Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Ramazan Bayramı
mesajı şöyle:
(24 Kasım 2003)
Değerli Yurttaşlarım,
Toplumsal yaşamımızda önemli yeri olan, güzel değerlerin ve duyguların
paylaşıldığı bir Bayramı hep birlikte karşılamanın mutluluğu içindeyiz.
Bu Bayram gününde, tüm yurttaşlarıma saygılarımı ve en iyi dileklerimi
sunuyor, Bayram'ın ülkemize, barış, huzur ve gönenç getirmesini diliyorum.
Bayramlar, insanları birbirine yakınlaştıran, aynı düşünce ve duygularda
buluşturan, günlük kaygı ve sıkıntılardan uzaklaştıran, topluma umut, sevgi
veren, birlik ve dirliği sağlayan özel günlerdir.
Dargınlıkları ve kırgınlıkları unutturan, dayanışmayı, yardımlaşmayı
artıran, hoşgörü, kardeşlik duygularını güçlendiren bayramları, anlam ve
önemine uygun olarak kutlamalıyız.
Bayramların getirdiği barış ve huzur ortamının değerini iyi bilmeliyiz.
Özellikle bayram günlerinde, bugünlerin kazandırdığı alışkanlıkla tüm yaşamımızda
iyiye ve güzele yönelmeli, insanlara hoşgörüyle yaklaşmalıyız. Umudumuzu
canlı tutmalı, sorunlarımızı birlik içinde aşabileceğimize olan inancımızı
korumalıyız.
Ereklerimize ulaşmanın, herkesin çabasını ve özverisini gerektirdiğinin
bilincine vararak, kimi zaman küçük katkıların da, büyük şeyler yaratabileceğini
unutmamalıyız.
Olayları ve koşulları değiştirme gücüne sahip bireyler olarak, her zaman
kendimize güvenmeliyiz. Katılımcı, yeniliklere ve değişimlere açık, sorunlara
ilgili olmalı, sorumluluk üstlenmekten kaçınmamalıyız.
Savunucusu olmakla yetinmeyerek, temiz toplumun gerçekleştirilmesi için,
sonucu ne olursa olsun, yolsuzlukların üzerine kararlılıkla gitmeliyiz.
Ülkemizin çağdaş uygarlığın güçlü ve yapıcı ortaklarından biri durumuna
gelmesi için çok çalışmalı, eksikliklerimizi tamamlamalı, yeniden yapılanma
çabalarını sürdürmeli, dünyayla bütünleşme yolunda hızla ilerlemeliyiz.
Değerli Yurttaşlarım,
Bugün insanlık, her alanda yaşanan gelişmelerin ve değişimlerin etkisiyle,
bir yandan kendini geliştirir ve özgürleştirirken, öte yandan da eşitsizlik,
yoksulluk, bilgisizlik ve terör gibi sorunların üstesinden gelmeye çalışmaktadır.
Demokrasi ve insan hakları başta olmak üzere, evrensel değerlerin tüm
dünyada kabul görmesine karşın, insan yaşamını hiçe sayan terör ve şiddet,
mutlu ve huzurlu bir dünya yaratmanın önünde engel oluşturmaktadır.
Masum insanları hedef alan terör, herhangi bir ülkeyi ya da ulusu değil,
tüm insanlığı tehdit eden küresel boyutta bir sorundur.
15 ve 20 Kasım günlerinde, dinlerin ve uygarlıkların buluşma ve kaynaşma
merkezi İstanbul'da gerçekleştirilen terör saldırıları, terörün acımasızlığını,
kanlı ve çirkin yüzünü bir kez daha göstermiştir. Saldırılarda yalnızca
ülkemizdeki barış ve huzur ortamı değil, tüm insanlık hedef alınmıştır.
İnsanlık dışı bu saldırıları bir kez daha nefretle kınıyorum. Türkiye'nin
birlik ve bütünlüğünü bozmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu saldırılar,
Türkiye'yi ve Türk insanını yıldıramayacaktır.
Demokratik ve laik yapısı, çağdaşlaşma çabaları nedeniyle köktendinci
terörün hedefleri arasında olan Türkiye'nin bu konumu, Irak'a yapılan saldırı
sonrası daha da pekişmiştir.
Dış etkilere açık ekonomik, toplumsal ve coğrafi yapımız, Ortadoğu ülkelerine
yakınlığımız gibi nedenlerle, her türlü terör örgütlerinin iç ve dış ilişkilerini
ortaya çıkarmak, etkinliklerini sürekli izlemek ve bunlara karşı önlemler
almaya yönelik bir örgütlenmeyi mutlaka gerçekleştirmeliyiz.
Türk halkı soğukkanlılığını koruyacak, ülkemiz terörün üzerine geçmişte
olduğu gibi bugün de kararlılıkla gidecektir. Devletimiz, halkımızla birlikte,
dini siyasallaştırarak ülkeye egemen kılma peşinde koşanların, demokratik
ve laik düzenimize karşı yöneltebilecekleri tüm tehditleri yok edecek güçtedir.
Türkiye, benimsediği ilkelerden ödün vermeden, saptadığı ereklere doğru
ilerlemesini kararlılıkla sürdürecektir.
Nereden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin ve gerekçesi ne olursa
olsun terör büyük bir insanlık suçudur.
Dünyanın, uluslararası işbirliğini geliştirerek ve dayanışmayı güçlendirerek,
tüm ülkelerin kararlılığıyla, bu tehdidin üstesinden gelebileceğine inanıyoruz.
