Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Ramazan Bayramı
mesajı şöyle:
(2 Kasım 2005)
Değerli Yurttaşlarım,
Toplumsal yaşamımızda önemli yeri olan, bizlere güzel duygular yaşatan
bir bayramı daha hep birlikte karşılamanın sevinci ve mutluluğu içindeyiz.
Tüm yurttaşlarıma saygılarımı ve en iyi dileklerimi sunuyor, Bayram'ın
ülkemize ve dünyaya, barış, huzur ve gönenç getirmesini diliyorum.
Bayramlar, sevginin yoğun yaşandığı, umut ve coşkunun doruğa çıktığı,
birlik, paylaşma ve hoşgörünün güzel örneklerinin sergilendiği özel günlerdir.
Hoşgörü, karşılıklı saygı ve sevginin olduğu yerde filizlenebilir ve
birlikte yaşamanın temel koşullarındandır.
Aile, bireylerin birbirine hoşgörü göstermesi gereken ilk toplumsal
çekirdektir. Ancak, hoşgörü, toplum yaşamında daha da önemlidir.
Hoşgörüde eğitimin en önemli etken olduğu yadsınamaz. Okuyan ve bilen
eğitimli insanın daha hoşgörülü olduğunda kuşku yoktur.
Hoşgörü, sevgi ve saygı insanı temel alan yüce değerlerdir. Bayramlar
da bu değerleri bize yeniden anımsatan özel günlerdir.
Bu bayramın da, dargınlıklar ve kırgınlıklar bir yana bırakılarak güzelliklerin
paylaşıldığı, sevgi ve saygının arttığı, insanların birbirlerine yakınlaştığı
bir ortamda kutlanmasını, eski bayramların coşkusunda geçmesini umut ediyorum.
Bayramların getirdiği barış, huzur ve kardeşlik ortamının değerini iyi
bilmeliyiz. Özellikle bayram günlerinde, bugünlerin kazandırdığı alışkanlıkla
tüm yaşamımızda iyiye ve güzele yönelmeli, insanlara hoşgörüyle yaklaşmalıyız.
Bayramların, anlam ve önemini anımsattığı barış, kardeşlik, sevgi, hoşgörü
gibi değerleri yaşam biçimi olarak benimsemeli; ayrımcılığın ve şiddetin
yaşanmadığı, insanlığın geleceğini tehdit eden sorunların çözüldüğü, barışın
egemen olduğu bir dünya için anlayış birliği içinde çalışmalıyız.
Barışın korunması, sürekliliğinin sağlanması, bireylerin, toplumların,
ülkelerin ve uluslararası kuruluşların çabalarıyla ulaşılabilecek yüce
bir amaç olmalı, insanlığın karşı karşıya bulunduğu sorunların, ancak uzlaşma
kültürünün dünya genelinde benimsenmesiyle çözülebileceği unutulmamalıdır.
Değerli Yurttaşlarım,
Türk Ulusu binlerce yıllık tarihinde birlik, beraberlik ve dayanışma
içinde olmuş, tüm tehditlere ve saldırılara karşı ayakta kalmıştır.
Ulusumuzu güçlü kılan, kahramanlıklarıyla ve dayanışmasıyla tarihte
öne çıkaran işte bu birlik ve beraberlik ruhudur. Tüm olanaksızlıklar içinde
Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı zaferle sonuçlandıran ve Cumhuriyet'i kuran,
başarıya ulaştıran da bu ruhtur.
Ülkemizin üzerindeki emellerini tarihin hiçbir döneminde gerçekleştiremeyen
kimi güçler, vatandaşlarımız arasında yapay ayrılıklar oluşturarak, huzur
ve mutluluğumuzu bozmaya çalışmaktadır.
Yüce Ulusumuz, baskılara, saldırılara, tahriklere ve yönlendirmelere
karşın birlik ve beraberliğinden asla ödün vermeyerek, güçlü bir biçimde
varlığını koruyacaktır.
