TÜRKİYE'NİN AB ADAYLIĞI SÜRECİNDE İLERLEMESİNE YÖNELİK
AB KOMİSYON RAPORU
Türkiye ile ilgili temel değerlendirmeler
2002
AB GENİŞLEME SÜRECİ
Bugün AB Komisyonu 2002 yılı ilerleme raporlarını Avrupa Parlamentosu’na
(AP) sundu. İlerleme raporlarının sunumunda Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti,
Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovakya ve
Slovenya’nın
2004 yılı başlangıcından itibaren tam üyeliğe hazır olacaklarını dile getirildi.
AB Komisyonu, Bulgaristan ve Romanya’nın 2007 yılında AB’ye katılma hedefini
gerçekleştirmelerini destekliyor.
AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi AP’de yaptığı konuşmada, her ne kadar
Helsinki zirvesinde Avrupa Konseyi ön şart olarak belirlemese de, Komisyon’un
Kıbrıs’ın
birleşmiş şekilde üye olmasını istediğini ve bunun bütün taraflar için
en iyi çözüm olacağını savundu. AB Bakanlar Konseyi’ne Kıbrıs ile müzakerelerin
hızla tamamlanmasını önerirken, tarafları Birleşmiş Milletler çerçevesinde
süren müzakere sürecini hızlandırmaya ve yıl sonuna kadar çözüme ulaşmaya
çağırdı.
AB Komisyonu’nun 2004’de tam üye olmasını önerdiği 10 aday ülkede, üyelik
siyasi kıstaslarının tamamının yerine getirildiği belirtildi. Halen yerine
getirilememiş ekonomik ve AB müktesebatı ile ilgili kıstasların, Avrupa
Konseyi’nin tam üyelik için vereceği zaman sürecinde tamamlanması bekleniyor.
AB Komisyonu 2003 yılı baharında 10 aday ülke ile Katılım Antlaşmaları
imzalamak amacıyla müzakerelerin 2002 sonunda kapatılmasını öneriyor. Bu
önerinin, her ülkenin hazırlık durumunun dikkatli ve adil değerlendirmesi
sonucunda oluşturulduğu vurgulanıyor.
AB Komisyonu ilk defa bu boyutta bir genişlemenin gerçekleşeceğini göz
önünde bulundurarak, yumuşak bir geçiş süresi oluşturmak amacıyla, Katılım
Antlaşmaları’na tek pazar ve adalet ve iç işleri konularında, en fazla
2 yıl geçerli olacak, özel koruma önlemleri maddesi konulmasını
önerdi.
İlerleme raporlarında gümrük, tarım, bölgesel politikalar ve mali denetim
gibi AB müktesebatına uyumda özel çaba gösterilmesi gereken sektörlere
dikkat çekiliyor. 10 aday ülke için belirlenen katılım tarihinin 6 ay öncesinde
AB Komisyonu, söz konusu ülkelerde müktesebatın uygulanması konusunda,
AP ve AB Bakanlar Konseyi’ne yönelik kapsamlı bir rapor hazırlayacak.
TÜRKİYE RAPORU
AB Komisyonu ilerleme raporunda üyelik öncesi stratejisi çerçevesinde,
son rapordan bu yana, Türkiye’nin siyasi, ekonomik üyelik kıstasları
ve AB müktesebatına uyum alanlarında ilerleme kaydettiği vurgulanmaktadır.
Raporda Türkiye ile tam üyelik müzakereleri konusuna girilmemektedir.AB
Komisyonu’nun Üyelik öncesi stratejinin güçlendirilmesi olarak tanımlanan
öneriler ise, süreci yavaşlatıcı ve müzakere hedefinden uzaklaştırıcı olabilir
endişesi yaratmaktadır
Genişlemeden sorumlu Komiser Günter Vergheugen, ilerleme raporları hakkında
Avrupa Parlamentosu’na yaptığı sunumun ardından Türk basının sorularını
yanıtlarken şu görüşleri ifade etti:
“AB Komisyonu Türkiye’ye üyelik perspektifi dışında özel bir statü önermemektedir.
