Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
ÖZKÖK'ÜN AÇIKLAMALARI (26.3.2003)
TBMM KARARI (20.3.2003)
TBMM KARARI (6.2.2003)
TBMM'NİN TARİHİ OTURUMU (1.2.2003)
HÜKÜMET TEZKERESİ (25.2.2003)
MGK BİLDİRİSİ (Ocak 2003)
92. MADDE KAPSAMINDAKİ TBMM KARARLARI (6.2.2003)

IRAK KRİZİ VE HÜKÜMET TEZKERESİ...
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'ün açıklamaları...
5 Mart 2003
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Irak Krizi ve Hükümet Tezkeresi'nin TBMM'de kabul edilmemesi konularında açıklamalarda bulundu.

TSK'nın Başbakanlık tezkeresi konusunda Hükümet ile aynı görüşü paylaştığını bildiren Genelkurmay Başkanı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tezkere konusunda rahatsız olmadığını ve kabulü ile ilgili herhangi bir baskıda bulunmadığını ifade etti. Orgeneral Özkök, Kuzey Iraklı liderlere de uyarılarda bulundu.
 

GENELKURMAY BAŞKANI ÖZKÖK'ÜN AÇIKLAMASINDAN...

"TSK'nın görüşü, hükümetle aynıdır ve hükümetin Yüce Meclisimize sunduğu tezkerede yansıtıldığı gibidir."
"Bütün bu süreç içerisinde herşey, tam demokratik bir süreçte ve modern bir ülkede olması gereken şekilde cereyan etmiştir. Buna alışmamız lazımdır"
"MGK, yeni bir tavsiyede bulunsaydı, bu ne anlama gelirdi? Meclis'e tezkerenin kabulü için baskı olurdu. Demokratik olmazdı ve Anayasa ile uyumlu olmazdı"
"Savaşa, halkın yüzde 94'ü hayır dedi, deniyor. Bu yanlıştır. Savaşa halkın yüzde 100'ü hayır demiştir ve karşıdır. En karşı olan, savaşın şiddet boyutunu en iyi bilen biz askerleriz"
"Savaş başlarsa, Türkiye'nin hareket tarzı ne olursa olsun, büyük zarar göreceğimiz açıktır. Bu zararlar, siyasi, ekonomik ve sosyal açıdandır"
"Hiç katılmamakla savaşın aynı zararlarını göreceğiz. Fakat zararımızın telafi edilmesi ve savaş sonrasında söz sahibi olmamız asla mümkün olmayacaktır"
"TBMM, Hükümet tezkeresini onaylamamıştır. Meclis, ulusun temsilcisidir. Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Bu karara sadece saygı duyuyoruz. Bütün dileğim savaştan kaçınmak için seçtiğimiz hareket tarzının bizi savaşanları da karşımıza alarak bazı hareketler yapmak zorunda bırakmamasıdır"
"Şimdi de sözüm Kuzey Irak liderlerinedir. En sıkıntılı günlerinde bizler yanlarında olduk. Bunu onlar çok iyi bilmektedir. Onları hiç yanıltmadık, onlara asla yalan söylemedik. Dünü unutanlar, geleceğin kötü mimarları olacaktır"
"Şimdi, ne oldu da Türkiye aleyhtarı bir hava estiriliyor, acı söylemlerde bulunuluyor, Türk bayrağı yakılıyor. Bizler, ülkemizi işgal eden devleti birlikte yendiğimiz zaman dahi onların bayrağını yakmamış asil, onurlu bir milletiz. Onlara milli menfaatlerimizin meşru müdafaa hakkımızı hatırlatır, ölçülü ve işbirliği içinde olmalarını dilerim"

Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, sözkonusu açıklamaları, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ziyaretinden sonra yaptı.
 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün açıklamaları şöyle:
(5 Mart 2003)

Sayın basın mensupları, bir konuşmacının başına gelebilecek en kötü şey kendisinden önce büyük bir hatibin konuşma yapmış olmasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızdan sonra bu riski de göze alarak ben de size son günlerde Irak konusunda ortaya atılan çeşitli durumlar hakkında bilgilerimi sunmak istiyorum. Zannediyorum medya ve kamu, bu açıklamayı benden beklemektedir.

