Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Ulusa Sesleniş" konuşmasının metni şöyle:
(30 Aralık 2003)
Aziz milletim... Ülkemin fedakar ve güzel insanları...
Bir kez daha evlerinize misafir olmaktan, sizlerle sohbet etmekten,
ne büyük bir mutluluk duyduğumu ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.
Ekran karşısında beni dinlerken, Türkiye'yi bekleyen güzel gelecek adına
en az benim kadar heyecan duyduğunuzu biliyorum. Gönüllerinizin en az benim
kadar umutla dolduğunu hissediyorum.
Türkiye sıkıntılarını birer birer aşarak bugünlere gelmişse, daha da
güzel günlere ermenin umudu yeniden gönüllerimizde yeşermeye başlamışsa,
bu sizlerin sayesinde olmuştur. Bunda tek tek her birinizin sabırla, fedakarlıkla
ve gayretle verdiğiniz mücadelenin büyük payı vardır.
Sizlerin ülkenize olan sarsılmaz sevgi ve bağlılığınız olmasa, bugün
bu güler yüzlü Türkiye manzarasına bakıyor olamazdık. Alnının teriyle,
elinin emeğiyle, dilinin duası, yüreğinin aşk ve heyecanıyla bu büyük davaya
sahip çıkan her bir vatandaşıma şükran borçluyum.
Allah'ın izni ve yardımıyla, yüzünüzü kara çıkartmayacağımıza, umutlarınızı
kırmayacağımıza ve bizden önce gelip geçenlere benzemeyeceğimize huzurlarınızda
bir kez daha söz veriyorum.
Benim bu sözüm, Türkiye sevdasını yüreğinde hisseden, Türkiye için,
bu millet için gecesini gündüzüne katan bütün çalışma arkadaşlarım bakımından
da ayniyle geçerlidir.
Bizim sizlere ve ülkemizin büyük potansiyeline inanıp güvendiğimiz gibi,
sizler de bizlere inanınız, güveniniz. İnşallah bu güzel beraberliğin sonucunda,
Türkiye'yi dünyanın parlayan yıldızı olarak göreceğiz.. Bu gururu yine
beraberce yaşayacağız..
Değerli vatandaşlarım...
Hükümet olarak her vesileyle, sizlere, uzun zamandır duymayı beklediğiniz
güzel haberler, yüzünüzü güldürecek müjdeler verme gayreti içerisindeyiz.
Artık ülkemiz zor ve sıkıntılı kriz zamanlarını aşmıştır. Bütün ekonomik
göstergeler Türkiye lehinedir. Milletimiz lehinedir. Geleceğimiz lehinedir.
Geçen bir yıl içinde güven ve istikrar ortamını yakaladık. Politikalarımızı
kararlılıkla uyguladık. Ülkemiz için pek çok proje geliştirdik. Bu projeler
doğrultusunda, yapısal dönüşüm düzenlemelerini cesaretle gerçekleştirdik.
Ülkemizin önünü açtık.
Türkiye'deki ve dünyadaki en kötümser ekonomik çevreler bile, bugün
artık Türkiye'den bahsederken karanlık tablolar çizemiyorlar. Artık hiç
kimse "hasta adam" yakıştırmaları yapamıyor. Çünkü hepimizi üzen o acziyet
tablosu artık bitmiştir. Hasta iyileşerek sağ salim ayağa kalkmıştır.
Göreve başladığımız 18 Kasım 2002 tarihi, Türkiye'nin mâkûs talihinden
kurtuluşunun miladı olmuştur. 18 Kasım 2002, milletin azim ve kararlılıkla
ayağa kalkışının başlangıcı olmuştur.
Milletimiz 3 Kasım 2002'de, o karanlık sayfayı kapatmış; 18 Kasım 2002'de
yepyeni bir sayfa açmıştır. Güneş doğmuş, aydınlık bir uçtan diğer uca
ülkemizin bütün köşelerini sarmış, ısıtmaya başlamıştır.
Sevgili vatandaşlarım...
