğinin güçlendirilmesi
gerekmektedir.
Demokrasimiz açısından böylesine yaşamsal bir süreçte, temel sorumluluk
siyasi partilere ve milletvekillerine düşmektedir. Siyasi AHLAK Reformu
ile, Türkiye Büyük Millet Meclisi;
-
Son yıllarda, başta bankalar sistemi olmak üzere ekonominin her alanını
kuşatan, idarenin her kademesinde yaygınlaşan yolsuzluklarla mücadelenin,
dürüst yönetim ve açık toplum ortamı yaratmanın ilk adımını atmalı,
-
Batı demokrasilerinde geçerli olan siyaset etiği anlayışının ülkemizde
de geçerli olmasını sağlayacak yasal düzenlemeleri gerçekleştirerek ülkemizde
de temiz siyasetin kökleşmesini sağlamalıdır.
TBMM, ülkenin yasama organı olmaktan öte, bir ayrıcalıklı kişiler kulübü
olmaktan kurtarılmalıdır. Milletvekilleri ve dışarıdan bakan olanlar; yaşamları,
uğraşları, üslupları ve davranışları ile topluma örnek olmalı; erdemli
ve ilkeli tavırları ile toplumun güvenini kazanarak demokrasimizin önünü
açmalıdırlar.
Ülkemizde milletvekillerinin davranışlarını yönlendiren yazılı kuralların
kapsamı ve içeriği, gelişmiş ülke parlamentolarının “yazılı veya toplumlarının
genel değerlerini yansıtan yazısız” kurallarına göre oldukça yetersiz düzeydedir.
Halen yürürlükte olan 3069 sayılı “Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeliği
İle Bağdaşmayan İşler Hakkında Kanun” ile 3628 sayılı “Mal Bildiriminde
Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu” ve 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu ile Avukatlık yasası ve diğer bazı yasalarda yer alan
belirli hükümler ülkemizin bu alandaki kurallarının yasal çerçevesini oluşturmaktadır.
Ancak bu yasal çerçeve ülkemizin temiz siyaset özlem ve ihtiyacının,
siyaset dünyamızın ihtiyaç duyduğu çağdaş siyasi etik, ölçü ve kriterlerinin
karşılanması açısından yetersiz kalmaktadır.
Örneğin;
-
3069 sayılı yasada yer alan düzenlemenin, özellikle, milletvekillerinin
özel kurum ve kuruluşlarla iş ilişkisini kapsamamakta oluşu ve bu alanda
bir denetimi öngörmeyişi kamu kesimi ile çıkar çatışması sorununun sık
sık gündeme gelmesine neden olmaktadır.
-
3628 sayılı yasa ile öngörülen mal bildirimlerinde saydamlığın öngörülmemiş
olması, uygulamayı işlevsiz kılmaktadır.
Oysa çağdaş demokrasilerde siyasi etik konusunda,
-
Meclis görevi dışında görev kabul etme ve meclis dışı çalışma koşullarında
sınırlamalar,
-
Milletvekilliği maaşı dışında sağlanabilecek ek kazanca getirilen tavan
değerler,
-
Milletvekillerinin kabul edebileceği hediyeler için kısıtlamalar,
-
Konuşma veya konferanslar karşılığı onur ödemesine kısıtlamalar,
-
Kamu ile çıkar çatışmasına girilmemesi,
-
Milletvekilliği dönemi sonrası çalışma koşullarına kısıtlamalar,
-
Verilen mal bildirimlerinin kamuoyuna açıklanması,
-
Milletvekilliği dışında yapılan işlerin ve sağlanan kazançların yıllık
olarak beyan edilmesi, bu beyanların kamuoyuna açıklanması,
-
Parlamento Etik Kurulu oluşturulması,
gibi düzenlemeleri öngörülmekte, bu düzenlemelerin genellikle etkin işleyişi
ve denetimi sağlanmaktadır.
Bu konularda ki yasal eksikliğin giderilmesi, siyasi ahlak kurallarının
gelişmiş demokratik ülke standartlarına hızla çıkartılması artık ertelenemez
bir zorunluluk haline gelmiştir.
