Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Dil Bayramı'nda yaptığı konuşma şöyle:
(26 Eylül 2003)
Değerli Konuklar,
Ulu Önder Atatürk'ün başkanlığında toplanan Birinci Dil Kurultayı'nın
yıldönümünde, sizlerle birlikte olmaktan ve düzenlenen bu anlamlı etkinliğe
katılmaktan mutluluk duyuyorum.
Bir iletişim aracı olarak dil, yurttaşlar arasında duygu, düşünce ve
inanç birliğini oluşturan ve toplumsal yapıyı güçlendiren en güçlü ortak
bağlardandır.
Yüce Atatürk, öncülüğünü yaptığı çağdaşlaşma hareketinde, dil bağımsızlığını,
siyasal ve ulusal bağımsızlığın ayrılmaz parçası olarak değerlendirip,
dilimizin başka dillerin etkisinden kurtarılması yönünde çalışmalar başlatmıştır.
Atatürk'ün, Türk dilini ulusal kültürümüzün eksiksiz bir anlatıcısı
durumuna getirmek ve dilimizi çağdaş uygarlığın kavram ve değerlerini karşılayacak
yetkinliğe eriştirmek amacıyla başlattığı öngörülü girişimlerini, bugün
de övgüyle anmakta, bundan sonra da bu yönde sürdürülecek çalışmalara gönülden
destek vermekteyiz.
Yüce Atatürk, dil devrimiyle Türkçemizi kendi öz değerlerine dayanarak,
çağdaş bir kültür diline ulaştırmayı amaçlamıştır.
Büyük Türk devriminin içinde özel ve yaşamsal rolü olan Dil Devrimi,
ulusallaşma sürecinin çok önemli yapı taşlarından biri olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla Türkçemiz, etkisi altında bulunduğu
yabancı dillerden arındırılmış, Cumhuriyet'in amaçlarına koşut çağdaş bir
kimlik kazanmıştır.
Bu amaç doğrultusunda, Atatürk'ün yönergeleriyle kurulan Türk Dil Kurumu'nun
yanı sıra, yazarlarımız, sanatçılarımız, bilim adamlarımız ve tüm aydınlarımız
özverili çalışmalarda bulunarak, Türk dilinin çağdaş bir devlet ve bilim
dili olmasında önemli katkılar sağlamışlardır.
Yüce Önder Atatürk, dili, ulus olmanın en başta gelen ögesi olarak değerlendirmiş,
ulusal duygu, düşünce ve yönelişin, ulusal benlik ve bilincin ulusal dile
bağlı olduğunu vurgulamıştır.
"Türk Milletinin dili, Türkçe'dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin
ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever
ve onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk dili Türk Milleti için kutsal
bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde
ahlakını, ananelerini, hatıralarını, menfaatlerini, kısacası bugün kendi
milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili
Türk Milletinin kalbidir, zihnidir." sözleri, Atatürk'ün dile verdiği önemi
ve Türk dilini, Türklüğün en temel taşlarından ve en büyük zenginliklerinden
biri olarak algıladığını ortaya koymaktadır.
Değerli Katılımcılar,
Yurttaşlarımızın evrensel kavram ve düşünce biçimlerinden etkilenerek,
onları etkileyecek duruma gelmesinin ve kültürümüzün gelişip, dünya kültürüyle
bütünleşmesinin ön koşulu, ulusal birliğimizin yapı taşlarından olan dilimizi
korumak, zenginleştirmek ve yozlaşmaya uğramasını engellemektir.
Birarada yaşayan insanların birbirlerini anlamalarına, tanımalarına
ve düşüncelerini anlatabilmelerine, doğru iletişim kurmalarına olanak veren
dil, aynı zamanda kitleleri birleştirme, yakınlaştırma ve kaynaştırma ögesidir.
Dil, duygu ve düşüncelerin anlatımını sağlayan en etkili araç olmasının
yanı sıra, yapısı, kullanım olanakları ve sözcük dağarcığının genişliği
ile düşünce gelişimini olumlu yönde etkilemektedir.
Bu nedenle, Türkçemizin yeni sözcükler türetilmesini olanaklı kılan
yapısı işlevsel kılınmalıdır.
Türk dilinin, dünyadaki tüm gelişmeleri insanımızın izlemesine olanak
verecek nitelikte olması sağlanmalı, her kavram ve düşünce biçiminin Türkçe'de
karşılığı bulunabilmelidir.
Öz Türkçe'nin kullanımına gereken duyarlılık ve özenin gösterilmemesi
dilimizi bozmakta ve dilin gelişimini istenmeyen yöne sürüklemektedir.
Unutulmamalıdır ki, kültürümüzün evrensel niteliğinin ve Ulusumuzun
saygınlığının artması, Türkçe'nin yaşayan bir dil olarak gelişimini sürdürmesiyle
olanaklıdır.
Değerli Konuklar,
Siz değerli katılımcıların çok iyi bildiği gibi, dilimizde kimi sorunlar
yaşanmaktadır. Türkçemizin yaşadığı sorunların çözümünde öncelikli olarak
yurttaşların doğru Türkçe kullanımına özendirilmesi ve bu yönde eğitilmesi
gerekmektedir.
