A. Giriş
a) Önsöz
Haziran 1998’de yapılan Cardiff AB Konseyi, Komisyon’un, AT-Türkiye
ortaklık Anlaşması’nın 28inci maddesine ve Lüksemburg AB Konseyi’nin sonuçlarına
dayalı olarak, Türkiye üzerine bir rapor sunacağını kaydetti.
Komisyon, Viyana AB Konseyi’ne yönelik olarak, öteki aday ülkelere ait
Düzenli Raporlar ile beraber, Türkiye üzerine ilk Düzenli Rapor’unu Ekim
1998’de sundu; Helsinki AB Konseyi’ne yönelik olarak, Ekim 1999’da ikinci
bir rapor kabul edildi.
Helsinki AB Konseyi şu karara vardı: “Türkiye, diğer aday devletlere
uygulananlar ile aynı kriterler temelinde Birliğe katılmaya yönelmiş bir
aday devlettir. Var olan Avrupa Stratejisi’ne dayanılarak, Türkiye, diğer
aday devletler gibi, reformlarını teşvik etmeye ve desteklemeye yönelik
bir katılım öncesi stratejiden yararlanacaktır.”
Katılım öncesi strateji çerçevesinde, Komisyon, aday ülkelerce üyeliğe
hazırlanmada kaydedilen ilerleme konusunda Avrupa Birliği Konseyi’ne düzenli
olarak raporlar sunmaktadır. Türkiye için ilk komple rapor, Aralık 2000’deki
Nice AB Konseyi’ne sunuldu.
Komisyon, bu Düzenli Raporu, Aralık 2001’deki Laeken AB Konseyi’ne yönelik
olarak hazırlamıştır.
Bu Düzenli Rapor için izlenen yapı, 2000 Düzenli Raporu için kullanılan
yapıya dayanır. Daha önceki Düzenli Raporlar gibi, bu Rapor:
- özellikle AT-Türkiye Ortaklık Anlaşması çerçevesinde, Türkiye
ile Birlik arasındaki ilişkileri anlatmakta;
- 1993 Kopenhag AB Konseyi tarafından belirlenen siyasal kriterler (demokrasi,
hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlıkların korunması) açısından ve
1999 Helsinki AB Konseyi’nin sonuçları uyarınca başlatılan Güçlendirilmiş
Siyasi Diyalog açısından durumu analiz etmekte;
- Kopenhag AB Konseyi tarafından belirlenen ekonomik kriterler (işleyen
bir piyasa ekonomisi ve Birlik içindeki rekabet baskıları ve piyasa güçleri
ile başa çıkma kapasitesi) açısından Türkiye’nin durumunu ve perspektiflerini
değerlendirmekte;
- Türkiye’nin, üyelik gereklerini, yani Antlaşmalar’da, ikincil mevzuatta
ve Birlik politikalarında ifade edilen müktesebatı üstlenme kapasitesi
konusunu ele almaktadır. Bu konu, yalnızca mevzuatın uyumlaştırılmasını
değil, aynı zamanda, Aralık 1995’te Madrid AB Konseyi tarafından vurgulandığı
ve Haziran 2001’de Göteborg AB Konseyi tarafından teyit edildiği gibi,
müktesebatı uygulamak ve icra etmek için gereken adlî ve idarî kapasitenin
geliştirilmesini de kapsamaktadır. Madrid’de, AB Konseyi, aday ülkelerin
uyumlu bütünleşmesinin koşullarını yaratmak üzere, bu ülkelerin kendi idarî
yapılarını uyarlamalarının zorunlu olduğunu vurguladı. Göteborg AB Konseyi
ise, aday ülkelerin müktesebatı etkin biçimde uygulama ve icra etme kapasitelerinin
yaşamsal önemine dikkat çekti ve bunun için, adayların, kendi idarî ve
adlî yapılarını güçlendirmeye ve yeniden düzenlemeye yönelik önemli çabalar
göstermelerinin gerekli olduğunu ekledi.
Bu rapor, 2000 yılına ilişkin Düzenli Rapor’dan bu yana kaydedilen
ilerlemeyi dikkate almaktadır. Kapsadığı dönem, 30 Eylül 2001 tarihine
kadarki dönemdir. Ancak, kimi özel durumlarda, söz konusu tarihten sonra
alınan tedbirler de belirtilmektedir. Bu Rapor, 2000 düzenli raporunda
atıf yapılan tasarlanmış reformların gerçekleştirilmiş olup olmadığına
bakmakta ve yeni girişimleri irdelemektedir. Ayrıca, incelenen hususların
her biriyle ilgili durumun genel bir değerlendirmesini sunmakta, katılım
için hazırlanırken Türkiye’nin atması gereken belli başlı adımları ortaya
koymaktadır.