3 Kasım 2002 seçimlerinde Türkiye'nin kara bahtını ağartma görevini
bana ve arkadaşlarıma verdiniz. Bu büyük şerefi, bu tarihi teveccühe duyduğumuz
şükranı vicdanlarımızda taşıyoruz, daima da taşıyacağız. Sizlere layık
olmak siyasetten yegane beklentimizdir.
Ülkemizi geleceğe taşımak ve milletimizin yüzünü güldürmek dışında bir
beklenti ve kazanç peşinde değiliz. Bugün bulunduğumuz makamlara bizleri
sizler getirdiniz ve en iyi de yine sizler tanıyorsunuz. Bugüne kadar olduğu
gibi, bugünden sonra da, hayır dualarınızı bizden eksik etmeyeceğinize
bütün samimiyetimle inanıyorum.
Henüz Türkiye'nin bütün zorluklarını aştığını, bütün sıkıntılarını giderdiğini
elbette söylemiyoruz.
Ancak milletim adına şunu sevinç ve gururla söyleyebilirim: Türkiye,
2003 yılında, ekonomik performansıyla, dünyanın en çok dikkat çeken, en
çok hayranlık uyandıran ülkesi olmuştur. Bu kanaat, ülkesini çok seven
kişiler olarak sadece bizim dile getirdiğimiz subjektif bir kanaat değildir.
Dünyanın en önemli ve saygın ekonomik otoritelerinin de ortak ve objektif
kanaatidir.
İktidara geldiğimiz günden bu yana geçen 13 ayda, Başbakan ve bakan
düzeyinde 60'ı aşkın ülkeye seyahat yaptık. Bu Türk siyaset tarihinde bir
rekordur. Bu seyahatlerimizde, Türkiye'nin kısa bir zaman içerisinde gösterdiği
büyük ekonomik iyileşmeye dair övgü dolu sözlere muhatap oluyoruz. Bu manzara,
Türkiye'yi seven herkes için gurur ve memnuniyet verici bir manzaradır.
Bu manzara, gittiğimiz yolun doğru bir yol olduğunu gösterir. Bu manzara,
yürüttüğümüz programın yetkin bir program olduğunun ıspatıdır. Bu manzara,
çizdiğimiz Türkiye hedefinin asla bir masal olmadığını müjdeleyen bir manzaradır.
Buna rağmen, eğer hâlâ, milletçe ulaştığımız bu bereketli güzelliği görmeyen,
bu heyecanı bizlerle paylaşmayanlar kaldıysa, onların da canları sağolsun.
Ancak rakamlar ve göstergeler ortadadır.
Bizim sözlerimize inanmayanlar, dünyanın belli başlı ekonomik çevrelerinin
sitayiş dolu sözlerini işitmemiş olanlar, rakamların ve göstergelerin yalın
gerçekliğiyle yüzleşebilirler.
Türkiye bir yıl önce neredeydi, bugün hangi noktaya geldi? Objektif
rakam ve göstergelerden bunu rahatlıkla okuyabilirler. Düne kadar bir enflasyon
canavarımız vardı, hatırlarsınız... Çarşıya pazara, mutfağımıza çöreklenmiş,
yakamızı şerrinden bir türlü kurtaramadığımız enflasyon canavarı... O canavar
bugün dize getirilmiştir. Canavarın hızı kesilmiştir.
Enflasyon nihayet elini milletimizin cüzdanından, çorba kasesinden,
ekmek teknesinden çekmeye başlamıştır. İşte rakamlar ortada: Bu yıl için
belirlediğimiz yüzde 20 enflasyon hedefini rahatlıkla yakalamış durumdayız.
Önümüzdeki yıl yüzde 12'lere kadar gerilemiş bir enflasyon beklentisi içindeyiz.
Ben hükümetime güveniyorum. Gece gündüz demeden çalışan ekonomi yönetimimize
güveniyorum. Sizleri sıfır enflasyon, eksi enflasyon gibi kavramlarla tanıştıran
ekonomi yönetimimiz, Allah'ın izniyle bu hedefin de daha iyisini yakalayacaktır.
En kısa zamanda tek rakamlı enflasyon hayalini hep birlikte gerçekleştireceğiz.
.
Değerli vatandaşlarım...
