Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
RAZAMAN BAYRAMI MESAJI (2002)
RAZAMAN BAYRAMI MESAJI (2001)

SEZER'İN RAMAZAN BAYRAMI MESAJI
24 Kasım 2003

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajda, İstanbul'da 15 ve 20 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilen ve çok sayıda kişinin ölümüyle sonuçlanan terör olaylarına değindi.

Sezer, masum insanları hedef alan terörün, herhangi bir ülkeyi ya da ulusu değil, tüm insanlığı tehdit eden küresel boyutta bir sorun olduğunu belirtti, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü bozmaya hiç kimsenin gücünün yetmeyeceğini, saldırıların, Türkiye'yi ve Türk insanını yıldıramayacağını vurguladı.
 

SEZER'İN BAYRAM MESAJINDAN...

"15 ve 20 Kasım günlerinde, dinlerin ve uygarlıkların buluşma ve kaynaşma merkezi İstanbul'da gerçekleştirilen terör saldırıları, terörün acımasızlığını, kanlı ve çirkin yüzünü bir kez daha göstermiştir. Saldırılarda yalnızca ülkemizdeki barış ve huzur ortamı değil, tüm insanlık hedef alınmıştır."

"İnsanlık dışı bu saldırıları bir kez daha nefretle kınıyorum. Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü bozmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu saldırılar, Türkiye'yi ve Türk insanını yıldıramayacaktır."

"Demokratik ve laik yapısı, çağdaşlaşma çabaları nedeniyle köktendinci terörün hedefleri arasında olan Türkiye'nin bu konumu, Irak'a yapılan saldırı sonrası daha da pekişmiştir."

"Devletimiz, halkımızla birlikte, dini siyasallaştırarak ülkeye egemen kılma peşinde koşanların, demokratik ve laik düzenimize karşı yöneltebilecekleri tüm tehditleri yok edecek güçtedir."

"Türkiye, benimsediği ilkelerden ödün vermeden, saptadığı ereklere doğru ilerlemesini kararlılıkla sürdürecektir."

"Terörizmin, terör eylemlerine katılanların ve bunu destekleyenlerin uluslararası toplum tarafından dışlanmaları ve bunlara karşı tavır alınması terörle savaşımın başarısı için zorunluluktur."

"Olayları ve koşulları değiştirme gücüne sahip bireyler olarak, her zaman kendimize güvenmeliyiz. Katılımcı, yeniliklere ve değişimlere açık, sorunlara ilgili olmalı, sorumluluk üstlenmekten kaçınmamalıyız."

"Demokratik ve laik Cumhuriyet'in yapısı ve kazanımları, kişilerin hak ve özgürlüklerini koruyarak güven içinde yaşamalarını sağlayacak düzeydedir."

"Türkiye'nin, yetişmiş insan gücü, geçmişten gelen birikimi ve zengin kaynaklarıyla 21. yüzyılda dünyanın ileri ülkeleri arasındaki yerini alacağından kuşku duyulmamalıdır."

"Türkiye'yi çağdaş, demokratik, laik, bilgi toplumu düzeyine ulaşmış, mutlu, huzurlu ve gönençli bir ülke olarak gelecek kuşaklara bırakmak ortak sorumluluğumuzdur."
 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Ramazan Bayramı mesajı şöyle:
(24 Kasım 2003)

Değerli Yurttaşlarım,

Toplumsal yaşamımızda önemli yeri olan, güzel değerlerin ve duyguların paylaşıldığı bir Bayramı hep birlikte karşılamanın mutluluğu içindeyiz.

Bu Bayram gününde, tüm yurttaşlarıma saygılarımı ve en iyi dileklerimi sunuyor, Bayram'ın ülkemize, barış, huzur ve gönenç getirmesini diliyorum.

Bayramlar, insanları birbirine yakınlaştıran, aynı düşünce ve duygularda buluşturan, günlük kaygı ve sıkıntılardan uzaklaştıran, topluma umut, sevgi veren, birlik ve dirliği sağlayan özel günlerdir.

Dargınlıkları ve kırgınlıkları unutturan, dayanışmayı, yardımlaşmayı artıran, hoşgörü, kardeşlik duygularını güçlendiren bayramları, anlam ve önemine uygun olarak kutlamalıyız.

Bayramların getirdiği barış ve huzur ortamının değerini iyi bilmeliyiz. Özellikle bayram günlerinde, bugünlerin kazandırdığı alışkanlıkla tüm yaşamımızda iyiye ve güzele yönelmeli, insanlara hoşgörüyle yaklaşmalıyız. Umudumuzu canlı tutmalı, sorunlarımızı birlik içinde aşabileceğimize olan inancımızı korumalıyız.

