Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
ULUSA SESLENİŞ (10.7.2003)
ULUSA SESLENİŞ (6.6.2003)
ULUSA SESLENİŞ (9.5.2003)
ULUSA SESLENİŞ (23.3.2003)
GÜL'ÜN ULUSA SESLENİŞ KONUŞMASI (8.2.2003)

BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN "ULUSA SESLENİŞ" KONUŞMASI
 
30 Aralık 2003
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 30 Aralık 2003'de televizyonlardan "Ulusa Sesleniş" konuşması yaptı. Erdoğan, Türkiye'nin zor ve sıkıntılı kriz zamanlarını aştığını, bütün ekonomik göstergelerin, Türkiye'nin, milletin ve geleceğin lehine olduğunu söyledi.
 
"ULUSA SESLENİŞ" KONUŞMASINDAN...

"Türkiye'deki ve dünyadaki en kötümser ekonomik çevreler bile, bugün artık Türkiye'den bahsederken karanlık tablolar çizemiyorlar."

"Türkiye, 2003 yılında, ekonomik performansıyla, dünyanın en çok dikkat çeken, en çok hayranlık uyandıran ülkesi olmuştur"

"Bu manzara, çizdiğimiz Türkiye hedefinin asla bir masal olmadığını müjdeleyen bir manzaradır."

"Milletin alın teri, hırsızlardan, arsızlardan, asalaklardan ve hortumculardan söke söke geri alınmadan, bize rahat ve dinlenme yoktur."

"2004 yılını ekonomimizin en temel sorunlarından biri olan işsizlikle mücadele yılı olarak görüyoruz."

"Türkiye'nin en temel problemi, yönetim problemidir. Yapısal düzenlemeleri en kısa zamanda hayata geçirme kararlılığındayız."
 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Ulusa Sesleniş" konuşmasının metni şöyle:
(30 Aralık 2003)

Aziz milletim... Ülkemin fedakar ve güzel insanları...

Bir kez daha evlerinize misafir olmaktan, sizlerle sohbet etmekten, ne büyük bir mutluluk duyduğumu ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Ekran karşısında beni dinlerken, Türkiye'yi bekleyen güzel gelecek adına en az benim kadar heyecan duyduğunuzu biliyorum. Gönüllerinizin en az benim kadar umutla dolduğunu hissediyorum.

Türkiye sıkıntılarını birer birer aşarak bugünlere gelmişse, daha da güzel günlere ermenin umudu yeniden gönüllerimizde yeşermeye başlamışsa, bu sizlerin sayesinde olmuştur. Bunda tek tek her birinizin sabırla, fedakarlıkla ve gayretle verdiğiniz mücadelenin büyük payı vardır.

Sizlerin ülkenize olan sarsılmaz sevgi ve bağlılığınız olmasa, bugün bu güler yüzlü Türkiye manzarasına bakıyor olamazdık. Alnının teriyle, elinin emeğiyle, dilinin duası, yüreğinin aşk ve heyecanıyla bu büyük davaya sahip çıkan her bir vatandaşıma şükran borçluyum.

Allah'ın izni ve yardımıyla, yüzünüzü kara çıkartmayacağımıza, umutlarınızı kırmayacağımıza ve bizden önce gelip geçenlere benzemeyeceğimize huzurlarınızda bir kez daha söz veriyorum.

Benim bu sözüm, Türkiye sevdasını yüreğinde hisseden, Türkiye için, bu millet için gecesini gündüzüne katan bütün çalışma arkadaşlarım bakımından da ayniyle geçerlidir.

Bizim sizlere ve ülkemizin büyük potansiyeline inanıp güvendiğimiz gibi, sizler de bizlere inanınız, güveniniz. İnşallah bu güzel beraberliğin sonucunda, Türkiye'yi dünyanın parlayan yıldızı olarak göreceğiz.. Bu gururu yine beraberce yaşayacağız..

Değerli vatandaşlarım...

Hükümet olarak her vesileyle, sizlere, uzun zamandır duymayı beklediğiniz güzel haberler, yüzünüzü güldürecek müjdeler verme gayreti içerisindeyiz.

Artık ülkemiz zor ve sıkıntılı kriz zamanlarını aşmıştır. Bütün ekonomik göstergeler Türkiye lehinedir. Milletimiz lehinedir. Geleceğimiz lehinedir.

