Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar
RAZAMAN BAYRAMI MESAJI (2003)
RAZAMAN BAYRAMI MESAJI (2002)
RAZAMAN BAYRAMI MESAJI (2001)

SEZER'İN RAMAZAN BAYRAMI MESAJI
14 Kasım 2004

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajda, demokrasiyi yaşatacak ilkelerin çağdaş içerikleriyle yaşama geçirilebilmesi ve demokrasi kültürünün toplumun tüm katmanlarına yayılması için çaba gösterilmesi gerektiğini bildirdi.

Sezer, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyeliğinin belli bir coğrafya ve dinsel inançlarla sınırlanmayan küresel bir değer ifade etmesine yapacağı katkıların açık olduğunu belirtti.
 

SEZER'İN BAYRAM MESAJINDAN...

"Barışın, kardeşliğin ve hoşgörünün egemen olduğu dünyaya ulaşılabilmesi evrensel bir amaçtır. Ancak, insanlığın tarihi boyunca maddi ve manevi boyutlarda elde edilen ilerlemelere karşın henüz, bu düzeyin çok uzağında olduğunu söylemek yerinde bir saptama olacaktır. "

"Türkiye'nin, sorunlarını aşarak güçleneceğine, demokraside, ekonomide, yönetimde, bilim ve teknolojide, insan hakları ve hukuk devleti alanlarında dünyanın ileri ülkeleri düzeyine ulaşacağına inancımız sonsuzdur. Toplumumuzun dinamizmi ve istenci, bu konudaki en büyük güvencemizdir."

"Demokrasi ve Cumhuriyet kazanımlarının bireylere sağladığı özgürlük ortamı ve oluşan olumlu etkileşim, ulusların gönencini artırmaktadır. Demokrasiyi yaşatacak ilkelerin çağdaş içerikleriyle yaşama geçirilebilmesi ve demokrasi kültürünün toplumun tüm katmanlarına yayılması için çaba gösterilmelidir. "

"Türkiye, laik, demokratik yapısı ve gerçekleştirdiği atılımlarla başarılı bir gelişme modeli oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti bu yapısı ile örnek bir ülkedir. "

"Ülkemizin bu niteliklerinden Avrupa Birliği üyelik sürecimiz güç kazanmaktadır. Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa Birliği'nin belli bir coğrafya ve dinsel inançlarla sınırlanmayan küresel bir değer ifade etmesine yapacağı katkılar açıktır. Birliğin içinde bugün varolan çeşitliliğe kültürel zenginliğimiz kuşkusuz yeni boyutlar kazandıracaktır."

"İnanıyorum ki, 17 Aralık 2004 tarihinde düzenlenecek Avrupa Birliği Konseyi'nde ülkemizle üyelik görüşmelerinin başlatılması yönünde alınmasını beklediğimiz karar, uygarlıklar ve dinler arasındaki farklılıkların aslında kültürel zenginliği besleyen bir kaynak olduğunu vurgulayan ve Batı ile İslam Dünyası'nın demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve hoşgörü gibi evrensel değerler temel alınarak kucaklaşabileceğini açıklıkla ortaya koyacaktır. "

"Türkiye'nin çağdaş dünyayla bütünleşme sürecinde, herkese, kamu ve özel tüm kurum ve kuruluşlara büyük görevler ve sorumluluklar düşmektedir."
 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Ramazan Bayramı mesajı şöyle:
(14 Kasım 2004)

Değerli Yurttaşlarım,

Yaşamımızda vazgeçilmez yeri olan, toplum olarak büyük önem verdiğimiz bir Bayramı huzur içinde karşılamanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Bu Bayram gününde, tüm yurttaşlarımıza saygılarımı ve en iyi dileklerimi sunuyor, Bayram'ın ülkemize, barış, esenlik ve gönenç getirmesini diliyorum.

Toplumumuz için büyük anlam taşıyan bayramlar, birlik ve beraberliğimizin simge günlerindendir.

Bayramlar toplumsal yaşama hareketlilik getirir, insanlara umut aşılar, dostluk, dirlik ve barış ortamının oluşmasına katkıda bulunur. Bu nedenle, bayramları, anlam ve önemine uygun olarak kutlamalı, birbirimize ve ülkemize karşı sorumluluklarımızı unutmamalıyız.

Yaşama sevincini canlı tuttuğu için bayramlar, insanlar arasında karşılıklı sevgi ve saygının arttığı, güzel duyguların içtenlikle anlatıldığı ve insanların birbirlerine daha çok özen gösterdiği özel günlerdir.

Bayramlar, bireyleri aynı düşünce ve değerlerde buluşturmakta, gönülleri yakınlaştırarak, kişisel çekişmelerin, dargınlıkların ve kırgınlıkların unutulmasına, kardeşlik ve iyilik duygularının yeşermesine olanak sağlamaktadır.