Görüşlerimi açıklayacağım konuların başında öncelikle “asker neden suskun” sorusu gelmektedir. Bu sık sık sorulmaktadır. Şunu açıklıkla ifade etmek istiyorum ki, asker suskun değildir. Ancak asker, bu kritik konuda düşüncelerini basın ve onun yoluyla kamuyla paylaşmakta fayda görmemiştir. Ama bütün düşüncelerini, açık ve seçik olarak devletin zirve toplantılarında, Başbakanımızın başkanlık ettiği ve hükümet üyelerinin katıldığı ve ilgili bütün kurum ve kuruluşların katıldığı toplantılarda ve Milli Güvenlik Kurulu’nda dillendirmiştir. Bundan ayri olarak lütfedip ziyaretime gelen ve bana telefon eden devlet büyüklerine de Türk Silahli Kuvvetleri’nin görüşleri açikça ifade edilmiştir. Basina açik beyanda bulunmayişimizin ve kamuya açik beyanda bulunmayişimizin gayet tabi ki sebepleri vardir. Irak konusu, hayati ve çok boyutu olan, çok yönü olan bir konudur. Asker bu konunun sadece güvenlik boyutuyla ilgilenmektedir. Bu konuda fikirler üretmekte ve tekliflerde bulunmaktadir. Ama böyle bir konuda karar almak için hepinizin takdir edecegi gibi politik, ekonomik, sosyal ve yasal boyutlar da bulunmaktadir. Biz askerler olarak, kendimizi her konuyu en iyi bilenlerden saymiyoruz. Dolayisiyla şayet sadece güvenlik boyutunu gündeme getirip kamuya bir açiklama yapmiş olsaydik, kamuda yanliş algilamalara yol açabilirdik. Suskunlugumuzun sebebi budur. Türk Silahli Kuvvetleri’nin görüşü bu durumda nedir diye merak edilecektir. Şunu da açikça ifade ediyorum ki Türk Silahli Kuvvetleri’nin görüşü hükümetle aynidir ve hükümetin, yüce meclisimize sundugu tezkerede yansitildigi gibidir. Bütün bu süreç içersinde her şey tam demokratik bir süreçte ve modern bir ülkede olmasi gereken şekilde cereyan etmiştir. Buna alişmamiz lazimdir.

Diger bir konu, son Milli Güvenlik Kurulu toplantisindan neden tavsiye karari çikmadi? Bu konu da çok merak ediliyor. Ben böyle bir istegin Milli Güvenlik Kurulu’na geldiğini duymadım. Milli Güvenlik Kurulu’nda 5 asker üye ve 9 sivil üye vardır. Toplantı, hükümetin tezkeresi mecliste iken ve henüz meclis karar vermemişken yapıldı. Milli Güvenlik Kurulu, biliyorsunuz anayasaya göre meclise değil, hükümete tavsiyede bulunur ve bu tavsiyesini Ocak ayı Milli Güvenlik Kurulu’nda açık seçik yapmıştır. O toplantıyı müteakip (yayımlanan) basın bildirisine bakılırsa bu açıkça görülecektir. Tezkere mecliste iken, karar öncesi Milli Güvenlik Kurulu yeni bir tavsiyede bulunsaydı bu ne anlama gelirdi? Meclise tezkerenin kabulü için baskı olurdu, demokratik olmazdı ve anayasaya ile de uyumlu olmazdı.

Diğer bir soru; askerde hükümet tezkeresi konusunda rahatsızlık var mı? Bu konu da çok gündeme geliyor. Hayır, tezkere konusunda rahatsız değiliz. Soru bir gazetede çıkan “asker rahatsız” haberinden kaynaklanıyor. Tabii bu haber bunu veren gazeteciye ve varsa onun kaynağına aittir ve onları bağlar. Genelkurmay, biliyorsunuz aynı gün bu haberi doğrulamamıştır. Genelkurmay Başkanlığına geldiğim zaman biliyorsunuz bir açıklama yaparak, Türk Silahlı Kuvvetleri adına benim ve benim emrimle, İkinci Başkan’ımın ve Genel Sekreter’imin açıklama yapabileceğini açıkça belirtmiştim. Keşke bu haber, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görüşü olarak yansitilmasaydi. Türk Silahli Kuvvetleri, şunu açikça ifade ediyorum, enine boyuna incelenmiş, koordine edilmiş, akilci ve kolektif tek bir görüşe sahiptir. Onu da ben ifade ediyorum.