Türkiye artık sürekli büyüyen, istikrarlı bir ekonomik gelişme çizgisi
üzerindedir. 2003 yılı için koyduğumuz yüzde 5'lik büyüme hedefini tutturmuş
durumdayız. Hem de neye rağmen? Yanıbaşımızdaki savaşa rağmen...
Bakın dünyanın saygın ekonomistleri ne diyor: Hem enflasyonun büyük
oranda düşmesi, hem de bu büyüme rakamına ulaşılması, dünya ekonomi tarihinde
çok nadir görülebilecek büyük bir başarıdır.
Bu neticeye toplumun bütün kesimlerinin elele vermesi sayesinde ulaştık.
İşçilerimizin, işverenlerimizin, sanayicilerimizin, esnaf ve tüccarımızın,
çiftçilerimizin ve diğer çalışanlarımızın uyum içinde milli hedefe kenetlenmesi
ile bu başarıya ulaştık.. Hedefimiz, aynı birlik ve beraberlik içinde,
önümüzdeki yıl da, bu oranın altında kalmayacak bir ekonomik büyüme olacaktır.
İktidara geldiğimizde yüzde 70'leri zorlamakta olan faiz oranları, bu
bir yıllık süre içerisinde yüzde 30'ların altına inmiştir. Dış ticaret
hacmimiz 100 milyar dolar barajını aşmış, 115 milyar dolara ulaşmıştır.
Bu, tarihimizde ilk defa gerçekleşmiştir.
Bakınız 2003 yılında gerçekleşen toplam ihracatımız 50 milyar dolar
rakamını zorlamaya başlamıştır. Sadece ekim ayında gerçekleşen ihracatımız
4 milyar 693 milyon dolardır. Ve belki çok şaşıracaksınız ama, bu rakam
1981 yılının toplam ihracatından; yani bir yıllık toplam ihracatından daha
fazladır. Evet, yanlış duymadınız: Ekim ayı ihracatımız, Türkiye'nin 1981'deki
bir yıllık toplam ihracatından daha fazla olmuştur.
Bütün bu gelişmeler, ekonomimizin güven veren, umut aşılayan bir başarı
noktasına geldiğini açıkça göstermektedir. Bu pozitif hava ve bu iyimser
beklentiler, yakalanan siyasi istikrar ortamının da yardımıyla ekonomimizi
günden güne daha olumlu etkileyecektir. İyiye gidiş hızlanarak sürecektir.
Bugüne kadar yaşanan kriz ve sıkıntıların bütün yükünü çekenler sizlersiniz.
Ne yazık ki bu sıraladığım rakamlardan ve bu iyimser tablodan sizin payınıza
henüz büyük paylar düşmediğinin farkındayız.
Bir yıl gibi kısa bir zamanda, bütün dengeleri bozulmuş, bütün damarları
tıkanmış, bütün umutları tükenmiş hasta bir ekonomiyi yeniden sağlığına
kavuşturmak kolay olmuyor. İnanınız ki kolay olmuyor...
Bunun için gece demeden gündüz demeden çalışıyoruz. Bozulan dengeleri
yeniden kurmaya, tıkanan damarları açmaya, tükenen umutları tazelemeye
uğraşıyoruz. Çok yol aldık, ama biliyoruz ki bu sadece başlangıçtır.
Bilesiniz ki sizler daha rahat nefes almaya başlamadıkça, kapanan bütün
fabrikalar yeniden işlemedikçe, dükkanların kepenkleri yeniden açılmadıkça,
çarşıda pazarda esnafın işleri yoluna girmedikçe, mutfakta sevgili annelerin
yüzü gülmedikçe, bize de rahat ve huzur olmayacaktır.
Bilesiniz ki, emeğin hakkı son kuruşuna kadar sahibine verilmeden, kararan
bütün gönüller şenlenmeden, kırılan umutlar yeşermeden, bize rahat bir
uyku yoktur.
Milletin alın teri, hırsızlardan, arsızlardan, asalaklardan ve hortumculardan
söke söke geri alınmadan bize rahat ve dinlenme yoktur.
Bizler bu ülkede ters giden şeyleri düzeltmeye, haksızlıkları gidermeye
ve sosyal adaleti tesis etmeye kararlıyız.