Bayramlarda, insanı insan yapan değerler yoğun biçimde paylaşılır. Bayramlar, insanları kaygılardan uzaklaştırmakta, toplumsal yaşamda yardımlaşma ve dayanışmanın gerekliliğini anımsatmaktadır. Bireyleri kötülüklerden arındırarak, iyiliklere, bireysel ve gündelik çıkar kaygısının ötesinde güzelliklere yöneltmektedir.

Bayramları fırsat bilerek, bizleri birarada tutan değerlerimize sahip çıkmalı, birlik ve beraberliğimizi korumalıyız. Yaşamımızda sevginin, saygının, kardeşliğin, hoşgörünün, eşitliğin ve adaletin etkin kılınması, etik değerlerin tüm toplumu kuşatması için çaba göstermeliyiz.

Bugün dünyamızda ekonomik gelişmişlik farklılıkları nedeniyle çok sayıda insanın açlık ve yoksulluk tehdidi altında yaşaması, birçok bölgede masum insanları hedef alan terör olaylarının, savaşların, şiddet içeren hareketlerin sürmesi, evrensel değerlerle çelişmektedir.

Küresel nitelik kazanan sorunlara ülkelerin ilgi göstermemesi, dünyamızı yaşanabilir olmaktan çıkarmakta, herkesin gücü oranında söz sahibi olduğu, güçlünün güçsüzü gözetmediği, insanlık onurunu ve kişilik haklarını yok saydığı bir dünyaya gidişi hızlandırmaktadır.

Bununla birlikte, yaşanan acı deneyimlerden gereken derslerin alınmaması, geleceğe ilişkin kaygılarımızı artırmaktadır.

Barışın, kardeşliğin ve hoşgörünün egemen olduğu dünyaya ulaşılabilmesi evrensel bir amaçtır. Ancak, insanlığın tarihi boyunca maddi ve manevi boyutlarda elde edilen ilerlemelere karşın henüz, bu düzeyin çok uzağında olduğunu söylemek yerinde bir saptama olacaktır.

Günümüzde her şey hızla değişmekte, dünyadaki dönüşüm süreci yeni bakış açılarını, olayları farklı boyutlardan görebilmeyi zorunlu kılmaktadır.

İçinde bulunduğumuz dönemde, uluslararası ilişkilere ve küresel sorunlara çağın gelişmelerine ve gerçeklerine uygun politikalarla yaklaşmak, kuşkusuz sorunların çözümünün birinci adımıdır.

İnsanların mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmeleri için gelecek ile ilgili öngörülü plan ve stratejiler oluşturulması, sorunlara insancıl yaklaşımlarla sağduyulu ve gerçekçi çözümler üretilmesi, uluslararası toplumun öncelikli hedefi olmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, sorunlara duyarsız kalınması, ortak geleceğimizin karartılması sonucunu doğuracaktır.

Değerli Yurttaşlarım,

21. yüzyılın koşulları, çağdaş dünyada, ülkelerin dışında kalamayacakları bir ilerleme yarışını birlikte getirmiştir. Yaşanan değişimlerin ayırdına vararak gerekli dönüşümleri zamanında gerçekleştiren ülkeler, günümüz dünyasında daha fazla söz sahibi olmaktadırlar.

Bu anlayışla gelişme çabalarını sürdüren Türkiye'nin, sorunlarını aşarak güçleneceğine, demokraside, ekonomide, yönetimde, bilim ve teknolojide, insan hakları ve hukuk devleti alanlarında dünyanın ileri ülkeleri düzeyine ulaşacağına inancımız sonsuzdur. Toplumumuzun dinamizmi ve istenci, bu konudaki en büyük güvencemizdir.

Bu hedeflere ulaşmak amacıyla adımlar atılırken, kimi öncelikli sorunların gözönünde bulundurulması gerektiğini vurgulamak istiyorum.

Birbirine bağlı ve birbirini doğrudan etkileyen bu sorunların çözülmesiyle, toplumumuz hak ettiği olanaklara ve yaşam düzeyine kavuşabilecektir.

Demokrasi ve Cumhuriyet kazanımlarının bireylere sağladığı özgürlük ortamı ve oluşan olumlu etkileşim, ulusların gönencini artırmaktadır. Demokrasiyi yaşatacak ilkelerin çağdaş içerikleriyle yaşama geçirilebilmesi ve demokrasi kültürünün toplumun tüm katmanlarına yayılması için çaba gösterilmelidir.

İnsan kaynakları, bir ülkenin gelişme sürecindeki ve geleceğe yönelişindeki en önemli gücüdür.

Bu nedenle, insanları birbirine, topluma ve ülkesine karşı duyarlı ve sorumlu kılan, olgun yaklaşımları ve insancıl duyguları yeşerten eğitim tüm aşamalarıyla önemsenmelidir.

Eğitimin anayasal ilkeler doğrultusunda kalitesinin yükseltilmesi, çağdaş eğitim olanaklarının herkese ulaştırılması temel amaç olarak benimsenmelidir.

