AKP Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan'ın partisinin grup toplantısında yaptığı konuşma şöyle:
(15 Nisan 2003)
Değerli Milletvekillerimiz,
Değerli Misafirler,
Basınımızın Değerli Mensupları,
Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Bugün sözlerime bir tespitle başlamak istiyorum:
Türkiye uzun yıllar yanlış ellerde yönetilmiş olmanın etkisiyle belli
yanlışları da kökleşmiş alışkanlık haline ne yazık ki getirmiş bulunuyor.
Aslında bu tespitimi, bu gözlemimi ifade etmek istemezdim ama, söylemek
zorunda kaldım.
Yaygın bir kötümserlik ve karamsarlık ile beraberinde gelen felaket
beklentisi alışkanlığından aslında söz ediyorum.
Bize göre bu alışkanlıklar ülkemizin dinamizmini, imkanlarını ve gücünü
gölgeliyor. Bunlar, ülke çıkarlarını düşünmeyen zihinlerin ürettiği yanlış
politikalardır. Bunları süratle aşmamız gerekir.
Bu kürsüden, herkese seslenerek o bilge zâtın, Hacı Bektaş-ı Veli'nin
çağrısını hatırlayalım: "Gelin canlar bir olalım. Bir olalım, diri olalım,
iri olalım".
Bu dirliğe, bu birliğe ve bu ruh dinamizmine ülke olarak bugün her günden
daha çok ihtiyacımız var.
Bu çağrıdan sonra gündeme dair mülahazalarımıza devam edebiliriz.
Değerli arkadaşlar,
Hükümet olarak, yaşadığımız şu süreçte ısrarla, ülkemizin bu dar koridordan
çıkacağını söyleye geldik. Bu gün de aynı şeyi söylüyoruz.
Yeter ki, ülkemizin tarihin derinliklerinden gelen gücünün farkında
olalım, yeter ki, dirilişçi ruhumuzu hadiselerin karşısında pörsütmeyelim.
Evet, kötümserliğe teslim olmayacağız ve milletimizin dinamizmini hakkıyla
temsil etmeye devam edeceğiz. Ak Parti, bu ruh ve akıl dinamizminin adı
ve adresi olmak zorundadır.
Hava kurşun gibi ağırlaştı denildiğinde ya da herkes ülke olarak elimizin
çok zayıfladığını söylediğinde bile Türkiye'nin hem aklı hem vicdanı olma
iddiamızdan geri adım atmadık.
Türkiye'nin güvenliğine ve itibarına olan düşkünlüğümüze gölge düşürmemek
için çok ama çok titiz bir politika yürüttük. Bundan sonra da bu
kararlılığımız devam edeceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Allah'a şükürler olsun felaket senaryoları yazanların dedikleri değil,
bizim öngörülerimiz ve ihtiyatlı politikamız doğrulanmıştır, doğrulanmaya
devam etmektedir.
Ekonomik göstergelerden devletler arası ilişkilere kadar her şeye bakabilirsiniz.
Sağlam bir duruş ve irade bu arada tecelli etmiştir. Eğer biz bunu sergilemeseydik,
telaşa kapılsaydık bu özgüveni gösteremezdik. Bu süreçte eleştiriler pahasına
bütün vatandaşlarımıza ve herkese güven telkin ettik.
Bunu çok önemsedik; çünkü, savaş gerekçesiyle bu olumsuz atmosferde
her türlü dezenformasyona, haber ve yorum kirliliğine karşı direnç göstermemiz
gerekiyordu.
Krizi nasıl yönetmekte olduğumuzun cevabı da açık ve net ortaya çıkmıştır.
Bunu sesi az çıkan ve sesine çok az kulak verilen halkımızın çok iyi gördüğünü
ve çok iyi değerlendirdiğine inanıyorum.
Biz, savaş gibi tehlikeli bir konuda ağız dolusu konuşamazdık.
Altını çizerek bir şey söylüyorum. Sırtında yumurta küfesi olmayan insanlar
gibi ekran başında ya da kameraların önünde ayran kabartan nutuklar atamazdık.
Ve atmadık.
Ne yaptığımızı iç politika malzemesi yapmadık ve belki kendimizi bu
süreçte tam olarak anlatmamış veya anlatamamış da olabiliriz.