Geçen bir yıl içinde güven ve istikrar ortamını yakaladık. Politikalarımızı kararlılıkla uyguladık. Ülkemiz için pek çok proje geliştirdik. Bu projeler doğrultusunda, yapısal dönüşüm düzenlemelerini cesaretle gerçekleştirdik. Ülkemizin önünü açtık.

Türkiye'deki ve dünyadaki en kötümser ekonomik çevreler bile, bugün artık Türkiye'den bahsederken karanlık tablolar çizemiyorlar. Artık hiç kimse "hasta adam" yakıştırmaları yapamıyor. Çünkü hepimizi üzen o acziyet tablosu artık bitmiştir. Hasta iyileşerek sağ salim ayağa kalkmıştır.

Göreve başladığımız 18 Kasım 2002 tarihi, Türkiye'nin mâkûs talihinden kurtuluşunun miladı olmuştur. 18 Kasım 2002, milletin azim ve kararlılıkla ayağa kalkışının başlangıcı olmuştur.

Milletimiz 3 Kasım 2002'de, o karanlık sayfayı kapatmış; 18 Kasım 2002'de yepyeni bir sayfa açmıştır. Güneş doğmuş, aydınlık bir uçtan diğer uca ülkemizin bütün köşelerini sarmış, ısıtmaya başlamıştır.

Sevgili vatandaşlarım...

3 Kasım 2002 seçimlerinde Türkiye'nin kara bahtını ağartma görevini bana ve arkadaşlarıma verdiniz. Bu büyük şerefi, bu tarihi teveccühe duyduğumuz şükranı vicdanlarımızda taşıyoruz, daima da taşıyacağız. Sizlere layık olmak siyasetten yegane beklentimizdir.

Ülkemizi geleceğe taşımak ve milletimizin yüzünü güldürmek dışında bir beklenti ve kazanç peşinde değiliz. Bugün bulunduğumuz makamlara bizleri sizler getirdiniz ve en iyi de yine sizler tanıyorsunuz. Bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da, hayır dualarınızı bizden eksik etmeyeceğinize bütün samimiyetimle inanıyorum.

Henüz Türkiye'nin bütün zorluklarını aştığını, bütün sıkıntılarını giderdiğini elbette söylemiyoruz.

Ancak milletim adına şunu sevinç ve gururla söyleyebilirim: Türkiye, 2003 yılında, ekonomik performansıyla, dünyanın en çok dikkat çeken, en çok hayranlık uyandıran ülkesi olmuştur. Bu kanaat, ülkesini çok seven kişiler olarak sadece bizim dile getirdiğimiz subjektif bir kanaat değildir. Dünyanın en önemli ve saygın ekonomik otoritelerinin de ortak ve objektif kanaatidir.

İktidara geldiğimiz günden bu yana geçen 13 ayda, Başbakan ve bakan düzeyinde 60'ı aşkın ülkeye seyahat yaptık. Bu Türk siyaset tarihinde bir rekordur. Bu seyahatlerimizde, Türkiye'nin kısa bir zaman içerisinde gösterdiği büyük ekonomik iyileşmeye dair övgü dolu sözlere muhatap oluyoruz. Bu manzara, Türkiye'yi seven herkes için gurur ve memnuniyet verici bir manzaradır.

Bu manzara, gittiğimiz yolun doğru bir yol olduğunu gösterir. Bu manzara, yürüttüğümüz programın yetkin bir program olduğunun ıspatıdır. Bu manzara, çizdiğimiz Türkiye hedefinin asla bir masal olmadığını müjdeleyen bir manzaradır. Buna rağmen, eğer hâlâ, milletçe ulaştığımız bu bereketli güzelliği görmeyen, bu heyecanı bizlerle paylaşmayanlar kaldıysa, onların da canları sağolsun. Ancak rakamlar ve göstergeler ortadadır.

Bizim sözlerimize inanmayanlar, dünyanın belli başlı ekonomik çevrelerinin sitayiş dolu sözlerini işitmemiş olanlar, rakamların ve göstergelerin yalın gerçekliğiyle yüzleşebilirler.

Türkiye bir yıl önce neredeydi, bugün hangi noktaya geldi? Objektif rakam ve göstergelerden bunu rahatlıkla okuyabilirler. Düne kadar bir enflasyon canavarımız vardı, hatırlarsınız... Çarşıya pazara, mutfağımıza çöreklenmiş, yakamızı şerrinden bir türlü kurtaramadığımız enflasyon canavarı... O canavar bugün dize getirilmiştir. Canavarın hızı kesilmiştir.

