| C. Sonuç
Son düzenli rapordan bu yana olumlu bir gelişme, Türk toplumunda, AB’ye
katılım amacıyla gerekli olan siyasal reformlar konusunda geniş çaplı bir
tartışmanın başlamış olmasıdır. Bu bağlamda iki önemli girişimde bulunulmuştur:
bazı uluslararası insan hakları belgelerinin imzalanması ve İnsan Hakları
Koordinatör Üst Kurulu’nun çalışmasının hükümetçe kısa bir süre önce onaylanması.
Ancak, geçen yıla kıyasla, temel durumda pek az iyileşme olmuştur ve Türkiye’nin
durumu Kopenhag siyasal kriterlerine hâlâ uygun değildir.
Bir demokratik sistemin temel özellikleri var olmaya devam etmektedir,
fakat Türkiye demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü garanti etmek için gereken
kurumsal reformların uygulanmasında yavaş davranmaktadır. AB-Türkiye ilişkileri
açısından yürütmede değişiklikler olmuştur, fakat ordu üzerinde sivil kontrol
gibi bazı temel kurumsal sorunlar henüz ele alınmamıştır. Yargı ile ilgili
olarak, devlet memurlarının yargılanmasını kolaylaştıran yeni prosedür
cesaret verici bir gelişmedir. Geçen yılın düzenli raporunda söz edilen,
yargının işleyişine ait önemli yasa tasarıları hâlâ sonuçlanmamıştır. Devlet
Güvenlik Mahkemeleri ile ilgili olarak, Haziran 1999’daki son reformdan
beri ilave herhangi bir iyileşme olmamıştır. Yolsuzluk bir kaygı konusu
olmaya devam etmektedir.
Abdullah Öcalan davası dahil, ölüm cezası infaz edilmemektedir, fakat
insan haklarının genel durumu bir çok bakımdan endişe verici olmaya devam
etmektedir. Konunun yetkili makamlar ve parlamento tarafından ciddiye alınmasına
ve insan hakları alanında eğitim programları uygulanmasına rağmen, işkence
ve kötü muamele kökü kazınmış olmaktan uzaktır. Türkiye cezaevi sisteminde
önemli bir reform yapmaya hazırlanmakta olsa da, cezaevi koşulları düzelmemiştir.
İfade, örgütlenme ve toplantı özgürlükleri hâlâ sürekli olarak kısıtlanmaktadır.
Din özgürlüğü açısından, gayri Müslim topluluklara yönelik olumlu bir yaklaşım
benimsenmiş görünüyor, fakat bu yaklaşım, Sünni olmayan Müslümanlar dahil,
bütün dinsel topluluklar için geliştirilmelidir.
Geçen yıla kıyasla, ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin durum,özellikle
etnik kökene bakılmaksızın bütün Türkler için kültür haklardan yararlanma
söz konusu olduğunda, iyileşme göstermemiştir. Nüfusun ağırlıklı olarak
Kürt olduğu güneydoğuda durum pek fazla değişmemiştir.
Türkiye, ekonomideki en acil dengesizlikleri ele alma konusunda önemli
ilerleme kaydetmiştir, fakat işleyen bir piyasa ekonomisi gerçekleştirme
süreci tamamlanmış değildir. Türk ekonomisinin önemli kesimleri, daha şimdiden,AT
ile bir gümrük birliği içinde rekabet baskısı ve piyasa güçleri ile başa
çıkma yeteneğindedir.
Türkiye, makroekonomik istikrar yönünde önemli ilerleme kaydetmiştir.
Devlet işletmelerinin özelleştirilmesi başarılı olmuştur ve tarım sektöründe,
sosyal güvenlik sisteminde ve mali sektörde reform için önemli adımlar
atılmıştır.
Ancak, makroekonomik istikrar henüz sağlanmamıştır ve orta vadede sürdürülebilir
kamu maliyesi için sağlam bir temel oluşturulmamıştır. Hem imalat sektöründe
hem de mali sektörde, devlet hakimiyetinin piyasa çarpıklıklarına yol açtığı
pek çok alan hâlâ vardır. Türk beşeri ve maddi sermayesinin rekabet gücünü
arttırmak ve mevcut sosyal ve bölgesel eşitsizliklerde bir azalma sağlamak
için eğitim,sağlık ve altyapı kalitesi iyileştirilmelidir.
Yetkililer, enflasyonist baskıları ve kamu açıklarını azaltma üzerinde
odaklaşmaya devam etmeli ve yapısal reformlara ve piyasa liberalizasyonuna
yönelik taahhütlerini sürdürmelidirler. Eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler
için yeterli fonlama sağlamak amacıyla, orta vadeli bir perspektif içinde,
önceliklerini yeniden tarif etmelidirler. Bir bütün olarak ekonomi için
orta vadeli rekabet gücünü garanti etmek üzere, bankacılık, tarım ve devlet
işletmeleri gibi çeşitli sektörlerde hâlâ önemli bir yeniden yapılanma
gereklidir.
Genel olarak, Gümrük Birliği kapsamına giren alanlarda Türkiye’nin topluluk
müktesebatı ile uyumu en ileri düzeydedir. Ancak, son düzenli rapordan
beri, bu alanlarda mevzuat aktarımı açısından ilerleme sınırlı olmuştur.