Evet, "barış" için çabalarımız istediğimiz sonucu vermedi ve yanı başımızda
bir savaş patladı ama; işte, yanımızda patlayan bu savaştan, bu çıkan yangından
şuana kadar ülkemizi korumanın da , bu yangının ülkemize de sirayet etmemesinin
de gerçek neticelerini görüyoruz.
İşte, kötümserlik üretenlerin, gelişmeleri doğru analiz edemeyen gözlemcilere
ait beklentilerin beyhude olduğu da ortaya çıktı.
Ekonomik olarak tehlikeli bir sarsıntı geçirmedik ve ülkemizin vakarını
incitmedik.
Geçen yılın birinci, ikinci, üçüncü ayın tablolarına bakın.Ve bu yılın
birinci, ikinci, üçüncü ayın tablolarına bakın. Ve şu son ayın yani savaş
sürecindeki tablolara bakın göreceğiniz şey şudur: Bu son ayda dahil
olmak üzere bu son üç aylık süreç de dahil olmak üzere bu dönem çok daha
başarılı rakamlarla ortadır.
Bunu ben söylemiyorum. Rakamlar söylüyor. Borsa rakamlarına bakın. Milli
gelire bakın. Faize bakın. Tüm bunları gördüğünüzde bütün bu olumsuzluklara
rağmen AK iktidarın başarılı bir neticesini göreceksiniz. Bu sıkıntılara
rağmen, bu olumsuzluklara rağmen, kucağımızda bulduğumuz ateş yumağına
rağmen bunları göreceksiniz. Ve gelecek daha güzel olacak. Çünkü
bu günler bunun müjdesini vermektedir.
Devletler arası ilişkilerimizde de güvenilirliğimizi hiçbir zaman yitirmedik.
Ben inanıyorum ki Cumhuriyet tarihinde en yoğun dış temasın, diplomasinin
olduğu dönem bu dönemdir. Ve şuana kadar bakınız tüm bu diplomatik münasebetlerde
abartılı abartılı birçok şey söylendi. Kuzey Irak da şu oldu, bu oldu dendi.
Ama bütün biz bunlara olgunlukla, en geniş manada müzakerelerimizi yapmak
suretiyle, hangi ilgili kurum gerekiyorsa birlikte el ele vermek suretiyle
bu adımları attık.
Ne yazık ki burada bir gerçeği de söyleyeceğim, ama aynı duyarlılığı
benim ülkemde ne yazılı ne de görsel medya göstermemiştir. Bunun da altını
çiziyorum.
Göstermediği gibi adeta kendi hükümetini karalayan, kendi hükümetini
tenzif eden, bütün bu duruşları yok farz eden ve kendi hükümetine böyle
bir uluslar arası münasebetin cereyan ettiği, bir savaşın cereyan ettiği
dönemde adeta ulusal birliğimizi parçalamak için elinden gelen her şeyi
yapmışlardır.
Bunu söylemek istemezdim ama söylemek zorunda kaldım.
Ve bu süreç içinde de ne yazık ki ellerinden gelen her türlü asparagas,
doğru olmayan haberleri de girmişlerdir.
Hep böyle uydurmaca haberlerle halkının yönetenine, hükümetine olan
güvenini sarsmanın gayreti içine girmişlerdir.
Medya bu noktada bir sorumluluğu da üzerinde taşımalıdır. Çünkü özgürlük
aynı zamanda bir sorumluluktur. Bunu da böyle bilmeliyiz. Özgür olmak hovardaca
sorumluluğu harcamak da değildir.
Ben inanıyorum ki bu sorumluluk bilinci ulusal birliğimizi çok da anlamlı
kılacaktır.
Bu arada ülkemize bir tek mülteci gelmedi. Olayların seyri bundan sonra
da gelmeyeceğini gösteriyor.
Keza, ekonomi konusunda da felaket senaryoları çizenler de, yazanlar
da bütün bu yazdıklarının, çizdiklerinin ellerinde kaldığını görmüşlerdir.
Tabi krizin yönetilme şeklini eleştirenler her an değişen gelişmeler
karşısında sadece belli konulara takılıp kaldılar.