Enflasyon nihayet elini milletimizin cüzdanından, çorba kasesinden, ekmek teknesinden çekmeye başlamıştır. İşte rakamlar ortada: Bu yıl için belirlediğimiz yüzde 20 enflasyon hedefini rahatlıkla yakalamış durumdayız. Önümüzdeki yıl yüzde 12'lere kadar gerilemiş bir enflasyon beklentisi içindeyiz.

Ben hükümetime güveniyorum. Gece gündüz demeden çalışan ekonomi yönetimimize güveniyorum. Sizleri sıfır enflasyon, eksi enflasyon gibi kavramlarla tanıştıran ekonomi yönetimimiz, Allah'ın izniyle bu hedefin de daha iyisini yakalayacaktır. En kısa zamanda tek rakamlı enflasyon hayalini hep birlikte gerçekleştireceğiz. .

Değerli vatandaşlarım...

Türkiye artık sürekli büyüyen, istikrarlı bir ekonomik gelişme çizgisi üzerindedir. 2003 yılı için koyduğumuz yüzde 5'lik büyüme hedefini tutturmuş durumdayız. Hem de neye rağmen? Yanıbaşımızdaki savaşa rağmen...

Bakın dünyanın saygın ekonomistleri ne diyor: Hem enflasyonun büyük oranda düşmesi, hem de bu büyüme rakamına ulaşılması, dünya ekonomi tarihinde çok nadir görülebilecek büyük bir başarıdır.

Bu neticeye toplumun bütün kesimlerinin elele vermesi sayesinde ulaştık. İşçilerimizin, işverenlerimizin, sanayicilerimizin, esnaf ve tüccarımızın, çiftçilerimizin ve diğer çalışanlarımızın uyum içinde milli hedefe kenetlenmesi ile bu başarıya ulaştık.. Hedefimiz, aynı birlik ve beraberlik içinde, önümüzdeki yıl da, bu oranın altında kalmayacak bir ekonomik büyüme olacaktır.

İktidara geldiğimizde yüzde 70'leri zorlamakta olan faiz oranları, bu bir yıllık süre içerisinde yüzde 30'ların altına inmiştir. Dış ticaret hacmimiz 100 milyar dolar barajını aşmış, 115 milyar dolara ulaşmıştır. Bu, tarihimizde ilk defa gerçekleşmiştir.

Bakınız 2003 yılında gerçekleşen toplam ihracatımız 50 milyar dolar rakamını zorlamaya başlamıştır. Sadece ekim ayında gerçekleşen ihracatımız 4 milyar 693 milyon dolardır. Ve belki çok şaşıracaksınız ama, bu rakam 1981 yılının toplam ihracatından; yani bir yıllık toplam ihracatından daha fazladır. Evet, yanlış duymadınız: Ekim ayı ihracatımız, Türkiye'nin 1981'deki bir yıllık toplam ihracatından daha fazla olmuştur.

Bütün bu gelişmeler, ekonomimizin güven veren, umut aşılayan bir başarı noktasına geldiğini açıkça göstermektedir. Bu pozitif hava ve bu iyimser beklentiler, yakalanan siyasi istikrar ortamının da yardımıyla ekonomimizi günden güne daha olumlu etkileyecektir. İyiye gidiş hızlanarak sürecektir.

Bugüne kadar yaşanan kriz ve sıkıntıların bütün yükünü çekenler sizlersiniz. Ne yazık ki bu sıraladığım rakamlardan ve bu iyimser tablodan sizin payınıza henüz büyük paylar düşmediğinin farkındayız.

Bir yıl gibi kısa bir zamanda, bütün dengeleri bozulmuş, bütün damarları tıkanmış, bütün umutları tükenmiş hasta bir ekonomiyi yeniden sağlığına kavuşturmak kolay olmuyor. İnanınız ki kolay olmuyor...

Bunun için gece demeden gündüz demeden çalışıyoruz. Bozulan dengeleri yeniden kurmaya, tıkanan damarları açmaya, tükenen umutları tazelemeye uğraşıyoruz. Çok yol aldık, ama biliyoruz ki bu sadece başlangıçtır.

