TÜSİAD'ın gazetelerde yayımlanan tam sayfa ilanının metni şöyle:
(29 Mayıs 2002)
Türkiye: Nasıl Bir Gelecek?
Türkiye, tarihi bir yol ayrımında. AB ile ilgili kararlara bağlı olarak,
2 . yüzyılın ilk çeyreğinde nasıl bir ülkede yaşayacağımız ve nüfusumuzun
yarısını oluşturan gençlerimize nasıl bir Türkiye bırakacağımız bu yıl
içinde belli olacak.
Refah düzeyi yüksek, siyasi ve demokratik standartların en üst düzeyde
uygulandığı, ekonomisi sağlam, gençlerine çağdaş eğitim ve istihdam olanakları
sağlayan, dünyanın gelişmiş ülkeleriyle aynı düzeyde bir Türkiye mi, yoksa
ekonomik sarsıntıların belirli aralıklarla devam ettiği, istikrara kavuşmamış
siyaseti ile geleceği belirsiz, kişi başına 2000 dolarlık bir milli gelire
mahkum olmuş bir Türkiye mi?
Türk insanı ideallerine bir an önce kavuşmak istiyor.
Eğer yıl sonuna kadar AB'nden müzakere tarihi alamazsak, üyelik sürecinde
diğer ülkelerden kopacak ve yalnız kalacağız. Üyeliğimiz belirsiz bir tarihe
ertelenebilecek. Bu belirsizlik, Türkiye'yi sosyal ve ekonomik sorunlarıyla
mücadelede yalnız bırakacak ve bugün içinde bulunduğumuz sıkıntılı dönemden
çıkışımızı zorlaştıracak.
Uygulamakta olduğumuz ekonomik program ve içinde bulunduğumuz yapısal
reform sürecinin hedeflerine varması güçleşecek. İstikrar ve güven arayan
doğrudan yatırımlar, geleceği belirsiz bir Türkiye'ye gelmek yerine, AB'ne
yeni üye olmuş diğer ülkelere gitmeyi tercih edecekler. İşsizlik sorunlarımızın
çözümü iyice güçleşecek, sosyal dengesizlikler artacak.
Uygarlık ve refah yarışında, önümüzde koşan ülkelere ağır aksak yetişmeye
çalışacağız. Oysa, bu ülkenin gençleri koşmak istiyor. İdeallerine bir
an önce kavuşmak istiyor.
Türkiye, AB üyeliğini gerçekleştirebilecek siyasi ve ekonomik güce
sahiptir.
AB'nin "zenginler kulübü" olarak tanımlanması, genişleme süreci ile
birlikte anlamını yitirmiştir. Bazı üye ülkeler ve üye adayları orta gelir
grubunda yer almakta, Türkiye'nin de içinde bulunduğu 8 aday ülke ise düşük
gelir grubunda yer almaktadır. Türkiye, düşük gelir grubunda yer alsa da,
adaylar arasında en büyük, üye ülkelerle karşılaştırıldığında ise 7. büyük
ekonomiye sahiptir.
Türkiye'nin üyeliği, genç ve girişimci nüfusu ve çok kültürlü uygarlık
anlayışıyla AB'nin küresel bir güç olma hedefine katkıda bulunacaktır.
AB, 1999 yılı Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'yi üye adayı ilan ederek, bu
konudaki iradesini ortaya koymuştur. Türkiye, üyeliğinin gerçekleşmesinden
sonra, AB'nin bugün tasvip etmediği politikalarını da değiştirme gücüne
kavuşacaktır.
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği bir devlet politikasıdır.
AB üyeliği, Türkiye'nin uluslararası ekonomik gücünü ve demokratik
saygınlığını artıracaktır.
1959'dan beri Türkiye'nin gündeminde olan AB konusunun Sayın Cumhurbaşkanımız
Ahmet Necdet Sezer'in inisiyatifi ile partilerüstü bir platforma taşınmasını
ve Türk insanının ideallerini ve geleceğini garantiye alacak bir ulusal
uzlaşma arayışını heyecanla ve tüm gücümüzle destekliyoruz.
AB üyeliği, Türkiye'yi çağdaş platforma taşıyacak köklü değişikliklerin
gerçekleşmesi anlamına gelmektedir. AB üyesi olmak; AB'nin kabul ettiği
evrensel değerleri benimsemek; hukukun üstünlüğünü; ifade özgürlüğünü;
farklı yaşamların, farklı düşüncelerin bir arada var olmasını; şeffaf,
halkın denetimine ve katılımına açık bir devlet yapısını; yolsuzluklardan
arınmış, verimli bir kamu düzenini; bölgesel farklılıkların en aza inmesini;
rekabetçi piyasa ekonomisini kabul etmek ve bu doğrultuda çalışmak demektir.
AB üyeliği konusu, Türkiye'nin iç siyaset arenasında mücadele aracı
haline getirilmemelidir.
Burada bir ülkenin umut ve idealleri söz konusudur. AB üyeliği gençlerimizin
geleceğinin teminatıdır.
Siyasi partilerimiz ve parlamentomuz, ülkenin yarınlarını aydınlatacağına
inandığımız bu yaşamsal projede gerekli sorumluluğu sergileyerek, Türkiye'nin
AB üyeliği yolunda ilerlemesi için zorunlu adımları atmak üzere bir an
önce harekete geçmelidir. "Ölüm cezasının kaldırılması", "anadilde yayın"
ve "anadilin serbestçe öğrenimi" konularında Kopenhag Kriterleri'ne uygun
düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilerek, AB ile tam üyelik müzakerelerine
başlanması, Türkiye'nin en acil gündem maddesi haline gelmiştir.
Türkiye, tarihinin en önemli projelerinden biri olan Avrupa Birliği
üyeliğini gerçekleştirerek, kendine güveni tam, istikrarlı, yaşam kalitesi
ve refah düzeyi yüksek, ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlarını geride bırakmış;
dış politikada güçlü, çağdaş bir ülke olarak dünya sahnesinde hakettiği
yere gelmelidir.
Türkiye'nin Geleceği Avrupa Birliği'ndedir
|