TÜRKİYE'NİN AB ADAYLIĞI SÜRECİNDE İLERLEMESİNE YÖNELİK
AB KOMİSYON RAPORU
2001
alıntılar
SİYASİ KISTASLAR
Haziran 1993 tarihli Kopenhag Avrupa Konseyi sonuçlarına göre üyelik
için siyasi kıstaslar "Demokrasi, hukuk devleti ve insan haklarını güvenceye
alan istikrarlı bir kurumsal yapı, azınlıklara saygı ve azınlıkların korunması"
olarak belirlenmiştir.
Bazı alanlarda ilerleme kaydetmesine karşın Türkiye Kopenhag siyasi
kıstaslarına henüz uymamaktadır. Buna bağlı olarak Türkiye, ülke çapında
tüm vatandaşlar için insan hakları ve temel özgürlüklerin yasalar ve uygulamalarda
tam olarak korunmasını sağlanmak için reform sürecini yoğunlaştırılmak
ve hızlandırılmak konusunda cesaretlendirilmektedir.
3 Ekim 2001 tarihinde Türk Parlamentosu tarafından onaylanan anayasal
değişiklikler insan hakları ve temel özgürlükler ve ölüm
cezasının kısıtlanması konularında garantilerin güçlendirilmesi yönünde
önemli adımlardır. Bu anayasa değişiklikleri özellikle, ifade ve
düşüncelerin yayılması, basın ve dernekleşme özgürlükleri
konusunda kısıtlama alanını daralttı. Şimdi dikkatler bu önemli değişimlerin
uygulanmasına yönelmiştir. Bu değişikliklere rağmen temel hakların kullanımında
kısıtlamalar sürmektedir. Türkiye'de bireylerin temel haklarının kullanımında
ilerleme sağlanması; anayasal değişikliklerin yorumu, uygulama yasalarının
ayrıntıları ve yasaların yetkililer tarafından gerçek uygulamalarına bağlıdır.
Orantılılık ilkesinin getirilmesi ve reformun genel amacının insan haklarına
saygı ve hukuk devletine saygının ön plana çıkarılması olması cesaret vericidir.
Anayasa reform paketi çerçevesinde girişimler Katılım Ortaklığı Belgesi
(KOB) öncelikleri konusunda ilerlemeyi kolaylaştırmalıdır.
Ölüm cezasına karşı moratoryum korunmuştur. Terörizm suçları
için tanınan istisna, (hiçbir çekinceye izin vermeyen) Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi 6. Protokolüne aykırıdır. Bununla birlikte savaş suçları alanında
istisna bu protokole uygundur. Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesi
için ceza yasasında yapılacak ilgili mevzuat değişikliklerinin ardından
Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6. Protokolü'nü imzalaması
ve onaylamasının mümkün olup olmadığı değerlendirilebilecektir.
Ekonomik, sosyal ve kültürel haklar alanında olumlu gelişmeler
kaydedilmiştir. Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerindeki, kanunla yasaklanan
dillerin kullanımını engelleyen hükümler kaldırılmıştır. Türkçe'den
başka dillerin de kullanımına olanak verebilecek bu gelişme olumludur.
Türk yetkililerin de onayladığı gibi, anayasal reformun uygulanabilmesi
için kısıtlayıcı mevzuat ve uygulamaların ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Etnik kökenine bakılmaksızın tüm Türk vatandaşlarının kültürel haklardan
gerçek anlamda yararlanabilmesi konusunda bir gelişme olmamıştır.
Türkiye, hapishaneler konusundaki köklü reformların etkin bir
şekilde uygulanması konusunda desteklenmektedir. Hapishane protestolarının
bastırılmasında orantısız güç kullanımı kınanmaktadır. Açlık grevleri sonucu
can kaybının sürmesi insani açıdan kabul edilemez bir durumdur. Greve katılanların
siyasi gerekçelerine bakılmaksızın ölümlerin engellenmesi için çabalar
hızlandırılmalıdır. Bu konularda serbest tartışmaya olanak verilmelidir.
