"Yükseköğretim Genel Kurulu'ndan Kamuoyuna Açıklama" başlıklı metin şöyle:
(6 Mayıs 2004)
YÜKSEKÖĞRETİM GENEL KURULU’NDAN
KAMUOYUNA AÇIKLAMA
Yükseköğretim Kanunu ile ilgili olarak, hükümetin Türkiye Büyük Millet
Meclisi’ne sunmuş olduğu Kanun Tasarısının odak noktası, Meslek Lisesi
mezunları için yükseköğretime girişte kullanılacak katsayılardır
Yükseköğretim Genel Kurulu, yaklaşan sınav takvimini de dikkate alarak,
kanun tasarısını görüşmek üzere olağanüstü toplanmış ve aşağıdaki hususların
kamuoyuna duyurulmasına karar vermiştir:
1. Milli Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu arasında uzun
yıllara dayanan yoğun ortak çalışmalar sonucu, 1999 ve 2001 yıllarında
yapılan yasal düzenlemeler ile, ortaöğretimden yükseköğretime geçişte uygulanacak
temel esaslar belirlenmiştir. Buna göre, bütün gelişmiş ülkelerde olduğu
gibi, meslek liseleri ile genel liselerden mezun olanların, kendi alanlarında
yükseköğretime devam etmelerini teşvik edici önlemler alınmıştır. Buradaki
amaç, ülke kalkınmasında belirlenen hedeflere ulaşabilmek için mevcut kaynakları
en verimli şekilde kullanarak nitelikli insan gücünü yetiştirmektir.
Yukarıda belirtilen çalışmalar yapılmadan önce, ülkemizde, yanlış eğitim
politikaları sonucu, yeterince yatırım ve yönlendirme yapılmadığı için
mesleki eğitimin gerekli ölçüde gelişmediği tespit edilmiştir. Yükseköğretim
Kurulu’nca alınan önlemlerle, şu anda mesleki eğitimin yükseköğretimdeki
payı %30’lara ulaşmış olup, hedeflenen oran gelişmiş ülkelerde olduğu gibi
%50’lerin üzerindedir.
Mesleki eğitim ile genel eğitim; amaçları, konuları ve alt yapıları
bakımından birbirinden tamamen farklı olan ve farklı olmaları gereken iki
ayrı eğitim türüdür. Bu kapsamda, mesleki eğitim, uygulamaya yönelik özel
bilgi ve beceri kazandırmayı hedefleyen eğitim-öğretim faaliyetlerini kapsarken,
genel liseler akademik bir eğitim programı çerçevesinde faaliyet göstermektedir.
Bu bakımdan, mesleki eğitim veren liselerin fiziki alt yapılan genel liselere
göre çok daha masraflı araç-gereç donanımını gerektirmektedir.
1999 yılında sınav sisteminde yapılan değişikliklerle, meslek liselerinden
mezun olanların, mesleki ve teknik alandaki yükseköğretim lisans programlarına
yerleştirilmelerinde önemli ek puan avantajları sağlanmıştır.
2001 yılında yapılan reform niteliğindeki yasal düzenlemelerle, meslek
lisesi mezunlarının sınavsız olarak meslek yüksekokullarına yerleştirilmeleri
gerçekleştirilmiştir. Buna ek olarak, meslek yüksekokulu mezunlarının en
az % 10’unun, dikey geçiş sınavı ile lisans programlarına devam edebilmeleri
sağlanmıştır.
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı gibi, meslek liselerinde verilen
eğitim, öğrencileri iş hayatına yönlendirebileceği gibi, aynı zamanda mesleki
ve teknik yükseköğretim programlarının alt yapısını oluşturacak bir nitelik
taşımaktadır. Buna karşılık, genel lise programları, öğrencilerini yalnızca
üniversiteye hazırlama niteliğindeki akademik programlardır.