Bu yaklaşıma uygun olarak, (Türkiye’nin müktesebatı uygulamaya yönelik
idarî kapasitesi dahil) siyasal ve müktesebat kriterlerinin yerine getirilmesinde
sağlanan ilerlemeye ilişkin değerlendirme, ele alınan hususların her birindeki
genel duruma bir bakış ile beraber, son Düzenli Rapor’dan bu yana gerçekleştirilen
işler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ekonomik değerlendirme ise, referans döneminde
kaydedilen ilerlemeye ilişkin bir değerlendirme yanı sıra, Türkiye’nin
ekonomik performansının dinamik, ileriye dönük bir irdelemesini sunmaktadır.
Rapor’da, Türkiye’nin Katılım Ortaklığı önceliklerini ne ölçüde ele
almış olduğunu inceleyen ayrı bir bölüm vardır. Katılım Ortaklığı’nın kısa
vadeli önceliklerinin yerine getirilmesinde Türkiye’nin kaydettiği ilerleme
değerlendirilirken, bu belgenin Konsey tarafından 8 Mart 2001 tarihinde
kabul edilmiş olduğu dikkate alınmaktadır.
Daha önceki raporlarda olduğu gibi, “ilerleme”, fiilen alınan kararlar,
fiilen kabul edilen mevzuat, fiilen onaylanan uluslararası sözleşmeler
(uygulama konusuna da gereken dikkat gösterilerek) ve fiilen uygulanan
tedbirler temelinde ölçülmüştür. İlke olarak, hazırlık veya parlamento
onayı sürecinin değişik aşamalarında bulunan mevzuat veya tedbirler dikkate
alınmamıştır. Bu yaklaşım, tüm aday ülkeler için eşit muamele sağlamakta
ve ülkeler arasında, katılım için hazırlanmada somut ilerleme açısından,
nesnel bir değerlendirme ve karşılaştırma imkanı vermektedir.
Rapor çok çeşitli bilgi kaynaklarına dayanmaktadır. Aday ülkeler, son
Düzenli Rapor’un yayımlanmasından beri üyelik hazırlıklarında kaydedilen
ilerleme hakkında bilgi vermeye davet edilmişlerdir. Aday ülkelerden her
birinin Müktesebatın Benimsenmesi İçin Ulusal Programları, ve ayrıca Ortaklık
Anlaşması çerçevesinde ve müktesebatın analitik incelenmesine hazırlık
süreci bağlamında aday ülkelerce verilmiş olan bilgiler, ilave kaynaklar
olarak hizmet etmiştir. Raporun hazırlanmasında, Konsey tartışmaları ve
Avrupa Parlamentosu raporları ve kararları (1)
dikkate alınmıştır. Komisyon, çeşitli uluslararası kuruluşlarca yapılan
değerlendirmelerden ve özellikle Avrupa Konseyi, AGİT, uluslararası malî
kurumlar ve sivil toplum örgütlerinin katkılarından da yararlanmıştır.
Ancak, topluluk müktesebatının kimi alanlarında, yapılan değerlendirmeleri
bütünlemek için bilgilerin genişletilmesi ve derinleştirilmesi gerektiği
ortaya çıkmıştır. Bu ilave bilgiler, esas olarak, alt-komitelerin çalışmaları
yoluyla elde edilebilir.
b) Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki ilişkiler
15 ve 16 Haziran 2001 tarihlerinde yapılan Göteborg AB Konseyi şu sonuca
vardı: “Helsinki’de alınan kararlar, Türkiye’yi AB’ye yaklaştırmış ve onun
Avrupa özlemleri için yeni ufuklar açmıştır. Güçlendirilmiş bir siyasi
diyalog dahil, Türkiye için katılım öncesi stratejinin uygulanmasında iyi
bir ilerleme kaydedilmiştir.”
Son aylarda, AB-Türkiye ilişkileri daha da ivme kazanmıştır. Türkiye,
şimdi, bütün aday ülkelerle aynı temelde katılım öncesi stratejinin tam
olarak içindedir. Bu strateji, Türkiye’de reform sürecini canlandırmıştır.
