Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in yeni yıl mesajı şöyle:
(31 Aralık 2003)
Değerli Yurttaşlarım,
Üzücü olayları, acıları, anıları ve sevinçleriyle bir yılı daha geride
bırakıyor, aydınlık ve mutlu yarınlara ulaşma umutlarımızı canlı tutarak,
yeni bir yıla giriyoruz.
Her yeni yıl, getirdiği iyimserlik ortamıyla, bireylerin olduğu kadar,
ulusların ve ülkelerin de geleceğe dönük umutlarını ve beklentilerini artırmaktadır.
2004 yılının Ulusumuza, ülkemize, dünyamıza ve tüm insanlığa barış,
kardeşlik, huzur, mutluluk ve gönenç getirmesini diliyor, sizlere saygılarımı,
en iyi dileklerimi sunuyorum.
Değerli Yurttaşlarım,
2003 yılı, kuşkusuz ülkemiz ve dünya yönünden önemli gelişmelerin yaşandığı
bir yıl olmuştur.
Yüce Atatürk'ün önderliğinde, büyük özveriyle kurulan Cumhuriyet'in
80. kuruluş yıldönümünü, yurttaşlarımızın ülkenin her köşesindeki etkinliklere
coşkulu katılımıyla kutladık.
Ulusumuz, Cumhuriyet'e inanç ve bağlılığını, çağdaş yaşam biçimini özümsemiş
olduğunu, laik ve demokratik Cumhuriyet'i sonsuza değin koruma ve yaşatma
kararlılığını her fırsatta göstermektedir.
Bu anlamlı yıldönümünün yanı sıra, 2003 yılında kimi acı olaylar, felaketler
ve sevindirici gelişmeler de yaşadık.
Çok sayıda yurttaşımızın ölmesine ya da yaralanmasına yol açan İstanbul'daki
terör eylemleri, toplumsal yaşamımızda derin izler bırakmıştır.
Ülkemizin gösterdiği ilerlemeyi, laik, demokratik, çağdaş Devlet ve
toplum yapısını, barışı ve huzuru sindiremeyen odakların yaptıkları bu
eylemleri, bir kez daha nefretle kınıyorum.
Yeni yıl dolayısıyla, saldırılarda yaşamını yitiren yurttaşlarımıza
bir kez daha Tanrı'dan rahmet, ailelerine başsağlığı dileklerimi yineliyorum.
Ekonomide, güven ortamının oluşmaya başlaması, enflasyonun düşme eğilimine
girmesi, umut veren bir gelişme olmuştur. Bu durumun olumlu etkilerinin,
tüm topluma henüz yansımadığı, işsizliğin ve gelir dağılımı bozukluğunun
sorunlarımız içindeki öncelikli yerini koruduğu gözlenmektedir. Ekonomide
yakalanan güven ortamının bozulmaması için, popülist yaklaşımlardan kaçınılmasının
önemini vurgulamak istiyorum.
Değerli Yurttaşlarım,
2003 yılında da, bulunduğumuz bölge başta olmak üzere, savaşlar, çatışmalar
ve terör eylemleri sürmüş, her alanda elde edilen ilerlemelere karşın insanlığı
tehdit eden sorunlar çözülememiştir.
İnsanlık, ancak kalıcı barışın oluşturulduğu ve korunduğu ortamlarda
gelişimine hız kazandırabilir.
Barış ortamının oluşturulmasında ve sürekli kılınmasında, toplumda demokrasi
kültürünün yerleşmesi büyük önem taşımaktadır. Demokrasi kültürü, hoşgörülü
olmayı, eşitlikçi anlayışı benimsemeyi ve başkalarının düşüncelerine ve
haklarına saygıyı gerektirmektedir.
Dünyada kalıcı barış ortamının oluşturulması için tüm ülkeler, dayanışma
içinde, sorumluluk bilinciyle hareket etmeli, savaşların önlenmesi, barışın
korunması, dünyanın ortak sorunlarının çözüme kavuşturulması konusunda
uluslararası kuruluşların çalışmalarına destek sağlamalıdır.