Oysa değişkeni sayısız olan bu tür gelişmeler karşısında dinamik bir
irade göstermek gerekir.
Savaşın tarafı olmadığımız halde, gelişmelerin tek belirleyicisi ve
yegane aktörü Türkiye imiş gibi ileri yorumlar da yapıldı.
Bu yorumların yapılmasını, hatta eleştirilerin yapılmasını son derece
tabii karşılıyoruz.
Daha ileri giderek diyorum ki, eleştiriye ve eleştirel akla her zaman
ihtiyaç duyacağız ve hiçbir zaman kulaklarımızı kapatmayacağız.
Ve basının bu tür eleştiriler yaklaşımlarını ben eleştirmiyorum. Onlara
açık olduğumuzu saygılı olduğumuzu söylüyorum ama diyorum ki burada objektif,
kolektif bir akılla bu yaklaşımlar yapılırsa başımız gözümüz üstünde yeri
var. Çünkü bu ülke bizim bu ülkeyi hep beraber ayağa kaldıracağız ama yanlışlıklar
olursa bunun zararını, bunun bedelini de hep beraber ödeyeceğiz.
Özellikle bütün dünyanın gözlerinin üzerimizde olduğu bir dönemde her
birimiz ülkemize yapacağımız katkıyla ve bu katkı neticesinde alacağımız
başarıya şüphesiz ki birlikte ortak olacaktır.
Zira biz, Türkiye'nin yıllardır beklediği idari, mali ve hukuki reformları
ertelemeden bu süreci aşmaya çalışıyoruz.
Derin ekonomik krizin yaşattığı daralmayı, üst üste yaşanan finansal
krizleri, iç ve dış borç realitemizi, yüksek kamu açıklarımızı, sadece
yolsuzlukların konuşulduğu skandallarla çalkalanan günleri halkımızın unutmadığına
inanıyorum.
Bütün bunları, geçmişin eleştirisi olarak değil, hangi zemin üzerinde
olduğumuzu tespit etmek için ifade ediyorum.
Dolayısıyla sayısız değişkeni olan savaş gibi bir hadisenin muhtemel
sonuçlarını tahmin ederken topluma karşı sorumlu olan herkes hakkaniyet
ölçüsünü elden bırakmamladır diyorum. Bir kez daha dikkatlerinize sunuyorum.
Türkiye, değerleri ile imkanlarını birleştirdiğinde dünyanın en güçlü
ülkelerinden biridir.
Bundan herkesin emin olmasını isterim.
Zira, tarihin bize bahşettiği imkanlar bugün belki de bizi dünyanın
en dikkate değer ülkesi kılıyor.
Bu gücümüzün farkında olalım ve lütfen ülkemizin gelecek ufuklara yürüyüşünde
toplumun birlikteliğini beslemeye katkı sağlayalım diyorum.
Bütün kararlarımızın sosyal boyutunu, topluma yansımasını hesap ediyoruz.
Nitekim, Hükümetimiz " Ekonomik ve Sosyal Konsey"'in çalışmalarına büyük
önem veriyor. Bildiğiniz gibi Ekonomik ve Sosyal Konsey daha önce kurulmuş
olmasına rağmen doğru dürüst çalışamamış, yıllar boyu sınırlı sayıda toplanabilmiştir.
Devletin toplumla birlikte düşünme geleneği bizde zayıf olduğu için Konseyin
kurumsallaşmasına imkan sağlanmamıştır.
İhtiyaç duyulduğunda dosyalar elden ele dolaştırılarak imzaları tamamlanan
kararlar alınabilmiş.
Ancak biz; programımızda ve Seçim Beyannamemizde söz verdiğimiz üzere;
ülkemizi ilgilendiren her kararı mümkün olduğunca konunun taraflarınca
görüşerek, Sivil Toplum ve meslek örgütleriyle istişare ederek bir sonuca
varma konusundaki kararlılığımızı sürdürüyoruz. Bu çerçevede daha önce
iki kez topladığımız "Ekonomik ve Sosyal Konsey"i yarın üçüncü kez topluyoruz.
Yarın toplanacak Ekonomik ve Sosyal Konsey'in gündemi üç önemli maddeden
oluşmaktadır!