Bilesiniz ki sizler daha rahat nefes almaya başlamadıkça, kapanan bütün fabrikalar yeniden işlemedikçe, dükkanların kepenkleri yeniden açılmadıkça, çarşıda pazarda esnafın işleri yoluna girmedikçe, mutfakta sevgili annelerin yüzü gülmedikçe, bize de rahat ve huzur olmayacaktır.

Bilesiniz ki, emeğin hakkı son kuruşuna kadar sahibine verilmeden, kararan bütün gönüller şenlenmeden, kırılan umutlar yeşermeden, bize rahat bir uyku yoktur.

Milletin alın teri, hırsızlardan, arsızlardan, asalaklardan ve hortumculardan söke söke geri alınmadan bize rahat ve dinlenme yoktur.

Bizler bu ülkede ters giden şeyleri düzeltmeye, haksızlıkları gidermeye ve sosyal adaleti tesis etmeye kararlıyız.

Bu çabamızda bize tam destek vereceğinizden hiç şüphem yok. Millet olarak iyiliğin ve doğruluğun arkasında dimdik duracağımıza inancım tamdır..

Ülkemin güzel insanları...

Ekonomimiz bir süre daha, çok dengeli, çok dikkatli bir yönetim anlayışına, sıkı bir programa ihtiyaç göstermektedir. Bu süre çok uzun sürmeyecektir.. Ancak rehavete kapılacak durumda da değiliz. Geldiğimiz bu güzel noktayı daha da kalıcı hale getirecek tedbirleri almak zorundayız.

Asla rehavete kapılmadan bütün tedbirleri hakkıyla alacağımızdan, yapılması gereken herşeyi hassasiyetle, adaletle, kararlılıkla yapacağımızdan hiç şüpheniz olmasın.

Bu zaman zarfında, sizlin üzerinizdeki geçim yükünün ağırlığını da kademe kademe hafifletmek için çok çalışıyoruz. Sizi bir nebze olsun rahatlatabilmek için bütün imkanlarımızı sonuna kadar zorluyoruz. Populizme düşmeden kaynaklarımızı sonuna kadar zorladığımızdan hiç şüpheniz olmasın.

Bize inanınız ve endişe etmeyiniz. En kısa zamanda, hakettiğiniz refaha ve mutluluğa kavuşabilmeniz için gereken her şey hakkıyla yapılmaktır.

Yol zorlu olsa da, inşallah menzil yakındır. İnşallah hep birlikte o güzel günleri de göreceğiz, yaşayacağız. Hem o güzel günlerin birer nişanesi olsun, hem de insanımızın acil dertlerine deva üretilebilsin diyerek hummalı çalışmalar sürdürüyoruz. Hal çaresi olabilecek yapısal düzenlemeler ve sosyal projeler geliştiriyoruz.

Bu güzel misafirliği vesile kılarak bu çalışmalarımızdan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Şunu her zaman söyledik; Türkiye'nin en temel problemi yönetim problemidir. Türkiye'de bürokrasi yönetilemeyecek kadar büyümüştür. Bu hantal ve iş görmez haliyle millete yük olur hale gelmiştir.

Türkiye'nin önündeki bu büyük engeli kaldırmak için; devleti yeniden işleyen dinamik bir yapıya kavuşturmak için önemli hazırlıklar içerisindeyiz. İnşallah bu hazırlıklarımız tamamlandığında devlet aslî görev alanlarına çekilecek; böylece müthiş bir dinamizm kazanacaktır. Yerel yönetimlere aktarılan yetkilerle vatandaşlarımızın sorunları yerinde ve hızla çözülür hale gelecektir. Bu düzenlemeyle kamu yönetimimiz, Türkiye için yük olmaktan çıkacak, büyük bir atılım ve hizmet aracı olacaktır.

Yine bu anlayışla devlet, şeffaf, katılımcı, hesap verebilir, etkili, verimli, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, hukuka dayalı bir niteliğe kavuşacaktır. Problemleri, daha doğmadan çözmeyi hedef alan, esnek ve süratli bir işleyişe bürünecektir. Gedikler tıkanacak, israfa son verilecek; obur devlet alışkanlıklarına dur denilecektir.