Temel politikasını Yüce Atatürk'ün "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesi
üzerine kuran Türkiye, evrensel barışa ulaşılması konusunda diğer ülkeleri
de bu yaklaşımı benimsemeye çağırmaktadır.
Değerli Yurttaşlarım,
Uluslararası alanda 2003 yılının gelişmeleri, dünyanın gönenç ve esenliğini
uzun bir dönem etkileyecek nitelikte olmuştur.
Komşumuz Irak'ta yaşananlar, ülkemizin ve dünyanın gündeminde yer almayı
sürdürmektedir.
Devrik Irak lideri Saddam Hüseyin'in kısa bir süre önce ele geçirilmesi
önemli bir gelişme olmuştur. Bunun, Irak'ta güvenlik ve istikrarın sağlanmasına
ve normalleşme sürecinin hızlandırılmasına katkıda bulunmasını umuyoruz.
Irak'ın geleceğine ilişkin belirsizlikler, bizleri olduğu kadar, uluslararası
toplumu da kaygılandırmaktadır. Türk Ulusu, komşusu Irak'ta can kaybının
sürüp gitmesinden derin üzüntü duymaktadır.
Irak'taki gelişmeler ülkemizi yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle,
Irak'taki olası gelişmeler karşısında dikkatli ve duyarlı olmayı sürdürüyor
ve ulusal çıkarlarımızın en etkin biçimde korunmasını sağlayacak siyasaların
uygulanmasına özen gösteriyoruz.
Yıl içinde değişik fırsatlarda da belirttiğim gibi, Irak'ta kalıcı bir
istikrarın sağlanması, kamu düzeninin yeniden oluşturulması, tüm etnik
grupların hakça temsil edildiği demokratik bir rejimin kurulması, Irak
halkının ülkesi ve doğal kaynakları üzerinde tam denetime sahip olması
en içten dileğimizdir.
Irak'ın toprak bütünlüğünün ve siyasal birliğinin korunması, Irak'ın
ve bölgenin istikrarının vazgeçilmez ögesidir. Bu konudaki duyarlılığımız
herkesçe bilinmektedir.
Devletler arasındaki ilişkilerde uluslararası hukukun üstünlüğüne inanan
Türkiye, dış politikasını bu temel yaklaşıma dayandırmaktadır. Irak'la
ilgili olarak yıl içinde atılan adımların uluslararası yasallık zemininde
olması koşulunu aramamız, Irak'a yönelik politikamızın özünü oluşturmuştur.
Ortak evrensel değerleri temel alan, barışçı, istikrarlı ve aydınlık
bir geleceği Avrupalı ortaklarıyla paylaşmayı isteyen Türk Ulusu, Avrupa
Birliği üyeliğini sözkonusu istekleri kapsamında değerlendirmektedir.
Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini ve Atatürk'ün geleceğe bakışını
doğrulayan bir aşama niteliğindeki Avrupa Birliği üyeliğimiz, ülkemizin
stratejik vizyonunun ayrılmaz parçasıdır.
Avrupa Birliği adaylığımızın kabul edildiği Helsinki Doruğu'ndan bu
yana ülkemizde önemli adımlar atılmıştır. Ulusumuzun istek ve beklentileri
doğrultusunda reform çabalarımızı ve çağdaşlaşma tasarımızı artan bir kararlılıkla
sürdüreceğimiz kuşkusuzdur. Avrupa Birliği'ne tam üyelik, bu uzun dönemli
ulusal tasarımızın bir parçasını oluşturmaktadır.
Türk insanının yaşam düzeyini en ileri noktalara taşımak, bireysel hak
ve özgürlükleri günün en ileri anlayış ve uygulamalarıyla genişletmek,
2004 yılında da temel ereğimiz olacaktır.
Sözkonusu kararlılığımızdan da güç alarak, Avrupalı ortaklarımızın ülkemizi
Avrupa Birliği'ne bağlayan ortak siyasal, ekonomik ve stratejik çıkarları
gözönünde bulundurup, tam üyelik görüşmelerine hazır olduğunu gösteren
Türkiye'nin durumunu nesnel biçimde değerlendireceğini umuyoruz.