Raporda öngörülen eksikleri tamamladığı ve reformları uygulamaya geçirmeyi
başardığı an, AB Komisyonu Türkiye ile müzakerelerin başlatılmasını önerecektir.
Türkiye’nin AB üyeliği yolu açıktır”.
GENEL DEĞERLENDİRME
Türkiye siyasi kıstaslara uyum konusunda kayda değer (“noticeable”) ilerlemeler
kaydetmiştir. Anayasal reform ve yasal değişiklikler paketi aracılığıyla
Katılım Ortaklığı’nda belirlenen temel önceliklerin pek çoğu ele alınmıştır.
Özellikle Ağustos 2002 tarihinde Meclis’in onayladığı yasal değişiklikler,
geniş etkili reformlar yapmak konusunda Türkiye’nin istekliliğini göstermesi
açısından son derece olumlu karşılanmıştır.
Reformların gerçekleştirilmesi,
Türk siyasi liderlerinin büyük bölümünün Avrupa değerleri ve standartlarına
uyumda ilerleme kaydedilmesi yönünde kararlılığının önemli bir işaretidir.
AB Komisyonu gelişmeleri olumlu karşılamaktadır ve Türkiye’deki siyasi
ortam çerçevesinde bu gelişmenin öneminin farkındadır. Reformlar çok zor
koşullar altında onaylanmıştır. Bu reformlar, Türk siyasi sisteminin şimdiye
kadar çok hassas görülen alanlarda dahi ilerleme kaydetme istek ve kapasitesini
kanıtlamadır.
Bununla birlikte
Türkiye siyasi üyelik kıstaslarına tam olarak uyum sağlamamaktadır:
1. REFORMLAR EKSİK: Reformlar, temel hak ve özgürlüklerin tam
olarak kullanımı açısından bazı önemli eksiklikler içermektedir. Özellikle
basın ve yayını da içeren ifade özgürlüğü, barışçı toplanma özgürlüğü dernekleşme
özgürlüğü, dini özgürlükler ve yasal tazmin hakkı alanlarında önemli kısıtlamalar
sürmektedir.
2. UYGULAMA YETERSİZ: Reformların çoğunun yürürlüğe girmesi için
ilgili yönetmelik ve idari tedbirlerin onaylanması ve tüm ülkede değişik
düzeylerde yürütme ve yargı makamları tarafından uygulanmaya geçirilmesi
gerekmektedir. Yüksek Seçim Kurulu’nun önemli bir siyasi partinin liderinin
3 Kasım seçimlerine katılımını engelleyen kararı, reformların ruhunu yansıtmamaktadır.
3. BAŞKA REFORMLAR GEREKLİ: Halen, siyasi kıstaslar çerçevesinde
bir dizi önemli konunun uygun şekilde ele alınması gerekmektedir. Bunlar
arasında işkence ve kötü muamele ile mücadele, ordu üzerinde sivil denetimle
ilgili bazı sorunlar, şiddet içermeyen görüşlerini dile getirmeleri sonucunda
hapiste bulunan kişilerin durumları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına
uyum bulunmaktadır. Son yıllarda gerçekleşen önemli ilerlemeler ve daha
fazla dikkat gerektiren son alanların ışığında Türkiye, yasal olarak ve
uygulamada, demokrasinin güçlendirilmesi ve insan haklarının korunması
alanlarında, reform sürecinin sürdürülmesi konusunda cesaretlendirilmektedir.
Böylelikle Türkiye’nin siyasi kıstaslara tam olarak uyum alanında kalan
son engelleri aşması mümkün olacaktır.
Kıbrıs konusunun
çözümü ile ilgili çabaların Türkiye ile AB arasında genişletilmiş siyasi
diyaloğun bir parçası olduğu hatırlatılmaktadır. AB Komisyonu, tüm tarafların
ve halihazırdaki çerçevede özellikle Türkiye’nin, bu yıl içinde Kıbrıs
sorununda kapsamlı bir çözüme ulaşılması için Birleşmiş Milletler’in çabalarına
tam destek vermesini istemektedir.