Türkiye'nin geleceği için çok önemli gördüğümüz bu yapısal düzenlemeleri en kısa zamanda hayata geçirmek kararlılığındayız. Bu sayede, hem ekonomimiz rahatlayacak, hem kamusal verimliliğimiz artacak, hem de sizlerin bugüne kadar devlet kapılarında çektiğiniz eziyetler son bulacaktır. Devlet ile millet arasındaki soğuk duvarlar yıkılacak, sevgi ve güven bağı yeniden tesis edilecektir.

Aziz vatandaşlarım...

Göreve gelir gelmez imkanlar dahilinde sizleri kısmen de olsa rahatlatacak pek çok uygulama başlattık.

Vergi barışı adı altında bir proje geliştirerek hayata geçirdik. Bu uygulama kapsamında 8 trilyon liralık hazine alacağını yeniden yapılandırdık. Kurumlar üzerindeki vergi yükünü yüzde 65'den, yüzde 45'e indirdik. Vatandaşlarımızın eğitim ve sağlık harcamalarının bir kısmını vergi matrahından indirebilmesine imkan sağladık. Dar gelirli vatandaşlarımızı bir parça rahatlatmak için temel gıda ve ilaçta KDV indirimine gittik.

Çalışanların yıllardır almak için mücadele verdikleri ve nemalarıyla birlikte 11.4 katrilyonu bulan Zorunlu Tasarruf Fonu alacaklarının ana para miktarı olan 1.4 katrilyonu hemen ödedik. Diğer ödemeleri de 2006 yılının sonunda tamamlanmak üzere takvime bağladık.

SSK ve Bağ-Kur prim borçlarını yeniden yapılandırılarak 800.000 vatandaşımızın 3.7 katrilyonluk prim borcu sorununu çözdük.

İcra-haciz baskısı altında inleyen, bir kısmı da maalesef işyerlerini kapatmak zorunda kalan esnaf ve sanatkarlarımızın kredi borçlarını yeniden düzenleyerek nefes almalarını sağladık.

Önceki yıllarda uykularımızı kaçıran doğalgaz ve elektrik faturası tutarlarını makul seviyelere çekecek tedbirler aldık. Bunun için iktidara geldiğimiz günden bu yana elektriğe zam yapmadık. Zam yapmak bir yana indirim yaptık. Fatura başına kesilen güç bedeli uygulamasına son verdik. Meskenlerde 150 kilovatsaati aşan her kilovatsaat için yüzde 50 zamlı tarife uygulamasına son verdik. 1 Kasım 2003 tarihinden itibaren sanayii elektriğinde yüzde 5 oranında indirim yaptık.

Türkiye'de ilk kez, doğalgazda meskenlerde yüzde 15, işyerlerinde yüzde 14 indirim sağladık.

80 yılda yapılan yolun yarısını Cumhuriyet döneminin en düşük ödeneği ile 8 ayda tamamladık. 1600 kilometre bölünmüş, 364 kilometre tek istikametli yol yaptık. Bu yollar sayesinde, 9 günlük bayram tatili boyunca meydana gelen kazalarda geçen yıla göre yüzde 44 azalma oldu.

İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlayacak, trafiği çok rahatlatacak Boğaz Tüp Geçit Projesi'nin inşaatına 2004 yılının ilk aylarında başlıyoruz.

İstanbul-Ankara arasındaki yolculuk süresini 2005 yılı sonu itibariyle 3 saat 10 dakikaya indirecek demiryolu rehabilitasyon projesi çalışmalarına da başladık.

2003 yılı içerisinde, sosyal donatı ve alt yapıları ile birlikte 11.000 konutun ihalesini yaptık. 2004 yılı sonuna kadar toplam 100.000 ailemiz daha inşallah sıcak bir yuva sahibi olacaktır.

Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere, ekonomik açıdan öncelikli yörelerde yatırımları teşvik etmek amacıyla bir kanun tasarısı hazırladık ve Meclis'e sevk aşamasına getirdik.

Emeklilerimiz için yüzde 150'ye varan oranlarda iyileştirme yaptık.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu'na bu yıl ilk defa bütçeden 327 trilyon TL. ayırdık. 2004 yılında da fona 380 trilyon ödenek ayrılmasını öngördük. Fonun toplam harcaması 2003'te 1,1 katrilyon olmuştur. 2004'te bu miktar 1,4 katrilyon civarında olacaktır.

1,5 milyon aileye 800 bin ton kömür yardımı uygulaması devam etmektedir.