Bu çabamızda bize tam destek vereceğinizden hiç şüphem yok. Millet olarak
iyiliğin ve doğruluğun arkasında dimdik duracağımıza inancım tamdır..
Ülkemin güzel insanları...
Ekonomimiz bir süre daha, çok dengeli, çok dikkatli bir yönetim anlayışına,
sıkı bir programa ihtiyaç göstermektedir. Bu süre çok uzun sürmeyecektir..
Ancak rehavete kapılacak durumda da değiliz. Geldiğimiz bu güzel noktayı
daha da kalıcı hale getirecek tedbirleri almak zorundayız.
Asla rehavete kapılmadan bütün tedbirleri hakkıyla alacağımızdan, yapılması
gereken herşeyi hassasiyetle, adaletle, kararlılıkla yapacağımızdan hiç
şüpheniz olmasın.
Bu zaman zarfında, sizlin üzerinizdeki geçim yükünün ağırlığını da kademe
kademe hafifletmek için çok çalışıyoruz. Sizi bir nebze olsun rahatlatabilmek
için bütün imkanlarımızı sonuna kadar zorluyoruz. Populizme düşmeden kaynaklarımızı
sonuna kadar zorladığımızdan hiç şüpheniz olmasın.
Bize inanınız ve endişe etmeyiniz. En kısa zamanda, hakettiğiniz refaha
ve mutluluğa kavuşabilmeniz için gereken her şey hakkıyla yapılmaktır.
Yol zorlu olsa da, inşallah menzil yakındır. İnşallah hep birlikte o
güzel günleri de göreceğiz, yaşayacağız. Hem o güzel günlerin birer nişanesi
olsun, hem de insanımızın acil dertlerine deva üretilebilsin diyerek hummalı
çalışmalar sürdürüyoruz. Hal çaresi olabilecek yapısal düzenlemeler ve
sosyal projeler geliştiriyoruz.
Bu güzel misafirliği vesile kılarak bu çalışmalarımızdan bazılarını
sizlerle paylaşmak istiyorum.
Şunu her zaman söyledik; Türkiye'nin en temel problemi yönetim problemidir.
Türkiye'de bürokrasi yönetilemeyecek kadar büyümüştür. Bu hantal ve iş
görmez haliyle millete yük olur hale gelmiştir.
Türkiye'nin önündeki bu büyük engeli kaldırmak için; devleti yeniden
işleyen dinamik bir yapıya kavuşturmak için önemli hazırlıklar içerisindeyiz.
İnşallah bu hazırlıklarımız tamamlandığında devlet aslî görev alanlarına
çekilecek; böylece müthiş bir dinamizm kazanacaktır. Yerel yönetimlere
aktarılan yetkilerle vatandaşlarımızın sorunları yerinde ve hızla çözülür
hale gelecektir. Bu düzenlemeyle kamu yönetimimiz, Türkiye için yük olmaktan
çıkacak, büyük bir atılım ve hizmet aracı olacaktır.
Yine bu anlayışla devlet, şeffaf, katılımcı, hesap verebilir, etkili,
verimli, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, hukuka dayalı bir niteliğe
kavuşacaktır. Problemleri, daha doğmadan çözmeyi hedef alan, esnek ve süratli
bir işleyişe bürünecektir. Gedikler tıkanacak, israfa son verilecek; obur
devlet alışkanlıklarına dur denilecektir.
Türkiye'nin geleceği için çok önemli gördüğümüz bu yapısal düzenlemeleri
en kısa zamanda hayata geçirmek kararlılığındayız. Bu sayede, hem ekonomimiz
rahatlayacak, hem kamusal verimliliğimiz artacak, hem de sizlerin bugüne
kadar devlet kapılarında çektiğiniz eziyetler son bulacaktır. Devlet ile
millet arasındaki soğuk duvarlar yıkılacak, sevgi ve güven bağı yeniden
tesis edilecektir.
Aziz vatandaşlarım...
Göreve gelir gelmez imkanlar dahilinde sizleri kısmen de olsa rahatlatacak
pek çok uygulama başlattık.