Ereklerimize ulaşmanın, herkesin çabasını ve özverisini gerektirdiğinin bilincine vararak, kimi zaman küçük katkıların da, büyük şeyler yaratabileceğini unutmamalıyız.

Olayları ve koşulları değiştirme gücüne sahip bireyler olarak, her zaman kendimize güvenmeliyiz. Katılımcı, yeniliklere ve değişimlere açık, sorunlara ilgili olmalı, sorumluluk üstlenmekten kaçınmamalıyız.

Savunucusu olmakla yetinmeyerek, temiz toplumun gerçekleştirilmesi için, sonucu ne olursa olsun, yolsuzlukların üzerine kararlılıkla gitmeliyiz.

Ülkemizin çağdaş uygarlığın güçlü ve yapıcı ortaklarından biri durumuna gelmesi için çok çalışmalı, eksikliklerimizi tamamlamalı, yeniden yapılanma çabalarını sürdürmeli, dünyayla bütünleşme yolunda hızla ilerlemeliyiz.

Değerli Yurttaşlarım,

Bugün insanlık, her alanda yaşanan gelişmelerin ve değişimlerin etkisiyle, bir yandan kendini geliştirir ve özgürleştirirken, öte yandan da eşitsizlik, yoksulluk, bilgisizlik ve terör gibi sorunların üstesinden gelmeye çalışmaktadır.

Demokrasi ve insan hakları başta olmak üzere, evrensel değerlerin tüm dünyada kabul görmesine karşın, insan yaşamını hiçe sayan terör ve şiddet, mutlu ve huzurlu bir dünya yaratmanın önünde engel oluşturmaktadır.

Masum insanları hedef alan terör, herhangi bir ülkeyi ya da ulusu değil, tüm insanlığı tehdit eden küresel boyutta bir sorundur.

15 ve 20 Kasım günlerinde, dinlerin ve uygarlıkların buluşma ve kaynaşma merkezi İstanbul'da gerçekleştirilen terör saldırıları, terörün acımasızlığını, kanlı ve çirkin yüzünü bir kez daha göstermiştir. Saldırılarda yalnızca ülkemizdeki barış ve huzur ortamı değil, tüm insanlık hedef alınmıştır.

İnsanlık dışı bu saldırıları bir kez daha nefretle kınıyorum. Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü bozmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu saldırılar, Türkiye'yi ve Türk insanını yıldıramayacaktır.

Demokratik ve laik yapısı, çağdaşlaşma çabaları nedeniyle köktendinci terörün hedefleri arasında olan Türkiye'nin bu konumu, Irak'a yapılan saldırı sonrası daha da pekişmiştir.

Dış etkilere açık ekonomik, toplumsal ve coğrafi yapımız, Ortadoğu ülkelerine yakınlığımız gibi nedenlerle, her türlü terör örgütlerinin iç ve dış ilişkilerini ortaya çıkarmak, etkinliklerini sürekli izlemek ve bunlara karşı önlemler almaya yönelik bir örgütlenmeyi mutlaka gerçekleştirmeliyiz.

Türk halkı soğukkanlılığını koruyacak, ülkemiz terörün üzerine geçmişte olduğu gibi bugün de kararlılıkla gidecektir. Devletimiz, halkımızla birlikte, dini siyasallaştırarak ülkeye egemen kılma peşinde koşanların, demokratik ve laik düzenimize karşı yöneltebilecekleri tüm tehditleri yok edecek güçtedir.

Türkiye, benimsediği ilkelerden ödün vermeden, saptadığı ereklere doğru ilerlemesini kararlılıkla sürdürecektir.

Nereden gelirse gelsin, kime yönelirse yönelsin ve gerekçesi ne olursa olsun terör büyük bir insanlık suçudur.

Dünyanın, uluslararası işbirliğini geliştirerek ve dayanışmayı güçlendirerek, tüm ülkelerin kararlılığıyla, bu tehdidin üstesinden gelebileceğine inanıyoruz.

Bu yönde adımlar atılırken, terörün temelinde yatan etkenlerin ortadan kaldırılması amacıyla anlayış birliği içinde hareket edilmesinin, günümüzün en önemli gereksinimlerinden olduğunu vurgulamak istiyorum.

Terörizmin, terör eylemlerine katılanların ve bunu destekleyenlerin uluslararası toplum tarafından dışlanmaları ve bunlara karşı tavır alınması terörle savaşımın başarısı için zorunluluktur.

Terörizmi destekleme çabası içinde olan, terör ve şiddetten yarar uman, terörle savaşıma arkasını dönen ülkelerin, terörün bir gün gelip kendilerine de zarar verebileceğini unutmamaları gerekir.

Yaşanan olumsuzluklardan gereken derslerin çıkarılması, insanlığı geçmişte düşülen hataların yinelenmesinden kurtaracak, evrensel barışa ulaşılmasına katkıda bulunacaktır.