Asgari ücreti azami sefalet ücreti olmaktan çıkartıp nisbeten daha tatminkar bir seviyeye getirebilmek için çalışmalarımız sürmektedir.

İşsizlik oranları düşme eğilimine girmiştir. Özel sektördeki canlanmanın da etkisiyle işsizlik oranlarının 2004 yılında önemli oranda düşeceği görülmektedir.

2004 yılını ekonomimizin en temel sorunlarından biri olan işsizlikle mücadele yılı olarak görüyoruz. Bunun için istihdamı arttıracak tedbirler üzerinde hassasiyetle duruyoruz.

Değerli vatandaşlarım...

Nüfusumuzun yüzde 40'ını teşkil eden tarım sektörümüzü ihmal etmemiz düşünülemez. Bakınız Doğrudan Gelir Desteği kapsamında çiftçilerimize uyguladığımız desteğin 540 trilyonluk ilk dilimi 67 ilde dağıtılmaya başlanmıştır. İnşallah diğer iller de doğrudan gelir desteğinin yüzde 50'sini 2004'ün ilk üç ayı içinde almış olacaklar.

Yine çiftçilerimize verdiğimiz mazot desteğinin ilk taksiti olarak, 311 trilyon lira çiftçilerimizin hesaplarına yatırılmıştır. Kalan 332 trilyon da, önümüzdeki üç ay içinde ödenecektir.

Hayvancılık sektöründe son derece sevindirici sonuçların alındığı bir yılı geride bıraktık. Şunu rahatlıkla müjdeleyebilirim: Bu sektörümüzde gerileme dönemi artık sona ermiştir. Verimli ve bereketli bir hayvancılığın önü açılmıştır. Geçtiğimiz yıl içerisinde hayvancılığa verilen desteklerde 2002 yılına göre yüzde 115 oranında artış sağladık. 2004 yılında ise bu oranın yüzde 178 oranında arttırılması karara bağlanmıştır.

Yine 2002 yılında bütçede tarımsal desteklemeye ayrılan 1.8 katrilyon TL'lik pay, 2003 yılında 2.8 katrilyona çıkarılmıştır. 2004 yılı bütçesinde ise 3.7 katrilyonluk bir destek planlanmıştır. 809 bin çiftçi ailemizi ilgilendiren Ziraat Bankası borçları yeniden yapılandırılmıştır. Yaklaşık 3 katrilyonluk çiftçi borcu yeniden yapılandırılarak 1.6 katrilyona indirilmiştir. "Köye, köylüye, çiftçiye hizmet köyde olmalıdır" ilkesiyle başlattığımız 1000 Köye 1000 Ziraatçı projesi bütün hızıyla sürdürülmektedir. Bu projede görev almak üzere şu ana kadar 8 bin ziraat mühendisi ve veteriner başvuruda bulunmuştur. "Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi" ile kırsal kesimde yaşayan ve gelir seviyesi düşük 20 bin aileye iş ve aş imkanı sağlanmıştır. Hedefimiz bu projemizin uygulandığı her bir köyümüzü, bir ekonomik işletme haline getirmektir.

Değerli vatandaşlarım...

Gördüğünüz gibi, geçtiğimiz 13 ay boyunca yaptıklarımızı anlatmaya şu sınırlı zaman kafi gelmiyor. İnşallah bundan sonraki buluşmalarımızda, Türkiye'nin diğer meselelerini enine boyuna konuşacağız. Ülkemizi geleceğe taşıyacak, hepsi birbirinden önemli plan ve projelerimizi yine sizlerle paylaşacağız.

Şundan emin olunuz: Türkiye'de yaşayan insanların bir teki bile bundan böyle başı önünde dolaşmayacak, gözünü geleceğe çevirecektir.

Umutlu olmak için fazlasıyla sebebimiz var. Yeter ki birbirimize inanıp güvenmeye devam edelim. Yeter ki, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da, bu hayırlı yolda birbirimize kenetlenerek beraberce yürüyelim. Bu birlikten iki binli yıllara damgasını vuracak olan müreffeh ve muktedir Türkiye mutlaka doğacaktır.

Sözlerime son verirken, 2004 yılının ülkemize, milletimize ve bütün insanlığa hayırlar, bereketler, esenlikler getirmesini niyaz ediyorum.
 


(31 ARALIK 2003)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2003 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.