Bu çerçevede, Avrupa Birliği ile üyelik görüşmelerimizin başlamasına
yönelik kararın en geç 2004 yılı sonunda alınmasını ve görüşmelerin gecikilmeksizin
başlamasını beklemekteyiz. 2004 Aralık Zirvesi'nde Avrupalı ortaklarımızın
ülkemizin çabalarını yapıcı biçimde değerlendireceğine ve üyelik görüşmelerinin
başlatılması yönünde doğru kararı vereceğine inanıyoruz.
Uluslararası terörizmle savaşımın önemi, 2003 yılında da kendini bir
kez daha üzücü biçimde göstermiştir.
Yakın bir geçmişe kadar terörizmden ciddi şekilde etkilenmiş olan Türk
Ulusu'nun yüreğinde terörün yol açtığı derin yaralar tazeliğini korurken,
geçtiğimiz Kasım ayında İstanbul'da peşpeşe yaşanan saldırılar Türk ve
dünya kamuoyunu sarsmıştır.
Hiçbir dava ya da amacın insanlık dışı saldırılara gerekçe gösterilemeyeceğine
inanıyoruz. Tarih, bir insanlık suçu olan terör eylemleriyle hiçbir yere
varılamayacağını gösteren çarpıcı örnekleri bizlere anımsatmaktadır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yerleşmiş demokratik kurumsal yapıları
ve hukuk sistemi, 14 Aralık 2003 gününde düzenlenen genel seçimler aracılığıyla
bir kez daha doğrulanmıştır. Uluslararası toplumun bu gerçeği kabul ederek
seçim sonuçlarını doğru yorumlaması önem taşımaktadır.
Anayasal süreç içinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yeni bir Hükümetin
oluşturulmasına yönelik çalışmalar başlamıştır. Sözkonusu çalışmaların
kısa sürede sonuçlanmasını ümid ediyoruz.
2004 yılının Kıbrıs sorununun kalıcı ve hakça bir çözüme kavuşturulacağı,
Kıbrıs Türkleri'nin güvenliğinin ve gönencinin güvence altına alınacağı
bir yıl olmasını diliyoruz.
Kıbrıs'ta bir çözümü içtenlikle isteyen ülkemizin bu konuda siyasi istenci
bulunduğunun altını çizmek istiyorum. Kıbrıs'ta Kıbrıs Türk tarafının attığı
adımlar ve önerdiği güven arttırıcı önlemlerle oluşan ortamdan da yararlanılırsa,
Ada'daki mevcut gerçekler temelinde bir uzlaşma ve kapsamlı çözümün sağlanabileceğini
düşünüyoruz. Bu konuda üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuz herkesçe
bilinmelidir.
Türkiye, bugüne değin olduğu gibi, bundan sonra da Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'ni ve Kıbrıs Türk halkını desteklemeyi sürdürecektir. Kıbrıslı
Türk kardeşlerimizin yıllardır sıkıntı çekmelerine neden olan haksız ambargolardan
kurtularak, uluslararası toplumla ve Avrupa'yla bütünleşmesini istiyoruz.
Bölgemizde barış ve istikrarın egemen olması, ekonomik kalkınma ve işbirliği
olanaklarının bölge uluslarının karşılıklı yararına en geniş biçimde değerlendirilmesi
dış politikamızın temel öncelikleri arasındadır. Türkiye, bu anlayışla,
tüm komşularıyla karşılıklı yarar ve içişlerine saygı temelinde ilişkilerini
geliştirmeyi 2004 yılında da sürdürecektir.
Değerli Yurttaşlarım,
2003 yılına ilişkin göstergelerdeki olumlu gelişmeler, temel makroekonomik
hedefleri ulaşılabilir kılarak, ülkemizin üreten bir ekonomik yapıya yeniden
sahip olabileceğini göstermiştir. Ancak, bu umutlu gelişmelerin sürdürülebilir
kılınabilmesi için, ekonomimizde giderek azaldığı izlenimi veren kırılganlık
noktalarının tümüyle ortadan kaldırılmasına yönelik çabalarla desteklenmesi
gerekmektedir.