Birinci Maddede; Konsey çalışmalarının etkinliğinin artırılması bağlamında,
Konseyin oluşumunda bir eleştiri konusu olan kamunun ağırlığının azaltılması,
buna karşılık sosyal tarafların ağırlığının artırılması tartışılacaktır.
Ayrıca Türkiye - Avrupa Birliği Karma İstişare Komitesi (KİK ) gibi gerekli
görülen çalışma kurullarının oluşturulması ve etkinleştirilmesi de gündeme
gelecektir.
Gündemin İkinci Maddesinde ise; Yatırım Ortamının İyileştirilmesine
Yönelik Çalışmaların değerlendirilmesi yapılacaktır. Yatırım ve yatırımcıların
önündeki bürokrasi engeliyle mücadelede reform niteliğinde dev bir adım
olacaktır. Bunu özellikle müjdelemek istiyorum. Sanayi ve Ticaret
Bakanlığımızın hazırlamış olduğu, "Ülkemizde ticaretin, girişimciliğinin,
yerli ve yabancı yatırımcıların ülkemize yönelik yatırım ve bu yatırımlarda
teşvik edilmesi için şirket kuruluşunda 19 aşamada beliren gereksiz ve
mükerrer işlemler sonucu oluşan kırtasiyeciliğin giderilerek sadece üç
aşamaya indirilmesini sağlayan kanun tasarısı tartışılacak, tasarıya son
şekli verilerek Meclis'e sevk edilmeye hazır hale getirilecektir. Yeni
tasarıyla; daha önce mükellef tarafından bu konuda yapılmış olan engellemeler
kaldırılacak ve ben inanıyorum ki ülkemizde bu alanda da bir bahar havası
esecektir.
Değerli Arkadaşlar,
Burada bazı farklı ayrıntılarda yine yatırımcılar tarafından kazanılacak.
Daha önce mükellef tarafından yerine getirilen vergi dairesine müracaat,
ticaret ve sanayi odalarından izin alma; Bağ-Kur, İş-Kur ve Sosyal Sigortalar
Kurumuna yapılan başvurular kaldırılacak, bütün bu işlemler tek tip olarak
hazırlanmış olan "Şirket Kuruluşu Bildirim Formu"'nun Ticaret Sicil memurluklarınca
ilgili kurumlara gönderilmesiyle yerine getirilmiş olacaktır. Kuruluş aşamasında
şirket defterlerinin noter tarafından tasdik edilme mecburiyeti de kaldırılmaktadır.
Yine bu tasarıyla; Yabancı Sermayeli Şirketlerin " Yabancı Sermaye Genel
Müdürlüğü"'nden İzin Belgesi Alma Zorunluluğu ve 50.000 $ yatırma zorunluluğu
da kaldırılmaktadır. Böylece, yatırımcıların değişik kamu kurumlarına çoğu
benzer belgelerle müracaat ederken kaybettiği zaman önlenmiş olacak, bürokrasi
en aza indirilerek yerli ve yabancı yatırımcıların önündeki caydırıcı engeller
kaldırılacaktır.
Gündemin üçüncü maddesini ise; İşsizliğin önlenmesi ve istihdamın artırılmasına
yönelik tedbirler oluşturmaktadır. Hükümetimizin sivil toplum kuruluşları
ve meslek örgütleriyle dayanışması ve istişaresi sadece Ekonomik ve Sosyal
Konsey kapsamında değil, ilgili ve gerekli her konuda devam edecektir.
Tasarrufu Teşvik Fonu, Vergi Barışı ve İş Güvencesinde olduğu gibi Sivil
Toplum kuruluşlarıyla birlikte düşünmeye ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.
Bu bağlamda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın hazırladığı Petrol
Yasa Taslağı 10 Nisan tarihinde web sayfasına aktarılarak, tartışmaya açılmış
ve bunun neticesinde, katkıda bulunmak isteyenler için demokratik bir platform
hazırlanmıştır.
Konu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızdan açılmışken; tabi burada
bir gerçeği daha söylemek istiyorum. O da petrol fiyatları –bu uzun zamandır
gözden kaçmış olabileceği için söylüyorum- 16 kez fiyatlar indirilmiştir.