Vergi barışı adı altında bir proje geliştirerek hayata geçirdik. Bu
uygulama kapsamında 8 trilyon liralık hazine alacağını yeniden yapılandırdık.
Kurumlar üzerindeki vergi yükünü yüzde 65'den, yüzde 45'e indirdik. Vatandaşlarımızın
eğitim ve sağlık harcamalarının bir kısmını vergi matrahından indirebilmesine
imkan sağladık. Dar gelirli vatandaşlarımızı bir parça rahatlatmak için
temel gıda ve ilaçta KDV indirimine gittik.
Çalışanların yıllardır almak için mücadele verdikleri ve nemalarıyla
birlikte 11.4 katrilyonu bulan Zorunlu Tasarruf Fonu alacaklarının ana
para miktarı olan 1.4 katrilyonu hemen ödedik. Diğer ödemeleri de 2006
yılının sonunda tamamlanmak üzere takvime bağladık.
SSK ve Bağ-Kur prim borçlarını yeniden yapılandırılarak 800.000 vatandaşımızın
3.7 katrilyonluk prim borcu sorununu çözdük.
İcra-haciz baskısı altında inleyen, bir kısmı da maalesef işyerlerini
kapatmak zorunda kalan esnaf ve sanatkarlarımızın kredi borçlarını yeniden
düzenleyerek nefes almalarını sağladık.
Önceki yıllarda uykularımızı kaçıran doğalgaz ve elektrik faturası tutarlarını
makul seviyelere çekecek tedbirler aldık. Bunun için iktidara geldiğimiz
günden bu yana elektriğe zam yapmadık. Zam yapmak bir yana indirim yaptık.
Fatura başına kesilen güç bedeli uygulamasına son verdik. Meskenlerde 150
kilovatsaati aşan her kilovatsaat için yüzde 50 zamlı tarife uygulamasına
son verdik. 1 Kasım 2003 tarihinden itibaren sanayii elektriğinde yüzde
5 oranında indirim yaptık.
Türkiye'de ilk kez, doğalgazda meskenlerde yüzde 15, işyerlerinde yüzde
14 indirim sağladık.
80 yılda yapılan yolun yarısını Cumhuriyet döneminin en düşük ödeneği
ile 8 ayda tamamladık. 1600 kilometre bölünmüş, 364 kilometre tek istikametli
yol yaptık. Bu yollar sayesinde, 9 günlük bayram tatili boyunca meydana
gelen kazalarda geçen yıla göre yüzde 44 azalma oldu.
İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayacak, trafiği çok rahatlatacak
Boğaz Tüp Geçit Projesi'nin inşaatına 2004 yılının ilk aylarında başlıyoruz.
İstanbul-Ankara arasındaki yolculuk süresini 2005 yılı sonu itibariyle
3 saat 10 dakikaya indirecek demiryolu rehabilitasyon projesi çalışmalarına
da başladık.
2003 yılı içerisinde, sosyal donatı ve alt yapıları ile birlikte 11.000
konutun ihalesini yaptık. 2004 yılı sonuna kadar toplam 100.000 ailemiz
daha inşallah sıcak bir yuva sahibi olacaktır.
Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere, ekonomik açıdan
öncelikli yörelerde yatırımları teşvik etmek amacıyla bir kanun tasarısı
hazırladık ve Meclis'e sevk aşamasına getirdik.
Emeklilerimiz için yüzde 150'ye varan oranlarda iyileştirme yaptık.
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu'na bu yıl ilk defa bütçeden
327 trilyon TL. ayırdık. 2004 yılında da fona 380 trilyon ödenek ayrılmasını
öngördük. Fonun toplam harcaması 2003'te 1,1 katrilyon olmuştur. 2004'te
bu miktar 1,4 katrilyon civarında olacaktır.
1,5 milyon aileye 800 bin ton kömür yardımı uygulaması devam etmektedir.
Asgari ücreti azami sefalet ücreti olmaktan çıkartıp nisbeten daha tatminkar
bir seviyeye getirebilmek için çalışmalarımız sürmektedir.