Türkiye için katılım öncesi stratejinin uygulanması başlamış ve devam
etmektedir:
Katılım Ortaklığı (KO), 8 Mart 2001 tarihinde Konsey tarafından resmen
kabul edildi. Bunun amacı, Komisyon’un 2000 Düzenli Rapor’unda belirlenen,
ilave çalışma için öncelikli alanları, Türkiye’nin bu öncelikleri gerçekleştirmesine
yardım etmek için elde bulunan malî araçları ve bu yardıma ilişkin koşulları
tek bir çerçeve içinde ortaya koymaktır. Katılım Ortaklığı öncelikleri,
politika çerçevesini, yeni mevzuat, politikalar ve uygulamalar kabul edilmesine
ilişkin takvimi, ve Türkiye’nin Topluluk müktesebatını benimsemesi için
gerekli idarî ve malî ihtiyaçları ortaya koyan, Türkiye’nin Müktesebatın
Benimsenmesi İçin Ulusal Programında (MBUP) yansıtılacaktır.
Türk hükümeti, Müktesebat’ın Benimsenmesi İçin Ulusal Programı’nı 19 Mart
2001’de kabul etti. Program geniş bir siyasi ve ekonomik reform gündemi
sunmaktadır. Aynı zamanda, MBUP’nin uygulanması, koordinasyonu ve izlenmesi
hakkında bir hükümet kararı kabul edildi. 15 ve 16 Haziran 2001 tarihli
Göteborg AB Konseyi, Ulusal Programı “olumlu bir gelişme” olarak karşıladı
ve “aynı zamanda Türkiye’yi, katılım öncesi stratejinin köşetaşı olan Katılım
Ortaklığı’nın önceliklerini gerçekleştirmek için somut tedbirler almaya
çağırdı.”
Ankara’da ve Stockholm’de siyasal direktörlerin Troyka toplantılarıyla,
Brüksel’de siyasal direktörlerin iki toplantısıyla ve 26 Haziran 2001 tarihinde
Lüksemburg’da AT-Türkiye Ortaklık Konseyi çerçevesinde siyasi diyalog ile,
Fransa, İsveç ve Belçika dönem başkanlıkları altında güçlendirilmiş siyasi
diyalog devam etti. Bu toplantılarda, insan hakları, Kıbrıs, sınır anlaşmazlıklarının
barışçıl yoldan çözülmesi, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası gibi AB-Türkiye
ilişkileri bakımından önemli konular ve terörizme karşı savaş, Kafkaslar’daki
durum, Orta Doğu ve Balkanlar gibi daha geniş konular ele alındı.
Ortaklık Komitesi’ne bağlı sekiz alt-komite, Haziran 2000’den Temmuz 2001’e
kadarki dönemde iki turda, müktesebatın analitik incelenmesine hazırlık
sürecini başlattılar. Bu süreçte, Komisyon daireleri, bakanlıklar ve kamu
kurumları dahil geniş bir yelpazeden, her iki tarafın 500’den çok görevlisi
yer almıştır. Feira AB Konseyi tarafından talep edildiği gibi, bu çalışmalar
konusunda Konsey’e bir rapor ekte sunulmuştur ve Genişleme Strateji Belgesi’nde
tavsiyeler yapılmıştır.
26 Şubat 2001’de, Konsey, Türkiye için katılım öncesi AT malî yardımlarının
koordinasyonuna yönelik bir yönetmelik kabul etti.
Prosedürleri basitleştirmek ve malî yardımın katılım öncesi öncelikler
üzerinde yoğunlaşmasını sağlamak için, Nisan 2001’de Komisyon tarafından
bir yönetmelik teklif edildi. Bu yönetmelik, kabul edilme sürecindedir.
Teklif edilen yönetmelik işaret etmektedir ki: “2000-2006 malî perspektifinde,
katılım öncesi malî yardım, aday ülkeler için iki katına çıkarıldı; Helsinki
AB Konseyi ışığında, normal bütçe prosedürleri çerçevesinde, amaç, bu ilkenin
Türkiye için de geçerli olması ve şimdiki malî perspektifin geri kalan
dönemi boyunca geçerli olmaya devam etmesi olmalıdır.”
2000 yılında, toplam € 209 milyon tutarında hibe yardımı taahhüt edildi.
Aynı yıl içinde, ECHO olağanüstü durum yardımı olarak € 30 milyon daha
sağladı.