Ne demiştik artarken bu otomatik sisteme bağlı olduğu için artıyor ama
şunu unutmayın bizim dönemimizde dünya petrol fiyatları düştüğü zaman fiyatlar
bizde de düşecek.
Bakanlığımıza bağlı Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ)'ın bazı çalışmalarını
da sizlere, dolayısıyla kamuoyuna açıklamak istiyorum.
Alınan bir kararla meskenlerde aylık 150 kwh aşan her 1 kwh elektrik
için %50 zamlı tarife uygulamasına son verilmiştir. Ayrıca, geçmişte yaşadığımız
ekonomik krizler nedeniyle ödenemez hale gelmiş elektrik borçları için
de yeniden yapılandırmaya gidilerek borçların ödenebilmesine imkan sağlanmıştır.
Buna göre TEFE'ye göre hesaplanan gecikme zammının meskenlerde %20'si,
tarımsal sulama abonelerinde %50'si, sanayi ve diğer tesislerde %30'u alınmayacak
olup 6, 10 ve 12 ay gibi taksitler uygulanacaktır.
Bu çerçevede asıl üzerinde durmak istediğim husus ise akaryakıt ürünlerindeki
fiyat ayarlamaları bundan sonra da aynı hassasiyetle devam edecektir.
Burada bir gerçeği söylemek zorundayım. Bildiğimiz gibi, Irak Krizi
ve savaşın meydana getirdiği belirsizlik tamamen ortadan kalkmasına rağmen
dünya borsalarında petrol fiyatları ilk seviyesine inmese de belli bir
düşüşü bu arada kaydetmiştir.
Değerli Milletvekilleri,
Değerli Misafirler,
Daha önce de söylediğim gibi, Türkiye son birkaç ayda yıllara zor sığabilecek
yoğunlukta dış gelişmelerle dolu bir gündem yaşamış olmasına rağmen, AK
Parti iktidarı, elinde mazeret beyanında bulunabileceği böylesine karmaşık
ve sıcak meseleler olmasına rağmen bunu yapmadı. Zira hükümetimiz sadece
dış meselelere boğulup kalmadı.
Zaten kırılgan ve hassas olan ekonomik dengelerin savaş şartlarında
daha da bozulması akla daha yakın gelirken, iktidarımız ekonomiyi savaş
şartlarının olumsuz rüzgarından koruduğu gibi kimi kalemlerde daha da iyi
sonuçların alınmasına ortam hazırladı, fırsat oluşturdu.
Biraz sonra sizlerle paylaşacağımız kimi göstergelerde de görebileceğimiz
gibi, ideal olmasa da, ekonomide göreceli iyileşmelerin oluşmasına imkan
sağladı.
Konuşmamım başında da söylediğim gibi şimdi hafıza kayıtlarına iyi kaydedilsin
diye bazı rakamlarla vermek istiyorum. Örneğin, geçen yıl Ocak- Mart döneminde
7 milyar 631 milyon $ ihracat gerçekleştirilmiş iken, bu yıl aynı dönemde
10 milyar 219 milyon dolara ulaşmıştır ihracatımız... Dayanıklı tüketim
malları ve trafiğe kaydedilen yeni araç sayısı artmıştır. Geçen yıl Ocak-
Mart döneminde, dayanıklı tüketim mallarında bir önceki yıla göre %8.4'luk
bir artış meydana gelmişken, bu yılın aynı döneminde bir önceki yıla aynı
döneme göre %25'lik bir artış oluşmuştur. Geçen yılın ilk üç ayında 6.197
yeni araç trafiğe kaydedilmişken, bu yılın ilk üç ayında 14.709 araç trafiğe
kaydedilmiştir.
Bu görece iyilik vergi gelirlerinin, dolayısıyla bütçe gelirlerinin
artışında ve bütçe harcamalarının kısılmasında da net olarak gözükmektedir.
Geçen yılın ilk üç aylık vergi geliri 7.699 trilyon TL, bütçe geliri 9.920
trilyon TL iken; bu yılın aynı döneminde vergi geliri 11.574 trilyon TL,
bütçe geliri ise 14.208 trilyon TL olmuştur. Buna karşılık geçen yılın
ilk üç ayındaki bütçe harcamaları 20.554 trilyon iken, bu yılın aynı dönemdeki
harcamaları 20.922 trilyon TL'de kalmıştır.
