Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
İLK GRUP TOPLANTISI KONUŞMASI (19.11.2002)

AKP GENEL BAŞKANI ERDOĞAN'IN GRUP KONUŞMASI...
28 Ocak 2003
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grubu toplantısında yaptığı konuşmada, Irak konusu ile iç politikadaki gelişmelere değindi, Dünya Ekonomik Forumu Davos Zirvesi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
 
ERDOĞAN'IN KONUŞMASINDAN...
"Türkiye, tarihi, kültürel, ekonomik nedenlerle bu coğrafyanın merkez ülkesidir"
"Geçmişte layıkınca temsil edilmediği ve yeterince çaba harcanmadığı için Türkiye yıllarını kaybetti. Geçen zamanda nelerin kaybedildiğini yurt dışına çıktığınızda çok açıkça görüyorsunuz"
"Ne yazık ki, Türkiye dış politika dinamiklerini hakkıyla kullanamadığı için bugüne kadar temsil ettiği güç ve potansiyeli dünyaya yansıtamamıştır"
"Şimdi Türkiye merkezi önemine layık bir politikayla hem iç dinamiklerini güçlendirmeye, hem de dışarıda etkinliğini artırmaya çalışıyor"
"Yol arkadaşlarımızdan hiçbiri iktidar olmanın rehavetine kapılmasın. Bütün gayretimiz Türkiye'nin itibarını yükseltmek için olsun. Bizler bu ülkenin bütün renklerini, bütün kokularını taşıyoruz, taşımaya devam edeceğiz."
"Türkiye, muhtemel Irak savaşıyla ilgili gelişmeleri belirleyecek bir ülke konumuna gelmiştir"
"Bugün biz herhangi bir adım atılırken BM kararlarını esas alarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Hem dünyanın, hem de Irak halkının selameti için bunu önemsiyor ve benimsiyoruz. Ama aynı hassasiyeti Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in de göstermesi gerekir"
"İstanbul Zirvesinin sadece yapılmış olması bile büyük bir başarıdır. Bütün dünyanın gözünde sorunlu olarak görülen bölge ülkeleri ilk kez inisiyatif geliştirerek barış için biraraya gelmiş bulunuyorlar"
"Davos Zirvesi ile ilgili çok şeyler yazıldı. Fakat bazı hazımsızlar var. Hazımsız tipler bunlar. Onlarda bir şeyler yazıyor veya söylüyorlar. Hatta bu zirvenin dünyada hiçbir kıymetinin olmadığını söyleyenler de var. Onlara ben bu kürsüden tekrar hatırlatıyorum. Tilki yetişemediği üzüme koruk dermiş"
 
AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın partisinin grup toplantısında yaptığı konuşma şöyle:
(28 Ocak 2003)

Değerli Milletvekilleri,
Değerli Misafirler,
Basınımızın Değerli temsilcileri,

Hepinizi en içten duygularla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce Tunceli ilimizin Pülümür İlçesinde dün 6.5 şiddetindeki depremde ölen kardeşimize Allah'tan rahmet diliyorum. Ve yaralı vatandaşlarımıza da şifalar temenni ediyorum.

Bu arada, Bayındırlık ve İskan Bakanımızın hemen olay yerine giderek orada yaptığı çalışma neticesinde hükümetimiz gerekli tedbirleri almış, Kızılay'la birlikte oraya konteyner sevki başlamıştır. Bu sıcak, ani gelişmeden dolayı da huzurlarınızda başta Bayındırlık Bakanımız olmak üzere tüm personelimizi de tebrik ediyorum.

Bunun yanında dün akşam Şırnak ilinde terör örgütünün şehit ettiği askerimize de Allah'tan rahmet diliyorum. Geride kalan kederli ailelerine sabır temenni ediyorum. Başınız sağolsun.

Değerli Milletvekilleri,
Değerli Misafirler,

Neredeyse haftalık grup toplantılarımızın herbiri uluslararası bir zirve dönüşüne veya başlangıcına denk düşüyor.