Buna ilaveten, Siyasi Ahlak düzenlemesinin uygulanmasında etkinliği
artırmak amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulacak ve
yasama dönemi süresince görev yapacak, bağımsızlığın ve tarafsızlığın esas
olduğu bir Siyasi Etik Komisyonu oluşturulması öngörülmüştür.
Böyle bir Komisyon yasama ve yürütme organının işlemlerinde şeffaflığı
sağlayacak, aynı zamanda milletvekili, bakan ve siyasetçiyi olumsuz, yanlı
ve haksız ithamlardan korumak suretiyle yasama ve yürütme işlevinin layıkıyla
yerine getirilmesinde yardımcı olacaktır.
Ancak, Anayasa’nın 83 üncü maddesi ile düzenlenmiş olan Yasama Dokunulmazlığının,
çağdaş demokrasilerde olduğu gibi sadece “Meclis çalışmalarındaki oy ve
sözleri ile ileri sürdükleri düşünceleri ve her platformda düşünceyi ifade
ve açıklama ile bu amaçla toplantı yapma özgürlükleri” çerçevesinde sınırlandırılmasını
sağlayacak şekilde değiştirilmesi, bu teklif ile önerilmekte olan siyasi
ahlak kurallarının amaçlarına ulaşmasında, Parlamenter sistemimizin saygınlığının
artırılmasında en önemli faktör olacaktır.
MADDE GEREKÇELERİ
BİRİNCİ MADDENİN GEREKÇESİ:
(Amaç)
Milletvekilleri ve dışarıdan atanan bakanlar kurulu üyeleri için ülkemizde
yürürlükte olan kuralların, çağdaş demokrasilerde geçerli olan ve temiz
siyasetin temelini oluşturan kurallar düzeyine çıkartılması, saydamlık
ortamına kavuşturulması amaçlanmaktadır.
İKİNCİ MADDENİN GEREKÇESİ:
(Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeliği veya Bakanlar Kurulu Üyeliği
İle Bağdaşmayan İşler )
Milletvekilliği ile bağdaşmayan işler ile ilgili olarak çağdaş demokrasilerde
yürürlülükte olan düzenlemelerde amaç benzer olmakla beraber, başlıca iki
farklı temel yaklaşımın izlendiği görülmektedir;
Düzenlemeyi kesin kriter ve kurallara bağlayarak, kısıtlayıcı yasal
sınırlamalar koyan ve uygulamayı etkin olarak denetleyen yaklaşım... Örneğin;
bu tür düzenlemenin en çarpıcı örneklerinden birini oluşturan Amerika Birleşik
Devletlerinde;
- Kongre üyelerinin mesleklerini icra etmeleri yasaklanmış,
- Kongre üyelerinin özel sektör şirketleri veya kuruluşlarında idarecilik
veya yönetim kurulu üyeliği görevlerini para karşılığı yapmalarını yasaklamış;
- Kongre üyelerinin kongre dışı faaliyet sonucu elde edebilecekleri
aylık toplam gelirleri, Kamu Yönetici Bareminin 2. derece maaş karşılığının
yüzde onbeşi ile kısıtlanmış;
Düzenlemede yazılı kurallar yerine toplumun yazılı olmayan etik geleneklerini
temel alan, kısıtlamalar yerine uygulama hakkında kamuoyunu bilgilendirerek,
uygulamada şeffaflık sağlayarak caydırıcı dolaylı denetimi temel alan yaklaşım...
Örneğin; bu tür düzenlemenin en çarpıcı örneklerinden birini oluşturan
İngiltere ve Almanya’da parlamento dışı tüm faaliyet ve gelirlere saydam
bildirim zorunluluğu getirerek dolaylı denetim mekanizmaları oluşturmuşlardır.
Diğer birçok ülkedeki uygulamalar gibi bu iki temel yaklaşımın karışımından
oluşan düzenlemeler... Örneğin;
- Hindistan’da ise milletvekillerinin parlamento dışında kazanç elde
etmeleri, yönetim kurullarında görev yapmaları tümüyle yasaktır.
