-
RAPORDAN:
''HELSİNKİ ZİRVESİ'NDE TÜRKİYE'NİN ADAYLIĞI RESMEN TANINMALI''
-
RAPORDA,
''TÜRKİYE SİYASİ KRİTERLERE UYUNCAYA KADAR, TAM ÜYELİK MÜZAKERELERİNİN
BAŞLATILMAYACAĞI'' BİLDİRİLDİ
AB Komisyonu, Türkiye
raporunda, AB Konseyi'ne, Aralık ayında yapılacak Helsinki Zirvesi'nde
Türkiye'nin adaylığının resmen tanınmasını önerdi. Ancak raporda, "Türkiye,
siyasi kriterlere uyuncaya kadar, tam üyelik müzakerelerinin başlatılamayacağı"
görüşü de dile getirildi.
Komisyon raporunda, "AB'ye
aday ülke olma arzusunu ifade eden Türkiye'nin artık aday kabul edilmesi
gerekir" ifadesine yer verildi ve müzakereler başlayıncaya kadar, Türkiye'nin
tam üyeliğe hazırlanması için bazı önlemler alınması gerektiği vurgulandı.
Komisyonun önerileri arasında,
insan hakları konusunun yanı sıra siyasi diyaloğun yoğunlaştırılması, tam
üyeliğe hazırlık kapsamında AB'nin tüm mali yardımlarının bir çerçevede
koordine edilmesi, Türkiye'ye, AB programlarına tam katılım olanağı verilmesi,
bir izleme mekanizması oluşturulması ve Türkiye'deki yasaların ve uygulamaların
AB'ye uyumlu hale getirilmesi için bir süreç başlatılması bulunuyor.
Raporun sonuç bölümünde,
Türkiye'de insan haklarında hala bazı ciddi eksiklikler bulunduğu, sistematik
olmasa da işkence olaylarının görüldüğü ve Milli Güvenlik Kurulu'nun, siyasi
hayatta önemli bir rol oynamayı sürdürdüğü belirtiliyor. Sonuç bölümünde
ayrıca, Türkiye'de geçen aylarda demokratik alanda ümit verici adımlar
atıldığı, hükümet ve parlamentonun, adli sistem ve insan haklarının korunması,
siyasetin düzene sokulmasıyla ilgili bazı anahtar yasalar üzerine çalıştıkları
ancak bu gelişmelerin sonuçlarını değerlendirmek için biraz erken olduğu
ifade ediliyor. Komisyon, raporunda, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın
idam cezasının infaz edilmeyeceğini umduğunu da belirtiyor.
Öte yandan, AB Komisyonu,
açıkladığı raporla, Malta, Letonya, Litvanya, Slovakya, Bulgaristan ve
Romanya ile Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasını
önerdi. Söz konusu 6 ülkeyle müzakerelerin gelecek yıl başlatılması öngörülürken,
Romanya'dan öncelikle yoksullukla mücadele ve ekonomik reformlar için kararlar
alması bekleniyor. Bulgaristan'ın da ekonomik gelişmesini "teyid etmesi"
ve Kozluduy nükleer santralini "kabul edilebilir" bir tarihte kapatacağını
açıklaması öngörülüyor.
-
AB
KOMİSYONU BAŞKANI PRODI: ''TÜRKİYE`NİN ADAYLIĞI RESMEN TESCİL EDİLMELİDİR''
-
''30
YIL BOYUNCA DEMOKRATİK TÜRKİYE İSTEYİP, YARDIM GEREKİNCE GERİ ÇEKİLMEK
OLMAZ''
-
''TÜRKİYE`YE
ADAY DEMEK AB İÇİN DE ŞANSTIR''
AB Komisyonu Başkanı
Romano Prodi ve Komisyon'un dış ilişkilerden sorumlu üyesi Günter Verheugen,
Türkiye`nin AB`ye adaylığının resmen teyit edilmesinden yana olduklarını
açıkladılar.
Prodi ve Verheugen, aday
ülkelerle ilgili raporların açıklanmasından sonra, Avrupa Parlamentosu
huzurunda görüşlerini savundular ve soruları yanıtladılar.
Prodi, Türkiye dosyasının
''özel bir yaklaşım'' gerektirdiğini ve Türkiye'nin AB'ye aday olduğunu
belirterek, siyasi diyaloğun yoğunlaştırılması gerektiğini ve tam üyelik
adaylığı yollarının
açılmasının Türkiye'nin
AB'ye katılımı için gerekenleri yapmasını kolaylaştıracağını anlattı.
Verheugen de, Avrupa Parlamentosu`nda
soruları yanıtlarken, Türkiye Raporu`nda en önemli ifadenin, ``tam üyeliğe
adaylığın resmen tanınması, tam üyelik müzakerelerinin şimdilik başlatılmaması``
olduğunu, konseye, Helsinki Zirvesi`nde bu yönde karar almasının önerildiğini
söyledi. Verheugen, ``30 yıl boyunca demokratik bir Türkiye istiyoruz derken,
bu hedefe ulaşması için yardım gerekince geri çekilmeye devam edemeyiz``
şeklinde konuştu.
Günther Verheugen, Türkiye`nin
adaylığının resmen tanınmasının sadece Ankara için değil, AB için de ``kaçırılmaması
gereken bir şans`` olduğunu, bunun, Avrupa`nın güvenliği ve ekonomisi açısından
büyük önem taşıdığını vurguladı.