Yukarıda temel esasları ve unsurları açıklanan mevcut uygulamanın değiştirilmesine
yönelik girişimlerin gerçekleşmesi halinde, mesleki eğitimin temel amacından
sapılacağı için, yapılmış olan büyük yatırımlar boşa gidecek ve hedeflenen
oranlara ulaşılamayacaktır. Görüldüğü gibi, meslek lisesi mezunlarının
mağdur edildiği iddiası ile ileri sürülen değişiklik önerisi, aslında tam
bir eşitsizlik doğuracaktır. Şayet, değişiklik önerisinin arkasındaki esas
amaç, bir grup meslek lisesi mezununun mağduriyeti iddiasını taşıyor ise,
o zaman sorgulanması gereken, bu meslek liselerinin varlık gerekçesi ve
işlevidir. Yapılması istenen değişikliğin doğuracağı vahim sonuçlardan
biri de, meslek lisesi mezunlarının pek çoğunun, bilinçli olarak ve boş
ümitlerle dershanelere yönlendirilecek olmalarıdır.
Gözden kaçırılmaması gereken diğer bir nokta da, eğitim alanları gibi
akademik bir konunun puan türleri ile ilişkilendirilmiş olmasının, eğitim
bilimi ile bağdaştırılamayacak sığ bir yaklaşım göstergesi olduğudur. Ayrıca,
tasarıda yer alan 0.80, 0.60 ve 0.45 gibi katsayıların eğitimin ölçülerinden
uzak, keyfi belirlemeler olduğu da açıkça görülmektedir. Oysa, halen yürürlükte
olan katsayılar, Yükseköğretim Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığının uzun
yıllar ortak çalışması sonucu tespit edilmiş bilimsel verilere dayalıdır.
2. Hukuki boyutu ile incelendiğinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne
sunulan kanun tasarısının, dar kapsamlı düzenlenmiş olması, saklı siyasi
amacını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu siyasi amaca ulaşmak
için de, hükümet, Yükseköğretim Kurulu’nun mevcut kompozisyonunu tasfiye
etmek suretiyle, kendi niyet ve hedeflerine engel olarak gördüğü bir yapıyı
ortadan kaldırmayı planlamaktadır.
Şu hususu da belirtmemiz gerekir ki, katsayılarla ilgili olarak kanunla
yapılacak olan düzenlemenin, teknik açıdan olduğu gibi, hukuki açıdan da
isabetli olmadığı açıktır. Şöyle ki, bu kanun tasarısının 5. madde gerekçesinde
aynen, "Anayasanın 130 uncu maddesinin 9. fıkrasındaki yükseköğretime girişin
kanunla düzenlenmesine dair amir hükmü gereğince yükseköğretime giriş yeniden
düzenlenmiştir" denilmektedir. Konunun Anayasaya uygunluk açısından değerlendirilebilmesi
için, Anayasanın 130 ve 131 inci maddelerinin birlikte ele alınması zorunludur.
Zira, 130 uncu maddenin 9. fıkrasındaki "yükseköğretime giriş" ifadesiyle
hedeflenen hangi şartları taşıyan öğrencilerin yükseköğretime girebileceğinin
kanunla tanımlanmasıdır. Öte yandan, hangi ortaöğretim programlarından
mezun olanların, yükseköğretimin hangi programlarına, hangi ölçütler kullanılarak
girebileceği, Anayasanın 131. maddesinde Yükseköğretim Kurulu’na münhasır
bir yetki olarak tanınmıştır. Kaldı ki, Yükseköğretime öğrenci seçiminin
esaslarını belirlemek, Yükseköğretim sisteminin özerkliğinin bir gereğidir.
Ayrıca, "idare tekniğine ve ihtisasa" ilişkin hususların belirlenmesi,
öteden beri idarenin düzenleme alanı içinde kabul edildiği gibi, bu husus
yargı kararlarıyla da açıklıkla ortaya konmuştur. Bu bakımdan, tasarıda
katsayıların yasama organı tarafından düzenlenmiş olması, bu maddeyi "konu
unsuru" açısından sakatlamakta ve dolayısıyla, bu da Anayasaya aykırılık
sorununu gündeme getirmektedir.
Yükseköğretim Genel Kurulu, bütün bu açıklamalar çerçevesinde, Türk
Yükseköğretiminde ve ülkemizin insan kaynağı planlamasında onarılamayacak
bir tahribata neden olacağını düşündüğü bu tür girişimlere karşı olduğunu
ve bunları engellemek için de, meşru ve hukuki zeminlerde, her türlü çabayı
kararlılıkla göstereceğini kamuoyuna açıklamayı bir görev bilir.
|