Terör nedeniyle büyük acılar yaşayan Türkiye, hukukun üstünlüğü ve yasallık ilkelerinden ayrılmadan terörizme karşı savaşımını, uluslararası girişimlere de etkin biçimde destek vererek sürdürecektir.

Demokratik ve laik Cumhuriyet'in yapısı ve kazanımları, kişilerin hak ve özgürlüklerini koruyarak güven içinde yaşamalarını sağlayacak düzeydedir.

Saldırılarda yaşamını yitiren yurttaşlarımıza bir kez daha Tanrı'dan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralananların sağlıklarına kavuşmalarını diliyorum.

Değerli Yurttaşlarım,

Dünyanın değişen koşulları, tıpkı bireyler gibi ulusların da kendilerini yenilemesini, geliştirmesini zorunlu kılmaktadır.

Ülkelerin koşullara ve yeniliklere uyum konusunda gösterecekleri başarı, değişimleri doğru yorumlamalarını, gelişen dünyada daha çok söz sahibi olmalarını sağlayacaktır.

Türkiye'nin, yetişmiş insan gücü, geçmişten gelen birikimi ve zengin kaynaklarıyla 21. yüzyılda dünyanın ileri ülkeleri arasındaki yerini alacağından kuşku duyulmamalıdır.

Bunun için çağdaş ve saydam yönetim anlayışını etkin kılabilmeli, insan hakları, hukuk devleti, katılımcı demokrasi, etik değerler, fırsat eşitliği temelleri çerçevesinde işleyen bir düzeni yaşama geçirebilmeliyiz.

Bu doğrultuda gerekli adımlar atılırken, ekonominin rekabet gücü yüksek, istikrarlı yapıya kavuşturulmasına, büyümenin sürekli kılınmasına, yoksulluğun, işsizliğin ve yolsuzlukların önlenmesine özel önem verilmelidir.

Ekonomide oluşmaya başlayan güven ortamının kalıcı olabilmesi ve temel dengelerin yerine oturabilmesi için, birçok kez vurguladığım gibi uygulanan ekonomik programın kararlılıkla sürdürülmesinden ödün verilmemesi çok önemlidir.

İnsan odaklı kalkınma anlayışı benimsenmeli ve toplumun gönenç düzeyini yükseltecek çok yönlü politikalar geliştirilmelidir. Türk insanının hak ettiği yaşam ölçütüne ve olanaklarına kavuşturulması, erteleyemeyeceğimiz önceliğimizdir.

Değerli Yurttaşlarım,

Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana her alanda önemli atılımlar gerçekleştirmiş, birlik ve dayanışma içinde sorunlarını aşmış ve gurur verici başarılara ulaşmıştır.

Cumhuriyet'in temel niteliklerinden, Atatürk ilke ve devrimlerinden, çağdaşlaşma ve aydınlanma istencinden ödün vermeden gelişmesini sürdüren Türkiye, bölgesinin ve dünyanın önemli devletlerinden biridir.

Türkiye için çağdaşlaşma yolunda ilerlemenin bir sınırı yoktur. Bu süreçte eğitime önem vermeli, genç nüfusumuzun çağdaş eğitim almasını ve bilgi çağının gerektirdiği birikim ve donanımla yetiştirilmesini sağlamalıyız.

Ülkemizin yakın gelecekte kültür ve uygarlığın en ileri aşamasına ulaşarak, insan haklarını güvenceye alan, hukukun üstünlüğünü, katılımcı demokrasiyi, düşünce özgürlüğünü gerçekleştiren saygın bir ülke konumuna yükseleceğine inancımız sonsuzdur.

Türkiye'yi çağdaş, demokratik, laik, bilgi toplumu düzeyine ulaşmış, mutlu, huzurlu ve gönençli bir ülke olarak gelecek kuşaklara bırakmak ortak sorumluluğumuzdur.

Yurttaşlarımızı bu bilinçle, güçlü ve gelişmeye açık Türkiye ereğine ulaşma yolunda yılmadan çalışmaya ve ülkemize sahip çıkmaya çağırıyorum.

Daha güzel günlere ulaşmak için, kendimize inanmamız ve güvenmemiz, olanaklarımızı ve öz kaynaklarımızı verimli biçimde kullanmamız yeterli olacaktır.

Yurt içindeki ve dışındaki tüm yurttaşlarımızın, Kıbrıs'taki soydaşlarımızın, Türk ve İslam dünyasının Bayramı'nı kutluyor; Bayram'ın Ulusumuza, ülkemize, dünyamıza ve tüm insanlığa barış, kardeşlik ve huzur getirmesini diliyorum.
 



(24 KASIM 2003)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2003 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.