-
TÜRKİYE`NİN
AB BÜYÜKELÇİSİ AKYOL:
-
''KOMİSYON
HAKSIZLIĞI GİDERMEK İSTİYOR''
''İHTİYAÇ
DUYULAN AVRUPA KAVRAMININ MÜJDESİ VERİLİYOR''
Türkiye`nin AB Daimi
Temsilcisi Büyükelçi Nihat Akyol, AB Komisyonu`nun, bugün yayımladığı Türkiye
Raporu çerçevesindeki yaklaşımını, olumlu yorumladı.
Akyol, yaptığı açıklamada,
AB Komisyonu`nun, Türkiye`nin tam üyelik adaylığı statüsü konusunda Helsinki
Zirvesi için bugün açıkladığı tavsiyenin, birçok bakımdan, bir önceki Komisyon`un
bu konudaki yaklaşımından, önemli derecede farklılık arzettiğini söyledi.
Büyükelçi Akyol, Aralık 1997`de Türkiye`nin muhatap olduğu ayrımcılığa
son verilmesini öneren yeni Komisyon`un, Türk halkı tarafından ciddi şekilde
hissedilmiş bir haksızlığı gidermek
istediğini ve iki taraf
arasından, yakınlaşmayı sağlayacak bir dinamiği harekete geçirdiğini ifade
etti.
Büyükelçi Akyol, aslında
Komisyon`un bu yaklaşımının, bir taraftan Avrupa`nın genişleme konusunda
sahip olduğu stratejik vizyonu yansıtırken, diğer taraftan bazı siyasi
güçlerin geçen hafta Avrupa Parlamentosu`nda yaptıkları gibi kısa vadeli
hesapları geçersiz saydığını kaydetti.
Komisyon`un, bu tutumuyla,
bugünün dünyasının ihtiyaç duyduğu bir Avrupa kavramına geriye dönüşün
müjdesini verdiğini belirten Büyükelçi Akyol, değerlendirmesine şöyle devam
etti:
``Günümüz Avrupası, sürekli
hegemonya arayışı yerine, kıtamızda dayanışmayı ve evrensel değerlerin
güçlenmesini, özetle Avrupa uluslarının etnik, kültürel ve dini ayırım
gözetmeksizin bir topluluk olarak biraraya gelmelerini hedeflemektedir.
Söz konusu yaklaşım, AB`nin yakın bir gelecekte hoşgörüsüzlükle ve medeniyetlerin
çatışması kavramıyla mücadele edebilmesini de kolaylaştıracaktır.``
AB içinde anlaşmaların bekçisi
konumundaki bir kurumdan, bunun tersi bir yaklaşımı beklemediğini ifade
eden Akyol, şöyle devam etti:
``Türkiye`ye adaylık statüsü
verilmesi, başvuran diğer ülkeler için olduğu gibi, bir katılma ortaklığına
dönüştürülerek, kısa ve orta vadede ulaşılabilecek hedefler bu çerçevede
saptandığında, başka bir deyişle Helsinki Zirvesi`nde alınacak kararlar,
Komisyon`un bugün
açıkladığı tavsiyelerle
aynı doğrultuda olursa, Türkiye-AB ilişkilerinin, gümrük birliği ve tam
üyelik ehliyetinden oluşan bugünkü çerçevesi, yepyeni bir boyut kazanabilecektir.
Bu karar, özellikle tam üyelik
hedefi konusundaki muğlaklığın kaldırılmasına yardımcı olacak, bu hedefe
varmak için kullanılacak araçların tespitini gündeme getirerek, aramızdaki
işbirliğini daha tutarlı ve daha güven verici bir boyuta taşıyacaktır.``
-
CUMHURBAŞKANI
DEMİREL:
-
''AB
KOMİSYONU`NUN RAPORU BİR İLERLEMEDİR''
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel,
Avrupa Birliği Komisyonu`nun Türkiye hakkındaki raporunun müsbet bir adım
olduğunu belirterek, ``Her şey değildir tabii, ama Helsinki toplantısının
bu raporu tasdik etmiş olması, Türkiye`nin üye namzeti olarak ilan edilmiş
olması, Avrupa ile olan münasebetlerimizi daha düzgün hale getirir`` dedi.
Cumhurbaşkanı Demirel, Kosova`ya
giderken (15 Ekim) uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Demirel,
''AB Komisyonu`nun raporunu nasıl buldunuz'' sorusuna şu karşılığı verdi:
''Bir ilerlemedir. Tabii
ki, Avrupa ile münasebetlerimiz başından beri kademe kademe gidiyor. Müsbet
bir adımdır. Her şey değildir tabii ama Helsinki toplantısının bu raporu
tasdik etmiş olması, Türkiye`nin üye namzeti olarak ilan edilmiş olması,
Avrupa ile olan münasebetlerimizi daha düzgün hale getirir ve Türkiye`nin
imajı bakımından da fevkalade önemli olur. Türkiye`nin bir imaj sorunu
olduğunu hep söylüyoruz. Ve sanıyorum ki, Türkiye`nin gerek G-20`lere alınmış
olması, gerekse AB`nin raporu bu imaja önemli katkıda bulunacaktır.''
KAYNAK: ANADOLU AJANSI