Dış ticaret hacmindeki artışlar, dünya ekonomisiyle daha yüksek oranda
bir bütünleşme içine girdiğimizi göstermektedir. Dışsatım artışlarının
sürekliliğinin sağlanabilmesi için, teknolojik gelişmelere ağırlık verilmesi,
maliyetler üzerindeki yüklerin azaltılması ve özellikle de, dışsatımı sürükleyici
sektörlerin çeşitlendirilmesi zorunludur.
80. yılını tamamlayan Cumhuriyetimizin, hedeflediği bilgi toplumuna
erişebilmesi için, sanayileşme vizyonunun netleştirilerek yaşama geçirilmesi
oldukça önemlidir. Sektörler ve bölgelerarası kaynak tahsislerini uzun
erimli bir kalkınma-büyüme stratejisi doğrultusunda yönlendirilmesi gerekmektedir.
Ekonomik gelişmeyi sağlayacak yatırımların devletçe desteklenmesi, bir
yandan ekonomik büyümeyi sağlarken, diğer yandan da işsizlikle savaşıma
katkıda bulunacaktır.
2004 yılı, işsizliğin azaltılabildiği, akılcı bir bakışla yeniden tasarlanacak
tarımsal politikaların da desteğiyle temel gereksinimler yönünden ülkemizin
kendi kendine yeterliliğinin sürdürülebilir kılındığı bir yıl olmalıdır.
Değerli Yurttaşlarım,
Türkiye, geride kalan 80 yılda, sıkıntılara karşın, bölgesinde ve dünyada
barış ve istikrar ögesi olarak gelişmesini sürdürmüş, kıvanç duyduğumuz
atılım ve başarılarıyla, gurur verici düzeye ulaşmıştır.
Rekabet gücü yüksek sanayii, kaliteli ve uluslararası standartlara uygun
üretim yapısı, dünyaya açılan başarılı girişimcileri ve dünyanın büyük
ekonomileri arasına girme hedefiyle Türkiye, önemli bir bölgesel güç olma
yolunda ilerlemektedir.
Bununla birlikte, ülkemizin ulusal ve uluslararası düzeyde kimi önemli
sorunlarla karşı karşıya olduğunun da bilincindeyiz.
Türkiye'nin ülke ve Ulus olarak, sorunlarını aşacak güce, kararlılığa
ve istence sahip olduğundan kuşku duymuyoruz.
Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma ereğimiz, ülkemizin gelişmesini sürdürmesini,
demokratik ve uygar bir devlet olma yolunda gereksinim duyulan köklü değişikliklerin
ve düzenlemelerin yaşama geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bunların, ülkemizin
uluslararası alandaki saygınlığını ve güvenilirliğini artıracağı yadsınamaz.
İnsan kaynakları, bir ülkenin gelişme sürecindeki ve geleceğe yönelişindeki
en önemli gücüdür.
Bu nedenle eğitimin, her dönemde, tüm aşamalarıyla önemsenmesi, ulusal
bir yaklaşımla ele alınması gereken temel araç olduğunu vurgulamak istiyorum.
Laik eğitimin ve öğretim birliğinin dayandığı ilkelerden ödün vermeden
kalitesinin yükseltilmesi, çağdaş eğitim olanaklarından herkesin eşit biçimde
yararlanması için çaba gösterilmelidir.
Bu kapsamda zorunlu temel eğitimin 12 yıla çıkarılması, kısa erimde
gerçekleştirilmesi gereken önemli bir hedef olarak görülmeli, gerekli yapılanmalar
kararlılıkla yaşama geçirilmelidir.
Okur-yazar nüfus oranının yükseltilmesi için elbirliğiyle çalışılmalı,
tüm araçlardan yararlanılmalı, kadın-erkek tüm yurttaşlarımızın eğitim
kampanyalarına katılımı özendirilmelidir.