Bir aday ülke olarak, Türkiye, bütün diğer sahalarda müktesebat ile
uyumlulaşma konusunda esaslı ilerleme göstermelidir. Müktesebatın bu ilgili
alanlarının aktarılması, uygulanması ve icrası için stratejiler ve ayrıntılı
programlar (öncelikler dahil) gereklidir. Müktesebatın analitik incelemesinin
hazırlık sonuçları ve Türkiye tarafından hazırlanacak olan Müktesebatın
Benimsenmesi İçin Ulusal Program, bu çalışmanın önemli araçları olacaktır.
Farklı AT politikalarını uygulamak ve yeterli biçimde icra etmek için
esaslı idari reformlar gereklidir. Türk istatistiksel temelinin Eurostat’ın
temeliyle uyumlulaştırılması, başta gelen bir önceliktir.
İç pazar mevzuatı ile ilgili olarak, malların serbest dolaşımına dahil
alanlarda, özellikle standartların uyumlulaştırılması ve ticaret önündeki
diğer teknik engellerin kaldırılması açısından, çabalara ihtiyaç vardır.
Gümrük Birliği çerçevesindeki yükümlülükler nedeniyle, bu süreç 2000 yılı
sonuna kadar tamamlanmalıdır. Tarımsal ürünler ticareti bir sorun olmaya
devam etmektedir. İç pazar bakımından, Türkiye, Yeni ve Küresel yaklaşımın
ilkelerine dayanan çerçeve mevzuat çıkarmalıdır. Bankacılık sektöründe
esaslı reformlar yapılmıştır. Sermaye hareketleri mevzuatının aktarılmasında
ise ilerleme kaydedilmemiştir. Kara para aklanması konusunda ciddi sorunlar
sürmektedir. Mali olmayan hizmetler ve kişilerin serbest dolaşımı alanlarında
uyumlulaşma çok erken bir aşamadadır. Kurumlaşma yanında, devlet yardımları
konusu gibi, iç pazarın bütün diğer veçheleri üzerinde daha fazla çalışma
yapılmalıdır. Türk tekellerinde ilave ayarlamalar gereklidir. Türk şirketler
hukuku, AT mevzuatına uygunluk bakımından Komisyon’un değerlendirmesine
tabi tutulmaya devam edecektir. Vergileme alanında büyük ölçüde uyumlulaşma
hâlâ gereklidir. Gümrükler alanında, hemen hemen tam uyumlulaşma vardır.
İletişim sahasında, rekabetin sağlanması için esaslı ilerleme kaydedilmiştir.
Topluluk müktesebatı ile daha çok uyumlulaşma gereklidir. Görsel-işitsel
malzemelerde korsanlık ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir.
Tarım ve balıkçılık alanında ilk öncelik, bu politikaları uygulayabilmek
için temel mekanizmaların ve yapıların (istatistikler, arazi sicili, ıslah
edilmiş balıkçı filosu sicili, hastalıklara karşı mücadele, bitki ve hayvan
tanımlama sistemleri, teçhizatın geliştirilmesi) uygulanmasına başlamaktır.
Türk filosunun deniz güvenliği sicili bir kaygı konusu olmaya devam etmektedir.
Deniz ve karayolu ulaşımı AT standartlarına adapte edilmelidir.
Sosyal politika sahasında,Türk mevzuatı, özellikle standartlar, yöntemler
ve izleme gerekleri bakımından, Topluluk mevzuatından hâlâ çok farklıdır.
Değişik alanlarda yapılması gereken çok iş vardır. Aynı durum, hâlâ sonuçlanmamış
olan, enerji ve gaz sektörlerinde reform yapılmasına yönelik kilit önemdeki
enerji yasaları için de geçerlidir. Çevre sektöründe, bir ilk adım olarak,
müktesebatın aktarılması için stratejiler tavsiye edilir.
1999 yılına kıyasla, adalet ve içişleri sahasında önemli bir ilerleme
olmamıştır. Göç konusunda, Batı Avrupa ülkelerine ulaşmaya çalışan illegal
göçmenlerin sayısını azaltmak için çabalar ciddi şekilde hızlandırılmalıdır.
Çıkış kapılarındaki denetimler başta olmak üzere, denetimlerin etkinliğini
arttırmak için, Türkiye’deki muhtelif resmi kurumların daha iyi bir koordinasyon
içine girmesi tavsiye edilir.
Daha ileri düzeyde mali kontrol tesis etmek için kapsamlı bir politika
çerçevesine ihtiyaç vardır. Aynı zamanda AT mali çıkarlarını da korumaya
yönelik olarak, mali yönetimi modernleştirmek için hâlâ esaslı çabalara
ihtiyaç vardır.
Genel sonuç, Gümrük Birliği dışında kalan politika sahalarında, yeterli
uygulama ve icra mekanizmalarının kurulması dahil, müktesebat ile daha
çok uyumlulaşmak için esaslı çabalara ihtiyaç olduğudur. Bunun için, idarenin
bütün düzeylerinde önemli reformlar gerekecektir. Bazı durumlarda bu, örneğin
devlet yardımları ve bölgesel kalkınma sahalarında, yeni yapıların kurulmasını
gerekli kılacaktır. Yukarıda belirtilen çeşitli konular, Türkiye için Katılım
Ortaklığı’nda öncelikler olarak tespit edilmiştir.
|