Bu yönde adımlar atılırken, terörün temelinde yatan etkenlerin ortadan
kaldırılması amacıyla anlayış birliği içinde hareket edilmesinin, günümüzün
en önemli gereksinimlerinden olduğunu vurgulamak istiyorum.
Terörizmin, terör eylemlerine katılanların ve bunu destekleyenlerin
uluslararası toplum tarafından dışlanmaları ve bunlara karşı tavır alınması
terörle savaşımın başarısı için zorunluluktur.
Terörizmi destekleme çabası içinde olan, terör ve şiddetten yarar uman,
terörle savaşıma arkasını dönen ülkelerin, terörün bir gün gelip kendilerine
de zarar verebileceğini unutmamaları gerekir.
Yaşanan olumsuzluklardan gereken derslerin çıkarılması, insanlığı geçmişte
düşülen hataların yinelenmesinden kurtaracak, evrensel barışa ulaşılmasına
katkıda bulunacaktır.
Terör nedeniyle büyük acılar yaşayan Türkiye, hukukun üstünlüğü ve yasallık
ilkelerinden ayrılmadan terörizme karşı savaşımını, uluslararası girişimlere
de etkin biçimde destek vererek sürdürecektir.
Demokratik ve laik Cumhuriyet'in yapısı ve kazanımları, kişilerin hak
ve özgürlüklerini koruyarak güven içinde yaşamalarını sağlayacak düzeydedir.
Saldırılarda yaşamını yitiren yurttaşlarımıza bir kez daha Tanrı'dan
rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralananların sağlıklarına kavuşmalarını
diliyorum.
Değerli Yurttaşlarım,
Dünyanın değişen koşulları, tıpkı bireyler gibi ulusların da kendilerini
yenilemesini, geliştirmesini zorunlu kılmaktadır.
Ülkelerin koşullara ve yeniliklere uyum konusunda gösterecekleri başarı,
değişimleri doğru yorumlamalarını, gelişen dünyada daha çok söz sahibi
olmalarını sağlayacaktır.
Türkiye'nin, yetişmiş insan gücü, geçmişten gelen birikimi ve zengin
kaynaklarıyla 21. yüzyılda dünyanın ileri ülkeleri arasındaki yerini alacağından
kuşku duyulmamalıdır.
Bunun için çağdaş ve saydam yönetim anlayışını etkin kılabilmeli, insan
hakları, hukuk devleti, katılımcı demokrasi, etik değerler, fırsat eşitliği
temelleri çerçevesinde işleyen bir düzeni yaşama geçirebilmeliyiz.
Bu doğrultuda gerekli adımlar atılırken, ekonominin rekabet gücü yüksek,
istikrarlı yapıya kavuşturulmasına, büyümenin sürekli kılınmasına, yoksulluğun,
işsizliğin ve yolsuzlukların önlenmesine özel önem verilmelidir.
Ekonomide oluşmaya başlayan güven ortamının kalıcı olabilmesi ve temel
dengelerin yerine oturabilmesi için, birçok kez vurguladığım gibi uygulanan
ekonomik programın kararlılıkla sürdürülmesinden ödün verilmemesi çok önemlidir.
İnsan odaklı kalkınma anlayışı benimsenmeli ve toplumun gönenç düzeyini
yükseltecek çok yönlü politikalar geliştirilmelidir. Türk insanının hak
ettiği yaşam ölçütüne ve olanaklarına kavuşturulması, erteleyemeyeceğimiz
önceliğimizdir.
Değerli Yurttaşlarım,
Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana her alanda önemli atılımlar
gerçekleştirmiş, birlik ve dayanışma içinde sorunlarını aşmış ve gurur
verici başarılara ulaşmıştır.
Cumhuriyet'in temel niteliklerinden, Atatürk ilke ve devrimlerinden,
çağdaşlaşma ve aydınlanma istencinden ödün vermeden gelişmesini sürdüren
Türkiye, bölgesinin ve dünyanın önemli devletlerinden biridir.
Türkiye için çağdaşlaşma yolunda ilerlemenin bir sınırı yoktur. Bu süreçte
eğitime önem vermeli, genç nüfusumuzun çağdaş eğitim almasını ve bilgi
çağının gerektirdiği birikim ve donanımla yetiştirilmesini sağlamalıyız.
Ülkemizin yakın gelecekte kültür ve uygarlığın en ileri aşamasına ulaşarak,
insan haklarını güvenceye alan, hukukun üstünlüğünü, katılımcı demokrasiyi,
düşünce özgürlüğünü gerçekleştiren saygın bir ülke konumuna yükseleceğine
inancımız sonsuzdur.
Türkiye'yi çağdaş, demokratik, laik, bilgi toplumu düzeyine ulaşmış,
mutlu, huzurlu ve gönençli bir ülke olarak gelecek kuşaklara bırakmak ortak
sorumluluğumuzdur.
Yurttaşlarımızı bu bilinçle, güçlü ve gelişmeye açık Türkiye ereğine
ulaşma yolunda yılmadan çalışmaya ve ülkemize sahip çıkmaya çağırıyorum.
Daha güzel günlere ulaşmak için, kendimize inanmamız ve güvenmemiz,
olanaklarımızı ve öz kaynaklarımızı verimli biçimde kullanmamız yeterli
olacaktır.
Yurt içindeki ve dışındaki tüm yurttaşlarımızın, Kıbrıs'taki soydaşlarımızın,
Türk ve İslam dünyasının Bayramı'nı kutluyor; Bayram'ın Ulusumuza, ülkemize,
dünyamıza ve tüm insanlığa barış, kardeşlik ve huzur getirmesini diliyorum.
|