- İsveç’te, parlamento dışında bir ayı aşkın çalışmaları halinde, o
süreye ilişkin milletvekili maaşları kesilmektedir.
- İsrail’de, parlamento dışı gelirleri milletvekili maaşının %50’si
ile sınırlanmıştır.
- Yunanistan’da ise, milletvekilleri, yönetim kurulu üyeliği, genel
yöneticilik veya bunlara vekillik görevlerini üstlenememektedirler
Bu yasa teklifi, ülkemiz koşullarına uygun olacağı düşünülen ve ilk
iki yaklaşımın karışımından oluşan karma bir model çerçevesinde öngörülmüş
düzenlemeleri kapsamaktadır.
ÜÇÜNCÜ MADDENİN GEREKÇESİ:
(TBMM Dışı Faaliyetlerinden Kaynaklanan Gelirlerin Beyanı)
Amerika, Kanada, Çek Cumhuriyeti, Almanya, İngiltere, Japonya, Kore,
Hollanda, Polonya’da olduğu gibi, milletvekillerinin ve dışarıdan atanan
Bakanlar Kurulu üyelerinin, parlamento dışı gelir getiren faaliyetlerinin
ve bu faaliyetler sonucu elde edilen gelirlerin periodik olarak beyanını
ve bu beyanların kamuoyuna açıklanabilmeleri öngörülmektedir.
DÖRDÜNCÜ MADDENİN GEREKÇESİ:
(Mal Bildirimlerinin Konusu)
Bu madde ile, 3628 sayılı “Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla
Mücadele Kanununun” 5’inci maddesi kapsamında olan kamu görevlilerinin
vermekle yükümlü oldukları mal bildirimlerinin kapsamı, her bir mal cinsi
için mevcut yasada olduğu gibi bir aylık maaşından daha yüksek değerde
olmaları kaydıyla, servetin tüm alanlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi
hedef alınmıştır.
BEŞİNCİ MADDENİN GEREKÇESİ:
(Mal Bildirimlerinin Açıklanabilmesi)
Mal bildirimlerinin saydamlık ilkesi esas alınarak, kamu oyuna açıklanabilmesi
öngörülmüştür.
ALTINCI MADDENİN GEREKÇESİ:
(Hediye Kısıtlaması)
Amerika’da Kongre üyelerinin kabul edebilecekleri maddi veya hizmet
türünden yıllık hediyelerin toplam değeri en çok 250 dolar ile sınırlamıştır.
Indistan2da ise tümüyle yasaktır. Ülkemizde de bu konuda 3628 nolu Kanun
ile getirilmiş olan kısıtlamanın uygulama alanı yerli veya yabancı herhangi
bir özel veya tüzelkişi veya kuruluştan, aldıkları tarihteki değeri bir
aylık net asgari ücreti aşan hediye veya hibe niteliğindeki eşyayı da kapsayacak
şekilde genişletilmiştir.
Benzeri şekilde, üçüncü dereceden kan ve sıhri hısımları olan özel kişiler
ile bunların sahip oldukları tüzelkişi ve kuruluşlar dışındaki özel kişi
veya tüzel kişi ve kuruluşlardan, aldıkları tarihteki değeri bir aylık
net asgari ücreti aşan her türlü ulaştırma, tatil, konaklama, yemek veya
seyahat olanağının bedelsiz veya hibe şeklinde sağlanması, batılı ülkelerde
genellikle olduğu gibi yasaklanarak, kamu ile çıkar çatışması yaratabilecek
olumsuzlukların önlenmesi hedef alınmıştır.
Milletvekillerinin parti değiştirmeleri, sağlanacak maddi çıkarlar “haksız
mal edinme” kapsamına alınarak caydırılması öngörülmüştür.