Adalet sistemi reformu başlatılmıştır. Yargı bağımsızlığı, Devlet
Güvenlik Mahkemeleri'nin ve askeri mahkemelerin yetkileri ve Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi kararlarına uyum konuları endişe verici konular olmaya
devam etmektedir.
Anayasa'nın 19. maddesi yargılama öncesi tutukluluk alanında,
toplu suçlar için tutukluluk süresini dört güne indirmiştir. Tutuklulara
karşı kötü muamelenin önlenmesi açısından olumlu olan bu durum DGM yetkisi
altındaki davalar ve olağanüstü hal bölgelerinde de geçerli olmalıdır.
Mevzuatların saydamlığının arttırılması yönünde pek çok girişime karşın
yolsuzluk ciddi bir sorun olmayı sürdürmektedir. Avrupa Konseyi'nin yolsuzluk
ve para aklama konularındaki sözleşmelerinin imzalanmış olması olumlu bir
gelişmedir.
Güneydoğu bölgesinin ekonomi durumunun iyileştirilmesi, bölgesel
dengesizliklerin giderilmesi ve vatandaşların ekonomik, sosyal ve kültürel
olanaklarının geliştirilmesi için daha fazla etkinlik gösterilmelidir.
Bu bölgede dört ilde olağanüstü hal uygulaması sürmektedir.
Türkiye'de demokratik sistemin esas özellikleri var olmakla birlikte,
ordu üzerinde sivil denetim gibi temel meselelere etkin bir şekilde
eğilmek gerekmektedir.
Anayasal, yasal ve idari alanlarda değişikliklere karşın Türkiye'de,
bireyleri etkileyen haliyle, halihazırdaki insan hakları durumunun iyileştirilmesi
gerekmektedir.
Rauf Denktaş'ın Birleşmiş Milletler (BM) görüşmelerinden çekilmesine
ve BM Genel Sekreteri'nin New York'taki görüşme davetini reddetmesine Ankara'nın
verdiği destek göz önünde bulundurularak; Kıbrıs konusuna kalıcı bir çözüm
bulunması yönünde BM Genel Sekreteri'nin çabalarına destek olacağı yönünde
siyasi diyalog çerçevesinde ifadesinin ardından, çözümü kolaylaştırmak
amacıyla, Türkiye'nin somut adımlar atması gerekmektedir.
İnsan hakları, Kıbrıs ve sınır anlaşmazlıklarının barışçı çözümü gibi
Katılım Ortaklığı'nın önceliklerinin oluşturan konularda ilerlemelerin
ivme kazandırılması için genişletilmiş siyasi diyalog sürecinden tam olarak
yararlanılmalıdır.
EKONOMİK KISTASLAR
Haziran 1993 tarihli Kopenhag Avrupa Konseyi sonuçlarına göre üyelik
için ekonomik kıstaslar "İşleyen bir piyasa ekonomisi ve AB içindeki rekabet
baskıları ve piyasa güçleriyle başa çıkabilme kapasitesi" olarak belirlenmiştir.
2000 İlerleme Raporu Türkiye'nin ekonomideki en acil dengesizlikleri
düzeltmede önemli ilerlemeler kaydettiğini fakat bununla birlikte işleyen
bir piyasa ekonomisini tamamlama sürecinin henüz sonuna gelmediğini dile
getirmiştir. Bu çerçevede Türkiye geçen yıl içinde, Kasım 2000 ve Şubat
2001'de yaşanan iki ekonomik krizden dolayı, piyasa ekonomisini tamamlama
yolunda daha fazla ilerleme kaydedememiştir. Diğer taraftan, ekonomisinin
önemli bir bölümü gümrük birliği çerçevesinde AB piyasasında rekabet etmektedir.
Ekonomik krizler önceki istikrar programını geçersiz kılmıştır. Buna
karşılık Türkiye, finans sektöründeki risklerle zayıflıklara önceki programdan
daha etkili biçimde karşı koyan ve bir çok alanda devlet müdahalesini azaltan
bir ekonomik reform programı onaylamış ve uygulamaya koymuştur.