Anadil öğrenimini kendiliğinden tamamlanan bir süreç olarak değerlendirmek
dil gelişimini önemli ölçüde yavaşlatmaktadır. Anadil öğreniminin, yabancı
dil öğrenimi gibi yoğun uğraş gerektirdiği, sağlıklı anadil gelişiminin
başka uzmanlıkların yolunu açacağı bilinmelidir.
Eğitim kurumlarımız bu konuya önem vermeli, Türkçe derslerinin kapsamı,
yaşamın her alanından kesitler sunan metinlerden, özellikle çağdaş Türk
yazınının yetkin yapıtlarından oluşturulmalıdır. Bu derslerde sözcük dağarcığının
geliştirilmesi üzerinde durulmalı, çocuklarımıza küçük yaşlardan başlayarak,
Türkçe'nin anlatım gücü, atasözleri ve deyimlerle zenginleşen renkli yönleri
öğretilmelidir.
Ders kitaplarında, sıklıkla yapılan anlatım ve yazım yanlışları tümüyle
ortadan kaldırılmalı, yanlışların sürdürülmesi önlenmelidir.
Özellikle geniş kitlelere seslenerek, dilin kullanımını ve gelişimini
doğrudan etkileyen yazılı, sözlü ve görsel basınımız, sorumluluklarının
bilinciyle, dil kullanımına özen göstermeli, dil yanlışlarından sakınmalıdır.
Bu konuda yönetimlere de önemli görevler düşmektedir. Eğitim ve öğretimin
devlet politikası olması gerektiği hiçbir zaman unutulmamalı, çağdaş düşünceye,
kültüre ve sanata saygılı olunmalı, bu değerler gençlere benimsetilmeli
ve yaşatılması sağlanmalıdır.
Değerli Konuklar,
Dilin en doğru biçimde kullanıldığı yerlerin başında kuşkusuz üniversitelerimiz
bulunacaktır. Üniversite hocalarının yazıları dilin güzel ve yetkin kullanımının
örneği olmalıdır. Çünkü, bilim ve dil arasında çok sıkı bir bağ bulunmakta,
insanlığı aydınlatan ve insanlığın önüne yeni ufuklar açan bilimin anlaşılırlığı
ve paylaşılması dilin sunduğu olanaklarla gerçekleşmektedir.
Buluşlarıyla kendine dünyada yer edinmeye çalışan bilim insanı, yabancı
diller kadar kendi dil yapısını ve sözcük türetme kurallarını iyi bilmeli
sözcük dağarcığını genişletmelidir.
Bilimin ve tekniğin artan gereksinimlerini karşılamak için yeni terim
ve sözcükler türetilmesi, dilleri geliştirdiği gibi, bilim insanının düşüncelerinin
kapsamını genişletmekte, yaratıcılığını olumlu yönde etkilemektedir.
Bilim dallarının kendilerine özgü kavramları dışında, konuşma ve yazı
dili, anlam karışıklıklarına olanak vermeyecek biçimde olmalıdır.
Atatürk de bilim dilinin ve her düzeydeki eğitim dilinin Türkçe olmasına
büyük özen göstermiş, bu konuya kendi de emek vererek kitap hazırlamış,
matematik terimlerinin öz Türkçe karşılıklarını bularak dilimize kazandırmıştır.
Değerli Konuklar,
Toplumların bilgi, kültür ve sanat düzeyleri, dillerinin ve anlatım
olanaklarının gelişimine koşut çizgidedir. Dilin geliştiği ortamda, her
alanda yaratıcılık da gelişir.
Ülkemizde bugün yazılı ve sözlü iletişimde büyük bir dil bozulması yaşandığını
görmek bizleri üzmektedir. Bu bozulmanın yaşanmaması için, Türkiye Cumhuriyeti'nin
tüm yurttaşlarının dilini sevmesi ve tüm beklentilerini karşılayacak zenginlikte
olduğunun ayırdında olması gerekmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin temel devlet felsefesinde yer alan Türk toplumunu
çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarma düşüncesi, dilimizin bu düzeyin
gerektirdiği kavram, sözcük ve terimleri karşılayacak bir kültür dili durumuna
getirilmesiyle olanaklıdır.
Dil bilincini oluşturmanın, ulusal kimlik, kişilik ve benliğimizin oluşturulmasının
en etkili yolu olduğunu ve Türkçe'nin yaşayan bir dil olarak gelişimini
sürdürmesinin Ulusumuzun saygınlığını artıracağını unutmamalıyız.
Tüm bireylerin, Türkçemizin doğru ve etkili kullanımı konusunda duyarlı
olması, yabancı sözcüklerden arınmış konuşma ve yazı dilini yeğlemeleri
birbirimizi daha doğru anlamak ve iyi tanımak yönünden büyük önem taşımaktadır.
Bir ulusun, ekonomik, siyasal, kültürel bağımsızlığını ve dünyadaki
onurlu yerini korumasının, benliğine sahip çıkmasıyla, kendisine güvenmesiyle
ve ulusal dilini bir zengilik olarak yaşatması ve geleceğe taşımasıyla
olanaklı olduğunu vurguluyor, Toplantı'nın verimli geçeceğine inanıyor,
sizlere esenlikler diliyorum.
|