Türkiye, Ak Parti ile birlikte süratle üzerindeki ataleti atıyor ve hızla her alanda dinamizm kazanıyor. Dünyanın her ülkesi ve her bölgesiyle barış, istikrar, işbirliği ve diyalog için görüşmeler yapıyoruz. Bu görüşmelere imkanlar ölçüsünde bütün toplumsal kesimleri dahil etmeye, aynı zamanda gittiğimiz her ülkede farklı kesimlerle birebir temas kurmaya özen gösteriyoruz.

4 günlük Davos Zirvesinde de daha önceki temaslarımızda olduğu gibi Türkiye'nin tezlerini ulaşabildiğimiz herkese anlattık.

Daha önceki ziyaretlerimizde olduğu gibi Davos zirvesinde de en üst düzeyde birebir kurduğumuz temasların herbiri Türkiye'nin dünyadaki önemini ortaya koydu. Bir kez daha gördük ki, Türkiye, tarihi, kültürel, ekonomik nedenlerle bu coğrafyanın merkez ülkesidir. Bunu özellikle vurguluyorum.

Geçmişte layıkınca temsil edilmediği ve yeterince çaba harcanmadığı için Türkiye yıllarını kaybetti. Geçen zamanda nelerin kaybedildiğini yurt dışına çıktığınızda çok açıkça görüyorsunuz.

Türkiye dünyaya zaaflarıyla, hukuki çelişkileriyle değil de, imkanları ve potansiyeliyle tanıtılabilseydi, bugün her şey daha farklı olurdu hiç şüphesiz. Ne yazık ki, Türkiye dış politika dinamiklerini hakkıyla kullanamadığı için bugüne kadar temsil ettiği güç ve potansiyeli dünyaya yansıtamamıştır. Dünya devletleriyle, devletlerin temsilcileriyle konuşurken hem ülkenizin gücünü, büyüklüğünü ve önemini hissediyorsunuz hem de kaybedilen zamana hayıflanıyorsunuz.

Şimdi Türkiye merkezi önemine layık bir politikayla hem iç dinamiklerini güçlendirmeye, hem de dışarıda etkinliğini artırmaya çalışıyor. Bunu her ziyaretimizde, bize gelen her diplomatla görüşmelerimizde yoğun olarak hissediyoruz. Ve ülkemiz adına bundan sadece onur duyuyoruz.

Her zorluğun ardından gelen kolaylık inşallah önümüzü açacak ve dünya ile konuşurken daha çok belirleyici olacağız.

Değerli Arkadaşlar,

İçinde bulunduğumuz şartlar bünyesinde hem zorlukları taşıyor, hem de yeni imkanlar barındırıyor. İnşallah en kısa zamanda karar mekanizmalarını doğru ve seri olarak çalıştırarak Türkiye'yi layık olduğu güce kavuşturacağız. İşte o zaman hepimiz Türkiye gibi büyük bir ülkeyi layık olduğu güce kavuşturma şerefine nail olacağız.

Dileğim odur ki, bunun için herkes gücü ve imkanları nispetinde katkıda bulunsun. Bizim dönemimizde hem birey, hem toplum hem de devlet güç ve itibar kazansın.Bizim dönemimizde toplumsal doku yara almasın.Bizim yönetimimizde devlet ile toplum arasındaki makas açılmasın, aksine kapansın.

İşin başında olduğumuzu hep söylüyorum ve ihtiyaç duyduğum için tekrar vurguluyorum.Yol arkadaşlarımızdan hiçbiri iktidar olmanın rehavetine kapılmasın. Türkiye'yi sahile kavuşturmak zorundayız ve bunun için çok çalışmak, doğru kararlar vermek zorundayız. Bütün gayretimiz Türkiye'nin itibarını yükseltmek için olsun.

Görevi gereği herkesin öncelikleri ve sorumlulukları vardır ve bu sorumluluklar farklıdır ama, hepimizin çabaları ortak bir havuzda toplanmazsa bireysel başarılarımızın önemi kalmayacaktır.