Sağladığı etkili ve hızlı iletişimle toplumları bilginin yol göstericiliğinde
evrensel değerler sisteminde buluşturan, katılımı ve paylaşımı artıran
bilgi toplumu düzeyine ulaşmak, temel önceliklerimizden biri olarak algılanmalıdır.
Araştırma-geliştirmeye yeterli kaynak ayrılmalı, özgün bilimsel çalışmalar
desteklenmeli, beyin göçünün önlenmesine özel önem verilmelidir. Türkiye'nin
kendi teknolojisini üretebilmesi için, benimsenecek ve uygulanacak özgün
bilim politikalarıyla bilimsel birikimimiz harekete geçirilmelidir.
Ülke genelinde bölgelerarası gelişmişlik farklılıklarının azaltılması,
toplumsal ve ekonomik bütünleşme çabaları sürdürülmelidir. Sosyal politikalara
ağırlık verilmeli, toplumda sosyal adalet ve uygulamalarda eşitlik yaratılması
için çaba gösterilmelidir.
Boyutu, türü ve sonucu ne olursa olsun tüm yolsuzluk olaylarının üzerine
kararlılıkla gidilmeli, siyasetin kişisel çıkarlara hizmet etme aracı olarak
görülmesinin engellenmesi amacıyla Siyasi Etik Yasası çıkarılmalıdır. Olayların
ve kişilerin, toplumsal değerleri yıpratmasına fırsat verilmemelidir.
Bunlar, siyaset üstü tutulması ve herkesin sahip çıkması gereken hedeflerdir.
Türkiye'nin genç ve dinamik nüfusu, girişimcileri, köklü kurumları ve
sivil toplum örgütleriyle, zengin kaynaklarını, birikimlerini ve olanaklarını
akılcı biçimde değerlendirerek, 21. yüzyılda çok daha iyi bir düzeye ulaşabileceğine
inanıyoruz.
Toplumumuzun geniş kesimlerinin Türkiye'yi çağdaş dünyada etkin bir
ülke olarak öne çıkaracak adımlar üzerinde görüş birliği içinde olması,
bu inancımızı ve umudumuzu güçlendirmektedir.
Değerli Yurttaşlarım,
Türk Ulusu birlik ve dayanışma içinde tüm güçlüklerin üstesinden gelmiş,
çağdaş ve aydınlık bir yaşam için Yüce Atatürk'ün izinde yılmadan ve yorulmadan
ilerlemiştir. Türkiye, laik ve demokratik yönetim biçimiyle bugün birçok
ülke için örnek durumundadır.
80 yıldır, toplumsal ve ekonomik alanda karşılaşılan güçlüklerin aşılmasında,
gelişme ve kalkınma çabalarında yurttaşlarımız, her türlü özveriyi göstermiş,
Devletimize her zaman büyük destek vermiştir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaş dünyada etkin bir ülke olarak öne çıkmasını
sağlamak, çocuklarımıza ve gençlerimize övünecekleri bir ülke bırakmak,
aydınlık yarınlar hazırlamak hepimizin ortak sorumluluğudur.
2004 yılının güçlü, geleceğe güvenle bakan, mutlu, huzurlu, yönetimde
ve ekonomide istikrarı yakalamış Türkiye'ye ulaşma yolunda yeni bir başlangıç
oluşturmasını umut ediyoruz.
Ülkemizin, 2004 yılında saptadığı hedeflere ulaşma yolunda önemli ilerlemeler
sağlayacağına inanıyoruz.
Umudumuzu, kararlılığımızı ve güvenimizi hiçbir zaman yitirmeden, Devlet
ve yurttaş işbirliğiyle ülkemizin gelişmesi ve mutlu yarınlara ulaşılması
için daha çok çaba göstermeliyiz.
Bu duygu ve düşüncelerle, yurt içindeki ve dışındaki yurttaşlarımızın,
Kıbrıs'taki ve Türk dünyasındaki soydaşlarımızın ve tüm insanlığın yeni
yılını kutluyorum. Yeni yılın herkese, başarı, sağlık, mutluluk getirmesini diliyorum.
|