Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
ERDOĞAN'IN GRUP TOPLANTISI KONUŞMASI (18.1.2003)

AKP GENEL BAŞKANI ERDOĞAN'IN GRUP KONUŞMASI...
18 Şubat 2003
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grubu toplantısında yaptığı konuşmada, Irak konusu ile ilgili gelişmelere değindi.
 
ERDOĞAN'IN KONUŞMASINDAN...
"Bugün 18 Şubat 2003. Bütün dünyanın ezberlediği ve bütün Türkiye'nin hafızasına kazınan tarih. Bu tarih, savaş değil barış isteyen bütün dünya halklarının vicdanlarının odaklandığı bir tarih"
"Eğer bugün bütün İslam dünyasıyla beraber ülkemiz, bu bayramı savaş ortamında geçirmediyse bunda 58. Cumhuriyet Hükümeti'nin, AK parti iktidarının önemli bir katkısı olmuştur"
"Bizim için asıl önemli olan belirli tarihler veya noktasal zamanlar değil gelişmelerin şekli, vardığı yerdir"
"Sizlerin önünde iki seçenek vardır. Ya sürecin dışında kalacaksınız, bütün kalabalıklar gibi bu tarihin seyircileri olacaksınız ve sonuçlarına kadar bekleyip o sonuca uyacaksınız ya da tarihin bizzat şekillenmesinde, metnin yazılmasında aktif rol oynayacaksınız. Burada ve her şartta önceliğimiz Türkiye'dir"
"Tüm adımlarımızı Türkiye'nin dünü, bugününü ve yarınını hesaba katarak atıyoruz"
"Bir savaşı barışa dönüştürmenin en güzel örneklerini vermiş bir Meclisin üyelerisiniz. Bu meclisin tarihi tecrübelirinin sadece bize değil, dünyaya da yol göstereceğine inanıyorum"
"bizim varlığımızın ve desteğimizin Amerika için bir anlam ve zarureti varsa, ABD'de de bizim hassasiyetlerimizi göz önünde bulundurmalı ve taleplerimizi iyi niyetle karşılamalıdır. Aksi takdirde ortaklık ve dostluk sürekli bir tarafın özveride bulunması şekline dönüşür ki; bu kabul edilebilir bir şey değildir"
"Türkiye atacağı her adımı, bütün bu gerçekler ışığında, tarihin imbiğinden geçirerek, gelecek dünya tasavvuruna uygun bir biçimde adım atmak mecburiyetindedir"
"Hiç kimse bizden Türkiye'nin geçici sıkıntı ve darboğazlarına endekslenmiş bir karar ve tutum beklemesin. Hiç kimse Türkiye'nin arızi ve konjonktürel şartlarından sonuç çıkarma peşine düşerek Türkiye'nin dününü, bugününü ve yarını bu arızi sıkıntılar nedeniyle ipotek altına sokacağımızı da bizden beklemesin"
"Türkiye olarak arabayı atların önüne koşturmaya hiç niyetli değiliz. Daha atlar yola çıkmadan kimse bizden arabayı yola koymamızı beklememelidir'"
 
AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın partisinin grup toplantısında yaptığı konuşma şöyle:
(18 Şubat 2003)

Değerli Milletvekilleri,
Değerli Misafirler,
Basınımızın Değerli Temsilcileri,

Öncelikle hepinizin ve milletimizin geçmiş Kurban bayramını bir kez daha tebrik ediyor, Allah tekrarına erdirsin diyorum. Gelecek bayramlara daha güvenli, daha sakin, daha bahtiyar ve daha güler yüzlü kavuşmamızı diliyorum.

Bugünün tarihini hatırlatarak sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 18 Şubat 2003. Bütün dünyanın ezberlediği ve bütün Türkiye'nin hafızasına kazınan tarih. Bu tarih, savaş değil barış isteyen bütün dünya halklarının vicdanlarının odaklandığı bir tarih.

Bugün sadece iç gelişmelerle ve hükümetin çalışmalarıyla sınırlı bir konuşma yapabilir ve 18 Şubat 2003'e endekslenen gelişmeleri kendi tabii akışına bırakarak, gelişmeler somut bir neticeye varıncaya kadar bu konuda hiç konuşmayabilirdim. Ama, bu ne tabiatıma ne de Ak Parti olarak hayata geçirmeye çalıştığımız siyaset anlayışına uygun olurdu. Ortada herkesi ilgilendiren bir mesele varsa ve bizim açımızdan bunun birinci muhatabı iktidar, hükümet ve dolayısıyla Ak Parti ise bu konudaki gelişmeleri tüm açıklığıyla halkımızla paylaşmak gerektiğine inanırım.