Bütün çabalarımızın toplamı bu ülkeyi büyütme, bu toplumu güçlendirme iradesine hizmet etmezse bakan ya da milletvekili olarak tek tek başarılarımızın kıymeti olmayacaktır.

Oturduğunuz koltuklarda, doldurduğunuz makamlarda sizden önce de çok sayıda insan oturdu. O makamlar sadece oturma makamları olursa gökkubbe altında hiçbiriniz hoş bir sada bırakamaz. Milletimizin bizi hayırla yad etmesini istiyorsak, gösterilen hedeflere koşmak ve menzili selamete varmak zorundayız.

Hamdolsun her geçen gün daha çok itibar kazanıyoruz. Toplumun bize verdiği destek her geçen artıyor. Biz, bize gösterilen bu teveccühü ve bu itibarı milletimizin omuzlarımıza yüklediği bir emanet şuuruyla taşıyacağız.

Bizler bu ülkenin bütün renklerini, bütün kokularını taşıyoruz, taşımaya devam edeceğiz. Hatta yeryüzünün bütün renk ve kokularına da ulaşmak istiyoruz.

Daha önce de söylediğim gibi bizi anlama güçlüğü çekenler bizimle aynı heyecanı duymayabilirler, ama biz heyecanımızdan hiçbir şey kaybetmeden yolumuza devam edeceğiz.

Onlar için vergi barışını sağlamak, rekabeti artırmak, tekelleri kırmak, adaletle kalkınmaya özen göstermek, ihtiyaç sahibi yoksulların envanterini çıkarmak ve halka doğrudan devlet elini uzatmak heyecan verici olmayabilir. Onlar sosyal devletin sadece teorik bir tanımdan ibaret olduğunu, anayasada sadece bir ilke olarak kalması gerektğini sanabilirler. Ama bizim için öyle olmayacak. Her adımımızı topluma doğru atacağız.

Bizim önceliklerimiz bireyin, toplumun ve devletin itibarını her alanda artırmaktır. Bir bütünlük anlayışı içinde işlerimizi yürütüyoruz ve dört koldan meselelerin üzerine gidiyoruz.

Dış poltikadaki dinamizmimizi sosyal politikalarda da aynı şekilde sürdüreceğiz. Bu yüzden Devlet Bakanımız Sayın Beşir Atalay'ın yoksullara doğru attığı adımlarla Maliye Bakanımız Sayın Kemal Unaıktan'ın attığı adımlar birbirbirini tamamlar nitelikte olmaktadır.

Bir bütünlük içinde çalıştığımız için enerji politikamızla temiz yönetim siyasetimiz paralel gitmek zorundadır. Her adımımızda, her kararımızda bireyi, toplumu ve devleti birlikte düşünmek zorundayız.

Acil Eylem Planımızda ortaya koyduğumuz üzere Devlet bakanımız Sayın Atalay'ın yönetimiyle ve Devlet İstatistik Enstitüsünün imkanlarıyla şimdi topluma doğru büyük bir adım atıyoruz.

Evet, yılların ihmalinden doğan yaraları sarmaya kendimiz mecbur hissettiğimiz içindir ki, Türkiye'nin yoksulluk envanteri çıkarılıyor. Hiçbir beyanda bulunmayan, devletten hiçbir şey talep etmeyen en ücra köşedeki ihtiyaç sahipleri ilk kez devlet eliyle tespit ediliyor. Elbette bunlar tespit edilmekle kalmayacak gün gelecek devletin şefkat eli onlara ulaşacaktır. Böylece, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu, devlet ile toplum arasında Acil Servis işlevi görecektir.

Değerli Arkadaşlarım,

Biz ülkemizi adaletle kalkındırma hedefine koşarken, ardı ardına ışık yakarken ve daracık yolları genişletirken yorulmayacağız. Çok iyi biliyorum ki, bizi yorma çabasına girenlerin, anlamsız sorularla kaygı oluşturmak isteyenlerin kendileri yorulacaklardır.

