Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün açıklamaları şöyle:
(26 Mart 2003)
Değerli Basın Mensupları.
Bildiğiniz üzere ülkemiz çok çeşitli ve sıkıntılarla dolu bir süreçten
geçmektedir. Komşumuz Irak’ın Kitle İmha Silahlarından arındırılması, BM’in,
birçok ulusun ve özelikle Türkiye’nin barışçı gayretlerine rağmen, maalesef
başarılamamıştır. Neticede, ABD ve İngiltere’nin önderliğini yaptığı Koalisyon,
Irak’a müdahale ederek bunu zorla sağlamaya başlamıştır.
Bu sürecin başladığı Eylül 2002’den bu yana TSK; olayın güvenlik boyutu
başta olmak üzere kendisi ile ilgili konularda devletin bütün kurum ve
kuruluşlarıyla yakın işbirliği içinde olmuş, yüzlerce yıllık devlet geleneğine
yakışır ciddiyetle, kendisine verilen yetki ve sorumluluklar çerçevesinde,
müttefik askeri yetkililerle görüşmeler yapmıştır. Bu görüşmelerde TBMM’nin
onay vermesi şartıyla, ülkemize gelecek yabancı ülke silahlı kuvvetler
mensuplarının hareket tarzları, işbirliği ve koordinasyon esasları ve diğer
detaylar belirlenmiştir. Görüşme sonuçları ve değerlendirmelerimiz
her aşamada yetkili makamlara iletilmiştir.
Diğer yandan yaklaşmakta olan bir savaşta karşılaşılması muhtemel durumlar
için kendi hazırlıklarımızı geliştirmeye, eksiklerimizi tamamlamaya ve
ulusal güvenliğimiz için gerektiğinde uygulanmak üzere çeşitli planlar
üzerinde çalışmalara devam edilmiştir.
Bütün bu müşterek ve koordineli çalışmalar ve alınan kararlar sonunda,
gerektiğinde yabancı kuvvet kabulünün hazırlıklarının yapılabilmesi için
TBMM, Yerinde Hazırlık müsaadesi isteyen birinci Hükümet Tezkeresini onaylamıştır.
Bu müsaadeye istinaden Hükümet bu hazırlığın hangi kurallara göre yapılacağını
ABD ile bir mutabakat belgesine bağlamış ve uygulanması sorumluluğunu TSK’ne
vermiştir. TSK uygulamayı bu belgeye göre yapagelmiş ve halen buna devam
etmektedir.
Bilindiği üzere daha sonra İkinci Tezkereyle TSK’nin yurt dışına gönderilmesi
ve Yabancı Kuvvetlerin kabulüne ilişkin yapılan istek TBMM tarafından kabul
edilmemiştir.
Bütün barışçı çabalara rağmen savaşın kaçınılmaz olduğunun açıkça ortaya
çıkması üzerine bu kez ABD’den hava sahamızın ivedi olarak kullanılmasına
ilişkin bir istek alınmış ve bu istek üçüncü bir tezkereyle TBMM’ne sunulmuş
ve ABD tarafından Saddam Hüseyin’e ülkesini terk etmesi için verilen iki
günlük ültimatomun son günü TBMM tarafından onaylanmıştır. Bu tezkerede,
bir evvelkinde olduğu gibi, TSK’nin gerektiğinde yabancı ülkelere gönderilmesi
yetkisi de yer almıştır. Verilen bu yetkilerin, Devletimizin ilgili bütün
kurum ve kuruluşları tarafından, ulusal güvenliğimizin temini yönünde
ve bölgesel istikrarın muhafazasının öneminin bilinci içerisinde en uygun
şekilde kullanılacağından hiçbir şüphe duyulmamalıdır.
Şu anda bildiğiniz gibi Irak’ta savaş şiddetini artırarak devam etmektedir.
ABD askeri uçakları hava sahamızı kullanmaya başlamıştır. TSK, Irak’ta
oluşabilecek ve milli güvenliğimiz için tehlike oluşturabilecek muhtemel
durumlar için plan ve hazırlıklarını yapmış olarak gelişmeleri yakından
izlemektedir.
Bildiğiniz üzere Kuzey Irak’ta bir süredir bazı TSK unsurları bulunmaktadır.
Bu kuvvetlerimize vaki olabilecek bir saldırı, savaşın beklenmedik gelişmelerine
bağlı olarak oluşabilecek büyük bir mülteci akımı olasılığının baş göstermesi,
bölge silahlı güçlerinden birinin, diğer birine veya sivil halka saldırıda
bulunması suretiyle oluşabilecek istikrarsızlık en önemli güvenlik mülahazalarımızdır.
Bu ve benzeri tehdit ve tehlikelerin ortaya çıkması ve halen orada olan
kuvvetlerimizin buna mani olamayacağının anlaşılması durumunda TSK’nin
Kuzey Irak’a ilave kuvvet göndermesine karar verilebileceğini değerlendiriyorum.
Ancak bu bölgede stratejik müttefikimiz ABD halen savaşmakta olduğundan,
eylemimiz ABD ile koordine edilecek ve yanlış anlamalara imkan verilmemesi
için gerekli diğer girişimlerde bulunulacaktır.