Hemen şunu belirtmek istiyorum. Eğer bugün bütün İslam dünyası ile beraber ülkemiz bu bayramı savaş ortamında geçirmediyse bunda 58. Cumhuriyet hükümetinin, Ak Parti iktidarının önemli bir katkısı olmuştur. Savaşsız çözüm için emeği geçen herkese milletim adına şükranlarımı arz ediyorum.

Kuşkusuz bayramlar barış ve esenlik günleri olarak çok özel günlerdir. Böyle günlerde paylaşmanın, yardımlaşmanın, digergâmlığın, ötekinin yerine kendini koymanın, düşkünün elinden tutmanın, sıcak bir tebessümün ve yürekten kucaklaşmanın önemi daha çok ortaya çıkar. Bizler ait olduğumuz düşünce ve inanç ikliminde hayatın korunmasını esas kabul ederiz. Bunun için hukukun evrensel ilkelerine bağlı olmayı her şeyden çok önemseriz. Bütün çabamız insanlığın saadeti, mutluluğu ve esenliği içindir. Umarım bütün ülkemiz ve bütün halklar için idrak ettiğimiz bayram onarıcı, tamir edici ve moral verici olmuştur.

Değerli Milletvekilleri,

Bildiğiniz gibi 18 Şubat tarihi, komşumuz Irak'a ABD'nin muhtemel bir müdahalesi ve Türkiye'nin böyle bir müdahale anında nerede duracağıyla ilgili olarak üzerinde çok durulan bir tarih. Hem iç kamuoyunda, yazılı ve görsel medyada, hem ABD'de bu tarihin Türkiye açısından “ karar” için son tarih olduğu söylendi durdu. Ama gördüğünüz gibi, bugün 18 Şubat olmasına rağmen; “Türk askerlerinin yurt dışına gönderilmesi ve Türkiye'ye yabancı asker girmesi “ ne dair söz konusu tezkere TBMM'ne getirilmiş değildir.

Demek ki; hiçbir şey, önceden kurulmuş saat gibi, mekanik olarak işlememektedir. Bilindiği üzere diplomasi dili zaten bu yüzden incedir. Hassastır.

Bu arada hemen belirtmeliyim ki; bizim için asıl önemli olan belirli tarihler veya noktasal zamanlar değil; gelişmelerin şekli ve vardığı yerdir. Bütün dünya çok iyi bilir ki Türk devlet geleneğinde ne yapacağını, neden yapacağını, nasıl yapacağını, ne zaman yapacağını enine boyuna düşünmeden hareket etmek yoktur. Biz de her şeyi, her ihtimali enine boyuna düşünüyoruz, düşünmeye de devam edeceğiz.

Bütün ihtimalleri de Türkiye'nin dününü, bugününü ve yarınını hesaba katarak tartıyoruz. Çünkü; tartıştığımız ve yaşadığımız süreç sıra dışı bir olay, yepyeni bir durumdur.

Hepiniz biliyorsunuz ki; tarihi günler yaşamaktayız. Yine hepiniz biliniz ki; özellikle siz milletvekilleri tarihe karşı büyük bir sorumlulukla yüz yüzesiniz. Bunun şuurunda olduğunuzdan eminim. Ben önemine binaen vurgulamak istedim sadece.
Dünyada pek az parlamento savaşın ve barışın anlamını Türkiye Büyük Millet Meclisi kadar bilebilir. Bu Meclis bir savaşı barışa dönüştürmenin en güzel örneklerini vermiş bir Meclistir. Bu Meclisin tarihi tecrübelerinin sadece bize değil dünyaya da yol göstereceğine inanıyorum.

Ancak bu noktada unutmamamız gereken bir husus var. Evet önümüzdeki günlerde Türkiye için, bölgemiz için ve hatta dünya için tarihin akışını belirleyecek gelişmeler olabilir. Ancak bu noktada sizlerin önünde iki seçecek var.

Ya sürecin dışında kalacağı, bütün kalabalıklar gibi bu tarihin seyircileri olacaksınız ve sonuçlarına kadar bekleyip o sonuca uyacaksınız. Ya da , tarihin bizzat şekillenmesinde, metnin yazılmasında aktif rol oynayacaksınız.

Burada ve her şartta önceliğimizin Türkiye olduğunu tekrar vurgularız.

Bundan sonraki gelişmeler büyük bir oranda bizlere; bizlerin ferasetine, davranışına, uzak görüşlülüğüne ve kararlılığına bağlıdır.

Bu noktada popülizm şüphesiz en tehlikeli unsurdur. Duygularımız ise bize aittir ve düşüncelerimizden bağımsız değildir. Kuşkusuz hiçbirimiz popülizme teslim olmayacağız.