İşsizlik oranları düşme eğilimine girmiştir. Özel sektördeki canlanmanın
da etkisiyle işsizlik oranlarının 2004 yılında önemli oranda düşeceği görülmektedir.
2004 yılını ekonomimizin en temel sorunlarından biri olan işsizlikle
mücadele yılı olarak görüyoruz. Bunun için istihdamı arttıracak tedbirler
üzerinde hassasiyetle duruyoruz.
Değerli vatandaşlarım...
Nüfusumuzun yüzde 40'ını teşkil eden tarım sektörümüzü ihmal etmemiz
düşünülemez. Bakınız Doğrudan Gelir Desteği kapsamında çiftçilerimize uyguladığımız
desteğin 540 trilyonluk ilk dilimi 67 ilde dağıtılmaya başlanmıştır. İnşallah
diğer iller de doğrudan gelir desteğinin yüzde 50'sini 2004'ün ilk üç ayı
içinde almış olacaklar.
Yine çiftçilerimize verdiğimiz mazot desteğinin ilk taksiti olarak,
311 trilyon lira çiftçilerimizin hesaplarına yatırılmıştır. Kalan 332 trilyon
da, önümüzdeki üç ay içinde ödenecektir.
Hayvancılık sektöründe son derece sevindirici sonuçların alındığı bir
yılı geride bıraktık. Şunu rahatlıkla müjdeleyebilirim: Bu sektörümüzde
gerileme dönemi artık sona ermiştir. Verimli ve bereketli bir hayvancılığın
önü açılmıştır. Geçtiğimiz yıl içerisinde hayvancılığa verilen desteklerde
2002 yılına göre yüzde 115 oranında artış sağladık. 2004 yılında ise bu
oranın yüzde 178 oranında arttırılması karara bağlanmıştır.
Yine 2002 yılında bütçede tarımsal desteklemeye ayrılan 1.8 katrilyon
TL'lik pay, 2003 yılında 2.8 katrilyona çıkarılmıştır. 2004 yılı bütçesinde
ise 3.7 katrilyonluk bir destek planlanmıştır. 809 bin çiftçi ailemizi
ilgilendiren Ziraat Bankası borçları yeniden yapılandırılmıştır. Yaklaşık
3 katrilyonluk çiftçi borcu yeniden yapılandırılarak 1.6 katrilyona indirilmiştir.
"Köye, köylüye, çiftçiye hizmet köyde olmalıdır" ilkesiyle başlattığımız
1000 Köye 1000 Ziraatçı projesi bütün hızıyla sürdürülmektedir. Bu projede
görev almak üzere şu ana kadar 8 bin ziraat mühendisi ve veteriner başvuruda
bulunmuştur. "Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi" ile kırsal kesimde yaşayan
ve gelir seviyesi düşük 20 bin aileye iş ve aş imkanı sağlanmıştır. Hedefimiz
bu projemizin uygulandığı her bir köyümüzü, bir ekonomik işletme haline
getirmektir.
Değerli vatandaşlarım...
Gördüğünüz gibi, geçtiğimiz 13 ay boyunca yaptıklarımızı anlatmaya şu
sınırlı zaman kafi gelmiyor. İnşallah bundan sonraki buluşmalarımızda,
Türkiye'nin diğer meselelerini enine boyuna konuşacağız. Ülkemizi geleceğe
taşıyacak, hepsi birbirinden önemli plan ve projelerimizi yine sizlerle
paylaşacağız.
Şundan emin olunuz: Türkiye'de yaşayan insanların bir teki bile bundan
böyle başı önünde dolaşmayacak, gözünü geleceğe çevirecektir.
Umutlu olmak için fazlasıyla sebebimiz var. Yeter ki birbirimize inanıp
güvenmeye devam edelim. Yeter ki, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra
da, bu hayırlı yolda birbirimize kenetlenerek beraberce yürüyelim. Bu birlikten
iki binli yıllara damgasını vuracak olan müreffeh ve muktedir Türkiye mutlaka
doğacaktır.
Sözlerime son verirken, 2004 yılının ülkemize, milletimize ve bütün
insanlığa hayırlar, bereketler, esenlikler getirmesini niyaz ediyorum.
|