Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yapılan yazılı açıklama şöyle:
(6 Mayıs 2004)
BASIN AÇIKLAMASI
Türk Silahlı Kuvvetleri, Avrupa Birliği sürecinde ülkemizin önünü
açıcı ve yapıcı katkı sağlamak amacıyla, son Anayasa değişiklikleri içerisinde
yer alan doğrudan kurumumuzla ilgili konularda dahi karşı görüş belirtmek
için haklı gerekçeleri olduğu halde, görüş belirtmekten özenle kaçınmıştır.
Nisan 2004’de gerçekleştirilen basın toplantısında, kamuoyuna yeterince
yansıtılmayan ancak, Kurumumuzun vazgeçilmez kabul ettiği ve açıkça taraf
olduğu konular açıklanmıştı.
Bu çerçevede, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan Yüksek Öğretim
Kanunu Değişiklik Tasarısına ilişkin gelişmeler dikkatle izlenmektedir.
1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 32nci Maddesi; “İmam Hatip
Liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur’an kursu öğreticiliği gibi dini
hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek üzere,
Milli Eğitim Bakanlığınca açılan orta öğrenim sistemi içinde, hem mesleğe
hem yüksek öğrenime hazırlayıcı programlar uygulayan öğretim kurumlarıdır”
hükmünü amirdir. Kanun maddesinin gerekçesinin yazılı olduğu Meclis ve
Senato komisyon raporlarında da belirtildiği gibi, burada kastedilen yüksek
öğrenim kurumlarının, kendi alanlarındaki yüksek öğrenim kurumları olduğu
açıktır. Ayrıca, 430 Sayılı Tevhidi Tedrisat Kanununun 4ncü Maddesi; Milli
Eğitim Bakanlığınca, dini bilgiler konusunda yüksek uzmanlar yetiştirmek
üzere üniversitede bir ilahiyat fakültesi kurulmasını ve ayrıca, imamlık
ve hatiplik gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesiyle görevli memurların
yetişmesi için de ayrı okullar açılmasını öngörmektedir.
Görüldüğü üzere, söz konusu kanunlar; imam hatip liselerini, sadece
din hizmetinde görevlendirilecek eleman yetiştiren öğretim kurumları olarak
tanımlamaktadır. Olaya bu açıdan bakıldığında, söz konusu değişiklik
tasarısının bahse konu bu kanunların lafzına ve ruhuna uygun olduğunu söylemek
mümkün değildir.
1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 32 nci Maddesi ve 430 Sayılı
Tevhidi Tedrisat Kanununun 4ncü Maddesi ile tesis edilen sistemin dışına
çıkacak uygulamaların, söz konusu maddelerin amaçladığı “öğrenim birliği”
ve “laik eğitim ilkelerini” zedeleyeceği açıktır.
Bu nedenle, Cumhuriyetin temel niteliklerine bağlılığı şüphesiz olan
kesim ve kurumların bu değişiklik tasarısını benimsemesi beklenemez.
Değişiklik tasarısının getirdiği diğer önemli husus ise, Yüksek
Öğretim Kanununun 6 ncı Maddesindeki Yüksek Öğretim Kurulu’na ait bazı
yetkilerin üniversitelere devrine imkan veren değişikliktir. Bu yetki devriyle
amaçlanan hususlar üzerinde de hassasiyetle durulması gerekmektedir.
Hatırlanacağı gibi, 2003 Ekim ayı içersinde, meslek liselerine
ilişkin bir kanun tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmuş, ancak
kamuoyunda oluşan tepkiler üzerine gündemden düşürülmüşken, yaklaşık altı
ay sonra, ne değişmiştir ki, aynı kapsamda bir kanun tasarısı, birçok
kurum ve kesimin karşı çıkmasına rağmen yeniden gündeme getirilmiştir.
Bu tavrı görmezden gelmek mümkün değildir.
Elbette yüksek öğretim sisteminin düzeltilmesi gereken pek çok yönü
bulunmaktadır. Burada esas olan, “çağdaş uygarlık düzeyi”ni hedefleyen
bir toplum için öğretimin kalitesini artırmak, öğretim ve istihdam
arasındaki dengeyi sağlamaktır. Bu düzenlemeler bilimsel kavramlar içerisinde,
Anayasa ve kanunlarla çizilen çerçevede eğitim ve öğretim sistemini
bir bütün olarak ele almak suretiyle yapılmalıdır.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Cumhuriyetin demokratik, laik ve sosyal
bir hukuk devleti nitelikleriyle ilgili düşünceleri ve tavrı dün ne ise
bugün de aynıdır ve yarın da aynı olacaktır. Hiç kimsenin Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin bu düşünce ve tavrı üzerinde şüphe ve yanılgı içinde olması
düşünülemez.
Türkiye’nin son derece hassas meselelerinin olduğu bir ortamda,
gereksiz yere ilave ciddi sorunları beraberinde getireceği açık olan bu
değişiklik tasarısına, ilgili kurum ve kuruluşların dikkatle ve sağduyu
içinde yaklaşacaklarına ve Yüce Milletimizin bu konuya gerekli hassasiyeti
göstereceğine inanılmaktadır.
Saygı ile duyurulur.
|