Ekonomik kıstaslar
çerçevesinde, Türkiye’nin pazar ekonomisinin işleyişi alanında kaydettiği
ilerleme dış rekabet baskısına karşı direncini güçlendirmektedir. Bununla
birlikte ekonomik gerileme ve mali krizlerin etkisi sürmektedir.
AB müktesebatına
uyumda, gümrük birliğinin kapsadığı konular ve bankacılık, telekomünikasyon,
enerji ve tarım gibi alanlarda uyuma yönelik ilerleme kaydedilmiştir. Mali
sektör yeniden yapılandırılmış, bu alanda idari kapasite düzenlenmiştir.
Pek çok alanda AB mevzuatı ve Türk yasaları arasında önemli farlılıklar
bulunmaktadır.
AB liderliğindeki
operasyonlarda NATO olanaklarının kullanımı ile ilgili karar alma mekanizmalarına
Türkiye’nin katılım yöntemleri çerçevesinde sorunların çözümüne öncelik
verilmelidir.
Ulusal Program
: Ulusal Program AB müktesebatına uyumda Türk makamları için önemli
bir araç olmuştur. Üyelik siyasi kıstaslarına yönelik son uyumlaştırma
paketleri kısmen Ulusal Program’a dayanmaktadır. Türkiye son gelişmeler
uyarınca Ulusal Programı’nı güncelleştirmeli ve programın planlama yönünün
güçlendirmelidir. Bu çerçevede önceliklerin, açık takvim ve hedef tarihler
ile bütçe gereksinimlerini içerecek şekilde saptanması sağlanmalıdır. Belgenin
güncelleştirilmesinde Katılım Ortaklığı hedefleri tam olarak dikkate alınmalıdır.
AB KOMİSYONU’NUN ÖNERİLERİ
Katılım Ortaklığı
önerisi: 2003 yılı başında AB Komisyonu kaydedilen ilerlemeleri ve
üzerinde çalışılması gereken konuları içeren gözden geçirilmiş bir Katılım
Ortaklığı önerisi sunacaktır. Bu çerçevede son ilerleme raporunda belirlenen
öncelikler temel alınacaktır. AB Komisyonu bu güçlendirilmiş üyelik öncesi
stratejiyi uygulamak için gerekli girişimlerde bulunacaktır.
Yasal inceleme
süreci: Sektör konularına odaklanan yasamaya ilişkin ayrıntılı inceleme
süreci, TAIEX desteğinde devam etmektedir ve geliştirilecektir
Ekonomik diyalog:
Türkiye ile AB arasında makro ekonomik performans ve istikrar ve ekonomik
reformlar konularını kapsayan genişletilmiş ekonomik diyalog yoğun olarak
sürdürülecektir. Türkiye’nin ekonomik istikrar ve Kopenhag siyasi kıstaslarına
uyum alanlarında aldığı tedbirler ayrıntılı olarak tartışılmalıdır.
Siyasi diyalog:
Türkiye ve AB arasında siyasi reformlar, insan hakları, Kıbrıs ve sınır
anlaşmazlıklarının barışçı çözümü konularını içeren genişletilmiş siyasi
diyalog yoğunlaştırılarak sürdürülecektir;
İdari kapasite
arttırılması: AB müktesebatının uygulanmasında aday ülkelerin idari
kapasitesinin güçlendirilmesini amaçlayan eşleştirme projelerinden (‘twinning
projects’) Türkiye ilk kez 2002 yılında yararlanmaya başlayacaktır;
Mali destek:
Türkiye’nin üyelik öncesi stratejiyi uygulamasını hızlandırmak amacıyla
2004 yılından itibaren mali destek arttırılacaktır. Türkiye’nin ihtiyaçları
ve kullanma kapasitesi göz önünde bulundurularak, 2006 yılına kadar toplam
mali desteğin en az iki katına çıkması beklenebilir.Yıllık ödenek miktarları
Kopenhag kıstaslarının yerine getirilmesi ve programların etkili yönetimine
bağlanacaktır. Artan mali destekle, Türkiye’de kamu idaresinin güçlendirilmesi,
AB müktesebatının benimsenmesinin desteklemesi ve Türkiye’nin Avrupa ekonomisiyle
bütünleşmesinin kolaylaştırması hedeflenmektedir.