Öncelik kısa vadede, enflasyonu düşürme temelinde, makroekonomik istikrara
verilmelidir. Bununla birlikte, yetkililer temelinde piyasa olan orta vadede
büyüme için temeli hazırlamaya devam etmelidirler. Önemli yapısal değişiklikler
bankacılık, tarım ve KİT'ler gibi alanlarda hala gereklidir. Ayrıca bütçe
öncelikleri, ülke çapında eğitim, sağlık, sosyal hizmetler ve kamu altyapısına
yeterli yatırımı sağlamak amacıyla, orta vadede yeniden belirlenmelidir.
AB MÜKTESABATINA UYUM
Türkiye'nin AB müktesebatına uyumu Gümrük Birliği'nin kapsadığı alanlarda
en ileri düzeydedir. Geçen yılkı rapordan sonra bu alanlarda yeni ilerlemeler
kaydedilmiştir. Merkez Bankası da dahil olmak üzere bankacılık, telekomünikasyon,
enerji ve tarım alanlarında önemli yasal düzenlemeler kabul edilmiştir.
Buna rağmen, onaylanan yasal düzenlemeler arasında kozmetik, görsel-işitsel
hizmetler ve sosyal politikalar konularında AB müktesebatından uzaklaşan
düzenlemeler de bulunmaktadır. Genel olarak AB müktesebatıyla Türkiye'deki
yasalar arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Ayrıca müktesebatın
uygulanmasına yönelik idari kapasitesinin arttırılmasındaki ilerlemeler
sınırlıdır.
Tek Pazar alanında, standartlar da dahil olmak üzere malların
serbest dolaşımına yönelik bazı düzenlemeler benimsenmiştir. Teknik düzenlemelere
yönelik çerçevenin benimsenmiş olmasının önemi büyüktür. Standartlaştırma,
resmi tanıma belgesi, sertifikalandırma, uygunluk değerlendirmesi, piyasa
araştırması gibi idari altyapıların sağlamlaştırılması gerekmektedir. Bununla
beraber, kamu alımları müktesebata uyumlu değildir. Kişilerin serbest dolaşımı
alanında ilerleme kaydedilmemiştir. Sermayenin serbest dolaşımında yabancı
sermayenin bazı sektörlere yatırımında önemli kısıtlamalar bulunmaktadır.
Para aklama yasalarının uygulanmasına daha fazla önem verilmelidir. Şirketler
yasası alanında, yeni ticaret kanununun hazırlanmasında ilerleme kaydedilmemiştir.
Fikri mülkiyet haklarının müktesebata uyumu için önemli adımlar atılmıştır.
Bu alanda özel mahkemeler kurulmuş olmasına rağmen yaptırım kapasitesinin
arttırılması ve Türkiye Patent Enstitüsü'nün tamamen bağımsızlaştırılması
gerekmektedir. Rekabet politikalarında, tekelciliğe karşı yasa maddelerinin
uygulanması memnuniyet vericidir. Türkiye'nin devlet yardımları politikası
müktesebata uygun değildir. Yeni yasaya rağmen, alkol ve tütüne yönelik
tekel düzenlemeleri kaygı yaratmaktadır.
Türkiye tarım sektöründe önemli reformlar yapmaya başlamıştır.
Bununla birlikte, yeni oluşturulan gelire destek politikasının ana noktaları
AB'deki yaklaşımla uyuşmamaktadır. Türkiye ulusal toprak kayıtları gibi
temel mekanizmaları kurmamıştır. Bitki ve hayvan sağlığı alanındaki AB
düzenlemelerini benimsemeli ve uygulamalıdır.
Balıkçılık alanında, Ortak Balıkçılık Politikası'yla uyumda ilerleme
kaydedilmemiştir. Modern bir balıkçı tekneleri kayıt sistemi geliştirilmelidir.
Ulaştırma politikalarında, Türkiye AB müktesebatını benimseme
çalışmalarını hızlandırmalıdır. Uygulama kapasitesi de geliştirilmelidir.