Burada parti grubumuzun gayretlerini, milletvekili ve sayın bakanlarımızın çabalarını, teşkilatımızın heyecanını tek tek anlatmak isterim ama, buna vakit yok. Kısaca bütünlükçü bir bakış açısıyla doğru bildiğimiz yoldan yürüyoruz. Birlikte düşünmeye herkesin ve her kesimiin önünü açmaya azami özen gösteriyoruz.

Değerli Arkadaşlarım,

Daha önceki seyahatlerimizi, uluslararası ilişkilerimize nasıl bir ivme kazandırdığımızı biliyorsunuz.

Hükümetimizin öncülüğüyle Irak sorununa barışçı bir çözüm için İstanbul'da düzenlenen zirve dünya ölçeğinde yankılar uyandırmıştır. Bu zirvede başta Irak olmak üzere tüm dünyaya uluslararası hukuk kuralları, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması ile Birleşmiş Milletler kararları hatırlatılmış ve BM Güvenlik Konseyi'nin sürece tam, kapsayıcı ve sürekli olarak müdahil olmasının gereğine dikkat çekilmiştir.

Öte yandan Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'e, gelişmelerin bir şaka olmadığı, kendisinin BM kararlarına tam olarak uyması gerektiği ve Irak'ın dünya sistemi için bir kriz odağı olmaktan çıkması gerektiği en net dille anlatılmıştır.

Bugün biz herhangi bir adım atılırken BM kararlarını esas alarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Hem dünyanın, hem de Irak halkının selameti için bunu önemsiyor ve benimsiyoruz. Ama aynı hassasiyeti Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in de göstermesi gerekir. Barış ya da savaş arasındaki yol ayrımında, işin nereye doğru seyredeceği konusunda, Irak liderliğinin büyük sorumluluğu olduğunu bir kere daha hatırlatmak isterim.

Irak konusunda İstanbul'da düzenlenen Bölgesel Girişimin ardından Davos'a gittik. Davos'a ayak basar basmaz, Dünya Ekonomik Formu'nun kurucusu Klausa Schwab'ın verdiği özel yemekte bulunduk ve ülkemizin ilgi odağı olduğunu memnuniyetle müşahade ettik.

Program boyunca hem biz, hem sayın Başbakan ve bakanlarımız en üst düzeyde temaslarda bulundu. Amerika Dışişleri Bakanı Colin Powel ile yapılan görüşme gibi... Dünyaca ünlü Goldman Sachs danışmanlık firmasının düzenlediği Boeing'ten BP, Nestle'den Microsoft'a kadar dünyanın tanınmış firma temsilcilerinin katıldığı öğle yemeği gibi....

"Türkiye'den çiçeklerle…" adıyla organize edilen Türk gecesi gibi etkinliklere Sayın Başbakanımızla, bakanlarımızla ve milletvekillerimizle beraber katıldık.

Ayrıca her birimiz onlarca ikili görüşmelerde bulunduk, panellere ve iş yemeklerine katıldık. Uluslararası medya temsilcileriyle bir araya geldik ve ülkemizi anlattık. Onların sorularına cevaplarımızı net bir şekilde verdik.

Bütün bu görüşmelerde Türkiye'yi ve tezlerimizi muhataplarımıza dolayısı ile dünyaya birinci elden anlatmaya çalıştık. Başta enerji, turizm ve finans sektörleri olmak üzere bir çok uluslararası firmanın üst düzey yetkilileri ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, ülkemize yatırım yapmalarını, yabancı sermaye yatırımlarını özendirici kolaylaştıracak tedbirler alacağımızı ve özellikle istihdam artırıcı yatırımlar yapmalarını istedik.

Siyasilerle ve medyayla yaptığımız temaslarda Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz ve süreç hakkındaki düşüncelerimizle beraber, halen yüz yüze olduğumuz Irak sorunuyla ilgili tezlerimizi anlattık. Türkiye'nin ekonomik yapısı hakkında da birinci elden bilgi sunma imkanı bulduk.

