Türkiye'de yaşanan olaylar...
 Ana Sayfalar
BELGENET 
ARŞİV
BELGELER
DOSYALAR
HUKUK
EKONOMİ
KİM KİMDİR
.İlgili Sayfalar

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI AÇIKLAMASI...
Mersin'deki Nevruz kutlamalarında Türk Bayrağı'nın yakılması girişimine sert tepki...
22 Mart 2005
Mersin'de Nevruz kutlamaları sırasında Türk bayrağının yakılması girişimi kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Mersin'de 21 Mart 2005 tarihinde yapılan Nevruz kutlamalarında bir grup Türk bayrağını yakma girişiminde bulunmuş, bayrağı yakmak isteyenler bir polis memuru tarafından engellenmişti.

Genelkurmay Başkanlığı çok sert bir açıklama yaparak, olayı "alçaklık" ve "haince bir davranış" olarak nitelendirdi.
 

Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği'nden 22 Mart'ta yapılan açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, tıpkı atalarının yaptığı gibi ülkesini ve bayrağını koruma ve kollamaya, bunun için gerekirse kanının son damlasını akıtmaya hazır ve yeminli olduğu belirtilerek,"Onun vakar ve ciddiyetini, sabrını yanlış yorumlayanlara, yanlış hesap peşinde koşanlara, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin vatan ve bayrak sevgisini denemeye kalkışanlara, tarihin sayfalarına bakmalarını öneririz" denildi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, "Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet ve ulus bütünlüğünü bozmaya evvelce olduğu gibi bugün de kimsenin gücünün yetmeyeceğini" söyledi. Sezer şöyle devam etti:

"Bu konuyla ilgili, Genelkurmay Başkanlığımız, gerekli açıklamada bulunmuştur. Ülke ve ulus bütünlüğü konusunda, içeride veya dışarıda, kimse yanlış hesap yapmasın. Mersin’de, devletimizin ve onu oluşturan ulusumuzun, ülkemizin birlik ve bütünlüğünü bozmaya yönelik ve bunun simgesi olan bayrağımızı yırtmaya yönelik davranışta bulunanları ve buna azmettirenleri en hafif sözcükle lanetliyorum."

TBMM Başkanı Bülent Arınç, Türk Bayrağı'na yapılan saldırıyı kınayarak, "bayrak hepimizin ortak değeridir. Mukaddes değerlerimizden birisidir. Bayrağa kasıtla yapılan bu küçültücü hareketin affedilmesi mümkün değildir. Bunu yapanların her şeyinden şüphe ederiz" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, aynı gün Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında, Türk bayrağına yönelik çirkin ve alçakça yaklaşımların kabul edilmeyeceğini söyledi. Erdoğan, "bayrağımız, milletimizin, ortak tarihimizin, kültürümüzün bir simgesidir" dedi. Başbakan Erdoğan, bu olaya hükümetin duyarsız kalmasının mümkün olmadığını,yasal çerçeve içinde yapılması gerekenlerin yapılacağını belirterek, "Hiçbir zaman bayrağımıza laf ettirmeyiz" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın Brüksel gezisi nedeniyle AKP Grubu'nun olağan toplantısında milletvekillerine hitap eden Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Mersin'deki Nevruz kutlamalarında Türk bayrağına saldıranlar için "bedhahtlar" nitelemesinde bulundu. 18 Mart Çanakkale Savaşları'nı anma törenlerinin bu yıl kin ve nefret için değil, vatan sevgisini daha da güçlendirmek için çok görkemli gerçekleştirildiğini belirten Gül, tüm şehitliklerde değişik ırk ve dinlerden insanların omuz omuza yattıklarını belirtti. Gül, "Vatan sevgisi ay yıldızlı bayrakta sembolleştirilmiştir. Ve bunun için şehit olanlar vardır. Ne yazık ki bugünlerde omuz omuza şehit olanların çocuklarının arasından bunun farkında olmayanların çıktığını görüyoruz. Ne yazık ki atalarımız ay yıldızlı bayrak için şehit olurken bugün bazı bedhahtlar, bazı zavallılar bu bayrağı ne yazık ki yere düşürüyorlar" dedi.

TBMM Genel Kurulu’nun 22 Mart 2005 tarihli birleşimini yöneten TBMM Başkanvekili Ali Dinçer, Mersin’deki Nevruz kutlamaları sırasında Türk Bayrağı’nın yakmaya çalışanları "hayasız ve densizler" olarak niteledi ve bu girişimi TBMM adına kınadı.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türk bayrağını yırtma girişiminde bulunanları "çapulcu" olarak nitelendirdi. Baykal, Nevruz gösterileri sırasında Türk bayrağının yere atılması ve yakılması girişimi ile Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanması talepleri ve "konfederal çözüm" önerilerine sert tepki gösterdi. Baykal, "Bunlardan büyük rahatsızlık duyuyoruz. Türkiye olarak kendi demokratik sorunlarımızı çözmenin içindeyiz. Bir milletin en temel kutsal kimliğine karşı sorumsuzluğun, 'Canım ne önemi var' diye seyretmenin mümkün olmadığını biliyoruz. Konferedal çözüm telaffuz edilmeye başlandı; dikkatle izleyeceğiz. Asıl üzüntü verici olan Türkiye’yi yönetenlerin bu manzara karşısındaki aciz suskunluğudur. Bazen suskunluk gerekir ama Türkiye’yi rencide edecek kararları dayatmaya kimsenin hakkı yok. Kimsenin de dayatmalar karşısında Türkiye’nin hakkını, hukukunu teslim etmeye hakkı yok" diye konuştu.

DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, "bayrağın varolma azmimizin, dayanışmamızın, kederde ve sevinçte ortaklığımızın en anlamlı sembolü" olduğunu belirtti. Ağar, şunları kaydetti: "Bağımsızlığımızın özgürlüğümüzün timsali olan bayrağımızı şanla şerefle dalgalandırmak milletimizin boynunun borcu, gelecek kuşaklara bırakacağı en şerefli mirastır. Bayrağa karşı yapılmış bu terbiyesizlik sadece lafla geçiştirilemez. Töhmet altında olanların üzerine düşen bir görev vardır. Onlar gerçekten bu olayı kınıyor ve münferit buluyorlarsa, gerçekleştirecekleri ilk gösterilerine Türk bayraklarıyla çıkmalı, böylece tepkilerini ortaya koymalıdırlar. Bu tavır, siyasi talepleri konusunda millette derin şüpheler uyandırmış çevrelerin gerçekten ne istediklerine de açıklık getirecektir. Aksi halde söylenen her söz boşluktadır, yalandır, kandırmacadır."

DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Türkiye'nin bayrağını hiçbir koşulda düşürmeyen, düşürene ve düşürmek isteyene isyan eden ve haddini bildiren bir ülke olduğunu belirtti.

DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Türk bayrağı Kürtlerin de bayrağıdır. Mersin'deki olay provokasyondur, kınıyoruz" dedi. Mersin'deki olayın üzerine gidilmesi gerektiğini söyleyen Bakırhan, "iki çocuğun eline o bayrağın kimler tarafından verildiği, kimlerin neyi tezgahladığını partimiz de öğrenmek istiyor" şeklinde konuştu.

Mersin'deki Nevruz gösterileri sırasında Türk bayrağının yakılmasını engelleyen polis memuru, 24 maaş ikramiye ve takdirname ile ödüllendirildi.

Bu arada, bazı illerde saldırıyı protesto mitingleri düzenlendi.
 

Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yapılan yazılı açıklama şöyle:
(22 Mart 2005)

Büyük Türk Milleti,

Hiçbir değerden nasip almamış bir grup tarafından, insanlığın ortak değeri olan Baharın gelişini kutlama adına düzenlenen masum etkinlikler, yüce Türk Ulusunun sembolü, her zerresi şehit kanıyla bezenmiş şanlı Türk Bayrağına saldırı densizliğinde bulunulacak kadar ileri götürülmüştür.

Türk Milleti engin tarihinde iyi ve kötü günler görmüş, sayısız zaferler yanında ihanetler de yaşamıştır. Ancak hiçbir zaman kendi vatanında kendi sözde vatandaşları tarafından yapılan böyle bir alçaklıkla karşılaşmamıştır.

Savaş meydanında vuruştuğu bir düşmanın Bayrağına dahi saygı gösteren bir ulusun, kendi Bayrağının, kendi topraklarında sözde kendi vatandaşları tarafından böyle bir muameleye maruz kalması hiçbir şekilde izah edilemez ve mazur görülemez.

Bu haince bir davranıştır.

Hem bir ülkenin vatandaşı olmak, havasını teneffüs etmek, suyunu içmek, karnını doyurmak hem de o ülkenin en kutsal ortak değeri olan Bayrağına el kaldırmaya yeltenmek, gaflet, dalalet ve hıyanetten başka bir şekilde tarif edilemez.

Dost ve düşman herkes şunu çok iyi bilmelidir ki; Ne bu Ülkenin Bölünmez Bütünlüğü ne de bu birlik ve bütünlüğün sembolü olan şanlı Türk Bayrağı asla sahipsiz değildir. Başta yüce Türk Milleti olmak üzere onun bağrından çıkmış Türk Silahlı Kuvvetleri, tıpkı atalarının yaptığı gibi, Ülkesini ve Bayrağını koruma ve kollamaya, bunun için gerekirse kanının son damlasını akıtmaya hazırdır. Yeminlidir. Onun vakar ve ciddiyetini, sabrını yanlış yorumlayanlara, yanlış hesap peşinde koşanlara, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Vatan ve Bayrak Sevgisini denemeye kalkışanlara, tarihin sayfalarına bakmalarını öneririz.

Saygı ile duyurulur.
 


(22-23 MART 2005)
Geri
sayfa başı
Geldiğiniz sayfaya dönüş

© 2005 BELGEnet
belgenet.com sitesindeki metin, resim ve diğer içeriğin hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.