Bu noktada bugünden çok geleceği; önümüzdeki birkaç gün, birkaç haftadan çok gelecek on yılları yüzyılları düşünmek mecburuz. Devlet sorumluluğunun ağırlığı da bu noktada kendini ortaya koyacaktır. Kuşkusuz hissiyatımız insanlığın vicdanından bağımsız değildir. Vekil ya da bakan olmanın sorumluluğu da en çok bu aşamada önemlidir. Aklı selim ile tribünlere mesaj verme siyasetinin farkı da bu noktada önem kazanmaktadır.

Değerli Arkadaşlar!

Çok konuşuldu. Çok konuştuk. Ama bir kez daha vurgulamakta fayda var.

Aklı başında hiç kimse savaş istemez, isteyemez. Hele biz, asla savaştan yana olamayız. Bir savaşın başlatıcısı, tetikleyicisi olamayız. Bize düşen savaşı engellemek, barışı sürekli ve daim kılmaktır.

Hükümetimizin ve bütün diğer kurumlarımızın bugüne kadar yaptığı da budur.

Ancak bizim bütün çabalarımıza ve iyi niyetimize rağmen yanı başımızda bir hareket söz konusuysa, benim her zaman söylediğim gibi komşuda yangın çıkmışsa, biz, “bana ne , herkes kendi yangınıyla meşgul olsun bizi ilgilendirmez'' diyemez, bu duruma bigane kalamayız.

Öncelikle yangının bizim evimize sıçramasını sonra da komşudaki yangının biran önce söndürülmesini veya maazallah yangın komşu evini yıkacak yakacaksa bu yangında kaç can kurtarabileceğimizi doğru hesaplamaya mecburuz.

Kimse savaş üzerinde hesaplar yaparak yaşanacak bir büyük trajediden, bir büyük dramdan çıkar elde etmeyi ummasın. Bizler büyük devlet geleneğimizle bu anlayış içinde hiçbir zaman olmadık ve hiçbir zaman olmayacağız.

Ülkemizi ve insanlarımızı, Türkiye'nin geleceğini komşumuz Irak'ta meydana gelecek olası bir savaşta zarar görmemesi için, barışın yeniden kurulması için çabalıyoruz. En azından bizim niyetimiz budur. Kesinlikle sıcak bir çatışmanın içine girmek istemiyoruz Biz istiyoruz ve onun için çaba harcıyoruz ki; ne bizim askerlerimiz bir tek kurşun sıksın ne de bizim askerimize karşı bir tek müdahale, saldırı olsun.

Değerli Arkadaşlar;

Hiçbir şekilde 18 Şubat tarihine dair, diğer bütün şartlardan bağımsız olarak, bizim tek taraflı olarak bir sözümüz ve taahhüdümüz olmamıştır.

Bu arada bir hususun daha altını kalın çizgilerle çizmemiz gerekmektedir. Kimi çevrelerde ve özellikle muhalefet partilerince ima edildiği gibi; ne benim ne Sayın Başbakan'ın ne de başka bir yetkilinin hiç kimseye tek taraflı bir sözü ve taahhüdü olmamıştır, olamaz. Her şeyin kendi gerçeğimize uygun olarak yürümesi için müzakerelerde azami gayret gösterilmiştir, gösterilecektir.

Bu arada hemen söylemeliyim ki; Türkiye olarak “ arabayı atların önünde koşturmaya “ hiç niyetli değiliz. Daha atlar yola çıkmadan kimse bizden arabayı yola koymamızı beklememelidir. Kaldı ki; bizim sürekli olarak milletimize ve tarihe hesap verme zorunluluğumuz vardır.

Kendimizin mutmain olmadığı, zaruretine inanmadığı hiçbir şeye; halkımıza anlatamayacağız hiçbir gelişmeye bizlerin evet demesi mümkün değildir.

Sevgili Dostlar,

Bazı yazılı ve görsel medyada zaman zaman bizim bazı sözler verdiğimiz hep vurgulanıyor. Söyleniyor, anlatılıyor. Bakın bunların hepsi birer mesuliyet ister. Bunların hepsi eğer bugüne kadar alışılmışın dışında gerçekten dürüst bir siyaset yapma anlayışının ifadeleri ise bunu ispatlamaya hepsi mecburdur.

Buradan milletime sesleniyorum. Bunu ispatlayamayanlar tarihe de bunun hesabını verirler, millete de bunun hesabını verirler.