Bu görüşmelerden çıkardığımız iki önemli sonucu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Birincisi; Türkiye'nin dünyaya ve tek tek ülkelere tanıtılmasının yolu her düzeyde birebir temasa geçmek mümkündür. Bunu önceki seyahatlerimizde de Davos zirvesinde de da çok net olarak gördük. Sadece siyasi ilişkiler değil, ticari ve kültürel münasebetlerde de Türkiye'nin kalkınmasına, tanınmasına ve imajının düzelmesine büyük katkıda bulunacaktır şüphesiz.

Bu tespitten hareketle parlamentolar arası dostluk gruplarının etkin olarak çalıştırılması gerektiğine dikkatlerinizi çekiyorum. Lütfen daha önce olduğu gibi yurt dışı gezilerini sadece birer gezi ve ziyaret olarak değil, Türkiye'nin dünyaya tanıtılması için değerlendirin.

Sizinle paylaşmak istediğim ikinci husus ise; Türkiye'nin muhtemel Irak savaşıyla ilgili gelişmeleri belirleyecek bir ülke konumuna gelmiş olmasıdır. Sayın Başbakanımızın bölge ülkelerini ziyaretiyle başlayıp, İstanbul Zirvesi ile devam eden süreç sonunda Türkiye hem bölgemiz hem dünya barışı için belirleyici bir konuma ulaşmıştır.

İstanbul Zirvesinin sadece yapılmış olması bile büyük bir başarıdır. Bütün dünyanın gözünde sorunlu olarak görülen bölge ülkeleri ilk kez inisiyatif geliştirerek barış için biraraya gelmiş bulunuyorlar.

Değerli Arkadaşlar,

Davos Zirvesi ile ilgili çok şeyler yazıldı. Fakat bazı hazımsızlar var. Hazımsız tipler bunlar. Onlarda bir şeyler yazıyor veya söylüyorlar. Hatta bu zirvenin dünyada hiçbir kıymetinin olmadığını söyleyenler de var. Onlara ben bu kürsüden tekrar hatırlatıyorum. Tilki yetişemediği üzüme koruk dermiş. Şaşırdınız değil mi? Nasıl olur da AK Parti Davos'a gider de Davos'ta Türkiye'yi anlatır. Evet siz anlatamadınız ama biz anlatacağız.

Modernleşme yolunda, çağdaşlaşma yolunda Türkiye'mizin bütün kokuları nasıl bünyesinde barındırdığını anlatacağız. Bütün zenginlikleriyle, Türkiyemizin tarihinden bugüne, yarına nasıl yürüyeceğini anlatacağız. Kökü mazisinde olan bir milletin nasıl ayağa kalktığını anlatacağız. Ve tüm bu gayretlerimizi sürdürürken şunu bilmenizi istiyorum ki, Türkiye'nin dünya ile barışık nasıl geleceğe yürüdüğünü evet, görüştüğümüz bütün dostlar da kabul ediyorlar, kabul ettiler ve şahsen yaptığım görüşmeler, sayın Başbakanımızın görüşmeleri, bakanlarımızın tek tek ayrı ayrı yaptıkları görüşmelerle sadece Davos Zirvesinde en az 100'e yakın özel görüşmeler gerçekleştirdik. Bunlar kişisel oldu, gruplar halindeki görüşmeler şeklinde cereyan etti. Böyle bir fırsatı siz üç gün içinde, 4 gün içinde nereye sığdırabildiniz? Bunu burada yapmanız mümkün mü? Hayır ama orada gerçekleşiyor. Ve söylenen şu: Efendim Davos Zirvesini hiçbir gazete yazmaz, dünya takip bile etmez. Peki Finlandiya Devlet Başkanının, Powell'ın Davos'ta ne işi var? Başbakanların Davos'ta ne işi var? Bakanların, milletvekillerinin Davos'ta ne işi var? Dünyanın en meşhur, en öndeki kuruluşlarının Davos'ta ne işi var? Tüm dünya medyasının Davos'ta ne işi var? Bunu anlamaktan aciz, sadece milletimizn kafasını bulandırmayı hedefleyen bu tipler var. Bu tipler zaten biliyorsunuz şizofren tiplerdir. Bunlar hep olacaktır. Ama biz yolumuza emin adımlarla yürüyeceğiz.