YEDİNCİ MADDENİN GEREKÇESİ:
(TBMM Etik Komisyonunun Kurulması)
Anayasa’nın 95’inci maddesinin ikinci fıkrası “İçtüzük hükümleri siyasi
parti gruplarının Meclis’in bütün faaliyetlerine üye sayısı oranında katılmalarını
sağlayacak yolda düzenlenir” hükmünü içermektedir. Aynı şekilde TBMM İçtüzüğü’nün
parti gruplarının Başkanlık Divanı’nda temsilini düzenleyen 11’inci maddesinin
birinci fıkrasında “TBMM Başkanı, siyasi parti gruplarının parti grupları
toplam sayısı içindeki yüzde oranlarını ve bu oranlara göre her siyasi
parti grubuna düşen Başkanlık Divanındaki görev yeri sayısını tespit eder
ve Danışma Kuruluna bildirir.” hükmü yer almaktadır.
Teklifte getirilen düzenlemenin bu hükümlere aykırılık teşkil edebileceği
düşünülse de, Komisyonun görev alanını oluşturan “siyasi ahlak” kavramı,
yasama faaliyeti kapsamı dışında kalan, hiç bir yasa yapımı yetkisi olmayan
ve tarafsızlığın, eşit temsilin esas alınması gereken bir alandır. Komisyonun
çalışmalarının amacına ulaşması bu şekilde bir oluşumu zorunlu kılmaktadır.
Yukarıda zikredilen Anayasa ve İçtüzük hükümlerinin özü, Meclis’in yasama,
denetleme ve dış ilişkilerle ilgili faaliyetleri kapsar ve bu faaliyetlere
katılımındaki kuvvet oranlarını esas alır. Halbuki bu komisyonun faaliyetlerinin
siyasallık dışında tutulması esas alınmıştır. Bu komisyonlar uygulamanın
yapıldığı bütün ülkelerde de aynı espri içinde oluşturulmuşlardır. Hatta
bazı ülkelerde bu komisyonlara seçilmemiş kişilerden de üye alınmıştır.
SEKİZİNCİ MADDENİN GEREKÇESİ:
(Siyasi Etik Komisyonun Yetkileri)
TBMM Siyasi Etik Komisyonunun görevlerini etkin ve saygın olarak yerine
getirebilmesi için araştırma ve denetimleri için gerekli bilgileri ilgili
tüm kişi ve kurumlardan serbestçe alabilmeleri hedef alınmıştır.
DOKUZUNCU MADDENİN GEREKÇESİ:
(Komisyonunun Çalışma Usul ve Esasları)
Bu madde Komisyonu çalışma usul ve esaslarını düzenlemektedir. Siyasi
Etik Komisyonu’nun üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanacağı ve
karar alacağı hükme bağlanmaktadır. Konunun önemi böylesine nitelikli bir
çoğunluğun aranmasını gerekli kılmaktadır.
Komisyonun toplantıları gizlidir. Ayrıca komisyonun görev alanına giren
konularda görev yapmak üzere bir araştırma kurulu oluşturulmakta ve bu
kurulda görev yapacak personelle ilgili esaslar düzenlenmektedir.
ONUNCU MADDENİN GEREKÇESİ:
(Uygulanacak İçtüzük)
Bu madde ile Siyasi Etik Komisyonun çalışmalarında, bu kanunda açıklık
olmayan hallerde, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü hükümlerinin uygulanacağı
öngörülmektedir.
ONBİRİNCİ MADDENİN GEREKÇESİ:
(Diğer Hususlar)
Siyasi Ahlak konusunda, bu kanun teklifi ile önerilen düzenleme sonrasında
halen yürürlükte olan kanunlarda ve bunların uygulanmasında boşluk doğmaması
hedef alınmıştır.
ONİKİNCİ MADDENİN GEREKÇESİ:
(Yürürlük)
Kanun teklifinin üçüncü maddesine uyum için süre gerekli olduğundan,
bu maddenin yayımı tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülmüştür.
ONÜÇÜNCÜ MADDENİN GEREKÇESİ:
(Yürütme)
Yürütme ile ilgili maddedir. Konu milletvekilleri ve dışarıdan atanan
bakanları kapsadığından, TBMM Başkanlığının da yürütmeden sorumlu olmasını
gerektirmektedir.
|