|
Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği'nden 22 Mart'ta yapılan açıklamada,
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, tıpkı atalarının yaptığı gibi ülkesini ve
bayrağını koruma ve kollamaya, bunun için gerekirse kanının son damlasını
akıtmaya hazır ve yeminli olduğu belirtilerek,"Onun vakar ve ciddiyetini,
sabrını yanlış yorumlayanlara, yanlış hesap peşinde koşanlara, Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin vatan ve bayrak sevgisini denemeye kalkışanlara, tarihin
sayfalarına bakmalarını öneririz" denildi.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, "Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet ve ulus
bütünlüğünü bozmaya evvelce olduğu gibi bugün de kimsenin gücünün yetmeyeceğini"
söyledi. Sezer şöyle devam etti:
"Bu konuyla ilgili, Genelkurmay Başkanlığımız,
gerekli açıklamada bulunmuştur. Ülke ve ulus bütünlüğü konusunda, içeride
veya dışarıda, kimse yanlış hesap yapmasın. Mersin’de, devletimizin ve
onu oluşturan ulusumuzun, ülkemizin birlik ve bütünlüğünü bozmaya yönelik
ve bunun simgesi olan bayrağımızı yırtmaya yönelik davranışta bulunanları
ve buna azmettirenleri en hafif sözcükle lanetliyorum."
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Türk Bayrağı'na yapılan saldırıyı kınayarak,
"bayrak hepimizin ortak değeridir. Mukaddes değerlerimizden birisidir.
Bayrağa kasıtla yapılan bu küçültücü hareketin affedilmesi mümkün değildir.
Bunu yapanların her şeyinden şüphe ederiz" dedi.
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, aynı gün Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında,
Türk bayrağına yönelik çirkin ve alçakça yaklaşımların kabul edilmeyeceğini
söyledi. Erdoğan, "bayrağımız, milletimizin, ortak tarihimizin, kültürümüzün
bir simgesidir" dedi. Başbakan Erdoğan, bu olaya hükümetin duyarsız kalmasının
mümkün olmadığını,yasal çerçeve içinde yapılması gerekenlerin yapılacağını
belirterek, "Hiçbir zaman bayrağımıza laf ettirmeyiz" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın Brüksel gezisi nedeniyle AKP Grubu'nun olağan
toplantısında milletvekillerine hitap eden Dışişleri Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Abdullah Gül, Mersin'deki Nevruz kutlamalarında Türk bayrağına
saldıranlar için "bedhahtlar" nitelemesinde bulundu. 18 Mart Çanakkale
Savaşları'nı anma törenlerinin bu yıl kin ve nefret için değil, vatan sevgisini
daha da güçlendirmek için çok görkemli gerçekleştirildiğini belirten Gül,
tüm şehitliklerde değişik ırk ve dinlerden insanların omuz omuza yattıklarını
belirtti. Gül, "Vatan sevgisi ay yıldızlı bayrakta sembolleştirilmiştir.
Ve bunun için şehit olanlar vardır. Ne yazık ki bugünlerde omuz omuza şehit
olanların çocuklarının arasından bunun farkında olmayanların çıktığını
görüyoruz. Ne yazık ki atalarımız ay yıldızlı bayrak için şehit olurken
bugün bazı bedhahtlar, bazı zavallılar bu bayrağı ne yazık ki yere düşürüyorlar"
dedi.
TBMM Genel Kurulu’nun 22 Mart 2005 tarihli birleşimini yöneten TBMM
Başkanvekili Ali Dinçer, Mersin’deki Nevruz kutlamaları sırasında Türk
Bayrağı’nın yakmaya çalışanları "hayasız ve densizler" olarak niteledi
ve bu girişimi TBMM adına kınadı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı
konuşmada, Türk bayrağını yırtma girişiminde bulunanları "çapulcu" olarak
nitelendirdi. Baykal, Nevruz gösterileri sırasında Türk bayrağının yere
atılması ve yakılması girişimi ile Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanması
talepleri ve "konfederal çözüm" önerilerine sert tepki gösterdi. Baykal,
"Bunlardan büyük rahatsızlık duyuyoruz. Türkiye olarak kendi demokratik
sorunlarımızı çözmenin içindeyiz. Bir milletin en temel kutsal kimliğine
karşı sorumsuzluğun, 'Canım ne önemi var' diye seyretmenin mümkün olmadığını
biliyoruz. Konferedal çözüm telaffuz edilmeye başlandı; dikkatle izleyeceğiz.
Asıl üzüntü verici olan Türkiye’yi yönetenlerin bu manzara karşısındaki
aciz suskunluğudur. Bazen suskunluk gerekir ama Türkiye’yi rencide edecek
kararları dayatmaya kimsenin hakkı yok. Kimsenin de dayatmalar karşısında
Türkiye’nin hakkını, hukukunu teslim etmeye hakkı yok" diye konuştu.
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, "bayrağın varolma azmimizin, dayanışmamızın,
kederde ve sevinçte ortaklığımızın en anlamlı sembolü" olduğunu belirtti.
Ağar, şunları kaydetti: "Bağımsızlığımızın özgürlüğümüzün timsali olan
bayrağımızı şanla şerefle dalgalandırmak milletimizin boynunun borcu, gelecek
kuşaklara bırakacağı en şerefli mirastır. Bayrağa karşı yapılmış bu terbiyesizlik
sadece lafla geçiştirilemez. Töhmet altında olanların üzerine düşen bir
görev vardır. Onlar gerçekten bu olayı kınıyor ve münferit buluyorlarsa,
gerçekleştirecekleri ilk gösterilerine Türk bayraklarıyla çıkmalı, böylece
tepkilerini ortaya koymalıdırlar. Bu tavır, siyasi talepleri konusunda
millette derin şüpheler uyandırmış çevrelerin gerçekten ne istediklerine
de açıklık getirecektir. Aksi halde söylenen her söz boşluktadır, yalandır,
kandırmacadır."
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Türkiye'nin bayrağını hiçbir koşulda düşürmeyen,
düşürene ve düşürmek isteyene isyan eden ve haddini bildiren bir ülke olduğunu
belirtti.
DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Türk bayrağı Kürtlerin de bayrağıdır.
Mersin'deki olay provokasyondur, kınıyoruz" dedi. Mersin'deki olayın üzerine
gidilmesi gerektiğini söyleyen Bakırhan, "iki çocuğun eline o bayrağın
kimler tarafından verildiği, kimlerin neyi tezgahladığını partimiz de öğrenmek
istiyor" şeklinde konuştu.
Mersin'deki Nevruz gösterileri sırasında Türk bayrağının yakılmasını
engelleyen polis memuru, 24 maaş ikramiye ve takdirname ile ödüllendirildi.
Bu arada, bazı illerde saldırıyı protesto mitingleri düzenlendi.
|