Diger bir konu; Irak konusunun savaşa “evet veya hayır” konumuna indirilmesidir. Bu konudaki görüşlerimi ifade etmek istiyorum. Savaşa, halkin % 94’ü hayır dedi deniliyor. Bu yanlıştır. Savaşa halkın % 100’ü hayır demiştir ve karşıdır. En karşı olan da savaşın şiddet boyutunu en iyi bilen biz askerleriz. Savaş başlarsa Türkiye’nin hareket tarzı ne olursa olsun büyük zarar göreceğimiz açıktır. Bu zararlar siyasi, ekonomik, güvenlik, sosyal açıdandır. Gelinen aşamada şu bir gerçektir ki, Türkiye savaşı tek başına önleme olanak ve yeteneğine sahip değildir. Esasen bu sadece Türkiye’nin değil, bütün dünyanın görevidir ve bütün dünya bu savaşı önlemek için gayret göstermektedir. Biz de bu gayretlerimize devam etmek zorundayız. Dilerim savaş önlenebilsin. Ama biz hesabımızı varsayıma, yani savaş çıkmayacak varsayımına dayayamayız. Savaş çıkarsa ne yapacağımızı hesaplamamız gerekirdi. Bu hususta seçeneğimiz maalesef iyi ile kötü arasında değil, kötü ile daha kötü arasındadır. Ya tamamen dışında kalacağız ya da savaşanlara yardımcı olup, sürece katılacağız. Bu iki hareket tarzı aylarca sistematik olarak ve bütün kurum ve kuruluşlarla koordineli olarak incelenmiştir. Konuyu basite indirgersek, hiç katılmamakla savaşın aynı zararlarını göreceğiz. Fakat zararımızın telafi edilmesi ve savaş sonrasında söz sahibi olmamız asla mümkün olmayacaktır. Şayet savaşanlara yardımcı olursak, ikinci alternatif olarak, zararımızın bir kısmı telafi edilebilecek, savaşanların yanına katılmadan sadece Kuzey Irak’ta mültecilere insani yardımda bulunacağız. Kuzeyden cephe açılacağı için savaş kısa sürecek, acılar azalacak, beklenmedik gelişmeler olmayacak ve daha az insan ölecektir diye düşündük. Bir tek kurşun atmadan görevimizi tamamlayarak dönecektik. Beklenmeyen gelişmelere müdahale etmek zorunda kalırsak savaşanlar da buna karşı çıkmayacaklardı. Bütün bunlar ve diğer hususlar bir belgeye bağlandı, nispeten garantiye alındı. Ekonomik yardım, yapacağımız işbirliğinin bedeli olarak değil, savaşanların bize verecekleri zararın hiç olmazsa bir kısmının telafisi için istendi. Yoksa oraya yapacağımız yardımların bedelinin peşinde olunulmadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu yargılarla uyumlu olan hükümet tezkeresini onaylamamıştır. Meclis, ulusun temsilcisidir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu karara sadece saygı duyuyoruz. Bütün dileğim, savaştan kaçınmak için seçtiğimiz hareket tarzının bizi, savaşanları da karşımıza alarak, bazı hareketler yapmak zorunda bırakmamasıdır.

Tezkere onaylanmadı, şimdi ne olacak sorusuna gelince. Aziz halkımız huzur içerisinde olsun. Türkiye Cumhuriyeti büyük, güçlü ve yerleşmiş gelenekleri olan bir devlettir. Her karmaşık problemin mutlak basit bir çözümü vardır. Yetkili bütün kurum ve kuruluşlar meseleyi yeni duruma göre değerlendirmektedirler. Milli menfaatlerimizi en iyi koruyacak ve gerçekleştirecek bir çözüm mutlaka bulunacaktır.

Şimdi de sözüm Kuzey Irak liderlerinedir. Bizler içinde bulunduğumuz coğrafyanın esirleriyiz. Ne gidecek başka yerimiz, ne edinecek başka dostumuz ve komşumuz vardır. Halklarımızın akrabalık bağları vardır. Onların en sıkıntılı günlerinde bizler yanlarında olduk, bunu onlar çok iyi bilmektedirler. Onları hiç yanıltmadık, onlara asla yalan söylemedik. İki tarafa da faydalı işleri beraber başardık. Dünü unutanlar geleceğin kötü mimarları olacaktır. Şimdi ne oldu da Türkiye aleyhtarı bir hava estiriliyor, acı söylemlerde bulunuluyor, Türk bayrağı yakılıyor. Bizler ülkemizi işgal eden devleti birlikte yendiğimiz zaman dahi onların bayrağını yakmamış asil bir milletiz, onurlu bir milletiz. Onlara milli menfaatlerimizin meşru müdafaa hakkımızı hatırlatır, ölçülü ve iş birliği içinde olmalarını dilerim. Barışın yerini çatışmalarla doldurmak isteyenler, bunun sonuç ve sorumluluğunu da yükleneceklerdir.

Sayın basın mensupları, son sözüm sizleredir. Bu kritik günlerde lütfen haberlerinizin doğruluğundan, yorumlarınızın yeterli verilere dayandığından ve milli menfaatlere zarar verecek yanlışlıklar yapmamaktan emin olunuz. Hepinize en derin saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim.
 


(5 MART 2003)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2003 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.