Yeni Akdeniz Politikası kapsamında Türkiye’ye Avrupa Yatırım Bankası (AYB)
kredileri, 1992 ve 1999 arasında toplam € 545 milyon oldu. 2000 yılında,
Türkiye’deki çeşitli projeler için AYB tarafından € 575 milyon sağlandı.
Genel olarak, Türkiye beş farklı AYB kredi kolaylığından yararlanma hakkına
sahiptir.
Türkiye’den uzmanlar, TAIEX tarafından bütün aday ülkeler için düzenlenen
seminerlere katıldılar. Türk uzmanlar, 30’dan fazla çok-ülkeli çalışma
toplantısına katılmışlardır. Çok-ülkeli bir TAIEX semineri (kimyasal maddeler
konusunda) ilk defa olarak Türkiye’de yapıldı. İstanbul, çok-ülkeli seminerler
için bir merkez olarak belirlenmiştir. TAIEX, şimdi, Türkiye için tek-ülkeli
etkinlikler hazırlamaktadır.
Türkiye’nin Topluluk programlarına ve ajanslarına katılması için hazırlıklar
ilerledi. Konsey, 5 Haziran 2001 tarihinde, Türkiye’nin bireysel Topluluk
programlarına katılmasına imkan verecek yasal prosedürleri basitleştiren
bir çerçeve anlaşmayı Türkiye ile müzakere etmek üzere Komisyon’a yetki
vermeyi kararlaştırdı. Ağustos 2001’de Komisyon tarafından öteki kurumlara
bir çerçeve anlaşma taslağı iletildi. Anlaşma kabul edilme sürecindedir.
Dolayısıyla, Sokrates programı kapsamında bazı faaliyetler 2002 yılında
pilot bazda başlayabilir.
AT-Türkiye Gümrük Birliği’nin hizmetleri de içine alacak biçimde genişletilmesi
ve kamu alımları piyasalarının karşılıklı olarak açılması ile ilgili müzakerelerin
en son turu Ekim 2001’de yapıldı. Gümrük Birliği, şimdiki halde, endüstriyel
mallar ve işlenmiş tarımsal ürünler ticaretini kapsamaktadır.
Ortaklık Anlaşması çerçevesinde son gelişmeler (ikili ticaret
dahil)
AT-Türkiye Ortaklık Konseyi, 26 Haziran tarihinde Lüksemburg’da toplandı
ve Türkiye’nin katılım öncesi strateji kapsamında ilerlemesini ve gelecekteki
çalışmalara ilişkin öncelikleri gözden geçirdi. Türkiye’deki insan hakları
durumu, Kıbrıs konusu ve sınır anlaşmazlıklarının barışçıl yoldan çözülmesi,
güçlendirilmiş siyasal diyalog kapsamında tartışıldı.
Karma Parlamento Komisyonu, 21-22 Kasım 2000 tarihlerinde Antalya’da,
26-27 Haziran 2001 tarihlerinde Brüksel’de toplandı. Tartışmalar, Türkiye’nin
Ulusal Programı, anayasal reformlar, yeni ekonomik plan ve –Kıbrıs, Avrupa
Güvenlik ve Savunma Politikası, Fazilet Partisi’nin kapatılması, Türk cezaevlerindeki
durum ve insan hakları dahil – siyasal konular üzerinde yoğunlaştı. Malî
işbirliği, Türk işadamları için vize koşulları, ve AT-Türkiye Gümrük Birliği
bağlamında üçüncü ülkeler ile serbest ticaret anlaşmaları yapılması, tartışılan
konular arasında yer aldı.
19 Nisan tarihinde Ankara’da, Ekonomik ve Sosyal Komite çerçevesinde
AB-Türkiye Ortak Danışma Komitesi’nin bir toplantısı yapıldı. Komite, daha
güçlü sendikal hakları garantileyen mevzuat kabul edilmesine daha büyük
öncelik verilmesini görmek istedi. Reform sürecinde toplumsal diyaloğun
önemi vurgulandı. Hizmetlerin serbestleştirilmesi üzerine bir rapor kabul
edildi.
Gümrük Birliği Ortak Komitesi, Brüksel’de iki defa toplandı. Gümrük
Birliği’nin uygulanmasında ivmeyi koruma ihtiyacını teyit etti. Gümrük
Birliği’nin işleyişi ve ticaretle ilgili konular tartışıldı.