Ak Parti iktidarı dış politikada etkin ve gündem belirleyen çabalarını sürdürürken içerde de hem yapısal reformları hayata geçirmekte, hem yaşadığımız ekonomik sıkıntı nedeniyle zor duruma düşen halk kesimlerini nispeten rahatlatıcı tedbirler almaya devam etmektedir.

Bu bağlamda hükümetimizin "Kamu Personel Reformu" ve "Yerel Yönetimler Reformu" tasarıları üzerinde çalıştığını biliyorsunuz. Bu yasalar kısa bir süre içinde Meclis'e geldiğinde sizler de hem komisyonlarda hem Genel Kurulda olumlu katkılarınızı yaparak bunları hayata geçireceksiniz.

Bunlar Türkiye'nin uzun yıllardır tartıştığı ama, bir türlü gerçekleştiremediği yapısal değişimlerdir. Bugüne kadar ertelenen bu talepleri gerçekleştirmek sizlere nasip olacaktır.

Ayrıca bugün ve yarın yapılacak olan YPK ( Yüksek Planlama Kurulu) toplantıları da büyük bir önem arz etmektedir. Biliyorsunuz bundan önce YPK 18 Ocak günü toplanmış ve 2003 yılı program ve Bütçesi hakkında ön görüşmelerde bulunmuştu. Bugün yapılacak toplantıda ise "Genel Ekonomik Durum ve 2003 Yılı Program ve Bütçesinin Detayları" ele alınacak, böylece 2003 yılı bütçe tasarısı şekillenmiş olacaktır. 29 Ocak'ta yapılacak toplantıda ise "Bazı Yatırımcı Kuruluşların 2003 Yılı Bütçe ve Yatırımları " müzakere edilecektir Hükümetimiz, YPK toplantılarına büyük önem vermekte olup bu toplantılar bundan sonra sık sık yapılacaktır

Bu toplantıların bundan öncekilerden büyük bir farkı bulunmaktadır Daha önce bu tür konular bürokratlar tarafından hazırlanır, dosya üzerinden bakanlara imzalatılırdı. Şimdi ise konunun bütün tarafları aynı masa etrafında toplanarak gündemi enine boyuna tartışmakta, müzakere etmektedir. Böyle olunca hükümetimizin yaptığı YPK toplantılarına üye bakanların dışında bakanlar ve bürokratlarda katılmaktadır. Ayrıca hükümet üyeleri bütün konulara birebir muhatap olduğu için ekonomik politikaların oluşturulması ve bu politikaların uygulanmasına ilişkin kararların alınması sürecinin doğrudan aktörü olmaktadır

Ayrıca hükümetimiz dar gelirlileri rahatlatmak adına, Tekel ile sözleşme yapan tütün üreticilerinin tümüne bayramdan önce seyyanen 100 milyon lira avans vermeyi kararlaştırmıştır

Yine hükümetimiz işçilerimizin geçen yıldan kalan ikramiyelerini bayramdan önce vermek için gayret etmektedir.

Değerli Arkadaşlar,

Şunu bilesiniz ki, 58'nci Cumhuriyet hükümetimizin işi pek kolay değildir. Devraldığımız ekonomik tabloyu biliyorsunuz. Sistemde ve bürokraside zaman içinde kangren olmuş hususlar ortada.

Hükümetin seri olarak üretebilmesi için zorunluluk arzeden kimi personel atamalarında yaşanan güçlükler de dikkate alındığında karşılaşılan zorluğu tahmin edebilirsiniz.

Ancak hep söylediğim gibi biz mazeret üretmek için gelmedik. Milletimizin bize verdiği güçle bütün zorlukların üstesinden geleceğimize inanıyorum. Biz milletimiz adına başarmaya mecburuz.

Halkımızın adalete,özgürlüğe ve üretime susamışlığını gidermek zorundayız

Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
 


(29 OCAK 2003)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2003 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.