ÜYELİK KISTASLARI ÇERÇEVESİNDE BAŞLICA EKSİKLER
Siyasi kıstaslar çerçevesinde başlıca eksiklikler :
Gerçekleştirilen
iyileştirmelere rağmen, F tipi cezaevlerindeki koşullarla ilgili
sorunlar sürmektedir;
Devlet Güvenlik
Mahkemeleri’nde avukatsız tutukluluk (‘incommunicado’) uygulamaları
sürmektedir. Olağanüstü hal bölgelerinde uzun tutukluluk uygulamaları sürmektedir.
İşkence, kötü muamele iddiaları sürerken, sanıkların yasal takibinde yeterli
ilerleme sağlanamamıştır;
Medya kanununa
rağmen yazar, gazeteci ve yayıncılar hakkında yasal soruşturma uygulamaları
sürmüştür;
Derneklerin
etkinliklerinin yasaklanması için yasal zemin halen mevcuttur Önceden izin
sistemi de dahil olmak üzere Dernekler Yasası’nın kısıtlayıcı yapısı korunmuştur.
Türkiye’deki yabancı dernekler halen bazı kısıtlamalara ve sıkı denetime
tabidir,
Vakıflar
kanunundaki değişikliklere rağmen dini azınlıklar, tüzel kişilik, mal edinme
hakkı, din adamlarının eğitimi konularında kısıtlamalarla karşı karşıyadır;
Sendikalara
karşı kısıtlamalar, çocuk işçi çalıştırma uygulamaları sürmektedir;
Namus davalarının
cezalandırmalarda hafifletici sebep olmasına olanak veren yasa yürürlüktedir;
Devlet Güvenlik
Mahkemeleri’nin işleyişi halen uluslararası standartlara uygun değildir.
Yargının her zaman bağımsız ve tutarlı işlemediğine yönelik bildirimler
sürmektedir;
Yolsuzluk
halen önemli bir sorun olmaya devam etmektedir, Avrupa Konseyi’nin ilgili
sözleşmeleri halen onaylanmamıştır;
Güneydoğu Anadolu
bölgesinde insan haklarının korunması alanında çabalar güçlendirilmelidir;
Milli Güvenlik
Kurulu oluşumu ve rolü ile ilgili değişiklikler uygulamada bir değişiklik
yaratmış görünmemektedir.
Ekonomik kıstaslar çerçevesinde başlıca eksiklikler :
Piyasaların işlerliğini
ve rekabet gücünü arttırmak için Türkiye’de halihazırda uygulanan reform
sürecine devam ederek makroekonomik denge ve mali sürdürülebilirlik sağlanmalıdır;
Kronik yüksek enflasyonun
düşüşü devam etmeli ve vergi disiplini sağlanmalıdır;
Bankacılık
sektöründeki temkinlilik ve muhasebe kuralları uluslararası standartlar
düzeyine getirilmelidir;
Kamu bankaları ve
işletmelerinin özelleştirmesi hızlandırılmalı ve piyasaların işleyişindeki
devlet kontrolünün kaldırılması tamamlanmalıdır;
Ekonominin büyüme
potansiyelinin ve rekabet gücünün arttırılması için verimli kullanımlara
yatırım yapılmalı ve eğitime daha fazla önem verilmelidir;
Bürokratik işlemler
kolaylaştırılarak ve diğer teknik engeller kaldırılarak yabancı sermaye
girişi sağlanmalıdır;
Kamu ihaleleri,
enerji, adalet ve içişleri alanlarında AB müktesebatının uygulanması yönünde
idari kapasitenin arttırılmasında ilerleme sınırlı kalmıştır;
Gümrük birliği
çerçevesinde AB müktesebatının uygulanmasında idari kapasite güçlendirilmelidir;
Malların serbest
dolaşımı çerçevesinde önemli teknik engeller sürmektedir;