Gümrük İşbirliği Komitesi, Gümrük Birliği’nin pratikteki uygulamasını
tartışmak için bir kaç defa toplandı. İlk Derece Mahkemesi, Türkiye’den
TV setleri ithalatı konusunda bir karar verdi. Mahkeme, hem Komisyon’dan
hem de Türkiye’den, Ortaklık Anlaşması ve ilgili kararlar kapsamında karşılıklı
akdî vecibelerin düzgün biçimde uygulanmasını sağlamalarını istedi.
Gümrük Birliği çerçevesinde bazı çok önemli geçiş düzenlemeleri 31 Aralık
2000 tarihinde sona erdi. Bu nedenle, Türkiye’nin ticaretin önündeki teknik
engelleri kaldırması, rekabet uygulama kuralları kabul etmesi, fikrî mülkiyet
haklarının uygulanmasını sağlaması ve, AB operatörleri ile Türk operatörleri
arasında piyasa erişimi yönünden ayrımcılık olmamasını sağlamak üzere,
ticarî nitelikteki devlet tekellerinde düzenleme yapması ivedi bir gereksinme
olmuştur.
Genel olarak, mamul mallar, Gümrük Birliği içinde serbestçe dolaşmaktadır.
Ancak, bazı ticaret sorunları devam etmektedir. Türk piyasasına giriş alkollü
içecekler bakımından kısıtlıdır ve kimi AT ürünleri (örneğin kozmetikler,
seramikler, fayans, yedek parçalar ve tekstil malları) için külfetli idarî
prosedürler ve test gereklilikleri vardır.
Tarım sektöründe, Komisyon, Topluluk’tan canlı sığır ve sığır eti ithalatı
yasağından dolayı AT’nin uğradığı zararları telafi etmeye yönelik bir paket
konusunda gayrı resmî olarak Türkiye ile danışmalar başlatmıştır. AT’ye
Türk fındık ihracatı için bir lisanslama sistemi tesis edilmiştir.
Gümrük Birliği’ne ilişkin konular hakkında düzenli bir gayrı resmî danışma
mekanizması tesis edilmiştir. Komisyon, aday ülkeler için yerleşik politikaya
uygun olarak Türkiye’nin teknik komitelere katılmasını da öngörmüştür.
AT ve Türkiye arasındaki ticaret hacimleri düzenli biçimde artmıştır.
Türkiye’deki son ekonomik durum, Türk dış ticaret açığında bir azalmaya
yol açmıştır.
Topluluk yardımı
Malî yardımların yönetilmesini öteki aday ülkelerdeki uygulama ile uyumlu
kılacak yeni yönetmeliğin kabul edilmesi beklenirken, Komisyon, Türk hükümetinden,
AT malî yardımı için yeni yönetim yapıları kurmasını istedi. 18 Temmuz
2001 tarihinde, Türk hükümeti, Ulusal Yardım Koordinatörlüğü görevlerini,
AB işlerinden sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı’na, Ulusal İta
Amirliği görevini ise ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı’na veren bir genelge
kabul etti. Ulusal Fon, Hazine Müsteşarlığı tarafından kurulacak ve yönetilecek;
Merkezî Finansman ve Sözleşme Birimi (MFSB) Başbakanlığın sorumluluğu altında
olacaktır. Personel için eğitim programları hazırlanmaktadır. Ankara’daki
Avrupa Komisyonu Temsilciliği de, Topluluk malî yardımında yetki devrine
dayalı bir yaklaşımın uygulanması için takviye edilmektedir. Yardım programlaması
ile ilgili olarak, 2001 yılı, yardımların Katılım Ortaklığı ve Ulusal Program
öncelikleriyle uyumlu kılınması için bir geçiş yılı olmuştur. Bu uyumlaştırma,
2002 sonuna kadar tam olarak sağlanmalıdır. Aynı şekilde, gelecekte, üye
devletlerden “katılım danışmanları” olarak kamu görevlileri sağlayan eşleştirme
mekanizması, bu bağlamda Türkiye’nin yararlanmasına açılacaktır.
Kredi finansmanı ile ilgili olarak yukarıda belirtildiği gibi, Türkiye,
Akdeniz ülkeleri için yeni AYB yetkisi (EuroMed II Ödünç Yetkisi) kapsamında
önemli bir tahsisat almaya devam edecektir. Bu tahsisatın toplam miktarı,
Ocak 2000 – Ocak 2007 dönemi için € 6,425 milyar olacaktır. Ayrıca, Türkiye’nin,
onüç aday ülke için toplam € 8,5 milyar tutarındaki AYB katılım öncesi
kolaylığından yararlanmaya ehil olduğu AYB tarafından kabul edilmiştir.
