Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği'nin açıklaması şöyle:
(5 Mayıs 2003)
BASIN AÇIKLAMASI
Son günlerde çeşitli çevrelerde ve bazı basın yayın organlarında gerçeklere
dayanmayan bilgilerden hareketle hemen her gün kamuoyunu yanıltan haber
ve yorumlara yer verilmekte, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni ve onun mensuplarını
yıpratmaya yönelik giderek artan bir eğilim gözlenmektedir.
Bu tür haber ve yorumların, sadece kamuoyunu yanlış istikamette yönlendirmekle
kalmayıp Türk Silahlı Kuvvetleri'nin geleneksel disiplin anlayışına nifak
sokmak çizgisine gelmesi nedeniyle, kamuoyunun bilgilendirilmesinin gerekli
olduğu düşünülmüştür.
2002 yılında yapılan Yüksek Askeri Şura çalışmalarında; son anda atamalarda
değişiklik yapıldığı ve bazı atamaların değiştirildiği yönündeki haber
ve yorumlar, şayet kasıtlı değilse, derin bir bilgisizlikten kaynaklanmaktadır.
Zira yasalar gereği, Yüksek Askeri Şura, atamalarla değil sadece general,
amiral ve albayların terfi işlemleri ve general/amirallerin görev sürelerinin
uzatılması konusunda kararlar almaktadır. Yüksek Askeri Şura’nın atamalarla
ilgili bir sorumluluğu ve yetkisi bulunmamaktadır.
Genelkurmay Başkanı’nın ataması hariç; diğer tüm general ve amiral atamaları
Genelkurmay Başkanlığı’nın teklifi ile başlayan yasal bir süreç içinde
gerçekleşmektedir. Bu bağlamda, kuvvet komutanlıklarına atama işlemi; Genelkurmay
Başkanı’nın kanunlardan kaynaklanan yetki ve takdiri ile başlatılan yasal
işlemlerin meşru sonuçlarını oluşturmaktadır.
2003 yılı Yüksek Askeri Şura toplantısı ve sonrasında da aynı işlemler
yapılacak ve herşey olması gereken şekilde sonuçlandırılacaktır. Bu konuda
yorum yapanların, TSK’nın geleneksel uygulamalarını ve yasalarımızı daha
dikkatli incelemelerini tavsiye etme ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.
Yapılmakta olan önyargılı ve amaçlı yayınların diğer bir yönü ise, TSK
içinde farklı düşüncelere sahip ve birbiriyle uyumsuz grupların bulunduğu
yönündeki kabul edilemez yaklaşımlardır. Ancak, ideolojik saplantılarını,
yasa ve mantıklarının önüne koyan az sayıdaki kişilerin ve grupların, devam
etmekte olan bu davranışlarının hukuki yollarla ve kamuoyunun takdiri ile
düzeltilmesi yönünde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kararlı tutumuna devam
edeceğinin bilinmesi gereğini ifade etmek gerekir.
Her vesileyle ifade edildiği gibi, TSK, anayasamızın değiştirilmez ilkelerinde
ifadesini bulan ve İç Hizmet Kanunu’ndan kaynaklanan Türkiye Cumhuriyeti'nin
korunması ve kollanması yönündeki temel görevini ödünsüz yerine getirmeye
ve Mustafa Kemal Atatürk’ün maddi ve manevi mirasının yılmaz bekçisi olma
özelliğini, demokratik yollarla devam ettirecektir.
TSK; bu kutsal görevinde; tam bir birlik ve beraberlik içinde olup,
bu birlik ve beraberliğini bozmaya yeltenen cumhuriyet düşmanları karşısında
kararlılığını gösterme azim ve iradesine sahip bulunmaktadır.
Gündeme gelen diğer bir konu ise, 30 Nisan 2003 tarihinde icra edilen
MGK toplantısıdır. Toplantı sonrası, kamuoyuna yansıtılan ve adeta bir
senaryo gibi basında yer alan hususlar, gerçek dışı olup, TSK'nın derin
nefreti ile karşılanmıştır. MGK’da konuşulanların açıklanması kanunla yasaklanmıştır.
MGK’nın bu toplantısında 2002 Yaş Toplantısı ve sonrasında oluşan general/amiral
atamaları gündeme gelmemiştir. Buna rağmen; bir kısmı hayal mahsulü, bir
kısmı bazı çevrelerin kasıtlı fısıltılarıyla oluşturulan bu bilgileri kamuoyuna
yansıtan yayınlar, şüphesiz ciddi bir hukuki incelemeye tabi tutulacaktır.
Bugüne kadar yapılan ve yukarıda açıklanan bu kasıtlı yayınların, devletimize
ve milletimize yarar getirmeyeceği gibi, kanunlar önünde bir suçun unsurlarını
da oluşturacağı bir gerçektir. TSK’nın bu suçu mahkemeler yerine kamuoyunun
takdirine bırakma iyi niyeti yanlış anlaşılmamalı ve kötüye kullanılmamalıdır.
Unutulmamalıdır ki; TSK dün olduğu gibi bugün de birlik ve beraberlik
içinde laik, demokratik ve sosyal niteliklere sahip Türkiye Cumhuriyeti'nin
en büyük güvencesi olarak yüce milletimizin hizmetinde olmaya devam edecektir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
|