Terörden umut besleyenler, Türk Ulusu'nun güçlü sağduyusu ve birlikte
yaşama istenci karşısında hiçbir zaman emellerine ulaşamayacaklardır.
Bayramların getirdiği dostluk ve kardeşlik ortamından çıkarılacak çok
önemli dersler vardır. İnsanlık savaş ve çatışma ortamında değil, barış
ve huzur ortamında gelişimini sürdürmüştür.
Terör eylemine başvurarak ya da destekleyerek ülkedeki huzuru bozmak
isteyenler, Türkiye Cumhuriyeti'nin gelişiminden rahatsız olanlardır.
Son günlerde terör eylemlerini tırmandırarak ya da kimi sokak gösterileri
düzenleyerek çirkin yüzlerini yeniden gösterenlerin, birlik ve beraberliğimize
zarar veremeyeceklerini bir kez daha anımsatmak isterim.
Terörizmin, terör eylemlerine katılanların ve bunu destekleyenlerin
uluslararası toplum tarafından dışlanmaları ve bunlara karşı tavır alınması
terörle savaşımın başarısı için zorunludur.
Uzun yıllar boyunca terörden zarar gören, terör eylemleri nedeniyle
yitirdiği binlerce yurttaşının acısını yüreğinde duyumsayan Türkiye, amacı,
gerekçesi, kökeni ne olursa olsun ve kimler tarafından gerçekleştirilirse
gerçekleştirilsin, tüm terör eylemlerini nefretle kınamaktadır.
Tüm ülkelerin, örgüt ya da ülke ayrımı yapmaksızın benzer bir yaklaşımı
benimsemeleri, insanların daha mutlu ve huzurlu bir dünyada, gelecek kaygısı
taşımadan yaşamalarını olanaklı kılacaktır.
Terörizmi destekleme çabası içinde olan, terör ve şiddetten yarar uman,
terörle savaşımda işbirliği yapmayan ülkelerin, terörün bir gün kendilerine
de zarar verebileceğini unutmamaları gerekir.
Değerli Yurttaşlarım,
Büyük bir insanlık suçu olan terörle savaşımda başarıya ulaşılabilmesi,
uluslararası alanda ortak bir anlayışın egemen kılınmasının yanı sıra,
evrensel değerlerin benimsenmesine, uygarlıklararası diyaloğun sürdürülmesine
ve dinlerin getirdiği iletilerin doğru anlaşılmasına bağlıdır.
Uygarlıklar beşiği Anadolu, bu yönden özel konuma sahiptir. Anadolu'nun
özgürlük, sevgi ve hoşgörüye dayalı din felsefesi geleneği, yüzlerce yıllık
bir kültür birikiminin ve bilgeliğin ürünüdür. Yine bu topraklar dini,
inancı, etnik kökeni ne olursa olsun insanları birlikteliğe çağıran, insan
sevgisini ve barışı vurgulayan değerli düşünürler çıkarmıştır.
Yüce dinimizin insana değer veren, barışı ve kardeşliği öne çıkaran
yönü ortadayken, son yıllardaki kimi terör eylemlerinin dinle ilişkilendirilmeye
çalışılması üzüntü vericidir. İlkelliğin, bağnazlığın, çatışmanın dinde
yeri yoktur.
Masum insanlara yönelik terör ve şiddet eylemi gerçekleştirenler, kendi
çıkar ve beklentilerini ön plana çıkarmaktadırlar.
Teröre karşı ortak savaşım verilmesi, evrensel barış ülküsünün, kardeşlik,
hoşgörü ve uzlaşma temelinde gerçekleştirilmesini sağlayacaktır.
Değerli yurttaşlarım,
Dünyanın değişen koşulları, tıpkı bireyler gibi ulusların da kendilerini
yenilemesini, geliştirmesini zorunlu kılmaktadır.