Özellikle bu sonuç hükümetimizin kamu harcamalarındaki tasarrufa ilişkin
kararlılığının bir göstergesi olurken; Vergi gelirlerindeki artışlar düşünüldüğünde
daha da bir anlam kazanmaktadır.
Vergi Barışı Projesinden sağlanacak olan vergi gelirleri takdir edersiniz
ki, henüz onlar bunların dışındadır. Daha o başlamış değil. Onda da hedef
şuandaki gelişmeler baktığımızda 4 katrilyonu aştı. 5 katrilyona doğru
gidiyor.
Değerli Milletvekilleri,
Değerli Misafirler,
Aynı dönemlere ilişkin karşılaştırma yapıldığında faiz oranlarında da
ciddi bir düşüş söz konusudur. Geçen yılın Mart ayında; ağırlıklı, Stopajsız,
Yıllık Birleşik Faiz %71 seviyesinde iken, bu yılın Mart ayında ortalama
%59.7 olarak gerçekleşmiştir. Aralık'ta bu oran, 3 Kasım seçimlerinden
sonra, AK Parti iktidarının işbaşına gelmesiyle ortaya çıkan %50'lerin
altına inen faiz oranlarına göre yüksektir.
Faizlerin bir türlü makul seviyeye düşmemesinin altında;
• Borcumuzun çok yüksek olması ve borcu borçla ödememiz
• kaynak bulmakta zorlanılması
• ve beklentilerin yeterince iyi yönetilmemesi gibi sebepler yatmaktadır.
Hükümetimiz bütün bunların farkında olarak önümüzdeki dönemde söz konusu
eksiklikleri gidererek, faizleri makul seviyeye çekmek için azami gayreti
göstermektedir.
Aynı şekilde enflasyon oranının öngörülerden yüksek seyretmesinde, 2002
yılının son döneminde, seçim nedeniyle kamuda yapılması gereken ayarlama
zamların yapılmamış olmasının ve savaş nedeniyle meydana gelen olumsuz
beklentilerin büyük etkisi olmuştur.
Ayrıca bir hususu özellikle belirtmek istiyorum. Enflasyon, büyüme,
döviz kuru ve faiz oranları gibi bazı temel ekonomik göstergeler bakımından
2002 yılının sonlarına doğru nisbi iyileşmelerden söz edilebilir. Ancak
aynı dönemde bütçe rakamları, kurgulananların dışında ciddi oranda sapmalar
göstermiştir. Örneğin, faiz dışı fazla, planlananın altında kalmış, sosyal
güvenlik kurumlarına büyük oranlarda fonlar aktarılmış, bütçe açığı ve
faiz ödemeleri beklenenin üstünde gerçekleşmiştir.
Oysa bizim Hükümetimiz bütçe hedeflerini öngörüldüğü biçimde gerçekleştirmeye
öncelik vermiş olup, ekonomik göstergelerin buna paralel olarak gelişmesini
gözetmektedir.
Bundan dolayı doğal olarak ekonomik göstergelerle ilgili iyileşmeler
daha geriden gelecektir.Bundan hiç endişeniz olmasın.
Dolayısıyla 2003 yılının başından itibaren yaşanan gelişmeleri yukarıda
anlatılan farklı alanları birlikte düşünerek değerlendirmek gerekir.
Evet, hepimiz ülkemizin gerçekleriyle yüz yüzeyiz.
Ülkemize daha iyi hizmet üretme konusunda azmimizi, irademizi kesinlikle
ortaya koyduk ve bu kararlılıkla da koymaya devam edeceğiz.
Zor şartları geride bırakacak ve aydınlık ufuklara milletimizle birlikte
yürüyeceğiz.
Ne bahane üreteceğiz, ne de mazeretlere sığınacağız.
Sadece, ama sadece bu ülkeye, kendi insanımıza hizmet edeceğiz.
Bu yolda, hepinize başarılı ve gayretli çalışmalar diliyor, sevgiler
sunuyor hepinizi Allah'a emanet ediyorum.
|