Standardizasyon,
akreditasyon ve uyumluluk değerlendirmesi alanlarında ilgili kurumların
kurulması ve işlerliğinin arttırılması konusunda çalışılmalıdır;
Uygun bir piyasa
denetleme sistemi kurulmalıdır;
Sermayenin serbest
dolaşımı konusunda yabancı yatırımlar üzerinde önemli kısıtlamalar
halen yürürlüktedir;
Kara para
aklamaya karşı çıkarılan yasaların uygulamasına daha fazla önem verilmelidir;
Şirketler hukuku
alanında korsan yayın ve taklitçilikle mücadele yasalarının uygulanması
sürdürülmelidir. Türk Patent Enstitüsü’nün bağımsız olmalıdır;
Rekabet politikası
alanında devlet yardımları konusunda AB müktesebatına uyumda hiçbir ilerleme
sağlanamamıştır. Öncelikle bağımsız bir devlet yardımları kurulu oluşturulmalıdır;
Tarım alanında
AB müktesebatına uyum çabaları sınırlıdır. Türkiye veterinerlik ve hayvan
sağlığı ile ilgili AB yasalarını benimsemeli ve uygulamalıdır;
Ortak Balıkçılık
Politikası düzenlemelerinde bir ilerleme sağlanmamıştır;
Ulaştırma politikasında
AB müktesebatını uygulamak için yasal çalışma yapılmalıdır;
Doğrudan vergi
toplama kapasitesi arttırılmalı, şirketler vergisi ahlakı ilkelerine
uyacak düzenlemeler yapılmalı ve ayrımcı uygulamalar kaldırılmalıdır. Doğrudan
ve dolaylı vergiler alanında müktesebata kısmen uyum sağlanmıştır.
Gümrük birliğinde
uyum kağıt üzerinde kalmaktadır.
Türkiye ve AB’nin
istatistik kurumlarının altyapıları çok farklıdır. AB müktesebatına
uyum çalışmaları başlamıştır ve bu alanda önemli ölçüde çaba harcanmalıdır;
Türkiye’nin sosyal
politikalar ve istihdam yasaları AB müktesebatından uzak kalmaya devam
etmektedir. Her düzeyde gerçek anlamda bir sosyal diyalog için koşulların
geliştirilip güçlendirilmesi acilen gerekmektedir;
Elektrik ve gaz
sektörlerinde önemli ilerleme sağlanmıştır. AB müktesebatına uyum süreci
başlamıştır ancak daha fazla çaba gerekmektedir;
Telekomünikasyon
sektöründe sabit ve mobil telefon piyasalarının serbestleştirilmesi ve
pazarda hakim konumdaki operatörlerle ilgili yasal çerçeve konularında
bir ilerleme kaydedilmemiştir. Ayrıca Telekomünikasyon Kurumu’nun idari
kapasitesinin özellikle insan kaynakları ve eğitim konularında iyileştirilmesi
sağlanmalıdır;
Basın yayın yasası
AB müktesebatına uyumlu değildir;
Bölgesel politikalarda
AB standartları ile uyumlu, bir etkili bir strateji oluşturulmamıştır;
Çevre alanında
müktesebata uyum sınırlıdır;
Tüketici hakları
ve sağlığı politikasında uyum yetersizdir;
Adalet ve iç
işleri alanında özellikle yasa dışı göçe karşı alınan önlemler güçlendirilmelidir;
Genelleştirilmiş
Tercihli Sistem’in benimsenmesi süreci devam etmelidir;
Türk kamu idaresinde
bütçe ve mali denetim mekanizmaları iyileştirilmelidir;
Müktesebatın uyarlanması
ve etkili uygulanmasını sağlamak amacıyla çeşitli alanlarda idari kapasite
güçlendirilmelidir.
|