Ülkelerin koşullara ve yeniliklere uyum konusunda gösterecekleri başarı,
değişimleri doğru yorumlamalarını, gelişen dünyada daha çok söz sahibi
olmalarını sağlayacaktır.
Türkiye'nin, yetişmiş insan gücü, geçmişten gelen birikimi ve zengin
kaynaklarıyla 21. yüzyılda dünyanın ileri ülkeleri arasındaki yerini alacağından
kuşku duyulmamalıdır.
Bunun için çağdaş ve saydam yönetim anlayışını etkin kılabilmeli, insan
hakları, hukuk devleti, katılımcı demokrasi, etik değerler, fırsat eşitliği
temelleri çerçevesinde işleyen bir düzeni yaşama geçirebilmeliyiz.
Ekonominin rekabet gücü yüksek, istikrarlı yapıya kavuşturulmasına,
büyümenin sürekli kılınmasına, yoksulluğun, işsizliğin ve yolsuzlukların
önlenmesine özel önem verilmelidir. Bu, Türk ekonomisinin son yıllarda
gösterdiği umut verici gelişmenin kalıcı olabilmesi için de zorunludur.
Cumhuriyet'in niteliklerinden, Atatürk ilke ve devrimlerinden, çağdaşlaşma
ve aydınlanma istencinden ödün vermeden gelişmesini sürdüren Türkiye, bölgesinin
ve dünyanın önemli devletlerinden biridir.
Türkiye için çağdaşlaşma yolunda ilerlemenin sınırı yoktur. Bu süreçte
eğitime özel önem vermeli, genç nüfusumuzun çağdaş eğitim almasını ve bilgi
çağının gerektirdiği birikim ve donanımla yetiştirilmesini sağlamalıyız.
Ülkemizin yakın gelecekte kültür ve uygarlığın en ileri aşamasına ulaşarak,
insan haklarını güvenceye alan, hukukun üstünlüğünü, katılımcı demokrasiyi,
düşünce özgürlüğünü gerçekleştiren saygın bir ülke konumuna yükseleceğine
inancımız sonsuzdur.
Türkiye'nin çağdaş uygarlığın güçlü ve yapıcı ortaklarından biri durumuna
gelmesi için çok çalışmalı, sorunlarımızı toplumsal uzlaşma sağlayarak
çözüme kavuşturmalı, eksikliklerimizi tamamlamalı, dünyayla bütünleşme
yolunda hızla ilerlemeliyiz.
Olayları ve koşulları değiştirme gücüne sahip bireyler olarak, her zaman
kendimize güvenmeliyiz. Yeniliklere ve değişimlere açık, sorunlara ilgili
olmalı, sorumluluk üstlenmekten kaçınmamalıyız.
Türkiye'yi, laik, demokratik, çağdaş, bilgi toplumu düzeyine ulaşmış,
mutlu, huzurlu ve gönençli bir ülke olarak gelecek kuşaklara bırakmak ortak
sorumluluğumuzdur.
Cumhuriyet'in tekil devlet yapısı bölünmez bütünlüğümüzün pusulasıdır.
Birlik ve dirliğimizi hiçbir güç bozamayacaktır. Türk Ulusu dilini, kültürünü,
ulusal değerlerini koruyarak Yüce Atatürk'ün koyduğu çağdaş hedeflere yürüyüşünü
sürdürecek, bizi aydınlık yolumuzdan kimse döndüremeyecektir.
Yurttaşlarımızı bu bilinçle, güçlü ve gelişmeye açık Türkiye hedefine
ulaşma yolunda yılmadan çalışmaya ve ülkemize sahip çıkmaya çağırıyorum.
Yurt içindeki ve dışındaki tüm yurttaşlarımızın, Kıbrıs'taki soydaşlarımızın,
Türk ve İslam dünyasının Bayramı'nı kutluyor; Bayram'ın Ulusumuza, ülkemize,
dünyamıza ve tüm insanlığa barış, kardeşlik ve huzur getirmesini diliyorum.
|