Vergilendirme alanında, KDV sisteminde oranların yaklaştırılması
konusunda önemli ilerlemeler gerekmektedir.
Çoğu alanda, Türkiye'de uygulanan istatistik yapısı AB'dekinden çok
farklıdır. Bu alanda somut ilerleme olmamıştır.
Sosyal politikalar ve istihdam alanlarında bazı adımlar atılmıştır
ama bunların bir kısmı AB müktesebatıyla uyumlu değildir. Yeni Ekonomik
ve Sosyal Konsey Yasası gerçek bir sosyal diyaloga olanak vermemektedir.
Enerji alanında, elektrik ve gaz sektörlerinde önemli ilerlemeler
kaydedilmiştir. Bu yıl içinde benimsenen iki yasa Türkiye'yi tek enerji
pazarına hazırlamaktadır. Uyum çabaları arttırılmalıdır. Piyasanın açılması,
ağlara giriş ve yeni kapasite üretimi ile ilgili yeni düzenlemeler hazırlanmalıdır*.
Telekomünikasyon sektöründe, yeni yasal düzenleme verilerin korunması
ve hizmetin her yere dağıtılması konuları AB müktesebatıyla uyumlaştırılmalıdır.
Telekom Kurulu'nun idari kapasitesi arttırılmalıdır.
Bölgesel politikalar konusunda, Türkiye ilerleme kaydetmemiştir.
Yapısal politikaların uygulanmasına önem verilmelidir.
Çevre alanında, TBMM'nin önüne gelmiş çerçeve yasanın onaylanması
da dahil olmak üzere yeni düzenlemeler gerekmektedir.
Adalet ve içişleri alanında, Türkiye yakın zamanda Avrupa Konseyi'nin
kara para aklama ve yolsuzlukla mücadele konularındaki üç anlaşmasını imzalamıştır.
Yunanistan'la imzalanan karşılıklı suçla mücadele anlaşması yürürlüğe girmiştir.
Türkiye, AB'nin vize politikasıyla uyum ve göçmenlerin tekrar kabulü anlaşmaları
konularında girişimlerde bulunmuştur. Bununla birlikte, sınır kontrolleri
ve kaçak göçle mücadele alanlarında idari kapasite güçlendirilmelidir.
Daha fazla sayıda kamu çalışanı eğitim girişimlerinden faydalanmalıdır.
Gümrük alanında uyum nerdeyse tamdır.
Mali denetim alanında, devletin bütçe ve mali denetim mekanizmaları
iyileştirilmelidir.
Değişik alanlarda müktesebatın uygulanması için idari kapasite güçlendirilmelidir.
Devlet yardımları ve bölgesel kalkınma gibi bazı durumlarda, yeni kurumlar
kurulmalıdır. Bazı alanlarda yeni düzenleyici kurumlar kurulmuştur. Bu
kurumların bağımsızlığı güvence altına alınmalı ve bu kurumlara yeterli
düzeyde insan ve mali kaynakları ayrılmalıdır.
TÜRKİYE'NİN ULUSAL PROGRAMI VE AB MÜKTESABATINA UYUM
Ulusal Program geniş bir siyasi ve ekonomik reform gündemi sunmaktadır.
Katılım öncesi stratejisi içinde bu belge gelişen bir sürecin parçasıdır.
Türk yetkililerin müktesebat konusunda değerlendirmelerinin hemen ardından
hazırlanacak yeni belge ileriye yönelik çalışmalar için bir planlama aracı
olmalıdır.
Ulusal Program içinde Katılım Ortaklığı'nın bazı kısa dönemli öncelikleri
orta vadeye alınmış, bazıları kısa ve orta vade olarak ayrılmıştır.
Siyasi kıstaslar açısından:
• Katılım Ortaklığı'nın, örneğin kültürel haklar gibi bir önceliğinin
gerçekleştirilmesi konusuna açıklık getirilmemiştir. Kökenine bakılmaksızın
tüm vatandaşların kültürel haklarının garantiye alınması konusunda Ulusal
Program çok yetersiz kalmaktadır. Tüm Türk vatandaşlarının TV ve radyo
yayınlarında anadillerini kullanmaları ile ilgili yasakların kaldırılması
önceliği de programa eklenmelidir.
