Türkiye'de yaşanan olaylar...

 
 Ana Sayfalar
 BELGENET 
 ARŞİV
 BELGELER 
İlgili Sayfalar 
DÜZENLİ RAPOR 1999
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI AÇIKLAMASI
ABD VE YUNANİSTAN'DAN AÇIKLAMALAR
AB ANA SAYFA

TÜRKİYE - AB İLİŞKİLERİ

AB KOMİSYONU 1999 TÜRKİYE DÜZENLİ RAPORU AÇIKLANDI
(13 EKİM 1999)
 

AB Komisyonu raporu açıklandı 
Komisyon Başkanı'nın basın toplantısı 
Türkiye'nin AB Daimi Temsilcisi'nin açıklaması 
Cumhurbaşkanı Demirel'in açıklaması (15 Ekim 1999)
 
 
 

  • RAPORDAN: ''HELSİNKİ ZİRVESİ'NDE TÜRKİYE'NİN ADAYLIĞI RESMEN TANINMALI'' 
  • RAPORDA, ''TÜRKİYE SİYASİ KRİTERLERE UYUNCAYA KADAR, TAM ÜYELİK MÜZAKERELERİNİN BAŞLATILMAYACAĞI'' BİLDİRİLDİ


AB Komisyonu, Türkiye raporunda, AB Konseyi'ne, Aralık ayında yapılacak Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin adaylığının resmen tanınmasını önerdi. Ancak raporda, "Türkiye, siyasi kriterlere uyuncaya kadar, tam üyelik müzakerelerinin başlatılamayacağı" görüşü de dile getirildi. 

Komisyon raporunda, "AB'ye aday ülke olma arzusunu ifade eden Türkiye'nin artık aday kabul edilmesi gerekir" ifadesine yer verildi ve müzakereler başlayıncaya kadar, Türkiye'nin tam üyeliğe hazırlanması için bazı önlemler alınması gerektiği vurgulandı. 

Komisyonun önerileri arasında, insan hakları konusunun yanı sıra siyasi diyaloğun yoğunlaştırılması, tam üyeliğe hazırlık kapsamında AB'nin tüm mali yardımlarının bir çerçevede koordine edilmesi, Türkiye'ye, AB programlarına tam katılım olanağı verilmesi, bir izleme mekanizması oluşturulması ve Türkiye'deki yasaların ve uygulamaların AB'ye uyumlu hale getirilmesi için bir süreç başlatılması bulunuyor. 

Raporun sonuç bölümünde, Türkiye'de insan haklarında hala bazı ciddi eksiklikler bulunduğu, sistematik olmasa da işkence olaylarının görüldüğü ve Milli Güvenlik Kurulu'nun, siyasi hayatta önemli bir rol oynamayı sürdürdüğü belirtiliyor. Sonuç bölümünde ayrıca, Türkiye'de geçen aylarda demokratik alanda ümit verici adımlar atıldığı, hükümet ve parlamentonun, adli sistem ve insan haklarının korunması, siyasetin düzene sokulmasıyla ilgili bazı anahtar yasalar üzerine çalıştıkları ancak bu gelişmelerin sonuçlarını değerlendirmek için biraz erken olduğu ifade ediliyor. Komisyon, raporunda, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın idam cezasının infaz edilmeyeceğini umduğunu da belirtiyor. 

Öte yandan, AB Komisyonu, açıkladığı raporla, Malta, Letonya, Litvanya, Slovakya, Bulgaristan ve Romanya ile Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasını önerdi. Söz konusu 6 ülkeyle müzakerelerin gelecek yıl başlatılması öngörülürken, Romanya'dan öncelikle yoksullukla mücadele ve ekonomik reformlar için kararlar alması bekleniyor. Bulgaristan'ın da ekonomik gelişmesini "teyid etmesi" ve Kozluduy nükleer santralini "kabul edilebilir" bir tarihte kapatacağını açıklaması öngörülüyor. 

sayfa başı
 
 
  • AB KOMİSYONU BAŞKANI PRODI: ''TÜRKİYE`NİN ADAYLIĞI RESMEN TESCİL EDİLMELİDİR'' 
  • ''30 YIL BOYUNCA DEMOKRATİK TÜRKİYE İSTEYİP, YARDIM GEREKİNCE GERİ ÇEKİLMEK OLMAZ'' 
  • ''TÜRKİYE`YE ADAY DEMEK AB İÇİN DE ŞANSTIR'' 


AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi ve Komisyon'un dış ilişkilerden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye`nin AB`ye adaylığının resmen teyit edilmesinden yana olduklarını açıkladılar.

Prodi ve Verheugen, aday ülkelerle ilgili raporların açıklanmasından sonra, Avrupa Parlamentosu huzurunda görüşlerini savundular ve soruları yanıtladılar.

Prodi, Türkiye dosyasının ''özel bir yaklaşım'' gerektirdiğini ve Türkiye'nin AB'ye aday olduğunu belirterek, siyasi diyaloğun yoğunlaştırılması gerektiğini ve tam üyelik adaylığı yollarının 
açılmasının Türkiye'nin AB'ye katılımı için gerekenleri yapmasını kolaylaştıracağını anlattı. 

Verheugen de, Avrupa Parlamentosu`nda soruları yanıtlarken, Türkiye Raporu`nda en önemli ifadenin, ``tam üyeliğe adaylığın resmen tanınması, tam üyelik müzakerelerinin şimdilik başlatılmaması`` olduğunu, konseye, Helsinki Zirvesi`nde bu yönde karar almasının önerildiğini söyledi. Verheugen, ``30 yıl boyunca demokratik bir Türkiye istiyoruz derken, bu hedefe ulaşması için yardım gerekince geri çekilmeye devam edemeyiz`` şeklinde konuştu. 