Şayet gelişmeler böyle bir noktaya gelirse, Kuzey Irak’a savaşmak veya
işgal için girmeyeceğiz. Sürekli bir tampon bölge oluşturma gibi bir niyetimiz
yoktur. Savaşın bilinmezlikleri dikkate alındığında, Kuzey Irak’taki olası
istikrarsızlıkların önlenmesinde oradaki gruplara en büyük dost desteğini
eskiden olduğu gibi yine biz sağlayacağız. Kendimizi savunma hakkımız dışında
sıcak bir çatışmaya girmeyeceğiz. Hiç bir gizli emelimiz yoktur. Hiç kimseye
düşmanca bir duygu beslemiyoruz ve beslemeyeceğiz.
Bütün şeffaflığımıza, politikalarımızın açıkça deklare edilmesine ve
geçmişteki uygulamalarımızın herkesçe bilinmesine rağmen; bu konuda bazı
dost, Müttefik ülke ve Kurumların Türkiye’ye yönelik şüpheci, haksız
ve bazen de kırıcı söylemleri Türk halkını derinden etkilemektedir. Denizler
ötesinde kendilerine tehdit olduğunu söyleyenlerin, aynı tehdidin hududunun
hemen ötesinde olduğunu söyleyen Türkiye’yi inandırıcı bulmamalarını anlamakta
güçlük çektiğimi ifade etmek isterim.
Harekata ilişkin gelişmeler, Türkiye’nin jeopolitik ve stratejik değer
ve önemini açıkça herkese bir kez daha göstermiştir. Biz bölgenin önemli
ve güvenilir bir ülkesiyiz. Çeşitli menfaat odaklarının yanıltmalarına
inanarak, Türkiye’nin bu seçkin özelliklerine gölge düşürecek hareket tarzlarına
başvurmak ya da bilerek veya bilmeyerek bunlara vasıta olmak, Türkiye’nin
bölge istikrarına katkıda bulunma elastikiyetini yok edebilecektir. Şayet
bir gün işler kontrolden çıkarsa, dilerim bu dostlarımız, şimdi karşı çıktıkları
hareketleri yapmamızı bizden istemek zorunda kalmasınlar.
Sayın Basın Mensupları.
Irak’ın, kendini savunma imkanlarını ortadan kaldırmayacak tarzda silahsızlandırılması,
öncelikle Kitle İmha Silahlarından arındırılması, bölgemizin ve ülkemizin
istikrar ve güvenliği için hayati önemi haizdir. Ancak bu savaş bizim savaşımız,
bu görev bizim görevimiz değildir.
Irak’ın toprak bütünlüğü ve petrol kaynaklarının Irak halkının tamamına
ait olması bilindiği üzere her zaman ifade edegeldiğimiz dış politikamızdır.
Bu harekat sonucu, Irak’ın; ulusal bütünlüğü içinde, hür ve demokratik
dünyanın şerefli bir üyesi olması, ülkesini komşu ülkelere tehdit oluşturan
terorist unsurlardan arındırması, Irak halkının lâyık olduğu güvenlik ve
refah seviyesine ulaşması en büyük arzumuzdur.
Değerli Basın Mensupları.
Avrasya’da ileriki on yıllara uzanan çok önemli politik, ekonomik, sosyal
ve askeri gelişmeler olacaktır. Yeniden yapılandırılacak bu coğrafyada
mesele hangi çağdaş seviyede bir ülke ve hangi ülkeler topluluğunun içinde
olacağımızdır.
Savaşın ne kadar süreceğini kestiremiyoruz. Ancak, “akıl ve sevgiden
başka her şeyin yedeği olmalıdır” öğretisinden hareketle, savaşın
beklenmeyenlerle dolu olduğu, her şeye hazırlıklı olmak gerektiği daima
rehberimiz olmuştur ve buna göre hazırlıklarımızı yapmış durumdayız. Bununla
birlikte, halkımızın hiçbir endişeye kapılmadan huzur ve güven içerisinde
yaşamını sürdürmesini öneriyorum. Aynı zamanda, barışçıl niyetlerimizin
tezahürü olarak; halâ izinlerin kaldırılmadığını, terhislerin durdurulmadığını,
askerlik süresinin uzatılmadığını, seferberlik veya sıkıyönetim ilanının
teklif edilmesinin düşünülmediğini de siz değerli basın mensuplarının
ve yüce ulusumuzun dikkatine sunmak istiyorum.
Değerli Basın Mensupları.
Hazırlıkları yerinde görmek, bilgi almak, Komutan arkadaşlarımız, Subay/
Astsubaylarımız ve Mehmetçiklerimiz ile görüşmek üzere Kuvvet Komutanları
ve Jandarma Genel Komutanı arkadaşımla birlikte dün bölgede denetleme ve
ziyaretlerde bulunduk.
Şunu iftiharla söyleyebilirim ki yüce Türk Milleti; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin
gücünden ve verilecek görevleri yapmaya her zaman hazır olduğundan emin
olabilir.
Gördüklerimiz bize güven vermiş ve silah arkadaşlarımıza olan inancımızı
pekiştirmiştir. Hiç kimse telaş etmemeli, huzur ve güven içinde işlerini
sürdürmelidir. Bizler görevimizin başındayız.
Bu aşamada söyleyeceklerim bunlardır. Hepinize teşekkür ederim.
|