AYB, bundan başka, Türkiye için Özel Eylem Yetkisi’ni (€ 450 milyon) onaylamıştır
ve Türkiye Deprem Rekonstrüksiyon ve Rehabilitasyon Yardım Kolaylığı (TERRA:
€ 600 milyon) kullanıma açıktır. AYB, bölgeyi kapsayan ve Türkiye’nin de
yararlanabileceği, € 1 milyar tutarında, yeni bir “Akdeniz Ortaklığı Kolaylığı”nı
da onaylamıştır.
Topluluk programları ve ajansları
Türkiye, halen LIFE III programına ve Araştırma-Geliştirme Beşinci Çerçeve
Programı’na (proje bazında) katılmaktadır. Türkiye, pek yakında Girişim
ve Girişimcilik üzerine çok-yıllı programa ve Avrupa Dijital İçerik programlarına
katılmaya başlamak niyetindedir. Örneğin sağlık ve kültür alanlarında,
başka programlara katılmayı da talep etmiştir ve Araştırma- Geliştirme
için gelecek Çerçeve Program (6ncı çerçeve program) ile tam olarak bağlantılı
olmayı istemektedir.
Türkiye’nin Avrupa Çevre Ajansı’na ve Avrupa Bilgi ve Gözlem Şebekesi’ne
(EIONET) katılmasına yönelik müzakereler sonuçlanmıştır. Türkiye, onay
sürecini tamamladıktan sonra üye olacaktır. Türkiye, Lizbon’daki Uyuşturucu
Maddeler ve Uyuşturucu Bağımlılığı Üzerine Avrupa İzleme Merkezi’ne katılmaya
ilgi duyduğunu da belirtmiştir (ayrıca bkz. Başlık 24 – Adalet ve İçişleri
alanında işbirliği).
Topluluk yasal prosedürlerini etkinleştirmek ve böylece gelecekte Türkiye’nin
Topluluk programlarına katılmasını kolaylaştırmak için, Avrupa Topluluğu
ve Türkiye arasında, bu katılımın genel ilkelerini ortaya koyan bir anlaşma
sonuçlandırılma aşamasındadır. Komisyon, Türkiye’den, katılmaya niyetli
olduğu öğretim ve eğitim programlarını yönetmek için bir Ulusal Ajans kurmasını
istemiştir (ayrıca bkz. Başlık 18 – Öğretim ve eğitim).
Müktesebatın analitik incelenmesi sürecinin hazırlanması
Ortaklık Komitesi’ne bağlı alt-komiteler, müktesebatın analitik incelenmesi
sürecini hazırlamaktadırlar. Haziran 2000’de başlayan ve Temmuz 2001’de
sona eren iki tur toplantı yapıldı.
Bu toplantılar, AB’nin ve Türkiye’nin politika amaçları ve mevzuatları
konusunda görüş alışverişlerine imkan verdi. Türkiye, müktesebat konusunda
ve onu aktarmak, uygulamak ve icra etmek için atması gereken adımlar konusunda
daha kapsamlı bir anlayışa kavuştu. Bir çok durumda, inceleme çalışmaları
başlamış olup, yeni mevzuat tasarıları veya var olan mevzuatta değişiklikler
hazırlanma sürecindedir. AB ve Türk uzmanlar arasında, özellikle mevzuat
oluşturulması konusunda, daha ileri diyaloğa yol açması umulan uygun bir
iklim yaratılmıştır.
Bu toplantılar verimli olurken, süreci daha etkili ve yoğun kılmak amacıyla
biçim ve içerik yönünden bazı iyileşmeler, Komisyon ve Türk yetkililer
arasında yüksek düzeyde tartışılmıştır. Feira AB Konseyi’nin sonuçları
uyarınca, Komisyon, bu çalışmanın sonuçları hakkında Konsey’e bir rapor
hazırlamıştır. Söz konusu rapor ilişikte verilmiştir. Genişleme Strateji
Belgesi’nde, süreci yoğunlaştırma ve daha üretken kılma yolları ve yöntemlerine
dair tavsiyeler bulunmaktadır.
[1] Avrupa Parlamentosu için raportör, Bay Lamassoure.
|