Sağladığı etkili ve hızlı iletişimle toplumları bilginin yol göstericiliğinde evrensel değerler sisteminde buluşturan, katılımı ve paylaşımı artıran bilgi toplumu düzeyine ulaşmak, temel önceliklerimizden biri olarak algılanmalıdır.

Araştırma ve geliştirmeye yönelik özgün bilimsel çalışmalar desteklenmeli, bilimsel potansiyelimizin harekete geçirilmesine ve beyin göçünün önlenmesine özel önem verilmelidir.

Sosyal devlet anlayışıyla çelişen, toplumun güven duygusunu zedeleyecek politika ve uygulamalardan özenle kaçınılmalıdır.

Ülke genelindeki gelişmişlik farklılıklarının azaltılması gözönünde bulundurulması zorunlu bir konudur. Sosyal politikalara ağırlık verilmeli, toplumda sosyal adalet ve fırsat eşitliği yaratılması için çaba gösterilmelidir.

Bununla birlikte, gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi, vergi adaletinin sağlanması, sosyal güvenlik sisteminin tüm yurttaşları kapsayacak biçimde genişletilmesi öncelikli hedefler olarak görülmelidir.

Ülkenin temel sorunları arasındaki yerini koruyan işsizliğin azaltılması için önlemler alınmalı, yatırımlara hız kazandırılmalı ve girişimciler desteklenmelidir.

Sosyal adaletsizliğin ve gelir dağılımı bozukluğunun en önemli nedenlerinden olan yolsuzlukların üzerine kararlılıkla gidilmeli, ülke kaynaklarının savurganca tüketilmesinin ve kişisel çıkarlara hizmet etmesinin önüne geçilmelidir.

Değerli Yurttaşlarım,

Türkiye, laik, demokratik yapısı ve gerçekleştirdiği atılımlarla başarılı bir gelişme modeli oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti bu yapısı ile örnek bir ülkedir.

Ülkemizin bu niteliklerinden Avrupa Birliği üyelik sürecimiz güç kazanmaktadır. Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa Birliği'nin belli bir coğrafya ve dinsel inançlarla sınırlanmayan küresel bir değer ifade etmesine yapacağı katkılar açıktır. Birliğin içinde bugün varolan çeşitliliğe kültürel zenginliğimiz kuşkusuz yeni boyutlar kazandıracaktır.

İnanıyorum ki, 17 Aralık 2004 tarihinde düzenlenecek Avrupa Birliği Konseyi'nde ülkemizle üyelik görüşmelerinin başlatılması yönünde alınmasını beklediğimiz karar, uygarlıklar ve dinler arasındaki farklılıkların aslında kültürel zenginliği besleyen bir kaynak olduğunu vurgulayan ve Batı ile İslam Dünyası'nın demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve hoşgörü gibi evrensel değerler temel alınarak kucaklaşabileceğini açıklıkla ortaya koyacaktır.

Geçici sıkıntılarla karşılaşılsa da, bugüne kadar Ulus olarak sorunlar karşısında gösterdiğimiz duyarlılık, dayanışma ve yardımlaşma geleneğimizle bunları da aşabileceğimize yürekten inanıyoruz.

Ülkemizin genç ve dinamik nüfusu, başarılı girişimcileri, köklü kurumları, sivil toplum örgütleri, sahip olduğu zengin kaynakları ve olanakları, bu konuda bizleri umutlu olmaya yöneltmektedir.

Birlik ve dayanışmamızı artırarak, ayrılık yaratmak isteyenlere fırsat vermeyerek, bölünmez bütünlüğümüzü koruyarak, laik Devlet yapımıza, Cumhuriyetimize sahip çıkarak, sorunlarımıza özgün çözümler üreterek ülkemizi geleceğe taşıyabiliriz.

Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk'ün gösterdiği çağdaşlaşma hedefi doğrultusunda ilerleyecek, insanının mutluluğu ve gönenci için evrensel değerleri yakalama başarısını mutlaka gösterecektir.

Türkiye'nin çağdaş dünyayla bütünleşme sürecinde, herkese, kamu ve özel tüm kurum ve kuruluşlara büyük görevler ve sorumluluklar düşmektedir.

Ülke çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan bilinçli yurttaşların, kurum ve kuruluşların el ele vermesiyle, güçlü, başarılı, huzurlu, mutlu Türkiye'ye ulaşacağımıza inanıyoruz.

Bu düşüncelerle, yurt içindeki ve dışındaki tüm yurttaşlarımızın, Kıbrıs'taki soydaşlarımızın, Türk ve İslam dünyasının Bayramı'nı kutluyor; Bayram'ın Ulusumuza, ülkemize, dünyamıza ve tüm insanlığa barış, kardeşlik ve huzur getirmesini diliyorum.
 



(14 KASIM 2004)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2004 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.