Günther Verheugen, Türkiye`nin adaylığının resmen tanınmasının sadece Ankara için değil, AB için de ``kaçırılmaması gereken bir şans`` olduğunu, bunun, Avrupa`nın güvenliği ve ekonomisi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. 

sayfa başı

 
 
  • TÜRKİYE`NİN AB BÜYÜKELÇİSİ AKYOL: 
  • ''KOMİSYON HAKSIZLIĞI GİDERMEK İSTİYOR'' 

  • ''İHTİYAÇ DUYULAN AVRUPA KAVRAMININ MÜJDESİ VERİLİYOR''


Türkiye`nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Nihat Akyol, AB Komisyonu`nun, bugün yayımladığı Türkiye Raporu çerçevesindeki yaklaşımını, olumlu yorumladı.

Akyol, yaptığı açıklamada, AB Komisyonu`nun, Türkiye`nin tam üyelik adaylığı statüsü konusunda Helsinki Zirvesi için bugün açıkladığı tavsiyenin, birçok bakımdan, bir önceki Komisyon`un bu konudaki yaklaşımından, önemli derecede farklılık arzettiğini söyledi. Büyükelçi Akyol, Aralık 1997`de Türkiye`nin muhatap olduğu ayrımcılığa son verilmesini öneren yeni Komisyon`un, Türk halkı tarafından ciddi şekilde hissedilmiş bir haksızlığı gidermek 
istediğini ve iki taraf arasından, yakınlaşmayı sağlayacak bir dinamiği harekete geçirdiğini ifade etti.

Büyükelçi Akyol, aslında Komisyon`un bu yaklaşımının, bir taraftan Avrupa`nın genişleme konusunda sahip olduğu stratejik vizyonu yansıtırken, diğer taraftan bazı siyasi güçlerin geçen hafta Avrupa Parlamentosu`nda yaptıkları gibi kısa vadeli hesapları geçersiz saydığını kaydetti.

Komisyon`un, bu tutumuyla, bugünün dünyasının ihtiyaç duyduğu bir Avrupa kavramına geriye dönüşün müjdesini verdiğini belirten Büyükelçi Akyol, değerlendirmesine şöyle devam etti: 

``Günümüz Avrupası, sürekli hegemonya arayışı yerine, kıtamızda dayanışmayı ve evrensel değerlerin güçlenmesini, özetle Avrupa uluslarının etnik, kültürel ve dini ayırım gözetmeksizin bir topluluk olarak biraraya gelmelerini hedeflemektedir. Söz konusu yaklaşım, AB`nin yakın bir gelecekte hoşgörüsüzlükle ve medeniyetlerin çatışması kavramıyla mücadele edebilmesini de kolaylaştıracaktır.`` 

AB içinde anlaşmaların bekçisi konumundaki bir kurumdan, bunun tersi bir yaklaşımı beklemediğini ifade eden Akyol, şöyle devam etti:

``Türkiye`ye adaylık statüsü verilmesi, başvuran diğer ülkeler için olduğu gibi, bir katılma ortaklığına dönüştürülerek, kısa ve orta vadede ulaşılabilecek hedefler bu çerçevede saptandığında, başka bir deyişle Helsinki Zirvesi`nde alınacak kararlar, Komisyon`un bugün 
açıkladığı tavsiyelerle aynı doğrultuda olursa, Türkiye-AB ilişkilerinin, gümrük birliği ve tam üyelik ehliyetinden oluşan bugünkü çerçevesi, yepyeni bir boyut kazanabilecektir. 

Bu karar, özellikle tam üyelik hedefi konusundaki muğlaklığın kaldırılmasına yardımcı olacak, bu hedefe varmak için kullanılacak araçların tespitini gündeme getirerek, aramızdaki işbirliğini daha tutarlı ve daha güven verici bir boyuta taşıyacaktır.``

sayfa başı

 
  • CUMHURBAŞKANI DEMİREL: 
  • ''AB KOMİSYONU`NUN RAPORU BİR İLERLEMEDİR''

  •  
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Avrupa Birliği Komisyonu`nun Türkiye hakkındaki raporunun müsbet bir adım olduğunu belirterek, ``Her şey değildir tabii, ama Helsinki toplantısının bu raporu tasdik etmiş olması, Türkiye`nin üye namzeti olarak ilan edilmiş olması, Avrupa ile olan münasebetlerimizi daha düzgün hale getirir`` dedi.

Cumhurbaşkanı Demirel, Kosova`ya giderken (15 Ekim) uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Demirel, ''AB Komisyonu`nun raporunu nasıl buldunuz'' sorusuna şu karşılığı verdi:

''Bir ilerlemedir. Tabii ki, Avrupa ile münasebetlerimiz başından beri kademe kademe gidiyor. Müsbet bir adımdır. Her şey değildir tabii ama Helsinki toplantısının bu raporu tasdik etmiş olması, Türkiye`nin üye namzeti olarak ilan edilmiş olması, Avrupa ile olan münasebetlerimizi daha düzgün hale getirir ve Türkiye`nin imajı bakımından da fevkalade önemli olur. Türkiye`nin bir imaj sorunu olduğunu hep söylüyoruz. Ve sanıyorum ki, Türkiye`nin gerek G-20`lere alınmış olması, gerekse AB`nin raporu bu imaja önemli katkıda bulunacaktır.''
 

KAYNAK: ANADOLU AJANSI

(13 EKİM 1999)
sayfa başı