Bu kadar basit sokak oyunlarıyla trübünlere şov yapmak suratiyle hiçbir zaman AK Parti iktidarını köşeye sıkıştırma gayreti içerisine girmesin. Açık ve net buradan ilan ediyorum. Varsa böyle verilmiş bir söz bunu ispat edin. Asla böyle bir şey söz konusu değildir. Az önce de ifade ettiğim gibi eğer verilmiş böyle bir söz olsaydı bu bayram böyle geçmezdi. Bu böyle bilinmelidir.

Evet. Amerika Birleşik Devletleri Türkiye'nin stratejik ortağıdır. Ama, eğer birlikte hareket edeceksek, bizim varlığımızın ve desteğimizin Amerika için bir anlam ve zarureti varsa...

Öyleyse Amerika Birleşik Devletleri de bizim hassasiyetlerimizi göz önünde bulundurmalı ve taleplerimizi iyi niyetle karşılamalıdır. Aksi takdirde ortaklık ve dostluk sürekli bir tarafın özveride bulunması şekline dönüşür ki; bu kabul edilebilir bir şey değildir.

Amerikalı dostlarımız , daha önce "liman ve havaalanlarının bakım ve geliştirilmesi" ile ilgili tezkerenin Meclisten geçmesini "Türkiye'nin geri dönülmez bir yola girdiği" şeklinde yorumlamamalıdır. Bunu bu şekilde açıklamaya mecburum. Kaldı ki, Büyük Millet meclisinin iradesinin Türkiye'yi temsil ettiğini bütün dünya çok iyi bilir.

Değerli Arkadaşlar!

Söylediğimiz çok açıktır.

58. Cumhuriyet Hükümeti konuyu her cephesiyle düşünmekte; ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın geleceği için en hayırlı kararı almak konusundaki kararlılığını sürdürmektedir.

Türkiye büyük bir ülke ve büyük bir devlettir. Bir kabile devleti değildir. Türkiye'nin yüzyıllara dayalı bir devlet tecrübesi vardır.

Ayrıca Türkiye bütün bölge ülkeleri için olduğu kadar komşumuz Irak ile de ortak bir tarihe ve kadere sahiptir.

Bu nedenle Türkiye atacağı her adımı, bütün bu gerçekler ışığında, tarihin imbiğinden geçirerek, gelecek dünya tasavvuruna uygun bir biçimde adım atmak mecburiyetindedir.Geleceğin dünyasının adalet ve barış üzerine kurulması için çabalarımız devam edecektir.

Bu itibarla ben, bu süreçte AK Parti iktidarının bir şans olduğuna inanmaktayım. Çünkü bu davada Türkiye belki her zamankinden daha fazla bölge siyasetinde aktif rol almıştır, bundan sonra da bu tavrını sürdürecektir. Her aşamada ve her saatte ülkenin birlik ve bütünlüğünü, egemenliğini, gelişmesini ve özgürleşmesini düşünerek hareket edecektir.

Hiç kimse bizden Türkiye'nin geçici sıkıntı ve darboğazlarına endekslenmiş bir karar ve tutum beklemesin. Hiç kimse Türkiye'nin arızi ve konjonktürel şartlarından sonuç çıkarma peşine düşerek Türkiye'nin dününü, bugününü ve yarını bu arızi sıkıntılar nedeniyle ipotek altına sokacağımızı da bizden beklemesin. Vereceğimiz her kararın içeriği de zamanlaması da Millete ayarlıdır. Burada Memleketin saat ayarı işler.

Sözlerime son vermeden son bir gelişmeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dün yapılan Avrupa Birliği Zirve toplantısının kapanış bildirgesinde "Türkiye'nin Irak'ın komşuları ve Mısır ile birlikte yürüttüğü insiyatifi destekliyoruz" ifadesine yer verilmiştir.

Türkiye'nin barış girişimlerini görmezlikten gelenlere her halde AB Zirvesinin bildirgesinde yer alan bu cümle bir şeyler anlatacaktır.

Değerli Arkadaşlarımız,

Türkiye'nin bu barış ile ilgili mücadelesi son ana kadar devem edecektir ve ben inanıyorum ki sizlerde bu sürecin gerçekten hassas birer elçisi durumundasınız. Ve hiçbir zaman gerek milletimizin gerekse ülkemizin geleceğini tehlikeye düşürecek herhangi bir adımın içinde olmayız, olmamalıyız. Fakat biz ülkemizin her ferdinin aklıselim ile düşünmesinin gereğini, duygusallığı dışında düşünmesinin gereğini de yine hatırlatmanın bizin için bir görev olduğuna inanıyoruz.

Ben bu duygular içinde sizleri tekrar selamlıyorum. Grup toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum.
 


(19 ŞUBAT 2003)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2003 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.