• Ölüm cezası konusunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. Protokol'üne
uyum konusunda Ulusal Program'daki taahhüt yerine getirilmemiştir.
• Program Türkiye'de özellikle Lozan Antlaşması'nda yer almayan azınlık
dinleri olmak üzere (Müslüman ve Müslüman olmayan topluklular) din özgürlüğünün
nasıl garanti altına alınacağını belirtmelidir.
Ekonomik kıstaslar açısından:
• Tarım (hayvan sağlığı ve veterinerlik), sosyal işler, ulaştırma, enerji,
bölgesel politika, adalet, içişleri ve gümrükler alanlarında KOB'dan farklı
olan konulara değinilmelidir.
• Değişik alanlarda devlet yardımları ve devlet yardımlarının denetimi
ve AB kurallarına uyum konusunda daha fazla bilgi verilmelidir.
• Gümrük birliği konularında (malların serbest dolaşımı, rekabet, devlet
yardımları, devlet tekelleri) Türk hükümetinin, yasal bağlayıcılığı olan,
taahhütleri daha fazla dikkate alınmalıdır.
AB müktesebatının diğer başlıkları:
• Sosyal işler alanında, iş yasası, ayrımcılıkla mücadele, fırsat eşitliği,
iş yerinde sağlık ve güvenlik konulu yönergeler programa dahil edilmelidir.
• Ulaştırma alanında Türk kara deniz ve hava filolarının AB kurallarına
uyumuna, çevre alanında müktesebatın uygulanması için gereken etkinliklere
değinilmemiştir.
• Adalet ve içişleri alanında sınır yönetimi konusuna açıklık getirilmelidir.
Tarım sektöründe, veterinerlik ve hayvan sağlığı alanında, AB mevzuatının
ulusal yasalara geçirilmesi için bir stratejik plan geliştirilmelidir.
• Yasal, kurumsal ve mali hazırlıklara destek olunması için önceliklerin
uygulanabilmesinde gereken mali kaynaklar konusuna açıklık getirilmelidir.
• AB mevzuatının uygulanması ve yaptırımının sağlanması için öngörülen
idari yeniden yapılanma ve kurumsal konularda daha fazla ayrıntıya yer
verilmelidir.
Ulusal Program'da öngörülen bu değişikliklerin yapılabilmesinde TAIEX
tarafından teknik destek sağlanacaktır.
MEVZUATIN ANALİTİK İNCELENMESINE HAZIRLIK
Genel anlamda, alt komite toplantıları değişik alanlarda Türk ve AB
politikaları ve mevzuatları hakkında görüş alışverişi yapılmasına olanak
vermiştir. Türkiye, müktesebat ve müktesebatın uygulanması ile yaptırımı
alanlarında daha fazla bilgi sahibi olmuştur. Pek çok durumda yeni mevzuat
ya da mevzuat değişiklikleri için çalışmalar başlatılmıştır.
Alt komite toplantıları aynı zamanda Türk mevzuatının AB müktesebatına
uyumu konusunda ilk değerlendirmenin yapılmasına olanak vermiştir.
Türkiye'nin şu konularda daha fazla çaba harcaması gerektiği belirlenmiştir:
• Tüm yeni yasa tekliflerinin AB müktesebatına uyum sağlaması konusunda
denetim yapılmalıdır.
• Mantıksal bir sıralama ve her sektörde yapılması gerekenler için açık
bir takvim belirlenmesi aracılığıyla uyum sürecinin planlanması güçlendirilmelidir.
• Zayıf olduğu belirlenen alanlarda yönetimin güçlendirilmesine öncelik
verilmelidir.
• Müktesebatın uygulanması için hangi sektörlerde esaslı yatırımlar
gerektirdiği konusuna açıklık getirilmelidir.
|